İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahir Birgül Başvurusu (B. No: 2017/37181)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda çıplak arama yapılması

Başvuru No2017/37181Tarih13 Ekim 2020Okuma21 dk · 4.144 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahir Birgül Başvurusu

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/37181
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.144 kelime·21 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda çıplak arama yapılması

ve hukuka aykırı kuvvet kullanımı neticesinde yaralanma meydana gelmesi

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlâl edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 1/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. 1986 doğumlu olan başvurucu, hükümlü olarak ceza infaz

kurumunda tutulmaktadır.

10. Başvurucu 21/11/2016 tarihinde Edirne F Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumundan Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz

Kurumu) nakledilmiştir. İnfaz Kurumuna alınırken başvurucunun üstü infaz

görevlilerince aranmak istenmiştir.

11. Başvurucunun anlatımına göre infaz görevlilerinin

kendisini çıplak olarak aramak istemeleri üzerine başvurucu, arama yapılmasına

direnmiş; infaz görevlileri zor kullanarak başvurucunun kıyafetlerini çıkarmak

suretiyle başvurucuyu aramış, bu esnada arama kabinine giren bir infaz görevlisi

başvurucuyu darbederek yaralamıştır.

12. Aynı tarihte İnfaz Kurumu Hekimliği tarafından

başvurucu hakkında sağlık raporu düzenlenmiştir. Alınan sağlık raporunda

başvurucunun sağ bacağında yaklaşık 1 cm çapında morluk ile yüzünün sağ

tarafında 1 cm çapında kızarıklık olduğu, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle

giderilebilecek düzeyde olduğu tespiti yer almaktadır.

13. Başvurucu 23/11/2016 tarihli dilekçesiyle işkence

suçunu işledikleri iddiasıyla infaz görevlileri hakkında Bandırma Cumhuriyet

Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuştur.

14. Savcılıkça soruşturma başlatılarak başvurucunun

şikâyet ve delilleri tespit edilmiştir. Başvurucunun Savcılıkça alınan ifadesi

şöyledir:

"Olay günü biz Edirne F Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumu'ndan ring aracıyla herhangi bir yere uğramaksızın kuruma

geldiğimiz halde kurum girişinde arama odasına alındım. İKM'ler [infaz koruma memurları] çıplak

arama dayattılar, buna karşı olduğumu, uygulamanın insanlık onuruna aykırı

olduğunu gerekirse slogan atacağımı söyledim ancak kıfayetlerimi

çıkartacaklarını söylediler. Ben engel olmadım kıyafetlerimi çıkartıp arama

gerçekleştirdiler. Odadaki 2 İKM memurunun bana karşı bir eylemi olmadı. Ben

slogan atarken bu sırada kabine giren [E.] isimli İKM doğrudan gelip

bana yumruk attı, [E.nin] eylemine devam etmesine diğer iki İKM

engelledi. Bu şekilde arama gerçekleştirildi, ben ideolojik olarak çıplak

aramaya karşıyım, bu şekilde bana çıplak arama yapan 2 infaz koruma memuru ile

bana yumruk atan [E.] isimli İKM'den şikayetçiyim."

15. Başvurucunun kendisini darbettiğini iddia ettiği

infaz görevlisi E.A.nın şüpheli olarak savunması Savcılık tarafından

alınmıştır. Üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyen E.A.nın savunması şöyledir:

"Olay günü Edirne ilinden sevk

gelen pkk terör örgütü üyesi hükümlülerin kuruma kabulleri esnasında İKM'lerin

başındaydım ve üst aramalarına da katılıyordum. Gelen hükümlüleri sırayla ring

aracından indirip kimlik kontrolleri yapıldıktan sonra, kuruma kabulü için üst

araması yapılmak üzere arama kabine alıyorduk ve üst aramalarını yaptıktan

sonra bir diğer hükümlüye geçiyorduk. Hükümlülerin iddia ettikleri gibi üst

aramalarını yaptıkları esnada ne ben nede diğer görevli arkadaşlar darp

eylemlerinde bulunmadı. Hatta sevk sırasında Türkçe bilmeyen bir hükümlü için

bizzat Kürtçe bilen bir İKM bulundurdum ve işlemlerde sıkıntı yaşamasını

önledim. Olay günü asıl sıkıntı hükümlülerin üst aramasını yaptırmak

istememeleri ve çıplak arama olarak kabul etmeleri sebebiyle bize arama

yaptırmamak için direnmeleri yüzünden olmuştur, üst araması sırasında

kıyafetlerini çıkarmayan hükümlülerin, zor kullanma yetkimize göre önce üst

kısım ardından alt kısım olarak kıyafetlerini çıkarıp aramalarını yaparız,

ancak tamamen çıplak şekilde değil, üstlerinde iç çamaşırları ve atletleri

kalacak şekilde yapmaktayız, kuruma kabullerde yaptığımız arama tüzük ve

yönetmelikler gereğidir. Ben ve İKM arkadaşlar görevimizi yaptık, zor kullanma

yetkimizi aşmadık."

16. Başvurucu dışında üst araması yapılan diğer yirmi beş

hükümlü ve tutuklu da Savcılık tarafından soruşturmaya dâhil edilerek bu

kişilerin şikâyetleri tespit edilmiştir. Şikâyetçiler genel olarak çıplak

aramadan şikâyet etmiş ancak aramanın ayrıntılarını dile getirmemişlerdir.

Şikâyetçilerin çoğu darbedildiğini iddia etmiş, diğerleri ise darp olayının

yaşanmadığını beyan etmiştir.

17. Savcılık, olay günü arama sırasında görevli olan

yirmi altı infaz görevlisinin -E.A. dışındaki- kimliklerini tespit ederek bu

kişileri soruşturmaya dâhil etmiş ve şüpheli olarak beyanlarını almıştır. Şüpheli

infaz görevlileri genel olarak suçlamayı kabul etmemişlerdir. Görevlilerden bir

kısmı arama öncesi, bir kısmı arama kabininde, bir kısmı ise arama sonrasında

görevlendirildiklerini belirtmiş; hükümlü ve tutuklulardan bir bölümünün

devamlı slogan atarak infaz görevlilerini kışkırtmaya çalıştığını ifade

etmişlerdir. Arama kabininde görevli olanlar, mahkûmların ilk önce

ayakkabısının, daha sonra üst kıyafetinin çıkartılarak arama yapıldığını,

mahkûmların üst kıyafetlerini giydikten sonra bu kez alt kıyafetlerinin

-çoğunlukla pantolon- çıkartılarak aramanın tamamlandığını, alt kıyafetlerini

giymelerinin ardından odalarına götürüldüklerini beyan etmiş, arama sırasında

üst ve alt iç çamaşırlarının kesinlikle çıkarılmadığını, çıplak aramanın

yapılmadığını ifade etmişlerdir. Şüpheli görevliler ayrıca aramaya direnen

kişilerin kollarından tutulmak suretiyle kıyafetlerinin zorla çıkarıldığını,

zor kullanma esnasında yaralama eyleminin gerçekleşmediğini, mevzuata uygun

arama yapıldığını ileri sürmüşlerdir.

18. İnfaz Kurumunda şikâyete konu aramanın yapıldığı

alanları gösteren kamera görüntüleri soruşturma makamınca celbedilerek

görüntüler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Görüntülerde ses kaydı

olmadığı belirtilen 13/3/2017 tarihli CD Tutanağı'na göre, toplam 13 saat 34

dakika 30 saniyeden oluşan görüntüler üzerinde yapılan inceleme sonucunda

slogan attıkları değerlendirilen üç hükümlünün ağızları kapatılması ve bu

kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması suretiyle infaz görevlilerince yapılan

müdahale dışında herhangi bir eylem tespit edilmediği açıklanmıştır.

Görüntülerde ayrıca hükümlü veya tutukluların darp edildiğine ilişkin bir

durumun gözlemlenmediği belirtilmiştir.

19. Savcılıkça 19/7/2017 tarihinde infaz görevlileri

hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheli İnfaz koruma memurlarının

kurumun güvenligi, düzeni ve disiplininden sorumlu oldukları,

mağdur/müştekilerin kurum kabulünde yapılan aramalarının Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 46. ve

129. Maddeleri kapsamında şüphelilerin görevleri dahilinde bulunduğu, görevleri

sırasında yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif

fiziki direnme gibi olayların varlığı halinde aynı tüzüğün 22/8. Maddesi

uyarınca zor kullanma yetkilerinin olduğu, müştekilerin alınan adli muayene

raporları nazara alındığında, görevi kötüye kullanma ve zor kullanma yetkisinin

kullanılmasında sınırın aşılması suçlarının yasal unsurları itibariyle

oluşmadığı, diğer taraftan şüphelilerin üzerlerine atılı hakaret suçuna ilişkin

olarak, müştekilerin kamu tanıklarının anlatımı ve sair delillerle

desteklenmeyen soyut iddiaları haricinde, şüpheli görevliler hakkında kamu

davası açılmasını gerektirir nitelikte, her türlü şüpheden uzak ve somut

delillerin elde edilemediği tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla;

Şüpheliler hakkında kamu adına

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, "

20. Başvurucunun Savcılık kararına itirazı kararın usul

ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Bandırma Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/9/2017

tarihli kararıyla reddedilmiştir. İtirazın reddi kararı, başvurucuya 31/10/2017

tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 1/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

23. 5237 sayılı Kanun’un “Görevi yaptırmamak için

direnme” kenar başlıklı 258. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kamu görevlisine karşı görevini

yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

24. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Kuruma alınma ve kayıt işlemleri”

başlıklı 21. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

" Haklarında kesinleşmiş hapis

cezasını içeren mahkûmiyet ve ödenmeyen adlî para cezalarının hapse

çevrilmesine ilişkin karar bulunanlar, Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı

emriyle ceza infaz kurumuna gönderilirler. Üstleri ve eşyaları arandıktan sonra

kabul odalarına konulur..."

25. 5275 sayılı Kanun'un “Kurumların iç

güvenliği” kenar başlıklı 33. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kurumların iç güvenliği, Adalet

Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır. İç güvenlik

görevlileri, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapar.”

26. 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Bakanlar

Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza

ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) "Arama,

güvenlik tatbikatı ve sayım" kenar başlıklı 46. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...

(2) Hükümlünün üzerinde, kuruma

sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve

ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde,

çıplak olarak veya beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama

yapılabilir.

a) Çıplak arama, hükümlünün utanma

duygusunu ihlal etmeyecek şekilde ve kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler

alınarak gerçekleştirilir,

b) Arama sırasında önce bedenin üst

kısmındaki giysiler çıkarttırılır, bedenin alt kısmındaki giysiler üst

kısmındaki giysiler giyildikten sonra çıkarttırılır. Bu giysiler de mutlaka

aranır,

c) Çıplak arama sırasında bedene

dokunulmaması için gerekli özen gösterilir. Aranan kişinin beden çukurlarında

bir şeyin bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin bulunması hâlinde

öncelikle, hükümlüden madde veya eşyanın kendisi tarafından çıkartılması

istenir, aksi hâlde bunun zor kullanılarak gerçekleştirileceği bildirilir.

Beden çukurlarındaki arama, cezaevi tabibi tarafından yerine getirilir,

d) Çıplak olarak arama, mümkün olan en

kısa süre içinde bitirilir.

(3) Beden ve üst aramaları aynı

cinsiyetten güvenlik ve gözetim görevlileri tarafından yapılır.

...

(9) Arama ve sayımlar sırasında insan

onuruna saygı esastır."

27. İnfaz Tüzüğü'nün "Güvenlik ve gözetim servisi"

başlıklı 22. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"İnfaz ve koruma başmemuru ile

infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin

alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif

fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru

savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor

kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin

alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor

kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz."

B. Uluslararası

Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediği içtihatlarını da hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

30. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir ( Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

31. AİHM, sağlıklı olarak gözaltına alınan bir kişinin

serbest bırakıldığı sırada yaralanmış olması hâlinde bu yaralanmanın nasıl

oluştuğu konusunda geçerli bir açıklama getirmenin devletin yükümlülüğünde

olduğunu belirtmiştir (Selmouni/Fransa, § 87). AİHM aynı prensibin

özgürlüklerinden yoksun olan ve ceza infaz kurumu yönetiminin kontrol ve

sorumluluğunda bulunan, ceza infaz kurumunda tutulan kişiler için de

uygulanacağını belirtmektedir. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi

üzerinde fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli

kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.

maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

31866/96, 10/10/2000, § 54).

32. AİHM, içtihatlarında çıplak arama konusunu da ele

almakta; ceza infaz kurumu güvenliğini sağlamak, suç işlenmesini ya da düzenin

bozulmasını engellemek amacıyla çıplak arama yapılmasının gerekli olabileceğini

kabul etmektedir (Van Der Ven/Hollanda, § 60). Ancak somut olayın

şartları açısından bu uygulamanın üzüntü ve aşağılama duygusunu artırabileceği,

bu yönüyle kamu otoritelerinin hükümlü/tutukluların onurunu zedelemeyecek

şekilde uygun davranmaları gerektiği değerlendirilmektedir (Van Der

Ven/Hollanda, §§ 61, 62; Valašinas/Litvanya, B. No: 44558/98,

24/7/2001, § 117; Iwańczuk/Polonya, B. No: 25196/94, 15/11/2001, §

59; Frerot/Fransa, B. No: 70204/01, 12/6/2007, §§ 38-47; Pawel

Pawlak/Polonya, B. No: 13421/03, 30/10/2012, § 141).

33. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

34. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu, ceza infaz kurumunda çıplak aramaya

zorlanması ve infaz görevlisi tarafından darbedilmesine rağmen buna ilişkin

şikâyetinin etkili soruşturulmayarak sorumluların cezalandırılmadığını iddia

etmiş; kendisine direnme nedeniyle disiplin cezası verilmesine rağmen infaz

görevlilerine ceza verilmediğini belirterek Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan

işkence yasağı ile Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suç ve cezaların kanuniliği

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde, ceza infaz kurumlarının

güvenliğinin sağlanması amacıyla ilgili mevzuatta düzenlendiği yönteme uyularak

arama yapılması halinde ihlâlin oluşmayacağı belirtilmiş, somut olayda usulüne

uygun yapılan aramaya direnen başvurucuya direncinin kırılması amacıyla zor

kullanma yetkisi kapsamında orantılı müdahalede bulunulduğu açıklanarak ayrıca

bu olaya ilişkin tüm delillerin toplanması ve ona göre sonuca ulaşılması

nedeniyle yürütülen soruşturmanın etkili olduğu ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

37. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

38. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri

" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının tamamının kötü muamele yasağı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Çıplak

Aramaya İlişkin İhlal İddiası Yönünden

40. Çıplak arama yapılması hükümlü ve tutuklular

açısından tek başına kötü muamele yasağını ihlal eden bir durum olarak

değerlendirilemez. Nitekim bu tür bir aramayla ceza infaz kurumlarının

güvenliğinin sağlanması, hükümlü ve tutukluların kurum içinde kendilerine,

diğer hükümlü/tutuklara ve infaz koruma memurlarına zarar verecek veya suç oluşturacak

uyuşturucu maddelerin, kesici ve delici aletlerin sokulmasının engellenmesi

amaçlanmaktadır (Turan Günana (5), B. No: 2013/5545, 15/12/2015, §§ 64,

65).

41. 5275 sayılı Kanun'un 21. maddesi ceza infaz

kurumlarına yerleştirilen hükümlü ve tutukluların kuruma giriş işlemleri

esnasında üst aramalarının yapılacağını düzenlemiştir. İnfaz Tüzüğü'nün 46.

maddesi de aramanın ayrıntılarını belirleyerek çıplak arama uygulamasının

koşullarını ve uygulanma biçimini ortaya koymuştur.

42. Bununla birlikte çıplak arama usulü ve sıklığı kötü

muamele yasağının ihlal edilmesine sebebiyet verebilir. Çıplak arama usulünün

beraberinde getirdiği kaçınılmaz rahatsızlık seviyesini aşacak şekilde yapılan

uygulamanın bireyin aşağılanması ya da küçük düşmesine sebebiyet vermesi

hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edilmesi sonucunu doğurabilecektir.

43. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış

olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin

aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak

değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal

etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem

taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

44. Anayasa Mahkemesince çıplak arama ile ilgili

daha önce incelediği benzer başvurularda (Mehmet Bayraktar B.No:

2014/2316, 15/2/2017; Elif Kaya B.No: 2014/266, 6/4/2017), hükümlü veya

tutukluların aynı cinsiyetten personel tarafından arandığı, çok sık arama

yapılarak aramanın rencide etme uygulamasına dönüşmediği, başkalarının

karşısında arama yapılmadığı gibi aramaya ilişkin somut uygulama koşulları

irdelenerek bu kapsamdaki şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğu

değerlendirilmiştir.

45. Somut olayda başvurucu, çıplak arama yapılmasından

şikâyetçi olmuştur. Ancak başvurucu; çıplak aramanın usulü, süresi veya

uygulanmanın onurlarını zedeleyecek seviyeye ulaştığı yönünde ayrıntı dile

getirmemiştir. Diğer taraftan infaz görevlileri, aramanın bireylerin iç

çamaşırlarının çıkarılmayarak sadece üst kıyafetlerinin kısım kısım çıkarılarak

tamamlandığını ifade etmişlerdir. Ayrıca aramanın arama kabinlerinin içinde

yapıldığı kamera kayıtlarına yansımıştır. Dolayısıyla başvurucunun hemcinsi olan

iki infaz görevlisi tarafından başka bir kişinin ya da kameranın bulunmadığı

kapalı bir ortamda, üzerinde iç çamaşırı kalacak şekilde soyularak arandığı

anlaşılmaktadır.

46. Bu durumda şikâyet konusu aramanın çıplak arama

olarak nitelendirilmesi hususunda tereddüt bulunmakla birlikte başvurucunun

çıplak olarak arandığı kabul edilse dahi başvuruya yansıyan olgulardan dolayı

arama tedbirin başvurucuya uygulanışının aramanın beraberinde getirdiği

rahatsızlık seviyesini aşacak şekilde olduğunun tespit edilmesi mümkün

görünmemektedir. Sonuç olarak başvuru konusu aramanın kötü muamele yasağı

bakımından aranan asgari eşik seviyesine ulaşmadığından bir ihlalin olmadığının

açık olduğu anlaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Hukuka

Aykırı Kuvvet Kullanımı İddiası Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan hukuka aykırı kuvvet kullanımı iddiası yönünden kötü muamele

yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Kötü Muamele

Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

49. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

50. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

51. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için

soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu

kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirken

ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 95).

52. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun

olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83).

53. Tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumu yönetiminin

sorumluluk ve kontrolüne tabidirler. Özgürlüklerinden yoksun bulunan bu

kişilerin kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmeleri durumunda

vücutlarında bir yaralanma tespit edilmişse söz konusu yaralanmanın nasıl

oluştuğu konusunda makul bir açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir (Serdar

Avci, B. No: 2015/19474, 9/1/2020, § 56; Cengiz Kahraman ve Kenan

Özyürek, B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95; S.D. B. No: 2013/3017,

16/12/2015, §§ 89-91).

54. Anayasa'nın 17. maddesi ceza infaz kurumunda

güvenliği sağlamak, düzeni korumak ve suç işlenmesini önlemek için güç

kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak bu kapsamda sınırları belli bazı

durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması

koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü

muamele olmadığı kabul edilmektedir. Ayrıca kişinin kendi davranışından veya

tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu

neviden fiiller prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

55. Başvurucu, nakledilerek getirildiği İnfaz Kurumuna

giriş işlemleri sırasında çıplak arama yapılmak istenmesi nedeniyle

direndiğini, bunun üzerine arama kabinine giren bir infaz görevlisinin yumruk

vurmak suretiyle kendisini yaraladığını ifade etmiştir.

56. Giriş işlemleri kapsamında başvurucunun İnfaz Kurumu

Hekimliğinde alınan raporunda sağ bacağında yaklaşık 1 cm'lik morluk ile

yüzünde 1 cm'lik kızarıklık olduğu tespit edilmiştir.

57. Başvurucu, infaz görevlilerinin arama yapmasına

direndiğini ve bu nedenle zor kullanıldığını kabul etmiştir. Diğer taraftan

şüpheli infaz görevlileri, slogan atıp kışkırtıcı davranışları olması nedeniyle

başvurucunun ağzını kapattıklarını ve zor kullanarak arama işlemini

gerçekleştirdiklerini ifade etmiştir. İnfaz görevlilerinin bu ifadeleri kamera

görüntüleriyle doğrulanmıştır.

58. Bu durumda başvurucunun aranmak istememesi nedeniyle

direnmesi neticesinde zor kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kurum içinde disiplin

ve güvenliğin sağlanmasına yönelik her türlü tedbirin alınması gerektiği

konusunda şüphe yoktur. Başvurucunun İnfaz Kurumuna girerken üzerinde sakıncalı

eşyaların bulunup bulunmadığının kontrolü açısından üzerindeki kıyafetler

çıkarılarak yapılan arama yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere makul bir tedbir

olarak değerlendirilmiştir. Başvurucunun söz konusu tedbire direnmesi nedeniyle

somut olayda infaz görevlilerince zor kullanmasının bu bağlamda kaçınılmaz hâle

geldiği anlaşılmaktadır.

59. Bu aşamadan sonra kötü muamele yasağının ihlâl

edilmemesi bakımından kullanılan gücün orantılı olması şartı aranmaktadır.

Aramaya direnen başvurucunun yaralanma şekli ve ağırlığı dikkate alındığında

başvurucunun direncinin kırılması amacıyla kullanılan gücün orantısız olduğu

sonucuna ulaşılması zor görünmektedir.

60. Her ne kadar başvurucu arama kabininde bir infaz

görevlisinin kendisini hukuka aykırı kuvvet kullandığını soruşturma makamındaki

ifadesinde dile getirmiş ise de soruşturma makamlarınca başvurucunun söz konusu

iddiasını destekleyen yeterli delil olmadığı değerlendirilmiştir. Savcılıkça

ulaşılan sonuçtan farklı düşünmeyi gerektiren bir delilin başvuru dosyasına

yansımadığı dikkate alındığında infaz görevlilerinin zor kullanma dışında

başvurucuya fiziksel müdahalelerini ortaya koyan bir olgunun bulunmadığı

kanaatine varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

b. Kötü Muamele

Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

62. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

63. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır

(Tahir Canan, § 25).

64. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri

toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak,

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

65. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin

maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç

yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan

burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma, cezalandırma

hakkı veya tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla

sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 77).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

66. Başvurucu, infaz görevlilerinin kötü muamelesine

maruz kalmasına rağmen ceza soruşturmasının etkili yürütülmediğinden şikâyet

etmektedir.

67. Başvurucu hakkında olay günü İnfaz Kurumu Hekimliği

tarafından sağlık raporu düzenlenerek başvurucunun yaralanması tespit

edilmiştir. Başvurucunun şikâyeti üzerine infaz görevlileri hakkında derhâl

ceza soruşturması başlatılarak şüphelilerin savunması tespit edilmiş, kamera

görüntüleri temin edilerek bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Dolayısıyla

Savcılık tarafından makul özenle delillerin toplandığı, olayın aydınlatılması

bakımından ciddiyetle araştırma yapıldığı söylenebilmektedir.

68. Öte yandan başvurucu her ne kadar etkili soruşturma

yapılmadığını ileri sürmekteyse de toplanması gerektiği hâlde Savcılıkça

toplanmayan belirli somut bir delilden bahsetmemektedir. Hangi delilin şikâyet

konusu olayı aydınlatıcı niteliğinin olup olmadığı hususunda soruşturma

makamlarının tam takdir yetkilerinin bulunmasının yanı sıra şikâyetçiler

tarafından ancak somut olarak bildirilen delillerin toplanılması hususundaki

beklentileri meşru kabul edilebilecektir. Dolayısıyla başvuru konusu olayda,

gerektiği hâlde Savcılıkça toplanmayan herhangi bir delilin varlığı başvurucu

tarafından ortaya konulamamıştır.

69. Bir diğer husus, toplanan delillerin soruşturma ve

yargı makamlarınca değerlendirilmesi ve soruşturmanın tamamlanma süresidir.

Savcılık, infaz görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

karar vermiş; anılan karar itiraz üzerine Sulh Ceza Hâkimliğince incelenerek

kararda sorun görülmemiştir.

70. Etkili soruşturmada yükümlülüğü, soruşturma

makamlarınca ulaşılan sonucun delillerin nesnel analizine dayanmasını

gerektirmekle birlikte devlete mutlaka üçüncü kişilerin yargılanmaları veya

cezalandırmaları ödevini yüklememektedir. Bu bağlamda yukarıda kötü muamele

yasağının maddi boyutu yönünden incelenmesi kısmında yapılan ayrıntılı

değerlendirmeler doğrultusunda Savcılıkça elde edilen delillerin hukuki olarak

yorumlanmasında Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında korunan hakkı

zedeleyecek mahiyette bir değerlendirmenin yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ayrıca on ay süren soruşturmanın makul sürede tamamlanmış olduğu

değerlendirilmiştir.

71. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Çıplak aramaya ilişkin kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hukuka aykırı güç kullanımına ilişkin kötü muamele

yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun

mağduriyetine neden olacağı anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Mahir BİRGÜL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/37181, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  18. C. Yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun
  19. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/37181
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Meral Danış Beştaş Başvurusu (B. No: 2017/34087)
  • İsmet Dündar Başvurusu (B. No: 2018/32750)
  • Ertuğrul Tunca Başvurusu (B. No: 2018/24620)
  • İlhan Akıllı Başvurusu (B. No: 2017/5223)
  • Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/36100)
  • Oğuzhan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2019/3037)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.