İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kemal İnan Başvurusu (B. No: 2013/1524)

1. Başvuru, askerlik hizmetinin

Başvuru No2013/1524Tarih6 Ekim 2015Okuma16 dk · 3.205 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kemal İnan Başvurusu

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/1524
R.G. Tarih-Sayı
21/11/2015-29539
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.205 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmetinin

yerine getirilmesi sırasında psikolojik rahatsızlık geçirilmesi sebebiyle

uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle

reddedilmesi sonucu Anayasa’nın 9., 17., 36., 37. ve

40. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddiaları

hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 25/02/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun, Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir

örneği görüş için gönderilmiş; Bakanlık, yazılı görüşünü 12/9/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı,

başvurucuya 25/9/2014 tarihinde bildirilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren dilekçesini 13/10/2014

tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu olan yargılama dosyasından tespit edilen olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu, yapılan son

yoklamasında askerliğe elverişli bulunarak 2/10/2002

tarihinde askere sevk edilmiştir.

9. Askerlik hizmeti sırasında

birden fazla firar ve izin tecavüzü suçlaması ile başvurucu hakkında birden çok

kamu davası açılmış ve son açılan kamu davası kapsamında cezai ehliyetinin ve

askerliğe elverişliliğinin tespitine yönelik düzenlenen Çorlu Asker Hastanesi

Baştabipliğinin 14/6/2010 tarihli sağlık kurulu

raporunda “antisosyal

kişilik bozukluğu tanısına bağlı olarak '17BF1 Barışta askerliğe elverişli

değildir, elverişsizlik kararı 16/7/2008 tarihinden başlar.” kararı

verilmiş, anılan rapor 16/7/2010 tarihinde onaylanmıştır.

10. Başvurucu, 14/6/2010 tarihli rapor uyarınca 17/6/2010 tarihinde terhis

edilmiş olup terhis belgesinde Çorlu Asker Hastanesinin düzenlediği 14/6/2010

tarihli sağlık kurulu raporundaki teşhise de yer verilmiştir.

11. Başvurucu, aynı teşhisi

içerdiğini ve Çorlu Asker Hastanesince verildiğini beyan ettiği 28/2/2011 tarihli ek sağlık kurulu raporuna istinaden

15/8/2011 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvurarak rahatsızlığının geç

tespit edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek zararlarının

tazminini talep etmiş, bu istemin zımnen reddedilmesi üzerine ilgili idare

aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde tam yargı

davası açmıştır.

12. AYİM İkinci Dairesi, 12/9/2012 tarihli ve E.2012/291, K.2012/756 sayılı kararıyla

davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Karar oyçokluğu ile alınmış olup

kararın ilgili kısmı şöyledir:

“… Davacı hakkında, Çorlu Asker Hastanesinin 14.06.2010 gün

ve 1472 sayılı sağlık kurulu raporu ile “Antisosyal

kişilik bozukluğu” tanısına bağlı olarak “17BF1 Barışta askerliğe elverişli

değildir, elverişsizlik kararı 16/7/2008 tarihinden

başlar.” kararı verildiği, bu raporun 16.07.2010 tarihinde onaylandığı, davanın

eylemden (davacının askere alındıktan sonra rahatsızlığının geç teşhisi) doğan

tazminat davası olduğu, onay tarihinden itibaren bir yıl içinde idareye manevi

zararının tazmini amacıyla müracaat etmesi gerekirken bu süreyi geçirdikten

sonra, 15.08.2011 tarihinde müracaatta bulunduğu bu davada, süre aşımı bulunduğu

sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

13. Karşıoy gerekçesi şöyledir:

“… olayda davacının askerliğe elverişli olmadığına ilişkin

kesinleşen sağlık kurulu raporu davacıya tebliğ edilmediğinden, davacı

vekilinin dava dilekçesinde Çorlu Asker Hastanesinden alınan 28.02.2011 tarihli

davacının “askerliğe elverişsiz” olduğuna ilişkin ek rapor tarihinin zararın

öğrenilme tarihi olarak kabul edilip, dava açma süresinin bu tarihten

başlatılması gerektiği, sürenin bu tarihten başlatılması halinde 15.08.2011

tarihinde idareye yapılan müracaat ve devamında idarenin cevap vermemesi

üzerine 03.11.211 tarihinde açılan davda süre aşımı bulunmadığından,…”

14. Başvurucunun karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 23/1/2013 tarihli ve

E.2012/1213, K.2013/53 sayılı kararıyla reddedilmiş; karar, başvurucuya

12/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, 25/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. Anayasa’nın 125. maddesinin

son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle

yükümlüdür.”

17. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “İhtiyari

müracaat” başlıklı 35. maddesinin (a) bendi şöyledir:

“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari

işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem

yapılması; üst makamdan,

yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde

istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi

üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de

hesaba katılır.”

18. Anılan Kanun’un “Dava açma süresi” başlıklı 40. maddesinin

birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit

işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre

gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”

19. Anılan Kanun’un “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması”

başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi

üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde

eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının

yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen

reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap

verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam

yargı davası açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

25/2/2013 tarihli ve 2013/1524 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, anti sosyal

kişilik bozukluğunun bulunduğu ve bu nedenle askerliğe elverişli olmadığı

yönündeki tespitin idarece geç yapıldığını, rahatsızlığının etkisi ile askerlik

hizmetini yapamadığını, sürekli firar ettiğini, cezaevlerinde kaldığını,

psikolojisinin daha da bozulduğunu, uğradığı zararların tazmini istemiyle AYİM’de açtığı davanın, hakkında düzenlenen 14/6/2010 onay

tarihli sağlık raporu esas alınarak süre aşımından reddedildiğini oysa anılan

raporun henüz o tarihte kesinleşmediğini ve kendisine tebliğ edilmediğini,

idareye başvurduğu 15/8/2011 tarihinin sürenin başlangıcına esas alınması

gerektiğini, rahatsızlığı nedeniyle sürekli firar etmesi sonucu kaçak yaşamak

zorunda kalmasının ve sürekli mahkûm edilmesinin insanlık dışı muamele

kapsamına girdiğini, AYİM’in bünyesinde bulunan sınıf

subayları nedeniyle bağımsız ve tarafsız olunmadığını, ayrıca AYİM kararlarına

karşı temyiz yolunun da bulunmadığını belirterek Anayasa’nın 9., 17., 36., 37. ve 40. maddelerinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmeye bağlı olmaksızın olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Buna göre başvurucunun şikâyetlerinin, AYİM’in bağımsız ve tarafsız olmadığı, iki dereceli

yargılanma hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği başlıklarında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız ve

Tarafsız Olmadığı İddiası

23. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve

tarafsız olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

24. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

25. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun bulunmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme

durumunda bulunmadıkları ayrıca disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek

Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlanıldığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerin en

fazla dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda

bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari

veya askerî yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu

subayların idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Mustafa Yavuz ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96, 25/5/2000;

Bek/Türkiye, B. No: 23522/05,

20/4/2010, § 30).

26. Açıklanan nedenlerle,

mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b.

İki Dereceli Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

27. Başvurucu, AYİM daire

kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını belirterek

adil yargılanma hakkını ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

29. Sözleşme’nin 7.

Protokolü’nün 2. maddesinde, cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmıştır.

Ancak Türkiye bu protokole taraf olmadığı gibi başvuru konusu edilen olay da

bir ceza yargılaması değildir.

30. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz yani iki dereceli yargılanma

hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı

gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi

birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir

Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,

42-45).

31. Açıklanan nedenlerden dolayı başvuru konusu ihlal

iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

32. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu, askerliğe

elverişli olmadığı hâlde İdare tarafından yeterli muayene yapılmayarak

kendisine askerlik yaptırılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararlarının

tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini belirterek

adil yargılanma hakkının alt güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık görüş yazısında,

mahkemeye erişimin bir unsuru olan mahkeme hakkının mutlak bir hak olmadığı,

özellikle bir davanın açılabilirliğine ilişkin bazı

sınırlamalar ve niteliği gereği bu konuda düzenleyici işlemlere konu

olabileceği, bununla birlikte, bu sınırlamaların dava açmak isteyen bir kişinin

mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek seviyeye ulaşmaması gerektiği, AYİM’in yerleşik içtihatlarına göre sağlık kurulu

raporlarına dayanılarak açılan tam yargı davalarında sağlık kurulu raporunun

onaylanma tarihinin bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak kabul

edildiği belirtilerek başvurucunun iddiaları incelenirken bu hususların göz

önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

35. Başvurucu cevap dilekçesini

süresi içinde sunmamıştır.

36. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

37. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”

kenar başlıklı 40. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen

herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde,

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler

sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu

olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

38. Sözleşme “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

39. Adil yargılanma hakkının en

temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

AİHM, mahkemeye etkili erişim hakkını hukukun

üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve

mahkemeye etkili erişim hakkının ve başvuru yapılabilmesi konusunda tutarlı bir

sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık,

pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu

sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin, tarafların

mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlâl edildiğine karar

verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

40. Hukuki güvenlik ile

belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki

güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının

öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven

duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici

yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını

ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini

ifade etmektedir (E.2013/64, K.2013/142, K.T. 28/11/2013).

41. Mahkemeye erişim hakkı,

kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla

birlikte getirilecek sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde

kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu

üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkin olarak

takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalar, nitelikleri

gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte bu sınırlamalar,

dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek

seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, §

34 ve Rodríguez Valín/İspanya,

B. No: 47792/99, 11/10/2001, § 22).

42. Mahkemeye ulaşmayı aşırı

derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının

ihlaline yol açabilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru

için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak

ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye

erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının

açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması

nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını

kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya,

B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40).

43. Belli bir hakkın mahkemede

ileri sürülebilmesi ya da hak arama hürriyeti kapsamında bir davanın

açılabilmesi için öngörülecek süreler hukuk güvenliği ilkesi gereği olup adil

yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilemez. Anılan süreler,

mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik ya da

ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar

hakkında karar vermelerinin istenmesiyle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne

geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet

ederler. Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler, devletin takdir yetkisi

içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı oldukça ve hakkın özünü

zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini engellemiş sayılmazlar

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22083/93, 22095/93; 22/10/1996, § 51).

44. Bunun yanında bir mahkemeye

başvuru hakkının yasal bir takım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa

da mahkemeler, usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını

ihlâl edebilecek aşırı şekilcilikten diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen

usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı

gevşeklikten kaçınmalıdırlar (Walchli/Fransa,

B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

45. Başvurucu, son yoklamasında

askerliğe elverişli olduğuna karar verilerek 2/10/2002

tarihinde askere sevk edilmiştir. Askerlik hizmeti sırasında birden fazla firar

ve izin tecavüzü suçlaması ile hakkında birden çok kamu davası açılmış ve son

açılan kamu davası kapsamında cezai ehliyetinin ve askerliğe elverişliliğinin

tespitine yönelik düzenlenen Çorlu Asker Hastanesi Baştabipliğinin 14/6/2010 tarihli sağlık kurulu raporunda “antisosyal kişilik

bozukluğu' tanısına bağlı olarak '17BF1 Barışta askerliğe elverişli değildir,

elverişsizlik kararı 16/7/2008 tarihinden başlar.” kararı

verilmiştir. Anılan karar üzerine 17/6/2010 tarihinde

başvurucu terhis edilmiş, 15/8/2011 tarihinde başvurucu, Millî Savunma

Bakanlığına başvurarak rahatsızlığının geç tespit edilmesi nedeniyle uğradığını

ileri sürdüğü zararlarının tazmini talebiyle tam yargı davası açmıştır.

46. AYİM İkinci Dairesi ise

başvurucunun, 14/6/2010 tarihli rapora istinaden

17/6/2010 tarihinde terhis edildiği, söz konusu raporun 16/7/2010 tarihinde

onaylanarak kesinleştiği, başvurucunun terhis tarihi itibarıyla askerlik

hizmeti sırasında idari eylemden dolayı askere elverişli olmayacak hâle

geldiğini öğrendiği ve en geç raporun onay tarihinden itibaren dava açma

süresinin başladığı, bu tarihten itibaren bir yıl içinde zararlarının tazmini

için idareye başvuru yapması gerekirken, 15/8/2011 tarihinde idareye başvurup

herhangi bir cevap verilmemesi üzerine 3/11/2011 tarihinde açılan davanın,

süresinde olmadığı gerekçesiyle süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir.

47. AİHM, Sözleşme sisteminin

bazı durumlarda Sözleşmeci Devletlerin Sözleşme’nin 6. maddesiyle güvence

altına alınan haklardan etkili olarak yararlanılmasını sağlamak için gerekli

tedbirleri almasını gerektirdiğini (Vaudelle/Fransa, B. No: 35683/97, 3/1/2001

§ 52), bunun her şeyden önce hakkında dava açılan kişinin durumdan haberdar

edilmesini gerektirdiğini ifade etmektedir (Dilipak

ve Karakaya/Türkiye, B. No: 7942/05 ve 24838/05, 4/3/2014 § 77).

48. Bu bağlamda, mahkemelerin,

usul kurallarını uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek

kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının

ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları

gereklidir (Kamil Koç, B. No:

2012/660, 7/11/2013, § 65).

49. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği mevzuatın yorumlanması ve uygulanması derece

mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle

bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye

erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları

çerçevesinde olacaktır.

50. İdari işlem ve eylemlerin

sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu

hizmetinin hızlı ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari

davaların açılma süresi kanunlarla düzenlenmiş; 1602 sayılı Kanun’un 43.

maddesi uyarınca idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilmiş olanların AYİM’de dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi

üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde

eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının

yerine getirilmesini istemeleri, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

hâlinde ise bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap

verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam

yargı davası açmaları gerektiği düzenlenmiştir.

51. Başvurucu 1602 sayılı

Kanun’da belirtilen dava açma süresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği

yönünde bir şikâyette bulunmamıştır. Anılan sürenin başlangıç tarihinin,

başvurucunun hakkında düzenlenen sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas

alınarak belirlenmesinin, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet

etmektedir.

52. Somut olayda başvurucu,

askerlik hizmeti sırasında askerliğe elverişsiz hâle geldiğinin geç tespit

edilmesi nedeniyle uğramış olduğu zararı, sağlık muayenesinin ardından yapılan

erken terhis işlemi ile öğrenmiş (bkz. § 10) ve bu surette eylemin idariliğinden haberdar olmuştur. AYİM yorumu uyarınca

sağlık raporunun onayı ile de idari başvuru ve dava açma süreleri başlamış

bulunmaktadır. Erken terhis işleminden ardından hakkında düzenlenen sağlık

raporunun kesinleşmesinden sonra bu raporun başvurucuya tebliğ edilmesi ancak

açılan tazminat davasında rahatsızlığın seviyesine göre talep edilecek olan

tazminat tutarının hesaplanmasına etki edecek bir faktör olarak göz önünde

bulundurulabilir.

53. AİHM, askerde meydana gelen

ölüm olayıyla ilgili olarak açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesine

ilişkin olarak kendisine yapılan başvuruda; zararın ölüm olayıyla meydana

geldiğine, bir yıllık idareye başvuru süresinin ölümle ilgili yapılan

kovuşturmanın sonucunda verilen takipsizlik kararının ilgililere tebliğ tarihi

ile değil, ölüm olayının öğrenilmesi ile başlayacağına dair yorumunun,

mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğine AYİM tarafından karar vermiştir (Canan Eyilmez ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 74704/11, 1/7/2014,

§§ 32-34).

54. Anayasa Mahkemesi bir temyiz

incelemesi yapmamakla birlikte, usul kurallarının yorumlanmasının, dava açmak

isteyen kişinin mahkemeye ulaşmasını aşırı derecede zorlaştırmaması ya da

imkânsız hâle getirmemesi gerekir. Bu yönden başvuru konusu

olaya bakıldığında; askerlik hizmeti sırasında idari eylem nedeniyle askerliğe

elverişsiz hâle gelmesi ve bunun geç belirlenmesi sonucu uğradığını ileri

sürdüğü zararın tazmini istemiyle başvurucunun açtığı davada, AYİM tarafından,

başvurucunun bu durumundan terhis tarihi itibarıyla haberdar olduğu, bunun

yanında başvurucu lehine yorum yapılarak sağlık raporunun kesinleştiği tarihten

itibaren dava açma süresinin başladığı şeklinde değerlendirme yapılarak 1602

sayılı Kanun’da öngörülen sürelerden sonra başvurucunun yaptığı başvuru üzerine

açtığı davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Başvurucunun

askerliğe elverişsiz hâle geldiğini terhis ile öğrendiği ve hangi nedenle

elverişsiz hâle geldiğine ilişkin sağlık kurulu raporuna bu tarih itibarıyla

ulaşabileceği göz önünde bulundurulduğunda, AYİM’in

yaptığı yorum, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız

hâle getiren nitelikte olmadığından, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının

ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

55. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması,

2.

İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının konu bakımından yetkisizlik,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Mahkemeye erişim hakkının ihlali iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Mahkemeye erişim hakkının

İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına

6/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Kemal İNAN Vekili : Av. Nuran ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1524, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Mahkemeye erişim hakkının
  16. C. Yargılama giderlerinin
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1524
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Mürsel Malkoç Başvurusu (B. No: 2013/9466)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Başvurusu (B. No: 2014/8691)
  • Mustafa Aydin Başvurusu (B. No: 2013/275)
  • Cuma Çiftçi Başvurusu (B. No: 2014/277)
  • Oktay Can Başvurusu (B. No: 2013/6379)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/6193

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.