İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özlem Tuncel Kaya Başvurusu (B. No: 2013/8868)

1. Başvuru, yağma suçu isnadıyla yürütülen soruşturmada usule

Başvuru No2013/8868Tarih10 Mart 2016Okuma15 dk · 2.922 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm Özlem Tuncel Kaya Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
10 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/8868
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.922 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yağma suçu isnadıyla yürütülen soruşturmada usule

ilişkin eksiklikler meydana gelmesi ve eksik araştırma yapılarak kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmesi ile sürekli olarak eş tarafından uygulanan

şiddete maruz kalınması nedenleriyle maddi ve manevi bütünlük ile eşitlik

ilkesinin; özgürlük ve güvenlik, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2013 tarihinde İstanbul 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 18/8/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

16/10/2015tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 30/10/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

1. Beraat Kararıyla

Sonuçlanan Kovuşturma Sürecine İlişkin Olaylar

8. Özel bir bankada müdür yardımcısı olarak görev yaptığını

beyan eden başvurucu, 2011 yılında eşi M.E.K.nin

kendisini darbettiği iddiasıyla eşinden şikâyetçi

olmuş ve M.E.K. hakkında Küçükçekmece Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

9. Kovuşturma aşamasında başvurucunun; darp fiilinin

gerçekleşmediğini, olay tarihinde doktor raporunda tespit edilen yaralanmanın

evi yerleştirirken üzerine gardırobun düşmesinden kaynaklandığını, karakola

kendisini eşiyle barıştırırlar düşüncesiyle gittiğini ancak dava açıldığını ve

eşinden şikâyetçi olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.

10. Mahkeme 13/12/2011 tarihli ve E.2011/422, K.2011/1985 sayılı

kararı ile sanığın olay tarihinde

müştekiyi darbetmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle

atılı suçtan beraatine hükmetmiş ve anılan karar

temyiz edilmeden kesinleşmiştir.

2. Yetkili Makamlar

Nezdinde Dile Getirilmeyen Olaylar

11. Başvurucu 9/5/2011 tarihinde yine eşi tarafından darbedildiğini bu nedenle sol el 3. parmağından ameliyat

olduğunu ve parmağında kalıcı sakatlık meydana geldiğini belirtmiş; bu

yaralanmaya ilişkin 26/6/2011 ve 25/9/2013 tarihli sağlık raporlarını

sunmuştur. 26/6/2011 tarihinde başvurucu tarafından yaralanma sebebinin

parmağın burkulması olarak beyan edildiği 25/9/2013 tarihli raporun ise

sakatlığın devamına ilişkin bir rapor olduğu ve yaralanma sebebini içermediği

anlaşılmaktadır.

12. Başvurucu, eşi tarafından 9/11/2011 tarihinde darbedildiğini ve bu nedenle çenesinde kalıcı sekel

oluştuğunu belirtmiş ve bu yaralanmaya ilişkin 5/10/2013 tarihli sağlık raporu

sunmuştur. Raporda yaralanma sebebi olarak daha önce anılan bölgeye darbe

aldığı iddiası gösterilmiştir.

13. Başvurucu 13/5/2012 tarihinde eşi tarafından darbedildiğini ve kalçasında kalıcı sakatlık meydana

geldiğini ileri sürmüş; anılan yaralanmaya ilişkin 27/6/2012 ve 25/9/2013

tarihli EMG tetkiklerini dosyaya sunmuştur. Anılan EMG tetkikleri doğrultusunda

düzenlenen 9/10/2013 tarihli raporda başvurucunun anılan yaralanmanın darp

sonucu oluştuğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.

14. Başvurucu 11., 12. ve 13. paragraflarda açıklanan darp

iddialarının adli makamlar önünde incelendiğine ilişkin bir veri sunmamıştır.

3. Kovuşturmaya Yer

Olmadığı Kararıyla Sonuçlanan Sürece İlişkin Olaylar

15. Başvurucu, eşiM.E.K.nin 14/7/2013

tarihinde kendisini bıçakla tehdit edip parmağındaki yüzükleri aldığını

belirterek Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur.

16. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın mahiyetini

değerlendirerek 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına

Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 5. maddesinde belirtilen önleyici

tedbirlerden uygun görülenlere karar verilmesi talebiyle 19/7/2013 tarihindeKüçükçekmece 4. Aile Mahkemesine ihbar yazısı

yazmıştır. Mahkeme 22/7/2013 tarihli ve 2013/566 Değişik İş sayılı kararıyla

koruma ihbarının kabulüne ve sanık kocanın dört ay süreyle şiddet mağduruna

yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren

söz ve davranışlarda bulunmamasına, korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına

zarar vermemesine, korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette

rahatsız etmemesine, bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen

silahları kolluğa teslim etmesine, korunan kişinin bulunduğu yerlerde alkol ya

da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde

iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmamasına,

bağımlılığının olması hâlinde -hastaneye yatmak dâhil- muayene ve tedavisinin

sağlanmasına ve yukarıdaki tedbirlere uyulmaması hâlinde zorlama hapsi

uygulanacağının ihtarına karar vermiştir.

17. Ayrıca başvurucunun talebi üzerine Küçükçekmece 5. Aile

Mahkemesi tarafından 19/8/2013 tarihli ve 2013/691 Değişik İş sayılı kararla

beş ay süreyle 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince

tedbir nafakasına hükmedilmiştir.

18. Savcılık ayrıca koca hakkında "saklanacağına ve kaçacağı kuşkusunu uyandıracağına

dair somut olgular bulunduğundan; şüphelinin davranışlarının kanıtları yok

edeceği, gizleyeceği, veya değiştireceği, tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunacağı kuşkusunu

uyandırdığı..." gerekçesiyle tutuklama talebinde bulunmuş,

Küçükçekmece 9. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama talebi reddedilmiştir.

19. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, 5/9/2013 tarihli ve

2013/11497 sayılı kararı ile "her ne

kadar şüpheli hakkında müştekiye karşı silahla tehdit ve yağma suçlarınıişlediğinden bahisle soruşturma icra edilmiş ise de, şüphelinin suçlamaları kabul etmediği, müştekinin soyut

beyanı dışında delilin de mevcut olmadığı hususları tüm soruşturma evrakı

kapsamında anlaşılmış olduğu..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir.

20. Başvurucu; söz konusu olay üzerine çıkan kavga seslerini

duyduğunu söyleyen karşı dairedeki komşusunun tanıklığına başvurulması

gerektiğini, kocasının daha önceden de kendisini yaraladığını ve bu nedenle

kocası hakkında açılmış bir davanın bulunduğunu, can güvenliğinin bulunmadığını

belirterek anılan karara itiraz etmiştir.

21. Söz konusu itiraz, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 9/10/2013 tarihli ve 2013/1126 Değişik İşsayılı

kararı ile reddedilmiştir.

22. Anılan karar, başvurucuya 4/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiş

ve başvurucu 4/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

4. Boşanma Davası ve

Bireysel Başvuru Tarihinden Sonraki Sürece İlişkin Olaylar

23. 6/8/2013 tarihinde başvurucunun eşi M.E.K. tarafından

boşanma davası açılmış olup yargılama Küçükçekmece 5. Aile Mahkemesinin

E.2013/709 sayılı dosyasında devam etmektedir.

24. Bireysel başvuru tarihinden sonra başvurucu 1/4/2014 tarihindeKüçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği

dilekçede eşinden sürekli baskı ve şiddet gördüğüne dair şikâyette bulunmuştur.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 1/4/2014 tarihinde ve öncesinde eşi

tarafından başvurucuya karşı hakaret ve kötü muamele suçlarının işlendiğine

ilişkin 3/9/2014 tarihli iddianame düzenlenmesi üzerine açılan dava,

Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2014/463 sayılı dosyasında devam

etmektedir.

25. 17/4/2015 tarihinde ise 9/11/2014 tarihinde başvurucu ve eşi

tarafından karşılıklı yaralama suçunun işlendiği isnadıyla Küçükçekmece

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame düzenlenmiştir. Yargılama,

Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2015/541 sayılı dosyasında devam

etmektedir.

B. İlgili Hukuk

26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bir başkasını, kendisinin veya yakınının

hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı

gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara

uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime

veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri

Kanunu'nun 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı,

soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması

hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .."

28. 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının

yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza

mahkemesi başkanına itiraz edebilir."

29. 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesi şöyledir:

"(1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak

aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer

tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet

tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda

bulunmaması.

...

e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev

eşyalarına zarar vermemesi.

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya

sair surette rahatsız etmemesi.

g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen

izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.

...

h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde

alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin

etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması,

bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin

sağlanması.

...

(4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin

geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine

göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam

düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına

hükmedebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; şahsına karşı eşi tarafından yağma suçunun

işlendiği iddiasıyla yaptığı şikâyet hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında usule ilişkin birtakım

yanlışlıklar yapıldığını ve komşularının tanıklığına başvurulmadan kovuşturmaya

yer olmadığına karar verildiğini, evlilik birliği içerisinde sürekli kocasının

hakaret, tehdit ve şiddetine maruz kaldığını belirterek maddi ve manevi

bütünlük ile eşitlik ilkesinin, kişi hürriyeti ve güvenliği, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının tamamının işkence

ve kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tespit

edilmiştir.

33. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle

bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz."

34. İşkence ve kötü muamele yasağı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülük, hem bireyleri bu tür muamelelerden korumayı

(önleyici yükümlülük) hem de etkili bir soruşturma yoluyla sorumluların tespiti

ve cezalandırılmasını (soruşturma/usul yükümlülüğü) içermektedir.

1. Etkili Soruşturma

Yapma Usul Yükümlülüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her

türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma

yürütmek durumundadır (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014,§ 110).

36. Başvurucu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında usule ilişkin birtakım yanlışlıklar yapıldığını ve

komşularının tanıklığına başvurulmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini

ileri sürmektedir.

37. Bakanlık görüşünde başvurucu tarafından kovuşturmaya yer

olmadığı kararına karşı yapılan itirazda komşularının tanık olarak

dinlenmediğinin belirtildiği ancak itirazın bu hususa değinilmeden reddedildiği

belirtilmektedir.

38. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyan

dilekçesinde, anılan görüşe yönelik bir beyanda bulunmamıştır.

39. Soruşturmanın etkililik ve yeterliliğini temin adına

soruşturma makamlarının somut olayı aydınlatabilecek, sorumluların tespitine yarayabilecek

bütün delillerin toplanması gerekmektedir. Soruşturmada somut olayı veya

sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili

soruşturma yürütme kuralıyla çelişme riski taşır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 57). Anayasa

Mahkemesinin, Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca yaşam hakkına ilişkin

yürütülecek soruşturmalar açısından kabul ettiği ve anılan maddenin 3. fıkrası

uyarınca işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin soruşturmalar açısından da

benzer şekilde uygulanabilecek ilkeler çerçevesinde, yetkililerce tanıkların

ifadelerinin alınması, bilirkişi incelemeleri ve sağlık raporları gibi söz

konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi için soruşturma konusu olayın

gerektirdiği mümkün olan tüm tedbirlerin alınması; soruşturma sonucunda alınan

kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız

bir analizine dayalı olmasını gerekmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99; Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No:

2013/9461, 15/12/2015, § 73).

40. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668,

16/9/2015, § 68).

41. Anayasa’nın 17. maddesi gereğince yürütülecek

soruşturmalarda, soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve delillerin elde

edilmesine ilişkin her türlü iddiayı ve talebi karşılama zorunluluğu

bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma işlemlerinin

belirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır. Soruşturma makamları, her bir

somut olayın koşullarını ayrıca değerlendirerek makul olan bir yöntem

belirleyecektir (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B.

No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62).

42. Somut olayda soruşturma makamları tarafından başvurucunun

şikâyeti üzerine ivedilikle soruşturma başlatılmış, ifadesi alınan şüphelinin

suçlamaları kabul etmediği ve başvurucunun soyut beyanı dışında delil

bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

43. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itirazda,

komşularının tanıklığına başvurulmasını istediği anlaşılmakta ise de

dinlenilmesini istediği kişilerin başvuruya konu olayı gördüklerine dair bir

iddiasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu komşuların yalnızca kavga

sesleri duyduklarının beyan edilmesi karşısında, anılan tanıkların

dinlenilmesinin soruşturmanın seyrinde etkili olacağı sonucuna

ulaşılmamaktadır.

44. Somut olayın özellikleri değerlendirildiğinde, yürütülen

soruşturmanın etkisiz olduğu ya da soruşturma kapsamında birtakım başka

tedbirlere başvurulması halindefarklı bir sonuca

ulaşılabileceği yönünde bir değerlendirme yapmak mümkün görülmemiştir.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun etkili soruşturma usul

yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiaları yönünden, bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Koruma Yükümlülüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

devletin sahip olduğu koruma yükümlülüğü, öncelikle koruyucu bir hukuk sistemi

kurmayı, daha sonra kötü muamele riskinin varlığının bilinmesi veya

bilinebilecek durumda olunması durumunda makul pratik tedbirler almayı

gerektirmektedir.

47. Başvurucu, eşi tarafından sürekli baskı ve şiddete maruz

kaldığını ileri sürmektedir.

48. Bakanlık görüş yazısında başvurucu ve eşi arasında resmî

makamlara yansıyan ilk olayın 2011 yılında yaşandığı (bkz. § 8-10), bu olayın

akabinde 2013 yılına kadar resmî makamlara yansıyan bir olaydan söz edilmediği,

14/7/2013 tarihinde yağma suçu isnadıyla başvurucunun şikâyetçi olması ve

koruyucu tedbir kararı verilmesini talep etmesi üzerine aynı gün Küçükçekmece

Mülki Amirliği tarafından başvurucu hakkında üç ay süreyle çağrı üzerine

koruyucu tedbir kararı verildiği, başvurucunun sığınma evine gitmek ya da

sosyal hizmet uzmanıyla görüşmek istemediğini beyan ettiği, 22/7/2013 tarihinde

Küçükçekmece 4. Aile Mahkemesi tarafından dört ay süreyle başvurucu hakkında

çeşitli önleyici tedbirlere hükmedildiği belirtilmiştir.

49. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyan

dilekçesinde 2011 yılında yürütülen kovuşturma aşamasında gerek evliliğini

kurtarmak amacıyla gerekse eşinden ve bir kısım aile fertlerinden baskı görmesi

nedenleriyle darp fiilinin gerçekleşmediği şeklinde beyanda bulunduğunu, 2014

yılında meydana gelen iki darp olayı nedeniyle kovuşturma aşamalarının ise

devam ettiğini (bkz. § 24, 25) belirtmiştir.

50. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır."

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un, "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

52. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26)

53. Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında devletin sahip olduğu

koruma yükümlülüğü kapsamında koruyucu bir hukuk sistemi kurulması gerekliliği

yönünden yapılan incelemede 6284 sayılı Kanun kapsamında, şiddete uğrayan veya

şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin

korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak

tedbirlere ilişkin usul ve esasların düzenlendiği anlaşılmaktadır.

54. Anılan Kanun kapsamında ilgilinin talebi, kolluk görevlileri

ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine mülki amir tarafından

verilebilecek korucuyu tedbir kararları, hâkim tarafından verilebilecek

koruyucu tedbir kararları ve hâkim tarafından verilebilecek önleyici tedbir

kararları düzenlenmektedir. Anılan kararlar ilk seferinde en çok altı ay

geçerli olmakla birlikte bu süre; resen veya korunan kişi, kolluk görevlileri

ya da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının talebi üzerine

uzatılabilmektedir.

55. Aynı Kanun'un 13. maddesine göre anılan tedbir kararlarının

gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde şiddet uygulayana toplam süresi altı

ayı geçmeyecek şekildeCumhuriyet başsavcılıklarınca

zorlama hapsi uygulanabilmektedir.

56. Anılan hükümler değerlendirildiğinde şiddete uğrayan veya

şiddete uğrama tehlikesi bulunanlar bakımından tek başına, kurulan hukuk

sisteminin yetersiz olduğundan söz edilemeyecektir.

57. Somut olayda kötü muamele riskinin varlığının bilinmesi veya

bilinebilecek durumda olunması durumunda makul pratik tedbirler alınıp

alınmaması hususunun incelenmesinde ise başvurucu hakkında alınan somut

tedbirler yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

58. Dosya kapsamından tespit edilememekle birlikte başvurucunun

yağma suçu nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verdiği gün,

Küçükçekmece Mülki Amirliği tarafından başvurucu hakkında üç ay süreyle çağrı

üzerine koruyucu tedbir uygulanmasına karar verildiğinin Bakanlığın görüş

yazısında Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulduğu anlaşılmaktadır.

59. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 19/7/2013 tarihli

ihbarı üzerineise Küçükçekmece 4. Aile Mahkemesinin

22/7/2013 tarihli ve2013/573 Değişik İş sayılı kararı ile dört ay süreyle 6284

sayılı Kanun'un 5. maddesinin (bkz. § 29) birinci fıkrasının a, e, f, g, h

bentlerinde yer alan önleyici tedbirlere hükmedilmiştir.

60. Ayrıca başvurucunun talebi üzerine Küçükçekmece 5. Aile Mahkemesi

tarafından 19/8/2013 tarihli ve 2013/691 Değişik İş sayılı kararla beş ay

süreyle 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tedbir

nafakasına hükmedilmiştir.

61. Başvurucu, anılan kararların uzatılıp uzatılmadığına ilişkin

bir veri sunmamıştır. Bireysel başvuru tarihine kadar, alınan önleyici ve

koruyucu tedbir kararlarına rağmen bir darp olayı meydana geldiği iddiasında

bulunulmadığı gibi anılan tedbirlere hükmedilmesinden sonra adli makamlara

yansıyan bir olaydan da bahsedilmemektedir. Başvurucunun, anılan koruyucu

tedbir kararlarına eşinin uymadığına ya da alınan kararların yetersiz kaldığına

yönelik gerek adli makamlara gerek Anayasa Mahkemesine yönelttiği bir iddiası

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

62. Yapılan incelemede bireysel başvuru tarihinden sonra 2014

yılında meydana geldiği ileri sürülen iki farklı olay nedeniyle soruşturma

başlatıldığı; başvurucunun, hakkında alınmış koruma tedbirleri bulunmasına

rağmen darp fiilinin meydana geldiği iddiasını bu aşamada ileri sürmüş olduğu

anlaşılmakla birlikte, her iki olaya ilişkin kovuşturma süreçleri devam etmekte

ve anılan süreç bireysel başvuru incelemesinin kapsamı dışında kalmaktadır.

63. Kolluk makamları ve adli makamlar tarafından alınan birtakım

koruyucu ve önleyici tedbirlerin uzatılması ya da bu tedbirlerin yetersiz

kaldığı yönünde bir başvurusu bulunmayan başvurucunun kişisel durumu

değerlendirildiğinde de alınan tedbirlerin açıkça yetersiz olduğu sonucuna

ulaşılamamaktadır. Sonuç olarak koruma yükümlülüğü kapsamında yapılan

incelemede başvurucunun resmî makamlara bir başvurusu olmadan, alınan

tedbirlerin yetersiz olduğu gerekçesiyle resen harekete geçilmesi gerektiğine

ilişkin bir bulguya rastlanmamıştır.

64. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü

etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü koruma

yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Özlem TUNCEL

KAYA

Vekili : Av. Mehmet Turgut EFE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8868, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. A. 1. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Demir Koşar
  15. Kaya
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8868
Tarih
10 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Abdurrahman Ete Başvurusu (B. No: 2013/5489)
  • İzzet Orhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7259)
  • Zeki Güngör Başvurusu (B. No: 2013/8491)
  • Mesut Karabudak Başvurusu (B. No: 2014/5335)
  • Ayşe Aydan Genç Başvurusu (B. No: 2013/3033)
  • Mehmet Kadife Başvurusu (B. No: 2013/4222)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.