İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Arif Kılınç Başvurusu (B. No: 2013/1656)

1. Başvurucu, rızası olmaksızın

Başvuru No2013/1656Tarih16 Temmuz 2014Okuma10 dk · 2.041 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Arif Kılınç Başvurusu

Karar tarihi
16 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/1656
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.041 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, rızası olmaksızın

bir üçüncü kişi tarafından özel hayatına ilişkin görüntülerinin kayda alınarak,

elde edilen bu görüntülerin şantaj maksatlı kullanılması ve bu kapsamda yaptığı

suç duyurusu üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 20. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle, takipsizlik kararının kaldırılmasına karar

verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/2/2013

tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

belirtilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu tarafından, bir

üçüncü kişi tarafından özel hayatına ilişkin görüntülerinin kayda alındığı,

kendisine iletilen ve belirtilen görüntüleri içeren CD’nin iki şüpheli

tarafından ele geçirilerek kendisine şantaj yapıldığı, şüphelilerce kendisinden

bu kapsamda para alındığı, şüphelilerce yağmalandığı, tehdit edilerek

hürriyetinin tahdit edildiği iddiasıyla yapılan suç

duyurusu üzerine, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 9/2/2012 tarih ve

S.2012/2006 sayılı kararı ile, şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmiştir.

6. Başvurucu tarafından

belirtilen karar aleyhine yapılan itiraz Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/3/2012 tarih ve 2012/313 değişik sayılı kararı ile kabul

edilerek, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına

hükmedilmiştir.

7. Belirtilen karar sonrası

yürütülen soruşturma neticesinde, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 14/11/2012

tarih ve S.2012/5866 sayılı kararı ile, şüpheliler

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

8. Başvurucu tarafından

belirtilen karar aleyhine yapılan itiraz, Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2012 tarih ve 2012/954 değişik sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

9. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106., 107., 109. ve

148. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

10. Mahkemenin 16/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

21/2/2013 tarih ve 2013/1656 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

11. Başvurucu, bir üçüncü kişi

tarafından özel hayatına ilişkin görüntülerinin kayda alındığını, bu şahıs

tarafından kendisine iletilen ve belirtilen görüntüleri içeren CD’nin diğer iki

kişi tarafından ele geçirilerek kendisine şantaj yapıldığını, bu kapsamda

yaptığı suç duyurusu üzerine Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 14/11/2012 tarih ve S.2012/5866 sayılı kararı ile

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, karara karşı yaptığı itirazın

Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2012 tarih ve 2012/954 değişik sayılı

kararı ile reddedildiğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın,

eksik yapılan ceza soruşturmasına dayandığını ve itirazen

verilen kararın yeterli gerekçe içermediğini belirterek, adil yargılanma ve

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adil

Yargılanma Hakkı Yönünden

12. Başvurucu, rızası olmaksızın

bir üçüncü kişi tarafından kayda alınan özel hayatına ilişkin görüntülerinin

şantaj maksatlı kullanıldığı iddiasıyla yaptığı suç duyurusu üzerine şüpheliler

hakkında eksik inceleme yapılmak suretiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar

verildiğini ve bu karara karşı yaptığı itiraz üzerine verilen kararın yeterli

gerekçe ihtiva etmediğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

13. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir…”

14. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

15. Anılan Anayasa ve Kanun

hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

16. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

17. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. ….”

18. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının

kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No. 2012/13, 2/7/2013,

§ 38).

19. Sözleşme’nin adil yargılanma

hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların”

ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal

edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun ya

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da

başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır (B. No. 2012/917, 16/4/2013, § 21).

20. Bir ceza davasında üçüncü

kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar

gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler, adil yargılanma hakkının

koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medenî

hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda

verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir

(B. No. 2013/1845, 7/11/2013, § 37; Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Perez/Fransa, B. No. 47287/99, 12/2/2004, §

70).

21. Hukuk sistemimiz açısından,

5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak

iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmış olup, başvurucunun ceza muhakemesi

sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut

olayda başvurucunun isteğinin üçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla, verilen

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkilerinin de ceza muhakemesi süreci

ile sınırlı olduğu ve başvurucunun iddiaları göz önünde bulundurulduğunda hukuk

yargılaması açısından bağlayıcı bir etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

22. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusunun, Anayasa’da

güvence altına alınmış ve AİHS kapsamında yer alan temel hak ve özgürlüklerin

koruma alanı dışında kaldığı anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Özel

Hayatın Gizliliği Hakkı Yönünden

23. Başvurucu, rızası olmaksızın

bir üçüncü kişi tarafından özel hayatına ilişkin görüntülerinin kayda

alındığını ve diğer iki kişi tarafından ele geçirilen bu görüntülerin şantaj

amaçlı kullanıldığını belirterek, Anayasa’nın 20. maddesinde tanımlanan hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucunun iddiasının esasen belirtilen

eylem nedeniyle yaptığı suç duyurusu üzerine etkili bir soruşturma yapılmadığı

hususuna dayandığı anlaşılmaktadır.

24. Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı 20.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel

hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel

hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

25. Devlet, özel hayatın

gizliliğine keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını

önlemekle yükümlüdür. Somut başvuruda olduğu gibi, özel kişiler arasındaki

ihtilaflar açısından, çoğu zaman klasik müdahale biçimlerinden biri söz konusu

olmamakla beraber, bu kapsamda da yetkili makamlar için geçerli olan usulî özen yükümlülüğü, gerekli usulî

güvenceleri sunan yargısal prosedürleri sağlamak ve bu

suretle yargısal ve idari makamların özel kişiler arasındaki bir uyuşmazlıkta

etkili ve adil bir karar vermesini temin etme sorumluluğunu ifade etmektedir.

Ancak Devletin, bu müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesindeki

pozitif yükümlülüğü, tüm müdahale türlerinin tamamı açısından mutlaka cezai

soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Üçüncü kişilerin haksız

müdahalelerine karşı bireyin korunması iddiaya konu müdahale ve korunan hukuki

yarara bağlı olarak, hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür.

26. Ancak başvuruya konu olayda

söz konusu olduğu gibi, üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilmekle birlikte,

özellikle konusu suç teşkil eden ve kişinin özel hayat unsurları üzerinde

önemli etkiler doğuran eylem biçimleri açısından farklı bir değerlendirme

yapılması zaruridir.

27. Anayasa’nın 20. maddesi esas

itibarıyla bireyi kamu makamlarının keyfi müdahalesine karşı korumakla

birlikte, Devletin sadece böyle bir müdahalede bulunmaktan kaçınmasını

gerektirmemekte, belirtilen negatif yükümlülüğün yanı sıra, özel ve aile

yaşamına etkili bir şekilde saygı gösterilmesi noktasındaki pozitif yükümlülükleri

de kapsamına almaktadır. Bu yükümlülükler, bireylerin kendi aralarındaki

ilişkiler alanında olsa dahi, özel yaşama saygıyı sağlamayı hedefleyen

tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar. Anayasa’nın 20. maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte ele alındığında, belirtilen

pozitif yükümlülüklere işaret etmekte olup, özel hayatın gizliliği ve korunması

hakkına ilişkin bu pozitif yükümlülükler, bireyin özel hayat unsurlarının

korunması konusunda etkili soruşturma yükümlülüğünü de kapsamına almaktadır. Özel şahısların eylemleri karşısında, belirtilen unsurların

korunması noktasında Anayasa’nın 20. maddesine uygunluğu sağlamak için gerekli

vasıtaların seçimi, kural olarak kamu makamlarının takdir alanı içinde kalmakla

birlikte, yukarıda ifade edildiği üzere, temel değerlerin ve özel yaşamın

esaslı yönlerinin tehlikeye girdiği ağır eylem biçimlerinin söz konusu olması

durumunda, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün gereği

olarak, devletin belirtilen eylemleri etkili bir şekilde cezalandıran hükümleri

ihdas etme ve bunları etkili soruşturma ve kovuşturma suretiyle uygulamaya

geçirme yükümlülüğü bulunduğunun kabulü gerekir.

28. Bu kapsamda yürütülen ceza

soruşturmalarının amacı, özel hayatın gizliliğini koruyan mevzuat hükümlerinin

etkili bir şekilde tatbiki ile sorumluların tespiti ve etkili müeyyidelerin

uygulanmasını sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp, uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan belirtilen yükümlülük, Anayasa’nın

20. maddesinin, başvurucuya üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırılmalarını talep hakkı, kamusal makamlara ise tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza hükmüyle sonuçlandırma ödevi yüklediği

şeklinde yorumlanamaz. Zira, bireylerin cezai

sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, cezai takibatın bir

mahkumiyet kararı ile sonuçlanması ve bu halde takdir edilecek cezanın miktar

ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa Mahkemesinin görevi dâhilinde olmayıp, bu

husus esasen derece mahkemelerinin takdirindedir.

29. Bireysel başvuru kapsamında

yapılacak değerlendirmede dikkate alınacak husus, yukarıda belirtilen

yükümlülükler kapsamında, yeterli usuli güvenceleri

sunan etkili bir cezai takibat yürütülüp yürütülmediği olup, bu çerçevede,

yürütülecek cezai soruşturmanın derhal başlaması, bağımsız bir biçimde ve kamu

denetimine tabi olarak özenle ve süratle yürütülmesi ve etkili olması

zaruridir.

30. Başvuru konusu olayda,

başvurucu tarafından 1/11/2011 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına

verilen dilekçe ile, bir üçüncü kişi tarafından özel hayatına ilişkin

görüntülerinin kayda alındığı, kendisine iletilen ve belirtilen görüntüleri

içeren CD’nin bilahare iki şüpheli tarafından ele geçirilerek kendisine şantaj

yapıldığı, şüphelilerce kendisinden bu kapsamda para alındığı, yağmalandığı,

tehdit edilerek hürriyetinin tahdit edildiği

iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuş olduğu, aynı tarihte başvurucunun ilgili

Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadesi alınarak, ilgili kolluk birimine

şüphelilerin kimlik bilgilerinin tespiti ve bahse konu CD’lerin mevcudiyetinin

araştırılarak gerektiğinde arama kararı talep edilmesi hususunda yazılı talimat

verildiği, devam eden süreçte şüpheli ifadelerinin aldırılarak başvurucunun

iddiasına konu çeklerin ne zaman ve kim tarafından tahsil edildiği hususunun

ilgili banka ile yapılan yazışmalar kapsamında tespit edildiği, soruşturma

sürecinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itirazen

kaldırılması üzerine soruşturma işlemlerine devam edilerek tanık ifadesine

başvurulduğu ve yukarıda belirtilen soruşturma işlemleri neticesinde,

başvurucunun soyut iddiaları dışında şüpheliler hakkında müsnet

suçlardan kamu davası açılmasını gerektirecek somut delil bulunmadığı

belirtilerek, kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği

görülmektedir. Bu kapsamda, başvurucunun şikayeti

üzerine aynı gün soruşturma işlemlerine başlanılarak makul sürede tamamlandığı,

soruşturma sürecinde başvurucunun iddialarında geçen şüpheli ve tanık

ifadelerine başvurulduğu, iddiaya konu çeklere ilişkin araştırmanın ilgili

banka nezdinde yaptırıldığı, bu suretle başvurucu tarafından ileri sürülen

hususların soruşturma makamlarınca tetkik edildiği, belirtilen süreçte başvurucunun

soruşturma evrakına erişim ve sürece katılım noktasında herhangi bir

kısıtlamaya tabi tutulduğunu gösteren bir bulguya rastlanmadığı gibi, süreçte

sunduğu talep dilekçelerinde yer verilen hususların da soruşturma makamlarınca

değerlendirildiği, soruşturma neticesinde müsnet

suçlardan kamu davası açılmasını gerektirecek somut delil bulunmadığı

belirterek şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

karar verilmekle birlikte, başvurucunun iddiasına konu olayın soruşturulmasının

ve özellikle olaydaki kamu görevlilerinin gösterdikleri yaklaşımın, özel

hayatın gizliliği hakkına yapılan müdahalelerin soruşturulması hususunda ceza

hukuku sistemini etkili olarak uygulama şeklindeki pozitif yükümlülüğün

gerektirdiği şartların gerisinde kalmadığı anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu olayda, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayatın gizliliği hakkının korunması noktasındaki pozitif yükümlülüklerin ihlal

edilmediğinin açık olduğu anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 20. maddesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

16/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Zühtü ARSLAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Mehmet Arif KILINÇ Vekili : Av. Mehmet İLHAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1656, 16 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1656
Tarih
16 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Ökkeş Alp Kırıkkanat Başvurusu (B. No: 2012/1011)
  • Halil Kalkan Başvurusu (B. No: 2013/9787)
  • Emel Leloğlu Başvurusu (B. No: 2013/3512)
  • Nigar Erdem Başvurusu (B. No: 2013/9313)
  • Türkiye Emekliler Derneği Başvurusu (B. No: 2012/1035)
  • Hasan Alkurt Başvurusu (B. No: 2013/9788)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.