İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Müge Polatkan ve Polkim Kimya San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/6564)

1. Başvuru, yürütülen ceza yargılaması sırasında el konulan

Başvuru No2013/6564Tarih4 Şubat 2016Okuma18 dk · 3.639 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Müge Polatkan Ve Polkim Kimya San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/6564
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.639 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yürütülen ceza yargılaması sırasında el konulan

başvurucu Polkim Kimya Ltd. Şti.ne

(Şirket)ait ürünlerin, yürürlükten kaldırılan kanun hükmüne dayanılarak tasfiye

edilmesi nedeniyle başvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/8/2013 tarihinde İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 18/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği biligi için

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 13/7/2015 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, İzmir ilinde faaliyet

gösteren madeni yağ fabrikaları ve kimyasal madde satan bazı şirketlerin

amaçları dışında faaliyetlerde bulundukları, madeni yağ ve inceltici

kimyasalları karıştırarak akaryakıt elde ettikleri, bu akaryakıtı ucuz motorin

olarak nitelendirip yüksek tonajlı araçlarda kullanılmak üzere kamyon

sürücüleri, servis ve nakliye işi yapan şirketlere sattıkları şüphesiyle

soruşturma başlatılmıştır.

8. İlgili soruşturma kapsamında, başvurucu Müge Polatkan'ın

ortağı ve yöneticisi olduğu Şirketin faaliyet gösterdiği iş yerinde 14/6/2012

tarihinde yapılan aramada üretim amacı dışında kullanıldığından şüphelenilerek

bir miktar "white spirit"

adlı kimyasal çözücü niteliğindeki ürüne el konulmuştur.

9. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29/12/2012tarihli ve

2012/26418sayılıiddianamesi ile başvurucu Müge Polatkan hakkında" suç

işlemek amacıyla örgüt kurma ve petrol kaçakçılığı" suçlarından İzmir 1.

Asliye Ceza Mahkemesinin E.2012/977 sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır.

10. İzmir Kaçakçılıkla Mücadele ve Organize Suçlarla Mücadele

Şube Müdürlüğü 15/1/2013 tarihinde, aralarında Şirkete ait olan 25.580 kilogram

ile 10.230 kilogram yakıtın da bulunduğu bir miktar yakıtın analiz raporlarının

alındığını, bu yakıtların standart dışı olduğunun tespit edildiğini belirterek

İzmir İl Özel İdaresindeki depolama sıkıntısı nedeniyle ürünlerin tasfiyesini

talep etmiştir.

11. Mahkeme 12/2/2013 tarihli ve 2013/233 Değişik İş sayılı

kararıyla hazırlık soruşturması aşamasında alınan raporların ve bilirkişi

raporunun incelendiğini, sanık K.A.nın kontrolündeki

tankerden Şirkete ait tanka boşaltılırken 25.580 kilogram white

spirit isimli ürüne el konulduğunu, ürünün taşıma

irsaliyesinde farklı bir adresin gösterildiğini, bu ürünün akaryakıt amaçlı

kullanıldığının belirlendiğini ifade ederek 25.580 kilogram white

spirit adlı ürünün 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı

Petrol Piyasası Kanunu'nun ek 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tasfiyesine

karar vermiştir.

12. Başvurucu Şirket 8/3/2013 tarihli dilekçesiyle; el konulan

10.230 kilogram white spirit

ürünün faturalı olarak alındığını belirterek iadesini talep etmiştir.

13. Mahkeme 19/3/2013 tarihli ve E.2012/977, 2013/259 değişik iş

sayılı kararıyla Şirkette ele geçirilen 25.580 kilogram white

spirit adlı ürünün tasfiyesine karar verildiğini,

ancak 10.230 kilogram ürün hakkında karar verilmediğini ifade etmiş; belirtilen

ürünün üretim amacı dışında kullanıldığı iddiasıyla açılan davada alınan

bilirkişi raporları uyarınca söz konusu 10.230 kilogram ürünün 5015 sayılı

Kanun'un mülga ek 3. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tasfiyesine karar

vermiştir.

14. İtiraz üzerine, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/5/2013

tarihli ve 2013/440 değişik iş sayılı kararıyla Mahkemece verilen kararın usul

ve yasaya uygun olduğu belirtilerek itirazın reddine karar verilmiştir.

15. Başvurucular anılan kararın tebliğ edilmediğini, Mahkemenin

12/7/2013 tarihli duruşmasında kararı öğrendiklerini belirtmişlerdir.

16. Başvurucular 12/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

17. İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 3/4/2015 tarihli ve

E.2012/977, K.2015/529 sayılı kararıyla başvurucu Müge Polatkan hakkında

yürütülen ceza yargılamasında; "suç işlemek amacı ile örgüt kurma"

suçunun unsurları oluşmadığı belirtilerek başvurucunun beraatine,

akaryakıt kaçakçılığı suçuna ilişkin olarak ise başvurucunun lisanslıüretici olduğu, bu husustan da faydalanarak

ürünlerinin bir kısmınıkaçak petrolüretiminde

kullandığı, ürünleri lisansı olmayan kişilere satarak karışım ve kaçak petrol

olarak kullanılmasını sağladığı gerekçesiyle dört yıl iki ay hapis ve 26.025 TL

para cezası ile cezalandırılmasına, Mahkemenin 19/03/2013 tarih 2013/259

Değişik İş sayılı kararı ile tasfiyesine karar verilen 25.580 kilogram ve

10.230 kilogramstandart dışı ürünün5015 Sayılı

Kanun'un ek 5. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince zoralımına, suça konu

ve standartlara uygun olmadığı belirlenen kaçak akaryakıtın 5015 Sayılı

Kanun'un ek 3. maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca kararınkesinleşmesi

beklenmeksizin tasfiyesinekarar verilmiştir.

18. Başvurucu Müge Polatkan 7/4/2015 tarihinde temyiz talebinde

bulunmuştur. Temyiz incelemesi devam etmektedir.

B. İlgili Hukuk

19. 5015 sayılı Kanun'a 25/1/2007 tarihli 5576 sayılı Petrol

Piyasası Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle eklenen"Kaçak petrolün tespiti ve tasfiyesi" kenar

başlıklı mülga ek madde 3 şöyledir:

"Kaçak petrolün; bu Kanun hükümleri

dışında satışa arz edilmesi, satılması, bulundurulması, bu özelliğini bilerek

ticarî amaçla satın alınması, taşınması veya saklanması yasaktır.

Kaçak petrol yakalandığında, kaçak petrole

derhal el konulur ve yakalandığı ildeki il özel idaresine miktarını, cinsini ve

özelliklerini gösterir bir tutanakla teslim edilir.

Kaçak petrol hakkında tasfiye kararı,

soruşturma evresinde hâkim tarafından verilir. Bu karar, kaçak petrole el

konulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde, eşyadan

numune alınmasının mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması

halinde ise gerekli tespitler yaptırılarak verilir.

Kaçak petrolden alınacak numunelere ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle

düzenlenir. Kaçak petrolün teknik düzenlemelere uygunluğunun tespiti, Kurum

tarafından belirlenen akredite laboratuvarlar tarafından yapılır. Bu çerçevede

gönderilen numunelerin tetkik ve tahlil giderleri Kurumca karşılanır.

Laboratuvarlar, bunlara ilişkin tetkik ve tahlil işlemlerini öncelikle ve

ivedilikle sonuçlandırır.

Kaçak petrolün tasfiyesi ilgili il özel

idaresi tarafından bu Kanun hükümlerine göre yapılır.

Kaçak petrolden teknik düzenlemelere uygun

olanlar, Kurum tarafından belirlenen usûl ve esaslara

göre ilgili il özel idaresi tarafından, teknik düzenlemelere uygunluğunun

tespiti tarihinden itibaren en geç bir ay içinde açık artırma suretiyle satışı

yapılarak veya yaptırılarak tasfiye edilir. Bir ay içinde satılamayan kaçak

petrol, pazarlık usûlü ile satışı yapılarak tasfiye

edilir.

Kaçak petrolden teknik düzenlemelere uygun

olmayanlar, Kurum tarafından belirlenen usûl ve

esaslara göre ilgili il özel idaresi tarafından, teknik düzenlemelere uygun

olmadığının tespiti tarihinden itibaren en geç bir ay içinde, satılmak üzere

Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğüne devredilir ve

Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından satışa

ilişkin masraflar düşüldükten sonra bakiye bedel ilgili il özel idaresine

aktarılır.

İlgili il özel idaresi tarafından, kaçak

petrolün satışından elde edilen gelirden, kaçak petrole ilişkin vergiler ilgili

vergi dairesine yatırıldıktan sonra, kalan para bankada açılacak bir emanet

hesaba yatırılır.

Kaçak petrolün tasfiyesine ilişkin bu maddede

düzenlenmeyen diğer usûl ve esaslar, Maliye

Bakanlığının ve Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınarak Kurumca yürürlüğe

konulacak yönetmelikle düzenlenir.

Yargılamanın, tasfiye edilen kaçak petrolün

sahiplerinin lehine sonuçlanması halinde; toplam satış bedelinden vergiler

düşüldükten sonra kalan tutar, satış tarihinden kararın kesinleştiği tarihe

kadar geçen süre için kanunî temerrüt faizi oranında hesaplanan faiz de ilave

edilerek hak sahibine ödenir. Emanet hesabında bulunan tutarın hak sahibine

yapılacak ödemeyi karşılamaması halinde, aradaki fark Maliye Bakanlığınca genel

bütçeden karşılanır. Kaçak petrole ilişkin mahkûmiyet hükmünün veya müsadere

kararının kesinleşmesinden sonra emanet hesaptaki tutar genel bütçeye gelir

olarak yatırılır.

Kaçak petrole ilişkin mahkûmiyet hükmü veya

müsadere kararı kesinleşenler, Kurum tarafından, varsa lisansları iptal

edilerek kamuoyuna ilan edilir, ayrıca bu Kanun kapsamında bu kişilere hiçbir

şekilde yeniden lisans verilmez.

Bu madde kapsamında teminatla iade hükümleri

uygulanmaz.

Kaçak petrole ilişkin olarak bu Kanunda yer almayan

hususlarda, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri uygulanır.

Bu madde kapsamında veya kaçak petrol ile

mücadele konusunda; Kurumca, Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğünce,

il özel idarelerince yapılacak her türlü mal, araç-gereç ve hizmet alımlarında,

4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu; kaçak petrolün satışında,

8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmaz."

20. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun "Tasfiye" kenar başlıklı 16.

maddesinin, 28/3/2013 tarihli ve 6455sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve

Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 58.

maddesiyle ile değiştirilen (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu Kanunda tanımlanan suçların

konusunu oluşturması dolayısıyla müsadere yaptırımının uygulanabileceği eşya,

sahibine iade edilemez. Kaçak şüphesiyle el konulan kaçak akaryakıt hariç her

türlü eşya hakkında, el koyma tarihinden itibaren altı ay,ancak eşyanın zarara uğraması veya değerinde

esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı veya muhafazasının ciddi

külfet oluşturması halinde bir ay içinde,gerekli

tespitler yaptırılarak soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında

mahkeme tarafından tasfiye kararı verilir. Bu süreler içinde karar verilmemesi

halinde eşya derhal tasfiye edilir. Bu fıkra kapsamında tasfiye edilecek

eşyadan tasfiye edilmeden önce numune alınması mümkün olan durumlarda numune

alınır, numune alınması mümkün olmayan durumlarda eşyanın her türlü ayırt edici

özellikleri tespit edilir.

(2) Satılarak tasfiye edilen eşya veya

taşıtların satış bedeli emanet hesabına alınır. Tasfiye edilen eşya veya

taşıtların sahibine iadesine karar verilmesi halinde, satış bedeli Gümrük Kanununun 180 inci maddesi hükümleri çerçevesinde el

koyma tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte

hak sahibine ödenir. Emanet hesabında bulunan tutarın hak sahibine yapılacak

ödemeyi karşılamaması halinde aradaki fark, eşyanın imha edilmiş olması halinde

ise imha edilen eşyanın bedeli, gümrük idaresince genel bütçenin ilgili

tertibinden karşılanarak hak sahibine ödenir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucular, Mahkemenin 2013/259 Değişik İş sayılı

kararıyla ticaretini yapmaya yetkili oldukları, faturalı olarak satın alınan ve

standart dışı olmayan 10.230 kilogram white spirit ürünün 5015 sayılı Kanun'un mülga ek 3. maddesinin

üçüncü fıkrası uyarınca tasfiyesine karar verildiğini, ilgili Kanun hükmünün;

11/4/2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı

Kanun'un 47. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını, itiraz üzerine İzmir 1.

Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın gerekçesiz olduğunu, tasfiye sonucunda

ürünün çok düşük bir bedelden satılacağını, alıcının çoğu zaman devlet olması

nedeniyle haklarında kesinleşmiş bir karar bulunmadan hükmün infaz edilmesi

yönünde bir sonucun doğduğunu, Mahkemece bazı sanıklara ait ürünlerin iade

edildiğini belirterek başvurucu Müge Polatkan yönünden masumiyet karinesinin,

suç ve cezaların kanuniliği, hukuki güvenlik ile eşitlik ilkelerinin, mülkiyet

ve adil yargılanma haklarının, başvurucu Şirket yönünden ise suç ve cezaların

kanuniliği, hukuki güvenlik ile eşitlik ilkelerinin, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve maddi tazminat talep

etmişlerdir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Başvurucuların iddialarının her bir başvurucu yönünden ayrı

ayrı değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Başvurucu Şirketin şikâyetleri ise

mülkiyet hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlali iddiasıkapsamında

incelenmiştir.

a. Başvurucu Müge Polatkan

Yönünden

25. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

27. 6216 sayılıKanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar"

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel, kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Ancak 6216 sayılı

Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince sadece ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından bireysel başvuruda bulunulabilecektir.

29. Anayasa ve 6216 sayılı Kanun'un anılan hükümleri

gözetildiğinde bireysel başvuruda bulunacakların, başvuru konusu yaptığı kamu

gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle ya kişisel olarak doğrudan

etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdur arasında şahsi ve özel

bir bağ bulunması gerekir (Türk Pediatrik

Onkoloji Grubu Derneği, B. No: 2012/95, 25/12/2012, § 21).

30. Kural olarak bir kimse, kendisi taraf sıfatını haiz olmadığı

müddetçe ortağı veya şirket yöneticisi olduğu tüzel kişiliğin taraf olduğu

yargılamalar nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasında

bulunamaz. Bununla birlikte belirli durumlarda bir şirketin tek hissedarı olan

kimse şirket aleyhine alınan tedbirler nedeniyle mağduriyetini ileri sürebilir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. F. Santos Lda. and Fachadas/Portekiz,

B. No. 49020/99, 19/11/2000; § 1, Ankarcrona/İsveç

B. No: 35178/97, 27/6/2000; Glas Nadezhda EOOD ve Anatoliy Elenkov/Bulgaristan,

B. No. 14134/02, 11/10/2007, § 40). Bu durum dışında, şirket tüzel kişiliğinin

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmasını imkânsız kılan hukuki sınırlamalar

olmadığı müddetçe şirket tüzel kişiliği perdesi kaldırılamaz (Benzer yöndeki

AİHM kararları için bkz. Agrotexim ve diğerleri/Yunanistan, B. No. 14807/89,

24/10/1995, § 66; CDI Holding Aktiengesellschaft ve diğerleri/Slovakya, B. No.

37398/97, 18/10/2001; Amat-G Ltd. ve Mebaghishvili/Gürcistan,

B. No. 2507/03, 27/9/2005, § 33; Meltex Ltd. ve Mesrop Movsesyan/Ermenistan, B.

No. 32283/04, 17/6/2008,§ 66).

31. Başvuru konusu olayda başvurucunun yargılandığı davada,

yöneticisi ve hissedarı olduğu limited şirket tüzel

kişiliğini haiz Şirkete ait iş yerinde ele geçirilen 10.230 kilogram white spirit ürünün 5015 sayılı Kanun'un mülga ek 3.

maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tasfiyesine karar verilmesi nedeniyle

masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği, hukuki güvenlik ile eşitlik

ilkelerinin, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürdüğü tespit edilmişse de başvurucunun Şirketin tek hissedarı olmadığı, söz

konusu tasfiye kararının başvuru formunda da belirtildiği üzere mülkiyeti

Şirkete ait ürün hakkında verildiği, ilgili kararın sadece başvurucu Şirket ile

tasfiyesine karar verilen madde açısından sonuç doğurduğu anlaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle masumiyet karinesinin, suç ve cezaların

kanuniliği, hukuki güvenlik ile eşitlik ilkelerinin, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri süren başvurucunun, başvuruya konu

tasfiye kararı nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilenmediği

anlaşılmıştır. Başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucu Polkim Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. Yönünden

i. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

33. Başvurucunun ihlal iddiasına konu olan mülkiyet hakkı,

Anayasa'nın 35. ve Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün

(1 No.lu Protokol) 1. maddesinde düzenlenmiştir.

34. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

35. Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki

hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını

düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının

ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip

oldukları hakka halel getirmez."

36. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısımları şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

37. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının

ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip

olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracak bir

müdahalenin bulunması gerekmektedir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).

38. Başvurunun konusu, yürütülen ceza yargılaması sırasında

başvurucuya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmayan ürünlerin tasfiyesine karar

verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.

Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı, kapsam itibariyle

22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan mülkiyet

kavramı ile sınırlı değildir (İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 30).

Bununla birlikte taşınır mülkiyetinin Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence

kapsamına girdiğinde kuşku yoktur.

39. Somut olayda başvurucu, maliki olduğu 10.230 kilogram white spirit ürünü hakkında

Mahkemenin 2013/259 Değişik İş sayılı kararıyla 5015 sayılı Kanun'un mülga ek

3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tasfiye kararı verildiğini, ilgili Kanun

hükmünün 6455 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını,

tasfiye sonucunda ürünün çok düşük bir bedelden satılacağını, alıcının çoğu

zaman devlet olması nedeniyle hakkında kesinleşmiş bir karar bulunmadan hükmün infaz

edilmesi yönünde bir sonucun doğacağını ileri sürdüğü anlaşılmıştır.

40. Başvurucunun şikâyetlerinin incelenmesinde, tasfiye kararı

verilmesine ilişkin hükümlerin hukuk düzeninden tamamen kaldırılmadığı, kanun

koyucunun takdiri doğrultusunda 6455 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 5015

sayılı Kanun'un tasfiyeye ilişkin ek 3. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı,

bununla birlikte benzer düzenlemenin 6455 sayılı Kanun'un 58. maddesiyle 5607

sayılı Kanun'un 16. maddesine eklendiği anlaşılmıştır (bkz. §§ 17,18).

41. 5607 sayılı Kanun'un

tasfiye kenar başlıklı 16. maddesinde, bu Kanun kapsamında tanımlanan

suçların konusunu oluşturan ve müsadere yaptırımı uygulanabilecek nitelikteki

eşyaların tasfiyesine hükmedileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla tasfiye

kararının, müsadere yaptırımı öncesinde uygulanan ve eşyanın satışına imkan veren nitelliği itibarıyla

bir tedbir kararı olduğu anlaşılmıştır.

42. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) müsadere yoluyla

yapılan müdahalelere ilişkin genel yaklaşımı; müsaderenin, mülkten yoksun

bırakmayı içerse dahi Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci paragrafı kapsamında

bir “ceza” amacı gözetilerek

uygulandığı ve mülkiyetin kullanımının kontrolü olarak değerlendirilmesi

gerektiği yönündedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Frizen/Rusya, B. No: 52824/00, 24/3/2005, § 31; Veits/Estonya, B. No: 12951/11, 15/1/2015, §

70;AGOSI/Birleşik Krallık, B. No:

9118/80, 24/1/1986, § 51).

43. Somut olayda başvurucunun şikâyet konusu yaptığı husus

müsadere kararı olmayıp müsadere kararı öncesinde uygulanan tedbir

niteliğindeki tasfiye kararıdır. Müsadere kararı ile aynı sonuçları

doğurmamasına karşın, ceza yargılaması sırasında kaçak olduğu şüphesiyle el

konulan eşyanın iade edilmemesi, eşyanın devlet tarafından satışının

gerçekleştirilmesi, elde edilen gelirin emanet hesabına alınması gibi hususlar

dikkate alındığında tasfiye kararının da Sözleşme’ye

Ek 1 No’lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci paragrafı

kapsamında mülkiyetin kullanımının kontrolü olarak değerlendirilmesi gerekir.

44. Mülkiyet hakkına yönelik müdahale, mülk sahibine kişisel ve

aşırı bir yük yüklememeli, kamusal yarar ile bireysel yarar arasındaki adil

denge korunmalıdır (Sporrong ve Lönnroth/İsveç,

B. No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 73).Söz konusu

adil dengenin sağlanması bir çok etkene bağlıdır (AGOSİ/Birleşik Krallık, § 54). Her ne kadar Sözleşme’ye Ek 1 No’lu

Protokol’ün 1. maddesi, kural olarak usule ilişkin güvenceleri içermese de

yargılamanın bütünü dikkate alınarak söz konusu adil dengenin korunmasını

sağlamak maksadıyla başvurucuya, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye karşı

yetkili makamlar önünde etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağı tanınmalıdır

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. AGOSİ/Birleşik

Krallık, § 55; Jokela/Finlandiya, B. No. 28856/95, 21/5/2002 § 55; Paulet/Birleşik Krallık, B. No. 6219/08, 13/5/2014, § 65).

45. Başvuru konusu olayda yürütülen ceza yargılaması nedeniyle

mülkiyeti başvurucu Şirkete ait eşyaların tasfiyesine karar verilmiş, başvurucu

tarafından anılan karara itiraz edilmiş, itiraz istemi yerinde görülmeyerek

reddedilmiştir (bkz. §§ 13,14). Dolayısıyla başvurucuya mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleye karşı yetkili makamlar önünde itiraz etme olanağı

tanınmıştır. Ayrıca başvurucunun ürünlerinin değerinin altında satıldığı

yönündeki şikâyetini derece mahkemeleri nezdinde ileri sürmesine engel bir

durum da bulunmamaktadır.

46. Bununla birlikte Mahkemece verilen ve ara karar niteliğinde

olan tasfiye kararının düzenlendiği 5607 sayılı Kanun'un 16. maddesinde,

tasfiyeye konu eşyanın satılarak satış bedelinin emanet hesabına alınacağı,

tasfiye edilen eşyanın sahibine iadesine karar verilmesi hâlinde satış

bedelinin 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 180. maddesi

hükümleri çerçevesinde el koyma tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için

hesaplanan kanuni faizi ile birlikte hak sahibine ödeneceği, emanet hesabında

bulunan tutarın hak sahibine yapılacak ödemeyi karşılamaması hâlinde aradaki

farkın karşılanarak hak sahibine ödeneceği hususları belirtilmiştir. Ayrıca,

mümkün olduğu durumlarda tasfiyesine karar verilen eşyadan numune alınması,

mümkün olmadığı takdirde eşyanın her türlü ayırt edici özeliğinin tespit

edilmesi gerektiği de hüküm altına alınmıştır. Bu durumun, hak sahiplerine

ödeme yapıldığı hâllerde uğranılan zararın ispatı bakımından önem arz edeceği

açıktır. Mahkemece verilen kararın sonuçları ile başvurucuya sağlanan

güvenceler incelendiğinde mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin, mülk sahibini

kişisel ve aşırı bir yük altında bırakmadığı, kamusal yarar ile bireysel yarar

arasındaki adil dengenin korunduğu anlaşılmıştır.

47. Somut başvuruda, 5607 sayılı Kanun kapsamındaki bir suça

konu olduğundan şüphelenilerek el konulan eşyalar hakkında uygulanan tasfiye kararı nedeniyle başvurucunun

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa’yı ihlal ettiği söylenemez.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamında mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının, açık ve

görünür bir ihlal tespit edilemediğinden açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

ii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

49. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

50. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak

arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

51. Ancak derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm

iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp hükme esas teşkil eden

gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan

kanun yolu mercilerince onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları verilmesi

hâlinde ilk derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler kabul

edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek

bulunmamaktadır (İbrahim Ataş, B.

No: 2013/1235, 13/6/2013, § 25). Nitekim AİHM içtihatları da bu yöndedir (Van de Hurk/Hollanda,

B. No: 16034/90, 19/4/1994, § 61).

52. Somut olayda başvurucu, maliki olduğu 10.230 kilogram white spirit ürünü hakkında

Mahkemenin 2013/259 Değişik İş sayılı kararıyla 5015 sayılı Kanun'un mülga ek

3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tasfiye kararı verildiğini, ilgili Kanun

hükmünün 6455 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını,

itiraz üzerine İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararda bu durumun

dikkate alınmadığını, kararın gerekçesiz olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır.

53. Somut olayda Mahkemece 10.230 kilogram white

spirit adlı ürünün üretim amacı dışında kullanıldığı

iddiasıyla açılan davada alınan bilirkişi raporları uyarınca belirtilenürünün 5015 sayılı Kanun'un mülga ek 3.

maddesinin üçüncü fıkrasına göre tasfiyesine karar vermiştir. İtiraz incelemesi

sonucunda İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Mahkemenin gerekçesi kabul

edilerek itiraz istemi reddedilmiştir (bkz. §§ 13,14). Tasfiye kararı

verilmesine ilişkin hükümlerin hukuk düzeninden tamamen kaldırılmadığı (bkz. §§

17,18) hususu da göz önünde alındığında somut olayda İzmir 1. Ağır Ceza

Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

54. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurucunun bu yöndeki iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Müge Polatkan yönünden başvurunun kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Polkim Kimya San. ve Tic.

Ltd. Şti. yönünden;

a. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksunluk olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,

4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucular : 1. Müge POLATKAN 2. POLKİM KİMYA SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Vekili : Av. Halil Çağlar AKBULUT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6564, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No. 49020/99, 19/11/2000; § 1, Ankarcrona/İsveç
  12. B. No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 73).Söz konusu
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6564
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Sıddıka Dülek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2750)
  • Emine Akkuş Başvurusu (B. No: 2013/5321)
  • Nafiye Salihoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4301)
  • Hamza Buğdaci Başvurusu (B. No: 2013/1858)
  • Dağlı Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/6181)
  • Abdurrahman Dil ve Mehmet Sait Dil Başvurusu (B. No: 2013/5163)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.