İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muammer Yeşiltepe Başvurusu (B. No: 2013/2508)

1. Başvurucu, üyesi olduğu kooperatifin daire teslim ve

Başvuru No2013/2508Tarih30 Aralık 2014Okuma14 dk · 2.890 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muammer Yeşiltepe Başvurusu

Karar tarihi
30 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/2508
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.890 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, üyesi olduğu kooperatifin daire teslim ve

tahsisi yapmaması üzerine açtığı tazminat davasının kısmen kabul edilmesi ve

davanın 11 yılda sonuçlanması nedenleriyle Anayasa’nın 2.,

10., 35., 36., 90. ve 148. maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğini

ileri sürerek ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılması yönünde

karar verilmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 3/4/2013 tarihinde

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 8/1/2014

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 30/9/2014

tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir

örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 27/10/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 16/4/1997 tarihinde

1.350,00 YTL peşin bedelle bir konut yapı kooperatifinden daire satın almış,

uzun zaman geçmesine rağmen kendisine tahsis, tescil ve teslim yapılmadığından

kooperatif tüzel kişiliğine ihtarname göndererek kooperatifte ferdileştirme işlemlerinin yapılmasını talep etmiş, cevabi

yazıda yükümlülüklerini yerine getirmediği için üyelikten çıkarıldığı kendisine

bildirilmiştir.

8. Başvurucu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesine

başvurmuş ve Mahkemenin E.2003/966 sayılı kararı ile ihraç kararının iptalini

sağlayarak tekrar kooperatife üye olmuştur.

9. Başvurucu, kooperatifte boşta daire kalmaması, üye

fazlası olması ve dairelerin kura çekilmeksizin üyelere tahsis edilmesi üzerine

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 28/7/2003

tarihinde peşin aldığı daire bedeli ve mahrum kaldığı kira bedeli talepli

tazminat davası açmıştır.

10. Mahkemece bilirkişi tayin edilmiş, 28/6/2004

tarihinde keşif yapılmış ve tahsis tarihini tespit için tanık ifadesine

başvurulmuş, başvurucu bilirkişi raporu sonrasında talebini 19.000 TL daire

bedeli ve 4.900 TL kira bedeli olarak ıslah etmiştir.

11. Mahkeme 24/6/2005 tarihli,

E.2003/956, K.2005/416 sayılı kararıyla davayı kısmen kabul ederek, 15.000 TL

daire bedeli ve 2.350 TL kira bedelinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

12. Yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 11. Hukuk

Dairesi, 15/3/2007 tarih ve E.2006/699, K.2007/4455

sayılı kararıyla ve Dairece benimsenen yöntemle tazminat miktarının

belirlenmesi gerekirken farklı bir yöntemin kullanıldığı gerekçesiyle İlk

Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

13. Bozma kararı sonrasında Mahkeme, E.2007/58, K.2007/750

sayılı kararıyla yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul 2. Asliye Ticaret

Mahkemesine göndermiştir.

14. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, davayı tekrar ele

almış, bozma kararı doğrultusunda ödemelerini yapan üyelerin örnek ödemeleri

güncellenerek ve ödenmeyen aidatlar mahsup edilerek bilirkişi marifetiyle

tekrar tazminat hesabı yaptırmış ve 26/2/2010 tarih ve

E.2008/655, K.2010/106 sayılı kararıyla 4.835 TL daire bedeli ile 2.080 TL kira

bedelinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

15. Yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 23. Hukuk

Dairesi, 15/12/2011 tarih ve E.2011/2303, K.2011/2636

sayılı kararıyla ve Mahkemece ilk hükümde karar altına alınan kira bedelinin

başvurucu lehine usulü kazanılmış hak olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi

kararını yine bozmuştur.

16. Davayı bir defa daha ele alan Mahkeme, bozma kararına

uyarak 17/7/2012 tarihli ve E.2012/334, K.2012/519

sayılı kararıyla 4.835 TL daire bedeli ile 2.350 TL kira bedelinin başvurucuya

ödenmesine karar vermiştir.

17. Bu karara yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay

23. Hukuk Dairesi, 16/1/2013 tarih, E.2012/6603,

K.2013/128 sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararını karar düzeltme yolu

kapalı olmak üzere onamıştır. Karar aynı tarihte kesinleşmiş ve başvurucuya 5/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 3/4/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu’nun 2. maddesi şöyledir:

“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını

yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk

düzeni korumaz.”

20. 24/04/1969 tarihli ve 1163 sayılı

Kooperatifler Kanunu’nun 06/10/1988 tarihli ve 3476 sayılı Kanunla değişik 16.

maddesi şöyledir:

“Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı

gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir.

Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen

sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.

Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi

ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme,

çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim

kurulunu da yetkili kılabilir.

Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa

geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,

çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu

ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ

edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula

da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere,

yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır.

Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı

aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara

karşı itiraz davası hakkı saklıdır.

Üç aylık süre içinde, genel kurula veya

mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmiyen

çıkarılma kararları kesinleşir.

Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların

yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri,

çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.”

21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi

ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve

düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 30/12/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/4/2013 tarih ve 2013/2508 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, üyesi olduğu kooperatifin daire teslim ve

tahsisi yapmaması üzerine açtığı tazminat davasında gereksiz keşif yapılması,

kesinleşmiş hükme aykırı karar oluşturulması, hakkaniyet dışı karar verilmesi,

davanın kısmen kabul edilmesi ve davanın 11 yılda sonuçlanması nedenleriyle

Anayasa’nın 2., 10., 35., 36. ve 90. maddelerinde yer

alan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 150.000,00 TL maddi ve

25.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Başvurucu, somut başvuruya konu tazminat davasında

gereksiz keşif yapılması, kesinleşmiş hükme aykırı karar oluşturulması,

hakkaniyet dışı karar verilmesi, davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle

sayılan anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.

25. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, nihai Mahkeme kararının

sonucunun hakkaniyete uygun olmadığı ve yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığına ilişkin olup bu şikâyetler yargılamanın sonucunun adil

olmadığı iddiası ve makul sürede yargılanma hakkı kapsamında

değerlendirilecektir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

26. Başvurucu, gereksiz keşif yapılması, kesinleşmiş hükme

aykırı karar oluşturulması, hakkaniyet dışı karar verilmesi, davanın kısmen

kabul edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

29. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

30. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açıkça keyfilik veya bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, açıkça keyfilik veya

bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

31. Öte yandan benzer konularda aynı derecedeki yargı

mercileri arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının

ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi, derece mahkemeleri veya temyiz

mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak, tarafların talepleri ve delilleri

arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez (B. No: 2012/1056, 16/4/2013,

§ 36).

32. Başvuru konusu olayda başvurucu,

usulsüz olarak kooperatif üyeliğinden çıkarılması üzerine tazminat davası

açmış, Mahkeme davayı kabul ederek lehine karar vermiş, temyiz edilen karar

önce Yargıtay Dairesinin yerleşik içtihatlarına aykırı hesaplama yöntemi, sonra

ise başvurucu lehine kazanılmış hak nedeniyle bozulmuş ve bozma kararları

doğrultusunda nihai olarak İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi başvurucunun

davasını kısmen kabul ederek kendisine 4.835 TL daire bedeli ile 2.350 TL kira

bedelinin ödenmesine karar vermiştir.

33. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

34. Başvurucu, yargılama sürecinde

karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi

delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan

delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

35. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve Derece Mahkemelerinin

kararlarının bariz bir takdir hatası veya açıkça keyfilik içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

36. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda,

başvurucunun makul süre şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşıldığından başvurunun bu şikâyetinin kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Başvurucu, 2003 yılında açtığı tazminat davasının

yaklaşık 9 yılı aşkın bir süre

sonunda neticelenmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18)

39. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri

önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına

sahiptir.”

40. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,

yargının görevidir.”

41. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına

sahiptir.”

42. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

43. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

44. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren

yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

40).

45. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

46. Ancak, belirtilen kriterlerden

hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.

Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

47. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

48. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, asliye ticaret

mahkemesi nezdinde açılan tazminat davasının söz konusu olduğu görülmekle, 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 28/7/2003

tarihidir.

50. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş

tarihinin, yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin

karar düzeltme yolu kapalı olarak verdiği E.2012/6603, K.2013/128 sayılı onama

karar tarihi olan 16/1/2013 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır.

51. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın

başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

52. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun usulsüz olarak kooperatif üyeliğinden çıkarılma

nedeniyle tazminat talebi olduğu, 28/7/2003 tarihinde

açılan davanın yargılama sürecinde ilk derece mahkemelerince verilen iki ayrı

kararın temyiz incelemesi neticesinde bozulduğu, ilk bozma kararı sonrasında

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2007/58, K.2007/750 sayılı kararıyla

yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne

gönderdiği, davanın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin karar düzeltme yolu kapalı

olarak verdiği 16/1/2013 tarih, E.2012/6603, K.2013/128 sayılı onama kararı ile

kesinleştiği ve toplamda yaklaşık 9 yılın üzerinde sonuçlandığı

anlaşılmaktadır.

53. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesi

önünde sürdüğü görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 9-19).

54. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64),

başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası

gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut

başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı

ve söz konusu yaklaşık 9 yılı aşan yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

56. Başvurucu, hakkaniyete uygun yargılama yapılmaması ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 150.000,00 TL maddi,

25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık 9 yılı aşan yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 6.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

59. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

60. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.650,00 TL manevi

TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35

TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili

mahkemesine gönderilmesine,

30/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Selami ER Başvurucu : Muammer YEŞİLTEPE Vekili : Av. Yasemin KUTLUĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2508, 30 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Başvurucuya net 6.650,00 TL manevi
  12. D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini
  14. F. Kararın bir örneğinin ilgili
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2508
Tarih
30 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • M.ı. Başvurusu (B. No: 2012/1268)
  • Özgür Çapkın Başvurusu (B. No: 2014/2546)
  • Abdullah Aydar Başvurusu (B. No: 2013/64)
  • Murat Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1313)
  • Halil Aslan Başvurusu (B. No: 2014/3038)
  • Laden Elbezyan Başvurusu (B. No: 2013/4551)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.