İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kasım Özdemir ve Mehmet Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/18189)

1. Başvuru, kolluk görevlisinin silahlı güç kullanımı sonucu

Başvuru No2015/18189Tarih23 Ekim 2019Okuma40 dk · 8.066 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kasım Özdemir Ve Mehmet Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
23 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2015/18189
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.066 kelime·40 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlisinin silahlı güç kullanımı sonucu

oluşan yaralanmalar, bu yaralanma olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi ve kolluk görevlisinin yaralı vaziyetteki kişilerin sağlık kuruluşuna

gönderilmesine mani olması nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Gaziantep'in İslahiye ilçesi Ortaklı Jandarma Karakolu

ekiplerince 10/11/2014 günü saat 07.15 sıralarında Kazıklı köyü yol ayrımında

icra edilen yol emniyet ve kontrol devriyesi esnasında gri renkli, hafif ticari

bir araç kontrol noktasından Kilis yönüne doğru kaçmıştır. Jandarma Astsubay

Çavuş C.Ç. ile emrindeki askerler E.A. ve A.Ç. kaçan aracı devriye aracıyla

takip etmeye başlamışlardır. Ticari araç Kilis'in Merkez ilçesi Deliosman köyüne girip bir ara sokakta sıkışmış, araç

sürücüsü de kaçmıştır. Jandarmaların ticari araçtaki çuvallarda kaçak sigara

bulunduğunu tespit ettikleri esnada kaçan sürücü gelip aracın kontak anahtarını

almıştır. Talebine rağmen sürücünün kontak anahtarını vermemesi üzerine C.Ç.

ile sürücü arasında tartışma çıkmıştır. Sonrasında yaşanan olaylar başvurucular

ile olaya karışan jandarmalar arasında ihtilaflı olmakla birlikte C.Ç.nin piyade tüfeğiyle ateş ederek başvurucu Kasım

Özdemir ile babası olan başvurucu Mehmet Özdemir'i bacaklarından yaraladığı

taraflar arasında ihtilaflı değildir. Başvurucuların yaralanmasından sonra

jandarmalar ancak bir sivil araçla olay yerinden uzaklaşabilmiş, başvurucular

ise çevredeki vatandaşlarca sağlık kuruluşlarına götürülmüştür.

A. Olay Hakkında

Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

9. Olaydan haberdar edilen Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı

(Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl olayla ilgili bir soruşturma başlatmıştır.

10. Kilis İl Jandarma Komutanlığı emrindeki görevliler, olayın

nasıl meydana geldiğine ilişkin tutanakları olaya karışan jandarmaların sözlü

beyanlarına göre düzenlemiştir. Bahsi geçen tutanaklarda başka hususlar yanında

olaya karışan jandarmalar tarafından başvurucu Kasım Özdemir'in üzerinde

bulundurduğu iddia edilen tabanca ile ilgili olarak olay yeri çevresinde

herhangi bir bulguya rastlanmadığı, geçici köy korucusu İ.M.nin

A.Ö. tarafından kendisine verildiğini iddia ettiği bir piyade tüfeğini teslim

ettiği belirtilmiştir.

11. Olay yeri Kilis İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme

Timi ile Islahiye Jandarma Komutanlığı Olay Yeri

İnceleme Tim Komutanlığı görevlilerince incelenmiştir. İncelemeye ilişkin

tutanak ve rapordan;

-Olayın Ah.Ö. ve başvurucu Mehmet

Özdemir'e ait evler ile U.Ç. ve H.B. isimli kişilerin evlerinin arasından geçen

ara sokakta meydana geldiği,

-Devriye aracının dört lastiğinin de belli kısımlarının kesilmek

suretiyle patlatıldığı, aracın yanında ve iç kısımlarında irili ufaklı çok

sayıda taş bulunduğu, aracın bütün camlarının ve arka stop lambalarının kırık

olduğu, aracın kaput kısmında altı adet delik bulunduğu, araç telsizinin

kablolarının koparıldığı ve telsizin kırılarak aracın içine atıldığı, araç içinde

bulunan ve sorgulama için kullanılan bilgisayarın kablolarının koparılarak

alındığı, araç koltuklarının kısmen kırık olduğu, aracın kaportasında birçok

taş izi ve göçük bulunduğu,

-Devriye aracına 41,5 m mesafede sokak üzerinde iki adet kan izi

olduğu,

-Biri olay yerinin meydana geldiği sokakta, biri R.Ç.ye ait

bahçede, üçü de başvurucu Mehmet Özdemir ile R.Ç.ye ait evin arasından geçen

ara sokakta olmak üzere 7,62 mm çapında toplam beş kovan bulunduğu,

-Kovanlardan birinin kan izlerinin bulunduğu yere 2,43 m

uzaklıkta olduğu, ara sokakta bulunan üç kovanın birbirleri arasındaki

mesafenin üç metreden az olduğu anlaşılmıştır.

12. Olay yeri incelemesi esnasında olay yerinin krokisi çizilip

fotoğrafları çekilmiştir.

13. Daha olay yeri incelemesi devam ederken Hassa İlçe Jandarma

Komutanlığına E.Ö.nün kaçan araçtaki kaçak sigara

çuvallarını, Ah.Ö.nün ise siyah poşet içine koyduğu

devriye aracındaki bir eşyayı başvurucu Kasım Özdemir'in evinin arkasındaki

otların arasına sakladığı ihbarı gelmiştir. İhbarı yapan kişiler ayrıca devriye

aracı içindeki bir silahın E.Ö. tarafından alındığını bildirmişlerdir.

14. İhbar üzerine yapılan araştırmada, otluk ve sazlık bir

alanda içinde 375 karton kaçak sigara bulunan üç çuval ile siyah bir poşet

içine konmuş, devriye aracından alınan sorgulama bilgisayarı bulunmuştur.

Başvurucu Kasım Özdemir'in evinin çuvalların bulunduğu yere 400-500 metre,

bilgisayarın bulunduğu yere ise 40-50 metre mesafede olduğu anlaşılmıştır.

15. İ.M., Ş.Ç.ve Ş.D. 10/11/2014 tarihinde Kocabeyli

Jandarma Karakolunda bilgi sahibi sıfatıyla ifade vermişlerdir.

i. Ş.D. bağrışma sesleri üzerine olay yerine gittiğini, kan

izlerinin bulunduğu yerde durduğunu ve kalabalığın durduğu yere gitmediğini,

devriye aracının yanında başvurucu Mehmet Özdemir'in çocukları E.Ö. ile Y.Ö.yü gördüğünü beyan etmiştir.

ii. Ş.Ç. silah seslerinden sonra duyduğu bağrışma sesleri

üzerine gittiği olay yerinin çok kalabalık olduğunu, devriye aracının

çevresinde başvurucu Mehmet Özdemir'in çocukları E.Ö., Y.Ö. ve R.Ö. ile Mehmet

Özdemir'in akrabalarını gördüğünü, aracın hasarlı olduğunu, başvurucuları olay

yerinde görmediğini ifade etmiştir.

iii. İ.M. evdeyken beş altı el silah sesi duyduğunu, silah

seslerinin geldiği, başvurucu Mehmet Özdemir'e ait eve doğru yola çıktığını,

yolda ellerinde tüfek olan üç jandarma gördüğünü, jandarmaların M.D.nin aracına binerek uzaklaşmalarını sağladığını, As.Ö.nün "Al bu

tüfeği evine götür, sakla."diyerek

kendisine bir piyade tüfeği verdiğini, Kocabeyli

Jandarma Karakolunu arayarak durumu bildirdiğini söylemiştir.

16. Jandarma görevlileri 11/11/2014 günü saat 08.10 sıralarında

şüpheli buldukları bir aracı durdurmuştur. Araçta O.C., A.P., V.K. ve Er.Ö.nün bulunduğunu tespit eden görevliler, aracın

bagajındaki biri patlak, ikisi sağlam üç lastiğin kontrol noktasından kaçan gri

renkli ticari araca ait olmasından kuşkulanmıştır. Bu nedenle lastikler kriminal inceleme yapılması için muhafaza altına

alınmıştır.

17. Kilis Jandarma Komutanlığı emrinde görevli jandarmalarca

C.Ç., E.A. ve A.C.ye iki kez, her seferinde ellerinde farklı bir numara taşıyan

A.P., Er.Ö., O.C., Ö.C., V.K., Y.K. Ö.Ö. ve H.D.

gösterilerek teşhis işlemi yaptırılmıştır.

-C.Ç., A.P. ve Er.Ö.yü kontrol

noktasından kaçan araçlardan birinin sürücüsü olarak teşhis etmiş ve her

ikisinin de kendisine sopa ile vurup küfür ettiğini beyan etmiştir. E.A. ve

A.C. teşhiste bulunamamıştır.

-C.Ç. O.C.yi taş atanlardan biri

olarak teşhis etmiş, E.A. ise O.C.nin kendisine tekme

attığını söylemiştir.

-C.Ç. Ö.C.yi köye kadar takip

ettikleri aracın sürücüsü olarak teşhis etmiş ve bu kişinin kendisine taş

attığını söylemiştir. E.A., Ö.C.yi taş atan

kişilerden biri olarak teşhis etmiştir.

-C.Ç. ve E.A., V.K.yı taş atan

kişilerden biri olarak teşhis etmişlerdir.

-C.Ç. Ö.Ö.yü taş atıp A.C.yi yerde sürükleyen kişi olarak teşhis etmiştir. A.C.,

ilk teşhiste Ö.Ö.yü taşa atanlardan biri olarak,

ikinci teşhiste ise kendilerine küfür eden kişi olarak teşhis etmiştir.

-E.A., H.D.yi taş atan kişilerden biri

olarak teşhis etmiştir. A.C., ilk teşhiste tanımadığını ifade ettiği H.D.yi, ikinci teşhiste taş atan ve elindeki silahı almaya

çalışan kişi olarak teşhis etmiştir.

-C.Ç., E.A. ve A.C. Y.K.yı

tanımadığını ifade etmişlerdir.

18. C.Ç., A.Ç. ve E.A. yürütülen soruşturma kapsamında

11/11/2014 ve 13/11/2014 tarihlerinde Kocabeyli

Jandarma Karakolunda (Karakol) konuyla ilgili ifade vermişlerdir.

19. C.Ç.nin ifadelerine göre olay

şöyle gerçekleşmiştir:

C.Ç. olay günü saat 06.00-08.00 saatleri arasında beş askerle

birlikte yol emniyet ve kontrol devriyesinde görevlidir. Kilis yönünden gelen

biri sarı, diğeri gri renkli iki araç kontrol noktasına gelmeden önce araçları

ikaz etmekle görevli askerlerin uyarısına riayet etmemiş ve hızla yoluna devam

etmiştir. Anılan araçlar C.Ç.nin "dur" ikazına da uymamıştır. Bunun

üzerine C.Ç., kontrol noktasının 500 metre kadar ilerisinde bekleyen askerlere

lastik patlatma özelliği olan yol kapanını (lastik patlatan) açmalarını

emretmiştir. Lastik patlatanı gören araç sürücüleri yönlerini değiştirip Kilis

yönüne doğru kaçmaya başlamışlardır. C.Ç. kontrol noktasının yaklaşık 200 metre

gerisinde bekleyen askerlere de lastik patlatanı açmalarını emretmiş ancak

araçlar lastik patlatanın üzerinden geçip Kilis istikametine doğru yola devam

etmiştir. C.Ç., yanına E.A. ve A.C.yi alarak devriye

aracıyla kaçan araçları takibe başlamıştır. Takip esnasında kaçan araçlara

durmaları için sesli uyarılar yapılsa da sonuç alınamamıştır. Deliosman köyüne girildikten sonra sarı renkli araç gözden

kaybolmuş, gri renkli araç ise bir ara sokakta durmak zorunda kalmıştır.

Devriye aracından inip gri renkli aracı kontrol eden C.Ç., sırt diye tabir edilen

çuvallar içinde kaçak sigaralar görmüştür. Karakolda yaptırılan teşhiste isiminin Ö.C. olduğu öğrenilen kişi küfrederek "Siz bu köye nasıl girersiniz, öldürürüz sizi!"

demiştir. O esnada çevrede beliren elli altmış kişi jandarmalara ve devriye

aracına taş atmaya başlamışlardır. C.Ç. kaçak sigaralarla ilgili işlem yapmak

zorunda olduğunu söylemesine rağmen çevredekiler, ana yolun iki tarafını römork

ve bir başka araçla kapatıp taş atmaya devam etmiş, ayrıca içinde bir piyade

tüfeği olan devriye aracının içine girmişlerdir. Etraflarının çevrilmesi

nedeniyle jandarmalar olay yerinden kaçamamışlardır. Kalabalıktaki kişiler hem

taş atmak suretiyle hem de sopayla jandarmalara saldırmışlardır. H.D. isimli

şahıs "Bunları vuralım. Bunlar köye

nasıl girmiş? Araçlarını da yakalım!" diyerek kalabalığı

provoke etmiştir. Birkaç kişi A.C.yi dövüp sürekleyerek bir evin avlusuna sokmaya çalışmış, birkaç

kişi de E.A.yı sürükleyip darbetmiştir.

Bunun üzerine C.Ç. kalabalığın dağılması için havaya -zati demirbaş tabancanın

teslim edilmemiş olması nedeniyle- piyade tüfeğiyle altı yedi el ateş etmiştir.

Ne var ki saldırılar devam etmiş hatta kalabalıktaki bazı kişiler C.Ç.nin elindeki tüfeği almaya çalışmıştır. C.Ç., A.C. ve E.A.yı kurtarmak için bu kişileri sürükleyenlerin ayaklarına

doğru üç dört el ateş etmiştir. Böylece kendilerini sürükleyen kişilerden

kurtulan A.C. ve E.A., C.Ç.nin yanına gitmiştir.

Hırçınlığı artan kalabalık C.Ç. ve diğer askerlere daha büyük taş atarak

karşılık vermiş ve E.A.nın elindeki tüfeği almaya çalışmıştır.

C.Ç. yaklaşmamaları ve taş atmamaları konusunda kalabalığı uyarmış olsa da

kalabalık eylemlerine devam etmiştir. Küfredip "Bir siz de mi silah var?" diyerek elini beline görüren kalabalıktaki bir kişinin belindeki tabancayı gören

C.Ç. birkaç kez "dur"

ihtarında bulunmuştur. Tabancalı kişinin silah kabzasını kavradığını gören

C.Ç., kendisine ateş edilmesini önlemek için yaklaşık 3 metre uzaklıktaki

kişinin ayağına doğru bir el ateş etmiştir. Bu esnada yere düşen tabancayı

babasının vurulduğunu söyleyen bir kişi kavramıştır. Tabancanın kendisine

doğrultulacağı esnada C.Ç., tabancayı tutan kişiyi de bacağından vurmuştur.

Vurulan kişilerden biri yere düşen tabancayı almak için ayağıyla tabancaya

vuran C.Ç.yi ayaklarından tutup yere düşürmüştür. O

esnada atılan taşlardan biri C.Ç.nin omzuna

gelmiştir. C.Ç.nin yanında bulunan E.A. bir el havaya

ateş etmiştir. Sokakta on on beş kişinin kalması sonrasında jandarmalar olay

yerinden kaçıp sivil bir şahsa ait araca binmişlerdir. Kalabalıktaki kişiler

jandarmaları köyden uzaklaştıran sivil aracın sürücüsünü jandarmaları götürürse

öldürecekleri yönünde tehdit etmiştir.

20. 11/11/2014 tarihli ifadesinde A.Ç., Deliosman

köyüne girdikten sonra gri renkli aracın bir ara sokakta durduğunu, sonradan

isminin Ö.C. olduğunu öğrendiği gri renkli araç sürücüsünün olay yerinden

kaçtığını, araçta kaçak sigara bulunduğunu gördüklerini, beş dakika kadar sonra

gri renkli aracın yanına gelen Ö.C.nin araçtaki

telefon, cüzdan ve araç anahtarını aldığını, C.Ç.nin

anahtarı istemesi üzerine Ö.C.nin "Sana anahtar yok." diyerek C.Ç.yi iteklediğini, yanlarına gelen köyden on on beş kadar

kişinin kendilerinden köyden gitmelerini isteyip kendilerini ittiğini ve bu

esnada gri renkli aracın olay yerinden kaçtığını söylemiştir. Bundan başka

A.Ç., C.Ç. ile tartışmaya giren elli altmış kadar kişinin devriye aracı ile

kendilerine taş atmaya başladığını, C.Ç.nin havaya

beş el ateş ettiğini, kalabalığın E.A.yı yerde

sürükleyip elindeki tüfeği almaya çalıştığını, C.Ç.nin

havaya bir el ateş etmesi üzerine E.A.nın

bırakıldığını, ayağa kalkan E.A.nın bir el havaya

ateş ettiğini, kalabalığın taş atmaya devam etmesi üzerine C.Ç.nin

önce havaya, sonra ayaklara doğru ateş ettiğini, kalabalıktaki birinin attığı

tekme nedeniyle yere düştüğünü ve başvurucuların nasıl vurulduğunu görmediğini,

tüfeğini devriye aracının arkasına saklayıp C.Ç. ve E.A.nın

yanına gittiğini, C.Ç.nin havaya ateş ederek

kendilerini olay yerinden çıkardığını, sivil bir araçla köyden

uzaklaştıklarını, elli altmış kişilik bir kalabalık olması nedeniyle saldıran

kişileri tam olarak teşhis edemediğini beyan etmiştir.

- A.Ç. 13/11/2014 tarihli ifadesinde ise önceki ifadesine ilave

olarak kendilerine taş yanında sopa da atıldığını, Ö.C.nin

C.Ç.ye küfrettiğini, yanlarına gelen köylülerin kendilerini öldürmekle tehdit

ettiğini ve bir grubun kendisini bir evin bahçesine doğru sürüklediğini ifade

etmiştir.

21. E.A. 11/11/2014 tarihli ifadesinde; gri renkli aracın Deliosman köyündeki bir ara sokakta durduğunu, araç

sürücüsünün kaçtığını, araçta kaçak sigara bulunduğunu gördüklerini, araç

sürücüsünün beş dakika kadar sonra gri renkli aracın yanına gelip telefon,

cüzdan ve araç anahtarını aldığını, C.Ç.nin anahtarı

istemesi üzerine sürücünün C.Ç.yi iteklediğini,

yanlarına gelen on on beş kadar kişinin kendilerinden köyü terk etmelerini

isteyip kendilerini ittiklerini ve bu esnada gri renkli aracın olay yerinden

kaçırıldığını beyan etmiştir. Ayrıca E.A., C.Ç. ile tartışmaya giren elli

altmış kişilik kalabalığın devriye aracını ve kendilerini taşlamaya

başladığını, C.Ç.nin saldırıyı durdurmak için havaya

beş el ateş ettiğini, sonradan isminin Ö.C. olduğunu öğrendiği kişinin elindeki

tüfeği almaya çalıştığını, kalabalığın kendisini yerde sürükleyip

yumrukladığını, üzerindeki çelik yelek nedeniyle fazla zarar görmediğini,

kendilerine saldıran kalabalıktaki birinin "Ancak sizde mi silah var?" diyerek elini beline

götürdüğünü, C.Ç.nin bu şahsı ayağından vurduğunu,

babasının vurulduğundan söz eden bir kişinin vurulan şahsın silahını alıp

kendilerine ateş etmek istediğini, C.Ç.nin bu kişiyi

de ayağından vurduğunu, bu sırada kendisinin de manevra mermisi ile havaya bir

el ateş ettiğini, kalabalığın biraz dağıldığını, kalabalığın kendilerini

öldürmekle tehdit ettiğini, kullanılamaz hâle gelmesi nedeniyle devriye

aracıyla olay yerinden uzaklaşamadıklarını, kalabalığın içinden üç el tüfek

sesi geldiğini, sivil bir araçla köyden uzaklaşabildiklerini, elli altmış

kişilik bir kalabalık olması nedeniyle saldıran kişileri tam olarak teşhis

edemediğini söylemiştir.

E.A. 13/11/2014 tarihli ifadesinde önceki ifadesine ek olarak

ateş etmeden önce C.Ç.nin başvurucuları durmaları

için uyardığını ve başvurucuların yaralanmasından sonra yerde yatan birinin C.Ç.nin ayağından tutup "Kaçmasın durdurun bunu, öldürün!" diye bağırdığını ve

bunun üzerine havaya ateş ettiğini beyan etmiştir.

22. V.K., Er.Ö., O.C. ve A.P.

Karakolda şüpheli sıfatıyla verdikleri 11/11/2014 tarihli ifadelerinde olay

hakkında bilgi sahibi olmadıklarını beyan etmişlerdir.

23. Aynı tarihte şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesine göre H.D.

hadiseden sonra olay yerine gitmiştir.

24. Başvurucu Mehmet Özdemir'in yeğeni Ö.Ö. 11/11/2014 günü

şüpheli sıfatıyla alınan kolluk ifadesinde 10/11/2014 günü saat 07.30

sıralarında gri renkli bir aracın hızla köye girdiğini, arkasından da bir

devriye aracının süratle peşinden gittiğini, ne olduğunu anlamak için devriye

aracının yanına geldiğini, gri renkli aracın terk edilmiş vaziyette durduğunu,

aracın yanına gelen, tanımadığı iki kişinin "Siz kim oluyorsunuz da köye giriyorsunuz?" diyerek

jandarmaların üzerine yürüdüğünü, bu kişilerin jandarmaları itekleyerek gri

renkli araçtan uzaklaştırdıklarını, o esnada şahıslardan birinin gri renkli

aracı kaçırdığını, diğerinin de astsubayı yoldan aşağıya iteklediğini beyan

etmiştir. İfadesinin devamında ise Ö.Ö., astsubayın ateş etmek için silahını

yukarıya doğru kaldırdığını, o esnada elinde ekmekle olay yerine gelen

başvurucu Kasım Özdemir'in "Köyün

içinde ateş etmeyin, çocuklar korkar." dediğini, Kasım Özdemir

ile ismini bilmediği diğer şahsın ateş etmesini engellemek için astsubayın

tüfeğini tutup yolun aşağısına doğru gittiğini, itişme esnasında diğer

askerlerin de astsubayın yanında olduğunu, derken silah sesleri geldiğini, olay

yerine yaklaşık otuz beş kırk kişinin geldiğini, astsubayın 3-4 metre mesafeden

sağa sola silah doğrulttuğunu, duyduğu silah sesinden sonra amcası Mehmet

Özdemir'i yerde gördüğünü, askerlerin devriye aracına binmeden sağa sola silah

doğrultarak köyün yukarısına gittiğini ve ağabeyini eve bıraktıktan sonra olay

yerine tekrar döndüğünde devriye aracını kullanılamaz hâlde gördüğünü

söylemiştir.

25. Karakolda şüpheli sıfatıyla verdiği 12/11/2014 tarihli

ifadesinde M.H.D., köyün içinde gördüğü jandarmaların gri renkli bir aracın yanında

beklediğini, tanımadığı bir kişinin gelip gri renkli aracın kontak anahtarını

aldığını, jandarmalar ile tartışma yaşanması sonrasında evine gittiğini, bir

buçuk saat kadar sonra gittiği olay yerinde köylülerden oluşan bir kalabalık

gördüğünü, devriye aracının camlarının ve kaportasının kırık olduğunu,

kalabalıktan birinin "Bu jandarma

aracını yakalım." dediğini beyan etmiştir.

26. Başvurucu Mehmet Özdemir'in oğlu E.Ö.nün

şüpheli sıfatıyla verdiği 12/10/2014 tarihli ifadeden olayı görmediği, kaçak sigaraları

sakladığına ve devriye aracındaki tüfeği aldığına dair suçlamaları kabul

etmediği anlaşılmıştır.

27. Ö.C. Karakolda ve Cumhuriyet Başsavcılığında alınan

12/11/2014 tarihli ifadesinde, Deliosman köyünde

meydana gelen olayla herhangi bir ilgisini bulunmadığını beyan etmiştir.

28. Başvurucu Mehmet Özdemir'in oğlu Y.Ö. 12/11/2014 günü

şüpheli sıfatıyla alınan kolluk ifadesinde; silah sesleri üzerine evlerinden

dışarıya çıktığını, başvurucuKasım Özdemir'i yaralı

olarak gördüğünü, başvurucu Mehmet Özdemir'in Kasım Özdemir'e yardım etmek

isterken herhangi bir şekilde uyarılmadan vurulduğunu, yaralılara yardım etmek

istediğini ancak astsubayın kendilerini vurmakla tehdit ettiğini, olay yerine

vardığında devriye aracının kullanılamaz durumda olduğunu gördüğünü ancak

devriye aracına zarar veren kişileri görmediğini, konuyla ilgisinin

bulunmadığını beyan etmiştir.

29. Başvurucu Mehmet Özdemir'in yeğeni olan Ah.Ö.

de aynı tarihte alınan kolluk ifadesinde benzer yönde beyanda bulunmuştur.

30. U.Ç., başvurucu Mehmet Özdemir'in oğlu Y.Ö. ile başvurucu

Mehmet Özdemir'in yeğenleri C.Ö. ve Ah.Ö. 13/11/2014

tarihinde Karakolda bilgi sahibi sıfatıyla ifade vermişlerdir. U.Ç., Ah.Ö., Y.Ö. ve C.Ö. silah sesleri üzerine evlerinden

dışarıya çıktıklarını, başvurucuKasım Özdemir'i

yaralı olarak gördüklerini, oğlu Kasım Özdemir'e yardım etmek isterken

başvurucu Mehmet Özdemir'in herhangi bir şekilde uyarılmadan vurulduğunu,

başvurucularda silah bulunmadığını beyan etmişlerdir. Ah.Ö.

ek olarak astsubayın kendilerini başvuruculara yaklaştırmadığını ve bu nedenle

on dakika kadar bir süreyle yaralılara yardım edemediklerini ifade etmiştir.

C.Ö. ve Y.Ö. ise ilaveten yaralılara yardım etmek istediklerini ancak

astsubayın kendilerini vurmakla tehdit ettiğini söylemişlerdir.

31. Başvurucu Kasım Özdemir şüpheli sıfatıyla alınan 14/11/2014

tarihli kolluk ifadesinde; rütbesini hatırlamadığı askere "Köyde silah sıkmayın. Çocuklar rahatsız olur."

demesi sonrasında bahsettiği askerin bacağına ateş ettiğini, babası Mehmet

Özdemir'in "Sen ne yaptın?"

demesi üzerine askerin babasının bacağına da ateş etttiğini,

kaçan araçla bir ilgilerinin bulunmadığını söylemiştir. Başvurucu Cumhuriyet

Başsavcılığında verdiği 27/1/2015 tarihli ifadesinde de benzer yönde beyanda

bulunup ateş etmeden önce havaya uyarı atışı yapılmadığını iddia etmiştir.

32. Başvurucu Mehmet Özdemir ise 14/11/20104 tarihli kolluk

beyanında, silah sesleri üzerine evden dışarı çıkınca oğlunu yaralı olarak

gördüğünü, ne yaptığını sorduğu askerin bacağına ateş ederek kendisini

yaraladığını, askerin kendilerini neden vurduğunu bilmediğini, kaçan araçla bir

ilgilerinin olmadığını ifade etmiştir.

33. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca iştirak hâlinde sigara

kaçakçılığı suçu nedeniyle yürütülen bir soruşturma kapsamında verilen

28/10/2014 tarihli karar uyarınca Ö.C. isimli şahsın telekomünikasyon yoluyla

iletişimi dinlenip kayda alınmıştır. Söz konusu dinleme kayıtları esas alınarak

Kilis İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli jandarmalarca düzenlenen

tutanaklara göre;

- Ö.C. H.D. ile telefonda birçok kez görüşmüştür. Olay öncesinde

yapıldığı anlaşılan ilk görüşmede Ö.C., lastik patlatandan geçmeleri nedeniyle

araç lastiklerinin patlak olduğundan söz ederek köylülerin köyün girişini

askerlere kapatması için H.D.den yardım istemiştir.

Sonraki birkaç görüşmede Ö.C. H.D.den köylüleri

ayaklandırmasına ve eşyanın iki üç kişiden oluşan jandarma ekibine

bırakılmamasına ilişkin istemini beyan etmiştir. Olay sonrasında yapıldığı anlaşılan

bir görüşmede Ö.C. H.D.ye olay esnasında yalnızca dört kişinin mücadele

ettiğini, bunlardan birisinin H.D., diğerinin yaralanan olduğunu söylemiş ancak

yaralanan kimseden kimi kastettiğini belirtmemiştir. H.D. ise C.Ç.yi kastederek kendilerine linç fırsatı tanınmaması ve C.Ç.nin elindeki silahı alamamaları nedeniyle

hayıflanmıştır.

- Tespit edilemeyen bir kişiyle yaptığı görüşmede Ö.C. mal

aldıkları köye girdiklerini, köylülerin toplandığını, köylüler ile askerin

birbirine girdiğini, komutanın iki köylüye ateş ettiğini söylemiştir.

- E. isimli bir kişiyle yaptığı görüşmede Ö.C., köylülerin

jandarmaya eşyanın alınmasına izin vermeyeceklerine ilişkin sözler söylemeleri

üzerine jandarma ile köylülerin birbirine girdiğini, olay esnasında bir baba

ile oğulun bacağından yaralandığını ifade etmiştir.

- Ö.C. U.Ç. ile yaptığı telefon görüşmesinde, linç edememekten

duyduğu üzüntüyü ifade edip orada otursaydı onu (C.Ç.) öldüreceğinden söz

etmiştir.

34. Islahiye Devlet Hastanesince

düzenlenen tıbbi belgelere göre;

- C.Ç.nin sol bacağında, sol kolunda

ve sol omzunun arkasında sıyrıklar; sağ kolunda, sağ omzunda, boyun bölgesinde

ve ellerinde ise ekimozlar oluşmuştur. Boyun

çevresindeki ekimozlar geniş çaplıdır.

- E.A.nın başının sağında hematom, boyunda ve sağ omuzda ekimoz,

eller ve bacaklarda sıyrık ve ekimozlar meydana

gelmiştir.

- A.Ç.nin başının solunda hematom, boyunda, sağ omuz ve sağ bacakta ekimoz, ellerde sıyrık ve ekimozlar

oluşmuştur.

- C.Ç., E.A. ve A.Ç.de meydana gelen yaralanmalar basit tıbbi

müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafiftir.

35. Islahiye Devlet Hastanesinin

10/11/2014 tarihli raporlarına göre C.Ç., E.A. ve A.Ç.nin

on gün istirahati uygundur.

36. Jandarma Kriminal Daire

Başkanlığınca düzenlenen 4/12/2014, 12/12/2014 16/1/2015 ve 27/1/2015 tarihli

uzmanlık raporlarına göre;

- Olay yerinden alınan beş adet kovan A.Ç.ye ait olup olay

esnasında C.Ç. tarafından kullanıldığı bildirilen silahtan atılmıştır.

- İnceleme için gönderilen üç lastik üzerindeki izlerin lastik

patlatan tarafından oluşturulup oluşturulmadığı hususunda kanaate

varılamamıştır.

- İçinde bilgisayar

bulunan siyah poşet üzerinde yer alan dört parmak izinden üçü mukayeseye

elverişli olmadığı gibi mukayeseye elverişli iz başvuruculara ait parmak

izinden ayrıdır.

- C.Ç.nin sol el ve yüz svaplarında atış artığı tespit edilmiş ancak başvurucular

ile A.Ç. ve E.A.ya ait svaplarda

atış artığına rastlanmamıştır. Başvurucu Kasım Özdemir'e ait tişörtün çeşitli

yerlerinde kaynağı belirlenmeyen, muhtelif sayıda küçük delinmeler, eşofman

altının sol bacak diz kapağı bölgesinde 0,5x0,2 cm ebadında bir delinme, bu

delinmenin hizasına denk gelen bölgede, sol bacak arka bölgesinde 13x9 cm

ebadında bir delinme tespit edilmiş olup giysilerde herhangi bir atış artığına

rastlanmamıştır. Başvurucu Mehmet Özdemir'e ait pantolonun sağ bacak ön alt

bölgesinde birbirine paralel 0,5x0,5 cm ve 8x5 cm ebadında iki delinme, sol

bacak diz kapağı bölgesinde muhtelif sayıda küçük delinme saptanmış olup gerek

delinme bölgeleri çevresinde gerekse pantolonun kalan kısımlarında atış

artığına rastlanmıştır. Fiziksel ve kimyasal karakteristik bulgular birbiriyle

örtüşmediğinden atış mesafesi konusunda değerlendirme yapılamamıştır.

37. İçinde bilgisayar bulunan siyah poşet üzerinden alınan izler

otomatik parmak izi ve avuç izi teşhis sistemine kaydedilmiş ancak yapılan

sorgulamada herhangi bir eşleşme sağlanamamıştır.

38. Mehmet Özdemir hakkında Hassa Devlet Hastanesi ve Hatay

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesince

düzenlenen tıbbi belgelere göre başvurucunun sol ayakta tibia (incik kemiği) alt uca yakın

bölümde ateşli silah giriş deliği bulunmakta olup mermi medialden çıkmıştır. Olay nedeniyle

başvurucuda tibia

(incik kemiği) ve fibula

(kaval kemiği) kırıkları meydana gelmiştir.

39. Kilis Devlet Hastanesinde görevli bir ortopedi ve

travmatoloji uzmanınca başvurucu Kasım Özdemir hakkında düzenlenen 28/1/2015

tarihli adli raporda, yaralama fiilinin başvurucu üzerindeki etkisinin basit

bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, başvurucuda sol tibia ve fibula parçalı kırıkların bulunduğu

açıklanmıştır.

40. Başvurucu Mehmet Özdemir hakkında MKÜ Tayfur Ata Sökmen Tıp

Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalında görevli bir adli tıp uzmanınca düzenlenen

4/2/2015 tarihli adli raporda, yaralama fiilinin başvurucu üzerindeki etkisinin

basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı ve

başvurucuda meydana gelen kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarındaki etkisinin

ağır olduğu belirtilmiştir.

41. Cumhuriyet Başsavcılığı 13/2/2015 tarihinde, polis ve

jandarmanın silah kullanma yetkisine ilişkin 8/9/1971 sayılı ve 1481 sayılı

Asayişe Müessir Bazı Fiillerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile

4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun 16.

maddesine işaret ederek şüpheli C.Ç.nin silah

kullanma yetkisi ve meşru savunma kapsamında ateş ettiği sonucuna varmış; bu

nedenle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

(kovuşturmasızlık kararı) vermiştir. Bahse konu kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Bursa C. Başsavcılığınca yürütülmekte olan

2014/53458 hazırlık numarası üzerinden şüphelilerden [Ö.C.] ile [H.D.nın] Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile

dinlenildiği, dosya içerisine alınan şüphelilere ait tape

kayıtlarından anlaşılacağı üzere, şüpheli [Ö.C.ın],

[H.D.yı] arayarak

özetle askerler tarafından açılan lastik patlatanın üzerinden geçtiklerini ve [H.D.dan] yardım

istediği, bunun üzerine olay yerine birçok insanın geldiği, orada bulunan

kişiler ile görevli askerler arasında tartışma çıktığı, tartışmanın büyümesi

üzerine olay yerinde bulunan şahısların görevli askerlere karşı cebir

kullanmaya başladıkları hatta tehditte bulundukları, böylece olay yerinde

bulunan şüphelilerin görev yaptırmamak için direnme suçunun unsurları olan

cebir ve tehditte bulunarak orada bulunan askerlerin görevlerini yapmalarını engelmeye çalıştıkları, bunun üzerine olay yerinde bulunan

kişi sayısının artmasından dolayı görevli askerlerin havaya uyarı ateşi

açtıkları, fakat buna rağmen olay yerinde bulunan ve baba oğul olan şüpheliler

Kazım Özdemir ile Mehmet Özdemir'in görevli jandarma Astsubay Çavuş [C.Ç.nın] diğer köylüler

ile birlikte üzerine yürümeye devam ettikleri, hatta bu şahısların

beyanlarından da anlaşılacağı üzere, görevli askerlere taş atmaya başladıkları,

bu durum karşısında hayatlarından endişe eden Jandarma Astsubay Çavuş [C.Ç.nın] mağdurlar Kazım

Özdemir ile Mehmet Özdemir'in ayaklarına doğru ateş ettiği ve olay yerinde

Kazım Özdemir ile Mehmet Özdemir'in bu şekilde yaralandığı, olayın bu şekilde

büyümesi üzerine olay yerinde bulunan kişilerin askeri araca zarar vermeye

başladıkları, bu durumu gören görevli askerlerin olay yerinden başka bir araçla

uzaklaşarak birliklerine geri döndükleri hususunun dosya kapsamı ile

anlaşıldığı,

...

...[B]irden fazla şüpheli şahıs tarafından askerlerin kıskaca

alındığı ve şüpheliler tarafından askerlere taş atılmaya başlandığı, hatta

kalabalığın askerlerin silahını almak için askerleri darp ettikleri, yukarıda

da belirtildiği üzere olay yerinde bulunan her üç askerin de yaralandığının

tespit edildiği, askerlerin öncelikle havaya ateş ettikleri, kalabalığın buna

rağmen dağılmayarak askerleri yaralamaya devam ettikleri, bunun üzerine

astsubay olan şüpheli [C.Ç.nın] önce vatandaşları uyardığı, sonra havaya ateş

açtığı, buna rağmen baba oğul olan mağdurlar Kazım Özdemir ile Mehmet

Özdemir'in askerlerin yaralamaya devam etmesi üzerine hem silah kullanma

şartlarının hemde meşru müdafa

şartlarının oluştuğu, bu durum karşısında şüpheli [C.Ç.nın] silahı ile

şahısları ayağından yaraladığı, mağdurların adli raporlarından da anlaşılacağı

üzere, ayaklarından yaralandıklarının tespit edildiği anlaşıldığından, şüpheli [C.Ç.nın] silah kullanma

yetkisi oluştuktan sonra silahı ile her iki mağduru yaralamasının silahla

kasten yaralama suçunun unsurlarını oluşturmayacağından, şüphelinin üzerine

atılı silahla kasten yaralama suçundan;

KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YAPILMASINA YER

OLMADIĞINA ... karar verildi."

42. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla kovuşturmasızlık

kararına itiraz etmişlerdir. Yapılan itirazda başvurucuların kaçakçılık

olayıyla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, başvurucuların kamu görevlilerine

yönelik cebir veya tehdit içerikli bir eyleminin olmadığı, şüphelinin görev

yeri ve silah kullanma yetkisi dışında ateş ettiği, kovuşturmasızlık kararı

verilirken kamu görevlisi olmayan kişilerin beyanlarına itibar edilmediği,

jandarmaların ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğu, jandarmanın kendisi

hakkındaki şikâyeti soruşturmasının hak ihlali olduğu ve başvurucular hakkında

kamu davası açılırken şüpheli hakkında kamu davası açılmamasının eşitlik

ilkesine aykırı olduğu hususları dile getirilmiştir.

43. Başvurucuların kovuşturmasızlık kararına vaki itirazı Kilis

Sulh Ceza Hâkimliğince 23/3/2015 tarihinde, şüphelinin eyleminin meşru müdafaa

kapsamında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

44. Anılan kararın başvurucular vekiline tebliğ edildiği tespit

edilmemiş olup başvurucular karardan 10/11/2015 tarihinde haberdar olduklarını

bildirmişlerdir.

B. Başvurucuların da

Aralarında Bulunduğu Bazı Kişiler Hakkında Açılan Kamu Davasına İlişkin Süreç

45. Cumhuriyet Başsavcılığı;

-Kamu malına zarar verme suçunu işlediği iddiasıyla Y.Ö.

hakkında,

-Görev yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri iddiasıyla

M.H.D., E.Ö., Ah.Ö. ve başvurucular hakkında,

-Kamu malına zarar verme ve görev yaptırmama suçlarını

işledikleri iddiasıyla A.P., Ö.Ö., V.K., H.D., Er.Ö.

ve O.C.hakkında,

-Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve kamu malına zarar

verme suçlarını işlediği iddiasıyla Ö.C. hakkında Kilis 3. Asliye Ceza

Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır.

46. Yargılama kapsamında temin edilen belgelerden, iştirak

hâlinde sigara kaçakçılığı suçu

nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

29/8/2014 tarihli kararına, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ise 30/10/2014

tarihli kararına istinaden Ö.C.nin telekomünikasyon

yoluyla iletişiminin dinlenip kayda alındığı anlaşılmıştır.

47. Sanıklar A.P., V.K., Er.Ö.,O.C.,

Ö.C., E.Ö., Ah.Ö. ve başvurucular yapılan

sorgularında soruşturma aşamasında alınan ifadeleriyle benzer yönde beyanda

bulunmuşlardır.

48. Sorgusunda büyük ölçüde soruşturma aşamasında verdiği

ifadeyle benzer mahiyette beyanda bulunan Ö.Ö. önceki beyanından farklı olarak

başvurucu Kasım Özdemir'in astsubayın elindeki silahı tuttuğunu

hatırlamadığını, kimsenin askerlere taş atmadığını ve askerleri yaralamadığını,

kendi fikrine göre askerlerin kendi kendilerini yaraladığını söylemiştir.

49. H.D., Ö.C. ile telefonda yaptığı konuşmaları uykuluyken

yaptığı için hatırlamadığını ve olayın meydana gelmesinden sonra olay yerine

gittiğini beyan etmiştir.

50. Sorgusunda Ö.C. ile yaptığı telefon görüşmesinde bahsi geçen

hususlar kendisine sorulunca M.H.D., Ö.C.yi

tanımadığını ve Ö.C.ye "Malları boşalttınız

mı?" diye neden sorduğunu hatırlamadığını söylemiştir. Bahsi

geçen görüşmeye ait kayıt UYAP'ta bulunamamıştır.

51. Y.Ö. sorgusunda sokağa çıktığında başvurucuların ikisinin de

yaralı vaziyette olduğunu beyan etmiştir.

52. A.Ç. ve E.A., istinabe yoluyla alınan beyanlarında

soruşturma aşamasında verdikleri ifadeleri tekrar etmiştir.

53. Yapılan yargılama sonunda Ceza Mahkemesi;

-Mala zarar verme suçu nedeniyle A.P., Ö.Ö., V.K., H.D., Er.Ö., O.C., Y.Ö.ve Ö.C.nin

neticeten 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına,

-Görev yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle M.H.D., A.P.,

H.D., O.C., Ö.C. ve başvurucular Mehmet Özdemir ile Kasım Özdemir'in neticeten

8 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına vehükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına,

-Görev yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle Ö.Ö., V.K. ve Er.Ö.nün neticeten 5.000 TL adli para cezasıyla

cezalandırılmasına,

-Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu nedeniyle Ö.C.nin neticeten 7.080 TL adli adli para cezasıyla

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,

-İsnat edilen suçları işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle

E.Ö. ve Ah.Ö.nün beraatine

karar vermiştir.

54. Başvurucular ve H.D. dışındaki sanıklar hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararına (HAGB kararı) itiraz etmemişlerdir. Bu

nedenle söz konusu kişiler hakkında verilen HAGB kararları kesinleşmiştir. H.D.nin HAGB kararına yönelik itirazı Kilis Ağır Ceza

Mahkemesince 15/5/2017 tarihinde reddedildiğinden H.D. hakkındaki HAGB kararı

da kesinleşmiştir.

55. Er.Ö., Ö.C., H.D., Ö.Ö., O.C.,

V.K. ve A.P. haklarında verilen HAGB kararı dışındaki hükümlere karşı istinaf

başvurusunda bulunmuşlardır. İstinaf başvurusunu inceleyen Gaziantep Bölge

Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi yaptıkları başvuruların süresinde olmadığı

gerekçesiyle Er.Ö. ve Ö.C.nin

başvurularını usulden, diğer sanıkların başvurularını ise esastan reddetmiştir.

Bu suretle Er.Ö., Ö.C., H.D., Ö.Ö., O.C., V.K. ve

A.P. haklarında verilen HAGB kararı dışındaki hükümler de kesinleşmiştir.

56. Aleyhlerine istinaf başvurusu yapılmaması nedeniyle Y.Ö.,

E.Ö. ve Ah.Ö. hakkında kurulan hükümler

kesinleşmiştir.

57. Başvurucuların haklarında HAGB kararı verilmesine

rızalarının bulunmadığı gerekçesiyle yaptıkları itirazın Kilis Ağır Ceza

Mahkemesince kabul edilmesi üzerine yapılan yargılamada başvurucular, HAGB

kararı verilmesine rıza göstermiştir. Bu nedenle Ceza Mahkemesi daha önce

verdiği hüküm doğrultusunda karar vermiştir. Başvurucuların bu karara

yaptıkları itiraz 25/3/2019 tarihinde Kilis Ağır Ceza Mahkemesince

reddedilmiştir.

C. Başvurucular Tarafından Açılan Tam Yargı

Davasına İlişkin Süreç

58. Başvurucular 5/2/2016 tarihinde, yaralanmalarına sebep olan

olayda hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla Jandarma Genel Komutanlığı aleyhine

Gaziantep 2. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde tam yargı davası açıp

her biri için 500 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat talep etmişlerdir.

59. İdare Mahkemesi 15/12/2016 tarihinde, Cumhuriyet

Başsavcılığınca verilen kovuşturmasızlık kararı ile başvurucuların da

aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında düzenlenen iddianameye dikkate

çekerek idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran şartların gerçekleşmediği

gerekçesiyle tazminat isteminin reddine karar vermiştir.

60. Başvurucuların istinaf başvurusu Gaziantep Bölge İdare

Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesince (Daire) 8/6/2017 tarihinde

reddedilmiştir.

61. Başvurucular Daire kararını Danıştay nezdinde temyiz etmiş

olup temyiz istemi hakkında henüz karar verilmemiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

62. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç

Hizmet Kanunu'nun askerlerin silah kullanma yetkilerini düzenleyen 87., 88.,

89. ve 90. maddeleri şöyledir:

"Madde 87 - (Değişik madde: 25/04/1972 -

1582/1 md.)

Askerler karakol, karakol nöbetçisi, devriye,

nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin için

görevlendirildiklerinde aşağıda gösterilen hallerde silah kullanmaya

yetkilidirler.

I - Silah kullanmasını gerektiren haller

a) Bu hizmetlerden birini yaparken müessir bir

fiil ile taarruza uğranıldığı veya müeesir bir fiil

veya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerle yapılmasına mukavemet edildiği

takdirde bu taarruz ve mukavemetleri gidermek için,

b) Bir taarruz veya mukavemete hazırlanan ve

silahını veya mukavemete elverişli bir aleti bırakmaya davet edildiği halde, bu

davete derhal itaat etmeyen veyahut bıraktığı silahı veya aleti tekrar eline

almaya davranan veya alan kimseyi itaate zorlamak için,

c) Bu kanunun 80 ve 81 inci maddeleri

gereğince muvakkaten yakalanan bir şahsın veyahut muhafaza ve sevki kendisine

tevdi edilmiş olan bir tutuklunun veya hükümlünün kaçması veya kaçmaya teşebbüs

etmesi ve verilecek dur emrini dinlemediği görüldüğünde başka türlü ele

geçirilmesi kabil olmadığı takdirde yakalanması için,

d) Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insan

ve her türlü eşyaya karşı vukubulan taarruzu defetmek

için,

e) Bu maddede sayılan görevleri yapan

askerlere karşı, sözle yapılan sataşma veya hareketlerin bertaraf edilmesi

sırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehditle

karşılaşıldığında bu halleri gidermek için.

II - Silah kullanma derecesi

Bu maddede yazılı hizmetlerin yapılması

sırasında silah kullanılması için başkaca bir çare kalmaması veya zaruret

olması şarttır.

1. Şahıs veya topluluk silahsız ise;

mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehdidin derecesine göre asayiş hizmeti

ile görevli birlik komutanı gerekli uyarmayı yaparak silah kullanılacağını

ihtar eder. Bu ihtara itaat edilmezse bunu sağlayacak dereceden başlamak üzere

silah kullanılır.

2. Şahıs veya topluluk silahlı veya taarruzun

önemli derecede etkili kılacak şekilde aletleri taşıyorsa, silah veya aletlerin

bırakılması ihtar olunur. Tecavüz taarruz veya mukavemet buna rağmen devam

ederse itaati sağlayacak dereceden başlamak üzere silah kullanılır.

III - Silah kullanma tarzı

1. Silah çeşitlerine göre etkili olabilecek

şekilde kullanılır. Önce kesici ve dürtücü silahlar ile ateşli silahlar hedefe

tevcih edilir, sonra ateşli silahların dipçik ve kabzaları kullanılır, daha

sonra kesici ve dürtücü ve ateşli silahlar bilfiil kullanılır.

2. Silah kullanmak mutlaka ateş etmek

değildir. Ateş etmek son çaredir. Önce havaya ihtar ateşi yapılır. Sonra ayağa

doğru ateş edilir, mukavemet veya taarruza veyahut tehlikeli bir tehdide varan

mukavemet hali devam ederse, hedef gözetilmeksizin ateş edilir.

IV - Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek

1. Ateş etmek bilhassa bunun için emir

verilmiş olmasına bağlıdır.

2. Ateş emri verilmemiş olsa dahi her asker

silahını kullanabilir. Ancak silahını kullanılacağı zamanın ve kullanma derece

ve tarzının tayini her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde

tutularak silahını kullanacak asker tarafından bizzat takdir olunur.

V - Ateş emri vermeye yetkili makamlar

1. Bu maddede yazılı görevleri yapmak için

birliğe görev veren üst komutan olay yerinde bulunuyorsa sözle ateş emri

vermeye yetkilidir. Komutan, bu emri yazı ile teyit eder.

2. Asayişe memur edilen kuvvetlerin olay

yerinde bulunan birlik komutanı veya asayişe memur edilen birliğin parçalarına

komuta eden en küçük komutan ve amirler dahi önceden emir verilmemiş olsa bile

sözle ateş emri vermeye yetkilidir.

VI - Sorumluluk

Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar

göz önünde tutulmak kaydiyle bu madde hükümlerine

göre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanına

sorumluluk yüklenemez.

VII - Soruşturma usulü ve adli yardım

(Ek fıkra: 22/11/1990 - 3683/5 md.) Silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında,

hazırlık soruşturması Askeri Savcı, Cumhuriyet Savcısı veya yardımcıları

tarafından yapılır. Haklarında dava açılan sanık asker kişiler duruşmadan

vareste tutulabilir. Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığın

mensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatın

ücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutma

ve avukatlık ücretinin ödeme usul ve esasları, Milli Savunma ve İçişleri

bakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde

çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Madde 88 - (Değişik madde: 25/04/1972 - 1582/1

md.)

Silah kullanma yetkisini haiz bulunan her

asker veya silah kullanma emrini vermeye yetkili her komutan kanunun tayin

etmiş olduğu müsaadeleri yerinde ve zamanında kullanmaz veya silahlarından tamamiyle istifade etmezse fiilin mahiyetine göre

cezalandırılır.

Madde 89 - 87 nci

maddede gösterilen hallerden başka hizmete ait bir vazifeyi yaparken maruz

kaldığı bir mukavemeti bertaraf etmek veyahut askere veya askeri eşyaya karşı

yapılan bir tecavüze karşı koymak için silah kullanmak zarureti hasıl olursa,

her asker silah kullanmaya salahiyetli ve vazifelidir.

Madde 90 - 87 ve 89 uncu maddelerde gösterilen

hallerden başka her asker meşru müdafaa halinde silah kullanmaya

salahiyettardır."

63. 8/9/1971 tarihli ve 1481 sayılı Asayişe Müessir Bazı

Fiillerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Polis ve jandarma, diğer kanun ve

tüzüklerde yazılı yetkileri saklı kalmak üzere, aşağıda yazılı hallerde de

silah kullanmaya yetkilidirler:

A) 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet

Kanununun 16 ncı maddesinde yazılı hallerde,

..."

64. 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve

Yetkileri Kanunu'nun "Silah kullanma

yetkisi" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

"Jandarma, kendisine

verilen görevlerin ifası sırasında hizmet özelliğine uygun ve görevin gereği

olarak kanunlarda öngörülen silah kullanma yetkisine sahiptir."

65. 2559 sayılı Kanun'un "Zor

ve silah kullanma" kenar başlıklı

16. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması

halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya

yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin

mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde

kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları

gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde

doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı

veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı

su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve

atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye

devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.

Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar

yapılmadan da zor kullanılabilir

...

Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir

saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

Polis;

a) Meşru savunma hakkının kullanılması

kapsamında,

...

silah kullanmaya yetkilidir.

..."

66. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Meşru savunma ve zorunluluk hâli" kenar başlıklı 25. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Gerek kendisine ve gerek başkasına ait

bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan

haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde

defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez."

B. Uluslararası Hukuk

1. Güvenlik Güçlerinin

Silahlı Güç Kullanımı Sonucu Meydana Gelen Yaralanma Olaylarının Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin Hangi Maddesi Bağlamında İnceleneceği (Uygulanabilirlik)

Yönünden

67. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kullanılan kamu

gücünün netice itibarıyla ölümcül olmadığı bazı başvurularda; güç kullanımını

çevreleyen koşulları, özellikle kullanılan kuvvetin türü ve derecesini, kamu

gücünü kullanan kişinin açık niyetini ve güç kullanımının arkasındaki amaç gibi

hususları dikkate alarak gücün kesinlikle gerekli olmadığına yönelik şikâyetleri

yaşam hakkı kapsamında incelemiştir. AİHM'e göre

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 2. maddesi -ilkesel olarak-

kasti olmayan bir sonuç olarak can kayıplarına neden olabilen durumları kapsam

dışı bırakmaz (birçok karar arasından bkz. İlhan/Türkiye

[BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, §§ 75, 76; Atiman/Türkiye, B. No: 62279/09, 23/9/2014, § 27). Nitekim AİHM;

-Makaratzis/Yunanistan ([BD],B. No: 50385/99,

20/12/2004, §§ 49-55) kararında, kolluk kuvvetlerinin durdurmak için

başvurucunun içinde bulunduğu araca ateş ettiği ve yapılan atışların

başvurucunun dokuz gün yataklı tedavi görmesine neden olacak şekilde ciddi

biçimde yaralanmasına neden olduğu olayı,

-Yukarıda anılan Atiman/Türkiye

kararında, kolluk kuvvetlerinin durdurmak maksadıyla başvurucunun içinde

bulunduğu araca ateş ettiği ve bazı kurşunların yerden sekip başvurucunun

kalçasından yaralanmasına neden olduğu olayı,

-Evrim Öktem/Türkiye (B.

No: 9207/03, 4/11/2008, §§ 39-43) kararında, iki ekip arkadaşıyla birlikte

aralarında başvurucunun da bulunduğu birkaç genci dar sokak aralarında takip

eden bir polisin kaçan gençleri korkutmak amacıyla kullandığı ateşli silahın

başvurucunun diz kapağı altında çok sayıda kırık oluşturacak şekilde

yaralanmasına neden olduğu olayı,

-Haász ve Szabó/Macaristan (B.

No: 11327/14 ve 11613/14, 13/10/2015, §§43-48) kararında, polis memurunun

öldürme niyeti olmamasına karşın bir araç içerisinde bulunan ikinci başvurana

karşı silahını iki kez ateşlediği ve atılan iki kurşundan ikinci başvurucunun

başını ıskaladığı olayı yaşam hakkı kapsamında incelemiştir.

68. Bununla birlikte AİHM;

-Mustafa Aldemir/Türkiye (B. No: 53087/07,

2/7/2013, § 34) kararında, bir el

feneri ve şemsiyeyle geceleyin komşu köye doğru yola çıkan ve çevrede termal

kamera ile gözetleme yapan askerlerin havaya yaptıkları uyarı atışına rağmen

yoluna devam eden başvurucunun bacağından ateşli silahla vurulması olayını,

-Parlak/Türkiye

(B. No: 22459/04, 19/7/2011, §§ 43-45) kararında

başvurucunun bir polis tarafından bacağından kısa mesafeden ateşli silahla

vurulması olayını -ateş eden polisin niyetinin havaya ateş etmek olduğunu ancak

balkonlarda ya da yakınındaki kişilerin varlığını fark ettikten sonra

başvurucuyu yaralama niyetinde olmadan yere doğru ateş ettiğini belirtmesi ve

bu beyana itiraz etmeyen başvurucunun ulusal yargı mercileri ve AİHM nezdinde

potansiyel olarak ölümcül güç kullanımına maruz kaldığına yönelik bir iddiada

bulunmamasını dikkate alarak- Sözleşme'nin 3. maddesiyle güvence altına alınan

kötü muamele yasağı kapsamında incelemiştir.

2. Kötü Muamele Yasağı

Kapsamında Güç Kullanımı Yönünden

69. Konuyla ilgili uluslararası hukuka ilişkin bilgiler için

bkz. Adil Güzel ve Mühsin

Güzel (B. No: 2015/9977, 10/1/2019, §§ 46, 48-51) başvuruları

hakkında verilen kararlar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

70. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

71. Öncelikle başvurucular, haklarında kaçakçılık suçu nedeniyle

kamu davası açılmadığına dikkat çekerek olay yerinde bulunmalarının tesadüf

olduğunu, kaçakçılık olayıyla bir ilgilerinin bulunmadığını ve bu nedenle

kolluk görevlilerine direnmeleri için bir sebep olmadığını iddia etmişlerdir.

Bundan başka başvurucular, kolluk görevlilerine yönelik cebir veya tehdit

içerikli bir eylemleri olmamasına rağmen şüphelinin keyfî olarak ateş edip

kendilerini yaraladığını, olay esnasında yanlarında tabanca olmadığı hususunun

tanık beyanları ve kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklarla doğrulandığını

öne sürmüşlerdir. Başvurucular ek olarak şüpheli C.Ç.nin

köylülerin kendilerini hastaneye götürmelerine engel olduğundan hatta yaklaşanı

silahla vuracağı yönünde tehdit ettiğinden, kan kaybetmeleri ve çevredekilerin

ısrarları üzerine C.Ç.nin kendilerini bırakıp

yanındaki askerle birlikte olay yerini terk ettiğinden yakınmışlardır. Son

olarak başvurucular, soruşturma kapsamında elde edilen deliller yeterince

irdelenmeden ve şüpheli ile emri altındaki askerlerin çelişkili ifadeleri esas

alınarak, yanlı biçimde kovuşturmasızlık kararı verildiğini, kendi beyanları

ile olayı gören köylülerin ifadelerinin göz ardı edildiğini, şüpheli

aleyhindeki tanık beyanları ile tutanakların neden dikkate alınmadığı hususunun

gerek kovuşturmasızlık kararında gerekse bu karara yapılan itiraz üzerine

verilen kararda açıklanmadığını, hem kovuşturmasızlık kararının hem de bu

karara yapılan itiraz nedeniyle verilen kararın gerekçesiz olduğunu, Teşhis Tutanağı'nda isimlerinin geçmemesi hususunun değerlendirilmediğini,

haklarında beş ayrı suçtan iddianame düzenlenmesine rağmen şüpheli hakkında

kamu davası açılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği, adil

yargılanma ve etkili başvuru hakları ile eşitlik ilkesi ve hakkın kötüye

kullanılmasına ilişkin yasağın ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

72. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, zorunlu

olmamasına rağmen kendilerine karşı silahlı güç kullanılması sonucu

yaralandıklarına, bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine

ve kolluk görevlisinin kendilerini sağlık kuruluşuna götürmeye çalışan kişilere

engel olduğuna ilişkindir. Ayrıca başvurucuların kullanılan gücün öldürmeye

yönelik olduğuna dair bir iddiaları bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuruculara

karşı kullanılan gücün hem netice itibarıyla hem de potansiyel olarak ölümcül

olmadığı sonucuna varan Anayasa Mahkemesi, başvurunun kötü muamele yasağı

kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.

73. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesinde dayanak alınacak

17. ve 5. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı

Madde 17 - Herkes, … maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…

Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri …

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kamu Görevlisinin

Başvurucuların Hastaneye Götürülmesine Engel Olduğuna İlişkin İddia Yönünden

74. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır."

75. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

76. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi öncelikle idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

77. Başvurucular şikâyetlerini soruşturma kapsamında alınan

ifadelerinde dile getirmedikleri gibi iddiaları hakkında herhangi bir

değerlendirme içermeyen kovuşturmasızlık kararına yaptıkları itirazda da

belirtmemişlerdir. Bu sebeple başvurucuların ihlale neden olduğunu ileri

sürdükleri iddialarına ilişkin olarak başvuru yollarını usulüne uygun

tüketmedikleri sonucuna varılmıştır.

78. Açıklanan gerekçelerle kamu görevlisinin başvurucuların

hastaneye götürülmesine engel olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Kamu Görevlisinin

Gereksiz ve Ölçüsüz Güç Kullandığına İlişkin İddia Yönünden

79. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kamu

görevlisinin haksız ve orantısız güç kullanması ve bu olay hakkında etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının maddi ve usul

boyutlarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Kötü Muamele Yasağının

Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel ilkeler

80. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri,B.

No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

81. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleri

tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul

edilebilmektedir. Bu kapsamda şüphelilerin kendi tutumundan doğan kaçınılmaz

hâllerde ve ancak şüphelilerin eylemleriyle orantılı olması koşuluyla fiziksel

güce başvurmak mümkündür (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 82).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

82. Başvurucuların somut olayın gelişimine ilişkin iddiaları ile

soruşturma kapsamında elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuç arasında

farklılıklar bulunmakla birlikte başvuruda, olayın değerlendirilmesine imkân

sağlayacak düzeyde yeterli maddi ve kanıtlayıcı unsur bulunmaktadır.

83. Anayasa Mahkemesi kamu görevlilerinin güç kullanımının söz

konusu olduğu olaylarda soruşturma makamlarının değerlendirmelerine tamamen

bağlı kalmak zorunda olmayıp kesin, ikna edici bilgi veya bulgulara dayanarak

farklı bir değerlendirmede bulunabilir. Bu konuda yapılacak değerlendirmede somut

olayın hangi koşullarda gerçekleştiği ve nasıl bir seyir izlediği de bir bütün

olarak gözönünde bulundurulmalıdır (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,

16/7/2014, §§ 57, 58).

84. Cumhuriyet Başsavcılığı, C.Ç.nin

kendisine ve yanındaki askerlere vaki saldırıları bertaraf etmek amacıyla

silahlı güç kullandığı, C.Ç.nin eyleminin meşru

savunma kapsamında kaldığı gerekçesiyle kovuşturmasızlık kararı vermiştir.

Dolayısıyla somut olayda değerlendirilmesi gereken husus, güç kullanımının

gerekliliği ve olayın koşullarına göre kullanılan gücün ölçülü olup

olmadığıdır. Ancak değerlendirmeye geçmeden önce ifade etmek gerekir ki zor

kullanma, müdahale sırasında karşılaşılan direnci ortadan kaldıracak oranda ve

aşamalı biçimde artan bedensel kuvveti, maddi gücü ve kanuni şartların varlığı

durumunda silah kullanmayı içerir ve hangi direnç seviyesinde, ne tür bir

kuvvet uygulanacağının kılavuzu olan 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesinde yer

verilen kademeli olarak artan zor kullanma araçları, ölçülülük incelemesindeki

en önemli kıstaslardan biridir (Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, § 110).

85. Somut olayda biri sarı, diğeri gri renkli iki araç yol

emniyet ve kontrol devriyesi kapsamında jandarmaların dur ihtarına uymamış ve

yola açılan lastik patlatanlara rağmen yönlerini Kilis'e çevirip Deliosman köyüne kaçmıştır. C.Ç., A.Ç. ve E.A.yı yanına alarak devriye aracıyla kaçan araçları takip

etmiştir. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında

yapılan telefon dinlemelerine ilişkin tutanaklara dayanılarak tanzim edilen

zabıtlara göre gri renkli araçta olduğu anlaşılan Ö.C., takip esnasında Delioman köyünde yaşayan H.D.yi

arayıp araçtaki eşyanın üç kişilik jandarma ekibine bırakılmamasını ve

köylülerin harekete geçirilerek köyün girişinin jandarmalara kapatılmasını

istemiştir. Sarı renkli araç takip sırasında izini kaybettirmiş, gri renkli

araç ise Deliosman köyündeki bir ara sokakta durmak

zorunda kalmıştır. Jandarmalar, gri renkli araç içinde kaçak sigara

paketleriyle dolu çuvalların bulunduğunu tespit etmiş ise de jandarmaların

etrafına toplanan içinde başvurucuların da bulunduğu kalabalık, kaçak sigaralar

nedeniyle yasal işlem yapılmasını engellemek amacıyla jandarmaları itip

taşlamıştır. Kalabalıktaki bazı kişiler de C.Ç. ile E.A.nın

ellerindeki tüfekleri almaya çalışmıştır. Kalabalık, durmaları konusunda

yapılan sözlü uyarılar ile havaya yapılan atışlara da aldırmamıştır. C.Ç.,

kendisine ve diğer jandarmalara yönelik saldırıyı sona erdirmek için tüfeğiyle

ayaklarına doğru ateş ederek başvurucuları yaralamıştır.

86. Jandarmalarda meydana gelen yaraları, uyarı atışına rağmen

taşlı saldırıların devam etmesini, devriye aracında oluşan zararı,

jandarmaların ancak sivil bir araçla olay yerinden uzaklaşabilmelerini ve

başvuruculara karşı kullanılan gücün potansiyel olarak ölümcül olmamasını

dikkate alan Anayasa Mahkemesi, C.Ç.nin kendisine ve

yanındaki diğer jandarmalara vaki saldırıları sona erdirmek amacıyla silahlı

güce başvurmasının gereksiz olduğunun söylenemeyeceği, olayın gerçekleşme koşullarına

göre ateşli silah kullanımının yapılan saldırılara nispetle ölçüsüz olmadığı ve

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan olgusal tespitlerden sapmaya imkân

verecek nitelikte ikna edici, herhangi bir bilgi ve bulgunun bulunmadığı

kanaatindedir.

87. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının maddi

boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

b. Kötü Muamele Yasağının

Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel İlkeler

88. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin bir boyutu da

bulunmaktadır. Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesindeki genel

yükümlülükle birlikte yorumlandığında usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her

türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini,

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma

yürütmek durumundadır (Cezmi Demir ve

diğerleri,§ 110).

89. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir

şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç

nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları mahkûmiyetle

ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına

gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

113).

90. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğunun

kabulü için;

- Yetkili makamların olaydan haberdar olur olmaz resen harekete

geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek

bütün delilleri tespit etmeleri (Cezmi Demir

ve diğerleri, § 114),

- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve mağdurların meşru

menfaatlerini korumak için soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde etkili

katılımlarının sağlanması (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 115),

- Soruşturmadan sorumlu ve incelemeleri yapan kişilerin olaylara

karışan kişilerden bağımsız olması (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117),

- Soruşturmaların makul bir özenle ve süratle yürütülmesi (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,

10/12/2014, § 96) gerekmektedir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

91. Olaya ilişkin soruşturmada; yukarıda Genel İlkeler bölümünde ifade edilen,

soruşturma makamlarının derhâl ve resen harekete geçmesi, başvurucuların meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının

sağlanması, soruşturmanın makul bir sürat ve özenle yürütülmesi, olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin

toplanması hususlarında başvurucular tarafından herhangi bir iddia ileri

sürülmediği gibi bu hususlarda bir eksikliğin de bulunmadığı görülmektedir.

92. Başvurucular soruşturmanın bağımsız yürütülmediğinden

yakınmışlardır. Ne var ki başvurucuların yaralanması olayına karışan

jandarmalar soruşturmada herhangi bir görev almamıştır. Hatta soruşturmada

görev alan kolluk birimi, olaya karışan jandarmaların görev yaptığı idari

sınırlar dışındadır. Sadece olaya karışan görevlilerce tutulan tutanaklar ile

bu görevlilerin ifadesine dayanılarak kovuşturmasızlık kararının verilmesi gibi

bir durum da söz konusu değildir. Zira olaya ilişkin tutanaklar, olaya dâhil

olan görevlilerce düzenlenmemiştir. Bu sebeple Anayasa Mahkemesi, soruşturmanın

yeterince bağımsız yürütüldüğü görüşündedir.

93. Başvurucular, soruşturma kapsamında elde edilen deliller

yeterince irdelenmeden gerekçesiz karar verildiğini belirterek dolaylı da olsa

soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmadığını iddia etmişlerdir.

94. Anayasa Mahkemesinin doğrudan, ilgili soruşturma ve

yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini

yapmasının söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa

Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici

nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, § 58).

95. Soruşturma kapsamında toplanan deliller, Anayasa

Mahkemesinin kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediğine ilişkin

tespiti ve Cumhuriyet Başsavcılığının vardığı sonuçtan ayrılmayı gerektirecek

kesin, ikna edici nitelikte bulguların bulunmayışı dikkate alındığında

kovuşturmasızlık kararının soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı,

nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmadığı söylenemez.

96. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamu görevlisinin başvurucuların hastaneye götürülmesine

engel olmasından dolayı kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamu görevlisinin gereksiz ve ölçüsüz güç kullandığına

yönelik şikâyetle ilgili olarak kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

23/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucular : 1. Kasım ÖZDEMİR 2. Mehmet ÖZDEMİR Vekili : Av. Hasan Önder SULU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/18189, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olay Hakkında
  7. Kamu Adına Kovuşturmaya Yapılmasına Yer
  8. B. Başvurucuların da
  9. C. Başvurucular Tarafından Açılan Tam Yargı
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. I - Silah kullanmasını gerektiren haller
  13. II - Silah kullanma derecesi
  14. III - Silah kullanma tarzı
  15. IV - Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek
  16. V - Ateş emri vermeye yetkili makamlar
  17. VI - Sorumluluk
  18. VII - Soruşturma usulü ve adli yardım
  19. B. Uluslararası Hukuk
  20. V. İnceleme Ve Gerekçe
  21. A. Başvurucuların İddiaları
  22. B. Değerlendirme
  23. A. 1. Kamu görevlisinin başvurucuların hastaneye götürülmesine
  24. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  25. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/18189
Tarih
23 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Mustafa Bal ve Öznur Bal Çorak Başvurusu (B. No: 2015/9492)
  • Hıdır Kanak Başvurusu (B. No: 2015/12002)
  • Ayhan Şaşar Başvurusu (B. No: 2016/15514)
  • Ejder Al Başvurusu (B. No: 2015/15790)
  • Aynur Bakırcı Başvurusu (B. No: 2016/935)
  • M.q. Başvurusu (B. No: 2015/11553)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.