İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Levent Tütüncü Başvurusu (B. No: 2015/3690)

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davada

Başvuru No2015/3690Tarih18 Temmuz 2018Okuma21 dk · 4.228 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Levent Tütüncü Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/3690
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.228 kelime·21 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davada

başvurucunun dava konusu işlemle olan menfaat bağının yargılama sürecinde

ortadan kalktığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim

Hastanesinde (GATA) kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapmakta

iken aynı bölüm için ilan edilen profesörlük kadrosuna atanma talebiyle

müracaatta bulunmuştur.

9. Aynı kadroya atanmak için başvuruda bulunan diğer adayın

şikâyeti üzerine GATA Komutanlığı Etik Kurulu (Etik Kurulu) tarafından

başvurucunun bilimsel eserleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Etik Kurulu

7/11/2012 tarihli kararıyla başvurucunun basılmamış ve yayımlanmamış bir eseri

profesörlüğe yükseltilme başvurusunda kullandığı gerekçesiyle yanıltma niteliğinde

etik kusuru, aynı eseri iki ayrı dergide yayımlatması nedeniyle de yayın

tekrarı etik kusuru işlediğini tespit etmiştir.

10. Genelkurmay Başkanlığı 19/12/2012 tarihinde, Etik Kurulun

anılan kararına istinaden ilgili mevzuat hükümleri gereğince başvurucu hakkında

iki yıl akademik yükseltme sırasında başvuramama ya da atanamama yaptırımı

uygulanmasına karar vermiştir.

11. Başvurucu, Etik Kurulu kararının ve bu karara istinaden

hakkında yaptırım uygulanmasına ilişkin Genelkurmay Başkanlığı işleminin iptali

istemiyle 14/3/2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava

açmıştır.

12. Dava devam ederken başvurucu 16/9/2013 tarihi itibarıyla

kendi isteğiyle emekli olmak suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK)

ayrılmıştır.

13. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 2/7/2014 tarihinde, konusu

kalmayan uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar

vermiştir. Oyçokluğuyla verilen kararın gerekçesinde, yargılama devam ederken

başvurucunun 16/9/2013 tarihinde emekli olarak TSK'dan ayrıldığı tespitine yer

verilmiş; bu sebeple dava konusu yaptırım kararının uygulanma durumunun söz

konusu olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu işlemlerin iptal edilmesinde

başvurucunun menfaatinin kalmadığı değerlendirmesinde bulunulan kararda,

başvurucunun talebi yönünden uyuşmazlığın konusunun kalmadığı kanaat ve

sonucuna varıldığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, davanın açıldığı tarihteki

haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinin davalı idareye

yükletilmesi gerektiği belirtilmiş; buna göre harç ve posta ücreti ile vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak başvurucuya

verilmesine hükmedilmiştir.

14. Karşıoy gerekçesinde ise

başvurucunun emekli olmasının mevcut davanın görülmesinde menfaatinin kalmadığı

anlamına gelmeyeceği, bu sebeple davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği

belirtilmiştir. Etik Kurulu kararı hâlen mevcut olduğundan davanın görülüp sonuca

bağlanmasında başvurucunun menfaati bulunduğu ifade edilen karşıoy

gerekçesinde, ayrıca yaptırım kararının başvurucunun emekli olmasından sonra da

etkilerinin olabileceğine dikkat çekilmiş, ardından esas yönünden dava konusu

işlemlerin hukuka aykırılık sebeplerine yer verilmiştir.

15. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 21/1/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar 4/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 27/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde 21/1/2017 tarihli

ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci

fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Kanunlar

19. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun "Dilekçeler

üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı 44. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Kaydı yapılan dilekçeler, Genel

Sekreterlikçe;

...

c) Ehliyet,

...

Noktalarından sırası ile incelenir.

Bu noktalardan kanuna aykırı görülmeyenlerin

tebligat işleri yapılır.

Kanuna aykırı görülen dilekçeler, karar

verilmek üzere görevli Daire veya Daireler Kuruluna havale olunur..."

20.

1602 sayılı Kanun'un "İlk

inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kuruluna gelen

dilekçelerde 44 üncü maddede yazılı noktalardan

kanunsuzluk görülürse:

A) ... (c) [bendinde yazılı

hâlde], davanın reddine;

... karar verilir..."

21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk

inceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Dilekçeler,

...

c) Ehliyet,

...

yönlerinden sırasıyla incelenir."

22. 2577 sayılı Kanun'un "İlk

inceleme üzerine verilecek kararlar" kenar başlıklı 15.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Danıştay veya idare ve

vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü

fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

...

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde

davanın reddine,

...

Karar verilir."

2. Danıştay İçtihadı

23. Danıştay İkinci Dairesinin 3/11/2008 tarihli ve E.2008/3586,

K.2008/4247 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Dava, davacı tarafından ... Lisesi

Müdürü olarak görev yaptığı dönemde hakkında 70 puanla orta düzeyde düzenlenen

2006 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 5. İdare Mahkemesi[nce] davacının yargılama

devam ederken emekliye ayrıldığı, sicil raporunun iptalini isteme konusunda

güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle ... davanın ehliyet

yönünden reddine karar verilmiştir.

...

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.

maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, "idari işlemler hakkında yetki,

şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan" davalar

olarak tanımlanmaktadır.

Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu, bu

tür davaların kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılan koşullardan biridir.

Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, subjektif

ehliyet şartı olarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek

ve tüzel kişilere iptal davasını açma hakkı sağladığını gösterecek kesin bir

ölçü ortaya konulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan

kararın niteliğine göre saptanmaktadır.

Genelde kişisel, meşru ve güncel bir menfaatin

varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmakta

ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı mercilerince

belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir

ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığı için

yeterli sayılmaktadır.

...

Bu durumda, 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun emeklilerin yeniden kamu hizmetine alınmasını düzenleyen 93. maddesi

ve Devlet memurlarından 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarı

olanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe

ilerlemesi uygulanacağını hüküm altına alan 64. maddesi uyarınca davacı

hakkında düzenlenen sicil raporu ve sicil notunun önem kazandığı ve davacının

menfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, sicil amirlerince olumsuz düşüncelerle

orta düzeyde düzenlenen uyuşmazlık konusu sicil raporu ile davacı arasında

manevi ilişkinin de devam etmesi karşısında, uyuşmazlığın esası incelenerek

hüküm kurulması gerekirken, davacının güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığı

gerekçesiyle davanın [reddi]

yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, [kararın bozulmasına]..."

24. Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2014 tarihli ve

E.2012/2143, K.2014/9343 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Dava,koruma

ve güvenlik görevlisi olarak görev yapmakta iken tutukluluk hali nedeniyle

görevden uzaklaştırılan davacının, memuriyet görevine başlatılması ve 1/3

oranında kesilen maaşının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin

05.01.2010 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 8. İdare Mahkemesince ...

davacının,03.02.2010 tarihinde hizmetli kadrosunda göreve başlatıldığı,

16.04.2010 tarihinde de malulen emekli olduğu anlaşılmakla, memuriyet görevine

dönmek istemiyle yaptığı başvurunun reddinden kaynaklanan uyuşmazlık yönünden

davanın konusunun kalmadığı; ... davacının memuriyet görevine başlatılmamasına

ilişkin kısmı yönünden davanın konusunun kalmaması nedeniyle uyuşmazlığın bu

kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maaşından yapılan kesintilerin

ödenmesi talebinin reddine dair kısmı yönünden de davanın reddine karar

verilmiştir.

...

İptal davalarında, idari işlemlerin

kuruldukları tarih itibariyle yargısal denetime tabi tutulmaları gerektiği

kuşkusuzdur. İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptaldavasıaçılabilmesiiçin,

davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığı yeterli olup,

ayrıca bu işlemle menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesi

aranmamaktadır.

Davacının idari işlemle ilişkisinin davanın

sonuçlanmasına kadar devam etmesini zorunlu tutmak, iptal davalarını sadece

davacılar yönünden ortaya koyduğu sonuçlarla değerlendirmek ve bu davaların

amacını ihmal etmek anlamını taşır. Bunun sonucu olarak, dava görülmeden önce

alınacak yeni idari kararlarla davacının iptali istenilen işlemle ilişkisini

kesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemi yargısal denetim

dışında bırakmak yolu açılmış olur.

Bu durumda, yargısal denetimden amaç

"hukuka uygunluk" denetimi olduğuna, yargısal denetim işlemin

kurulduğu tarih itibariyle gerçekleştiğine ve yeni işlem tesis edilene kadar

hukuki sonuç doğurduğuna göre, Mahkemece dava konusu işlemin hukuka

uygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken dava konusu

işlemden sonra kurulan 16.04.2010 günlü bir başka işlem ile davacının malulen

emekli edildiği ve davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer

olmadığına ilişkin olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

...

Açıklanan nedenlerle, [kararın] bozulmasına..."

25. Danıştay Onikinci Dairesinin

28/10/2015 tarihli ve E.2015/1273, K.2015/5657 sayılı kararının ilgili

kısımları şöyledir:

"Dava;... İl Özel İdaresi'nde genel sekreter olarak görev yapmakta

iken 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan ... milletvekili genel

seçimlerine katılmak için ... tarihinde istifa ederek görevinden ayrılan

davacının, seçimler sonucunda eski görevine atanmak istemiyle yaptığı başvurusu

üzerine İl Özel İdaresinde uzman kadrosuna atanmasına ilişkin [işlemin]

iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, ... davacının, seçimler

sonucunda tekrar görevine dönebilmek amacıyla yapmış olduğu başvurusu

neticesinde genel sekreterlik kadrosunun dolu olması nedeniyle İl Özel

İdaresinde 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusu

işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

...

Davalı idarece her ne kadar davacının ...

tarihinde emeklilik isteminde bulunduğu ve bu isteği üzerine emekliye ayrıldığı

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli yazısından anlaşıldığından, iş

bu davanın davacı yönünden hukuki bir yararının bulunmadığı gibi, davanın

konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; iptal davası açılabilmesi için davacının

dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olması yeterli olup, bu

işlemle menfaat ilişkisini dava sonuna kadar sürdürmesi gerekmediğinden, davalı

idarenin davacı emekli olduğundandavanın konusuz

kaldığı yolundaki iddiasına da itibar edilmemiştir.

... davacının, görevine dönme talebinde

bulunduğu tarihte durumuna uygun eşdeğer görevlerin bulunup bulunmadığı

hususunda gerekli ve yeterli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken

... davanın reddi yolunda verilenİdare Mahkemesi

kararında hukuki isabet bulunmamaktadır."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar

verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini

isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

27. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için

bkz. Ali Diren, B. No:

2015/13108, 18/4/2018, §§ 26-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, TSK'daki görevinden ayrılmış olsa da akademik çalışmalarının

devam ettiğini hatırlatarak; gerek etik ihlalde bulunduğu yönündeki kararın

gerekse bu karara istinaden uygulanan yaptırımların akademik unvanını ve

itibarını lekelediğini belirtmektedir. Başvurucu, söz konusu işlemlerin

dosyasında saklanması nedeniyle bundan sonraki akademik hayatını olumsuz

etkileyeceğinden şikâyet etmekte; dolayısıyla sonuçları itibarıyla menfaatini

etkilediğine dikkat çekmektedir. Mahkemenin makul ve yeterli bir gerekçe

oluşturmaksızın sadece emekli olmasını dayanak göstererek dava konusu

işlemlerin iptalini istemekte menfaatinin kalmadığı yolundaki yorumunun katı

bir yorum olduğunu belirten başvurucu, bu yaklaşımdan hareketle idari

işlemlerin yargısal denetiminin yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

30. Başvurucu ayrıca, profesör kadrosuna atanmak için başvuruda

bulunma imkânının elinden alınması nedeniyle yıllar süren akademik çalışmaları

karşılıksız bırakılarak maddi ve manevi yönden yıpratıldığından, belirtilen

kadronun mali haklarından yoksun kaldığından şikâyet etmekte; maddi ve manevi

varlığın korunması ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen

şikâyetlerinin özü, idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın dava konusu

işlemle olan menfaat ilişkisinin yargılama sürecinde ortadan kalktığından

bahisle uyuşmazlığın konusunun kalmadığı gerekçesiyle esasının

incelenmemesidir. Bu itibarla başvurucunun ihlal iddiaları adil yargılanma

hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni

hak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulünde

uygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığın

bulunması gerekmektedir (bkz. İsmail

Taşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, §21).

34. Bireyin menfaatini etkilemeyen idari işlemlerin esasen

herhangi bir uyuşmazlığa sebebiyet verme imkân ve kabiliyeti bulunmayan

nitelikte işlemler olduğu söylenebilir. Bu çerçevede somut başvuruda da idari

işlemin iptali istemiyle açılan davanın başvurucunun idari işlemin iptalini

istemekte menfaatinin ortadan kalktığı, bu sebeple uyuşmazlığın konusunun

kalmadığı gerekçesiyle reddedildiği görüldüğünden somut olayda bir uyuşmazlığın

bulunup bulunmadığının ortaya konulması önem arz etmektedir.

35. Bu bağlamda bireysel başvuruya esas olan davada derece mahkemesinin,

başvurucunun yargılama sürecinde gelişen yeni hukuki durumunu (emekli olmasını)

dikkate alarak idari işlemin iptal edilmesindeki menfaatinin ortadan kalktığı

yolundaki yorumdan hareketle uyuşmazlığın konusunun kalmadığı yönünde tespit ve

değerlendirmede bulunduğuna dikkat çekmek gerekir. Bir başka ifadeyle derece

mahkemesinin dava konusu edilen idari işlemin davanın

açıldığı tarihte başvurucunun menfaatini etkilediği, dolayısıyla

dava tarihi itibarıyla ortada bir uyuşmazlık bulunduğu noktasında herhangi bir tereddütünün bulunmadığı, nitekim bu değerlendirmesini

gerekçeli kararında da ifade ettiği, bu kapsamda davanın açıldığı tarihteki

haklılık durumunu dayanak göstererek dava sonundaki yargılama giderlerini

başvurucuya yüklemediği görülmektedir. Ayrıca hukuk sistemimiz içinde-menfaat koşulu tartışmasından ayrı olarak-

aynı nitelikteki idari işlemlerden doğan uyuşmazlıkların idari davalara konu

olduğu noktasında bir tartışma bulunmadığı, hatta menfaat koşulu bağlamında da

bireysel başvuruya konu dava ile aynı hukuki koşullardaki uyuşmazlıkların

esasının incelendiği dikkate alındığında (bkz. §§ 23-25) somut olayda

Sözleşme'nin 6. maddesinin uygulanabilirliği noktasında herhangi bir sorun

bulunmadığı anlaşılmıştır.

36. Öte yandan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

39. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

40. Bireyin kamu makamları tarafından kamu gücü kullanılarak

hakkında gerçekleştirilen ve sonuçları itibarıyla hukuksal durumunu,

dolayısıyla menfaatini etkileyen bir idari işlemle ilgili uyuşmazlığın mahkeme

önünde incelenmesi imkânından yoksun bırakılması mahkemeye erişim hakkına

müdahale teşkil edebilir.

41. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun etik ihlalde

bulunduğu yolundaki kararın ve bu karara istinaden hakkında yaptırım uygulanmasına

ilişkin idari işlemin uyuşmazlık konusu edildiği bir idari dava söz konusudur.

Başvurucunun söz konusu idari işlemlerin iptali istemiyle açtığı davada, dava

konusu işlemlerle olan menfaat ilişkisinin yargılama sürecinde ortadan kalktığı

gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

42. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

43. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

44. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

45. Somut başvuruda, davanın esasının incelenmemesi yönündeki

mahkeme kararının idari işlemlere karşı iptal davası açılabilmesi için

öngörülen menfaat koşulunun

bulunmadığı gerekçesine dayandığı görülmektedir. Belirtilen koşulun idari

yargıya ilişkin usul hukuku kuralları kapsamında dava açma ehliyetinin unsurlarından biri olduğu ve bu müesseseyle

ilgili düzenlemelere de 1602 sayılı mülga Kanun'un 44. ve 45. maddelerinde yer

verildiği görülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

46. Anayasa'nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangi

bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde

sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı

sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede

herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka

maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması

mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin

bir kısım düzenlemenin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları

ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak

bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (Yusuf Bilin, B. No: 2014/14498,

26/12/2017, § 53; AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).

47. İdari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyin

menfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksal

sonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem de

idarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesini

engellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olan

kamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak

düşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğan

uyuşmazlıkların esasının incelenmemesi idari yargıya ilişkin bir usul kuralı

olarak düzenlenmiştir.

48. Yargılama usullerinin düzenlenmesinde usul ekonomisinin

gözetilmesi, bu suretle iyi adalet yönetiminin de sağlanarak kamu yararının

gerçekleştirilmesi Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin

gereklerinden biridir. Dolayısıyla usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimi

ilkesi gözetilerek idari işlemlerin dava konusu edilebilirliğinin belli

koşullara bağlanması mümkündür.

49. Somut olayda usul kurallarını yorumlayan derece mahkemesinin

başvurucunun dava konusuişlemlerin iptalini istemekte

menfaatinin kalmadığı gerekçesiyle idari işleme karşı açılan iptal davasının

esasını incelememesinin yukarıda değinilen kamu yararının gerçekleştirilmesine

yönelik meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

50. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

§ 52).

51. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 38).

52. Ölçülülüğün üçüncü alt ilkesi olan orantılılık, hakkın

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hak ve

özgürlükleri arasında adil bir dengenin sağlanmasını gerektirmektedir.

Öngörülen tedbirin bireyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda

müdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez. Bu itibarla

uygulanan tedbirle başvuruculara aşırı ve orantısız bir yük yüklenmemesi

gerekmektedir.

53. Dava konusu edilen bir idari işlemin bireyin menfaatini

ihlal edip etmediğini belirleme ve mevzuatı bu yönüyle yorumlama görevi esasen

derece mahkemelerine aittir. Derece mahkemeleri, önlerindeki uyuşmazlığın

niteliğini ve ilgili mevzuat hükümlerini gözönünde

bulundurarak dava konusu işlemin davacının hukuki durumu üzerinde

yaratabileceği etki ve sonuçlardan hareketle menfaatini ihlal edip etmediğini

değerlendirirler. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava konusu

edilen işlemin başvurucunun menfaatini ihlal edip etmediğinin belirlenmesi

noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa

Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, idari işlemin bireyin menfaatini

etkilemediğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim

hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir.

54. Derece mahkemeleri, dava konusu edilen işlemin bireyin

menfaatini ihlal edip etmediğini irdelerken ve buna dair usul kurallarını

uygularken söz konusu düzenlemenin getirilmesi ile ulaşılmak istenen kamu

yararı ile bireyin menfaatleri arasında adil bir denge gözetmelidir. Bu

bağlamda menfaat ihlali koşulundan hareketle uyuşmazlığın esasının incelenebilirliğinin değerlendirilmesinde kamu yararı ile

bireyin menfaatleri arasındaki denge kurulurken dava konusu edilen işlemin mahiyeti,

başvurucunun hukuki durumuna ve gelecek yaşantısına ne şekilde etkilerinin

olduğu, işlemin hukuka uygunluk denetiminin gerçekleştirilmememiş

olmasından dolayı bertaraf edilemeyen bu etkilerin başvurucuya bir külfet

yükleyip yüklemediği gibi hususlar gözönünde

bulundurulabilir.

55. Bu kapsamda bireyin hukuki durumu üzerinde birtakım etki ve

sonuçlar doğurduğu, dolayısıyla hak ve menfaatlerini etkilediği çok açık olan

bir idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme olanağından

yoksun bırakılması bu konuda mahkemeye erişimini imkânsız hâle

getirebileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir.

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

56. Bireysel başvuruya dayanak davada uyuşmazlık konusu edilen

işlemler başvurucunun etik ihlalde bulunduğu yolundaki karar ile bu karara

istinaden hakkında yaptırım uygulanmasına ilişkin işlemdir. Mahkeme,

başvurucunun dava sürecinde emekli olmasını dayanak göstererek dava konusu

işlemlerle olan menfaat ilişkisinin ortadan kalktığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasını

incelememiştir.

57. Bireyin menfaatini etkilemeyen uyuşmazlıkların esası

hakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimi ilkesinin sağlanarak kamu

yararı amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı

ifade edilemez. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi

bakımından asıl önem taşıyan ölçüt ise orantılılıktır.Bu

itibarla, uygulanan tedbirle başvurucuya aşırı ve orantısız bir külfet yüklenip

yüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.

58. Yukarıda yer verilen (bkz. §§ 23-25) Danıştay içtihadında

ortaya konulduğu üzere bireylerin kamu görevlisi sıfatını haiz olmaları

nedeniyle haklarında tesis edilen ve hukuki durumları üzerinde birtakım etki ve

sonuçlar doğuran muhtelif mahiyetteki idari işlemlere karşı açtıkları davalarda

kamu görevlisi statülerinin yargılama sürecinde sona ermiş olması idari işlemle

olan menfaat bağını ortadan kaldıran bir durum olarak kabul edilmemektedir.

59. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla statü hukukuna

göre çalışan kamu görevlilerinin kamu personel hukuku kapsamında haklarında

tesis edilen idari işlemlerin onların aktif meslek yaşamları haricinde maddi ve

manevi varlıkları üzerinde de birtakım etki ve sonuçlar gösterebilmesi, öte

yandan meri mevzuatın emeklilik/istifa/ihraç vb. sebeplerle kaybedilen kamu

görevliliği statüsünün belirli koşullar altında yeniden kazanılmasına imkân

sağlaması karşısında böyle bir durumda idari işlemin kişi üzerinde etkilerini

devam ettirecek olması gibi gerekçelere dayandığı anlaşılmaktadır. Buna göre Danıştayın söz konusu içtihadının idari işlemin bireyin

mevcut ve gelecekteki hukuki durumu üzerindeki olası tüm etki ve sonuçlarını

dikkate almak suretiyle menfaat ihlali koşulundan hareketle uyuşmazlığın

esasının incelenebilirliğinin tespitinde kamu yararı

ile bireyin çıkarları arasındaki adil dengeyi gözeten, objektif ve hukuken

kabul edilebilir ölçütler içerdiği görülmektedir.

60. Somut olayda etik ihlalde bulunduğu yönündeki idari kararın,

akademik kariyeri de bulunan ve bu kariyerini TSK bünyesindeki kamu görevinden

sonra da ve bu görevden bağımsız şekilde devam ettirmesine hukuken imkân

bulunan başvurucunun gelecekteki akademik hayatı üzerinde birtakım hukuksal

sonuçlar doğurma kapasitesinin olduğu, öte yandan etik ihlalde bulunduğu

yönündeki tespit nedeniyle ilan edilen kadroya başvuruda bulunamadığından

atanamamış olmasının başvurucunun kadroya bağlı mali hakları üzerinde de

etkilerinin olabileceği, bu hâliyle söz konusu işlemlerin başvurucunun

menfaatini etkilediği açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bireysel başvuruya konu

derece mahkemesi kararında ise belirtilen ölçütler kapsamında herhangi bir

irdelemeye gidilmeksizin ve dava konusu işlemlerin başvurucunun tüm yaşantısı

üzerindeki etki ve sonuçları görmezden gelinerek salt emekli olması nedeniyle

kamu görevlisi statüsünün sona erdiğinden idari işlemin iptal edilmesindeki

menfaatinin ortadan kalktığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilmek

suretiyle söz konusu işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapılmadığı

görülmektedir. Dolayısıyla belirtilen işlemlerin hâlen hukuken mevcut olduğu da

bu noktada gözardı edilemez.

61. Yukarıda yer verilen tespitlere göre derece mahkemesinin

somut davada başvurucunun dava konusu edilen işlemlerin iptal edilmesinde

menfaati bulunup bulunmadığını değerlendirmesiyle ve buna dair usul kurallarını

uygulamasıyla ilgili bu şekilci yorumunun, başvurucunun hukuksal durumunu

etkileyen idari işlemden doğan uyuşmazlığın mahkeme önünde karara bağlanmasını

engellediği görülmektedir. Bu suretle belirtilen işlemlerin hukuka uygun olup

olmadığının yargı denetimi yolu ile ortaya konulması imkânından yoksun

bırakılmasının ise söz konusu işlemlerin yukarıda yer verilen etki ve sonuçları

dikkate alındığında başvurucuya ağır bir külfet yüklediği değerlendirilmiştir.

62. Bu sebeple başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

64. Başvurucu, bireysel başvuru dilekçesinde ayrıca AYİM’in kuruluş ve yapısı itibarıyla bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme olmamasından, kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz

merciinin bulunmamasından ve karar düzeltme taleplerinin aynı daire tarafından

incelenmesinden, karar düzeltme talebinin reddedilmesi nedeniyle para cezasına

hükmedilmiş olmasından da şikâyet etmekte; bu sebeplerle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

65. Somut başvuruya konu Mahkeme kararının Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığından

başvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

67. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

68. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

69. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

70. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (AYİM İkinci Dairesinin 2/7/2014 tarihli ve E.2013/439,

K.2014/1048 sayılı kararı),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Levent

TÜTÜNCÜ

Vekili

:

Av. Canan

YIRGIN YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3690, 18 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. M. Emin KUZ
  21. Tütüncü
  22. Yırgın Yılmaz
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3690
Tarih
18 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Eşref Arslan Başvurusu (B. No: 2014/14655)
  • Abdurrahman Yanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2449)
  • Mehmet Fatih Süzer Başvurusu (B. No: 2016/68269)
  • Cengiz Eyigün Başvurusu (B. No: 2015/3097)
  • Hüseyin Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/16835)
  • Murat Öngörür Başvurusu (B. No: 2015/821)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.