İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Lıora Razon Başvurusu (B. No: 2013/7172)

1. Başvuru; yargılama sürecinde teminatsız olarak konulan ihtiyati

Başvuru No2013/7172Tarih30 Mart 2016Okuma13 dk · 2.500 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Lıora Razon Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7172
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.500 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yargılama sürecinde teminatsız olarak konulan ihtiyati

tedbirin orantısız olduğu, ihtiyati tedbir kararının ve buna ilişkin itiraz

sonucu verilen kararın gerekçesiz olduğu nedenleriyle adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/9/2013 tarihinde İstanbul 16. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm başkanı tarafından 13/10/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/12/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

14/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 28/12/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Liora Razon,

İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21/1/2013 tarihli veraset ilamına göre A.R.nin tek mirasçısıdır.

9. A.R.nin terekesine karşı İstanbul

8. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 1/11/2012 tarihinde açılan haksız fiilden

kaynaklanan tazminat davasında davacı M.K., tüm birikimini üvey oğlu olan A.R.nin takibine bıraktığını, A.R.nin

vefatı üzerine yaptığı araştırmaların ardından birlikte açtıkları ortak hesabın

kendi bilgisi dışında A.R. tarafından boşaltıldığını öğrendiğini, ortak

hesaptan çekilen meblağda en az 1/3’ü oranında kendi hakkı ve payı olduğunu,

ayrıca çekilen paranın vefat eden eşine ait olan 1/3’lük kısmında da 1/4

oranında miras hakkı bulunduğunu ve yaşamı boyunca edindiği tüm birikimlerini

yitirdiğini, yaşlı bakımevinde kaldığını belirterek, öncelikle A.R. adına

mevcut banka hesaplarına ve gayrimenkullere tedbir konulmasına karar

verilmesini ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 128.285 TL’nin

hesaptan paranın çekildiği tarihten itibaren hesaplanacak en yüksek banka

mevduat faizi ile birlikte A.R.nin terekesinden

tahsiline hükmedilmesini talep etmiştir.

10. Mahkeme 5/11/2012 tarihinde davacının tedbir talebini

değerlendirerek alacağın tahsiline yönelik açılan davada dava konusu olmayan

menkul ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasının 12/1/2011 tarihli

ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 389. maddesi gereği mümkün

olmadığını belirtmiş ve tedbir talebini reddetmiştir.

11. Yargılama devam ederken davacı taraf Mahkemeye sunduğu

18/1/2013 tarihli dilekçe ile başvurucu Liaro Razon’un A.R.nin tek mirasçısı

olduğunun ve İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesinde mirasçılık belgesi istemli

dava açtığının öğrenildiğini bu bağlamda yabancı ülke vatandaşı olan

başvurucunun terekeye dahil bankadaki tüm paraları alarak ve gayrimenkulleri

satarak ülkesine dönebileceğini belirterek, A.R.nin

F. Bank Şişli Şubesindeki hesaplarına ve söz konusu banka hesaplarının

boşaltılmış olma ihtimaline istinaden Şişli ilçesindeki gayrimenkullere

ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Davacı aynı zamanda, tüm nakdi

birikimine vefat etmiş olan üvey oğlu A.R. tarafından el konulmuş olduğunu,

kendisinin de yaşlı bakım evinde kaldığını bu çerçevede nakdi veya gayrinakdi teminat verecek durumda olmadığını dolayısıyla

ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığı istenmeden verilmesini talep

etmiştir.

12. Mahkeme 18/1/2013 tarihli ara kararı ile davacının istemini

değerlendirerek "... 1- İhtiyati Tedbir

talebinin kabulü ile; dava konusu edilen Banka hesabındaki para olduğundan

H.M.K. 389 ve müteakip maddeleri gereği müteveffa ... T.C. kimlik numaralı A.R.

adına olan F. Bank Şişli Şubesindeki hesaplarına, 3. kişilere ödenmemesi

yönünde İHTİYATİ TEDBİR konulmasına, 2- Gayrimenkullere ilişkin bilgi

bulunmadığından ayrıca dava konusu olmadığından gayrimenkullerle ilgili tedbir

talebinin reddine, ..." karar vermiştir.

13. İhtiyati tedbir kararı üzerine başvurucu vekili Mahkemeye

sunduğu 20/2/2013 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararına itirazda

bulunmuş, itiraz üzerine Mahkeme 26/2/2013 tarihli ara kararı ile ihtiyati

tedbirin duruşmalı olarak incelenmesine, başvurucu yurt dışında bulunduğundan

dava dilekçesinin tercümesini yaptırarak tebliğ edilmesi veduruşma

gününün bildirilmesi için başvurucu vekiline iki haftalık süre verilmesine bu

nedenle duruşmanın 2/4/2013 tarihine bırakılmasına hükmetmiştir.

14. Mahkemenin 2/4/2013 tarihinde gerçekleştirdiği duruşmada

başvurucu vekili, ihtiyati tedbire itiraz dilekçesini aynen tekrar ettiğini,

tedbirde orantısızlık bulunduğunu, dava kapsamında talebin 120.000 TL civarında

olduğunu, ihtiyati tedbirin tümden veya dava konusu miktar üzerinde kalan kısım

yönünden kaldırılmasını, tedbir konulan hesapta 2.700.000 TL'nin mevcut

olduğunu, bunun yanında miras bırakanın gayrimenkullerinin de bulunduğunu,

veraset ve intikal vergisinin ödenebilmesi için 300.000 TL'ye ihtiyaç

duyulduğunu belirtmiştir. Davacı taraf ise başvurucu vekilinin beyanlarına

karşılık, kendisinin mirasçı durumunun olmadığını fakat A.R. ile ortak

hesaplarının bulunmasından dolayı talepte bulunduğunu, banka hesabındaki

paranın tamamının kendisine ait olduğunu ispat etmek istediğini, harç durumu

nedeniyle davayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığını, bankadan

gelen yazılarda da tedbir konulan hesabın ortak hesap olduğunun belirtildiğini,

A.R. terekesine karşı açılmış başka davaların da mevcut olduğunu ifade etmiş bu

nedenlerle tedbirin tüm banka hesabı üzerinden devamına karar verilmesini

istemiştir.

15. Mahkeme tarafların iddia ve cevapları üzerine verdiği 2/4/2013

tarihli ve E.2012/685 sayılı ara karar ile “…

henüz tüm deliller toplanmadığından ve fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulmuş

olmakla, davacı alacağının ne miktara ulaşacağı belli olmadığı”

gerekçesiyle tedbirin kaldırılması istemini reddetmiştir.

16. Başvurucu itirazının reddi üzerine temyiz talebinde

bulunmuş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 11/7/2013 tarihli ve E.2013/17420,

K.2013/19463 sayılı ilamı ile “Dosyadaki

yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere göre

yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun

olan hükmün ONANMASINA,” ifadesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını

onamıştır.

17. Temyiz talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya 13/8/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 9/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Henüz bireysel başvuru karara bağlanmadan Anayasa

Mahkemesince dava dosyası üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafın İstanbul

8. Asliye Mahkemesine sunduğu 17/7/2014 tarihli dilekçede, davalı taraf (başvurucu)

ile anlaşma imkanı doğduğunu belirterek, bu kapsamda

veraset ve intikal vergileri ile diğer masrafların ödenebilmesi için banka

hesabındaki mevcut tedbirin 600.000 TL'lik kısmının kaldırılması talebinde

bulunduğu tespit edilmiştir.

20. İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/7/2014 tarihli kararı

ile davacının talebinin kabulüne ve sonuç olarak banka hesabı üzerindeki

tedbirin 600.000 TL'lik kısmının kaldırılmasına hükmetmiş, kararın ifası için

F. Bank Şişli Şubesine müzekkere yazılmasına karar vermiştir.

21. Yargılama devam ederken taraf vekilleri İstanbul 8. Asliye

Mahkemesine 23/7/2014 tarihinde sundukları dilekçeler ile aralarında yaptıkları

sulh protokolü uyarınca davalı tarafın (başvurucu), davacıya 100.000 Amerikan

Doları karşılığı 210.000 TL ödeme yaptığını ve anlaşma sağlandığını belirterek,

ihtiyati tedbirin tamamen kaldırılması ile feragat nedeniyle davanın reddine

hükmedilmesini talep etmişlerdir. Ayrıca taraflar aynı tarihte Mahkemece

verilecek kararı temyiz etmeyeceklerine dair temyizden feragat beyanında

bulunmuşlardır.

22. İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafların talepleri

üzerine 23/7/2014 tarihli ve E.2012/685, K.2014/331 sayılı kararı ile feragat

nedeniyle davanın reddine, ihtiyati tedbirin kararın kesinleşmesine kadar

devamına hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"... Davacı vekili ve davalı vekilinin vermiş

oldukları 23/07/2014 havale tarihli feragat dilekçelerinde; davacı vekilinin

davadan feragat ettiği, davalı vekilinin de feragati kabul ettiği, yargılama

gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını belirterekferagat

nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmış, kimlik

tespitleri yapılmış, vekaletnamelerin incelenmesinde davacı vekilinin feragate,

davalı vekilinin feragati kabul etmeye yetkili olduğu anlaşılmıştır.

Davadan feragat kesin hükmün hukuki sonuçlarını

doğurup davayı sonuçlandıracağından, davacı vekilinin 23/07/2014 havale tarihli

dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, davalı vekilinin 23/07/2014 havale

tarihli dilekçesi ile feragati kabul ettiğini bildirdiği anlaşıldığından,

davacı vekilinin vekaletnamesinde feragate yetkili olduğu, davalı vekilinin

feragati kabul etmeye yetkili olduğu görülmekle davanın feragat nedeni ile

reddine karar verilmesi gerekmiştir.

..."

23. İlk Derece Mahkemesi kararı 25/7/2014 tarihinde

kesinleşmiştir.

B. İlgili Hukuk

24. 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati

tedbirin şartları" kenar başlıklı 389. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle

hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız

hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın

doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati

tedbir kararı verilebilir."

25. 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati

tedbir talebi" kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati

tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin

haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır."

26. 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati

tedbir kararı" başlıklı 391. maddesi şöyledir:

"(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına

alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması

gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire

karar verebilir.

(2) İhtiyati tedbir kararında;

a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin

ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye

Cumhuriyeti kimlik numarası,

b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,

c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir

tedbire karar verildiği,

ç)

Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği,

yazılır.

(3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna

başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara

bağlanır."

27. 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati

tedbirde teminat gösterilmesi" kenar başlıklı 392. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı

tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık

teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile

dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça

belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan

yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, bireysel başvuruya konu olan yargılama sürecinde

teminat alınmadan verilen ihtiyati tedbir kararında, 6100 sayılı Kanun’un açık

hükmüne rağmen teminat alınmamasının gerekçesinin açıkça belirtilmediğini,ihtiyati

tedbir kararına itirazının reddedilmesi üzerine temyiz talebinde bulunduğunu

ancak incelemeyi yapan Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin tedbirin devamına yönelik

verdiği onama ilamının gerekçesiz olduğunu, dava konusu edilen miktar 128.285

TL iken Mahkemece orantısız olarak 2.398.158,59 TL’lik bir banka hesabına

tedbir konulduğunu, dava devam ederken terekeye ilişkin zorunlu masrafları

karşılayabilmek için davacı ile sulh olmak zorunda kaldığını ifade ederek adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. ..."

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

32. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabilir."

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün “Düşme kararı" kenar başlıklı 83.

maddesi şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında

aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç)

Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü,

başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

görülmemesi."

34. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" başlıklı 46. maddesinde kimlerin

bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı

fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi

için iki temel ön koşul bulunmaktadır. Bunlardan birincisi başvuruya konu

edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı, "güncel bir hakkının

ihlal edilmesi" ve bunun sonucunda başvurucunun kendisinin "mağdur" olduğunu ileri sürmesi,

ikincisi ise bu ihlalden dolayı kişinin bir hakkının "kişisel olarak ve doğrudan" etkilenmiş olması

gerekir (Onur Doğanay, B. No:

2013/1977, 9/1/2014, § 42).

35. Bu iki temel koşula ilave olarak 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı"

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine ancak

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasıyla başvurulabilir. Buradan

çıkan sonuca göre Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden,

AİHS ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında bir hakkı

doğrudan etkilenmeyen kişi "mağdur"

statüsü kazanamaz (Onur Doğanay,

§ 43).

36. Bireysel başvuruda "mağdur"

kavramı, davada menfaat veya dava ehliyeti kuralları gibi kurallardan bağımsız

bir şekilde yorumlanır. Ayrıca "mağdur"

kavramının yorumu, günümüzde toplumun koşulları ışığında değişime tabi olup, bu

kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde uygulanmalıdır (Onur Doğanay, § 44).

37. Öte yandan bir başvurunun kabul edilebilmesi için

başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp, ihlalden

doğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğunu

ispat konusunda Anayasa Mahkemesine somut bilgiler sunması gerekir. Bu

itibarla, mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için

yeterli değildir (Onur Doğanay, §

45).

38. Bireysel başvuruda bir hakkın ihlaline karar verilebilmesi

için, mağdurluk statüsünün ve/veya başvuruya konu olan kamu gücü kullanımına

dayalı temel nedenlerin başvurunun yapıldığı anda mevcut olması ve başvuru

hakkında karar verileceği zamana kadar devam etmesi gerekir. Mağdurluk

statüsünün varlığı konusunda değerlendirme yapılırken başvurucunun şikâyet

ettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği, hâlâ mevcut olup olmadığı ve

muhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip giderilmediği incelenmelidir (Yeliz Kasım, B. No:2013/6771, 15/10/2015,

§ 44).

39. Somut olayda başvurucunun şikayetleri yargılama sürecinde

verilen ve bireysel başvuruda bulunduğu tarihte halen devam eden ihtiyati

tedbir kararından kaynaklanmaktadır. Başvurucu söz konusu ihtiyati tedbir

karanın orantısız olduğunu, bu karar ve kararın kaldırılması yönündeki

itirazlarının yargılama makamlarınca eksik gerekçeler ile karşılandığını ileri

sürmektedir.

40. Bireysel başvuruya konu yargılama dosyasının incelenmesi

sonucunda davanın 1/11/2012 tarihinde A.R.nin

terekesine karşı, terekeye dahil varlıklardan biri olan banka hesabının davacı

taraf ile vefat eden A.R.nin ortak hesabı olduğu

iddiasına dayanılarak açıldığı, ayrıca dava kapsamında A.R.nin

söz konusu ortak hesaptan daha önceki tarihlerde davacının bilgisi dışında para

çektiği, çekilen bu paralarda davacının hakkının bulunduğu iddialarının da dile

getirildiği, dava dilekçesinde A.R.nin tüm terekesi

üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Ancak

İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) yaptığı değerlendirme

sonucu5/11/2012 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir talebini reddettiği,

ardından davacı tarafın 18/1/2013 tarihli dilekçesi ile Mahkemeden değişen yeni

durumlar dikkate alınarak tekrar tüm tereke üzerinde tedbir kararı verilmesi

talebinde bulunduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda Mahkemenin 18/1/2013 tarihli

kararı ile ihtiyati tedbiri yalnızca banka hesabı yönünden kabul ettiği ve

tedbire karar verdiği, başvurucu vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması

yönündeki 20/2/2013 tarihli talebini duruşma açarak incelediği ve 2/4/2013

tarihinde reddettiği, ret kararının başvurucu vekili tarafından temyize konu

edildiği ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesince 11/7/2013 tarihinde kararın

onandığı, bu kararın tebliğ edilmesinin ardından Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunulduğu görülmüştür.

41. Bireysel başvuru süreci devam ederken başvuruya konu

yargılamanın karşı tarafı Mahkemeye sunduğu 17/7/2014 tarihli dilekçede davalı

taraf (başvurucu) ile anlaşma imkanı doğduğunu

belirtmiş, bu kapsamda veraset ve intikal vergileri ile diğer masrafların

ödenebilmesi için banka hesabındaki mevcut tedbirin 600.000 TL'lik kısmının

kaldırılması talebinde bulunmuştur. Bu talep Mahkeme tarafından 18/7/2014

tarihinde kabul edilmiş ve banka hesabına uygulanan tedbirin 600.000 TL'lik

kısmının kaldırılmasına hükmedilmiştir. Akabinde tarafların Mahkemeye

aralarında anlaştıkları yönünde açıklamada bulunmaları ve bu kapsamda davacı

tarafın feragat beyanında bulunması, başvurucu vekilinin de feragati kabul

etmesi üzerine Mahkemece 23/7/2014 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine,

kararın kesinleşmesi ile de ihtiyati tedbirin tümden kaldırılmasına

hükmedildiği, taraflarca temyizden feragat beyanında da bulunulması üzerine İlk

Derece Mahkemesi kararının 25/7/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla başvurucunun şikâyetine konu ettiği ihtiyati tedbir kararının,

18/7/2014 tarihinde başvurucunun ileri sürdüğü mağduriyetini sona erdirecek

şekilde kaldırıldığı (bkz. § 20), 25/7/2014 tarihinde ise tamamen ortadan

kalktığı görülmektedir (bkz. § 23). Bu durumda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç)

bendine göre başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

kalmadığı anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin "düşmesine"

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmaması nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu : Liora RAZON Vekili : Av. Muhip Şeyda IŞIKTAÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7172, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun, incelenmesinin
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Altan
  17. Perdecioğlu
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7172
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/2909)
  • Hafize Şükran İçten ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5018)
  • Alaeddin Çokan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5604)
  • Müzeyyen Nergiz ve Semire Nergiz Başvurusu (B. No: 2013/9687)
  • Hatun Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/7904)
  • Özlem Tuncel Kaya Başvurusu (B. No: 2013/8868)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.