İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hacı Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/7840)

1. Başvuru, işe iade davasında mahkemece tanıkların dinlenmemesi

Başvuru No2013/7840Tarih10 Mart 2016Okuma13 dk · 2.542 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hacı Kılıç Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7840
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.542 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işe iade davasında mahkemece tanıkların dinlenmemesi

ve delillerin toplanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. 1991 yılından itibaren Ankara Büyükşehir Belediyesi

(Belediye) Yol ve Asfalt Şube Müdürlüğünde çalışan başvurucu, mazeretsiz olarak

işe gelmediği gerekçesiyle Fen İşleri Dairesi Başkanlığının 14/1/2010 tarihli

kararı ile Disiplin Kuruluna sevk edilmiş ve hakkında soruşturma

başlatılmıştır.

6. Disiplin Kurulu başvurucunun tetkik ve tedavisiyle ilgili

hastaneye yazı yazmış, hastane tarafından gönderilen cevap yazısında

başvurucunun 30/12/2009, 4/1/2010, 6/1/2010 ve 7/1/2010 tarihlerinde hastanede

işlem yaptırmadığı belirtilmiştir.

7. Başvurucuya rahatsızlığı ve ameliyat olması nedeniyle

8/1/2010 ile 4/3/2010 tarihleri arasında rapor verilmiştir.

8. İşçi Disiplin Kurulu Başkanlığı, 22/2/2010 tarihli kararı ile

başvurucunun iş akdini 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17.

maddesi gereği feshetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Savunmasının incelenmesi sonucu 11/12/2009

Cuma, 23/12/2009 Çarşamba günleri için her hangi bir

mazeret bildirmediği anlaşılmış,

...

30/12/2009 Çarşamba, 4/1/2010 Pazartesi,

6/1/2010 Çarşamba, ve 7/1/2010 Perşembe günleri hastanede işlem yaptırdığına

dair her hangi bir belgeye rastlanmadığı gibi bugünler için mazeret beyanında bulunmayıp..

...

Adı geçenin 11/12/2009 tarihinden 4/3/2010

tarihine kadar kesintisiz olarak yaklaşık üç ay süre ile görevine devam

edememesinin işgücü kaybına neden olması, hizmet akdinin devamında işveren

açısından yarar görülmemesi nihayet Dairesince de hizmetine ihtiyaç duyulmaması

nedenleri ve işin, işyerinin ve işçinin sevk ve idaresi hususunda işverenini

yönetim hakkı ve yetkisi ile işletimsel karar alma

özgürlüğü kapsamında adı geçenin hizmet akdinin 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesigereği kıdem ve ihbar tazminatının ödenerek

feshedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir."

9. Başvurucu, fesih gerekçesi olarak gösterilen hususların

gerçeği yansıtmadığını ve feshin Kanun'a aykırı olduğunu belirterek işe iadesi

istemiyle Ankara 12. İş Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Başvurucu, dava dilekçesinde ve 15/6/2010 tarihli dilekçede

tanık deliline dayandığını belirtmiş ancak tanıklarının isim ve adreslerini

dosyaya bildirmemiştir.

11. Başvurucunun o dönemdeki vekili, 4/11/2010 tarihli celsede "Dosyadaki belgelerle yetinilsin, talebimiz gibi

karar verilsin." şeklinde beyanda bulunmuştur.

12. Mahkeme 11/11/2010 tarihli ve E.2010/355, K2010/563 sayılı

kararıyla davanın kabulüne ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacı vekili tarafından sunulan belgelerden

davacının hastalığı nedeniyle hastaneye gittiği, çeşitli tetkikler yaptırdığı,

disiplin kurulunun akdin feshi nedeni olarak bildirdiği tarihlerde davacının

hastanede tetkik yaptırdığı, tetkik sonucunu almaya gittiği anlaşılmakla,

aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."

13. Davalı tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin 21/11/2012 tarihli ve E.2012/25453, K.2012/25997 sayılı ilamıyla

bozulmuş ve işin esasına geçilerek davanın reddine karar verilmiştir. İlam

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin

geçerli veya haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif

dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.

4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz

veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan

işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin

yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin

gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi bakımından

işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II.

maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler

niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde

olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak

işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin

sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak

bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki

yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu nedenlerin

ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda

iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir

anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı

doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken

güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla

çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa,

işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş

ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1.

maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.

4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci

fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene

aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu

iddiasını ispatla yükümlüdür.

Somut olayda, 08.02.2010 tarihli işçi disiplin

kurulu kararı ile davacı işçinin iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi

gereğince feshedilmiştir. Söz konusu disiplin kurulu kararında da belirtildiği

gibi, davacı işçi, 30/12/2009, 6/1/2010 ve 7/1/2010 tarihlerinde hastanede

işlem yaptırdığına dair herhangi bir belge ibraz edemediği gibi, işyerinden

izin aldığını da kanıtlayamamıştır. Bu durumda, davacının 30/12/2009, 6/1/2010

ve 7/1/2010 tarihlerinde mazeretsiz ve izinsiz olarak işyerine gelmemek

biçimindeki eylemisebebiyle işyerindeki güven

ortamının zedelendiği, davacının işin yürütümünü bozan bu davranışı sebebiyle

iş sözleşmesinin devamının davalı işverenden beklenemeyeceği, fesih haklı sebep

boyutuna ulaşmamış ise de, sözleşmenin geçerli sebeple

feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı

gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

..."

14. Yargıtay ilamı 3/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, 1/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran

işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş

sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya

da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe

dayanmak zorundadır. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.

...

Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için

geçerli bir sebep oluşturmaz:

...

F) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci

maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe

geçici devamsızlık.

..."

16. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesi şöyledir:

"İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde

sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası

ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş

mahkemesinde dava açabilir. taraflar anlaşırlarsa

uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat

yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia

ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir."

17. 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"İşverence geçerli sebep gösterilmediği

veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından

tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir

ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay

içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti

tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine

karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat

miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı

süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları

ödenir.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen

bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine

göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi

verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait

ücret tutarı ayrıca ödenir.

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem

kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene

başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise,

işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun

hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

..."

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Diğer kanunların sözlü yahut seri

yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile

ilgili hükümleri uygulanır."

19. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 8/6/1927 tarihli ve 1086

sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun274. maddesi şöyledir:

"Şahit ikame edecek

kimse evvelemirde bunların isim ve şöhreti ve mahalli ikametleriyle

hüviyetlerini tayine medar olacak evsafı sairelerini

muhtevi listeyi mahkemeye takdim eder. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler

şahit olarak istima olunamaz ve ikinci bir liste

verilemez."

20. Mülga 1086 sayılı Kanun'un 414. maddesi şöyledir:

"İki taraftan her biri istimaını talep eylediği şahit ve ehlihibrenin veya

talebine mebni icra kılınacak keşif ve sair muamelenin masrafını tediyeye ve

buna kifayet edecek meblağı mahkeme veznesine tevdie mecburdur. Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde masrafı vermeyen

taraf talebinden sarfınazar etmiş addolunur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; işe iade davasında davalı Belediyenin duruşmalara

katılmadığını,Mahkemece Belediyeden istenilen

belgelerin gönderilmediğini, bu nedenle delilleritoplanmadan

ve tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, lehine kararverildiği

için temyiz yoluna başvurmadığını, davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtayın hükmü bozduğunu ve davanın esastan reddine karar

verdiğini, dosyanın bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmemesi nedeniyle

tanıklarını dinletme imkânı bulamadığını, ret kararına esas yapılan devamsızlık

günlerindetetkik ve tedavi nedeniyle hastanede

bulunduğu hususunu tanıklarıyla ispat edebileceğini ancak bu fırsat tanınmadan

davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespitine karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

23. Başvurucu, işe iade davasının yargılamasında iş yeri

kayıtlarının getirtilmediğini ve tanıklarının dinlenmediğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkının alt unsuru

olan silahların eşitligi ilkesi kapsamında

değerlendirilmiştir.

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

26. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

27. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme ve bilirkişi

görüşüne başvurulması hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup bu ilke ve

yargılamaya etkin katılım hakkı ile çelişmeli yargılama ilkesi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadı ışığında yorum yapılmak suretiyle adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen bu ilke ve hakların Anayasanın 36. maddesi kapsamında yer aldığını

kabul etmektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

28. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin

sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi,mahkeme

önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin

sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte

olup bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının

temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013,

§ 37; Yüksel Hançer,B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 21). Silahların eşitliği ilkesi kapsamında aranan usul imkânları

noktasındaki denge, tarafların tanıkları arasında da farklı muamele

yapılmamasını gerektirir. Ancak yargılama sırasında bir tarafın tanığına özel

bir ağırlık verilmemişse ve mahkeme hükmü başka delillerle desteklenerek

oluşturulmuşsa silahların eşitliği ilkesine aykırı ve sonucu itibarıyla bir

tarafı diğer taraf karşısında önemli bir dezavantaj içine sokan bir uygulamanın

varlığından söz etmek mümkün değildir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ankerl/İsviçre, B. No. 17748/91, 23/10/1996, §

38).

29. Bunun yanı sıra adil yargılanma hakkının unsurlarından olan

çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma

ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın

bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece

tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılama

faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Feldbrugge/Hollanda,

B. No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada hazır

bulunmasını, daha genel bir ifade ile yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmalarını ifade etmektedir.

30. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere

ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü

ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel

Hançer, § 22). Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir

husus, tarafların tanık ve bilirkişi incelemesi de dâhil, dermeyan ettikleri

delillerin değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi hâlinde yargılama

makamınca bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Vidal/Belçika, B. No: 12351/86, 22/04/1992, § 34; Tamminen/Finlandiya, B. No: 40847/98, 15/06/2004,

§§ 40-42).

31. Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı Kanun'un

274. maddesinde, tanık dinletecek tarafın öncelikle tanıklarının isim ve

adreslerini mahkemeye sunması gerektiği, aynı Kanun'un 414. maddesinde ise

tanık listesinin verilmesiyle tanıklık ücreti ve tebligat giderlerinin de

peşinen dosyaya yatırılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.

32. Somut olayda Ankara 12. İş Mahkemesinin E.2010/355 sayılı

dosyasında başvurucunun, 15/6/2010 tarihli dilekçesinde delillerinin; İşçi

Disiplin Kurulu kararı, Sağlık Kurulu raporları, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)

ve iş yeri sicil kayıtları, tanık beyanları olduğunu belirttiği, davalı

Belediyenin dosyaya herhangi bir delil bildirmediği, başvurucunun Disiplin

Kurulu kararı ile hastane raporlarını dilekçe ekinde sunduğu, Mahkemenin SGK

sicil kayıtlarını celp ettiği, gerekçeli karardan anlaşıldığı üzere kısa

kararın tefhiminden sonra iş yeri sicil kayıtlarının dosya kapsamına alındığı

anlaşılmıştır.

33. Bununla birlikte başvurucunun, Kanun gereği tanıklarının

isim ve adreslerini dilekçesinde belirtmesi gerektiği hâlde yalnızca tanık

deliline dayandığını belirttiği, yargılama sürecinde de tanıklarının isim ve

adreslerini dosyaya bildirmediği gibi dinlenilmeleri talebinde de bulunmadığı

bilakis 4/11/2010 tarihli celsede başvurucu vekilinin "Dosyadaki belgelerle yetinilsin, talebimiz gibi karar

verilsin." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

34. Başvurucunun İlk Derece Mahkemesince hüküm verilmeden önce

delil olarak dosyaya getirtilmesini istediği iş yeri sicil kayıtlarının davanın

çözümünde yararlı olup olmayacağı ve sonuca etki edip etmeyeceği hususlarında

değerlendirme yetkisinin Mahkeme ve Yargıtaya ait olduğu;

Mahkemenin, gerekçeli kararda geçen "Tarafların

gösterdiği deliller toplanmış, işyeri kayıtları celp edilmiş, tüm deliller

birlikte değerlendirilmiştir." ifadesine göre kısa karardan

sonra dosya kapsamına alındığı anlaşılan iş yeri sicil kayıtlarını değerlendirdiği

gibi Yargıtayın da bu delil çerçevesinde

değerlendirme yaptığı, kaldı ki başvurucunun 4/11/2010 tarihli celsede iş yeri

sicil kayıtlarının Belediye tarafından dosyaya gönderilmemesi nedeniyle mevcut

belgelere göre değerlendirme yapılarak karar verilmesini açıkça talep ettiği,

ayrıca tanık dinlenmeden karar verilmesi iradesini de ortaya koyduğu, esasen

feshin geçerli bir sebebe dayandığının ispat yükümlülüğünün davalı Belediyeye

ait olduğu davada nihai kararı veren Yargıtayın,

gerekçesinde dosyadaki mevcut delillerin davanın esasının çözümünde etkili ve

yeterli olduğunu belirttiği anlaşılmıştır.

35. Bu açıdan Yargıtayın bir tarafın

deliline üstünlük tanıyarak taraflar arasında eşitsizlik meydana getirdiğinden

bahsedilemeyeceği, başvurucunun iş yeri sicil kayıtları ve tanıkları dinlenmeden

karar verilmesini talep etmesi, iş yeri sicil kayıtlarının Yargıtayın

nihai kararından önce dosya kapsamına alınarak değerlendirilmesi hususları gözönüne alındığında yapılan uygulamanın, yargılamanın

bütününe göre tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna

ulaşılmıştır.

36. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesine yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yakup MACİT

Basvurucu

:

Hacı KILIÇ

Vekili

:

Av. Oya

AYDIN GÖKTAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7840, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Aydın Göktaş
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7840
Tarih
10 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Aydın Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4644)
  • Josef Asboth Başvurusu (B. No: 2013/6484)
  • İffet İnci Gültekin Başvurusu (B. No: 2013/9585)
  • Fevzi Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2741)
  • Celal Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/7037)
  • Ramazan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7247)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.