İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Aba Başvurusu (B. No: 2014/5322)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya

Başvuru No2014/5322Tarih27 Aralık 2017Okuma18 dk · 3.588 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahmut Aba Başvurusu

Karar tarihi
27 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/5322
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.588 kelime·18 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya

gönderilen bir dokümanın ceza infaz kurumu idaresince başvurucuya verilmemesi

nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu başvuru tarihinde, devletin egemenliği altında

bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan

hükümlü olarak İzmir 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu)

bulunmaktadır.

10. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) 10/2/2014 tarihli

kararında, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 62. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucuya gelen "Heviya Jine" adlı derginin 2014/Ocak-Şubat

sayısının başvurucuya verilmemesine karar vermiştir. Eğitim Kurulu adı geçen

dokümanda, kurum güvenliğini tehlikeye düşüren yazı, fotoğraf ve yorumlar ile

terör örgütü propagandasına yer verildiğini tespit etmiş fakat somut olarak

hangi bölümlerin bu nitelikte kabul edildiğini belirtmemiştir.

11. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucunun Karşıyaka İnfaz

Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı şikâyet, İnfaz Hâkimliğinin 24/2/2014

tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararında, terör örgütü sözde liderini

övücü ifadeler, örgüt militanlarını ve sempatizanlarını anma amaçlı fotoğraflar

ile terör örgütü propagandası bulunan bir dokümanın İnfaz Kurumu güvenliğini

tehlikeye düşürebileceğine dair Yargıtay ilamına atıf yapılarak Eğitim Kurulu

kararının kanun ve tüzüğe uygun olduğu değerlendirilmiştir.

12. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin ret kararına karşı itiraz

yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz

Hâkimliğinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir. Bu karar, başvurucuya18/3/2014 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 17/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14.Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde

bulundurulan ulusal hukuk kaynakları için bkz. Halil

Bayık [GK], B. No: 2014/20002, 30/11/2017, §§ 15-16.

B. Uluslararası Hukuk

15. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde

bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213, 1/2/2017, §§ 17-18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 27/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu, başvuruya konu dokümanın kendisine verilmemesinin

keyfî olduğunu, derece mahkemelerinin yeterli bir inceleme yapmadan soyut bir

gerekçeyle itirazlarını reddettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Anayasa'nın

26. maddesininihlal edildiğini belirterek ihlalin tespit edilmesi talebinde

bulunmuştur.

18. Bakanlık görüşünde, yerel mahkemelerin başvuru konusu

derginin aslını da inceleyerek başvurucunun şikâyetleri hakkında yeterli bir

gerekçeyle ret kararı verdikleri ve ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyaç baskısından kaynaklandığı

ileri sürülmüştür.

19. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, başvuru

formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

23. İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucuya gönderilen yazılı

bir dokümanın kendisine verilmemesinin, haber veya fikir alma özgürlüğü ve

dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kabul

edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

25. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

26. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

27. Başvuruya konu doküman İnfaz Kurumunun düzeninin ve

güvenliğinin sağlanması ve suçun önlemesi amacıyla başvurucuya verilmemiştir.

Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri

Kavramı

28. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı; ifade

özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde

olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak

kendisini göstermesini gerektirmektedir. Demokratik toplum düzeninin

gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir

toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.

Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da

başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(b)Mahpusların İfade Özgürlüğü

29. Mevcut başvurunun özelliklerinden biri başvurucunun yüksek

güvenlikli bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmasıdır. Hükümlü ve tutuklular,

Anayasa'da korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No:

2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy,

B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet

Temiz (6), § 33).

30. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında ifade

özgürlüğüne herkesin sahip olduğu belirtilmiş, bunun sonucu olarak da Anayasa

Mahkemesi pek çok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de

Anayasa'nın koruması altında olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi, hükümlü

ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin bilgi ve

kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün

koruması altında bulunduğuna karar vermiştir (Kamuran

Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 43; Hüseyin Sürensoy, § 44; İbrahim Bilmez, B. No: 2013/434,

26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6),

§ 34).

(c) Terör ve İfade Özgürlüğü

31. Demokratik bir toplumda terörle mücadele politikaları başta

ifade özgürlüğü olmak üzere insan haklarının korunması gereğine uyumlu olarak

yürütülmelidir.Özellikle terörle bağlantılı hususlarda bilgi ve fikirlerin

sağlıklı paylaşımı ancak ifade özgürlüğünün tam olarak korunması ile mümkün

olabilecektir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) içtihadına atıfla- pek çok kararında ifade özgürlüğünün sadece devlet

organları veya toplumun çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılanan veya

zararsız, ilgilenmeye değmez ve önemsiz görülen “düşünceler” için değil;

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik

olarak devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı

gelen, onları rahatsız eden saldırgan, şok edici, rahatsızlık veren haber ve düşünceler

için de uygulanabilir olduğunu vurgulamıştır (Abdullah

Öcalan [GK], B. No:

2013/409, 25/6/2014, § 95;Bejdar Ro Amed,

B. No: 2013/7363, 16/4/2015, §§ 62, 63; Kamuran

Reşit Bekir, §§ 45, 61).

32.İfade özgürlüğünün korunmasının önemli bireysel ve derin

toplumsal sonuçları bulunmaktadır. Bu sebeple kişinin hakkı ile toplumun çıkarı

arasında ve dolayısıyla terörle bağlantılı meselelerde kişinin temel ifade

özgürlüğü ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı

kendisini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacı

ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte her durumda kamu gücünü kullanan

organların, bilhassa siyasi fikirlerin değerlendirilmesi gerektiği durumlarda

"terör" nitelendirmesinin kötüye kullanımına karşı dikkatli olmaları

özgürlüklerin korunması açısından hayatidir.

33. Mevcut başvuruya benzer olaylarda kamu gücünü kullanan

organların ve mahkemelerin görevi, somut olayın koşullarında hükümlü ve

tutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin,

disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkûmun ıslahı ihtiyacı arasında adil

bir denge sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmelidir (Halil Bayık, §§ 32-33).

(d) Ceza İnfaz Kurumunun

Güvenliği

34.Mevcut başvurudaki gibi ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerde

söz konusu olan ceza infaz kurumunun güvenliği, disiplini ve düzeni ise derece

mahkemelerinin dava konusu ifadelerin, ceza infaz kurumu asayişini ve

güvenliğini tehlikeye düşüren, kamu görevlilerini hedef gösteren, terör ve

çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı

olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek

yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip

içermediğini değerlendirmeleri gerekir (Bejdar

Ro Amed, § 80; idare ve derece mahkemelerince söz konusu

değerlendirmelerin yapılmaması nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılan bir karar için

bkz. Kamuran Reşit Bekir, § 73;

derece mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapıldığının tespit

edildiği bir karar için bkz. Ahmet Temiz (6),

§§ 39-44).

35. Ceza infaz kurumu idarelerinin ve derece mahkemelerinin

benzer davalarda terörle mücadele ile ilgili zorlukları ve buna bağlı koşulları

gözönüne almaları gerekir. Olağan zamanlardan farklı olarak tansiyonun

yükseldiği ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin söz konusu olduğu kimi

durumlarda, idarece durumun gerektirdiği tedbirlerin alınması normal

karşılanmalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda güvenliği sağlamak amacıyla

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik toplumda gerekli olduğu

kabul edilebilir (Ahmet Temiz (6),

§ 43).

(e) Mahkûmun Islahı

36. Bir hapis cezasının veya özgürlükten yoksun bırakan benzer

bir yaptırımın amacı ve meşruiyeti toplumu suça karşı korumaktır. Böyle bir

amaç özgürlükten yoksun kaldığı dönemin -mümkün olduğu kadar- mahkûmun toplum

içine geri döndüğü zaman hukuka saygı gösterme ve yaşamını kendi kendine

sürdürebilme isteğini ve yeteneğini kazandırmak için kullanılmış olması hâlinde

gerçekleşebilir. Dolayısıyla ceza infaz kurumlarındaki kimi zorunlulukların

veya kısıtlamaların mahkûmların ıslahı ile de doğrudan bağlantısı olduğu

açıktır. Islah ile bağlantılı olarak mahkûmların kendilerini geliştirici ve

eğitici yeterli sayıda kitap, gazete, dergi veya diğer yayınları okumaları,

radyo dinlemeleri, konferansları veya kurum idaresinin çıkardığı veya

denetlediği benzeri araçları izlemeleri sağlanarak düzenli olarak bilgi ve

haberlere erişmeleri sağlanmalıdır.

37. Buradan çıkan sonuca göre ceza infaz kurumuna kapatılmış bir

suçlunun toplum içine döndüğü zaman hukuk içinde kalarak olağan toplumsal

yaşamın bir parçası olmasına mani olacağı, başka bir deyişle ıslahını

güçleştireceği değerlendirilen bilgi ve haber kaynaklarına erişimi koşullara

göre sınırlandırılabilir. Böyle bir değerlendirme için her mahkûmun toplumsal

geçmişini ve suç sicilini, entelektüel kapasitesini ve kabiliyetini, şahsi

tabiatını, hapis cezasının süresini ve tahliye edildikten sonrası için

beklentileri dikkate alınmalıdır (Halil

Bayık, §§ 36-37).

(f) Takdir Payı

38. Terör örgütleriyle veya terör faaliyetleriyle ilişkili

olduğu değerlendirilenyazılı bir metnin, kişilerin ve ceza infaz kurumunun

güvenliğine zarar verme ihtimalinin tespit edilmesinde ilk elden bilgiye sahip

ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin daha geniş takdir

payı bulunduğunda şüphe yoktur (Benzer durumlarda ceza infaz kurumu

yetkililerinin takdir payına ilişkin değerlendirmeler için bkz. Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, §

51; Ahmet Temiz (6), § 41).

39. Anayasa Mahkemesi, bahsi geçen doküman gibi yazılı

metinlerin bütünüyle ele alındığında özel bir kişiye, kamu görevlilerine veya

halkın belirli bir kesimine karşı şiddete teşvik edip etmediğinin belirlenmesi

için metinlerde kullanılan terimlerin ve hangi bağlamda yazıldığının dikkate

alınmasının uygun olacağını her zaman vurgulamıştır (Abdullah Öcalan, § 100; Fatih

Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 100).

(g) Ölçülülük

40. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın

-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel

haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup

olmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran

Reşit Bekir, §§ 44-63; Bekir

Coşkun, §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için

ayrıca bkz. Abdullah Öcalan, §§

96-98; Sebahat Tuncel, B. No:

2012/1051, 20/2/2014, § 84; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§

70-72).

41. Aynı şekilde orada bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin ve

düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilmesi mümkün ise de böyle bir

durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik yapılacak herhangi bir

sınırlandırmanın ölçülü olması gerekir (Kamuran

Reşit Bekir, § 44; Hüseyin

Sürensoy, § 45). Bu bağlamda ceza infaz kurumlarındaki disiplin ve

düzenin sebatla sürdürülmesi gerekmekle birlikte hapishane güvenliğinin ve

topluluk yaşamının huzuru ile mahkûmun ıslahı için gerekli olandan daha fazla kısıtlama

yapılamaz (Halil Bayık, § 41).

42. Bu bağlamda yayının tümüne mi yoksa bir kısmına mı müdahale

edildiği ve eğer yayın süreli ise başvurucunun yayının sonraki sayılarına

erişimine herhangi bir müdahalede bulunulup bulunulmadığı değerlendirilmelidir.

Başka bir deyişle sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmek

için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığı değerlendirilmelidir (Ahmet

Temiz (6), § 44).

(h)İfade Özgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi

43. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından

“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Abdullah Öcalan,§ 98; Tansel Çölaşan, § 56; Ahmet Temiz (6), § 36). İfade özgürlüğüne

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edecektir.

(2) Derece Mahkemelerinin

ve Kamu Gücününü Kullanan Diğer Organların Süreli veya Süresiz Bir Yayının

Mahpusa Verilmemesi Biçimindeki Müdahalelerinde Gözetmeleri Gereken Hususlar

44. Anayasa Mahkemesinin rolü başvuruya konu müdahalenin,

olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanılarak yapıldığının ve

keyfî olmadığının denetlenmesini kapsar. Dolayısıyla böyle bir denetim, derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçe

ile ortaya koyması ile bağlantılıdır (bkz. § 43).

45. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin

ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların

koşullarına göre değişebilecek-bir kısmı yukarıda da sayılan (bkz. §§ 28-43)-

unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür ceza infaz

kurumunda bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumunun ve işlediği

suçun söz konusu tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı

değerlendirilmelidir (bkz. § 34).

ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkûma verilmemesi

şeklindeki kısıtlamanın mahkûmun ıslahı ile bağlantısı var ise yayının içeriği

ile mahkûmun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi gerekir (bkz.

§§ 36-37).

iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüel

kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliye

edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır (bkz. § 37).

iv.Bu bağlamda söz konusu yayınların, terör suçlarından mahpus

olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusu olarak gördükleri

kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine sebebiyet verip

vermediği değerlendirilmelidir (bkz. § 37).

v.Mahpusa verilmeyen süreli veya süresiz yayının cinsi, içeriği,

yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileri olduğu belirtilmeli ve

mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylı analizi yapılmalıdır.

vi.Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusu yayının

terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle bir

ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terör

örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında

denge kurulmalıdır (bkz. § 33).

vii.Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;

- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir

kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef

gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin (bkz. §

34),

- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp

bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin

(bkz. § 34),

- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı

bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,

- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin; kişileri nefrete,

intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,

- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir

kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,

- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infaz

kurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüp

düşürmediğinin,

- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının

(bkz. § 34),

-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış

bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin (bkz. §

34),

- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sırada

ülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile ceza

infaz kurumundaki ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusa

verilmesine etki edip etmediğinin (bkz. § 37),

- Karara konu sınırlayıcı tedbirin, demokratik bir toplumda

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının

ve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının

(bkz. § 28),

- Son olarak sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının (bkz. §§ 40-42) yayının içeriğiyle birlikte

değerlendirilmesi gerekir.

viii. Derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların söz konusu

değerlendirmeleri yaparlarken olayın koşullarına göre uzman kişilerin

görüşlerinden faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal bilimciler,

araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her zaman

mümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusa verilmemesi

şeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortaya

konan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir.

46. Bir terör

örgütünün şiddet eylemlerini öven, destekleyen ve haklılaştıran açıklamaların

silahlı direnişe teşvik, şiddeti yüceltme veya kin ve düşmanlığın kışkırtılması

olarak kabul edilmesi mümkündür. Bununla birlikte yalnızca bir terör örgütünün

fikirlerini ve hedeflerini içerdiği, resmî politikaları ağır bir şekilde

eleştirdiği veya terör örgütünün resmî politikalarla olan ihtilaflarını

değerlendirdiği gerekçesiyle mahkûmlara verilmemesi -yukarıda bir kısmı

gösterilen sebeplerden (bkz. §§ 28-45) bir veya daha fazlası da bulunmadığı

taktirde- müdahaleyi haklı göstermez.

47. Mahpuslara

verilmesi engellenen yayınlarda yer alan bilgi ve görüşlerin sadece kırıcı,

şaşırtıcı veya rahatsız edici olmasının müdahalenin haklı gösterilmesi için

yeterli olmayacağı yinelenmelidir (bkz. § 31).

(3) İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Başvuruya ilişkin olayda dergi biçimindeki yazılı bir

doküman Eğitim Kurulu tarafından içeriğinin İnfaz Kurumu güvenliği için tehlike

oluşturabileceği gerekçesiyle terör suçundanhükümlü olarak bulunan başvurucuya

verilmemiştir. Eğitim Kurulunun kararına yapılan itirazı değerlendiren İnfaz Hâkimliği

ve Ağır Ceza Mahkemesi aynı gerekçeyle itirazı reddetmiştir.

49. Eğitim Kurulu, doküman içeriğinin İnfaz Kurumu güvenliği

için tehlike oluşturabileceğini kabul etmekle birlikte başvuru konusu derginin

hangi bölümününhangi surette İnfaz Kurumu güvenliğine zarar verebileceğini

belirtmemiştir. Derece mahkemeleri ise kararlarında, Eğitim Kurulu tarafından

soyut bir şekilde yapılan nitelendirmeye uyan ifadelerin, ceza infaz kurumu

güvenliğini tehlikeye düşürebileceğine dair Yargıtay ilamına atıf yapmakla

yetinmişlerdir.

50. Somut olayda derece mahkemeleri tarafından yukarıda sayılan

hususlar değerlendirilmemiş, başvuru konusu dergiyle, içeriğinde yer alan

ifadelerin İnfaz Kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğü şeklindeki gerekçeyi

soyut olmaktan çıkaracak ölçüde somut bir bağlantı kurulmamıştır. Yine bu

nitelikte kabul edilen ifadelerin yer aldığı bölümler çıkarılarak geri kalan

kısmın başvurucuya teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı da tartışılmamıştır.

Sakıncalı kısımların yayından ayrılmasının mümkün olmadığı veya bu kısımlar

çıkartıldığında geri kalan bölümün bir öneminin kalmadığı hallerde yayının

tümünün mahpusa verilmemesi yoluna gidilebilirse de, bu özel durumun da ilgili

kararda gerekçelendirilmesi gerekir (bkz. Sinan

İyit [GK], B. No: 2013/1495, 30/11/2017, § 55). Dolayısıyla

başvuruya konu dergi biçimindeki yazılı dokümanın başvurucuya verilmemesinin

demokratik bir toplumda gerekli olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile

gösterilebilmiş değildir.

51. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

52. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi

kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemle yeniden yargılama

yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu yayının ya da bir kısmının

başvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidirler.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

4. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

54.Başvurucu ihlalin tespiti ile manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

55. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde yorumlanamaz.

56. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin -Anayasa Mahkemesinceortaya konulan kriterler ve

gösterilen yöntemle- yeniden yargılama yapmak ve yargılamanın sonucuna göre

başvurucunun itirazı hakkında yeni bir karar vermek üzere Karşıyaka İnfaz

Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

57. İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya bir

dokümanın verilmemesi şeklindeki müdahale yönünden, ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğinin tespiti ile kararın, yeniden yargılama yapmak üzere ilgili yargı

mercine gönderilmesine hükmedilmesinin yeterli olacağı değerlendirildiğinden

başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 1.800 TL vekâlet ücreti

olan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

SONUÇ / HÜKÜM

D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Karşıyaka İnfaz

Hâkimliğine (E.2014/336 ve K.2014/335) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun manevi tazminat talebinin REDDİNE,

F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/12/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucunun şikayeti, kendisine gelen “Heviya Jine” adlı

derginin 2014 Ocak/Şubat sayısının kendisine verilmemesine ilişkin cezaevi

Eğitim Kurulu kararının temel haklarını ihlal ettiği yolundadır.

2. Eğitim Kurulu kararına yapılan itiraz, infaz hakimliğince

“terör örgütü liderini övücü ifadeler, örgüt militanlarını ve sempatizanlarını

anma amaçlı fotoğraflar ve terör örgütü propagandası içeren bir dokümanın infaz

kurumu güvenliğini tehlikeye düşürebileceğine” dair Yargıtay kararına atıf

yapılarak reddedilmiş; ret kararına karşı yapılan itirazı inceleyen Ağır Ceza

Mahkemesince de infaz hakimliği kararının usul ve yasaya aykırı olmadığına

karar verilmiştir.

3. Bu durumda, ayrıntılı gerekçeler belirtilmese de

başvurucunun, cezaevi şartlarında dışarıya göre daha kısıtlı uygulanabilecek

olan ifade özgürlüğüne yapılmış müdahalenin ölçüsüz olmadığı ve infaz hakimliği

ile itiraz mercii ağır ceza mahkemesi kararlarında açık bir keyfilik

bulunmadığı görülmektedir.

Bu nedenle, ayrıntılı

gerekçe belirtilmemesi nedeniyle başvurucunun temel haklarının ihlal edildiği

yolundaki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

Mahmut ABA

Vekili

:

Av. Pervin

SELÇUK ELÇİ

Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5322, 27 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  13. B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet
  14. B. No: 2013/7363, 16/4/2015, §§ 62, 63; Kamuran
  15. VI. Hüküm
  16. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  18. F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  19. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  20. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Yıldırım
  23. Özgüldür
  24. Kömürcü
  25. M. Emin KUZ
  26. Eren
  27. Selçuk Elçi
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5322
Tarih
27 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Aydın Alphan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12559)
  • Mehmet Şirin Başvurusu (B. No: 2014/2199)
  • İrfan Öztekin Başvurusu (B. No: 2014/19140)
  • Fatih Kısmet Başvurusu (B. No: 2014/10582)
  • Mehmet Yahya Şahin Başvurusu (B. No: 2014/14465)
  • Mehmet Diyaeddin Serin Başvurusu (B. No: 2014/1110)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.