İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Türk Başvurusu (B. No: 2013/5965)

1. Başvuru; itirazın iptali davasında yetki itirazının

Başvuru No2013/5965Tarih18 Şubat 2016Okuma19 dk · 3.748 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahmut Türk Başvurusu

Karar tarihi
18 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/5965
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.748 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; itirazın iptali davasında yetki itirazının

gerekçesiz reddedilmesi, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesi,

harcın ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplanması ve kesin nitelikli kararda

kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2013 tarihinde Hadim Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından10/11/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/12/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

14/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında iki adet bono bedelini ödemediği

gerekçesiyle Konya 6. İcra Müdürlüğünün E.2011/7609 sayılı dosyasında icra

takibi başlatılmıştır.

9. Başvurucunun ödeme emrine itiraz etmesiyle takip durmuş,

bunun üzerine başvurucu aleyhine Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

itirazın iptali davası açılmıştır.

10. Başvuruya konu dava dosyasına ilişkin Ulusal Yargı Ağı

Projesi (UYAP) sisteminde kayıtlı belgeler incelendiğinde başvurucunun, cevap

dilekçesinde yetki itirazında bulunarak Hadim icra daireleri ve mahkemelerinin

yetkili olduğunu ileri sürdüğü, davacı vekilinin ise cevaba cevap dilekçesinde

takip konusu bonolar incelendiğinde Konya icra dairelerinin yetkili olduğunun

anlaşılacağını savunduğu, takip konusu bonolarda taraflar arasında çıkacak

ihtilaflarla ilgili Konya icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunun

yazılı olduğu, Mahkemenin 17/12/2012 tarihli duruşmada açık bir gerekçe

belirtmemekle birlikte başvurucunun yetki itirazının reddine karar verdiği

görülmüştür.

11. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 30/5/2013 tarihli ve

E.2012/167, K.2013/457 sayılı kararı ile davanın kabulüne, başvurucunun icra

takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin 800 TL asıl alacak ve 257,62 TL

işlemiş faiz üzerinden devamına, 1.320 TL vekâlet ücretinin başvurucudan

tahsiline karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“...Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2011/7609 E.

sayılı icra takip dosyasıyla borçlu aleyhine 800 TL asıl alacağın tüm

ferileriyle birlikte toplam 1.057,62 TL alacağın tahsili için 13/7/2011

tarihinde icra takibi başlatıldığı, takibin konusunun 23/8/2007 tanzim,

30/11/2007 vadeli400 TL bedelli bono ve 23/7/2007 tanzim, 30/12/2007 vade

tarihli 400 TL bedelli bono olduğu, örnek no:7’ye göre tanzim edilen ödeme

emrinin davalıya 14/7/2011 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,

davalının 15/7/2011 tarihli dilekçesiyle icra takibine itirazda bulunduğu ve

takibin 28/7/2011 tarihinde durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Davalı 24/4/2012 tarihli dilekçesiyle yetki itirazında bulunmuş, 17/12//2012

tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararıyla yetki

itirazının reddine karar verilerek davalıya tebliği üzerine davalı 11/1/2013

tarihli dilekçesinde, borca mesnet teşkil eden malların kendisine teslim

edilmediğini belirtmiş ise de, mahkememizin 16/4/2013 tarihli yargılamasında

verilen 1 nolu ara karar gereğince davacı vekiline

takibe dayanak bono asıllarını ibraz etmek üzere 1 haftalık kesin süre

verildiği, davacı vekilinin kesin süre içerisinde bono asıllarını ibraz ettiği,

bonoların incelenmesinde, 23/8/2007 tanzim ve 30/12/2007 vade tarihli bonoda

keşidecinin davalı, lehtarın ise davacı olduğu, bononun metninde malen

ibaresinin yazılı olduğu, 23/8/2007 tanzim ve 30/11/2007 vade tarihli bonoda

ise keşidecinin ve lehtarın aynı kişiler olduğu ve bono metninde malen

ibaresinin yazılı olduğu, takibe konu malların davalı tarafından teslim

alındığı anlaşıldığından açılan davanın kabulüyle Konya 6. İcra Müdürlüğünün

2011/7609 esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ve 800 TL asıl

alacak ve 257,62 TL faiz üzerinden takip talebindeki diğer şartlar çerçevesinde

takibin devamına karar vermek gerekmiş[tir].”

12. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince temyize ilişkin hükümlerinin

uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesinin ikinci fıkrasına göre 2013 yılı

itibarıyla miktar veya değeri 1.820,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin kararlar

temyiz edilemeyeceğinden dava değeri bu miktarın altında kalan söz konusu kararın,

verildiği tarih itibarıyla kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

13. Kesin nitelikte olan bu kararda temyiz yolunun açık olduğu

belirtilmiş ve karar 1/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 24/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 67.

maddesi şöyledir:

“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden

itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde

alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

...”

16. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 15.

maddesi şöyledir:

“Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı

işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve

mahiyetine göre maktü esas üzerinden alınır.”

17. 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesi şöyledir:

“1) Yargılama giderleri şunlardır:

a) Celse, karar ve ilam harçları.

...

ğ)

Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

...”

18. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm

verilen taraftan alınmasına karar verilir.”

19. 6100 sayılı Kanun’un 332. maddesi şöyledir:

“(1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir.

(2) Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği

ve dökümü hüküm altında gösterilir.

...”

20. 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin

12. maddesi şöyledir:

“(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki

yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık

ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının

son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,)

Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.

(2) Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olan davalarda

avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra

mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu

ücret asıl alacağı geçemez.”

21. 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin

ikinci kısmının ikinci bölümü şöyledir:

“Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para

Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

...

İcra Mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için 440,00 TL

...”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; aleyhine açılan itirazın iptali davasında

yetkisizlik itirazının Mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, tacir

olan davacının defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanın

kabulüne karar verildiğini, karar ve ilam harcının uyuşmazlık konusu asıl

alacağın değerine göre alınması gerekirken faiz de dâhil edilerek fazla

hesaplandığını, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 440,00 TL vekâlet ücretinden sorumlu

tutulması gerekirken aleyhine asıl alacak miktarını da aşacak şekilde 1.320,00

TL vekâlet ücretine hükmedildiğini, kesin nitelikli kararda yanıltıcı biçimde

temyiz yolunun açık olduğunun yazıldığını belirterek Anayasa’nın 10., 36., 37.

ve 40. maddelerinde düzenlenen ilke ve hakların ihlal edildiğini ileri sürmüş;

yargılamanın yenilenmesi veya tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, tarafı olduğu davada aleyhine

fazla vekâlet ücretine hükmedildiğine ilişkin iddiasının mahkemeye erişim

hakkı, diğer iddialarının ise adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete

uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

25. Başvurucu; aleyhine açılan itirazın iptali davasında

yetkisizlik itirazının Mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, tacir

olan davacının defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanın

kabulüne karar verildiğini, karar ve ilam harcının uyuşmazlık konusu asıl

alacağın değerine göre alınması gerekirken faiz de dâhil edilerek fazla

hesaplandığını, kesin nitelikli kararda yanıltıcı biçimde temyiz yolunun açık

olduğunun yazıldığını belirterek Anayasa’nın 10., 36., 37. ve 40. maddelerinde

düzenlenen ilke ve hakların ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlığın görüş yazısında, başvurucunun şikâyetlerinin bir

kısmını oluşturan bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanın kabulüne karar

verildiği, karar ve ilam harcının fazla hesaplandığına yönelik iddiaların;

delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanması ve derece

mahkemelerinin uyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına ilişkin olduğu

değerlendirilerek Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen bu iddialar hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir. Yazıda ayrıca başvurucunun diğer şikâyetleriyle ilgili olarak

derece mahkemelerinin taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme

zorunluluğu bulunmadığı, ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde

davanın sonucunu etkilemesi hâlinde mahkemenin bu hususa belirli ve açık bir

yanıt vermesi gerekebileceği, somut davada başvurucunun yetki itirazının İlk

Derece Mahkemesince gerekçe gösterilmeden reddedildiği ifade edilerek

başvurucunun şikâyetleri incelenirken bu hususların dikkate alınması gerektiği

yönünde beyanda bulunulmuştur.

27. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla

kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre

içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

30. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

31. “Hakkaniyete uygun yargılanma”nın

temel unsuru, yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için

bkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Genel anlamda hakkaniyete uygun bir

yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkeleri ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma

ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddiaları da yargılamanın

bütünü ışığında değerlendirilecektir (Yüksel

Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19). Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuru kapsamındaki görevi, somut olayın usul kurallarına uygunluğunu

denetlemek değil; adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda

ihlal edilip edilmediğini denetlemektir.

32. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği

temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki

olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,

yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile

kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas

yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi

tutulamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece vederece mahkemelerinin kararları açık keyfîlik

içermedikçe kararlardaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde

ele alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde

ve hukuk kuralını yorumlamasında bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

33. Başvurucu, aleyhine açılan itirazın iptali davasında tacir

olan davacının defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanın

kabulüne karar verilmesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 27).

35. Somut olayda, bilirkişi incelemesi talebinin dikkate

alınmamasının yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığı açısından

dikkate alınması gereken “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkelerini ihlal edip etmediğinin tespit

edilmesi gerekir.

36. Başvuru konusu olayda başvurucu, dava konusu edilen

bonoların ticari alışveriş için verildiğini ancak bonoların karşılığı olan

malların kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek bu hususun tespiti için

tacir olan davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi

yaptırılmasını talep etmiştir. Mahkeme ise dava konusu bonolarda bedelin

“malen” alındığına ilişkin ibarelerin yazılı olması nedeniyle uyuşmazlık konusu

malların başvurucu tarafından teslim alındığı sonucuna ulaşmış, ticari

defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmadan davanın kabulüne karar vermiştir(bkz. § 11).

37. Başvurucunun değerlendirmeleri ile İlk Derece Mahkemesinin

ulaştığı sonuçların farklı olması; başvurucunun delillerini sunma imkânı

bulamadığı, “silahların eşitliği” ilkesine uyulmadığı anlamına gelmez.

Başvurucunun ileri sürdüğü konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasının

yargılamanın bütünü itibarıyla adil olmasını etkileyecek nitelikte olduğu

kanaatine de ulaşılmamıştır.

38. Başvurucu, ayrıca dava sonunda kendisine yüklenen karar ve

ilam harcının, uyuşmazlık konusu asıl alacağın değerine göre alınması

gerekirken faiz de dâhil edilerek fazla hesaplandığını ileri sürmüştür.

39. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 15. maddesinde nispi harçların

Kanun’un (1) sayılı tarifesinde yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre

alınacağı belirtilmiş, söz konusu tarifede ise konusu belli bir değerle ilgili

bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi hâlinde “hüküm altına alınan”

anlaşmazlık konusu değer üzerinden karar verileceği düzenlenmiştir. Somut

olayda da Mahkeme, hem asıl alacağı hem de işlemiş

faiz alacağını hüküm altına alarak karar ve ilam harcını bunların toplamı

üzerinden hesaplamıştır. Mahkemenin anılan hukuk kurallarını yorumlama şekli ve

ulaştığı sonuçta bariz takdir hatası ve keyfîlik

oluşturacak bir durum tespit edilmemiştir.

40. Başvurucu, kesin nitelikli kararda yanıltıcı biçimde temyiz

yolunun açık olduğunun yazılmasından da şikâyet etmiş ise de hangi kararlara

karşı, hangi kanun yollarına başvurulabileceği ilgili kanunlarda

düzenlendiğinden derece mahkemelerinin kararlarında kanun yolunu

göstermemeleri, bireylerin bu yollara başvurma haklarını engellemeyeceği gibi

kesin nitelikli bir kararda hatalı biçimde kanun yolunun açık olduğunun

belirtilmesi de kişilere kanun yoluna başvurma hakkını vermez. Dolayısıyla

somut olayda, kesin nitelikli kararda temyiz yolunun açık olduğunun yazılması

hatalı ise de Mahkemenin bu yöndeki uygulamasıyla başvurucunun herhangi bir

başvuru hakkının kısıtlanmadığı anlaşıldığından başvurucunun anayasal haklarına

yönelik bir ihlal olduğundan da bahsedilemez.

41. Başvurucu ayrıca, yetkisizlik itirazının Mahkemece gerekçe

gösterilmeden reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

42. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

43. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması,kanun

yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme

kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi

zorunludur (Tahir Gökatalay,

B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 66).

44. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı biçimde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması, bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., § 26).

45. Başvuruya konu dava dosyasının incelenmesi neticesinde

başvurucunun, cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunarak Hadim icra

daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürdüğü;davacı

vekilinin ise cevaba cevap dilekçesinde takip konusu bonolar incelendiğinde

Konya icra dairelerinin yetkili olduğunun anlaşılacağını savunduğu, takip

konusu bonolarda taraflar arasında çıkacak ihtilaflarla ilgili Konya icra

daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunun yazılı olduğu, Mahkemenin

17/12/2012 tarihli duruşmada açık bir gerekçe belirtmemekle birlikte

başvurucunun yetki itirazının reddine karar verdiği görülmüştür. Başvurucunun

yetkiye ilişkin itirazı, ayrıntılı gerekçeyle yanıt verilmesi gereken nitelikte

bir itiraz olmadığı gibi davanın sonucunu etkileyebilecek bir iddia da

değildir. Bu nedenle Mahkemece yetki itirazı konusunda ayrıntılı bir gerekçe

belirtilmeden yetki itirazının reddine karar verilmesinde gerekçeli karar hakkı

yönünden bir ihlalin olmadığı değerlendirilmiştir.

46. Sonuç itibarıyla başvurucunun, yargılama sürecinde verilen

kararların adil olmadığına ilişkin anılan iddiaları bakımından yargılama süreci

bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma

hakkına yönelik olarak açık ve görünür bir ihlalin olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucunun hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

48. Başvurucu, tarafı olduğu davada aleyhine fazla vekâlet

ücretine hükmedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

50. Başvurucu, aleyhine sonuçlanan davada karar tarihinde

yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne

göre 440,00 TL vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken asıl alacak

miktarını da aşacak şekilde 1.320,00 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm

edilmesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Bakanlık görüş yazısında; dava sonucuna dayalı olarak

taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesinin mahkemeye erişim

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, somut başvuruda 2013 yılı

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereğince asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olan

davalarda avukatlık ücretinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra

mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen 440,00 TL maktu ücret olduğu

ve bu ücretin asıl alacağı geçemeyeği, başvuruya konu

davada toplam alacak miktarı 1.057,62 TL olup başvurucu aleyhine hükmedilen

vekâlet ücretinin ise 1.320,00 TL olduğu ifade edilerek başvurucunun şikâyetleri

incelenirken bu hususların dikkate alınması gerektiği yönünde beyanda

bulunulmuştur.

52. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de maddenin (1)

numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından davasının

... görülmesini istemek hakkı...” ifadeleri çerçevesinde ve hakkın

doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir.

53. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

54. Vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve davası kabul

edilen lehine hükmedilen bir ücrettir.Dava

aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret

yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38).

55. Nitekim AİHM de yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet

ücretleri ile ilgili başvuruları mahkemeye erişim hakkı kapsamında

değerlendirmektedir (Stankiewicz/Polonya, B. No: 46917/99, 6/4/2006).

56. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru

bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yük

oluşturmaması gerekir (Serkan Acar,

§ 38).

57. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu tür

giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek, kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).

58. Başvuruya konu davada Mahkeme; başvurucu aleyhine açılmış

davanın kabulüne, başvurucunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin

800,00 TL asıl alacak ve 257,62 TL işlemiş faiz üzerinden devamına karar

vermiştir. Dolayısıyla dava sonunda hüküm altına alınan toplam alacak miktarı

1.057,62 TL’dir. Vekâlet ücreti karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenmek zorundadır.

Somut davanın karar tarihi olan 2013 yılı için uygulanan ve 29/12/2012 tarihli

ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olan davalarda

avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra

mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen 440,00 TL maktu ücret olup

bu ücretin asıl alacağı geçemeyeği kabul edilmiştir

(bkz. §§ 20, 21).

59. Dava sonunda başvurucu aleyhine hüküm altına alınan toplam

alacak miktarı 1.057,62 TL olup buna göre başvurucunun sorumlu tutulması

gereken vekâlet ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra

mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen 440,00 TL olarak kabul

edilmesi gerekirken ve tarifede öngörülen vekâlet ücretinin asıl alacağı

geçemeyeceği kuralına rağmen hüküm altına alınan alacak miktarını da aşacak

şekilde başvurucunun 1.320,00 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiği

sabittir (bkz. § 11).

60. Bu durumda başvurucu aleyhine açılan davada başvurucu

açısından öngörülebilen husus, davanın aleyhine sonuçlanması halinde 440,00 TL

vekâlet ücreti ödemekten sorumlu tutulacağıdır. Başvurucunun açık mevzuat

hükümlerinden farklı bir şekilde kendisine muamele edileceğini beklemesini

gerektiren bir durum da bulunmamaktadır. Buna rağmen davayı gören Mahkemenin,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ndeki açık hükme

aykırı olarak başvurucuyu asıl alacak miktarını da aşacak şekilde ve olması

gerekenden iki kat fazla vekâlet ücretinden sorumlu tutması, başvurucu

açısından Mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren bir uygulama olup başvurucunun mahkemeye

erişim hakkını ihlal etmiştir.

61. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36 maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

63. Başvurucu; yargılamanın yenilenmesi, bu mümkün olmazsa

20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

64. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

65. Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Kamil KAYA Başvurucu : Mahmut TÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5965, 18 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında
  14. D. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5965
Tarih
18 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Ecevit Şahin Başvurusu (B. No: 2013/5830)
  • Ali Can İster Başvurusu (B. No: 2013/1216)
  • Hakan Olğun Başvurusu (B. No: 2013/7588)
  • Mustafa Kupal Başvurusu (B. No: 2013/7727)
  • Erdem Gül ve Can Dündar Başvurusu (B. No: 2015/18567)
  • Müge Polatkan ve Polkim Kimya San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/6564)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.