İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Altuntaş Başvurusu (B. No: 2013/3289)

1. Başvuru,

Başvuru No2013/3289Tarih7 Ocak 2016Okuma12 dk · 2.383 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Altuntaş Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/3289
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.383 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru,

eski tapu kaydına dayalı olarak 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu’nun 1007. maddesi kapsamında açılan tazminat

davasında yeterli araştırma ve keşif yapılmadan davanın reddedilmiş olması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru

10/5/2013 tarihinde Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm tarafından 24/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlığın 22/12/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7.

Başvurucu ve iki kardeşi 1/3 eşit hisseli olarak 23/12/1963 tarihli tapu senedi

kapsamında Artvin ili Ardanuç ilçesi Müezzinler köyü 10 ada 2 parsel numaralı

taşınmazı satın almıştır. 1975 yılında kardeşler arasında yapılan haricî ve rızai taksim sonucu taşınmaz fiilen paylaşılmıştır.

8.

2008 yılında 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında

yapılan kadastro çalışmaları sırasında haricî taksim ve fiilî kullanıma uygun

olarak ifraz edilen taşınmaz 149 ada 1 parsel ve 148 ada 5, 6, 7 numaralı

parseller olmak üzere dört parçaya ayrılmış; 149 ada 1 parsel ile 148 ada 6

parsel sayılı taşınmazlar başvurucu adına, 148 ada 5 parsel sayılı taşınmaz

başvurucunun kardeşi F.A., 148 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ise başvurucunun

diğer kardeşi A.A. adına tespit görmüştür.

9.

Ardanuç Orman İşletme Müdürlüğünce askı ilan süresi içinde parsellerin kadastro

tutanaklarına itiraz edilerek Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz

ve tescil davaları açılmıştır. Yalnızca 149 ada 1 parsel sayılı taşınmaza

ilişkin olarak açılan davanın reddine karar verilmiş; 148 ada 5, 6 ve 7

numaralı parsellere ilişkin olarak açılan davaların kabulü ile bu parsellerin

orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

10.

Başvurucu 23/12/1963 tarihli tapu kaydına rağmen 148 ada 6 parsel sayılı

taşınmazın orman vasfı ile tapuya kayıt ve tescil edilmiş olması sebebiyle

zarara uğradığını belirterek 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi

kapsamında Hazine aleyhine 30/11/2011 tarihinde Ardanuç Asliye Hukuk

Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

11.

Mahkemece 12/4/2012 tarihli ve E.2011/102, K.2012/44 sayılı kararıyla aşağıda

yer alan gerekçe dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir:

“…davacıların alacak talebine dayanak gösterdikleri eski

tapuda kayıtlı 10 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı ile birlikte diğer iki

kardeşi adına 1/3 hisse ile kayıtlı olduğu, taşınmazın yüzölçümünün 7470 m2

olduğu, bu hali ile davacının hissesine düşen miktarın 2490 m2 olduğu sabittir.

Davacının alacak talebine konu dayanak tapu kaydının uygulandığı kadastro

parselleri Müezzinler Köyü 149 ada 1 parsel, 148 ada 5-6-7 nolu

parseller olup, davacı adına tespit gören ve yine adına tapuya tescil edilen

eski tapuda kayıtlı 10 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uygulandığı, 149 ada 1

parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 2526,78 m2 olduğu anlaşılmıştır.

Dosya arasına alınan Ardanuç Kadastro Mahkemesi'nin 2008/37

Esas ve 2009/79 Karar sayılı dava dosyasına konu taşınmazın 148 ada 6 parsel

olduğu, bu taşınmazın da davacı adına tespitinin yapıldığı ve yapılan yargılama

sonucunda orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verildiği, kadastro

çalışmalarında davacının hissesine düşen yüz ölçüm miktarından daha fazla

olarak hem 149 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan 2526,78 m2 hem de 148 ada 6

parselde 1293,08 m2 olarak adına tespit yapıldığı, bu parsellerden sadece 148

ada 6 parsele ilişkin olarak kadastro tespitinin iptaline karar verildiği, 149

ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise 2526,78 m2 ile davacıya ait olduğu bu

taşınmaza da, yapılan kadastro çalışmaları sırasında, davacının 1/3 hisse

sahibi olduğu dayanak 10 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uygulandığı, bu hali

ile davacının eski tapu kaydında hissesine düşen miktardan daha fazla miktar

ile tapuda pay sahibi olduğu, bu nedenle davacının hissesine düşen taşınmaz

parçasının bir kısmının orman vasfı ile hazineye bırakıldığı ve bu nedenle

zararının olduğu yönündeki iddiasının doğru olmadığı, davacının bu hali ile

zararının oluşmadığı, aksine daha fazla yüz ölçümde taşınmaza sahip olduğu,

davacının bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı…’’

12.

Karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12/3/2013 tarihli ve E.2012/24952,

K.2013/4194 sayılı ilamı ile onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir.

13.

Nihai karar 19/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurunun

10/5/2013 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.

B. İlgili Hukuk

14.

4721 sayılı Kanun’un 683. maddesi şöyledir:

“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin

sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve

tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran

kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”

15.

4721 sayılı Kanun’un 688. maddesi şöyledir:

“Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî

olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir.

Başka

türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır.

Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve

yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, rehnedilebilir

ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir.”

16.

4721 sayılı Kanun’un 689. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

“Paydaşlar, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak

yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı

bir düzenleme yapabilirler.”

17.

4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesinin birinci ve

ikinci fıkraları şöyledir:

“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan

görevlilere rücu eder.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18.

Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 10/5/2013

tarihli ve 2013/3289 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19.

Başvurucu 23/12/1963 tarihli tapu senedine rağmen orman vasfı ile tapuya kayıt

ve tesciline karar verilen 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz sebebiyle 4721

sayılı Kanun’un 1007. maddesi kapsamında açılan tazminat davasında yeterince

araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, kardeşler arasında

yapılan rızai ve haricî taksim kapsamında 149 ada 1

parsel sayılı taşınmaz karşılığında köydeki başka taşınmazlardaki haklardan

diğer kardeşler yararına vazgeçilmiş olmasına rağmen bu hususun Derece

Mahkemesince keşif yapılmak suretiyle araştırılmadığını, 148 ada 6 parsel

sayılı taşınmazda 23/12/1963 tarihli tapu kaydı sebebiyle hakkı bulunduğunu

belirterek Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında güvence altına alınan mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesini ve tazminat

olarak taşınmazın değerine hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

20.

Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 4721 sayılı Kanun’un 1007.

maddesi kapsamında açtığı tazminat davasıyla ilgili

olarak Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. İlgili başvuru evrakı incelendiğinde

başvurucunun 23/12/1963 tarihli, 10 ada 2 parsel sayılı taşınmazı kapsayan ve

1/3 hisse ile malik bulunduğu tapu senedine dayalı olarak talepte bulunduğu, bu

tapu senedi dışında başka bir tapu senedinin varlığından bahsedilmediği

görüldüğünden öncelikle başvurucunun mağdur statüsünde olup olmadığı

incelenecektir.

21. Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir...”

22. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

23.

6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir."

24.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1)

numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından ihlal edildiğini düşünen medeni haklara sahip gerçek ve özel hukuk

tüzel kişilere, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru açısından dava ehliyeti

tanınmıştır. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise

bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da

ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından

yapılabileceği düzenlenmiştir.

25.

6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği

sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte

bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar; başvuruya konu edilen ve ihlale yol

açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı

başvurucunun "güncel bir hakkının ihlal edilmesi", bu ihlalden

kişinin "kişisel olarak" ve "doğrudan" etkilenmiş olması ve

bunların sonucunda başvurucunun kendisinin "mağdur" olduğunu ileri

sürmesidir (Onur Doğanay, B. No:

2013/1977, 9/1/2014, § 42).

26.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34. maddesinde yer alan

"mağdur" kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan

etkilenen kişinin kastedildiğini belirtmiştir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50). Dolayısıyla Sözleşme bireylerin, doğrudan etkilenmedikleri

hâlde ulusal hukukun sırf Sözleşme’ye aykırı

olabilecek herhangi bir hükmünü başvuru konusu yapmalarına izin vermemektedir (Burden/Birleşik Krallık [BD], B. No: 13378/05,

29/4/2008, § 33).

27.

Ayrıca bireysel başvuruda “mağdur” kavramı, davada menfaat veya dava ehliyeti

gibi kurallardan bağımsız bir şekilde yorumlanmaktadır (Gorraiz Lizarraga ve diğerleri/İspanya,

B. No: 62543/00, 10/11/2004, § 35).

28.

Başvuru konusu olayda, başvurucunun tapu sicilinin yanlış tutulmasına dayalı olarak

açtığı tazminat davasında Mahkemece; dava konusu tazminata dayanak teşkil eden

23/12/1963 tarihli 10 ada 2 parsel sayılı taşınmazı kapsayan tapu kaydı ve bu

tapu kaydının uygulandığı 149 ada 1 parsel, 148 ada 5, 6 ve 7 parsel sayılı

taşınmazlara ilişkin kadastro tutanakları, tapu kayıtları, Ardanuç Kadastro

Mahkemesi dava dosyası ile diğer bilgi ve belgeler incelenerek 23/12/1963

tarihli ve 10 ada 2 parsel sayılı taşınmazı kapsayan tapu senedinde davacı ile

birlikte diğer iki kardeşinin 1/3 hisse ile eşit olarak pay sahibi oldukları,

toplam 7.470 m2 yüz ölçüme sahip bu taşınmazdan davacının hissesine düşen

miktarın 2.490 m2 olduğu, 23/12/1963 tarihli tapu kaydının

uygulandığı 149 ada 1 parsel, 148 ada 5, 6 ve 7 numaralı parsellerden davacı

adına tespit gören ve yine davacı adına tapuya tescil edilen 149 ada 1 parsel

sayılı taşınmazın yüz ölçümünün 2526,78 m2 olduğu, Ardanuç Kadastro Mahkemesinin dava dosyasına konu 148 ada 6

parsel sayılı taşınmazın da kadastro çalışmalarında davacı adına tespit görmesine

rağmen yapılan yargılama sonucunda orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar

verildiği, bu durumda hem 2.526,78 m2 yüz ölçümündeki 149 ada 1

parsel sayılı taşınmaz hem de 1.293,08 m2 yüz ölçümündeki 148 ada 6

parsel sayılı taşınmaz kadastro çalışmalarında davacı adına tespit görmüş ise

de bu parsellerden yalnızca 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden kadastro

tespitinin iptaline karar verildiği, 2.526,78 m2 yüz ölçümündeki 149

ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise tapuda davacı adına kayıtlı olduğu, bu hâli

ile davacının 23/12/1963 tarihli tapu kaydında hissesine düşen miktardan daha

fazla miktar ile bu tapu senedine dayalı olarak tapuda hak sahibi bulunduğu ve

zararının oluşmadığı, bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

29.

4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi, tapu sicilinin

tutulmasından kaynaklanan zararlardan dolayı devletin sorumluluğunu

düzenlemektedir. Bu kapsamda açılacak dava haksız fiil temeline dayanmakta olup

tapu sicilinin tutulmasıyla ilgili hukuka aykırı bir işlem olması, tapu

sicilinin tutulmasından dolayı bir zararın doğması ve tapu sicilinin hukuka

aykırı tutulması ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması

sorumluluğun oluşması bakımından gereklidir. Zarar, sorumluluğun doğmasının en

önemli koşullarından biri olmakla birlikte devlete karşı açılacak tazminat

davasında davacı sıfatının belirlenmesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.

Dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan ve zarar gören kişi veya kişiler dava

hakkına sahip olacaklardır.

30.

Diğer yandan 4721 sayılı Kanun’un 688. maddesinde tanımlandığı şekliyle paylı

mülkiyet, birden fazla kişinin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına

belli paylarla malik olması hâli olup paydaşlardan her biri kendi payı

bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip bulunmaktadır. Buna göre tapu

sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat davasına konu taşınmaz, paylı

mülkiyet hükümlerine tabi ise her paydaş kendi hissesi oranında dava açma hak

ve yetkisine sahip olabilmektedir.

31.

Başvurucu; 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı

olarak açtığı davada 23/12/1963 tarihli tapu kaydına göre kendisi adına yazılan

149 ada 1 parsel sayılı taşınmaz dışında, temelinde kardeşler arasında yapılan rızai ve haricî taksim sebebiyle kendisine verilmesi

gerektiğini iddia ettiği 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz dolayısıyla tazminat

talebinde bulunmuştur. Mahkemece 23/12/1963 tarihli ve 7470 m2 alana

sahip tapu senedi dolayısıyla 1/3 hisse ile hak sahibi olan başvurucunun payına

düşen miktarın 2490 m2 olduğu, yine bu tapu senedi uygulanmak

suretiyle başvurucu adına yazılan 149 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüz

ölçümünün ise 2526,78 m2 olduğu, buna göre başvurucunun 23/12/1963

tarihli tapu senedinde payına düşen miktardan daha fazla miktar ile tapuda hak

sahibi olduğu, bu sebeple zararının oluşmadığı ve dava açmakta hukuki yararının

bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun

şikâyetinin temelinde paylı taşınmazın tapuda resmî ifrazı yapılmadan paydaş

olan kardeşler arasında haricen taksimi ve fiilen kullanımı olgusu bulunmakta

olup tapu sicilinin tutulmasıyla ilgili olmayan taraf işlemlerinden doğan

zararlarda devletin sorumluluğu olduğu söylenemez.

32.

Davaya dayanak 23/12/1963 tarihli tapu kaydında başvurucu ve kardeşlerinin 1/3

eşit hisse ile taşınmazda paylı olarak malik sıfatına sahip oldukları

anlaşılmaktadır. Bu tapu kaydı kadastro çalışmaları sırasında uygulanmış ve bu

kapsamda başvurucunun 1/3 hissesine düşen yüz ölçümden daha fazla olacak

şekilde 149 ada 1 parsel sayılı taşınmaz başvurucu adına tescil edilerek tapu

kaydı düzenlenmiştir. Kadastro çalışmalarında 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz

da başvurucu adına tespit görmüş ise de kadastro tutanağı kesinleşmeden

kadastro tespitine itiraz edilerek Ardanuç Kadastro Mahkemesinde dava açılmış,

yapılan yargılama sonunda taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve orman

olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve karar

kesinleşmiştir. Bu durumda 23/12/1963 tarihli tapu kaydı dışında başka bir tapu

kaydının varlığından bahsedilmediği gibi dava konusu edilen 148 ada 6 parsel

sayılı taşınmaza ilişkin olarak başvurucu adına düzenlenen bir tapu kaydının

varlığı da iddia ve ispat edilmemiştir.

33.

Bu durumda dava konusu 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden kendisi adına

müstakil tapu kaydı oluşmadığı anlaşılan ve 23/12/1963 tarihli tapu kaydına

göre sahibi olduğu 1/3 hisseye denk gelen alandan daha fazla yüz ölçümü ile 149

ada 1 parsel sayılı taşınmazın maliki olan başvurucunun, 148 ada 6 parsel

sayılı taşınmaz için güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilendiği

söylenemez. İlk Derece Mahkemesi kararında da başvurucunun zararının oluşmadığı

ve dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirtilmiş olup somut olayda

Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında korunan bir hakkına müdahale bulunmadığı

anlaşılan başvurucunun bu kapsamda bireysel başvuru yapma hakkı

bulunmamaktadır.

34.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığından

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun

kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Fatma KARAMAN ODABAŞI Başvurucu : Osman ALTUNTAŞ Vekili : Av. Alper KETENCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3289, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. Başvurunun
  13. M. Emin KUZ

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3289
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • İsmet Aydın ve Haydar Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2739)
  • Hulisi Balcı Başvurusu (B. No: 2013/9479)
  • Çetin Öztorun Başvurusu (B. No: 2013/8822)
  • Bahaa Joughel Başvurusu (B. No: 2013/7643)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/271
  • Makbule Talay Başvurusu (B. No: 2013/8592)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.