İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cem Furuncu Başvurusu (B. No: 2012/774)

1. Başvurucu, astsubaylıktan

Başvuru No2012/774Tarih10 Aralık 2014Okuma17 dk · 3.364 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cem Furuncu Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2012/774
R.G. Tarih-Sayı
4/4/2015-29316
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.364 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, astsubaylıktan

subaylığa geçiş sınavına katılmak için yaptığı başvurusunun reddedilmesine

ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın mevcut delillere rağmen

aleyhine sonuçlandığını, hükme esas alınan belgelerden yalnızca mahkemece izin

verilenleri, altındaki isim ve imza bölümü gizlenmek suretiyle

inceleyebildiğini, kendisiyle aynı durumda olan astsubayların başvuruları kabul

edilirken kendi başvurusunun reddedildiğini, subay olma hakkının elinden

alındığını belirterek Anayasa’nın 10., 36., 40. ve 49.

maddelerinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin,

adil yargılanma ve çalışma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek ihlallerin

tespiti ile yargılamanın yenilenmesi ya da tarafına tazminat ödenmesine

hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/11/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 21/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 23/12/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına

bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 21/2/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 27/2/2014

tarihinde bildirilmiş, başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunulmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun Kocaeli Kara Kuvvetleri

Komutanlığı EDOG Muh. Hiz. Des. Eğt. K. Komutanlığında

astsubay olarak görev yapmakta iken, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 26/10/2011 tarihli emrine istinaden 2012 yılı astsubaylıktan

subaylığa geçiş sınavına girmek için yaptığı müracaat, 2/1/2012 tarihinde

tebliğ edilen işlemle reddedilmiştir.

9. Başvurucu tarafından söz

konusu işlemin iptali istemiyle açılan dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Üçüncü Dairesinin 4/10/2012 tarih ve E.2012/424,

K.2012/2003 sayılı kararıyla “yapılan

incelemede muvazzaf subaylığa geçiş talebinde bulunan astsubayların sınava

girişi öncesinde tanzim edilen nitelik belgesine göre davacı için 2. ve 3.

sicil üstleri tarafından subay olma yeterliliklerini taşımadığı yönünde kanaat

bildirilmesinin yanı sıra, nitelik belgesinin tanziminde takdir yetkisinin

eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığına ilişkin

bir olgunun bulunmaması karşısında, davalı idarece davacının astsubaylıktan

subaylığa geçiş sınavına giriş başvurusunun reddedilmesi işleminde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle

reddedilmiştir.

10. Anılan karar, 12/11/2012 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

Karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmemiştir.

11. Başvurucu tarafından 26/11/2012 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

12. 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk

Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun “Astsubaylıktan

subay olma şartları” başlıklı 109. maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendi şöyledir:

“Askerî disiplin, tutum ve davranışları, görevindeki

başarısı, meslekî bilgi ve yetenekleri ile genel kültürü bakımından subaylığa

lâyık bulunduğu sıralı sicil üstleri tarafından onanmış olmak.”

13. 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Subay

Sicil Yönetmeliği’nin “Astsubaylıktan subay

olmanın esas ve şartları ile subay olmaya engel hâller” başlıklı

105. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi şöyledir:

“Askerî disiplin,

tutum ve davranışları, görevindeki başarısı, meslekî bilgi ve yetenekleri ile

genel kültürü bakımından subaylığa lâyık bulunduğu sıralı sicil üstleri

tarafından onanmış olmak.”

14. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Dosya

dışında inceleme” başlıklı 52. maddesinin dördüncü ve devamı

fıkraları şöyledir:

“(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır.

Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen bilgi

ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile

mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek

haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu

hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler,

taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz.

Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 10/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

26/11/2012 tarih ve 2012/774 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, kendisiyle aynı

durumda olan adayların sınava müracaatları kabul edildiği halde hiçbir somut

delil olmaksızın kendi başvurusunun kabul edilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı

olduğunu, hayat seviyesini yükseltme hakkının elinden alındığını, meslek hayatı

içinde değişik tarihlerde kırk adet takdir ve teşekkür belgesi aldığını, sicil

amirlerinin olumsuz kanaatlerini belgeyle ispatlamaları gerektiğini, Mahkemenin

hükme esas aldığı belgelerden kendisine suret verilmediğini, sadece Mahkemenin

kabul ettikleriyle sınırlı olarak ve belge altındaki isim ve imza bölümü

saklanarak belgeleri incelemesine izin verildiğini, bu haliyle savunma hakkının

kısıtlandığını, mevcut delillerle adil bir yargılama yapıldığında davanın

kabulünün gerektiğini belirterek Anayasa’nın 10., 36.,

40. ve 49. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

a. Dava Dosyasındaki Belgelere Erişiminin Kısıtlandığı

İddiası

17. Başvurucu, Mahkemenin hükme

esas aldığı belgelerden kendisine suret verilmediğini, sadece Mahkemenin kabul

ettikleriyle sınırlı olarak ve belge altındaki isim ve imza bölümü saklanarak

belgeleri incelemesine izin verildiğini, bu haliyle savunma hakkının

kısıtlandığını ileri sürmüştür.

18. Bakanlık görüş yazısında,

başvurucunun AYİM’de açtığı davada astsubaylıktan

subaylığa geçiş şartları arasında yer alan sıralı sicil amirlerince tanzim

edilen gizlilik dereceli nitelik belgesinin değerlendirilmesi suretiyle hüküm

kurulduğu, söz konusu belgenin altındaki isim ve imza bölümü karartılarak

başvurucuya incelettirildiği, başvuru formundaki ifadelerden karara esas alınan

nitelik belgesinin içeriğine başvurucunun vakıf olduğunun anlaşıldığı, gizli

belgelere erişim konusunun 30/6/2010 tarihinde

yürürlüğe giren 1602 sayılı Kanun'un 52. maddesinde düzenlendiği ve anılan

maddenin 6. fıkrasında karartılan bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz hakkı tanındığı halde

başvurucunun bu yönde bir itirazda bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilginin

bulunmadığı, söz konusu iddia değerlendirilirken göz önüne alınmak üzere

yukarıda belirtilen hususların Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulması gerektiği

yönünde kanaat bildirilmiştir.

19. Başvurucunun, gizlilik

dereceli hükme esas belgenin, altındaki isim ve imza kısmı karartılmak

suretiyle incelettirildiği iddiası çelişmeli yargılama hakkı açısından

incelenecektir.

20. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

22. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi hakkında

bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların

yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir (B. No:

2013/4424, 6/3/2013,§ 21). Bu ilke ve bu ilkeyle

bağlantılı olan yargılamaya etkin katılım hakkı, adil yargılanma hakkının somut

görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşmenin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen bu ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).

23. Çelişmeli yargılama hakkı

kapsamında, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, iddialarını sunma ve delillere

karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale

gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ruiz-Mateos/Spain, B. No:

12952/87, 23/06/1993, § 63; Feldbrugge/Netherlands, B.

No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği

ilkesi ile de yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada hazır

bulunmasını, daha genel bir ifade ile, yargılamanın

bütününe aktif olarak katılmalarını ve bu kapsamda yargılama evrakına ulaşma ve

bunlar hakkında yorum yapma imkânının da kendilerine tanınmasını ifade

etmektedir (B. No: 2013/4424, 6/3/2013,§ 21).

24. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, astsubaylıktan subaylığa geçiş için yapılan sınava katılma amacıyla

yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada Milli

Savunma Bakanlığı tarafından savunmaya ek olarak gönderilen belgelerin

kendisine gönderilmemesi üzerine AYİM’den bu

belgelerin incelettirilmesi talebinde bulunmuş, Mahkemenin onayı ile yalnızca

belirli belgeleri incelemesine izin verilmiş, belgenin altındaki isim ve imza

bölümü ise karartılmıştır. Başvurucu tarafından belgelerin sınırlı şekilde gösterilmesi

nedeniyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca herhangi bir itirazda

bulunulmamış, AYİM’in

4/10/2012 tarihinde verdiği karar ile başvurucu

hakkında sicil amirleri tarafından düzenlenen nitelik belgesi değerlendirilerek

dava reddedilmiştir.

25. Ceza davaları ile medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk

devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya

katılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden

bilgi sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının

verilmesi olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin

korunması, soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların

yargılama usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya

karartılan bilgi ve belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme

imkânı getirilmesi adil yargılanmanın garanti altına alınması için bir

gerekliliktir. Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan

19/6/2010 tarih ve 6000 sayılı Kanun’un genel

gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup, değişikliğin sebebi

olarak da AİHM’in 31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye kararı

gösterilmiştir (B. No: 2013/6428, 26/6/2014,§ 74).

26. 6000 sayılı Kanun’un 20.

maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş

ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;

dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya

vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (B. No:

2013/6428, 26/6/2014,§ 74).

27. Somut olayda, AYİM’de görülen davada başvurucu dava dilekçesinde

astsubaylıktan subaylığa geçmek için sınava girme talebiyle yaptığı başvurunun

reddedilmesinin birinci, ikinci ve üçüncü sicil amirlerince düzenlenen nitelik

belgesinin olumsuzluğundan kaynaklandığını düşündüğünü belirtmiş, bireysel

başvuru formunda da subaylığa geçiş sınavına katılamamasının nedeninin hakkında

düzenlenen nitelik belgesinde 2. ve 3. sicil amirleri tarafından olumsuz kanaat

belirtilmesi olduğunu yargılama sırasında öğrendiğini ifade etmiştir. Nitekim AYİM’in

davayı karara bağlarken esas aldığı belge de söz konusu nitelik belgesidir. Başvuruya konu yargılama sürecinde davalı idare tarafından sunulan

ve içerisinde nitelik belgesi de bulunan gizlilik dereceli belgelerin

başvurucuya bildirilmemesi sonucu başvurucunun AYİM’e

yaptığı başvuru üzerine yalnızca belirli belgeler altındaki isim ve imza

karartılmak suretiyle başvurucuya incelettirilmiş, ancak başvurucu tarafından

1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile AYİM’e itirazda bulunulmamıştır.

28. Bu durumda, başvuruya konu

davada AYİM tarafından hükme esas alınan gizlilik dereceli nitelik belgesinin

altındaki isim ve imzanın karartılarak başvurucuya incelettirilmesi nedeniyle,

başvurucunun söz konusu belgeye tam olarak erişiminin sağlanamadığı görülmekte

ise de söz konusu karartma nedeniyle başvurucu aleyhine yargılamanın adilliği

bakımından oluşan dengesizliği giderme amacına yönelik olarak, 1602 sayılı

Kanun’da öngörülen itiraz usulünün başvurucu tarafından kullanılmadığı, isim ve

imza haricinde anılan belgenin içeriğine yargılama sürecinde başvurucunun vakıf

olduğu ve buna yönelik savunma yapma imkânı elde ettiği, ayrıca Astsubay Sicil

Yönetmeliğinin 7. maddesinde ikinci sicil amirlerinin birinci; üçüncü sicil

amirlerinin ise ikinci sicil amirlerinin kuruluş bağlantısına göre bir üst

görev yerinde bulunan komutan veya amir olduğu düzenlendiğinden, karartıldığı

belirtilen bilgilerin de öngörülebilir nitelikte olduğu, bu çerçevede dosya

kapsamından başvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek usuli

bir imkândan mahrum bırakılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü

yargılama işlemlerinde açık ve görünür bir ihlal saptanmadığından, başvurunun,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

32. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti, hukuku ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular

açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

33. Başvurucu, meslek hayatı

içinde değişik tarihlerde kırk adet takdir ve teşekkür belgesi aldığını, sicil

amirlerinin olumsuz kanaatlerini belgeyle ispatlamaları gerektiğini, mevcut

delillerle adil bir yargılama yapıldığında davanın kabulünün gerektiğini

belirterek Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Başvuru konusu olayda

başvurucunun, astsubaylıktan subaylığa geçiş sınavına girmek için yaptığı

müracaatın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı dava, Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 4/10/2012 tarih ve

E.2012/424, K.2012/2003 sayılı kararıyla “yapılan

incelemede muvazzaf subaylığa geçiş talebinde bulunan astsubayların sınava

girişi öncesinde tanzim edilen nitelik belgesine göre davacı için 2. ve 3.

sicil üstleri tarafından subay olma yeterliliklerini taşımadığı yönünde kanaat

bildirilmesinin yanı sıra, nitelik belgesinin tanziminde takdir yetkisinin

eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığına ilişkin

bir olgunun bulunmaması karşısında, davalı idarece davacının astsubaylıktan

subaylığa geçiş sınavına giriş başvurusunun reddedilmesi işleminde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle

reddedilmiştir.

35. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe veya

bariz takdir hatasına ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B.

No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).

36. Somut olayda başvurucu,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge

sunmamış olup, iddiaların özünün delillerin değerlendirilmesinde isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının açık bir keyfilik veya bariz takdir hatası

da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Çalışma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

38. Başvurucu, astsubaylıktan

subaylığa geçiş imkânının tanınmaması nedeniyle, hayat seviyesini yükseltme

hakkının elinden alındığını belirterek Anayasa’nın 49. maddesinde düzenlenen

çalışma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

39. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi

gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS'in ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

40. Bireyin dilediği alanda çalışma

özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa'nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına

alınmış olmakla birlikte AİHS'de düzenlenen haklardan değildir. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) de kamu hizmetine girme ya da dilediği kamu görevinde

çalışma hakkının Sözleşme'de ya da protokollerinde

korunan bir hak olmadığını açıkça ifade etmektedir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24).

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri

sürdüğü astsubaylıktan subaylığa geçerek hayat seviyesini yükseltme hakkı,

Anayasa ve AİHS ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma

alanına girmediğinden, başvurucunun bu iddiasının “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Eşitlik

İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

42. Başvurucu, kendisiyle aynı

durumda olan adayların astsubaylıktan subaylığa geçiş için yaptıkları

müracaatlar kabul edildiği halde hiçbir somut delil olmaksızın kendi müracaatının

kabul edilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek Anayasa’nın 10.

maddesinde tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

43. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18) Bu nedenle, bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin tespit

edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve

ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.

44. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk,

renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve

idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak

hareket etmek zorundadırlar.”

45. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,

cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya

toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere

herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

46. Yukarıda yer verilen

hükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağı

kapsamında incelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

47. Bununla birlikte, bireysel

başvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevinin

olmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil

etmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başına

incelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o

hakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu

çerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili

bir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiği

sonucuna ulaşılabilir (B. No: 2012/606, 20/2/2014, §

48).

48. Ayrımcılık yasağının ihlal

edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temel

hak ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz

kaldığının tespiti gerekir. Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi

yeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,

cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir (B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §

48).

49. Somut olayda başvurucu

tarafından, kendisiyle aynı durumda olanların astsubaylıktan subaylığa geçiş

için yaptıkları müracaatların kabul edildiğinden bahisle kendisinin

ayırımcılığa maruz kaldığı belirtilmiş olmakla beraber, kendisine hangi temele

dayalı olarak ayırımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı

gibi, belirtilen iddiasını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da

sunmamış olduğu anlaşılmaktadır.

50. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu ihlal iddialarını kanıtlayacak herhangi bir delil ileri sürmediğinden

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurucunun

1.

Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden;

a. Dava dosyasındaki

belgelere erişiminin kısıtlandığı yönündeki iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması”,

b. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2.

Çalışma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,

3.

Eşitlik ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

10/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Cem FURUNCU Vekili : Av. Hasan TÜYSÜZOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/774, 10 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. A. Başvurucunun
  17. M. Emin KUZ

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/774
Tarih
10 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Ertuğrul Atalay Başvurusu (B. No: 2013/9442)
  • Ali Efe Başvurusu (B. No: 2013/2860)
  • Salih Şahin Başvurusu (B. No: 2013/7040)
  • Muammer Yeşiltepe Başvurusu (B. No: 2013/2508)
  • M.ı. Başvurusu (B. No: 2012/1268)
  • Özgür Çapkın Başvurusu (B. No: 2014/2546)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.