İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kırmızı Gaa İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/2370)

1. Başvurucu, hakkında

Başvuru No2013/2370Tarih11 Aralık 2014Okuma16 dk · 3.217 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kırmızı Gaa İnşaat Turizm Gıda Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/2370
R.G. Tarih-Sayı
12/5/2015-29353
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.217 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında

uygulanan idari para cezasına karşı açtığı davanın, duruşma yapılmadan ve

idarenin cevabı kendisine tebliğ edilmeden, gerekçesiz bir şekilde

reddedildiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/4/2013

tarihinde İzmir 22. Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 15/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 24/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 2/9/2014 tarihli görüş yazısı 18/9/2014 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren

dilekçesini 2/10/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu şirket hakkında,

Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü

tarafından "İl Müdürlüğünce yapılmak

istenen incelemeye süresi içinde icabet edilmeyerek iş yeri ile ilgili kayıt ve

bilgilerin ibraz edilmemesi ve incelemenin engellenmesi"

nedeniyle, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasına muhalefetten aynı Kanun’un 107.

maddesi uyarınca 10.873,00 TL idari para cezası uygulanmıştır.

8. Başvurucu, bu cezaya gerekçe

gösterilen bilgi ve belgelerin istenmesine ilişkin idari yazının şirkete tebliğ

edilmediğini, muhtara da tebligat bırakılmadığını belirterek cezaya itiraz

etmiştir.

9. İzmir 10. Sulh Ceza

Mahkemesi, 3/1/2013 tarihli ara kararı ile İzmir

Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğünden idari para cezasına ilişkin olarak işlem

dosyasında bulunan karar, tutanak ve dayanak teşkil eden tüm evrak örnekleri

ile kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakı örneğinin gönderilmesini istemiş,

gelen evraklar üzerinde yaptığı inceleme sonucu 16/1/2013 tarih ve 2013/4 D. İş

sayılı karar ile başvuruyu reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Getirtilen evraklar incelendiğinde: Başvuran şirket

hakkında Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından yapılan şikayet

soruşturması nedeniyle İl Müdürlüğünce hazırlanan yazıda istenilen belgelerin 06/08/2012 tarihinde kuruma ibraz edilmesinin istendiği, bu

yazının başvuran şirketin adresine 26/07/2012 tarihinde tebliğ edildiği,

istenilen belgelerin belirtilen tarihte ibraz edilmediği, bunun üzerine İzmir

Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce düzenlenen 29/11/2012 tarih 482805 sayılı

kararda şirket hakkında 4857 sayılı kanunun 92/2 maddesi yollamasıyla 10.7

maddesi gereğince 10.873 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, bu

karara karşı süresinde itiraz başvurusunda bulunulduğu görülmekte olup; dosya

kapsamı itibariyle başvuruya konu karar usül ve

mevzuata uygun olduğundan yapılan haksız başvurunun reddine karar

verilmiştir."

10. Başvurucunun bu karara

itiraz etmesi üzerine, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi itiraza konu kararın usul

ve esasa uygun olduğu gerekçesine yer vermek suretiyle 15/2/2013

tarih ve 2013/139 D. İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar vermiştir.

11. Karar, başvurucuya 5/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Anayasa Mahkemesine 4/4/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

13. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı

Kabahatler Kanunu'nun “Başvuru yolu”

kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine

ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden

itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza

mahkemesine başvurulabilir….”

14. 5326 sayılı Kanun'un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı

28. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

“…

(2) Başvurunun usulden kabulü halinde mahkeme dilekçenin bir

örneğini ilgili kamu kurum ve kuruluşuna tebliğ eder.

(3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinin

tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde

mahkemeye cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasının

tamamının bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme,

işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap

dilekçesi, idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir

fazla nüsha olarak verilir.

(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin

bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen

tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme için

belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zaman

olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazır

bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesine

engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça belirtilir.

…

(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve

avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir,

bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.

(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri

ortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve hazır bulunan

tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen

tarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkeme

son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar.

(8) Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının;

a) Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurunun

reddine",

b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idarî yaptırım

kararının kaldırılmasına",

Karar verir.

…”

15. Anılan Kanun’un “İtiraz yolu” kenar başlıklı 29. maddesinin ilgili fıkraları ise şöyledir:

“(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi

Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren

en geç yedi gün içinde yapılır.

(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme

yapılarak verilir.

(3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın

kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 11/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

4/4/2013 tarih ve 2013/2370 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, idari para cezası

uygulanmasına neden olan bilgi ve belge istenilmesine konu davet yazısının

şirkete tebliğ edilmediği iddiasının dikkate alınmadığını, sunulan delillerinin

değerlendirilmediğini, derece mahkemelerince duruşma yapılmadığını, dava

dosyasına sunulan idarenin savunma dilekçesinin tebliğ edilmediğini ve derece

mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek, Anayasa'nın 36.

maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun, adil yargılanma

hakkı kapsamında ileri sürdüğü iddiaları, duruşma yapılmaması, silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile mahkeme kararlarının gerekçeli

olmaması başlıkları altında değerlendirilecektir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Duruşma

Yapılmamasının Adil Yargılanma Hakkını İhlal Ettiği İddiası

19. Başvurucu, duruşma

yapılmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür

20. Adalet Bakanlığı görüşünde,

dava konusu meselelerin “aşırı teknik“

veya “tamamıyla hukuki” olmadığı

hallerde duruşma yapılmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla yazılı yargılamanın

yeterli olmadığı, basit kabahate ilişkin davalarda (aşırı hız veya diğer trafik

suçları gibi) tanıkların inandırıcılığının değerlendirilmesi ihtiyacı olmadığı

sürece duruşmanın gerekli olmadığı ve yargılamanın yazılı yapılabileceği,

başvuru konusu olayın basit yargılama gerektirdiği, ayrıca başvurucunun duruşma

yapılması yönünde bir talebinin bulunmadığı hususlarının göz önünde

bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.

21. Başvurucu, başvuru

formundaki iddiaları tekrarlamıştır.

22. Anayasa’nın 141. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.

Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın

veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar

verilebilir.”

23. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de

Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması

ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini

kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak

ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini

gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. Özellikle ceza davalarında

yargılamanın duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin ve

savunma haklarının güvencesini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanın

mutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama

ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi

amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma

yapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (B. No:

2013/664, 17/9/2013, § 32).

24. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde “aleni

yargılama” hakkının tanınması, zorunlu olarak “sözlü yargılama” hakkını da içerir. Bununla

birlikte, Sözleşme’nin 6. maddesinde yer alan söz konusu yükümlülük, mutlak

olmayıp, taraflarının şüpheye yer vermeyecek şekilde bu haklarından vazgeçmesi

ve kamu yararının duruşma yapılmasını gerekli kıldığı bir durumun bulunmaması

hâlinde, duruşma yapılmayabilir. Vazgeçmenin, açıkça veya zımnen yapılması

mümkündür. Duruşma yapılmasına ilişkin talebin sürdürülmemesi ya da hiç ileri

sürülmemesi, zımnen vazgeçmeye örnek gösterilebilir. Bunun yanında dava dosyası

ve tarafların yazılı görüşleri temelinde yeterince çözülemeyen hukuki ve

olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması örneğinde olduğu gibi

yargılamanın istisnai koşulları da duruşma yapılmasını gerektirmeyebilir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Blom/İsveç, B. No:28338/95, 14/3/2000; Eksert Turizm Taşımacılık Tekstil Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti/Türkiye ve diğer 7 başvuru, B.

No:40988/06, 2/7/2013).

25. Başvuruya konu davanın

koşullarına bakıldığında, başvurucunun incelemeye esas kayıt ve belgeleri ibraz

etmediğinden bahisle uygulanan para cezasının kaldırılmasına ilişkin

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin

yeterli olduğu, İlk Derece Mahkemesinin, idari para cezasına ilişkin olarak

işlem dosyasında bulunan karar, tutanak ve dayanak teşkil eden tüm evrak

örnekleri ile kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakı örneğinin para cezasını

uygulayan ilgili idareden temin etmesinin ardından başvuruyu karara bağladığı,

diğer taraftan başvurucunun itiraz başvurusunda ve bu başvurunun reddi üzerine

yaptığı başvuruda duruşma yapılması yönünde bir talebinin de bulunmadığı, tüm

bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, başvuruya konu davada duruşma

yapılmamasının bir bütün olarak yargılamanın adilliğine zarar vermediği ve

duruşmalı yargılama hakkının ihlal edilmediği anlaşılmaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle,

duruşmalı yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

ii. Silahların

Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

27. Başvurucu, davalı idare

tarafından sunulan savunma dilekçesinin ve ilgili belgelerin kendisine tebliğ

edilmeden karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür

28. Adalet Bakanlığı görüşünde,

adil yargılama ilkesinde yer alan güvencelerden birinin de silahların eşitliği

ilkesi olduğu, bu ilke gereği davanın taraflarından birinin diğeri karşısında

zayıf duruma düşürülmemesi gerektiği, somut başvuruda başvurucunun yaptığı

itiraz üzerine idare tarafından İlk Derece Mahkemesine sunulan savunma

dilekçesini tebliğ ettiğine dair dosyada bir bilginin mevcut olmadığı, bu

durumun silahların eşitliği ilkesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken göz

önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.

29. Başvurucu, başvuru

formundaki iddiaları tekrarlamıştır.

30. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak adil

yargılanma hakkının somut görünümlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No.2012/13, 2/7/2013,

§ 38).

31. Taraflar arasında

hakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği

ilkesi, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar

arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasında

korunmasını ifade etmekte olup, bu usuli güvence

gereğince, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan

delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (B.No. 2013/2116,

23/1/2014, § 18; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. De Haes ve Gijsels/Belçika, B. No. 19983/92, 24/02/1997, §

53).

32. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesi

hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle

tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu

anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkanı

verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden

olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır

bulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününe

aktif olarak katılmalarını gerektirir (B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 25).

33. Anayasa Mahkemesinin silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılanma ilkeleri bağlamında yapacağı inceleme, başvuru

konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir

(B. No. 2013/2116, 23/1/2014, § 22).

34. İdari para cezasının

kaldırılması istemiyle Sulh Ceza Mahkemesi açılan davada, davalı idarenin

savunma dilekçesi ve eklerinin başvurucuya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Ancak, başvurucunun Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı

Asliye Ceza Mahkemesine sunduğu itiraz dilekçesi incelendiğinde; kendisine

tebliğ edilmeyen savunma dilekçesinden ve eklerinden itiraz aşamasında haberdar

olduğu ve anılan dilekçede ileri sürülen hususlara ilişkin olarak görüşlerini

hazırlama ve mahkemeye sunma imkânı bulduğu anlaşılmakta olup, ayrıca itiraz

dilekçesinde davalı idare savunmasının kendisine tebliğ edilmediği yönünde bir

hususu da ileri sürmediği, bireysel başvuru formunda da Asliye Ceza Mahkemesine

yaptığı itiraz başvurusundan önce davalı idare tarafından sunulan savunma

dilekçesi ve eklerine ulaşıldığı, bunlara karşı delil toplama yoluna gidildiği

ve itirazların Asliye Ceza Mahkemesine sunulduğu ifade edilmiştir.

35. Bu kapsamda başvurucunun

yargılamanın sonucunu etkileyecek usuli bir imkândan

mahrum bırakılmasının söz konusu olmadığı ve başvuruya konu yargılama sürecine

bir bütün olarak bakıldığında, başvurucuya karşı tarafça ileri sürülen veya

dava dosyasına intikal eden dava malzemesine ulaşma, bunları tetkik ile beyan

ve itirazlarını ileri sürme imkânı verilerek yargılamaya aktif katılımının temin

edildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle,

Mahkeme kararlarında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine

yönelik açık bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir

iii. Mahkeme

Kararlarının Gerekçesiz Olduğu İddiası

37. Başvurucunun gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı anlaşılmaktadır. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek

başka bir neden de bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

38. Başvurucu, idari para cezası

uygulanmasına neden olan bilgi ve belge istenmesine ilişkin davet yazısının

şirkete tebliğ edilmediği iddiasının dikkate alınmadığını, sunulan delillerinin

değerlendirilmediğini, Sulh Ceza Mahkemesi kararına karşı yaptığı itiraz

başvurusunda, davet yazısının tebligat alındısında ismi bulanan ve komşusu

olarak gösterilen kişinin muhtarlık kaydının bulunmadığı yönünde muhtarlık

belgesini ibraz etmesine karşın bu itirazının da karşılanmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

40. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

41. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

42. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşmenin lâfzî içeriğinde

yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38). Ayrıca, hakkaniyete uygun yargılamanın bir

unsuru olan gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin 1. fıkrasında

yer verilen “Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmüyle, mahkemelerin uyması

gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

43. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B.

No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

44. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber (bkz. García Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26) başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk

derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz

başvurularıyla başvurucuların usuli haklarının ihlal

edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması

gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülebilir (B. No: 2012/603, 20/2/2014,

§ 49).

45. Başvuru konusu olayda İlk

Derece Mahkemesi, başvurucu hakkında yapılan soruşturma nedeniyle Çalışma ve İş

Kurumu İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan yazıda belirtilen belgelerin 6/8/2012 tarihinde kuruma ibraz edilmesinin istendiği, bu

yazının 26/7/2012 tarihinde tebliğ edilmesine karşın istenilen belgelerin

belirtilen tarihte ibraz edilmemesi nedeniyle başvurucuya verilen para

cezasının usul ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle yapılan itirazın reddine

karar vermiştir.

46. İlk Derece Mahkemesi

tarafından davalı idarenin savunma dilekçesi ve ekleri başvurucuya tebliğ

edilmemiş olup, davanın reddedilmesi sonrasında başvurucu tarafından savunma

dilekçesi ve eklerine ulaşıldığı, bu aşamada başvurucunun dava açtığında

bilmediği ve bu sebeple dava dilekçesinde ileri sürmediği davet yazısına ait

bilgi ve tebligat alındısına ilişkin iddialarını Asliye Ceza Mahkemesine

yaptığı itirazda belirttiği, anılan dilekçeye, davet yazısının tebligat

alındısında komşusu olarak ismi yazılan kişinin ikamet ettiği mahallede

kaydının bulunmadığına dair mahalle muhtarlığından alınan belgeyi ve tebligatın

mahalle muhtarına yapıldığı belirtilmesine rağmen muhtarın kendisine böyle bir

tebligat yapılmadığını ifade ettiği hususunu da ileri sürdüğü görülmektedir. Ancak Asliye Ceza

Mahkemesinin ise bu yeni iddialara ilişkin bir değerlendirme yapmaksızın,

itiraza konu kararın usul ve esasa uygun olduğu gerekçesine yer vermek

suretiyle başvuruyu reddettiği görülmektedir.

47. Bu durumda, bilgi ve

belgelerin istenilmesine ilişkin davet yazısının tebligat alındısında ismi

geçen kişinin başvurucunun komşusu olmadığına ilişkin muhtarlık belgesinin

Asliye Ceza Mahkemesi kararında tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, oysa

esasa etkili olan bu iddianın İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılarak

karşılanacak iddia niteliğinde olmadığı, zira İlk Derece Mahkemesi kararında bu

hususa ilişkin bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmekle yargılama sürecine

bir bütün olarak bakıldığında, başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Belirtilen nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

49. Başvurucu, anayasal

haklarının ihlal edildiğini belirterek ve ihlalin ortadan kaldırılması yönünde

karar verilmesini talep etmektedir.

50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli karar

hakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama

yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Duruşma yapılmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının

“açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğu iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

11/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Kırmızı Gaa İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Vekili : Av. Zeynelabidin POYRAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2370, 11 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2370
Tarih
11 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Yavuz Kumru Başvurusu (B. No: 2014/1082)
  • Mahmut Tanal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18803)
  • Suat Turan Başvurusu (B. No: 2013/387)
  • Salman Aceleci Başvurusu (B. No: 2013/73)
  • Cem Furuncu Başvurusu (B. No: 2012/774)
  • Ertuğrul Atalay Başvurusu (B. No: 2013/9442)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.