İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamza Buğdaci Başvurusu (B. No: 2013/1858)

1. Başvuru, tekrarçalışmaya başlayan

Başvuru No2013/1858Tarih3 Şubat 2016Okuma20 dk · 4.094 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hamza Buğdaci Başvurusu

Karar tarihi
3 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/1858
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.094 kelime·20 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tekrarçalışmaya başlayan

emeklinin sosyal güvenlik destek primi ödemediği için emekli aylığından kesinti

yapılmasının yasaların geriye yürümezliği ve hukuk devleti ilkeleri ile

mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/3/2013 tarihinde Adıyaman

1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/7/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 20/12/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/12/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 11/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,

Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 22/12/2015

tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu,

yirmi beş yıl sigorta kayıt süresi sonunda emekli olmuş ve Sosyal Güvenlik

Kurumundan (SGK) emekli aylığı almaya başlamıştır. Başvurucu emekli olduktan

sonra 25/12/1998 tarihinden itibaren çalışmaya devam

etmiştir.

9. SGKAdıyaman İl Müdürlüğü 8/5/2010

tarihinde, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı mülga Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer

Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 22/1/2004 tarihli ve

5073 sayılı Kanun'la değişik ek 20. maddesi uyarınca başvurucunun emekli

olduktan sonra çalışmaya başladığı döneme ilişkin ödemediği sosyal güvenlik

destek primi borçları nedeniyle 7.448,23 TL borcu bulunduğunu 8/5/2010 tarihli

yazısıyla bildirmiş; akabinde başvurucunun maaşından kesinti yapılmaya

başlanmıştır.

10. Başvurucu

bu bildirime karşı 14/1/2011 tarihinde Adıyaman İş

Mahkemesinde (Mahkeme) itiraz davası açmıştır.

11. Mahkeme

14/9/2011 tarihli ve E.2011/7, K.2011/553 sayılı

kararıyla 20/6/2011 tarihli bilirkişi raporuna ve ilgili mevzuata göre

başvurucunun emekli olduktan sonra yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle emekli

aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi işleminin ve kesinti

miktarının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

12. Kararın

temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 14/12/2012

tarihli ve E.2011/15688, K.2012/25750 sayılı ilamı ile kararı onamıştır.

13. Onama

ilamı, başvurucuya 25/2/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu

5/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 1479 sayılı mülga Kanun’a 25/08/1999

tarihli ve 4447 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle eklenen ek 20. maddenin birinci

ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I)

numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra

çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil

tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya

başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği

ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.

Birinci fıkra hükmüne göre aylıklarından

sosyal güvenlik destek primi kesilmesi gerekenlerden, bu Kanunun yayımlandığı

tarihten önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar çalışmaya

başlayanlar ise çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren üç

ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde

Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlardan sosyal güvenlik destek primi,

gecikmeli bildirimde bulunulan veya Kurumca tespit edilen tarihe kadar 53 üncü

maddeye göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Birikmiş

sosyal güvenlik destek primi ve gecikme zamlarının ödenmemesi halinde

aylıklardan yapılacak kesintiler aylık tutarının % 25'ini geçemez."

16. 1479 sayılı mülga Kanun’un 24/7/2003

tarihli ve 4956 sayılı Kanun'la değiştirilen ek 20. maddesinin birinci fıkrası

ve eklenen üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, ticari kazanç veya

serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi

mükellefiyeti devam edenlerden, sosyal yardım zammı dahil

tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başladığı

tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10

oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.

Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre

yaşlılık ve malûllük aylığı bağlananlardan, ticari

kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir

vergisi mükellefi olanlar çalışmaya başladıkları ayı takip eden aybaşından

itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil bu

Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen 12 nci gelir basamağının %10'u oranında sosyal güvenlik destek

primi öderler. Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun

yayım tarihinden önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar

gerçekveyabasitusuldegelirvergisimükellefiolanlarisemükellefiyetin başladığı

tarihi takip edenaybaşından itibarenüçayiçindeKurumayazılıbildirimde

bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar

ile Kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53 üncü

maddeye göre hesaplanarak tahsil edilir."

17. 1479 sayılı mülga Kanun’un 5073 sayılı Kanun'la değiştirilen

ek 20. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi

şöyledir:

"Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı

bağlananlardan, 24 üncü maddenin (l) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına

devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya

tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren,

çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi

kesilir.

Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre

yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı

bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı

takip eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil, bu Kanunun 50 nci maddesine

göre belirlenen onikinci gelir basamağının %10'u

oranında sosyal güvenlik destek primi öderler."

18. 1479 sayılı mülga Kanun'un 14/03/1985

tarihli ve 3165 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değişik 24. maddesinin (1)

numaralı bendinin (a) fıkrası şöyledir:

“a) (Değişik alt bent: 04/10/2000 - KHK/619, md.13 ; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.; Değişik alt bend: 24/07/2003 -

4956 S.K./14. md.) Esnaf ve sanatkarlar ile diğer

bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla

gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden

muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek

kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,…”

19. 1479 sayılı mülga Kanun'a 4956

sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 53. maddenin ikinci fıkrası şöyledir:

“Kurumun, süresinde ödenmeyen prim ve prime ilişkin alacakları ile her

ne nam altında olursa olsun diğer alacaklarının tahsilinde 09/06/1932

tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanır."

20. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 30. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"... b) 4 üncü maddenin birinci

fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt

bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için yazılı

istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan,

almakta oldukları aylıklarının % 15'i oranında sosyal güvenlik destek primi

kesilir. Ancak kesilecek olan bu tutar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b)

bendine tabi sigortalılara ilgili yılın Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık

aylığından alınabilecek sosyal güvenlik destek priminden fazla olamaz. Bu

sigortalılardan ayrıca kısa vadeli sigorta kolları primi alınmaz. Sosyal

güvenlik destek primine tabi olanların primleri, aylıklarından kesilmek

suretiyle tahsil edilir. Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş veya bildirilmiş

süreler bu Kanuna göre malûllük, yaşlılık ve ölüm

sigortaları prim ödeme gün sayısına ilâve edilmez, 31 inci ve 36 ncı madde hükümlerine göre toptan ödeme yapılmaz."

21. 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

...Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve

diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci

ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri

uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer

kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 3/2/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; 28/1/2004 tarihinde

yürürlüğe giren 5073 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin geriye yürütülerek

emekli aylığından kesinti yapıldığını, esnaf olarak çalıştığı dönemde kendisine

herhangi bir bildirim yapılmadığını, tebligat yapılmadan maaşının kesildiğini,

bu durumu kendisinin fark edip SGK'ya başvurarak

tebligatı19/10/2010 tarihinde elden aldığını, 5073 sayılı Kanun'la yapılan

değişikliğin kendisini kapsamadığını zira hizmet süresini doldurarak emekli

olduğunu, aksi durumun ikinci kez prim kesintisi yapılması anlamına geldiğini,

bu durumun hukuk devletinde kabul edilemeyeceğini belirterek mağdur olduğunu ve

haklarının ihlal ediliğini ileri sürmüş; maaşından

yapılan kesintilerin faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Bireysel başvurudakamu gücünün

neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve

buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20). Başvurucu, başvuruya konu olayları anlattıktan sonra somut bir

hakla ilişkilendirmeksizin müdahalenin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu

ileri sürmüştür. Bununla birlikte başvurucunun 5073 sayılı Kanun'a istinaden

emekli maaşından sosyal güvenlik destek primi kesilmesinin Kanun'un geriye

yürütülmesi anlamına geldiğini iddia ettiği, ayrıca Bakanlık görüşüne verdiği

cevapta mülkiyetle ilgili menfaatinin ihlal edildiği kanaatinde olduğunu

belirttiği, dolayısıyla başvurucunun şikâyetinin özü itibarıyla mülkiyet

hakkına ilişkin olduğu anlaşıldığından başvuru mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu emekli olduktan sonra emekli maaşından sosyal

güvenlik destek primi kesilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüş yazısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

(AİHM) yerleşik içtihatlarına göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne

(Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren

başvuru konusu olayda devletin geniş bir takdir hakkı bulunduğu, ayrıca bu

kapsamda tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, bununla birlikte

müdahalenin amaç, yasallık ve adil denge kriterlerine

uygun olup olmadığı konusunun Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi

gerektiği ifade edilmiştir.

28. Başvurucu; 5073 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin

kendisini kapsamadığını, bu nedenle kendisine sosyal güvenlik destek primi

borcu çıkarılmasının doğru olmadığını, mülkiyetle ilgili menfaatinin ihlal ediliği kanaatinde olduğunu belirtmiştir.

a. Müdahalenin

Varlığı ve Niteliği

29. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

30. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

31. Sözleşme'ye Ek (1) No.lu

Protokol'ün "Mülkiyetin korunması"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

32. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanındaki mülkiyet

hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı

kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup yasal düzenlemeler ile

yargı içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,

B. No: 2013/2166, 10/6/2015, § 31).

33. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

kapsamında yer alan mülkiyet hakkı bireylere sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı

içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta -önceden prim ödeme şartıyla veya

şartsız olarak- sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması

öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı

şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin

doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36).

34. Başvurucunun ilgili mevzuatta öngörülen şekilde çalışma

süresini ve prim ödeme yükümlülüğünü tamamlayarak emekli olduğu ve emekli

aylığı almaya hak kazandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda

başvurucunun usulüne uygun bir şekilde almaya hak kazandığı emekli aylığının,

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı

kapsamında korunan bir menfaat olduğuna kuşku bulunmamaktadır.

35. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir

haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla

sınırlama getirilebilir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak

bir hak olmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir

(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 28, 32).

36. Anayasa’nın 35. maddesi ve (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi

benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenleme de üç

kural ihtiva etmektedir. Sözleşme'nin ilk cümlesi herkese mülkünden barışçıl

yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkını

tanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullarda

mülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangi

koşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 46).

37. Her iki düzenlemenin üçüncü cümlelerinde ise mülkiyetin

kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın

35. maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına

aykırı olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer

verirken Sözleşme'ye Ek (1)No.lu Protokol'ün birinci

maddesinin ikinci fıkrası devletlere mülkiyeti kamu yararına düzenleme ve

vergiler, diğer katkılar ile cezaların tahsili konusunda gerekli gördükleri

yasaları uygulama konusundaki haklarını saklı tutarak taraf devletlerin genel

yarara uygun olarak “mülkiyetin kullanımını kontrol” yetkisine sahip olduklarını

kabul etmektedir. Bununla beraber Anayasa’nın birçok maddesi, ilgili

olduğu hususta devlete mülkiyetin kullanımının kontrolü ya da mülkiyeti

düzenleme yetkisi vermektedir (Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, § 47).

38. AİHM’e göre ikinci ve üçüncü

kurallar, mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesi şeklinde ifade edilen birinci

kuralın özel görünüm şekilleridir ve bu nedenle genel nitelikli birinci kuralın

ışığı altında anlaşılmaları gerekmektedir (James

ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 37).

39. Anayasa'nın 60. maddesinde "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği

sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."

denilmektedir. Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal

risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin

üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek;

ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu

güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları

oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza, ölüm ve işsizlik

gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır

(AYM, E.2009/86, K.2011/70, 28/4/2011).

40. Vergi ve benzeri yükümlülükler ile

sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye ve ödenmesini

güvence altına almaya yönelik düzenlemeler, Sözleşme metninde ayrıca ifade

edilmekle ve Anayasa'da ayrı hükümlerle düzenlenmiş olmakla birlikte bu

düzenlemelerin ayrı bir başlık yerine devletin mülklerin kullanımını düzenleme

veya mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol yetkisi kapsamında

incelenmesi gerekir.

41. Bu durumda başvurucunun emekli aylığından sosyal güvenlik

destek primi kesilmesinin, Sözleşme'nin açık hükmü ve Anayasa'nın 60.

maddesinde yer alan devletin gerekli tedbirleri alacağı hükmü çerçevesinde

mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi

başlığı altından incelenmesi gerekir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

i. Kanunilik

42. Anayasa’nın 35. ve 13. maddelerinde mülkiyet hakkına

getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği

hüküm altına alınmaktadır. AİHM; yasada öngörülen koşulları, bir diğer ifadeyle

hukukiliği geniş yorumlayarak istikrar kazanmış yargı kararlarına dayanan

içtihat yoluyla geliştirilmiş ilkelerin de hukukilik şartını karşılayabildiğini

kabul ederken (Malonei/İngiltere, B. No: 8691/79, 2/8/1984, §§ 66-68) Anayasa, tüm sınırlandırmaların mutlak

manada kanunla yapılacağını öngörerek Sözleşme’den

daha geniş bir koruma sağlamaktadır (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 31).

43. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da

bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki

belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik

koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, § 56).

44. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde

bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden

herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır

ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Bu bakımdan kanunun metni,

bireylerin -gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle- hangi somut eylem ve

olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve

kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır.

Dolayısıyla uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının

yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).

45. Başvurucu 5073 sayılı Kanun'la 1479 sayılı Kanun'da yapılan

değişikliğin kendisi hakkında geçmişe yürütülerek uygulandığını, kendisine

tebligat yapılmadan aylığından kesinti yapıldığını, kesinti yapılacağının

bildirilmiş olması durumunda çalışmaya devam etmeyeceğini belirterek yapılan

müdahalenin kanuni olmadığını ileri sürmektedir.

46. Başvurucunun emekli oldugu 1/6/1999 tarihinden sonra 2010 yılına kadar çalışmasının

mevcut oldugu, bu çalışmanın başvurucunun 11/9/2011

tarihli temyiz dilekçesinde de kendisi tarafından açıkça ikrar edildiği

anlaşıldığından bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı görülmektedir. Uyuşmazlığın

konusu tekrar çalışmaya başladığı dönemde başvurucunun emekli aylığından sosyal

güvenlik destek primi kesintisi yapılmasıdır.

47. Konuya iliskin

yasal düzenlemeler incelendiginde emekli olduktan

sonra 1479 sayılı Kanun'a tabi olarak tekrar çalışmaya başlayanların emekli

aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmasına yönelik

uygulamanın 5073 sayılı Kanun'dan önce4447 sayılı Kanun'la 1479 sayılı Kanun'a eklenenek 20. madde ile getirildiği ve 1479 sayılı Kanun'un

24. maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın varlığı

koşuluna bağlandığı görülmektedir.

48. Ek 20. maddenin 1. fıkrasında 4956 sayılı Kanun'la yapılan

değişiklikle "bu kanuna göre yaşlılık

aylığı bağlananlardan sadece ticari kazanç veya serbest meslek kazancı

dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti devam

edenlerin sosyal güvenlik destek priminden sorumlu olacakları"

öngörülmüş ve anılan Kanun'un 57. maddesine göre bu değişikliğin yürürlük

tarihi 2/8/2003 olarak belirlenmiş ancak daha sonra 5073 sayılı Kanun'la

yapılan değişiklikle de anılan 1. fıkranın 4956 sayılı Kanun'dan önce

yürürlükte bulunan hükmüne benzer bir düzenleme getirilerek "bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24.

maddenin I numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha

sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil

tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı

tarihi takip eden aybaşından itibaren sosyal güvenlik destek primi kesileceği"

öngörülmüştür. Anılan değişiklik hükmünün yürürlük tarihi ise 28/1/2004'tür.

49. Bu durumda başvurucunun emekli aylığından sosyal güvenlik

destek primi kesilmesinin kanuni dayanağının 25/8/1999

tarihinden itibaren mevcut bulunduğu, dolayısıyla bahse konu kesintinin 5073

sayılı Kanun'dan önceki dönemde de kanuni dayanağının olduğu anlaşılmaktadır.

50. Başvurucu tebligat yapılmadan kesinti yapıldığına ilişkin

şikâyette bulunsa da tebligatın amacı, başvurucunun yeni sistemden haberdar

edilmesi olmayıp ödemeleri yapmasının ve yapmaması hâlinde aylığından kesinti

yapılacağının bildirilmesidir. Nitekim mevcut güncel uygulama, emekli olduktan

sonra çalışmaya başlayanların emekli aylıklarından otomatik kesinti yapılması

şeklindedir.

51. Yukarıda belirtilen düzenlemeler

incelendiğinde düzenlemelerin anlaşılabilir nitelikte olduğu, Resmî Gazete'de ve ilgili kurumların internet sitelerinde

yayımlandığı, ulaşılabilir olduğu, sosyal güvenlik sistemi reformu kapsamında

yapılan düzenlemelerin yasama çalışmaları döneminde basın ve yayın organları

ile kamuoyunda geniş tartışmalara neden olduğu ve müdahaleye konu işlemin

kanuni dayanaklarının muhtemel sonuçlarının öngörülebilir nitelikte olduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

52. Kamu yararı kavramı, genel bir ifadeyle özel veya bireysel

çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Bütün

kamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek hedefine yönelmek

durumundadır. Kamu yararı, doğası gereği geniş bir kavramdır. Yasama ve yürütme

organları toplumun ihtiyaçlarını dikkate alarak neyin kamu yararına olduğunu

belirlemede geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Kamu yararı konusunda bir

uyuşmazlığın çıkması hâlinde ise uzmanlaşmış ilk derece ve temyiz yargılaması

yapan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmek konusunda daha iyi konumda oldukları

açıktır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesinde kararların açıkça

dayanaktan yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili kamu organlarının

kamu yararı tespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz konusu olamaz.

Müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat yükümlülüğü, bunu iddia edene

aittir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§§ 34, 35, 36).

53. Kamu yararı, doğası gereği geniş bir kavramdır. Neyin

toplumun genel çıkarına olduğu konusunda da çok farklı görüşlerin ortaya

çıkması kaçınılmazdır. Neyin kamu yararına olduğu, yasama ve yürütme

organlarının siyasi, ekonomik ve sosyal tercihlerine göre farklılaşabileceği

gibi değişen ekonomik, sosyal ve siyasi koşullar kamu yararı amacı ile yapılan

bir iş ya da hizmetin değiştirilmesini gerekli kılabilir (Habibe Kalender ve diğerleri, B. No:

2013/3845, 1/12/2015, § 33).

54. Sosyal güvenlik destek primi, sosyal güvenlik kurumlarının

mali yapılarının güçlendirilmesi ve böylece sosyal sigortacılık faaliyetinin

sürdürülebilmesi amacına yöneliktir. SGDP uygulamasının sosyal güvenlik sistemi

çerçevesinde değerlendirilmesi yapıldığında, emekli olan bir sigortalının işine

devam etmesinin, hem istihdamı menfî yönde

etkilediği, hem de sigortalı sayısının artmasını engellediği ortaya

çıkmaktadır. Dolayısıyla, emekli olan kişilerin işlerini başkalarına devretmek

suretiyle genç sigortalıların sisteme dahil olmalarını

teşvik etmeleri, bu mümkün olmadığı takdirde, alınacak sosyal güvenlik destek

primi ile sisteme katkılarının sağlanmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır(AYM,

E.2004/34, K.2008/94, 17/4/2008).

55. Sosyal güvenlik hizmetlerinde aktüeryal

denge, mevcut ve gelecekteki varlıkların toplamının yine mevcut ve gelecekteki

yükümlülüklerin toplamına eşit olması ve sistemdeki bireylere verilen

taahhütlerin, sistem tarafından karşılanabilir olması anlamına gelmekte olup

sosyal güvenlik destek primi yükümlülüğü getirilmesinde, genel sosyal güvenlik

sisteminin mali yapısının korunması ve sosyal güvenlik planlaması çerçevesinde

toplumun korunmaya daha çok muhtaç olan fertlerinin de bu sosyal güvenlik

şemsiyesi altına alınması bakımından kamu yararı olduğu açıktır (benzer yönde

bkz. Yasemin Mutlu, B. No:

2013/1426, 25/3/2014, § 60).

56.Sosyal güvenlik sisteminin finansmanını sağlayarak ve aktüeryal dengeleri koruyarak sürdürülebilir bir sistem

oluşturmanın yanında farklı sosyal güvenlik sistemleri arasında uygulama

birliği sağlayarak adil bir sistem kurmak da açıkça kamu yararı amacı

güttüğünden müdahalenin meşru amacının bulunduğu açıktır.

iii. Ölçülülük

57. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

58. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet hakları

ancak kanunun öngördüğü usullerle ve kamu yararı gereği sınırlandırılabilir.

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet

haklarının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile

bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir.

59. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık”

olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”,

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını; “gereklilik”, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu

olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün

olmamasını; “orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§

38).

60. Anayasa ve Sözleşme’de yer alan ve

yukarıda yer verilen üçüncü kurallar devlete mülkiyetin kullanımı veya

mülkiyetten yararlanma hakkını kontrol etme ve bu konuda düzenleme yetkisi

vermektedir. Mülkiyeti sınırlamaya göre daha geniş takdir yetkisi veren

düzenleme yetkisinin kullanımında da kanunilik, meşruluk ve ölçülülük

ilkelerinin gereklerinin karşılanması kural olarak aranmaktadır (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010, §§ 83, 84). Buna göre mülkiyet hakkının

düzenlenmesi yetkisi de kamu yararı amacıyla ve kanunla kullanılmalıdır. Mülk

kullanımını düzenleyen bir tedbir söz konusu olduğunda adil dengenin sağlanıp

sağlanmadığını belirlemek için dikkate alınacak faktörlerden biri de tazminat

ödenmemesi olmakla birlikte bu faktör tek başına 1 No.lu Ek Protokol'ün 1.

maddesinin ihlalini oluşturmaz (Depalle/Fransa,

§ 91; Jahn ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 94; Brosset-Triboulet ve diğerleri/Fransa [BD], B. No:

34078/02, 29/3/2010, § 94).

61. Sosyal güvenlik, devlet tarafından üstlenilen önemli bir

sorumluluk olup bu sorumluluğun gereklerinin sağlıklı bir şekilde yerine

getirilebilmesi için birtakım düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır. Dolayısıyla

devletin sosyal güvenlik alanına ilişkin takdir yetkisi geniştir. AİHM de sosyal

güvenliğe ilişkin düzenlemelerin değiştirilmeye açık olduğunu, yasama organının

bu konuda engellenemeyeceğini, kanunlara veya mahkeme kararlarına dayalı olarak

tanınmış emeklilik haklarının gerektiğinde geçmişe etkili yeni kanunlarla

değiştirilebileceğini kabul etmektedir (Arras ve diğerleri/İtalya, B. No: 17972/07, 14/2/2012, § 81; Maggio ve diğerleri/İtalya B. No: 46286/09..., 31/5/2011, § 60; Maurice/Fransa

[BD], B. No: 11810/03, 6/1/2005, § 81; Draon/Fransa [BD], B. No: 1513/03, 6/1/2005, § 73; Kuznetsova/Rusya [BD], B. No: 67579/01, 7/6/2007, §

50).

62. 4447 sayılı Kanun'la 1479 sayılı Kanun'a eklenenek

20. madde ve akabinde 4956 sayılı ve 5073 sayılı Kanunlarla yapılan

değişiklikle diğer sosyal güvenlik sistemine tabi kişilere uygulanan emekli

olduktan sonra çalışanlardan sosyal güvenlik destek primi tahsil edilmesi

uygulaması emekli aylığının %10'u oranında bir ödemeyi zorunlu kılmaktadır.

63.4447 sayılı Kanun'la 1479 sayılı Kanun'a eklenenek

20. madde ve akabinde 4956 sayılı ve 5073 sayılı Kanunlarla yapılan

değişiklikle getirilen sosyal güvenlik primine ilişkin düzenleme, Anayasanın

60. maddesinde yer alan "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet,

bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."

şeklindeki anayasal düzenleme çerçevesinde değerlendirildiğinde; herkesin

sosyal güvenlik hakkından yararlanabilmesi bakımından sosyal güvenlik

kurumlarının mali yapılarının güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğu yadsınamaz.

Bu bağlamda, itiraz konusu kuralın, Anayasanın 60. maddesinde sözü edilen

tedbirler kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Öte yandan, sosyal ve ekonomik

haklar alanında Devlete yüklenen görevlerin, Anayasanın 65. maddesinde

belirtildiği biçimde mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine

getirilebileceği açıktır (AYM, E.2004/34, K.2008/94, 17/4/2008).

64. Sosyal güvenliğin sağlanabilmesi için sigortalıların katkısı

zorunludur; fakat bu katkının adil ve ölçülü olması da gerekir. İtiraz konusu

yasa kuralında olduğu gibi Bağ-Kur Kanunu'nun 50.

maddesine göre belirlenen 12. gelir basamağının %10'u tutarındaki bir destek

priminin adil ve ölçülü olmadığından söz edilemez (AYM, E.2004/34, K.2008/94, 17/4/2008).

65. Bahsedilen uygulama 1479 sayılı Kanun'a tabi olarak emekli

olan bütün emeklileri kapsamamakta, yalnız emekli olduktan sonra tekrar

çalışmaya başlayanların sosyal güvenlik destek primi ödemesini öngörmektedir. Emekli olduktan sonra çalışmaya başlayanların emekli aylıkları

yanında çalışmalarının karşılığı gelir elde ettikleri, ayrıca başvurucunun

büsbütün emekli aylığından veya aylık miktarının belirli bir asgari standardın

altına düşmemesine ilişkin güvenceden mahrum bırakılmış olmadığı, yalnızca

Kanun'da öngörülen emekli aylığının %10'u oranında bir miktarı ödemekle yükümlü

tutulduğu, bu durumun da başvurucuya ödenen emekli alığı üzerinde sınırlı bir

sonuç doğurduğu, bu çerçevede yukarıda ifade edilen zorlayıcı nitelikte kamu

yararı amacına dayanan düzenlemenin, başvurucuyu ağır ve tahammül edilemez bir

yük altına sokmadığı, müdahalenin amacı ile başvurucuya yüklenen külfetin

orantılı olduğu sonucuna varılmıştır.

66. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35 maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

3/2/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Dr. Selami ER Başvurucu : Hamza BUĞDACİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1858, 3 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  13. Paksüt
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1858
Tarih
3 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Dağlı Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/6181)
  • Abdurrahman Dil ve Mehmet Sait Dil Başvurusu (B. No: 2013/5163)
  • Fuat Tanrıkulu Başvurusu (B. No: 2013/7916)
  • Haluk Pek Başvurusu (B. No: 2013/9094)
  • Hasan Kulakcı Başvurusu (B. No: 2013/9572)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/4321)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.