İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Ete Başvurusu (B. No: 2013/5489)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/5489Tarih30 Mart 2016Okuma14 dk · 2.703 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdurrahman Ete Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/5489
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.703 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve

akabinde açılan davanın terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan mahkûmiyetin

bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve

eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/7/2013 tarihinde Bakırköy 3. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/12/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/12/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu; Siirt ili Eruh ilçesi Peyamlı

köyünde ikamet etmekteyken 1990'lı yıllarda terör olaylarının yoğunlaşması

nedeniyle can ve mal güvenliği kalmadığı için yerleşim yerinin boşaltıldığını,

bu nedenle köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

7. Başvurucu 26/7/2005 tarihinde, 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Siirt Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

8. Komisyon 24/9/2008 tarihli ve 2008/2-3526 sayılı kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvurunun incelenmesi sonucu "5233

sayılı Kanun ile yönetmeliğinin 2. maddesinin f bendinde 3713 sayılı Kanunun 1

inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında

yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı

zararlar karşılanmaz hükmü yer almıştır ve İçişleri Bakanlığı hukuk müşavirliği

5/6/2006 tarih ve 5559 sayılı yazı görüşü doğrultusunda..." talebin

reddine karar vermiştir.

9. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine

Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

10. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 9/12/2009 tarihli ve

E.2009/78, K.2009/2451 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir;

"...Dava dosyasının incelenmesinden,

davacının terör olayları sebebiyle zarara uğradığından bahisle 5233 sayılı Yasa

kapsamında davalı idareye başvuruda bulunduğu, söz konusu başvurunun davacının

1994 senesinde PKK terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunmak suçundan mahkum olmasından dolayı reddedildiği, bunun üzerine de

bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu uyuşmazlığın çözümü, yukarıda

anılan kanun maddesinde yer alan "terör olaylarında yardım ve yataklık

suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar"

ibaresinin yorumuna bağlıdır.

Yukarıda metni verilen fıkra düzenleniş amacı

açısından yorumlandığında;

Maddenin Hükümet tarafındanhazırlanan

ve komisyona gönderilenilk halinin; "3713 sayılı

Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri

kapsamındaki suçlardan mahkum olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı

zararlar" şeklinde olduğu görülmektedir. Bunun gerekçesi olarak da; Kanunun kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun

bir bireyi olarak terör eylemlerinin hedefi olan mağdur kişilerin zararlarını

karşılamak amacıyla çıkartılması gösterilmiştir. İhtisas Komisyonunda, anılan

fıkrada; " ... terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkum olanların

zararlarının, tasarı kapsamından çıkarılması..." düşüncesiyle değişikliğe

gidilmesi kararlaştırılmış, buna göre komisyonda fıkranın ilk haline; "...

ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından..." şeklinde ekleme

yapılarak fıkra bugünkü halini almış ve fıkranın ilk halinin korunması

yönündeki teklifler kanun koyucu tarafından kabul edilmeyerek, komisyondan

geldiği haliyle tasarı aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

Buna göre; kanun koyucunun hukuki ve teknik

izaha girmeksizin, genel olarak; yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile

terör suçundan mahkum olan kişileri, bu kanun

hükümlerinden faydalandırmamayı amaçladığı görülmektedir. Bu itibarla; mahkumiyet tarihinden önceki veya sonraki bir tarihte

meydana geldiğine bakılmaksızın, zararların salt bu kişilere ait olması

sebebiyle kanun dışında bırakıldığı sonucuna varılmıştır.

5233 Sayılı Yasa özellikle Doğu ve Güydoğu Anadolu bölgelerinde gerçekleşen terör olayları

nedeniyle zarar gören vatandaşlarımızın hem günümüz hem de geçmiş itibariyle

uğradıkları zararların bir nebze de olsa karşılanmasını amaçlamaktadır. Terör

olayları ile hiçbir ilişkisi olmamasına rağmen sadece terörün gerçekleştiği

coğrafyada yaşadığı için kimi zaman ailesinden insanları kaybeden, kimi zaman

da malı zarara uğrayan vatandaşlarımızın acılarının dindirilmesi için çıkarılan

bahsi geçen Yasanın sadece mağdur olan kişilerin bu mağdurluklarının

giderilmesi yolunda uygulanması gerekmektedir.

Terör örgütüne yardım ve yataklıktan hüküm

giymiş kişilerin bu şekildeterör örgütünün

gelişmesine ve büyümesine sebebiyet verdikleri tartışmasızdır. Aynı kişilerin

büyümesine yardımda bulundukları terör örgütünün gerçekleştirdiği yasa dışı faaliyetlerdenveya sadece terör örgütünün varlığı sebebiyle

mallarına ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının, bahsi geçen Yasa da

ifadesini bulan "terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm

olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar" kapsamında bulunduğu

açıktır. Zira bahsi geçenkişilerin uğradıkları

zararlar terörden kaynaklansa da söz konusu terörün gelişmesine ve büyümesine

katkıda bulunduklarından dolayı zikredilen zararların oluşmasına da

kendilerinin sebebiyet verdikleri ortadadır.

Aksi bir yorum maddenin oldukça dar

yorumlanması anlamına gelip, bu şekilde terör örgütüne yardım ve yataklıktan

hüküm giyen, böylece terör ve terör örgütü sempatizanı olduğu ortaya çıkankişilere, Devlet tarafından tazminat ödenmesi sonucunu

doğurur ki, bu da kanunun amacına aykırılık teşkil eder.

Bu durumda, 3713 sayılı Kanunun 169. maddesi

uyarınca İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin

kararı ile 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılan davacının terör

nedeni ile zarara uğradığından bahisle yaptığı başvurunun yukarıda izah edilen

gerekçeye dayanarak tesis edilen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır."

11. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin

20/10/2010 tarihli ve E.2010/5552, K.2010/8180 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucunun karar düzeltme istemi, Onbeşinci

Dairenin 13/3/2013 tarihli ve E.2011/4172, K.2013/1901 sayılı ilamı ile

reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddi kararı başvurucuya 13/6/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 15/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

15. 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanun,3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı

dışındadır:

...

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör

olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden

dolayı uğradığı zararlar.

İkinci fıkranın (f) bendinde yazılı suçlardan

dolayı ceza kovuşturması açılmış bulunanlar hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya

kadar bu Kanuna göre işlem yapılmaz."

16. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

22/5/2013 tarihli ve E.2011/7328, K. 2013/3646 sayılı kararı şöyledir:

"Dava; davacının, ... Köyü'nden terör

olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığını ileri

sürdüğü zararının, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı

başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ... zararının tazmini istemiyle

açılmıştır.

Mardin İdare Mahkemesince; davacı tarafından

... Köyü’nden yaşanan terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalmalarından

ötürü uğradıkları zararın 5233 sayılı yasa kapsamında karşılanması talebiyle

davalı idareye başvuruda bulunulduğu dikkate alındığında, davacı hakkında

verilen mahkumiyet kararına esas alınan fiillerin uğranıldığı ileri sürülen

zararla ilgili olmaması, diğer bir ifadeyle zararın terör örgütüne yardım ve

yataklık suçunu oluşturan fiilin bir sonucu olarak meydana gelmemiş olması

nedeniyle sözkonusu başvurunun 5233 sayılı yasa

kapsamında kaldığı, davacının köyün boşaltılmasından dolayı uğradığı zararın

ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık

bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile ...TL tazminatın yasal

faiziyle birlikte ödenmesi isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı idarece, anılan mahkeme kararının,

hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen

incelenip bozulması istenilmektedir.

5233 sayılı terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu

zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla

yürürlüğe konulmuş olup; Kanunun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (f)

bendinde, terör suçu ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından

mahkum olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararların karşılanmayacağı

öngörülmüştür. Bu hüküm dikkate alındığında, Kanun koyucunun terör örgütüne

yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile terör suçundan mahkum

olan kişileri bu Kanun hükümlerinden faydalandırmamayı amaçladığı

görülmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının,

... Köyü'nde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle

köyünden göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararının, 5233 sayılı

Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı başvurunun, ... Valiliği Zarar

Tespit Komisyonu'nca terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı gerekçesiyle

reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Terör suçundan mahkum

olan kişilerin, bu zararların oluşmasına kendileri sebebiyet verdiklerinden,

kendi fiillerinin sebep olduğu zararların 5233 sayılı Yasa kapsamında tazmini

mümkün bulunmamaktadır.

Bu nedenle, hukuka aykırılık bulunmayan dava

konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet

görülmemiştir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; ikamet ettiği Siirt ili Eruh ilçesi Peyamlı köyünde 1994 yılı sonrasında tüm köylülerle

birlikte can ve mal güvenliğinin kalmaması nedeniyle köyden göç ettiğini, mal

varlığına ulaşmasının engellendiğini, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim

kaynaklarından mahrum kaldığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin

ve akabinde açtığı davanın reddedildiğini,tazminat

talebinin reddine gerekçe olan ceza konusu olay ile mal varlığına erişememe

arasında bir illiyet bağı olmadığını, mahkûmiyetinin oluşan zararlarının

tazminine engel oluşturmadığını, sabıkasından dolayı 5233 sayılı Kanun

kapsamına değerlendirmeye alınmamasının eşitlik ilkesini ihlal ettiğini, zarar

gördüğü dönemde başvuruda bulunabileceği etkili ve erişilebilir bir merciinin

olmadığını, sunulan belgelerin Mahkemece dikkate alınmadığını, aleyhine

sonuçlanan yargılamanın adil olmadığını belirterek Anayasa’nın10., 35., 36.,

38., 40. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiş; yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın10., 35., 36., 38., 40. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesinde idarenin can ve mal

güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz kaldığı

mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanması

imkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal

iddiaları, adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu

verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden

ayrıca inceleme yapılmamıştır.

1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

20. Başvurucu, köy halkından başvuruda bulunanlara tazminat

ödendiğini ve kendisine sabıkasından dolayı tazminat ödenmemesiyle eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

21. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları

dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

22. Somut başvuru açısından ayırımcılık iddiasının ciddiye

alınabilmesi için başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere

yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın

bulunduğunu ifade etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli

olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Yapıldığı iddia edilen

ayrımcılığa ilişkin iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

23. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlşkin İddia

24. Başvurucu; Komisyonca verilen kararın akabinde açtığı

davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal varlığına ulaşmasının

engellendiğini, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından mahrum

kaldığını, anılan zararlara can ve mal güvenliği kalmaması ile sebebiyet

verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehe olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen

bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

25. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı; 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §

24).

26. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararlarıbariz

takdir hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

27. Başvurucu; Mahkeme gerekçesine konu olan ceza konusu olay

ile mal varlığına erişememe arasında bir illiyet bağı olmadığını, maddi vakıa

ve delillerin hatalı takdiri neticesinde davasının reddedildiğini, bu kapsamda

Derece Mahkemesince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla

hukuka aykırı olduğunu belirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün,

Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

28. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında; kanun koyucunun

hukuki ve teknik izaha girmeksizin, genel olarak yardım ve yataklık suçu

işleyen kişiler ile terör suçundan mahkûm olan kişileri bu kanun hükümlerinden

faydalandırmamayı amaçladığı, bu nedenle mahkûmiyet tarihinden önceki veya

sonraki bir tarihte meydana geldiğine bakmaksızın zararların salt bu kişilere

ait olması sebebiyle kanun dışında bırakıldığı sonucuna vardığı, 5233 sayılı

Kanun'un özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde gerçekleşen terör

olayları nedeniyle zarar gören kişilerin hem günümüz hem de geçmiş itibarıyla

uğradıkları zararların karşılanmasını amaçladığı, Kanun'un sadece mağdur olan

kişilerin bu mağduriyetlerinin giderilmesi yolunda uygulanması gerektiği, terör

örgütüne yardım ve yataklıktan hüküm giymiş kişilerin bu şekildeterör

örgütünün gelişmesine ve büyümesine sebebiyet verdiklerinin tartışmasız olduğu,

aynı kişilerin büyümesine yardımda bulundukları terör örgütünün

gerçekleştirdiği yasa dışı faaliyetlerdenveya sadece

terör örgütünün varlığı sebebiyle mallarına ulaşamamalarından kaynaklanan

zararlarının bahsi geçen Kanun'da ifadesini bulan "terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların

bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar" kapsamında

bulunduğunun açık olduğu, bahsi geçen kişilerin uğradıkları zararlar terörden

kaynaklansa da söz konusu terörün gelişmesine ve büyümesine katkıda

bulunduklarından dolayı bahsedilen zararların oluşmasına da kendilerinin

sebebiyet verdikleri, farklı bir yorumun maddenin oldukça dar yorumlanması

anlamına geldiği, bu şekilde terör örgütüne yardım ve yataklıktan hüküm giyen,

böylece terör ve terör örgütü sempatizanı olduğu ortaya çıkan kişilere, devlet

tarafından tazminat ödenmesinin kanunun amacına aykırılık teşkil ettiği

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz

merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmış;

karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir.

29. Başvurucunun iddialarına yönelik olarak Danıştay Onbeşinci Dairesinin içtihatları (bkz. § 16) ve bu

çerçevede Derece Mahkemesinin kararı (bkz. § 10) değerlendirildiğinde kararda

bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucu, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmektedir.

32. Başvuru dilekçesi incelendiğinde Anayasa’nın 35. maddesinin

ihlal edildiğini ileri sürdüğü bölümde başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında

tanzim edilen belgelerde de belirtildiği gibi maddi zararının olduğunu iddia

etmiş; idari yargı makamlarının tazminat başvurularına ilişkin söz konusu

düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal

ettiklerini ileri sürmüştür.

33. Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine

ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun

delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin

olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu da saptanmadığından

somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince adil yargılanma hakkının

gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş; mülkiyet hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No:

2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan

yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağı

anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Abdurrahman ETE Vekili : Av. Burhan SAKAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5489, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit
  12. B. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan
  13. Paksüt
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5489
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • İzzet Orhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7259)
  • Zeki Güngör Başvurusu (B. No: 2013/8491)
  • Mesut Karabudak Başvurusu (B. No: 2014/5335)
  • Ayşe Aydan Genç Başvurusu (B. No: 2013/3033)
  • Mehmet Kadife Başvurusu (B. No: 2013/4222)
  • Mehmet Deniz Başvurusu (B. No: 2013/2307)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.