İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Lokman Adal Başvurusu (B. No: 2016/3574)

1. Başvuru, tazminat istemiyle açılan davada usule ilişkin

Başvuru No2016/3574Tarih24 Ekim 2019Okuma14 dk · 2.752 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Lokman Adal Başvurusu

Karar tarihi
24 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/3574
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.752 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tazminat istemiyle açılan davada usule ilişkin

imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Konya İl Jandarma Komutanlığında er olarak

askerlik hizmetini yapmıştır. Başvurucu, askerlik hizmetine başlamadan önce

sağlık kontrolünden geçirilmiştir. İzmir Asker Hastanesinden 20/9/2011 tarihli

"Askerliğe elverişlidir ve komando

olamaz." yönünde sağlık raporunu almıştır. Anılan raporda tek taraflı yüksek frekanslarda sensörinöral

işitme kaybı tanısının konulduğu ve bu rapora başvurucunun itiraz

etmediği görülmektedir.9/11/2012 ve 5/12/2012 tarihli raporlarda atış talimi ya

da askerî hizmet sırasında düşmesi sonrası sol kulakta mevcut işitme kaybının

arttığı bilgisine yer verilmiştir.

9. 23/5/2012 tarihinde eğitim birliğine katılmasının ardından

eğitim amacıyla makineli tabanca ile atış yaptıktan sonra 26/9/2012 tarihinde

kulağında yoğun gürültü ve çınlama, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk ve

bayılma şikâyetleri ortaya çıkan başvurucu 27/9/2012 tarihinde Konya Asker

Hastanesine sevk edilmiştir. Aynı gün verilen raporla ileri tetkik ve tedavi

için Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş, 5/10/2012 tarihli

raporla işitme kaybı ve vertigo

teşhisi konarak başvurucuya bir ay istirahat verilmiştir.

10. Rahatsızlığın devam etmesi üzerine başvurucu, İzmir Asker

Hastanesine sevk edilmiştir. Anılan Hastane tarafından sol total işitme kaybı tanısıyla kıtasına

sevk edilen başvurucu 2/11/2012 tarihli rapor ile daha ileri tetkik ve tedavi

için Gülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) nakledilmiştir.

11. GATA bünyesinde devam eden tedavi sürecinde 9/11/2012

tarihli raporla bir ay hava değişimi ve 5/12/2012 tarihli raporla da iki ay

hava değişimi verilmiş, hava değişimleri sonrasında 1/2/2013 tarihli raporla işitme kaybı, tanımlanmamış tanısıyla

mevcut tedavisinin üç ay süreyle devamına, şikâyetlerinin devam etmesi hâlinde

kıtası hastanesine başvurmak üzere taburcu edilmesine karar verilmiştir.

12. Başvurucu 20/9/2013 tarihinde terhis edilmiştir.

13. Terhis edilmesinden önce ve sonra şikâyetleri devam eden

başvurucunun Alsancak Devlet Hastanesi ve Özel Efes Kulak Burun Boğaz Dal

Merkezinde yaptırdığı işitme testleri sonucunda sağ kulağının hiç duymadığı

anlaşılmıştır.

14. Başvurucu, sağlık durumunun askerî görevin etkisiyle

bozulduğunu ileri sürerek 9/1/2014 tarihinde maddi ve manevi zararlarının

karşılanması istemiyle idari başvuruda bulunmuştur. Başvuru zımnen

reddedilmiştir.

15. Başvurucu uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi

zararların tazmini istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava

açmıştır.

16. AYİM İkinci Dairesi 15/4/2015 tarihli kararıyla davayı

reddetmiştir.

17. Ret gerekçesinde öncelikle idare hukuku ilkeleri ve

Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. İster hizmet kusuru ister

kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu

tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir

nitelikte olması, zararla eylem arasında bir illiyet bağının bulunması, hizmet

kusurunun varlığı veya kusursuz sorumluluk koşullarının oluşması şartlarının

birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olduğu hatırlatılmıştır. Meydana gelen zarar,

idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem veya işlem

arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz

edilemeyeceği vurgulanmıştır. Başvurucunun tam sağlam olarak askere sevk

edilmediği, 20/9/2011 tarihli raporda

"tek taraflı yüksek frekanslarda sensörinöral

işitme kaybı" tanısının konulmuş olduğu ve bu rapora itiraz

etmediği, zaten işitme kaybının bulunduğu, 26/9/2012 tarihinde atış talimi

yapmadığı,17/8/2012 tarihinde atış talimi yaptığı,9/11/2012 ve 5/12/2012

tarihli raporlarda düşme sonrası sol kulakta mevcut işitme kaybının arttığı

bilgisine yer verildiği, dolayısıyla rahatsızlığının görevin ifası sırasında ve

bu görevin etkisi ile meydana geldiğini kabule yeterli somut dayanak

bulunmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun askerî hizmet sırasında

düşmesinden kaynaklanan işitme kaybı artışı iddiasına ilişkin bir dava açmadığı

da belirtilmiş, rahatsızlığı nedeniyle uğradığı zarar ile illiyet bağı

kurulabilecek bir idari eylemin olmadığına dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda

dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verilebileceği ve tıbbi bilirkişi

incelemesi yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirilerek davanın soyut

iddialara dayalı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

18. Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Azınlıkta kalan iki üyenin karşıoy gerekçesinde ise başvurucunun rahatsızlığının

askerî görev koşullarından ileri gelip gelmediği hususunda bilirkişi incelemesi

yaptırılarak uyuşmazlığın sonuca bağlanması, terhis olana kadar atış

eğitimlerine katılmış olabileceği, bu eğitimler sırasında da işitme kaybının

artabileceği, işitme kaybının düşmeden kaynaklandığına ilişkin bilimsel bir

verinin dosyada bulunmamasına karşın işitme kaybı artışının düşmeden

kaynaklandığının kabul edildiği, bu konunun ileri sürülmese dahi resen

araştırma ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

19. Başvurucu, ret hükmünü 22/1/2016 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 19/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu

hüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini

oluşturmaktadır. İdarenin kamu hukukundan kaynaklanan mali sorumluluğunun

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası haricinde bir yasal dayanağı

bulunmamaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen

birkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan

zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.

İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile

hüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle

Danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idarenin

mali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye

ayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,

mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif

edilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)

sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusuru

bulunmasa dahi idarenin mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).

21. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.''

22. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 24/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; askerî göreve sağlık kontrolünden geçerek ve

İzmir Asker Hastanesinden 20/9/2011 tarihli raporunda belirtilen şekilde

sağlıklı olduğu kabul edilerek başlatıldığını, askerî görevi yerine getirirken

eğitimlere katıldığını, rahatsızlığının oluşmasında askerlik görevinin etkisi

olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin talebinin

dikkate alınmadığını ve bu hususlar irdelenmeden karar verildiğini belirterek,

adil yargılanma hakkı ile hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, ispat külfeti konusunda

dezavantajlı konuma düşürüldüğünü iddia ettiğinden başvuru adil yargılanma

hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinden incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

28. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma

ve adil yargılanma hakkına

sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673,

20/9/2017, § 37).

29. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması

olanaklı değildir (Mehmet Fidan,

§ 38).

30. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki

tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

31. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,

§ 19).

32. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili

de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların

tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın

bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına

alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir

( Mustafa Kupal, B. No:

2013/7727, 4/2/2016, § § 50, 51,

52).

33. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tarafların öne sürdüğü ve esasa

etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip

incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin

diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi

bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz, B.

No: 2014/16232, 25/1/2018,§ 29).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

34. Somut olayda başvurucunun sağlık kontrolünden geçirilerek

askerî göreve elverişli olduğunun kabulüyle er olarak askerlik hizmetini

yaptığı, eğitimlere katıldığı ve ardından gerçekleşen tedavi süreci sonucunda

rahatsızlandığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinde

görülen davanın tarafları arasındaki ihtilaf, başvurucunun TSK bünyesinde

rahatsızlanmasının askerî görevin etkisi ile ortaya çıkıp çıkmadığı

noktasındadır. Başvurucu, er olarak görev yaptığı dönemde katıldığı eğitimlerin

etkisiyle kulağındaki rahatsızlığının oluştuğunu ileri sürmüş; AYİM ise

başvurucunun işitme kaybının görevin ifası sırasında ve bu görevin etkisi ile

meydana geldiğini kabule yeterli somut dayanak bulunmadığı sonucuna ulaşarak

davayı reddetmiştir. Ayrıca, askerlik görevine başlamadan işitme kaybının

bulunduğu ve atış ya da askerî hizmet sırasında düşmesinden dolayı işitme

kaybının arttığı iddiasına ilişkin olarak bir dava açmadığı vurgulanmıştır.

35. Başvurucunun askerî göreve sağlıklı olarak kabul edildiği,

başka bir ifade ile işitme kaybının askerlik yapmasına bir engel olarak

görülmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu, er olarak görev yaptığı ve görevini

yerine getirirken tabancayla atış talimi içeren eğitimlere katıldığı hususuna

yönelik olarak idarenin herhangi bir itirazı söz konusu olmamıştır. Mahkemenin

de aksine bir değerlendirmesi bulunmamaktadır. Bu hâle göre başvurucunun er

olarak görev yapması ve eğitimlere katılmış olması dikkate alındığında işitme

kaybı rahatsızlığının askerî görevden kaynaklandığı yolunda öne sürdüğü

iddiasının temelsiz olduğu söylenemez.

36. Başvurucunun işitme kaybı rahatsızlığının askerî görevden

kaynaklandığı iddiasının temelsiz olmaması bu savın ispatlandığı anlamına

gelmemektedir. Dolayısıyla bu iddiaya dair daha güçlü ve ikna edici kanıtların

varlığının aranması anlaşılabilir bir durumdur. Bununla birlikte başvurucunun

işitme kaybı rahatsızlığının askerî görevden kaynaklandığını kendi imkânlarıyla

ispatlamasının güçlüğü de gözönünde

bulundurulmalıdır.

37. İşitme kaybı rahatsızlığının sebebinin ortaya konulmasının

tıbbi incelemeyi gerektirdiği açıktır. Başvurucunun rahatsızlığın askerî

görevden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızın ispatlaması mümkün

değildir. Başvurucunun bu iddiası, Mahkemeye 1602 sayılı mülga Kanun'la tanınan

imkân kullanılarak gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılması suretiyle

açıklığa kavuşturulması gereken bir olgudur.

38. Genel ilkeler kısmında da belirtildiği üzere mahkemelerin

bilirkişi görüşüne başvurması takdirî bir husus olup

bu değerlendirme kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetki alanı dışındadır.

Bununla birlikte davanın esasına müteallik savların uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulması adına yeterli ölçüde irdelenip irdelenmediği ve bu kapsamda

taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma getirilip

getirilmediği denetime açık hususlardır. Somut davada başvurucunun uyuşmazlığı

üzerine inşa ettiği temel iddia, askerî göreve sağlıklı olarak kabul edilmesine

karşın görev esnasında katıldığı eğitimler nedeniyle işitme kaybı

rahatsızlığının oluştuğudur. Sağlık durumuna ilişkin olarak yapılacak tespitin

tıbbi inceleme gerektirdiği açıktır. Başvurucunun rahatsızlığının askerî

görevden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızın ispatlaması mümkün

değildir. Bu bağlamda uyuşmazlığa konu olan rahatsızlığa askerlik görevi

koşullarının neden olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan sonuca

varılması davalı idareye nazaran başvurucunun zayıf bir konuma düşürülmesi

sonucunu doğurmuştur (Mehmet Yılmaz (2),

B. No: 2015/8533, 14/11/2018, § 39).

39. Bu hâle göre 1602 sayılı mülga Kanun'un tanıdığı imkânlar

dâhilinde sağlık kurumlarından tıbbi görüş alma imkânına sahip olan AYİM'in başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaya yönelik

yeterli araştırma yapmadan uyuşmazlığı sonuçlandırmasının başvurucuyu davalı

idareye nazaran zayıf bir konuma düşürdüğü ve bu durumun silahların eşitliği

ilkesiyle çeliştiği sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarak

bakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

41.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

42. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

43. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

44. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

45. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

46. Anayasa Mahkemesi, AYİM'in usule

ilişkin imkânlar bakımından başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf bir konuma

düşürdüğü ve bu durumun silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği sonucuna

varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

47. Bu durumda silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan

benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216

sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama

sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan

mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

48. Silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapasımda silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinci

Dairesinin 15/4/2015 tarihli ve E.2014/1175, K.2015/666 sayılı kararına ait

dava dosyası ile ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Zeynep

KARAKOÇ

Başvurucu

:

Lokman ADAL

Vekili

:

Av. Mehmet

SARICI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/3574, 24 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği
  12. C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Özgüldür
  17. Hakyemez
  18. Karakoç
  19. Sarıcı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/3574
Tarih
24 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Samet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/58679)
  • Nokta Dergi ve Gazetecilik Tic. Ltd. Şti Başvurusu (B. No: 2015/16564)
  • S.k. Başvurusu (B. No: 2015/17914)
  • Gülşen Polat ve Kenan Polat Başvurusu (B. No: 2015/4450)
  • Hayriye Özde Çelikbilek Başvurusu (B. No: 2016/13542)
  • Binali Boran Başvurusu (B. No: 2016/1235)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.