İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Aydan Genç Başvurusu (B. No: 2013/3033)

1. Başvuru, alacak davasında Mahkemenin kanun ve usule aykırı

Başvuru No2013/3033Tarih9 Mart 2016Okuma11 dk · 2.196 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayşe Aydan Genç Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/3033
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.196 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, alacak davasında Mahkemenin kanun ve usule aykırı

karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; kararın miras payından yoksun

bırakılması sonucunu doğurması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/7/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 20/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 11/11/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun murisi N.N.M., 79 yaşındayken Samsun 4.

Noterliğinin 29/9/2006 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile torunu ve

aynı zamanda başvurucunun ablasının oğlu olan D.Ç.yi vekil tayin etmiştir.

9. D.Ç. vekaletnameye dayanarak murise ait Samsun ili Atakum ilçesi Yalı Mahallesi'nde bulunan 1562 parsel sayılı

taşınmaz üzerindeki 1 numaralı bağımsız bölümü babası M.H.Ç.ye, 6 numaralı

bağımsız bölümü ise annesi diğer mirasçı Ş.H.M.ye tapuda satış suretiyle

devretmiştir.

10. D.Ç., aynı yerde 9 numaralı bağımsız bölümü ise 3/11/2006

tarihinde A.U. ve M.Ü. isimli şahıslaratapuda satış

suretiyle devretmiştir.

11. Başvurucunun 1 ve 6 numaralı bağımsız bölümler için Samsun

1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/404 sayılı dosyasında açtığı tapu iptali ve

tescil davasında Mahkeme, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan rapora göre

vekaletnamenin düzenlendiği tarihte muris N.N.M.nin

akli dengesinin yerinde olmadığının belirlenmesi üzerine davayı kabul etmiştir.

12. Başvurucu, Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/404

sayılı dosyası ve Adli Tıp Kurumu raporunu delil göstererek aynı yerdeki 9

numaralı bağımsız bölümle ilgili, geçerli olmayan vekaletname ile satış

işleminin gerçekleştirilmesini sağlayan Noter C.H. ile vekil D.Ç. aleyhine

miras hissesine düşen miktarın tahsiline karar verilmesi istemiyle dava

açmıştır.

13. Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 3/5/2012 tarihli ve

E.2011/474, K.2012/176 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...

Tarafların talep ve savunmalarının

araştırılabilmesi açısından gerekli bilgi belgeler toplanmış, tarafların

gösterdikleri deliller eksiksiz şekilde getirtilmiş, taraflara yöntemince tebligatlar

yapılmış, iddia ve savunmalarını yapmaları sağlanmış, tüm defi ve itirazları

değerlendirilmiş, karar altına alınmış, tefhimle tebliğ edilmiş, tarafların

gösterdikleri tüm deliller toplanmış, dava konusu yerin tapu kaydı temin

edilmiş, istenilen dosyalar getirtilmiş, gösterilen tanıkların bir kısmı

dinlenmiş olup, temin edilen bilgi belgeler dosya içeriğiyle karşılaştırılıp

denetlenmiştir.

İştirak halindeki mülkiyette hisseye hasren dava açılamaz, mirasçılar arasında hisseye hasren dava açılabilir, ancak somut olayda davalı C.H.

mirasçı değildir. D.Ç.'de davalı olarak mirasçı

sıfatına sahip değildir. Çünkü, dava ve karar tarihi itibariyle mirasçı

sıfatına annesi sahiptir. Bu hale göre eldeki dava mirasçılar arasında görülen

dava değildir.

Davacı

taraf üçüncü kişilere karşı terekeye ilişkin bir hakka ilişkin, kendi hissesine

hasren dava açamaz. Sırf bu sebeple bu tip davaların

reddi gerekir. Yargıtay 3. H.D.'nin 24/1/2012 tarihli

ve E.2011/21340-K.2012/2324 sayılı kararı bu yoldadır. Aynı şekilde Yargıtay

19. H.D'nin 24/10/2005

tarihli ve E.2005/903-K.2005/10610 sayılı kararı, Yargıtay 1. H.D'nin 21/12/2006 tarihli ve E.2006/11020-K.2006/12961

sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dava bu şeklide açıldığı takdirde, terekeye

mümessil tayini ya da diğer mirasçıların muvafakatının

yöntemince temini suretiyle de davaya devam edilemez. Bu haliyle davacı tarafınaktif tarafta davacı sıfatıyla davayı yürütmesi

mümkün değildir.

Tüm bu nedenlerle takdiren

aşağıdaki şekilde hüküm kurulması zorunluluğu doğmuştur."

14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17/1/2013

tarihli ve E.2012/21365, K.2013/610 sayılı ilamı ile onanmıştır.

15. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 15/4/2013 tarihli ve

E.2013/5177, K.2013/6280 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

16. Ret kararı 3/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu tarafından 9/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

701. maddesi şöyledir:

"Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler

uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların

mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş

payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına

yaygındır."

18. 4721 sayılı Kanun'un 702. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm

bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri

için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.

...

Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların

korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır."

19. 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Birden çok mirasçı bulunması hâlinde,

mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki

bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar

ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak

üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

...

Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların

korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.

..."

20. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp

yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden

şahıs, o zararın tazminine mecburdur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; muris annesi N.N.M.nin

diğer mirasçı olan kardeşi Ş.H.M.nin oğlu D.Ç.ye

verdiği vekaletnamenin, murisin ehliyetsiz olması nedeniyle geçerlilik

taşımadığını, bu hususun Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/335 sayılı

dosyası ve içeriğindeki Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğunu, D.Ç.nin bu vekaletnameye dayalı olarak dava konusu Samsun

ili Atakum ilçesinde bulunan 1562 parsel sayılı

taşınmazdaki 9 numaralı bağımsız bölümü iyi niyetli üçüncü kişilere sattığını,

daireyi satın alan kişilerin iyi niyetli olmaları nedeniyle onlara karşı dava

açmadığını, mağduriyetine neden olan Noter C.H. ve vekil D.Ç. aleyhine açtığı

davanın iştirak hâlindeki mülkiyette hisseye hasren

dava açılamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini, diğer mirasçı Ş.H.M.nin, vekil D.Ç.nin annesi

olduğunu, bu nedenle davayı tek başına açmak zorunda kaldığını, 4721 sayılı

Kanun'un 640. maddesinde bu durumda dava açılabileceğinin belirtildiğini,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da bu yönde kararları olduğunu, ret kararının

Kanun'a aykırı olarak verildiğini,karar nedeniyle

miras hakkından mahrum kaldığını belirterek Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde

düzenlenen mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

23. Başvurucu, Mahkemenin kanuna ve usule aykırı değerlendirme

yapmak suretiyle davayı reddettiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz”

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

26. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

27. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu çerçevede

Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını

içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi

talep edilen başvuruların, açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun

tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §

34).

28. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği

temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki

olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,

yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile

kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas

yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye

tabi tutulamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece

ve derece mahkemelerinin kararları açık keyfîlik

içermedikçe kararlardaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde

ele alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde

ve hukuk kuralını yorumlamasında bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

29. Başvurucunun; akıl sağlığı yerinde olmayan murisi hakkında

noter tarafından sağlık raporu alınmadan düzenlenen vekaletnameyle murise ait

taşınmazın 3. kişiye devredildiğini, miras payını alamaması nedeniyle zarara

uğradığını belirterek zarara neden olduğunu iddia ettiği vekil D.Ç. ve Noter

C.H.ye karşı açtığı davada Mahkemenin, Adli Tıp Kurumu raporu ile Samsun 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/404 sayılı dosyası ve toplanan delillere göre

4721 sayılı Kanun'un 701., 702. ve 640. madde hükümleri çerçevesinde

değerlendirme yaparak davayı reddettiği anlaşılmıştır.

30. Mahkemenin; tarafların talep ve savunmaları, dava konusu

yerin tapu kaydı, ilgili Mahkeme dosyaları, Adli Tıp Kurumu raporu, tanık

beyanlarını dikkate alarak verdiği ret kararında "İştirak halindeki mülkiyette hisseye hasren

dava açılamaz, mirasçılar arasında hisseye hasren

dava açılabilir, ancak somut olayda davalı C.H. mirasçı değildir. D.Ç. davalı

olarak mirasçı sıfatına sahip değildir. Çünkü, dava ve karar tarihi itibariyle

mirasçı sıfatına annesi sahiptir. Bu hale göre eldeki dava mirasçılar arasında

görülen dava değildir.Davacı

taraf üçüncü kişilere karşı terekeye ilişkin bir hakka ilişkin, kendi hissesine

hasren dava açamaz. Sırf bu sebeple bu tip davaların

reddi gerekir. Dava bu şeklide açıldığı takdirde, terekeye mümessil tayini ya

da diğer mirasçıların muvafakatının yöntemince temini

suretiyle de davaya devam edilemez. Bu haliyle davacı tarafınaktif

tarafta davacı sıfatıyla davayı yürütmesi mümkün değildir." gerekçesi

ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün; Mahkeme tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu, Anayasa

Mahkemesinin, derece mahkemelerinin hukuk kurallarının olay ve olgulara

uygulanması sırasındaki takdirine müdahale etmesi, kendisini onların yerine

koyarak değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı, bu açıdan başvurucunun ileri

sürdüğü iddiaların Anayasa Mahkemesinin değerlendirme yetkisi dışında kalan

hususlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının açık keyfîlik veya bariz bir takdir

hatası da içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

32. Başvurucu, Mahkemenin verdiği ret kararı nedeniyle dava

konusu yerdeki miras hissesinden mahrum kaldığını belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“… Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

34. 6216 sayılı Kanun’un, 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

36. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin; başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıcabaşvuru

yollarını tüketme kuralı, ne kesin ne şeklî olarak

uygulanabilir bir kural olup bu kurala riayetin denetlenmesinde münferit

başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk

sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil, aynı zamanda bunların

uygulanma şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde

ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, başvuru yollarının

tüketilmesi noktasında kendisinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip

getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. İlhan

/Türkiye, 22277/93, 27/7/2000, §§56-64).

37. Başvurucu, geçersiz vekâletname nedeniyle ilgili noter ve

vekile karşı miras payı nedeniyle uğradığı zararın giderilmesi amacıyla

tazminat davası açmıştır. Mahkeme; başvurucunun talebinin miras hissesinden

kaynaklandığını, iştirak hâlinde mülkiyete konu taşınmazdaki hisseye hasren pay sahibinin tek başına dava açamayacağını, 4721

sayılı Kanun'un 640. maddesinde belirtilen "terekedeki

hakların korunması" olgusunun davada bulunmadığını, davacının

payı üzerinde diğer mirasçıların tasarruf yetkisinin bulunmadığını ve davanın

diğer mirasçıların paylarını kapsamaması nedeniyle de diğer mirasçıların davaya

katılması veya terekeye temsilci atanmasınını da

mümkün olmadığı belirtilerek davayı reddetmiştir.

38. Başvurucu, dava konusu yeri geçersiz vekaletname ile alan

A.U. ve M.Ü.nün iyi niyetli

olmaları nedeniyle bu kişilere karşı açacağı davada başarısız olacağını

belirterek başvuru konusu davayı açtığını belirtmiştir.

39. Başvurucunun, geçersiz vekaletname ile taşınmazı satın

aldığını ileri sürdüğü kişilere karşı tapu iptali ve tescil davası açabileceği

hâlde bu yollara başvurmaksızın doğrudan vekaletnameyi düzenleyen Noter C.H.

ile vekil D.Ç. aleyhine dava açtığı anlaşılmaktadır.

40. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucunun,

öncelikle geçersiz vekaletname ile taşınmaz satışının yapıldığı iddiasını

taşınmazı satın alan kişi veya kişilere karşı ileri sürerek bu anlamda muris

adına yapılan satış işleminin geçersizliği nedeniyle tapu iptali ve tescil

davası ile yapılan işlemde sorumlulukları olduğunu iddia ettiği kişiler

hakkında genel hükümlere göre tazminat davası açabilme imkânı bulunduğu hâlde

bu yollara başvurmaksızın mülkiyet hakkının ihlali iddiasında bulunduğu

anlaşılmıştır.

41. Yukarıdaki tespitler ışığında başvuru konusu olayın özelliği

dikkate alındığında başvurucunun ihlalin giderilmesi için kendisine tanınan

bütün imkânları kullanmadan, başka bir ifadeyle mağduriyetini giderici etkili

nitelikteki davayı açmak suretiyle yargı organlarına ihlalin ortadan

kaldırılması fırsatını tanımadan ihlal iddiasını bu şekilde Anayasa Mahkemesine

getirmesi mümkün değildir.

42. Bu nedenle başvurucu tarafından başvuruya konu ihlal iddiası

ile ilgili olarak etkili giderim yolu olan dava açma imkânı kullanılmaksızın

bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Yakup MACİT Basvurucu : Ayşe Aydan GENÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3033, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Paksüt
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3033
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Kadife Başvurusu (B. No: 2013/4222)
  • Mehmet Deniz Başvurusu (B. No: 2013/2307)
  • Koray Erdoğan Başvurusu (B. No: 2013/1989)
  • Hacı Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/7840)
  • Aydın Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4644)
  • Josef Asboth Başvurusu (B. No: 2013/6484)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.