İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kürşat Eyol Başvurusu (B. No: 2012/665)

1. Başvurucu, emekliye sevk

Başvuru No2012/665Tarih13 Haziran 2013Okuma9 dk · 1.813 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kürşat Eyol Başvurusu

Karar tarihi
13 Haziran 2013
Başvuru Numarası
2012/665
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.813 kelime·9 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, emekliye sevk

edilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin kesilmesine yönelik işlem

hakkında açtığı iptal davasının hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararına dayanılarak reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 38.

maddesinin dördüncü fıkrasında tanımlanan masumiyet karinesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 14/11/2012

tarihinde Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 19/3/2013 tarihinde başvurunun karara

bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden,

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 30/8/2002 tarihinde astsubay çavuş olarak TSK’da göreve

başlamıştır.

6. Başvurucunun sicil

notlarının genel ortalaması “tam nota yakın

çok iyi” düzeyinde ise de bazı sicil dönemlerinde sicil üstlerince

hakkında çeşitli menfi kanaatler bildirilmiş, yedi ayrı kişi ve kuruma karşı

toplam 73.476,11 TL tutarında borcunun bulunduğu, bunların bir kısmı nedeniyle

hakkında çeşitli icra takiplerinin başlatıldığı, borçlarının 4.842,32 TL’sini

ödediği, 68.633,79 TL tutarındaki borcunun icra aşamasında olduğu tespit

edilmiştir.

7. Başvurucu, 13/10/2008, 15/10/2008, 27/1/2009 ve 2/3/2010 tarihlerinde

yukarıda sözü edilen aşırı borçlanma, 27/4/2007 tarihinde “nöbet yerinde uyumak”, 11/7/2008

tarihinde ise “kılık kıyafeti bozuk olmak”

fiilleri nedenleriyle “ikaz”

cezaları ile cezalandırılmıştır.

8. Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinin

31/3/2010 tarih ve E.2009/338, K.2010/92 sayılı kararı

ile başvurucunun 4/7/2008 tarihinde 178 adet 50 TL’lik banknottan oluşan toplam

8.900 TL tutarında parayı İstanbul’dan temin edip birlik içinde özellikle erbaş

ve erler vasıtasıyla piyasaya sürdüğü ve bu şekilde “parada sahtecilik” suçunu işlediği gerekçesiyle bir yıl, on

bir ay, on gün hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve buna

ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar,

itiraz yoluna başvurulmaksızın 14/9/2010 tarihinde

kesinleşmiştir.

9. Anılan karardan sonra,

başvurucunun sıralı sicil üstlerince, 30/12/2010

tarihinde “Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun

Değildir” ortak kanaati ile sicil belgesi düzenlenmiş ve ayırma

süreci başlatılmıştır.

10. Düzenlenen sicil belgesine

istinaden Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 61. maddesi uyarınca Kara Kuvvetleri

Komutanlığı Karargahında toplanan komisyon tarafından, 6/5/2011

tarihinde başvurucunun durumu görüşülmüş ve 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 94. maddesinin (b)

bendi ile Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60. maddesinin (a), (b), (d) ve (e)

bentleri uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durumu nedeniyle TSK’dan

ayırılmasının uygun olacağı hususunun Komutan tasvibine sunulmasına oybirliği

ile karar verilmiştir. Kararda şu gerekçelere yer verilmiştir:

“Disiplin bozucu hareketlerde bulunduğu, ikaz veya cezalara

rağmen ıslah olmadığı, hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini

ikazlara rağmen düzenleyemediği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını

zedeleyecek şekilde aşırı derecede borçlanmaya düşkün olduğu ve bu borçlarını

ödememeyi alışkanlık halinde getirdiği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını

sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu…”

11. Komisyon kararı, Kara

Kuvvetleri Komutanı tarafından 12/5/2011 tarihinde

tasvip edilerek, 25/5/2011 tarihinde Genel Kurmay Başkanına sunulmuştur. Genel

Kurmay Başkanınca Kara Kuvvetleri Komutanlığı kararı doğrultusunda işlem

yapılması uygun görülmüş ve başvurucu hakkında hazırlanan 2011/52 sayılı ayırma

kararnamesi 13/6/2011 tarihinde Milli Savunma Bakanınca

onaylanarak ayırma işlemi tamamlanmıştır.

12. Ayırma kararının tebliği ile

22/6/2011 tarihinde başvurucunun TSK’dan ilişiği

kesilmiştir.

13. Başvurucu, Askeri Yüksek

İdare Mahkemesine (AYİM) başvurarak resen emekliye ayırma işleminin iptalini talep

etmiştir. AYİM, 22/5/2012 tarih ve E.2012/167,

K.2012/167 sayılı kararıyla işlemde hukuka aykırı herhangi bir yön bulunmadığı

gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

14. Başvurucu, anılan ret

kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. AYİM, 9/10/2012

tarih ve E.2012/1290, K.2012/1031 sayılı kararla başvurucunun bu talebini

reddetmiş ve bu şekilde başvuru yolları tüketilmiştir. Buna ilişkin karar

başvurucu vekiline 19/10/2012 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

15. 31/1/2013 tarih ve 6413 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 45. maddesinin (6)

numaralı fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılmış olan 27/7/1967 tarih

ve 926 sayılı Kanun’un 94. maddesinin (b) bendi şöyledir:

“…

b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma:

Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı

Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen astsubayların

hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri

uygulanır.

…”

16. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi şöyledir:

“…

(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda

hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise;

mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,

kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) … (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.)

Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

…

(8) Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl

süreyle denetim süresine tâbi tutulur. …;

…

(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği

ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı

takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın

düşmesi kararı verilir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 13/6/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

14/11/2012 tarih ve 2012/665 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, görev süresince

disiplin cezası veya herhangi bir adli ceza ile cezalandırılmadığını, görev

safahatının disiplin ve başarılarla dolu olduğunu, hakkında “parada sahtecilik” suçundan verilen

mahkûmiyet kararına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verildiğini, bu karar nedeniyle resen emekliye sevk edilerek TSK’dan ilişiğinin

kesildiğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, mahkûmiyet

hükmünün hakkında sonuç ifade etmemesi anlamına geldiğini, bu kararın kesin bir

sonuç gibi değerlendirilerek resen emekliye sevk edilmesi ile Anayasa’nın 38.

maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş, mahrum kaldığı özlük haklarının ödenmesi ve manevi

tazminat taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme,… açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

20. Anılan kanuni düzenlemeye

göre açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar

verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret olan ya da temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan

yoksun kabul edilebilecektir.

21. Başvurucu, hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına dair kararın, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün sonuç

ifade etmemesi anlamına geldiğini, bu kararın kesin bir sonuç gibi

değerlendirilerek resen emekliye sevk edilmesi ile masumiyet karinesinin ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

22. Bireysel başvuru

incelemesinde, bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetki

alanına girip girmediğinin tespitinde Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı esas alınmaktadır (B. No: 2012/1049,

§ 18, 26/3/2013).

23. Başvurucunun ihlal iddiasına

konu olan masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü, Sözleşme’nin

ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmektedir.

24. Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz”

25. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(2) numaralı fırkası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

26. Masumiyet karinesi, kişinin

suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz.

27. Bu çerçevede, masumiyet

karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet

kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen

kişiler açısından ise, artık “hakkında suç

isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi

iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davasının herhangi

bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya

sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda

kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü

bu durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır.

28. Buna karşılık hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen durumlarda sanığın suçlu olduğu

konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunmakta ve bu kanaat “kasten yeni bir suç” işlenmemesi şartına

bağlı olarak hüküm ifade etmemektedir. Gerçekten, hükmün

açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet konusunda vicdani kanaate ulaşmış

mahkemenin, buna ilişkin hükmü açıklamayı belirli bir süre ertelemesini, bu

süre zarfında hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ve bu süre

sonunda kişinin başka suç işlememesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün

ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesini ifade eder.

29. Bu çerçevede, ceza davası

dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması

masumiyet karinesi ile çelişebilir. Buna karşılık, idari uyuşmazlığın çözümüne

esas teşkil etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet

karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun

için kararın gerekçesinin bütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın

münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere

dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir.

30. Öte yandan, Ceza Muhakemesi

Hukuku ve Disiplin Hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Kamu

görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu

da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması

ayrı ayrı yürütülür. Ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi

işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir.

31. Bireysel başvuruya konu olan

AYİM kararının gerekçesi şöyledir:

“... davacının almış olduğu

disiplin cezaları, sicil üstlerince hakkında not düşülen menfi kanaatler, aşırı

borçlanmaları ve yargılanmasına, mahkumiyetine neden olan suçun vasıf ve

mahiyeti dikkate alındığında; dava konusu işlemin sebep unsurunun maddi gerçeklik

ile uyumlu olduğu; davacının disiplin durumunun, TSK’nin güvenilirliğini

sarsacak derecede kötü nitelik arz ettiği ve hizmetin gerektirdiği şekilde

tavır ve hareketler sergilemediği; idarenin, dava konusu işlemi tesis ederken,

takdir yetkisini kişi yararı ile kamu yararı arasındaki dengeyi gözeterek,

ölçülü ve nesnel olarak kullandığı; davalı idarece, davacının sabit görülen

disiplinsizlik eylemleri ve yargılamaya konu fiilleri nedeniyle işlem tesis

etmesinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı; sonuç olarak davacı

hakkında ‘Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir’ sicil belgesi

düzenlenmesi işlemi ve bu sicil belgesine istinaden Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu’nun 94/b ve Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60 ve 61’inci

maddeleri kapsamında ayırma işlemi tesis edilmesinde takdir yetkisinin ölçülü

ve objektif olarak kullanıldığı ve anılan işlemlerde hukuka aykırı herhangi bir

yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

…”

32. Görüldüğü üzere AYİM

kararında, uygulanan disiplin işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna

ulaşılırken, ceza davasının sonucundan bağımsız olarak ve diğer nedenlerle

birlikte ortaya çıkan disiplin durumu dikkate alınarak işlem tesis edildiğine

vurgu yapılmaktadır. AYİM kararında yer alan “yargılanmasına,

mahkumiyetine neden olan suçun vasıf ve mahiyeti

dikkate alındığında” ifadesi Mahkemenin ceza davasının sonucuna

değil, sadece yargılanmasına neden olan suçun vasıf ve mahiyeti ile davacının

disiplin durumuna atıf yaptığını göstermektedir. Bu çerçevede gerekçenin bütünü

dikkate alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar, AYİM

kararının dayanağı olmadığından, Mahkemenin ulaştığı sonuç bakımından masumiyet

karinesine yönelik bir müdahale olmadığı açıktır.

33. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun iddiaları çerçevesinde masumiyet karinesinin ihlal edilmediğinin

açık olduğu anlaşılan başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun,

“açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 13/6/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Recep

ÜNAL

Başvurucu

:

Kürşat

EYOL

Vekili : Av. Kadir KOCALAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/665, 13 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Altan
  16. Kömürcü
  17. Yıldırım
  18. Ünal
  19. Eyol
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/665
Tarih
13 Haziran 2013

İlgili Kararlar

  • Armağan Çağlayan Başvurusu (B. No: 2013/33)
  • Nesin Kayserilioğlu Başvurusu (B. No: 2012/613)
  • Menduh Ataç Başvurusu (B. No: 2013/1751)
  • Aygaz A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/2428)
  • Burak Döner Başvurusu (B. No: 2012/521)
  • Murat Narman Başvurusu (B. No: 2012/1137)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.