İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kaya Şen Başvurusu (B. No: 2013/7194)

1. Başvuru; müdahalenin meni ve

Başvuru No2013/7194Tarih20 Ocak 2016Okuma14 dk · 2.799 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kaya Şen Başvurusu

Karar tarihi
20 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/7194
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.799 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; müdahalenin meni ve

tapu iptali tescil davasında delillerinin toplanmaması ve tanıkların

dinlenmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, dava sonucunu etkileyecek

nitelikteki iddiaların Yargıtay tarafından karşılanmaması nedeniyle de

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/9/2013 tarihinde

Balıkesir İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

10/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 10/7/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir.

Bakanlığın 11/8/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına

ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Balıkesir ili

Sındırgı ilçesi Çamalanı köyü içinde bulunan 203 ada,

3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların arasında bulunan bir kısım yerin kendisine

ait olduğunu ancak kadastro tespiti sırasında başkası adına tescil edildiğini,

bu yere davalının inşaat yapmak suretiyle el attığını belirterek Sındırgı Sulh

Hukuk Mahkemesinin E.2010/360 sayılı dosyasında müdahalenin meni, tapu iptali

tescil ve kâl davası açmıştır.

8. Bu arada davalı A.Y.

tarafından, Sındırgı Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2010/367 sayılı dosyasında

başvurucunun davalıya ait taşınmazın 9 m²lik kısmına müdahalede bulunduğu

iddiasıyla el atmanın önlenmesi davası açılmış, dosya E.2010/360 sayılı

dosyayla birleştirilmiştir.

9. Başvurucu 8/10/2010 tarihli

dilekçesiyle altı kişiden oluşan tanık listesini dava dosyasına sunmuştur.

10. Mahkeme 16/12/2010 tarihli

ara kararında mahallinde keşif yapılmasına, mahallî bilirkişi ve tanıkların

keşif mahallinde hazır edilmelerine karar vermiştir.

11. Keşif ara kararı

doğrultusunda 3/5/2011 tarihinde mahallî bilirkişilerin beyanları alınarak

keşif icra edilmiş, keşif sırasında başvurucunun dosyaya bildirdiği tanıklardan

M.K, “Dava konusu olan tarafların aralarında

ihtilafa düştüğü yerde ben daha önce Kaya Şen adına hayvan gübresi taşımıştım.

Ancak bu yerlerin kime ait olduğunu bilmiyorum.” şeklinde beyanda

bulunmuş, tanık H.Ş.nin sorulan soruları

anlayamadığı, kulağının duymadığı, anlamsız sorular sorduğu gerekçesiyle

dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiş; diğer tanıklar hazır olmadığı

için beyanları alınamamış ve keşif işlemi tamamlanmıştır.

12. Başvurucu vekili; keşif

tutanağında yapılan keşfe, dinlenen mahallî bilirkişi, teknik bilirkişiler ve

tanık beyanlarına bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmiştir.

13. Başvurucu 20/10/2011 ve

28/12/2011 tarihli dilekçeler ile 7/3/2012, 18/7/2012 ve 7/11/2012 tarihli

duruşmalardaki beyanlarında tanıklarından F.A.nın yatalak hasta olması nedeniyle bulunduğu yerde,

diğer tanıkların da yapılacak yeni keşifle taşınmaz mahallinde dinlenilmesini

talep etmiştir.

14. Mahkeme 7/11/2012 tarihli

karar oturumunda “G.D; Davacı vekilinin

taleplerinin reddine” şeklinde ara kararı tesis ederek başvurucunun

yeniden keşif yapılması ve tanık dinlenilmesine ilişkin taleplerini

reddetmiştir.

15. Mahkeme 7/11/2012 tarihli ve

E.2010/360, K.2012/555 sayılı kararıyla, asıl davada başvurucunun davasını

reddetmiş; birleşen dosyada birleşik davacının davasını kabul etmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“…

Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, keşif,

keşifte taşınmaz başında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, keşif

sonucunda mahkememize sunulan gerekçeli ve denetime açık bilirkişi

raporlarından anlaşıldığı üzere özellikle mahalli bilirkişilerin itibar edilir

ve birbirini doğrular beyanları nazara alınarak davalı- karşı davacı A.Y’nin davasının kabulüne, Teknik

bilirkişilerin 16/05/2010 tarihli raporlarında ( C ) harfi ile gösterilen

4.24.m². yüzölçümündeki kısmın tapusunun iptali ile

davalı - karşı davacı A.Y’nin adına kayıtlı 203 ada 3

parsel sayılı taşınmaza eklenilmek suretiyle tesciline, bu nedenle davacı -

karşı davalı Kaya ŞEN'in müdahalenin men'i taşınmaz üzerindeki şeylerin kal'i

ve eski hale getirilmesi yönündeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir.

Ayrıca davacı-karşı davalının tapu iptal ve tescil yönünden açmış olduğu

davanın iddiasını ispata yönelik yeterli delil ve olgulara dayanmadığı nazara

alındığında davacı-karşı davalının tapu iptal ve tescil yönünden açmış olduğu

davasının reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm

kurulmuştur.”

16. Temyiz üzerine karar,

Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 1/7/2013 tarihli ve E.2013/7553, K.2013/7554

sayılı ilamıyla onanmıştır. Onama ilamının gerekçesi şöyledir:

“Kadastro sonucunda Çamalanı

Köyü 203 ada 3, 4 parsel sayılı 85.37 ve 175.26

metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği

nedeniyle 203 ada 3 parsel sayılı taşınmaz Ayşe Günaydın, 203 ada 4 parsel

sayılı taşınmaz ise Kaya Şen adına tespit ve tescil edilmiştir. 203 ada 3

parsel sayılı taşınmaz, 15.06.2010 tarihinde satın alma nedeniyle A. Y’ ye

intikal etmiştir. Davacı-davalı Kaya Şen, 203 ada 3 parsel sayılı taşınmazın

bir bölümünün kendisine ait olduğunu, bir bölümünün ise kadim yol olarak

kullanıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil ile meni müdahale istemiyle

dava açmıştır. Davacı-davalı A. Y, 203 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bir

bölümünün 203 ada 4 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığını ileri sürerek tapu

iptal ve tescil davası açmıştır. Mahkemece dava dosyalarının birleştirilmesi

suretiyle yapılan yargılama sonunda davacı Kaya Şen'in davasının reddine,

birleşen dosya davacısı A.Y’nin davasının kabulüne ve

203 ada 4 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi rapor ve krokisinde (C) harfi

ile gösterilen 4.24 metrekare yüzölçümündeki bölümün tapusunun iptali ile

davacı A.Y adına tapuda kayıtlı 203 ada 3 parsel sayılı taşınmaza eklenmek

suretiyle tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı Kaya Şen vekili

tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle

yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik

bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya

uygun olan hükmün ONANMASINA,”

17. Karar, başvurucuya 23/8/2013

tarihinde tebliğ edilmiş; 19/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

18. 22/11/2001 tarihli ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı

davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde

bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki

mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

19. 4721 sayılı Kanun’un 683.

maddesi şöyledir:

“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları

içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma

yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı

istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de

dava edebilir.”

20. 4721 sayılı Kanun’un 6.

maddesi şöyledir:

“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan

her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”

21. 21/6/1987 tarihli ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bu tutanaklarda belirtilen haklara,

sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on

yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz

olunamaz ve dava açılamaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 20/1/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 19/9/2013 tarihli ve 2013/7194

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu; davacı birleşik

davalı sıfatıyla yer aldığı Sındırgı Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2010/360 sayılı

dosyasında Mahkemenin keşif sırasında delillerini toplamadığını, dosyaya

bildirdiği tanıkların biri dışında diğerlerinin dinlenmediğini, dinlenmeyen

tanıklarının beyanlarının davanın sonucunu etkileyecek ölçüde önemli olmasına

rağmen Mahkeme ve Yargıtayın gerekçesiz olarak tanık

dinletme talebini reddettiğini, öncelikle keşifte tanıklara davetiye

çıkarılmadığını, keşif sırasında tanığı H.Ş.nin

konuşmalarının anlaşılmadığı gerekçesiyle beyanının alınmadığını, keşifte hazır

olan bir diğer tanığının da karşı tarafın akıl hastası olduğunu iddia etmesi

üzerine dinlenmediğini ancak bu hususun tutanağa yansıtılmadığını, olaylar

hakkında bilgisi olan tanık F.A.nın yatalak olması

nedeniyle bulunduğu yerde dinlenmesini talep ettiğini ancak Mahkemenin bu

yöndeki talebini de reddettiğini; Yargıtayın,

Mahkemenin kararını gerekçesiz onadığını, kararla birlikte maddi yönden zarara

uğradığını belirterek Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespiti ile sonuçlarının ortadan

kaldırılması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Başvuru formunda Derece

Mahkemesinin verdiği karar nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesindeki hakkının

ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kendisine ait

olduğunu belirttiği yerin elinden çıkmasıyla zarara uğradığı ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiası, doğrudan doğruya Mahkemenin karar sonucuna

yönelik olup iddiaların özü söz konusu kararın adil olmadığı hususu ile

ilgilidir. Bu nedenle başvuru adil yargılanma hakkı kapsamında ve silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiası ile gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği başlıkları altında incelenmiştir.

1. Silahların

Eşitliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu; Mahkemenin keşif

sırasında delillerini toplamadığını, dosyaya bildirdiği tanıklarını

dinlemediğini ve bu yöndeki taleplerini gerekçesiz reddettiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

27. 6216 sayılı Kanun’un 49.

maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

28. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme ve bilirkişi görüşüne başvurulması hakkı da dâhil olmak üzere

delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte

olup bu ilke ve yargılamaya etkin katılım hakkı ile çelişmeli yargılama ilkesi,

adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın

36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşmenin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen bu ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

29. Taraflar arasında

hakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği

ilkesi, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar

arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasında

korunmasını ifade etmekte olup bu usule ilişkin güvence gereği uyuşmazlığın her

iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı

tanınmalıdır (Ramazan Tosun, B.

No: 2012/998, 7/11/2013, § 37; Yüksel Hançer,

B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 21). Silahların eşitliği ilkesi kapsamında

aranan usule ilişkin imkânlar noktasındaki denge, tarafların tanıkları arasında

da farklı muamele yapılmamayı gerektirir. Ancak yargılama sırasında bir tarafın

tanığına özel bir ağırlık verilmemişse ve mahkeme hükmü başka delillerle

desteklenerek oluşturulmuşsa silahların eşitliği ilkesine aykırı ve sonucu

itibarıyla bir tarafı diğer taraf karşısında önemli bir dezavantaj içine sokan

bir uygulamanın varlığından söz etmek mümkün değildir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Ankerl/Switzerland, B.

No: 17748/91, 23/10/1996, § 38).

30. Bunun yanı sıra adil

yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara

dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını

ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını

gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların dinlenilmemesi, tanıklara

delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı

hâle gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ruiz-Mateos/Spain, B. No:

12952/87, 23/06/1993, § 63; Feldbrugge/Netherlands, B.

No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Çelişmeli yargılama ilkesi silahların eşitliği

ilkesi ile yakından ilişkili olup bu iki ilke, birbirini tamamlar niteliktedir.

Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda davasını

savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeli

yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması; medeni

bir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada hazır bulunmasını, daha

genel bir ifade ile yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını ifade

etmektedir.

31. Yargılama makamları,

yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri

gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkin

olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili

olup olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut

yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma

hakkına uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında

olmayıp Mahkemenin görevi, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil

olup olmadığının değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir

yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların

sağlanması şarttır. Taraflara, tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini

sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, § 22). Ancak bu noktada

dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, tarafların tanık ve bilirkişi

incelemesi de dâhil ortaya koydukları delillerin değerlendirilmesi ve özellikle

bu taleplerin reddi hâlinde yargılama makamınca bu karara ilişkin tutarlı

şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz.

Vidal/Belgium, B. No:

12351/86, 22/04/1992, § 34; Tamminen/Finland, B. No:

40847/98,15/06/2004, §§ 40-42).

32. Somut olayda Sındırgı Sulh

Hukuk Mahkemesinin E.2010/360 sayılı dosyasında, başvurucu 8/10/2010 tarihli

dilekçesinde delillerinin tedavüllü tapu kayıtları,

aplikasyon krokisi, keşif ve tanık beyanları olduğunu belirttiği, buna mukabil

davalı birleşik davacı A.Y ve asıl dosyanın davalısı A.G.nin

de aynı isimlerden oluşan tanık listelerini 11/10/2010 ve 12/10/2010 tarihli

dilekçeleriyle Mahkemeye sundukları, Mahkemenin 16/12/2010 tarihli ara

kararıyla mahallinde keşif yapılmasına, mahallî bilirkişiler ve tanıkların

keşif mahallinde hazır edilmesine karar verdiği, keşif gününde karşı tarafın

beş tanığı ile başvurucunun hazır olan bir tanığının beyanının alındığı,

başvurucunun diğer tanığı H.Ş.nin sorulan soruları

algılayamaması nedeniyle beyanına başvurmaktan vazgeçildiği anlaşılmıştır.

33. Başvurucunun keşif sırasında

hazır edemediği ve Mahkemece dinlenilmesinden vazgeçilen tanıkları için

20/10/2011 ve 28/12/2011 tarihli dilekçelerinde ve 7/3/2012, 18/7/2012 ve

7/11/2012 tarihli duruşmalarda tanık F.A.nın yatalak

hasta olması nedeniyle bulunduğu yerde, diğer tanıkların da yapılacak yeni

keşifle taşınmaz mahallinde dinlenilmelerini talep ettiği, özellikle 28/12/2011

tarihli dilekçesinde tanıklarını hangi konuda dinletmek istediğini belirttiği,

Mahkemenin 7/11/2012 tarihli duruşmadaki ara kararıyla başvurucunun bu yöndeki

taleplerini reddettiği anlaşılmıştır.

34. Somut başvuru açısından

Mahkemenin, taraflarca itiraz edilmeyen dava konusu yeri iyi bilen yaşlı,

yansız üç kişilik mahallî bilirkişi ve teknik bilirkişi heyeti refakatinde

mahallinde keşif yaptığı; mahallî bilirkişilerin ve davalı tanıklarının nizalı yerin davalı birleşik davacıya ait olduğunu,

başvurucu tanığının ise mülkiyetin kime ait olduğunu bilmediğini ifade ettiği,

teknik bilirkişi ve mahallî bilirkişilerin beyanlar doğrultusunda tapu kayıtlarını

zemine uygulayarak raporlarını ibraz ettikleri, başvurucunun mahallî bilirkişi

ve tanık beyanlarına bir itirazda bulunmadığı anlaşılmıştır.

35. Mahkeme 7/11/2012 tarihli

ara kararında yeniden keşif ile başvurucunun tanıklarının dinlenilmesi taleplerini

gerekçe belirtmeden reddetmiş ise de başvurucunun 28/12/2011 tarihli

dilekçesinde belirttiği tanıklara sorulacak soruların nitelik olarak davanın

esasına etki etmeyeceği yönündeki kanaatini, gerekçeli kararda geçen “özellikle mahalli bilirkişilerin itibar edilir ve

birbirini doğrular beyanları nazara alınarak” ifadesiyle açıkladığı ve yansız mahallî bilirkişilerin

birbirlerini teyit eden beyanlarına itibar ederek sonuca ulaştığını belirttiği

anlaşılmıştır. Bunun yanında Mahkemenin tanık dinlememe konusundaki bu görüşüne

Yargıtayın da karar gerekçesine atıf yapmak suretiyle

iştirak ettiği belirlenmiştir.

36. Başvurucunun

dinlenilmesini talep ettiği tanıklara sorulacak soruların niteliği ile yeniden

keşif yapılmasının davanın çözümüne yararlı olup olmayacağı ve sonuca etki edip

etmeyeceği hususlarında değerlendirme görevinin yerel Mahkemeye ait olduğu;

Mahkemenin, gerekçeli kararında mahallî bilirkişilerin beyanlarına itibar

ederek sonuca ulaştığını açıkça ifade ederek ne karşı tarafın ne de başvurucunun

tanık beyanlarının kanaatine esas teşkil ettiğini belirttiği, bu açıdan

Mahkemenin bir tarafın tanığına veya herhangi bir deliline üstünlük tanıyarak

taraflar arasında eşitsizlik meydana getirdiğinden bahsedilemeyeceği; bunun

yanında başvurucunun, delil listesinde yahut yargılama aşamasında toplanmasını

istediği hâlde reddedilen yeniden keşif ve dinlenilmesini istediği tanıklar

dışında başka hangi delilinin bulunduğuna ilişkin somut bir açıklamada da

bulunmadığı, yargılamanın bütününe göre Mahkemece yapılan uygulamanın tüm

süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle

silahların eşitliği ilkesine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucu, Yargıtay onama

ilamının ileri sürdüğü iddia ve dosyadaki maddi olguları karşılayacak nitelikte

olmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

39. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili kullanabilmek ve

mahkemelere güveni sağlamak açısından hem tarafların hem kamunun menfaatini

ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun

yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme

kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi

zorunludur (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 66).

40. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu

hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun

yanı sıra kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması

da her zaman bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu

mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer

verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup bu

durumda üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin

benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

41. Somut başvuru açısından İlk

Derece Mahkemesinin, keşif sırasında yapılan gözlem, dinlenen mahallî bilirkişi

ve tanık beyanları ile bilirkişi raporlarını nazara aldığını belirterek davalı

birleşik davacının davasının kabulüne, davacı birleşik davalının davasının reddine

karar verdiği; Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin ise yargılama sürecini özetleyerek

Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yaptığı ve bu gerekçeyi kabul ederek

hükmü onadığı anlaşılmıştır. Bu açıdan Yargıtay kararının gerekçesiz olduğu

iddialarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

42. Başvurucunun gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Kaya ŞEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7194, 20 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. 1. Silahların eşitliği
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7194
Tarih
20 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Osman Altuntaş Başvurusu (B. No: 2013/3289)
  • İsmet Aydın ve Haydar Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2739)
  • Hulisi Balcı Başvurusu (B. No: 2013/9479)
  • Çetin Öztorun Başvurusu (B. No: 2013/8822)
  • Bahaa Joughel Başvurusu (B. No: 2013/7643)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/271

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.