İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/2909)

1. Başvuru, cezaevinde daha önce izin verilen ve kullanılan uzun

Başvuru No2013/2909Tarih9 Mart 2016Okuma21 dk · 4.296 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (4)

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/2909
R.G. Tarih ve Sayı
12/4/2016-29682
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.296 kelime·21 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, cezaevinde daha önce izin verilen ve kullanılan uzun

dalgalı radyoya el konulması nedeniyle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/4/2013 tarihinde Kırıkkkale

Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucu, bireysel başvuru harcını karşılama imkânının

bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/1/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 19/8/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

1/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 2/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını

devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan(kapatılan) İstanbul 3. Devlet

Güvenlik Mahkemesinin 6/3/2000 tarihli ve E.1993/268, K.2000/50 sayılı ilamı

ile verilen 36 yıl ağır hapis cezası Kırıkkale Ceza İnfaz Kurumunda infaz

edilen başvurucunun odasında 25/1/2013 tarihinde yapılan aramada radyosuna el

konulmuştur.

10. Başvurucu söz konusu radyoyu beş yıl önce kurum kantininden

satın aldığını iddia etmektedir.

11. Adalet Bakanlığı Ceza ve TevkifevleriGenel

Müdürlüğünün 24/5/2012 tarihli "GİZLİ"

ibareli yazısı ile Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderdiği yazıda, kurum

kantininde FM ve orta dalga radyo cihazlarının satılması konusunda gerekli

özenin gösterilmesi istenmiştir.

12. Başvurucuya radyonun uzun dalgalı olması nedeniyle el

konulduğu belirtilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, radyonun uzun dalgasının

iptal edilerek kendisine iade edilmesi talebiyle 31/1/2013 ve 1/2/2013 tarihli

dilekçeler ile Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur.

13. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği, 21/2/2013 tarihli ve E.2013/69,

K.2013/89 sayılı kararı ile "...uzun

dalgalı radyonun, bilirkişi incelemesi yaptırılarak hükümlüye verilmesi gerekir

ise de, uzun dalgalı radyonun kameralı, mp3 çalar, ses ve video kaydı yapma

özelliği ile hafıza kartı takma özelliği, fotoğraf çekimi yapma özelliği, cep

telefonu özelliğinin olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması

durumunda uzun dalgalı radyonun bozulma ihtimali olduğu, bilirkişiye ödenecek

ücretin de, radyonun değerinden fazla olması" nedeniyle talebin

reddine karar vermiştir.

14. Başvurucunun anılan karara itirazı üzerine Kırıkkale Ağır

Ceza Mahkemesi, 13/3/2013 tarihli ve 2013/272 Değişik İş sayılı kararıyla

benzer gerekçe ile itirazın reddine karar vermiştir.

15. Nihai karar başvurucuya 27/3/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 22/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun

4. maddesi şöyledir:

“İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:

1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul

edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve

giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal

sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması,

dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahedeye

tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve

tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere

ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan

disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya

yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme

kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve

tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri

raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar

vermek.

5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan

konulara ilişkin hükümler saklıdır.”

18. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(2) Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında

resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca

ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı

yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını

aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını

verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını,

hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla

avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle:

22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya

tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.”

19. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 67. maddesi şöyledir:

“(1) Hükümlü, ceza infaz kurumlarında merkezî

yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon

yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezî yayın sistemi bulunmayan

kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek

önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo

izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi

tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne biçimde

olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon ve

bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(3) Kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile

çocuk eğitimevlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme

programları çerçevesinde kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve

işitsel eğitim araç ve gereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve

iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten

yararlanılabilir. Hükümlü, odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak, Adalet

Bakanlığının uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak

bilgisayarın ceza infaz kurumuna alınmasına izin verilebilir.

(4) Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya

örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.”

20. 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 90. maddesi

şöyledir:

"(1) Hükümlü, kurumlarda merkezî yayın

sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon

yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezî yayın sistemi bulunmayan

kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek

önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo

izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi

tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne biçimde

olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon ve

bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(3) Kapalı ve açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları

çerçevesinde kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim

araç ve gereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme

programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten

yararlanılabilir. Hükümlü, odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak, Bakanlığın

uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın kuruma

alınmasına izin verilebilir.

(4) Bu haklar, idare ve gözlem kurulu kararı

ile tehlikeli hükümlü oldukları saptananlar veya örgüt mensubu hükümlüler

bakımından kısıtlanabilir.

(5) İşlediği suçun nitelik ve işleniş biçimi

göz önüne alındığında, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan, kurumdaki tutum

ve davranışlarıyla, suç işlemek amacıyla kurulan silâhlı

örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle,

kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülerin, idare

ve gözlem kurulu kararıyla televizyon yayınlarını izlemesine ve bilgisayar ile

internetten yararlanmasına izin verilmez."

21. 17/6/2005 tarihli ve 2005/25848 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarında

Bulunadurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik'in (Yönetmelik) 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Koğuş, oda ve eklentilerinde, kantinden

temin edilmek koşuluyla, bir adet otuzyedi ekran

televizyon ile elektrikli su ısıtıcısı, saç kurutma makinesi ve büro tipi

buzdolabı ile kurumun bulunduğu coğrafi bölgenin iklim koşulları dikkate

alınarak, her koğuş veya odada bir adet vantilatör bulundurulmasına izin

verilebilir. Ayrıca her hükümlü, kurum kantininden satın almak kaydıyla bir

adet kulaklıklı küçük el radyosu bulundurabilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu hükümlü olarak kalmakta olduğu Kırıkkale F tipi

Ceza İnfaz Kurumu idaresince çeşitli eşyaların bulundurulmasının keyfî olarak

yasaklandığını, odalarda sık sık arama yapılarak tüm eşyalarının dağıtıldığını

ve bu aramalar sonucu infaz kurumu kantininden temin edilen çeşitli eşyalarına

el konulduğunu, en son beş yıldır kullanmakta olduğu radyoya el konulduğunu,

başvurularına rağmen radyonun geri verilmediğini, radyosuna el konulması

nedeniyle mülkiyet, eğitim, adil yargılanma ve haber alma hakkı ve

özgürlüklerinin ihlal edildiğini, Ceza İnfaz Kurumu idaresinin siyasi ve etnik

kimliği nedeniyle kendisini cezalandırmak için bu uygulamaları

gerçekleştirdiğini belirterek Anayasa'nın 10., 17., 22., 35., 36., 42. ve 141.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve adli yardım talep etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun dile getirdiği iddiaların

Anayasa'nın 26. maddesinde tanımlananifade özgürlüğü

kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Adli Yardım Talebi

Yönünden

25. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181,

17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüdegüçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme

gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun, açıkça dayanaktan yoksun olmayan

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

b. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Bakanlık görüşünde, başvurunun kabul edilebilirliğine

ilişkin olarak herhangi bir husus belirtilmemiştir.

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Ceza

İnfaz Kurumu idaresince daha önce kullanmasına izin verilen, kurum kantininden

satın aldığı ve beş yıldır kullandığı radyoya el konulduğunu, tüm taleplerine

rağmen radyonun kendisine verilmediğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup

olmadığı, gerçekleştirilen müdahalenin yasayla öngörülmüş olup olmadığı,

müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı ve müdahalenin demokratik bir

toplumda gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiğini belirterek ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bazı kararlarına atıfta bulunarak

cezaevlerinde bulunan kimselerin eylemlerinin belirli ölçüde kontrolünün başlı

başına Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ihlaline sebebiyet

vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun olağan ve makul gereksinimleri dikkate

alınarak bir değerlendirmede bulunmanınyerinde

olacağını ifade etmiştir. Bakanlık, başvuru konusu olayda başvurucunun

radyosunun uzun dalgalı olması nedeniyle emanet eşya deposuna alındığını ve

kurum kantininde uzun dalga özelliği bulunan radyo satılmadığını belirtmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği beyanda daha

önceden izin verilen ve parayla cezaevi kantininden satın aldığı radyoya beş

yıl sonrabulundurulması yasak eşya işlemi yapılarak

el konulmasının ve yeniden ücret vererek radyo almaya zorlanmasınınhukuk

devleti ilkesine aykırı olduğunu ve mağduriyetiningiderilmesi

gerektiğini belirtmiştir.

31. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,

televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine

bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

32. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim

veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade

aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602,

23/1/2014, § 43).

33. İfade özgürlüğü; insanın serbestçe haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin

Aydın [GK], § 40).

34. Somut olayda başvurucunun Cezaevi idaresi aracılığıyla temin

etmiş olduğu uzun dalgalı radyoya sahip olmasının, haberlere ulaşma ve bilgi

edinme kapsamında olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

35. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa’nın veSözleşme’nin

ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir. (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,

B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade

özgürlüğü de Anayasakapsamında koruma altındadır.

36. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

istisnalar gereğince ifade özgürlüğü mutlak bir hak niteliğinde değildir.

Sınırlanabilir nitelikte olmasına rağmen ifade özgürlüğünün demokratik

toplumlar için önemi gözetildiğinde sınırlamaların daha dar yorumlanması ve bir

sınırlamanın gerekliliğinin inandırıcı ve makul olması gerekmektedir (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003,

§ 129). Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13.

maddesindeki ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu

sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetiminin Anayasa’nın 13.

maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi kapsamında yapılması

gerekmektedir (İbrahim Bilmez, B.

No: 2013/434, 26/2/2015, § 51).

37. Öte yandan, cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda,

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumda

dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma makul

ve ölçülü olmalıdır (Mehmet Reşit Arslan ve

diğerleri, § 65).

38. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda ifade

özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle

müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

a. Müdahalenin Varlığı

39. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucunun radyosunauzun dalgalı olduğu gerekçesiyle el konulmuştur.

Dolayısıyla radyoya el konulması, başvurucunun kendini ifade etmek için

dinlediği ve haber edindiği bilgiler temelinde ifade özgürlüğüne yönelik bir

müdahale oluşturduğu açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

40. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme; Anayasanın sözüne

ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,

B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 36).

i. Kanunilik

41. Başvurucu, müdahalenin kanuniliğine ilişkin herhangi bir

görüş beyan etmemiştir. Ancak daha önceden kullanmasınaizin

verilen ve beş yıldır kullandığı radyoya el konulmasının hukuk aykırı olduğunu

ileri sürmüştür.

42 Yapılan değerlendirmeler neticesinde 5275 sayılı Kanun’un 67.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Yönetmelik gereğince başvurucunun

ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanuni dayanağı olduğu açıktır.

ii. Meşru Amaç

43. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen, millî güvenliğin,

kamu düzeninin, kamu güvenliğinin, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin

ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması; suçların önlenmesi,

suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş

bilgilerin açıklanmaması; başkalarının şöhret

veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü

meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarına yönelik olması gerekir (Mehmet Ali Aydın [GK], B.No:

2013/9343, 5/6/2015, § 57).

44. Başvuru konusu olayda başvurucunun hükümlü olması nedeniyle

yukarıdaki paragrafta belirtilen meşru amaçların, Cezaevinin kendi koşulları

açısından değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede uzun dalgalı radyo

bulundurulması açısından ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutukluların hak ve

özgürlüklerinin sınırlandırılmasında temel meşru amaç, kamu düzeninin

sağlanması ve terörle mücadelenin bir yöntemi olarak cezaevinde güvenliğin ve

disiplinin sağlanmasıdır. Başvurucunun kullandığı radyoya Yönetmelik'te

belirtilen şartları taşımadığı gerekçesiyle el konulmasının, Cezaevi düzeni ve

güvenliğinin sağlanması ile suçun önlemesi amacıyla yapıldığı, bunun da

Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma

ve Ölçülülük

45. İfade özgürlüğü

bazı sınırlandırmalara tabi olabilir. İfade özgürlüğüne ilişkin olarak

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların

Anayasa’nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin

gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir

değerlendirme yapılması gerekmektedir (Mehmet

Ali Aydın [GK], § 64).

46. 1982 Anayasası'nda belirtilen “demokratik toplum düzeni” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir

anlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratik

toplum düzeni” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin “demokratik toplum düzeninin gerekleri”

ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça

yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve

açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Mehmet

Ali Aydın [GK], § 65).

47. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren

sınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın, temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla

sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, her

temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın, hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve

etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Mehmet Ali Aydın [GK], § 66).

48. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan

sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin

gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka

deyişle, öze dokunan sınırlamalar “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük

ilkesi”ne

evleviyetle aykırı olacağından Anayasa koyucu temel hak ve özgürlüklerin özüne

dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük

ilkesi” bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görmemiştir (Mehmet Ali Aydın [GK], § 67).

49. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden

gözetilmesi öngörülen “demokratik toplum

düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını ve

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak

göstermesini gerektirmektedir. “Demokratik

toplum düzeninin gerekleri”nden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare

niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir

olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın

[GK], § 68).

50. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların

oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri eşya ve maddeler Yönetmelik'te

düzenlenmiş; bu çerçevede bulundurulacak eşyaların sayısı, niteliği, hacmi ve

bunların temin edilme şekilleriaçıklığa

kavuşturulmuştur. Buna göre her bir hükümlünün kurum kantininden satın almak

kaydıyla bir adet kulaklıklı küçük el radyosu bulundurabilme ve kullanma

hakları bulunmaktadır.5275 sayılı Kanun'un 67. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkralarında hükümlünün radyodinleme ve televizyon

yayınlarını izleme hakkı bulunduğu belirtildikten sonra bunların nasıl

kullanılacağı ve edinme şekilleri degösterilmiştir.Kanunda,

merkezî yayın sistemi bulunmayan cezaevlerinde, yararlı olmayan yayınların

izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız

anten kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesine ve dinlenmesine izin verilebileceği;bu tür cihazların, bedeli kendisi tarafından

ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınabileceği fakat her ne

biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo ve

televizyonun kuruma alınmayacağı belirtilmiştir. Adalet Bakanlığı Ceza ve TevkifevleriGenel Müdürlüğünün 24/5/2012 tarihli "GİZLİ" ibareli yazısı ile Cumhuriyet

başsavcılıklarına gönderdiği yazıda, kurum kantininde FM ve orta dalga radyo

cihazlarının satılması konusunda gerekli özenin gösterilmesi istenmiştir.

51. Somut olayda, başvurucunun idare aracılığıyla temin etmiş

olduğu ve beş yıldır kullandığı radyoyauzun dalga

özelliği taşıması nedeniyle 25/1/2013 tarihinde yapılan aramada el konulmuştur.

Bunun dışında herhangi farklı bir amaçla radyoya el konulduğuna dair bir bilgi

bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında her türlü radyonun

ve iletişim aracının değil, sadeceuzun dalga özelliği

taşıyan radyonun ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya disiplini bozacak

veya ceza infaz kurumlarındaki düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde

bulundurulması ve dinlenmesi yasaklanmıştır.

52. Dolayısıyla somut olay açısından esas olan başvurucunun

bulundurduğu ve sahip olduğuuzun dalgalı radyonun

ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya disiplini bozacak nitelikte olup

olmadığının incelenmesidir. Bu bağlamda ceza infaz kurumlarındaki güvenliği

veya disiplini bozacak şekilde eşya bulundurmanın müeyyideye (el koymaya) tabi

tutulması, tek başına ifade özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurmayacaktır.

53. Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını

devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan müebbet hapis cezasıylahükümlü

olan başvurucunun; bedeli kendisi tarafından ödenmek üzere Cezaevi idaresince

satın alınan ve beş yıldır kullanılan uzun dalga özelliği bulunan radyoyu

bulundurması, Ceza ve TevkifevleriGenel Müdürlüğü'nün

24/5/2012 tarihli yazısı sonrasında Ceza İnfaz Kurumu tarafından kurumun düzeni

ve güvenliği için bir tehdit olarak değerlendirilmiştir. Bu tehdide yönelik

olarak Ceza İnfaz Kurumu idaresi, çok ağır olduğu söylenemeyecek bir işlem ile

(bkz. § 9) düzenin ve güvenliğin bozulmasını engellemeyi hedeflemiştir.

54. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması

için koğuş, oda ve eklentilerinde bulundurulacak eşyalara karşı daha hassas

olunması gerektiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Başvuru konusu

olayda uzun dalga özelliğine sahip radyo bulundurulması ve bu radyo ile yasak

yayınlar kapsamında terör örgütü propagandası yapan yayınların dinlenmesi ile

takip edilmesinin, buradan verilecek mesajlara göre hareket edilmesinin Ceza

İnfaz Kurumunun düzeni ve güvenliği açısından idarenin daha hassas davranmasını

gerektirdiği açıktır. Bu nedenle başvurucuya uygulanan müeyyidenin, ceza infaz

kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması, dolayısıyla kamu düzeninin

sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımından alınması gereken

tedbirler kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Bu şekilde demokratik toplum

düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamında başvurucunun ifade

özgürlüğü sınırlandırılırken Ceza İnfaz Kurumunda düzeninin sağlanması

şeklindeki kamu yararı ile kişilerin ifade özgürlüğü arasında makul dengenin

kurulamadığı kabul edilemez (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).

55. Başvuru konusu olayda başvurucunun uzun dalgalı radyosuna

Kanun ve Yönetmelik kapsamında emanete alınmak üzere el konulmuştur. Bu

bağlamda başvurucunun; kurum tarafından düzenlenecek diğer aktivitelere

katılımının engellenmesi, diğer haberleşme ve iletişim araçlarından

istifadesinin yasaklanması ya da kurum kantininden bu özelliği taşımayan radyo

satın alarak kullanmasının engellenmesi söz konusu olmadığından tecrit şartları

oluşmamıştır. Dolayısıyla el koyma işleminin, Cezaevinde düzenin ve disiplinin

sağlanması amacını gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahale olduğu söylenemez

(benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atilla

ve diğerleri/Türkiye).

56. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE, Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine

neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA

9/3/2016tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucunun kurum kantininden satın aldığı ve beş yıldır

kullandığı radyosuna uzun dalgalı olmasından dolayı hükümlü olarak bulunduğu

Kırıkkale F Tipi Ceza İnfaz Kurumu idaresince el konulmuştur. Bunun üzerine

başvurucu, radyonun uzun dalgasının iptal edilerek kendisine iade edilmesi

talebiyle Kırıkkale İnfaz Hakimliğine başvurmuştur.

2. Kırıkkale İnfaz Hakimliği, 21/2/2013 tarihli ve E.2013/69,

K.2013/89 sayılı kararı ile, "...uzun

dalgalı radyonun, bilirkişi incelemesi yaptırılarak hükümlüye verilmesi gerekir

ise de, uzun dalgalı radyonun kameralı, mp3 çalar, ses ve video kaydı yapma

özelliği ile hafıza kartı takma özelliği, fotoğraf çekimi yapma özelliği, cep

telefonu özelliğinin olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması

durumunda uzun dalgalı radyonun bozulma ihtimali olduğu, bilirkişiye ödenecek

ücretin de, radyonun değerinden fazla olması" nedeniyle talebin

reddine karar vermiştir.

3. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak

alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptirler (bkz. Mehmet Reşit Arslan ve

diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No. 74025/01, 6/10/2005, §

69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de (bkz. Yankov/Bulgaristan, B. No. 39084/97, 11/12/2003;

T./Birleşik Krallık, B. No.

8231/78, 12/10/1983) Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır.

4. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim

veya başka yollar” olarak belirtilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal

koruma altında olduğuna işaret edilmiştir (Emin

Aydın [GK], B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).

5. Başvurucunun cezaevi kantininden temin etmiş olduğu uzun

dalgalı radyoya sahip olmasının ve bu aracı haberlere ulaşma ve bilgi edinme

bağlamında kullanmasının Anayasa’nın 26. maddesinde belirtilen “başka yollar” kapsamında olduğu

değerlendirilmektedir

6. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

istisnalar gereğince ifade özgürlüğü mutlak bir hak niteliğinde değildir. Buna

ek olarak, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13.

maddesindeki ölçütler de göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade

özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetiminin Anayasa’nın 13. maddesinde yer

alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409,

25/6/2014, § 70).

7. Suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde

güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin

olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlandırma makul ve ölçülü olmalıdır (bkz. Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72; 6205/73… 23/3/1983,

§§ 99-105).

8. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucunun radyosuna uzun

dalgalı olduğu gerekçesiyle el konulması ifade özgürlüğüne yönelik bir

müdahaledir. Bu müdahalenin kanuni dayanaklarını 5275 sayılı Kanun’un 67.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Ceza İnfaz Kurumlarında

Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik oluşturmaktadır.

9. Uzun dalgalı radyo bulundurulması açısından ceza infaz

kurumlarında hükümlü ve tutukluların hak ve özgürlüklerinin

sınırlandırılmasında temel meşru amaç, kamu düzeni ve suçların önlenmesi genel

amacı temelinde cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasıdır. Başvurucunun

kullandığı radyoya Yönetmelik'te belirtilen şartları taşımadığı gerekçesiyle el

konulması, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç

taşımaktadır.

10. Başvurucunun uzun dalgalı olmasından dolayı radyosuna el

konulması ifade özgürlüğünün özüne dokunmayan bir müdahaledir. Ancak bunun

demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olmaması

gerekir. Demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramı bir sınırlamanın

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade

etmektedir. Buna göre, sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı

karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse,

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak

değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın

[GK], § 68).

11. Başvurucunun ceza infaz kurumu kantininden satın aldığı ve

beş yıldır kullandığı uzun dalga özelliği bulunan radyoyu bulundurması, Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün 24/5/2012 tarihli

yazısı sonrasında ceza infaz kurumu tarafından kurumun düzeni ve güvenliği için

bir tehdit olarak değerlendirilmiştir. Uzun dalgalı radyo ile yasak yayınlar

kapsamında terör örgütü propagandası yapan yayınların dinlenmesi ve takip

edilmesi, buradan verilecek mesajlara göre hareket edilmesi ceza infaz

kurumunun düzeni ve güvenliği açısından bir risk oluşturabilecektir.

12. Başvurucunun talebinin özünü uzun dalganın iptal edilerek

radyosunun kendisine geri verilmesi oluşturmaktadır. Başvurucu, uzun dalgalı

radyo bulundurmayı talep etmemektedir. Başvurucunun, ceza infaz kurumu

kantininden uzun dalgalı olmayan radyo satın alma imkanı

olmakla birlikte, kendisinin tekrar bir ücret vererek radyo almaya zorlanması

demokratik toplum düzeni gereklerine uygun düşmemektedir. İdare'nin, radyonun

bozulma olasılığını ve bilirkişi ücretinin radyonun bedelinden yüksek olmasını

gerekçe göstererek (bkz. §2), radyonun uzun dalga niteliğini iptal etmekten

kaçınması ve bu nedenle radyoyu başvurucuya iade etmemesi ifade özgürlüğüne

dönük demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmayan bir müdahale anlamına

gelmektedir.

13. Aslında, somut olayda bireyin ifade özgürlüğü ile ceza infaz

kurumunda düzeninin sağlanması şeklindeki kamu yararı arasında bir

karşılaştırmadan söz etmek mümkün değildir. Çünkü, burada karşılaştırılan ifade

özgürlüğü ile bunu sağlayacak olan işlemin maliyetidir. Nitekim, bu husus

ilgili mahkeme kararında açıkça belirtilmiştir (bkz. §2).

14. Tıpkı diğer özgürlükler gibi ifade özgürlüğü, üzerinde

maliyet hesapları yapılacak iktisadi bir meta değildir. Özgürlüklerle onların

güvence altına alınmasının maliyetinin karşılaştırılması bizi tehlikeli sulara götürecektir.Maliyet gerekçesiyle

bir özgürlüğün demokratik toplum gereklilikleriyle bağdaşmayacak şekilde ve

ölçüsüzce sınırlandırılması, hukuk devletinin iktisadi devlete feda edilmesi

sonucunu doğurabilecektir.

15. Yukarıdan belirtilen nedenlerle Anayasa'nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Mehmet Reşit ARSLAN Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2909, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  13. Tutulmasına
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Paksüt
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2909
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Hafize Şükran İçten ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5018)
  • Alaeddin Çokan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5604)
  • Müzeyyen Nergiz ve Semire Nergiz Başvurusu (B. No: 2013/9687)
  • Hatun Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/7904)
  • Özlem Tuncel Kaya Başvurusu (B. No: 2013/8868)
  • Abdurrahman Ete Başvurusu (B. No: 2013/5489)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.