İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nigar Erdem Başvurusu (B. No: 2013/9313)

1. Başvurucu boşanma davası

Başvuru No2013/9313Tarih16 Temmuz 2014Okuma12 dk · 2.497 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nigar Erdem Başvurusu

Karar tarihi
16 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/9313
R.G. Tarih-Sayı
16/10/2014-29147
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.497 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu boşanma davası

sonrası açtığı nafakanın artırılması davasının makul sürede sonuçlandırılmaması

ve dava neticesinde lehine takdir edilmiş olan nafakanın kaldırılmasına karar

verilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 10., 13., 36. ve 41. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle yoksun kaldığı nafaka

alacaklarının kendisine ödenmesine ve uğradığı manevi zararın tazminine karar

verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 18/12/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/3/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 7/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu 25/1/2008

tarihinde Ankara 5. Aile Mahkemesinin E.2008/99 sırası üzerinde açtığı davada,

davalı ile aralarındaki boşanma davası neticesinde lehine hükmedilen yoksulluk

nafakası ve velayetleri kendisine bırakılmış olan çocuklar için takdir edilen

iştirak nafakasının artırılmasını talep etmiştir.

8. Davalı eski eş tarafından

aynı esas sayılı dosya üzerinde açılan karşı dava ile yoksulluk nafakasının

kaldırılması talep edilmiştir.

9. Yargılama sırasında Ankara

1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sırası üzerinde görülen ayrı bir dava

neticesinde, müşterek çocukların velayetinin davalı babaya verilmesine

hükmedilmiştir.

10. Mahkemece yapılan yargılama

neticesinde, 25/3/2009 tarih ve E2008/99, K.2009/390 sayılı karar ile, müşterek

çocuklarının annede olan velayetlerinin babaya verilmiş olması ve başvurucunun

dosya kapsamındaki delillerden evlenme olmaksızın evli imiş gibi bir başka

şahısla birlikte yaşadığının tespit edilmesi gerekçelerine istinaden,

başvurucunun davasının reddi ve davalı-karşı davacının davasının kabulüne ve

yoksulluk nafakasının karşı dava tarihi olan 14/2/2008 tarihinden geçerli olmak

üzere kaldırılmasına hükmedilmiştir.

11. İlk derece mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10/6/2013 tarih ve E.2013/8280,

K.2013/9823 sayılı kararı ile onanmıştır.

12. Karar düzeltme talebi aynı

Dairenin 8/10/2013 tarih ve E.2013/5625, K.2013/14137 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

13. Ret kararı başvurucu

vekiline 20/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve 18/12/2013 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 16/7/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/12/2013 ve 2013/9313

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, boşanma davası

neticesinde kendi lehine yoksulluk nafakası ve velayetleri kendisine verilen

çocuklar lehine iştirak nafakasına hükmedildiğini, belirtilen nafakaların

artırılması talebi ile açtığı davanın yargılamasının çok uzun sürdüğünü, bu

süreçte tedbiren ödemelerinin durdurulmasına

hükmedilen nafaka alacaklarının akıbetinin yargılama süresince belirsiz

kaldığını ve yargılama neticesinde davasının reddedildiğini belirterek,

Anayasa’nın 10., 13., 36. ve 41. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

17. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, başvurucunun

iddialarının incelenmesi neticesinde, iddialarının özünün makul sürede

yargılanma hakkının ihlali ile yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

iddialarına ilişkin olduğu anlaşılmakla, söz konusu iddiaların belirtilen

kapsamda değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı iddiası

18. Başvurucu, açtığı nafakanın

artırılması talepli davada, nafakanın tedbiren

durdurulması ve yargılama neticesinde verilen nafakanın kaldırılması kararının

yanlış hukuki değerlendirme sonucunda verildiğini beyan ederek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

19. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir

temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

22. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir

hatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027,

12/2/2013, §§ 25-26).

23. Başvurucu tarafından, yanlış

hukuki değerlendirme yapılarak nafakanın tedbiren

durdurulmasına ve yargılama sonucunda nafakanın kaldırılmasına karar verildiği,

bu kapsamda hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup,

başvurucunun belirtilen iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası da

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

25. Başvuru dosyası kapsamından,

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun, kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu açtığı nafakanın

artırılması talepli davanın beş yıldan uzun bir süre sonra sonuçlandığını ve

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle nafaka alacaklarının akıbetinin uzun süre

belirsiz kaldığını belirterek, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

31. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

32. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).

33. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

34. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

35. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

36. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, nafakanın artırılması talebi hakkında yürütülen bir yargılama

faaliyetinin söz konusu olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri

konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

49).

37. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından, başvuruya konu davanın açılmış

olduğu 25/1/2008 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 45). Sürenin bitiş

tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona

erme tarihi olup, davanın reddi hükmüyle sonuçlanan başvuru konusu yargılama

açısından bu tarih Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2013/5625, K.2013/14137

sayılı, karar düzeltme talebinin reddine dair ilam tarihi olan 8/10/2013

tarihidir.

38. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 51).

39. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun boşanma davası sonucunda

başvurucu lehine takdir edilen yoksulluk nafakası ile velayetleri başvurucuya

verilen müşterek çocuklar için takdir edilen iştirak nafakalarının artırılması

talebi olduğu, 25/1/2008 tarihli dilekçe ile yargılamasına başlanılan süreçte,

davalı tarafından karşı dava açıldığı, yargılamanın 18/7/2008 tarihli

celsesinde verilen ara karar uyarınca başvurucu için tayin edilmiş olan

yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren tedbiren

durdurulmasına karar verildiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece verilen

25/3/2009 tarihli kararın başvurucu tarafından 13/5/2009 tarihinde temyiz

edilmesi üzerine dosyanın yaklaşık bir yıl sonra 12/4/2010 tarihinde temyiz

incelemesine gönderildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 15/9/2009 tarihli

kararı ile, müşterek çocukların velayetlerinin değiştirilmesi talebini içeren

Ankara 1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sayılı dosyasının evraka eklenmesi

talebiyle dosyanın mahalline geri çevrildiği, ilk derece mahkemesince tekrar

temyiz incelemesine gönderilen dosyanın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24/5/2010

tarihli kararı ile, müşterek çocukların velayetlerinin değiştirilmesi talebini

içeren Ankara 1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sayılı dosyasına ait kararın

kesinleşmesi akabinde gönderilmesi talebiyle dosyanın geri çevrildiği,

velayetin değiştirilmesine ilişkin belirtilen dosyada verilen kararın 13/9/2012

tarihinde kesinleştiğine dair 29/4/2013 tarihinde şerh verilmesi üzerine,

başvuruya konu yargılama dosyasının temyiz incelemesi yapılmak üzere 7/5/2013

tarihinde Yargıtaya gönderildiği, Yargıtay 2. Hukuk

Dairesinin 10/6/2013 tarihli onama kararı üzerine başvurucu tarafından yapılan

karar düzeltme talebinin aynı Dairenin 8/10/2013 tarihli kararı ile

reddedildiği ve belirtilen süreç nazara alındığında toplam beş yıl sekiz aylık

yargılama sürecinin üç yıl sekiz aylık bölümünün başka bir yargılama dosyasına

ilişkin kararın kesinleşmesinin beklenilmesi amacıyla geçirildiği

anlaşılmaktadır.

40. Yargılama faaliyetinin

süresine ilişkin değerlendirmede göz önünde bulundurulması gereken ilgili

makamların tutumu kapsamında sadece ilgili yargı makamlarının tutumu dikkate

alınmayıp, Devletin kamu gücü kullanan tüm organlarına atfedilebilir bir

gecikme olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yetkili makamlara atfedilecek

gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon

eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin

6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde

karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını

yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir. Somut

yargılama açısından 1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sayılı dosyasının

akıbetinin beklenilmesi noktasındaki takdir ilgili usul hükümleri uyarınca

derece mahkemelerine ait olmakla beraber, belirtilen dava akıbetinin üç yıl

sekiz aylık bir süre boyunca beklenilmesinin somut yargılamanın süresi üzerinde

etkili olduğu anlaşılmaktadır.

41. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden,

başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesi nezdinde sürdüğü

görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan

yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.

42. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64), davanın mahiyeti

nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın

karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında,

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve özellikle nafakanın artırılması talebine ilişkin olması

nedeniyle yargılama konusunun başvurucu açısından taşıdığı değer nazara

alındığında, söz konusu yaklaşık altı yıllık yargılama sürecinde makul olmayan

bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

44. Başvurucu, yoksun kaldığı

nafaka alacaklarının kendisine ödenmesini ve 10.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık altı yıllık yargılama süresi nazara alındığında,

başvurucunun yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya takdiren 5.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun

maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 5.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 16/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Zühtü ARSLAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Nigar ERDEM Vekili : Av. Fatma Gülay GÜNER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9313, 16 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvurucuya 5.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9313
Tarih
16 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Türkiye Emekliler Derneği Başvurusu (B. No: 2012/1035)
  • Hasan Alkurt Başvurusu (B. No: 2013/9788)
  • Devrim Rehber Başvurusu (B. No: 2012/1284)
  • Yaşar Kaya Başvurusu (B. No: 2013/8694)
  • Ali Serdar Uğurlu Başvurusu (B. No: 2013/6330)
  • Hayrettin Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2293)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.