İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salih Şahin Başvurusu (B. No: 2013/7040)

1. Başvurucu, gözaltı ve

Başvuru No2013/7040Tarih11 Aralık 2014Okuma13 dk · 2.552 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Salih Şahin Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/7040
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.552 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, gözaltı ve

tutukluluk sürecinde kanuni sürelerin aşıldığını ve tutukluluk süresinin makul

olmadığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 5/9/2013 tarihinde

İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonu 16/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar vermiştir.

4. Bölüm tarafından 7/1/2014

tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 8/1/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı,

görüşünü 7/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 17/3/2014 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucu görüşe karşı beyanlarını onbeş

günlük süreden sonra 3/4/2013 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2007/2250 sayılı soruşturma kapsamında

30/8/2007 tarihinde gözaltına alınmış ve Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinin

3/9/2007 tarih ve Sorgu No:2007/437 sayılı kararıyla silahlı suç örgütüne üye

olma ve nitelikli yağma suçlarından tutuklanmıştır.

9. Başvurucu ve diğer 10 sanık

hakkında silahlı suç örgütü kapsamında birden fazla nitelikli yağma, hırsızlık,

ruhsatsız ateşli silah bulundurma, resmi belgede

sahtecilik suçlarının işlendiği iddiasıyla İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2008/9 sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır. Yargılamada 12 kişi müşteki

veya katılan sıfatıyla yer almaktadır.

10. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesi 23/7/2013 tarihli duruşmada tutukluluk halinin devamına karar vermiş,

bu karara yapılan itiraz İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/8/2013 tarih ve 2013/385

Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 4/9/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 5/9/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesi 19/11/2013 tarih ve E.2008/9, K.2013/179 sayılı kararıyla suç

örgütüne üye olma ve nitelikli yağma suçlarından başvurucuyu toplam 31 yıl 15

gün hapis cezasına mahkum etmiş ve hükümle birlikte

tutukluluğun devamına karar vermiştir. Dava temyiz aşamasındadır.

13. Öte yandan, başvurucu hakkında

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2006/104 ve K.2007/79 sayılı kararıyla

verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası 21/1/2009-17/5/2009 tarihleri arasında,

Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.1999/311 ve K.2001/57 sayılı kararıyla

verilen (657 gün) hapis cezası 17/5/2009 ve 5/3/2011 tarihleri arasında infaz

edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149. ve 220. maddeleri.

15. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 11/12/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 5/9/2013 tarih ve 2013/7040

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, 30/8/2007

tarihinde gözaltına alındığını, beş günlük gözaltı sonrasında 3/9/2007

tarihinde tutuklandığını, kanuni gözaltı ve tutukluluk süresinin aşıldığını ve

tutukluluk süresinin makul olmadığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş, serbest bırakılmasına ve tazminata karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Gözaltı Süresinin Aşıldığı İddiası

18. Başvurucu 30/8/2007-3/9/2007

tarihleri arasında isnat edilen suçlamalar nedeniyle kanunun öngördüğü azami

süreyi aşacak şekilde gözaltında tutulduğunu belirterek Anayasa’nın 19.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Adalet Bakanlığı,

başvurucunun gözaltı sürecinin, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru imkânının

başladığı 23/9/2012 tarihinden önceye ait olduğunu belirtmiştir.

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler.”

21. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zaman

bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu

düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları

da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No:

2012/832, 12/2/2013, § 14).

22. Somut olayda başvurucu,

isnat edilen suçlar kapsamında 30/8/2007 tarihinde gözaltına alınmış ve 3/9/2007

tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucunun tutuklulukla ilgili şikayetten

ayrı olarak ileri sürdüğü ihlal iddiasının dayanağı olan gözaltı süreci

3/9/2007 tarihinde tutuklama kararıyla sona ermiştir.

23. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Kanunda öngörülen azami gözaltı süresinin aşıldığı şikâyetinin

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başlamasından önce gerçekleştiği ve sona erdiği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “zaman

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Kanuni Tutukluluk Süresinin Aşıldığı İddiası

24. Anayasa’nın 19. maddesinde

kişi hürriyeti ve güvenliği güvence altına alınmış olup, maddenin ikinci ve

üçüncü fıkralarında belirtilen haller dışında kimsenin hürriyetinden yoksun

bırakılamayacağı kuralı yer almaktadır.

25. Buna göre, hürriyetten

yoksun bırakılma ancak Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında belirlenen

durumlardan birinin varlığı halinde söz konusu olabilir. Kişilerin hürriyetinin

kısıtlanabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Bu çerçevede Anayasa’nın

19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini ve

değiştirilmesini önlemek maksadıyla hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Tutuklamanın kanunda öngörülen şekil ve şartlara uygun olması gerekir.

26. Kişi hürriyetine ilişkin

sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü

ilke olarak idari organlara ve derece mahkemelerine aittir. İdare organları ve

mahkemeler esas ve usule ilişkin hukuk kurallarına uymakla yükümlüdürler.

Anayasa’nın 19. maddesinin amacı kişileri keyfi bir şekilde hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı korumak olup, maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi

hürriyetine getirilecek sınırlamaların maddenin amacına uygun olması gerekir.

Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hürriyetten

yoksun bırakmanın şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince,

başvurucunun tutukluluk durumunun “kanuni”

dayanağının bulunup bulunmadığının, kanunun hürriyetten yoksun kılmaya izin

verdiği hâllerde ise, kanunun hukuk devleti ilkesi gereği, keyfiliği önlemek

için, uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup

olmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir (B. No: 2012/1094,

7/3/2014, § 38).

27. Tutukluluğa ilişkin

düzenlemeler, 5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde yer almaktadır. 5271

sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin

görevine giren işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin

zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin

toplam üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil

toplam tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır (B. No:

2012/1094, 7/3/2014, § 40).

28. Tutukluluğa ilişkin sürenin

tespitinde ilk derece mahkemesi önündeki yargılamada tutuklu geçirilen sürenin

dikkate alınması gerekir. Kişi yargılandığı davada ilk derece mahkemesi

kararıyla mahkûm edilmişse, artık durumu “suç

isnadına bağlı olarak tutuklu olma” kapsamından çıkmakta ve

tutukluluk ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma haline

dönüşmektedir (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 33).

29. Somut olayda

30/8/2007tarihinde gözaltına alınan başvurucu tutuklu devam eden yargılamada

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli kararıyla hapis cezasına mahkum edilmiştir. Bu tutukluluk hali devam ettiği sırada

başvurucu hakkında Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 2 yıl 1 ay hapis

cezası 21/1/2009-17/5/2009 tarihleri arasında, Bakırköy 1. Ağır Ceza

Mahkemesince verilen 657 gün hapis cezası 17/5/2009-5/3/2011 tarihleri arasında

infaz edilmiştir (§ 12).

30. Başvurucunun tutuklu kaldığı

dönem içinde başka yargılamalar kapsamında verilen ve infaz edilen cezalar

düşüldüğünde, başvuru konusu tutukluluk nedeniyle özgürlüğünden yoksun kaldığı

süre yaklaşık 4 yıl 1 ay olup, bu süre Kanunda öngörülen azami tutukluluk

süresini aşmamaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle,

Kanunda öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılmadığı ve bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edilmediği açık olduğundan, başvurunun diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığı İddiası

32. Başvurucunun iddiasının

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

33. Başvurucu tutukluluğun makul

süreyi aştığından şikâyet etmiştir.

34. Adalet Bakanlığı başvurunun

bu kısmına ilişkin görüş sunulmasına gerek görülmediğini bildirmiştir.

35. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre

içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince

duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir

güvenceye bağlanabilir.”

36. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60).

37. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

38. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).

39. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü

takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir.

Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).

40. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır.

41. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutulmasının makul kabul edilmesi gerekir.

42. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece

mahkemesince hüküm verildiği tarihtir.

43. Dava dosyasının

incelenmesinde 11/1/2008 tarihinde yapılan tensiple başvurucunun da aralarında

bulunduğu tutuklu sanıkların “üzerlerine

atılı suçların yasal yaptırımı, kuvvetli suç şüphesini gösterir bulgular ve

kaçma şüphelerine göre tutukluluk hallerinin devamına” karar

verilmiştir.

44. İlk derece mahkemesince bu

tarihten sonra yapılan duruşmalarda başvurucunun tutukluluk halinin devamına

karar verilmiş ve yapılan itirazlar reddedilmiştir. Başvuru öncesi tutukluluk

halinin devamına karar verilen 23/7/2013 tarihli duruşmada, isnat olunan suçların mahiyetine, yasada gösterilen

olası cezaların sınırlarına sanıklara isnat edilen suçların 5271 sayılı CMK.'nun 100/3. maddesinde gösterilen katalog suçlardan

olmasına, soruşturma aşamasında ele geçirilen ve düzenlenen iddianamede

gösterilen İddia, bir kısım sanık ikrarları, tüm dosya kapsamındaki, yakalama

ve muhafaza altına alma tutanağı, olay, arama yakalama ve el koyma tutanağı,

ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde,

mevcut olan bu delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren bu olgu olarak kabul edilerek, bu durumun kuvvetli suç şüphesinin varlığının bu açıdan halen devam ediyor olmasına,

gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve gerekse 6352 sayılı

Yasanın 96 ve devamı maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK.'nun

100 ve devamı maddeleri hükümlerine göre tutuklulukta geçen makul süreyi aşan

bir durumun bulunmamasına, sanıkların serbest

kalması halinde kaçma şüphesinin sanıkların üzerlerine atılı suçların

ağırlığına göre karine olarak kabul edilmesinde zorunluluk bulunmasına,

tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin bu aşamada sanıklar açısından

yetersiz kalacağı ve T.C. Anayasasının 19. maddesinde ifade olunan 'ölçülülük'

ilkesi uyarınca sanıklar hakkında daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol

tedbiri uygulanmasının dava konusu açısından yetersiz kalacağı

anlaşıldığından..,” gerekçesi yer almaktadır. Bu tarihten önceki

23/5/2013, 21/3/2013, 25/12/2012, 16/10/2012 tarihli duruşmalarda da aynı

gerekçeyle tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

45. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hâllerde tutulabilirler. Bu şartların tutukluluk

süresince devam ediyor olması, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve

meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam

edip etmediğinin ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulması ve yürütülen

işlemlerde gerekli özenin gösterilmesi gerekir (B. No: 2012/152, 20/2/2014, §

73).

46. İlk derece mahkemesi

tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde, başvurucunun üzerine atılı suçların niteliğine,

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillere, atılı suç için yasada

öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezaların miktarına ve kaçma şüphesi ile adli

kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı hususlarına değinmiştir.

Başvuru konusu tutukluluk kapsamında başvurucunun özgürlüğünden yoksun

kaldığı süre yaklaşık 4 yıl 1 aydır.

47. Tutukluluğun

devamına ilişkin kararların gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin özgürlükten yoksun bırakmanın

hukuka uygunluğu ve meşruluğunu haklı gösterecek içerikte olmadığı ve aynı

hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu

gerekçeler davanın genel durumu yanında, serbest bırakılmayı talep eden kişinin

özel durumunu dikkate alacak şekilde ilgili ve yeterli değildir.

48. Başka cezaların infazı

nedeniyle başvurucunun inceleme kapsamındaki tutukluluk süresi yaklaşık 4 yıl 1

ay kabul edilmekle birlikte, anılan cezaların infazı boyunca ve sonrasında

tutukluluğun devamına karar verildiği ve ilk derece yargılamasının 6 yıl 2 ayı

aşan sürede sonuçlandığı görülmektedir.

49. İlk derece yargılamasında 8/10/2009 tarihli beşinci duruşmada Cumhuriyet savcısı

esas hakkında mütalaasını vermiştir. Esas hakkındaki mütalaanın verildiği

tarihten hükmün açıklandığı 19/11/2013 tarihinde yapılan son duruşmaya

kadar sanıkların esas hakkındaki savunmaları

veya ek savunmalarının tespitine çalışıldığı, sanıklardan bazılarına barodan

müdafi tayin edilmesi istendiği veya kendisini avukatla temsil ettirmesi

amacıyla süre verildiği, bu kapsamda yazışmalar gerçekleştirildiği, bunun

yanında sanık müdafilerinin mazeret beyan ederek veya mazeretsiz olarak

duruşmalara katılmamaları üzerine duruşmaların ertelendiği, dosyanın karar

aşamasında olduğu belirtilerek duruşmaya gelmeyen sanık vekillerine veya

mazereti kabul edilen sanık müdafilerine yeniden duruşma gününün bildirildiği

anlaşılmaktadır. Bu nedenlere bağlı olarak ilk derece yargılamasının

sonuçlanmasının geciktiği ve başvurucunun bu gecikmeye neden olacak bir tutum

içinde olmadığı görülmektedir. Tutuklu olarak devam eden yargılamanın süratle

sonuçlandırılması konusunda gereken özenin gösterilmediği sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

51. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi

yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm

altına alınmıştır.

52. Başvuruda, Anayasa'nın 19.

maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu 20.000 TL manevi

tazminat talep etmiştir. Başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verildiğinden

tutukluluk hali sonra ermiştir. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğine

yönelik müdahale ve yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki

manevi zararın varlığı nedeniyle somut olayın özellikleri dikkate alınarak

başvurucuya takdiren net 4.000,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 başvuru harcı ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. Başvurunun,

1. Kanunda öngörülen azami

gözaltı süresinin aşıldığına ilişkin kısmının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

2. Kanunda öngörülen azami

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin kısmının “açıkça dayanaktan yoksunluk”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin kısmının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun

makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya takdiren net 4.000 TL

manevi tazminat ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 başvuru harcı ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına yapılacak

başvurudan itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına, 11/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Muharrem İlhan KOÇ Başvurucu : Salih ŞAHİN Vekili : Av. Murat SADAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7040, 11 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Tutukluluğun
  15. C. Başvurucuya takdiren net 4.000 TL
  16. E. Ödemenin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına yapılacak
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7040
Tarih
11 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Muammer Yeşiltepe Başvurusu (B. No: 2013/2508)
  • M.ı. Başvurusu (B. No: 2012/1268)
  • Özgür Çapkın Başvurusu (B. No: 2014/2546)
  • Abdullah Aydar Başvurusu (B. No: 2013/64)
  • Murat Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1313)
  • Halil Aslan Başvurusu (B. No: 2014/3038)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.