İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fuat Tanrıkulu Başvurusu (B. No: 2013/7916)

1. Başvuru, işçi

Başvuru No2013/7916Tarih18 Şubat 2016Okuma16 dk · 3.151 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fuat Tanrıkulu Başvurusu

Karar tarihi
18 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/7916
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.151 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçi

statüsünde çalışılan kamu kurumunda fiilî hizmet süresi zammından

yararlandırılmaması ve bu konuda açılan davanın reddedilmesi nedeniyle hak

arama hürriyetinin, zorla çalıştırılma yasağının, eşitlik ilkesinin, mülkiyet

ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/10/2013 tarihinde İstanbul 22. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 1/3/1994 tarihinden beri Okmeydanı Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde radyoloji teknisyeni olarak çalışmaktadır.

6. Başvurucu 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar

ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 1/12/2008 tarihinde yürürlüğe girmesinin

ardından anılan Kanun’un 40. maddesi uyarınca yaptığı işin niteliği ve iştigal

ettiği iş kolu itibarıyla fiilî hizmet süresi zammından yararlanmaya

başlamıştır.

7. Bununla birlikte başvurucu 10/2/2011 tarihinde İstanbul 6. İş

Mahkemesinde tespit davası açmış, işe başladığı tarih olan 1/3/1994 ile fiilî

hizmet süresi zammından yararlanmaya başladığı Kasım 2008 arası dönemde de

yaptığı iş gereği radyasyona maruz kaldığını belirtmiş, söz konusu dönem için

fiilî hizmet süresi zammını hak ettiğinin tespitine hükmedilmesini ve bu döneme

ilişkin fiilî hizmet zammı süresi primlerinin davalı Sağlık Bakanlığı

tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna yatırılmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

8. İstanbul 6. İş Mahkemesi 13/2/2013 tarihli ve E.2011/171,

K.2013/126 sayılı kararı ile “… Tüm deliller

ve dosya kapsamı bu şekilde değerlendirilerek;davacının

davalı işyerinde başlangıçtan beri yaptığı işin aynı iş olduğu ve olumsuz

koşullardan aynı şekilde etkilendiği anlaşılmakta ise de; 5510 sayılı Yasa’nın

01/12/2008 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 2008 Kasım ayından itibaren

itibari hizmetten yararlandığı, ancak bu tarihten önceki çalışma döneminde

çalıştığı işyerinin 506 sayılı Yasa’da belirtilen işyerlerinden olmadığı…” gerekçesine

dayanarak davanın reddine hükmetmiştir.

9. İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 17/6/2013 tarihli ve E.2013/7955, K.2013/13690

sayılı ilamı ile kararı onamıştır.

10. Onama ilamı başvurucuya 1/10/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

11. Başvurucu 30/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 5510 sayılı Kanun’un “Fiili

hizmet süresi zammı” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Aşağıda belirtilen işyerlerinde ve işlerde 4 üncü

maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında çalışan

sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve işlerde geçen

çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayıları,

fiilî hizmet süresi zammı olarak eklenir. 360 günden eksik sürelere ait fiilî

hizmet süresi zammı, 360 gün için eklenen fiilî hizmet süresi ile orantılı

olarak belirlenir. Çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında

değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında

belirtilen sigortalılar hariç sigortalının kapsamdaki işyerleri ile birlikte

belirtilen işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz

kalması şarttır.

...

Aşağıdaki bentlerden birden fazlasına dahil olanlar için, en yüksek

olan bentten fiilî hizmet süresi zammı uygulanır.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Basvurucu

:

Fuat

TANRIKULU

Vekili

:

Av. Kamil Tekin SÜREK

..."

13. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nunek 5. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 4/10/2006

tarihli iptal kararından önceki hâli şöyledir:

“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan

görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için,

hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.

Kapsamdaki İşler/İşyerleri

Kapsamdaki Sigortalılar

Eklenecek Gün Sayısı

...11) Radyoaktif ve radyoiyanizan

maddelerle yapılan işler

Doğal ve yapay radyoaktif, radyoiyonizan maddeler veya bütün diğer korpüsküler emanasyon

kaynakları ile yapılan işlerde çalışanlar.

90 gün

14. Anayasa Mahkemesinin 4/10/2006 tarihli ve E.2002/157,

K.2006/97 sayılı (27/3/2007 tarihli Resmî Gazete’de

yayımlanan) kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…İtibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgu sanayi kolları

farklı da olsa belli ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılmasıdır. Bu

nitelikteki işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıkları ileri sürülemez.

Aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulması eşitlik

ilkesine aykırılık oluşturacağından itiraz konusu Yasa kuralı Anayasa'nın

eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

…

17.7.1964 günlü, 506 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu”nun

Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa ile

eklenen IV numaralı bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, ...”

ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, …

OYÇOKLUĞUYLA, 4.10.2006 gününde karar verildi.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; radyoloji teknisyeni olarak Okmeydanı Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde 1/3/1994 tarihinden beri işçi statüsünde çalışmakta

olduğunu, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra 2008 yılı Kasım

ayından bu yana fiilî hizmet süresi zammından yararlandığını, ancak işe girdiği

tarih ile zamdan yararlanmaya başladığı tarih arasında geçen dönemde fiilî

hizmet süresi zammından yararlanamadığını, oysa aynı işyerinde aynı işi yaptığı

memur statüsündeki kişiler ile toplu iş sözleşmesinde bu duruma ilişkin hüküm

bulunan işçilerin söz konusu zamdan yararlanabildiklerini, benzer konuda

Anayasa Mahkemesi kararı bulunmasına rağmen açtığı davadan sonuç elde edemediğini,

ilgili dönemde fiilî hizmet zammından yararlanamamasından dolayı emekli

olabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalacağını belirterek hak arama

hürriyetinin, zorla çalıştırılma yasağının, eşitlik ilkesinin, mülkiyet ve

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesini veya tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

18. Başvurucunun hak arama hürriyetinin, etkili başvuru hakkının

ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin özünün belirli bir

dönemde fiilî hizmet süresi zammından yararlandırılmamasından kaynaklandığı

anlaşıldığından anılan şikâyetler, mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Bununla birlikte başvurucunun fiilî hizmet süresi

zammından yararlanamadığı dönem nedeniyle emekli olabilmek için daha fazla

çalışmak zorunda kalmasından dolayı zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiği

iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Zorla Çalıştırma Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

19. Başvurucu, fiilî hizmet süresi zammından yararlanamadığı

dönem nedeniyle emekli olabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalacağını

belirterek zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna

karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının

salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara

yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan

başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça

dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Münis Düşenkalkar, B. No: 2013/1244,

17/7/2014, § 28).

21. Anayasa'nın "Zorla

çalıştırma yasağı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır."

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı"

başlıklı 4. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"1. Hiç kimse köle ya da kul durumunda

tutulamaz.

2. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu

çalışmaya tabi tutulamaz."

23. Anayasa'nın 18. maddesinin gerekçesinde angarya, kişinin

emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması olarak tanımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da angarya, bir maldan ya da bir

kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma biçiminde tanımlanmıştır.

Hizmetlerin karşılığında kendilerine ücret ödenen kişilerin bu yükümlülük

kapsamındaki çalışmalarının angarya olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı

belirtilmiştir (AYM, E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013).

24. Anayasa'da "zorla çalıştırma" yasaklanmakla

birlikte bu kavramın tanımı yapılmamıştır. Bu kavramın tanımı ve içeriği

belirlenirken temel insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerden ve

ilgili uluslararası otoritelerin yorum ve uygulamalarından yararlanılabilir.

Zorla çalıştırma yasağına ilişkin uluslararası kurallar, 29 No.lu Cebri ve

Mecburi Çalıştırmaya İlişkin ILO Sözleşmesi'nde (ILO Sözleşmesi)düzenlenmiştir.

ILOSözleşmesi'nin 2. maddesinde yapılan ve Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM) de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme/AİHS) 4. maddesinde yer alan zorla çalıştırma yasağının kapsamının

belirlenmesinde esas alınan tanıma göre zorla çalıştırma "herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu

kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetleri"

ifade etmektedir. Buna göre zorla çalıştırmadan söz edilebilmesi için kişinin

ceza tehdidi altında ve rızası bulunmaksızın çalıştırılması gerekmektedir (AYM,

E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013).

25. AİHM tarafından da AİHS'in 4.

maddesinin yorumlanmasında ILO Sözleşmesi'nde yer alan tanıma başvurulmaktadır

(Sliadin/Fransa, B. No: 73316/01, 26/10/2005, §§

115, 116). AİHM içtihatlarında "zorla veya zorunlu" bir çalışmanın

tespitinde iki ayrı durumun varlığı aranmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin yaptığı

çalışmanın yasal zorunluluk veya yükümlülük gereği olması ya da kendi iradesi

dışında çalışmaya zorlanması; ikincisi ise bu çalışmanın kişiye sıkıntı verici,

kişiyi usandırıcı ya da bunaltıcı veya meşakkatli olmasıdır. AİHM; serbestçe

yapılmış bir sözleşme gereğince yapılması gereken işin, taraflardan biri

taahhüdünü yerine getirmediğinde yaptırımla karşılaşması nedeniyle zorla

çalıştırma sayılamayacağını belirtmektedir (Münis Düşenkalkar, § 33).

26. Başvuru konusu olayda bir kamu idaresiyle yaptığı sözleşmeye

istinaden ve ücreti mukabili radyoloji teknisyeni olarak çalışmakta olan

başvurucu; işe başladığı tarih olan 1/3/1994’ten itibaren fiilî hizmet

zammından yararlandırılması gerektiğini, aksi takdirde emekli olabilmek için

daha fazla çalışmak zorunda kalacağını ifade etmekle birlikte yaptığı işin

karşılığı olarak kendisine ücret ödenmediğinden veya istemediği bir işin

kendisine zorla yaptırıldığından şikâyet etmemektedir.

27. Bu durumda başvurucu radyoloji teknisyeni olarak bir kamu

kurumunda yaptığı çalışmayı kamu idaresiyle yaptığı sözleşmeye istinaden ve

ücreti mukabili gerçekleştirmektedir. Başvurucunun bu işte zorla

çalıştırıldığına dair bir emare de ortaya konmamıştır. Dolayısıyla zorla

çalıştırma yasağı yönünden başvurucuya bir müdahalenin bulunmadığı açıktır.

28. Açıklanan nedenlerle zorla çalıştırma yasağı hususunda bir

müdahalenin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu, işe başladığı 1/3/1994 tarihinden 2008 yılı Kasım

ayına kadar geçen sürede fiilî hizmet süresi zammından yararlandırılmaması

nedeniyle maddi kaybının olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin iptal hükmüne rağmen

açtığı davadan da sonuç alamadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

30. Bu durumda öncelikle başvurucunun başvuruya konu olayda

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı

kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığının tartışılması

gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu,

B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 25; Muzaffer Gölen, B. No: 2013/3430, 10/6/2015, § 32).

31. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

32. Sözleşme'ye Ek (1) No.lu Protokol'ün

"Mülkiyetin korunması"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın, Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

34. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir

kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı,

kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içinde değildir. Bu

hususun istisnası olarak belli durumlarda bir

"ekonomik değer" veya

icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

35. Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya konmuş icra

edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne

veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir

yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir.

Ayrıca AİHM, özünde “varlık”

olarak kabul görebilecek bir şahsi menfaatin, ulusal mahkemelerin yerleşmiş

içtihadı gibi yalnızca ulusal hukukta yeterli bir temeli olması hâlinde mümkün

olabileceği görüşündedir (Arzu Batmaz,

B. No: 2013/7915, 16/9/2015, § 34).

36. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında

olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde

iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tanınma mevzuat

hükümleri ve yargı kararları ile yapılabilecektir (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845,

20/11/2014, § 37).

37. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

öncelikle böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, §§ 36,

37).

38. Anayasa'nın ve Sözleşme’nin ortak koruma kapsamında yer alan

mülkiyet hakkı bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle

beraber yürürlükteki mevzuatta -önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız

olarak- sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise

yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine

getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul

edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No:2013/2166, 25/6/2015, § 36; İbrahim Mete, B. No:2013/2495, 8/9/2015, §

34).

39. Ancak somut olayda başvurucunun hâlihazırda fiilî hizmet

süresi zammından yararlanıp yararlanmadığı hususu ihtilaf konusu değildir.

İhtilaf konusu, başvurucunun işe başladığı 1/3/1994 tarihi ile 5510 sayılı

Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte fiilî hizmet süresi zammından

yararlanmaya başladığı 2008 yılı Kasım ayı arasında kalan dönemde fiilî hizmet

süresi zammından yararlandırılmaması ve ilgili dönem için fiilî hizmet süresi

zammı primlerinin ödenmemesi nedeniyle erken emekli olamamasından kaynaklanan

zararın tazmini talebidir.

40. Anayasa'nın ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkının fiilî hizmet süresi zammına ilişkin olarak bireylere bir

güvence sağlamadığı açıktır. Bununla birlikte bireyler, ancak zamdan yararlanılması

konusunda kanuni düzenleme veya içtihatlarda yeterli dayanağın olması hâlinde

bu yöndeki bir talepleri mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilerek güvencelerden

yararlandırılabilir. Öyleyse bu aşamada değerlendirilmesi gereken husus,

başvurucunun talep ettiği dönemde fiilî hizmet süresi zammından

yararlandırılması gerektiği iddiasının kanuni düzenlemeler veya yargısal

içtihatlar ile desteklenip desteklenmediği, böylece başvurucunun iddiasının

Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki güvence hükmüne uygulama alanı sağlayacak

yeterlilikte meşru beklenti oluşturup oluşturmadığıdır.

41. Fiilî hizmet süresi zammına ilişkin düzenlemeler 5510 sayılı

Kanun yürürlüğe girmeden önce başvurucunun da tabi olduğu 506 sayılı Kanun’un

ek 5. maddesi ile ortaya konmuştur (bkz. § 13). Söz konusu madde ile 506 sayılı

Kanun’a göre sigortalı sayılanlardan maddede belirtilen hizmetleri ifa etmekte

olanların sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için hizmetlerinin

türüne göre sigortalılık süresi eklenmesi öngörülmüştür.

42. Ancak radyoloji teknisyeni olan başvurucunun iştigal etmekte

olduğu hizmet kolu, anılan kanun hükmünde fiilî hizmet süresi zammından

yararlandırılacak kapsamdaki sigortalılar arasında yer almamaktadır. Bu durumda

başvurucu, fiilî hizmet süresi zammından yararlanacak hizmet kollarını

düzenleyen 506 sayılı mülga Kanun’un ek 5. maddesi hükmü kapsamı dışında

kalmaktadır.

43. Yargıtayın bu konuya ilişkin bir

Hukuk Genel Kurulu kararında da 506 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi ile getirilen

düzenleme ile tanınan fiilî hizmet süresi olanağından yararlanmak için maddede

yazılı fiziksel koşulların gerçekleşmesinin tek başına yeterli olmadığı,

Kanun’un öngördüğü biçimde iş kolu ve işyeri koşullarının birlikte gerçekleşme

zorunluluğu bulunduğu ifade edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun

21/3/2012 tarihli ve E.2012/21-6, K.2012/222 sayılı kararı).

44. Başvurucu ayrıca 506 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi hükmünün

itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine taşındığını, Anayasa Mahkemesinin verdiği

4/10/2006 tarihli iptal kararı sonucu fiilî hizmet zammından yararlandırılması

gerektiğini ileri sürmüştür.

45. Başvurucunun bu iddiasının incelenmesinde ise söz konusu

Kanun hükmünde yer alan “Azotlu gübre ve

şeker sanayiinde” ibaresinin, Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu

gerekçesi ve iptal edilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi önüne taşındığı,

yapılan inceleme sonucu 4/10/2006 tarihli ve E.2002/157, K.2006/97 sayılı karar

ile “…İtibari hizmet süresinden yararlanmayı

gerektiren olgu sanayi kolları farklı da olsa belli ağır, riskli ve sağlığa

zararlı işlerin yapılmasıdır. Bu nitelikteki işleri yapan kişilerin aynı

durumda olmadıkları ileri sürülemez. Aynı hukuksal durumda bulunanların farklı

kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağından itiraz konusu

Yasa kuralı Anayasa'nın eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırıdır.”

gerekçesine dayanarak söz konusu ibarenin iptaline hükmedildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda iptal kararından sonra fabrika, atölye, trafo binaları, havuz ve

depolarda çalışanların maddede sayılan dört tip işin yapılmasında doksan gün

fiilî hizmet süresi zammından yararlanması mümkün hâle gelmiş ancak söz konusu

kararın başvurucunun iştigal ettiği hizmet kolunu kapsayan bir etkisi

olmamıştır.

46. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girene kadar

uygulanmaya devam edilen 506 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi hükmü,

gerek ilk düzenlenen hâliyle gerekse Anayasa Mahkemesinin iptal kararından

sonra aldığı son hâliyle başvurucunun talep ettiği dönem için başvurucunun işi

ve çalışma yeri dikkate alındığında kendisinin fiilî hizmet zammından

yararlanmasına imkân tanıyan bir kural niteliğinde değildir. Başvurucu, talep

ettiği dönem için fiilî hizmet süresi zammından yararlanabileceği yönünde

yerleşik bir yargı içtihadı da ortaya koymamıştır.

47. Ayrıca sonradan yürürlüğe girmiş kanunlar yürürlük tarihleri

itibarıyla hüküm ifade ettiklerinden -kanun koyucu aksine bir düzenleme

getirmedikçe- geçmişte meydana gelmiş olaylara uygulanamaz. Bu bağlamda 2008

yılı Kasım ayından itibaren başvurucunun fiilî hizmet süresi zammından

yararlanmasını sağlayan 5510 sayılı Kanun da aksine bir hüküm içermediğinden

Kanun’un kendinden önceki döneme uygulanması mümkün olmamaktadır.

48. Bu durumda somut başvuru konusu olayda başvurucunun 5510

sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önceki çalışma döneminde fiilî hizmet süresi

zammından yararlanması talebinin, yürürlükteki kanun hükümleri veya konuyla

ilgili yargı içtihatları tarafından desteklenmediği ve mülkiyet hakkı

kapsamında meşru beklenti olarak nitelendirmeye yetecek somutlukta olmadığı

anlaşılmış; dolayısıyla başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen

mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasının mümkün olmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

49. Öte yandan başvurucunun aynı işyerinde aynı işi yaptığı memur

statüsündeki kişiler ile Toplu İş Sözleşmesi'nde bu duruma ilişkin hüküm

bulunan işçilerin geçmişten beri fiilî hizmet süresi zammından yararlandıkları

için Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine

yönelik iddiasının, anılan Anayasa maddesindeki ifadeler dikkate alındığında

soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme

kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele

alınması gerekir (Onurhan Solmaz, § 33). Bu çerçevede başvurucunun

mülkiyet hakkına yönelik bir müdahalenin bulunmadığının anlaşılması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin incelemesinde eşitlik

ilkesi yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Sigortalılar

Hizmetin Geçtiği Yer

Eklenecek Süre

I— a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953

sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetleri düzenliyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan

sigortalılar

b) Basın kartı yönetmeliğine göre basın

kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve

bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar

5953 sayılı Kanunu Değiştiren 212 sayılı

Kanunun birinci maddesi kapsamına giren işyerleri

Basın müşavirlikleri

90 gün

90 gün

II— (Değişik bent: 20/06/1987

- 3395/13 md.) Basım ve gazetecilik iş

yerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar

a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz

veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri,

b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve

aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri,

c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz

bulunarak çalışılan işyerleri,

d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf

edilerek iş yapılan işyerleri,

e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran

suni ışık altında çalı şılan işyerleri,

f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat

20.00’den sonra çalışılarak yapılan işyerleri,

90 gün

III— (Ek bent: 20/06/1987 – 3395/13 md.) Denizde Gemi adamları, gemi ateşçileri, kömürcüler,

dalgıçlar.

90 gün

IV- (Ek bent: 20/6/1987 -

3395/13 md.) Azotlu

gübre ve şeker sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda,

trafo binalarında çalışanlar.

1. Çelik, demir ve tunç döküm,

2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve

patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren

işlerde, 3. Patlayıcı maddeler yapılmasında, 4. Kaynak işlerinde çalışanlarda. 90 gün

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7916, 18 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Yıldırım
  9. Özgüldür
  10. Topal
  11. M. Emin KUZ
  12. Perdecioğlu
  13. Tanrıkulu
  14. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. A. 1. Zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  19. IV- (Ek bent: 20/6/1987 -
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7916
Tarih
18 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Haluk Pek Başvurusu (B. No: 2013/9094)
  • Hasan Kulakcı Başvurusu (B. No: 2013/9572)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/4321)
  • Kahraman Güvenç Başvurusu (B. No: 2013/2260)
  • Zekiye Aktay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8415)
  • Elif Doğan Kutlu Başvurusu (B. No: 2013/5219)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.