İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.b. Başvurusu (B. No: 2017/34312)

1. Başvuru, tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumunda bulunan

Başvuru No2017/34312Tarih8 Eylül 2020Okuma15 dk · 2.993 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm M.B. Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/34312
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.993 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumunda bulunan

eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında

terör örgütüne [Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)]

üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçları kapsamında

yürütülen soruşturma sürecinde Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016

tarihli kararıyla tutuklanmış ve Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur.

10. Başvurucunun eşi de Tokat Sulh Ceza Hâkimliğince 10/1/2017

tarihinde FETÖ/PDY'ye üye olma suçlamasıyla tutuklanmış ve Tokat T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.

11. Başvurucu, farklı ceza infaz kurumunda bulunan eşiyle

telefon vasıtasıyla görüşme hakkından yararlandırılması talebiyle 27/1/2017

tarihli dilekçe ile Ceza İnfaz Kurumuna başvurduğunu ancak tarafına yazılı bir

cevap verilmediğini belirterek ve telefon görüşme hakkına ilişkin olarak

mevzuatta açık bir yasağın bulunmadığını vurgulayarak 10/2/2017 tarihinde

Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet başvurusunda bulunmuştur.

12. İnfaz Hâkimliğinin 16/6/2017 tarihli kararıyla şikâyetin

reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; hükümlü ve tutuklulara dışarıdan

telefon açılmak suretiyle görüşme yaptırılabileceğine ilişkin olarak ilgili

mevzuatta bir düzenleme bulunmadığı, tüm düzenlemelerin hükümlü ve tutuklunun

dışarıda bulunan kişileri araması üzerine yapıldığı vurgulanmıştır. Öte yandan

ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların kullanımına tahsis edilen

ankesörlü telefonların dışarıdan gelen aramalara kapalı olduğu, bu nedenle

farklı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların telefonla

görüşme yapabilmeleri için buna dair düzenlemelerin tüm ülkedeki ceza infaz

kurumlarına yönelik yapılması gerektiği ifade edilerek şikâyetin yasal

dayanağının olmadığı açıklanmıştır.

13. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz Kocaeli 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 28/7/2017 tarihli kararlarıyla

reddedilmiştir.

14. Nihai karar 3/8/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 23/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Anayasa Mahkemesi tarafından Ceza İnfaz Kurumuna 15/11/2019

tarihinde yazılan müzekkere ile başvurucunun tutuklu kaldığı süre boyunca

kendisi gibi tutuklu bulunan eşiyle telefon vasıtasıyla görüşüp görüşmediği,

mektup yoluyla haberleşme sağlayıp sağlamadığı hususlarında eldeki bilgi ve

belgelerin gönderilmesi talep edilmiştir. 18/11/2019 tarihli cevap yazısında;

başvurucunun hükümözlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, ilgili mevzuat

uyarınca ve benzer bir talebe ilişkin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün

(Genel Müdürlük) 16/6/2017 tarihli görüş yazısı hakkında bilgilendirme yapılarak

tutuklu kaldıkları dönemde başvurucu ile eşinin telefonla görüşme hakkından

yararlandırılmadıkları belirtilmiştir. Daha sonra Genel Müdürlüğün 27/9/2018

tarihli görüş yazısı ile farklı ceza infaz kurumlarında kalmakta olan hükümlü

ve tutukluların telefonla görüştürülmeleri ile ilgili gerekli kolaylığın

sağlanması ve güvenlik tedbirlerinin alınması hususlarında talimat verildiği

ifade edilmiştir. Bu talimat üzerine Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ankesörlü

telefonun 10/10/2018 tarihinden sonra dışarıdan gelen aramalara açılmasının

sağlanmasının ardından hükümlü ve tutuklulara farklı bir kapalı ceza infaz

kurumunda bulunan eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi

ile telefon görüşmesi yaptırılmasına başlandığı bildirilmiştir. Başvurucunun bu

tarih sonrasında farklı ceza infaz kurumda bulunan eşi ile telefon görüşmesi

yapma yönünde herhangi bir talebinin bulunmadığı vurgulanmıştır. Diğer yandan

başvurucu ve eşinin tutuklu kaldıkları dönemde 16/1/2017 ve 18/10/2017

tarihleri arasında mektup yoluyla iletişim kurdukları belirtilmiştir.

17. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden başvurucunun

eşinin 19/10/2017 tarihinde Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye

edildiği anlaşılmaktadır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Hüseyin

Ekinci, B. No: 2016/38867, 3/7/2019, §§ 21-43.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

20. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeme

gücünden yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, hukuki bir engel olmamasına rağmen kendisi gibi

tutuklu olan eşiyle telefonla haberleşme imkânından yararlanamadığını

belirtmiştir. Farklı ceza infaz kurumları arasında yapılacak telefon

görüşmelerinin güvenlik açısından sakınca doğurmayacağını ifade eden başvurucu,

bu konuda gerekli alt yapı ve düzeni sağlamanın devletin yükümlülüğünde

olduğunu bildirmiştir. Ayrıca başvurucu, itirazları karşılanmadan ve ilgili

mevzuat uygun şekilde gerekçelendirilmeden hukuka aykırı şekilde talebinin

reddedildiğini belirterek etkili başvuru hakkı ve kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma hakkı ile özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

23. Bakanlık görüşünde, Anayasa'nın 41. maddesi ve 20.

maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde devletin hükümlü ve

tutukluların aileleri ile görüşmelerini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğü

altında olduğu ancak idarenin anılan yükümlülüğü yerine getirirken ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarını gözetmesi gerektiği ve bu

bağlamda takdir marjının geniş olduğu vurgulanmıştır. Görüşte; Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 27/9/2018 tarihli görüş yazısı ile birbirleri ile telefonla görüşme hakkı olup farklı

ceza infaz kurumlarında kalmakta olan hükümlü ve tutukluların birbirleri ile

telefonla görüştürülmeleri ile ilgili gerekli kolaylığın sağlanması ve güvenlik

tedbirlerinin alınması yönünde tüm ceza infaz kurumlarının

bilgilendirdiği belirtilmiştir. Bu tarihten itibaren kapalı ceza infaz

kurumunda bulunan hükümlü ve tutukluların farklı bir kapalı ceza infaz

kurumunda bulunan eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi

ile telefon görüşmesi yapmasında hukuken bir engel bulunmadığı açıklanmıştır.

Bu kapsamda başvurucunun bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda gerekli tedbirler

alınarak ankesörlü telefonun dışarıdan gelen aramalara açıldığı bildirilmiştir.

Görüş yazısında; 27/9/2018 tarihinden itibaren başvurucunun eşi ile telefon

görüşü yapma yönünde herhangi bir talebinin olmadığı, bu itibarla başvurucunun

özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti

bakımından mağdur sıfatının devam edip etmediğinin Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

24. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında uygulamanın

hatalı olduğunun Bakanlık tarafından dolaylı olarak ikrar edildiğini

bildirmiştir. Diğer yandan 19/10/2017 tarihinde eşinin tahliye olduğunu

vurgulayarak başvuruya konu uygulamanın sonlandırıldığı 27/9/2018 tarihinden

sonra eşiyle telefonla görüşme talebinin olmaması nedeniyle mağdur sıfatının

devam etmediği yönündeki Bakanlık görüşüne itibar edilemeyeceğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve

görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

26. Anayasa’nın başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak

20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, ... aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

27. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun

temelidir ...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar..."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun şikâyetinin özünün kendisi gibi tutuklu olan eşiyle telefonla

görüşme imkânından yararlanamamasına

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi benzer bir başvuruyu aile

hayatına saygı kapsamında incelemiştir (Hüseyin

Ekinci, § 52). Somut başvuruda da bu karardan ayrılmayı gerektirecek

bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun eşiyle aile hayatının

devamını sağlayacak şekilde -asgari de olsa- iletişimini/temasını sürdürecek

önlemlerin alınmaması yönündeki söz konusu iddianın aile hayatına saygı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

30. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkate alındığında

kamusal makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin

ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğine

işaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesi

çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını

oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin -Anayasa’nın bütünselliği

ilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkına ilişkin pozitif

yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınması gerektiği açıktır

(Murat Atılgan, B. No: 2013/9047,

7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).

31. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda

tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36).

Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda

tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir.

32. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla

iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir

gereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan

kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın

sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması

yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda

gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz

konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak

aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine

getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden

sağlanması bir gerekliliktir (Hüseyin

Ekinci, § 56).

33. Bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün yakın derecedeki aile

bireyleriyle aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde asgari

düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır. Böylesi bir

yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı

hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gerekliliktir. Birtakım teknik

ya da fiziki olanakların bulunmaması, tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari

şekilde iletişim ve temas kuramamasına gerekçe olarak gösterilemez. Zira

mahpusun ailesiyle iletişim kurması her durumda mutlaka yüz yüze görüştürülmesi

anlamına gelmemektedir (Hüseyin Ekinci,

§ 57).

34. Önemli olan husus yakın aile bireylerinin birbirlerinden

haberdar olabilmeleri, aile hayatlarına ilişkin konuları konuşabilme imkânından

yoksun bırakılmamalarıdır. Elbette aile bireylerinin birbirleriyle temas

etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlamaya elverişli kabul edilen

uygun vasıtaların suç işlenmesinin önlenmesi ya da yasa dışı haberleşmenin

önüne geçilmesi amacıyla ilgili idare tarafından denetlenmesi ve gerektiğinde

izlenmesi de mümkündür. Kamusal makamların bu şekilde denetleme ve izleme

yetkileri olmasına rağmen haklı bir gerekçe olmaksızın tutuklu ya da hükümlünün

ailesiyle asgari bir iletişim kurmasına imkân sağlamaması aile hayatına saygı

hakkının ihlaline neden olabilir (Hüseyin

Ekinci, § 59).

35. Vurgulandığı üzere tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari

bir iletişim kurmasının sağlanması şeklindeki pozitif yükümlülük özellikle aile

bireylerinin her ikisinin de mahpus olduğu ve aynı yerleşke içinde

tutulmadıkları durumlarda bu kişilerin mutlaka yüz yüze, yakın şekilde

görüştürülmesini gerekli kılmaz. Belirtilen asgari iletişim, söz konusu aile

bireylerinin belirli ve makul aralıkta -başta telefon olmak üzere- uygun vasıtalarla

birbirleriyle görüştürülmeleri yoluyla da sağlanabilir. Sadece mektup yoluyla

haberleşme ise -istisnai durumlar hariç olmak üzere- aile bireylerinin

birbirleriyle olan ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında korunan temasın

sürdürülmesini sağlamaya uygun bir vasıta olarak kabul edilmemelidir. Zira

mektup yoluyla haberleşme, tek başına aile ilişkilerinin sürdürülmesine olanak

sağlayacak kapsamı ve hızı içeren bir vasıta olarak nitelendirilmeye elverişli

değildir (Hüseyin Ekinci, § 60).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016

tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş ve

olağanüstü hâl süreci üçer aylık sürelerle uzatılarak 18/7/2018 tarihine kadar

devam etmiştir.

37. Somut olayda başvurucu, FETÖ/PDY üyesi olma suçlamasıyla

20/7/2016 tarihinde tutuklanarak Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucunun

eşi de 10/1/2017 tarihinde aynı suçlama kapsamında tutuklanmış ve Tokat T Tipi

Kapalı Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.

38. Başvurucunun başka bir ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan

eşiyle telefonla görüşmesinin sağlanmaması üzerine İnfaz Hâkimliğine yaptığı

şikâyeti; ilgili mevzuatta bir düzenleme olmadığı ve bu konuda gerekli alt

yapının da bulunmadığı, buna yönelik düzenlemelerin yapılması gerektiği

belirtilerek şikâyetin yasal dayanağının olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Başvurucunun itirazı da Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İnfaz Hâkimliği

kararının gerekçesi hukuka uygun bulunarak reddedilmiştir.

39. Genel ilkeler kısmında vurgulandığı üzere devletin hükümlü

ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam

ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu

yükümlülük, makul bir gerekliliğin olması durumunda, kamu düzeninin ve kurum

güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda sınırlı bir süre

için yerine getirilmeyebilir. Fakat devlet her durumda tutuklu ya da hükümlünün

ailesiyle asgari bir iletişim kurmasını sağlamak zorundadır. Devlet, bu asgari

iletişimin sağlanması konusundaki yükümlülüğünü gerektiğinde uygun vasıtalar

aracılığıyla da yerine getirebilir. Ayrıca suç işlenmesinin önlenmesi ya da

yasa dışı haberleşmenin önüne geçilmesi amacıyla bu vasıtaların denetlenmesi ve

izlenmesi mümkündür (bkz. §§ 32-35).

40. Başvurucunun başka bir infaz kurumunda eşinin de tutuklu

olarak bulunduğu yaklaşık dokuz aylık süre zarfında eşiyle telefonla -mektupla

haberleşme dışında- görüşemediği anlaşılmaktadır. Devletin tutuklu olan

başvurucunun eşiyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif

yükümlülüğü bulunmakla birlikte başvurucunun eşinin de tutuklu olduğu dikkate

alındığında söz konusu yükümlülüğün kapsamının somut olayın koşulları özelinde

değerlendirilmesi gerekecektir.

41. Devlet, somut olaydaki gibi farklı ceza infaz kurumlarında

olsa dahi mutlaka tutuklu eşler arasında asgari bir iletişimin kurulmasını ve

sürdürülmesini sağlamak zorundadır. Asgari iletişimin telefon gibi uygun bir

vasıtayla gerçekleştirilmesi ve mevzuatta öngörüldüğü üzere suç işlenmesinin

önlenmesi ya da yasa dışı haberleşmenin önüne geçilmesi amacıyla telefon

görüşmelerinin idarece dinlenip kayıt altına alınması da mümkündür. Nitekim farklı

ceza infaz kurumunda tutulan eşlerin belirli aralıklarla ve gerekli tedbirler

alınarak telefonla görüştürülmeleri konusunda kamusal makamlara yüklenen

külfetin katlanılması güç bir durum oluşturmadığı değerlendirmektedir. Bu

hususta başvurucunun dile getirdiği talebin idari ve yargısal merciler

tarafından makul bir gereklilik ortaya

koyulmadan karşılanmadığı ve aile hayatına saygı hakkının öngördüğü

yükümlülüklerin dikkate alınmadığı görülmektedir.

42. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tutuklu eşler

arasında aile hayatının sürdürülmesine imkân sağlayacak şekilde asgari düzeyde

iletişim kurulmasına uygun bir vasıta olarak değerlendirilebilecek telefonla

görüşme hakkından başvurucunun yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda

eşler arasında asgari bir iletişim kurulmasına imkân sağlayacak şekilde kamusal

makamlarca tedbir alınmadığı ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

45. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 100.000 TL manevi tazminat

ödenmesi talebinde bulunmuştur.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]).

Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri

(2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin

ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

49. Anayasa Mahkemesi, tutuklu eşler arasında aile hayatının

sürdürülmesine imkân sağlayacak şekilde iletişim kurulmasına uygun bir vasıta

olarak değerlendirilebilecek telefonla görüşme hakkından (yaklaşık dokuz ay)

başvurucunun yararlandırılmaması nedeniyle aile hayatına saygı hakkı yönünden

devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği sonucuna ulaşmıştır.

Dolayısıyla ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla

birlikte derece mahkemeleri de ihlali giderememiştir.

50. Başvurucunun eşinin bireysel başvuru sonrasında 19/10/2017

tarihinde tahliye olduğu dikkate alındığında eşlerin tutukluluk koşullarında

telefonla görüştürülmemeleri nedeniyle tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından ilgili yargı mercii tarafından yeniden karar

alınmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.

51. Somut olay bağlamında ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

değerlendirilerek yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 10.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli İnfaz Hâkimliğine

(16/6/2017 tarihli ve E.2017/1263, K.2017/3255 sayılı karar) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Volkan SEVTEKİN Başvurucu : M.B.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/34312, 8 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  9. B. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  12. C. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. D. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/34312
Tarih
8 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Fatma Törer Başvurusu (B. No: 2017/14734)
  • Mehmet Tuncay Başvurusu (B. No: 2017/8528)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Hasan İşten Başvurusu (B. No: 2018/21105)
  • Mehmet Aslan Başvurusu (B. No: 2018/14190)
  • Arif Ekim ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/9276)
  • Nurdan Şahin Başvurusu (B. No: 2018/10377)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.