İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yaşar Kaya Başvurusu (B. No: 2013/8694)

1. Başvurucu, kanunda öngörülen

Başvuru No2013/8694Tarih23 Temmuz 2014Okuma15 dk · 2.931 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yaşar Kaya Başvurusu

Karar tarihi
23 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/8694
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.931 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kanunda öngörülen

azami süreyi aşacak şekilde ve somut olgular gösterilmeden tutukluluğun

devamına karar verildiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 38. maddelerinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 2/12/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 15/4/2014 tarihinde başvurunun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

29/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 29/5/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet

Bakanlığı, 16/4/2013 tarihinde daha önceki görüşlerine atıfta bulunarak

başvuruya ilişkin ayrıca görüş sunmaya gerek görülmediğini bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, kasten öldürmeye

azmettirme kapsamında 16/9/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve Kartal 2. Sulh

Ceza Mahkemesinin 20/9/2008 tarih ve 2008/278 sayılı kararı ile tutuklanmıştır.

8. Kartal Cumhuriyet

Başsavcılığının 26/12/2008 tarih ve 2008/677 sayılı iddianamesiyle başvurucu ve

diğer şüpheliler hakkında kasten öldürme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet

suçlarından açılan dava Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2009/1 sayılı

dosyasında yürütülmüştür.

9. Kartal 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 7/1/2010 tarihinde E.2009/424 sayılı dosyanın Mahkemenin E.2009/1

sayılı dosyasıyla birleştirilmesine ve yargılamanın E.2009/1 dosyası üzerine

yürütülmesine karar vermiştir.

10. Kartal 1. Ağır Ceza

Mahkemesince 25/3/2010 tarih ve E.2009/1, K.2010/75 sayılı kararla başvurucunun

kasten öldürme suçlarından toplam 38 yıl 4 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi

19/4/2011 tarihli ilamla “katılma talebinde

bulunulduğu halde, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi”

gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

11. Bozma sonrasında Kartal 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin 23/11/2011 tarih ve E.2011/228, K.2011/396 sayılı

kararıyla, başvurucunun kasten öldürme suçlarından toplam 38 yıl 4 ay hapis

cezası ile cezalandırılmasına ve hükmen tutukluluğa karar verilmiştir. Temyiz

incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2/4/2013 tarihli ilamla “Kartal 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/77 Esas sayılı

dosyası ile iş bu dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan her iki

dosyanın birleştirilip sonucuna göre delillerin birlikte takdir edilerek

sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi”

gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

12. Yeniden yapılan yargılamada

İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi)

21/5/2013 tarih, E.2013/180, K. 2013/270 ve 13/5/2013 tarih, E.2013/173,

K.2013/245 sayılı birleştirme kararlarıyla, davanın İstanbul Anadolu 7. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2012/77 dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir.

İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesince de 23/5/2013 tarih, E.2012/77 ve

K.2013/95 sayılı kararla yargılamanın İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2013/173 sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmesi üzerine

görevli mahkemenin belirlenmesi için dosya Yargıtay 5. Ceza Dairesine

gönderilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 8/7/2013 tarihinde “..İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/173

Esas, 2013/245 Karar sayılı birleştirme kararının KALDIRILMASINA, davanın

İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası üzerinden yürütülmesine”

karar vermiştir.

13. Başvurucunun, İstanbul

Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/10/2013 tarihli tutukluluk halinin devamı

kararına yapmış olduğu itiraz İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

24/10/2013 tarih, 2013/1969 D.iş

sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı 11/11/2013 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

14. İstanbul 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 9/4/2014 tarihinde mahkeme heyetinin reddi nedeniyle başvurucu

hakkındaki dosyanın ayrılmasına karar vermiş, diğer sanıklar hakkındaki hükmünü

açıklamıştır.

15. Başvurucu hakkındaki dava

İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/188 dosyasında devam

etmektedir.

16. Başvurucu 2/12/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. ve 38. maddesi.

18. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.)

Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan

fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

19. Aynı Kanun’un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir;

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir.

20. Aynı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 23/7/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/12/2013 tarih ve 2013/8694 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, kanunda öngörülen

azami süreyi aşacak şekilde ve somut olgular gösterilmeden tutukluluğun

devamına karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal

edildiğini iddia etmiş ve serbest bırakılması gerektiğinin tespitine karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kanuni

Tutukluluk Süresinin Aşıldığı İddiası

23. Başvurucu, tutukluluk

süresinin Kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle tutulmasının hukuki

olmadığını ileri sürmüştür.

24. Başvurucunun kanuni

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası açısından değerlendirilmesi gerekir.

25. Anayasa’nın 19. maddesi şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları

kanunda gösterilen:

…

Suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

…

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

…”

26. Anayasa’nın 19. maddesinde özgürlük

ve güvenlik hakkı güvence altına alınmış ve hiçbir bireyin özgürlüğünden keyfi

bir biçimde yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir. 19. maddenin birinci

fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu, ikinci ve

üçüncü fıkralarında ise bireylerin bu haktan şekil ve şartları kanunda

gösterilen bazı istisnai durumlarda mahrum edilebileceği kuralı yer almaktadır.

27. Buna göre, kişinin özgürlük

ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında

belirlenen durumlardan birinin varlığı halinde söz konusu olabilir. Bir bireyin

özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanacağı durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Bu çerçevede 19. maddenin üçüncü fıkrasına göre suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini

ve değiştirilmesini önlemek maksadıyla hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Tutuklamanın kanunda öngörülen şekil ve şartlara uygun olması gerekir.

28. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu

hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği ancak uzatma süresinin toplam

üç yılı geçemeyeceği belirtilmiş olup, madde metninde uzatma süreleri dâhil

toplam tutukluluk süresinin azami 5 yıl olabileceği öngörülmektedir (Yargıtay

Ceza Genel Kurulunun 12/4/2011 tarih ve E.2011/1-51, K.2011/42 sayılı kararı).

29. Bu sürenin hesabında ilk

derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması

gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla

mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir

suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve

tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma haline

dönüşmektedir. Nitekim AİHM, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini

tutukluluk olarak nitelendirmemekte ve temyiz aşamasında geçen süreyi

tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır Aynı yaklaşım Yargıtay Ceza

Genel Kurulunca da benimsenmiş ve temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine

dâhil edilmeyeceğine hükmedilmiştir. (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41)

30. Somut olayda başvurucu

16/9/2008 tarihinde gözaltına alınmış, 20/09/2008 tarihinde tutuklanmış ve hakkında

ilk derece mahkemesince 25/3/2010 tarihinde mahkumiyet

kararı verilmiştir. Bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından 19/4/2011

tarihinde bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde ilk derece

mahkemesi 23/11/2011 tarihinde yeniden mahkumiyete hükmetmiş ve bu karar da

Yargıtay tarafından 2/4/2013 tarihinde bozulmuştur. Başvurucu hakkındaki dava

halen derdesttir. Buna göre temyiz aşamasında geçen süreler hariç ilk derece

mahkemesi önünde yargılanırken başvurucunun tutuklu kaldığı süre yaklaşık 3 yıl

5 aydır.

31. Buna göre başvurucunun

toplam tutukluluk süresinin Kanun’da öngörülen 5 yıllık azami süreyi aşmadığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığı İddiası

32. Başvurucu tutukluluk

süresinin makul olmadığı ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda tutuklama

nedenlerinin varlığını gösteren delillere ilişkin somut olguların açıkça

gösterilmediğini ileri sürmüştür.

33. Başvurucunun iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı görüldüğünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

34. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

35. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun

devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir

kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B. No: 2012/239,

2/7/2013, § 61).

36. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (B. No:

2012/239, 2/7/2013, § 62).

37. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar

tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda

tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü takdirde,

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir. (B. No: 2012/239,

2/7/2013, § 63).

38. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63, 64).

39. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler

gösterilerek bir zanlı ya da

sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı

derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014, § 45). Ayrıca

itiraz veya temyiz merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme

kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin

kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar

hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/9895, 2/1/2014, § 46).

40. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk

derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir. (B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 66).

41. Tutukluluk

süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen

sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın

nedeni “ilk derece mahkemesince verilen

hükme bağlı olarak tutma” haline dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz

aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin değerlendirmesinde göz önünde

bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suç

isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süre

değerlendirmede dikkate alınacaktır (B. No: 2013/338, 2/7/2013, § 41).

42. Başvurucunun tutuklu kaldığı süre

de dikkate alınarak,

tutukluluğunun devamına gerekçe gösterilen hususların “ilgili” ve “yeterli” olup olmadığı incelenmelidir.

43. Somut olayda dava dosyası

incelendiğinde, 3/8/2008 tarihinde işlenen ve iki kişinin ölümüyle sonuçlanan

kasten öldürme suçu nedeniyle hakkında verilen yakalama kararı sonrası

başvurucu 16/9/2008 tarihinde yakalanmış ve 20/9/2008 tarihinde tutuklanmıştır.

44. Başvurucu hakkındaki

tutukluluğun devamına ilişkin kararlar incelendiğinde; 25/11/2008, 17/12/2008,

6/1/2009, 19/8/2009, 9/12/2009, 4/2/2010 tarihli kararlar ve 4/3/2009,

2/4/2009, 30/4/2009, 28/5/2009, 25/6/2009, 21/7/2009, 17/9/2009, 15/10/2009,

10/11/2009, 7/1/2010, 24/2/2010 tarihli duruşmalarda “atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu” gerekçesiyle,

17/8/2011, 13/10/2011 tarihli kararlarda “atılı

suçun niteliği, mevcut delil durumu, tutuklu kaldığı süre”

gerekçesiyle, 5/7/2011, 14/9/2011, 26/10/2011 tarihli duruşmalarda “atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu

ve atılı suçun CMK.100/3 maddesinde sayılan suçlardan” gerekçesiyle,

20/6/2013, 16/7/2013, ve 14/8/2013 tarihli kararlarla “üzerlerine atılı suçun niteliği, yasada öngörülen

cezalının alt sınırı, CMK’nun 100/3 maddesinde yer

alan katalog suçlardan oluşu ve buna göre bir tutuklama nedeninin var sayılması;

sanıkların aşamalardaki anlatımı, dosyada mevcut katılanların ve tanıkların

anlatımı ve toplanan delillere göre suç şüphesinin halen devam ediyor olması,

işin önemi, verilmesi beklenen ceza miktarına göre tutuklama tedbiri dışında

uygulanacak adli kontrol güvenlik tedbirlerinin yetersizliği”

gerekçesiyle, 9/9/2013 ve 7/10/2013 tarihli duruşmalarda “dosyada mevcut beyanlar, mağdur anlatımları,

tutuklama tedbiri dışında başka tedbir uygulanması halinde sanığı atılı suçun

kanunda yaptırıma bağlanan süresine göre kaçacağı ve bu sebeplerle sanık

hakkındaki kuvvetli suç şüphesinin devam ediyor oluşu” gerekçesiyle

tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

45. Başvurucu, son olarak 5271

sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami beş

yıllık tutukluluk süresinin aşıldığı iddiasıyla İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/10/2013 tarihli tutukluluk halinin devamına dair karara itiraz

etmiştir. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/10/2013

tarih ve 2013/1969 Değişik İş sayılı kararıyla “yargılama

dosyası kapsamındaki olay ve yakalama tutunağı

içerikleri, aşamalardaki ifade içerikleri, itiraz dilekçesinde ileri sürülen

sebepler, tutuklama/tutukluluğun devamı kararında tutuklama sebepleri açısından

gösterilen gerekçe ve yapılan değerlendirme ile tüm dosya kapsamı dikkate

alınarak, itiraza konu kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu” gerekçesiyle

itirazı reddetmiştir.

46. Somut olayda başvurucu

16/9/2008 tarihinde gözaltına alınmış, 20/9/2008 tarihinde tutuklanmış ve

Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/3/2010 tarihli kararıyla hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. İlk defa

özgürlüğünden mahrum bırakıldığı 16/9/2008 ile ilk derece mahkemesince hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği 25/3/2010 tarihleri arasında

başvurucu “bir suç isnadına bağlı olarak” tutulmuştur.

47. Başvurucu, derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. İlk derece mahkemesinin karar

tarihi olan 25/3/2010 ile temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay tarafından bu

kararın bozulduğu 19/4/2011 arasında geçen sürede başvurucu, “ilk derece mahkemesince verilen

hükme bağlı olarak” tutulmuştur. Başvurucunun, ilk derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararı sonrasında tutulması, tutukluluk olarak

nitelendirilemez. Temyiz aşamasında geçen süre tutukluluk süresinin tespitinde

dikkate alınmaz.

48. Yargıtayın bozma kararı sonrasında

başvurucunun yargılanmasına derece mahkemesinde devam edilmiştir. Kartal 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin 23/11/2011 tarihli kararı ile başvurucunun yeniden hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtayın

2/4/2013 tarihli bozma kararı ile derece mahkemesince başvurucu yeniden “bir suç isnadına bağlı olarak”

tutulmuştur. Derece mahkemesindeki dava derdest olup başvurucu halen

tutukludur.

49. Buna göre başvurucu,

özgürlüğünden mahrum bırakıldığı ilk tarih olan 8/8/2009 ile bireysel başvuru

incelemesinin yapıldığı tarih arasında, temyiz aşamasında geçen süre hariç

olmak üzere, toplam 3 yıl 5 ay özgürlüğünden yoksun kalmıştır.

50. Başvurucu, dava dosyası

kapsamında kasten öldürmeye azmettirme ve ruhsatsız silah taşıma suçlarını

işlediği iddiasıyla diğer dokuz sanıkla birlikte yargılanmıştır.

51. İlk derece yargılamasında verilen

tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeleri incelendiğinde, bu

gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve meşruluğunu haklı

gösterecek özen ve içerikte olmadığı ve aynı hususların tekrarı niteliğinde

olduğu görülmektedir. Somut olayda davanın niteliği, sanık sayısı ve isnat

edilen suçlamalar dikkate alındığında, tutukluluk halinin devamına ilişkin

gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu söylenemez. İlgili ve yeterli olmayan

gerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı 3 yıl 5

aylık süre makul olarak değerlendirilemez.

52. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir. Üyeler Nuri NECİPOĞLU ve Hicabi DURSUN bu

görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesinin Uygulanması

53. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas

inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş olup,

yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

54. Başvuruda Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu

tazminat talebinde bulunmamış olup, anayasal haklarının ihlal edildiğinin

tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

55. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Karar örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. “Kanunda

öngörülen azami tutukluluk süresinin aşıldığı” iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

2. “Tutukluluğun

makul süreyi aştığı” iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

B. “Tutukluluğun

makul süreyi aşması” nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE, üyeler Nuri NECİPOĞLU ve Hicabi

DURSUN’un karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Karar örneğinin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,

OYBİRLİĞİYLE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35

TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

23/7/2013

tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvurucuya isnat olunan suçun niteliği, dava

kapsamında yargılanan sanık sayısı, isnat olunan suçlar için öngörülen cezalar,

davanın nispeten karmaşık nitelikte olması ile tutukluluğun devamına dair

kararların gerekçeleri dikkate alındığında, ilk derece yargılamasında devam

eden tutukluluk, makul süreyi aşmamıştır.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Yaşar KAYA Vekili : Av. Cavit ÖZTÜRK Av. Mesut YILDIZ Üye Nuri NECİPOĞLU Üye Hicabi DURSUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8694, 23 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. B. “Tutukluluğun
  14. D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35
  15. Karşı Oy
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8694
Tarih
23 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Ali Serdar Uğurlu Başvurusu (B. No: 2013/6330)
  • Hayrettin Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2293)
  • Mustafa Ünlü Başvurusu (B. No: 2013/735)
  • Kazım Albayrak Başvurusu (B. No: 2014/3836)
  • Ö.k.a. Başvurusu (B. No: 2013/9095)
  • Turgay Çamlı Başvurusu (B. No: 2012/1266)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.