İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İzzet Orhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7259)

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/7259Tarih30 Mart 2016Okuma19 dk · 3.726 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İzzet Orhan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7259
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.726 kelime·19 dk okuma·26 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların ve

açılan davaların reddedilmesive makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif tarihlerde Ağrı 3. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucular, adli yardım talep etmişse de bireysel başvuru

yapıldıktan sonra harçların yatırıldığı görülmüştür.

4. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca muhtelif

tarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümler

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın muhtelif tarihli yazılarında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvurular hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

7. Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A satırında

başvuru numaraları belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle

2013/7259 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/7259

başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru

dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, Iğdır ili Tuzluca ilçesi Kartutan

köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları ve köy

muhtarı babaları H.O.nın

öldürülmesi neticesinde köyün boşaltılması nedeniyle yerleşim yerlerinden göç

etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

10. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilen

tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması

talebiyle Iğdır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

11. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması

talebiyle yapılan başvurularda, dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca

başvuruculara belirlenen miktarlarda tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Başvuruculardan İzzet Orhan

açısından isegösterilen (bkz. § 14) gerekçe ile

talebin reddine karar verilmiştir.

12. Başvurucular tarafından sulhname

tasarısı imzalanmayarak Komisyon kararında belirtilen miktarın eksik

hesaplandığı gerekçesiyle iptal davası açılmıştır.

13. Belirtilen Komisyon kararları aleyhine başvurucular

tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun E satırında tarihleri

gösterilen Erzurum İdare Mahkemeleri kararları ile dava konusu işlemin iptaline

karar verilmiştir. Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:

" ...

ara kararı ile davalı idareden,Iğdır İli Tuzluca

İlçesi Kartutan Köyü’nde 1993 yılı ve sonrasında

yaşanan terör olayları nedeniyle uğranılan zarar ziyandan dolayı aynı

tarihlerde Kartutan Köyü ile ilgili olarak tutulan

tüm tutanaklar ile olayla ilgili tüm diğer bilgi ve belgeler istenilmiş olup,

davalı idare tarafından ara kararına cevaben verilen yazı ile eklerinin

incelenmesi neticesinde; 15.5.2006 tarihinde yapılan ve Iğdır İli'ndeki birçok köyü kapsayan keşifle ilgili başvuru

sahibi veya yetkili temsilcisine keşif yeri ile gün ve saatinin yazılı olarak

bildirildiğine ilişkin tebliğ ve tebellüğ belgeleri ile hazır bulunmadıklarını

gösteren tutanağa ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilmediği görülmüştür.

Olayın Mahkememizce değerlendirilmesi

neticesinde; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması

Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen usule uyulmaksızın keşif

yapıldığı, keşif yeri ile gün ve saatinin davacıya veya yetkili temsilcisine

yazılı olarak bildirilmediği; başvuru sahibinin kendisi veya yetkili temsilcisi

ve varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulundurulmadığı hususunun dava

dosyası mündericatında yer alan ... keşif tutanağından anlaşıldığından, eksik incelemeye

ve usule aykırı biçimde yapılan keşfe dayalı olarak tesis edilen dava konusu

işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

- Başvurucu İzzet Orhan

açısından ise belirtilen (bkz. § 15) ve "dava

dosyasına sunulan 19.01.1989 tarihli Tuzluca Noterliği kur'a

tutanağına göre, yapılan kur'a çekimi sonucunda davcıya da afet nedeniyle Devlet tarafından yapılan

konutlardan birisinin tahsis edildiği anlaşıldığı ..." gerekçeleri ile davanın reddine

hükmedilmiştir.

14. İdare Mahkemelerinin iptal kararları üzerine Komisyon

tarafından ekli tablonun F satırında tarih ve sayıları gösterilen karalarla

taleplerin reddine karar verilmiştir. Kararların ilgili kısmı şöyledir:

"...müracaatına ilişkin babası H.O'nun terör örgütü tarafından

öldürülmesi sonucu komisyonumuzca ... 14.035,00 TL tazminat ödendiği kendisine

hissesi oranında tazminatı verildiği, yine adı geçen köye kadastro henüz

girmediğinden mahalli bilirkişilerce babası H.O. adına belirlenen tüm yapı ve

taşınmazları için komisyonumuzca alınan ... kararlaanneleri

Ö.O.'ya 6.400,00 TL tazminat ödendiği

belirlendiğinden mükerrer talebin reddine ... karar verildi."

15. Belirtilen Komisyon kararı aleyhine başvurucular tarafından

tekrar açılan iptal davalarında, ekli tablonun G satırında tarihleri gösterilen

Erzurum İdare Mahkemeleri kararları ile davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Uyuşmazlığın çözümü için Mahkememizce

yapılan ara kararlara verilen cevapların incelenmesinden; Iğdır Valiliği

Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nün 11.11.2009 gün ve 2345 sayılı yazısında; Kartutan Köyü'nde 14-25.11.1983 tarihinde meydana gelen

şiddetli yağmurlar sonucu oluşan afet nedeniyle 11 ailenin hak sahibi kabul

edildiği ve bu ailelerin Tuzluca ilçesinde yapılan afet konutlarına 1989

yılında yerleştirildikleri, Tuzluca Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün

18.01.2010 gün ve 50 sayılı yazısında; 1993-1999 yılları arasında genel nüfus

sayımı yapılmadığı, ancak 1997 yılında genel nüfus tespiti yapıldığı ve burada Kartutan Köyü nüfusunun sıfır olarak tespit edildiği,

28.07.2009 tarihli Jandarma tutanağında; Kartutan

Köyü'nde terör olayı meydana gelmediği, başvurucuların iddia ettikleri terör

olayının Seyisçeşme Tepe'de meydana geldiği, buranın

da Kartutan Köyü dışında bulunduğu, Jandarma

tarafından tutulan 15.11.2010 tarihli tutanakta; 1993-2000 yılları arasında Kartutan Köyü'nde geçici köy korucusu bulunmadığı ve

görevlendirilmediği, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün

19.12.2005 gün ve 76-1 sayılı onayıyla; Kartutan Köyü

halkının 1992 yılından itibaren ekonomik ve sosyal nedenlerle köyü terk ederek

başka yerleşim birimlerine yerleşmeleri ve köyde yerleşik nüfusun bulunmaması

nedeniyle tüzel kişiliğinin kaldırılmasına karar verildiği, Tuzluca İlçe Seçim

Kurulu Başkanlığı'nın 03.11.2010 gün ve 261 sayılı yazısında; 27 Mart 1994

tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde Kartutan Köyü halkı topluca Tuzluca İlçe Merkezi Kartutan Afet Konutlarına yerleştirildiğindenYüksek

Seçim Kurulu Başkanlığı'nın 25.12.1993 gün ve 30 sayılı yazısı ekinde yer alan

165 sayılı kararı gereği Kartutan Köyü'nde sandık

kurulamadığı ve muhtar seçilemediği, 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan

Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Kartutan Köyü'nün

sandık bölgesi ilan edilmediği, Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın anılan

yazısı eklerinde yer alan belgelerde ise; Kartutan

Köyü Muhtarı Hasan Orhan'ın 17.02.1994 tarihli dilekçesinde; köylerinde heyelan

olması nedeniyle Tuzluca ilçe merkezinde kendilerine konut yapıldığı, söz konusu

afet konutlarına kendi köyleri adına sandık kurulması talebinde bulunulduğu,

dolayısıyla o tarih itibariyle anılan gerekçeyle köyün boşaldığının muhtarca

zımnen kabul edildiği, Tuzluca Kaymakamlığı Mahalli İdareler Bürosu'nun

03.03.1994 gün ve 310 sayılı yazısında da, Kartutan

Köyü'nün tamamen boşaltılarak Tuzluca ilçe merkezindeki afet konutlarına

yerleştiklerinin belirtildiği görülmüştür.

Bu durumda, yukarıda belirtilen hususların

birlikte değerlendirilmesinden, Kartutan Köyü'nün

idarece resmi şekilde veyaköy halkıtarafından

terör kaygısıyla fiilenboşaltılmadığı, dolayısıyla

... 5233 sayılı Yasadan yararlanma imkanı bulunmadığı

anlaşıldığından, ... başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmemiştir..."

16. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

17. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,

ekli tablonun I satırında belirtilen tarihlerde karar düzeltme talepleri

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

reddedilmiştir.

18. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara

tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

19. 5233 sayılı Kanun’un 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3.,

geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu

Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve

E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

20. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu

Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının

karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir."

21. Aynı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:

"Aşağıda

belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı dışındadır:

...

d)

Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik

kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple

uğradıkları zararlar."

22. Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı şöyledir:

"Öte yandan; kişilerin malvarlıklarına

ulaşamamaları nedeniyle uğradıkları zararların 5233 sayılı Yasa uyarınca tazmini;

köyün, idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde mümkün

olabileceğinden; Mahkemece bozma kararı üzerine davacının ikamet ettiği köyün

boşaltılıp boşaltılmadığının araştırılmasından sonra bir karar verilmesi

gerektiği tabiidir.

..."

23. Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve

E.2008/5548, K.2008/9733sayılı kararı şöyledir:

"5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan

maddelerinin değerlendirilmesinden; kişilerin malvarlıklarına ulaşamaması

nedeniyle uğradıkları zararın 5233 sayılı Yasa uyarınca tazmininin, terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu meydana gelmesi şartına bağlı

bulunduğu; başka bir ifadeyle, köyün, idarece veya köy halkı tarafından tamamen

boşaltılması halinde söz konusu zararların tazmini yoluna gidilebileceği;

güvenlik kaygısına dayansa dahi, terör olayları sonucu köyü terk edenlerin

malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın, sadece köyün idarece

veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde ve köyün

boşaltılmasından köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle sınırlı

olarak tazmininin mümkün olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Zira, boşaltılan bir

köye dönüşün başlaması, o köyde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanaklarına

kavuşulduğu anlamına gelmektedir. Köye dönüş için sağlanması zorunlu olan

asgari güvenlik düzeyi ölçütünün ise objektif olması gerektiği; başka bir

anlatımla, köye geri dönen ve dönmeyen kişilere göre değişmemesi gerektiği de

tabiidir.

Bu kabule göre, uyuşmazlığa konu olayda,

davacının terör olayları sonucu terk ettiği Yoncalıbayır

Köyü'nde bulunan malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararının; sadece

köyün boşaltılmasından, köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle

sınırlı kalmak kaydıyla tazmini olanaklı bulunduğundan, davalı idarece yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucu 1 yıllık süre üzerinden hesaplanan miktarın

ödenmesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

..."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular ikamet ettikleri Iğdır ili Tuzluca ilçesi Kartutan köyünde 1994 yılında terör olaylarının

yoğunlaşması ve muhtarın öldürülmesi nedeniyle güvenlik kaygısıyla köyün

boşaltıldığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talebin ve akabinde

açtıkları davanın reddedildiğini, Komisyonun ilk kararında tazminata

hükmetmişken daha sonra verdiği kararla önceki kararından haksız olarak

döndüğünü, köyde sürekli çatışma ortamının var olması karşısında devletin

yeterli güvenli ortamı sağlayamadığını, Mahkeme kararlarının kendi içinde

çelişkili olduğunu, komşu köylerde yaşayanlara terör nedeniyle tazminat

verildiğini, köyün yoğun kış şartlarına rağmen yıllardır boşaltılmadığını,

terör olayı nedeniyle boşaltıldığını, köyün sosyal ve ekonomik nedenlerle

boşaltıldığı fikrinin soyut ve afaki olduğunu, mal varlıklarına ulaşamamaktan

dolayı maddi zararların olduğunu, yapılan yargılamaların on yılı geçtiğini ve

makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın19., 35., 36. ve 45.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve maddi

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

26. Başvuruformları ve ekleri

incelendiğinde başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının

tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19.,

35., 36. ve 45. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar

altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

27. Başvurucular Komisyonlarca verilen kararın akabinde

açtıkları davadan sonuç alamadıklarını, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ile

mal varlıklarına ulaşamadıklarını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim

kaynaklarından mahrum kaldıklarını taşınma ile kira, taşınma gibi zararlarının

olduğunu anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet verilmiş

olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve

lehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

28. Başvurucular yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında

ayrıca Komisyonun ve Mahkemenin kararlarının çelişkili olduğunu, iddialarının

esastan incelenmediğini, yeterli araştırmanın yapılmadığını, 1994 yılında

muhtarın öldürüldüğünü, yaşanan olaylar neticesinde güvenlik nedeniyle göç

etmeye mecbur kaldıklarını, oluşan zararları için yeterli bir giderim imkânı

kendilerine sağlanmadığını iddia etmişlerdir.

29. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

30. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

31. Başvurucular maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde davalarının reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemelerince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu

belirtmekte olup başvurucuların iddialarının özünün, Derece Mahkemelerince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

32. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, başvurucular ve

idare tarafından sunulan bilgi ve belgelerden söz konusu olaylarla ilgili

olarak Iğdır Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün yazısında Kartutan köyünde 14-25/11/1983 tarihinde meydana gelen

şiddetli yağmurlar sonucu oluşan afet nedeniyle on bir ailenin hak sahibi kabul

edildiği ve bu ailelerin Tuzluca ilçesinde yapılan afet konutlarına 1989

yılında yerleştirildiği; Tuzluca Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün yazısında

1993 ile 1999 yılları arasında genel nüfus sayımı yapılmadığı ancak 1997

yılında genel nüfus tespiti yapıldığı ve burada Kartutan

köyü nüfusunun sıfır olarak tespit edildiği; 28/7/2009 tarihli Jandarma

tutanağında Kartutan köyünde terör olayı meydana

gelmediği, başvurucuların iddia ettikleri terör olayının Seyisçeşme

tepede meydana geldiği, buranın da Kartutan köyü

dışında bulunduğu; jandarma tarafından tutulan 15/11/2010 tarihli tutanakta

1993 ile 2000 yılları arasında Kartutan köyünde

geçici köy korucusu bulunmadığı ve görevlendirilmediği; İçişleri Bakanlığı

İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 19/12/2005 gün ve 76-1 sayılı onayıyla Kartutan köyü halkının 1992 yılından itibaren ekonomik ve

sosyal nedenlerle köyü terk ederek başka yerleşim birimlerine yerleşmeleri ve

köyde yerleşik nüfusun bulunmaması nedeniyle tüzel kişiliğinin kaldırılmasına

karar verildiği; Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının yazısında 27/3/1994

tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde Kartutan köyü halkı topluca Tuzluca İlçe Merkezi Kartutan Afet Konutlarına yerleştirildiğinden Yüksek Seçim

Kurulu Başkanlığının yazısı ekinde yer alan karar gereği Kartutan

köyünde sandık kurulamadığı ve muhtar seçilemediği, 18/4/1999 tarihinde yapılan

Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Kartutan köyünün

sandık bölgesi ilan edilmediği; Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının anılan

yazısı eklerinde yer alan belgelerde ise Kartutan

köyü muhtarı Hasan Orhan'ın 17/2/1994 tarihli dilekçesinde köylerinde heyelan

olması nedeniyle Tuzluca ilçe merkezinde kendilerine konut yapıldığı, söz

konusu afet konutlarına kendi köyleri adına sandık kurulması talebinde

bulunulduğu, dolayısıyla o tarih itibarıyla anılan gerekçeyle köyün

boşaldığının muhtarca zımnen kabul edildiği, Tuzluca Kaymakamlığı Mahalli

İdareler Bürosunun yazısında da, Kartutan köyünün

tamamen boşaltılarak Tuzluca ilçe merkezindeki afet konutlarına

yerleştirildiği, belirtilen hususların birlikte değerlendirilmesinden Kartutan köyünün idarece resmî şekilde veya köy halkı

tarafından terör kaygısıyla fiilenboşaltılmadığı

belirtilerek davaların reddine karar verilmiştir. Başvurucuların iddiaları,

temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararları

onanmış, karar düzeltme talepleri ise reddedilmiştir.

33. Başvurucuların iddialarına yönelik olarak köy muhtarı

babalarının terör nedeniyle öldüğü, köyün boşaltılmış olduğuna dayanak olarak

gösterilmişse de anılan Mahkeme kararları gereğince belirtilen olayın köy

dışında gerçekleştiği, köyün terör nedeniyle boşaltılmış olduğuna ilişkin bilgi

ve belge sunulmadığı, ayrıca ölüm olayına ilişkin Komisyon kararlarında (bkz. §

14) belirtildiği üzere başvurucuların tazminat aldıkları, Mahkeme kararları

gerekçesi de (bkz. § 15) dikkate alındığında afet konutlarına

yerleştirildikleri, anılan olaylar değerlendirildiğinde Derece Mahkemelerinin

kararlarında bariz takdir hatası ve açık keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucular, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

iddia etmektedirler.

36. Başvuru dilekçeleri incelendiğinde başvurucuların

Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233

sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut

olduğu iddia edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına

ilişkin söz konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35.

maddesinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

37. Başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine

ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucuların

delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin

olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu da

saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince

adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit

edilmiş olmakla, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü

Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Başvurucu İzzet Orhan açısından

39. 5233 sayılı Kanun

kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde Komisyon ve

yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak uyuşmazlığın karara

bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına

atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz yılın altında

gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

40. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında başvurucu

tarafından 15/3/2008 tarihinde Komisyona yapılan müracaat sonrasında 5233

sayılı Kanun’un öngördüğü usul uyarınca bir kısım işlemin yapılması akabinde

18/12/2009 tarihinde talebin reddedildiği, belirtilen karar aleyhine başlatılan

yargılama sürecinin ise başvurucunun karar düzeltme talebinin reddine dair

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 27/6/2013 tarihli

kararı ile tamamlandığı, somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığındatoplamda

geçen 5 yıl 3 aylık sürede uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olduğu tespit edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Diğer Başvurucular Açısından

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvuruların bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

45. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008,

6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,

B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal

Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha

uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir

kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,

B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

46. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında, Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun I satırı) arasında geçen ve ekli tablonun İ satırında her bir

başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen ve toplamda sekiz yılı geçen

yargılama süreçlerinde, başvurucular açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama süreçlerinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

49.

Başvurucular, başvuru formunda belirtikleri maddi tazminat miktarının

taraflarına ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

50. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla

birlikte başvurucular tarafından manevi tazminat talebinde bulunulmadığı,

tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı da

olmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

51. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadaki belgelerden

tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı

ayrı ve 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. a. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvurucu İzzet Orhan açısından KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Diğer başvurucular açısından KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının başvurucu İzzet Orhan dışında, diğer başvurucular açısından

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

D. Başvurucu İzzet Orhan tarafından

yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Başvurucu İzzet

Orhan dışında, diğer başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harcın

AYRI AYRI BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve 1.800 TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemelerde

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

İzzet ORHAN

ve diğerleri [bkz. ekli tablonun B satırı]

Vekilleri

:

Av. Ali

ARTUK

Sıra

1

2

3

4

A

Başvuru

Numarası

2013/7259

2013/7442

2013/7709

2013/8495

B

Başvurucu

İzzet

Orhan

Mehmet Salih

Orhan

Alihaydar

Orhan

Hatice

Korkunç

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

15/3/2008

8161

1/1/2005

604

1/1/2005

592

1/1/2005

583

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası (1)

18/12/2009

2009/1-639

8/12/2006

2006/1-160

8/12/2006

2006/1-154

8/12/2006

2006/1-153

E

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi (1)

19/4/2011

24/11/2008

18/9/2008

11/9/2008

F

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası (2)

-

18/12/2009

2009/1-642

6/1/2010

2010/1

18/12/2009

2009/1-643

G

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi (2)

-

19/4/2011

6/4/2011

19/4/2011

H

Temyiz Yolu Karar Tarihi 5/12/2012 5/12/2012 5/12/2012 28/11/2012

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7259, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal
  12. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  13. D. Başvurucu İzzet Orhan tarafından
  14. E. Başvurucu İzzet
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Artuk
  21. A
  22. B
  23. C
  24. D
  25. E
  26. F
  27. G
  28. H
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7259
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Zeki Güngör Başvurusu (B. No: 2013/8491)
  • Mesut Karabudak Başvurusu (B. No: 2014/5335)
  • Ayşe Aydan Genç Başvurusu (B. No: 2013/3033)
  • Mehmet Kadife Başvurusu (B. No: 2013/4222)
  • Mehmet Deniz Başvurusu (B. No: 2013/2307)
  • Koray Erdoğan Başvurusu (B. No: 2013/1989)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.