İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Serdar Uğurlu Başvurusu (B. No: 2013/6330)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/6330Tarih8 Eylül 2014Okuma11 dk · 2.234 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Serdar Uğurlu Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/6330
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.234 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

6/9/2004 tarihinde Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat

davasının reddedildiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

Anayasa'nın 2., 5., 10., 17. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

16/8/2013 tarihinde Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, kabul edilebilirlik

incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 8/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 28/5/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 6/9/2004 tarihinde Kuveyt Türk Evkaf Finans

Kurumu A.Ş. aleyhine Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat

davasında, hamili olduğu iki adet bononun tahsili amacıyla protesto edilmesi

için davalıya verdiğini, davalının yasal sürede protesto yaptırmadığı için

cirantalara karşı takip yapma imkanı kalmadığını, keşideciler aleyhine yaptığı

icra takiplerinin de sonuçsuz kaldığını, davalının ağır kusuru nedeniyle

bonoları tahsil edemediğini ve zarara uğradığını ileri sürerek, maddi ve manevi

tazminat ile munzam zararın tazminini talep etmiştir.

8. Mahkemece, 22/6/2005 tarih ve E.2004/83, K.2005/476

sayılı kararla; manevi tazminat ve munzam zararın tazmini davasının reddine,

maddi tazminat davasının kabulüne, 300.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan

tahsiline karar verilmiştir.

9. Temyiz üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/7/2006

tarih ve E.2005/12125, K.2006/8223 sayılı ilamıyla; dava konusu bonoların

davalı tarafından süresi içinde protesto edilmesi halinde başvurucunun,

cirantadan senetlerin bedelini tahsil edip edemeyeceği, bu cirantanın protesto

tarihi itibarıyla ekonomik durumunun bu bonoları ödemeye yeterli olup olmadığı,

eş söyleyişle ödeme gücü bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre karar

verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

10. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda; 25/4/2007 tarih ve E.2006/259, K.2007/106 sayılı kararla; lehtar ve

ilk ciranta konumunda olan kişinin ödeme ve protesto süresi içinde acz içinde olduğu ve bu acz

durumundan bonoları protesto ettirmeyen davalının sorumlu olmayacağı

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

11. Temyiz üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 4/6/2009

tarih ve E.2007/11525, K.2009/6891 sayılı ilamıyla eksik inceleme ve

araştırmaya dayalı karar verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

12. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 15/1/2010 tarih ve

E.2009/12167, K.2010/349 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

13. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 13/9/2011 tarih ve E.2010/63, K.2011/417 sayılı kararla; lehtar ve ilk

ciranta konumunda olan kişinin protesto tarihi itibarıyla ekonomik durumunun

bonoları ödemeye yeterli olmadığı, cirantanın 2/6/2006 tarihinde vefat ettiği,

cirantanın bankalarda mevduat hesabının bulunmadığı, bonoların süresi içinde

protesto edilmiş olması halinde dahi cirantanın ekonomik durumunun bonoları

ödemeye yeterli olmadığı, bonoları protesto ettirmeyen davalının eyleminin

sonuca etkili olmadığı, başvurucunun zaten bu bonoları tahsil edemeyeceği

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/1/2013

tarih ve E.2012/542, K.2013/1628 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

15. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 11/6/2013 tarih ve

E.2013/7731, K.2013/12128 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

16. Karar, 18/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 16/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

18. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

47. ve 105. maddeleri, 29/6/1956 tarih ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret

Kanunu’nun 626., 629., 642. ve 690. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 16/8/2013 tarih ve 2013/6330 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, ticari ilişki nedeniyle aldığı iki adet

bonoyu, tahsil amacıyla protesto çekilmesi için Bankaya teslim ettiğini,

bankanın süresi içinde protesto çekmemesi nedeniyle cirantalara müracaat

haklarının ortadan kalktığını, Bankanın kusuru nedeniyle zarara uğradığı için

6/9/2004 tarihinde Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde tazminat davası

açtığını, davalının banka olması nedeniyle hafif kusurlarından dahi sorumlu

olmasına ve basiretli tacir gibi davranma zorunluluğu bulunmasına rağmen

Mahkemece davanın reddedildiğini, davalının Devlet tarafından imtiyaz hakkı

verilen kuruluş olduğunu ve sorumsuzluk sözleşmelerinin geçersiz olduğunu,

Mahkemece tamamen tahmine dayalı olarak, somut ve delile dayalı olmayan

gerekçelerle protesto çekilseydi dahi alacağın tahsilinin mümkün olmadığı

sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verildiğini, cirantaya başvurma

imkanı olsaydı haczi kabil malvarlığı olmadığı için aciz vesikası

alınabileceğini ve borçluyu hayatının sonuna kadar takip edebileceğini ve

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa'nın 2., 5., 10.,

17. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada delilerin ve hukuk

kurallarının yanlış ve hatalı değerlendirilerek davanın reddine karar

verilmesinin Anayasa’nın 2., 5., 10., 17. ve 36. maddelerini ihlal ettiğini

ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal

iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi

bizzat yapar. Bu kapsamda başvurucunun ihlal iddialarının, yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı iddiaları

açısından değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Somut olayda başvurucu,

ticari ilişki nedeniyle aldığı iki adet bononun tahsili amacıyla protesto

çekilmesi için Bankaya teslim ettiğini, bankanın süresi içinde protesto

çekmemesi nedeniyle cirantalara müracaat haklarının ortadan kalktığını,

Bankanın kusuru nedeniyle zarara uğradığı için Gaziantep Asliye Ticaret

Mahkemesinde tazminat davası açtığını, Mahkemece delillerin hatalı yorumlanması

nedeniyle davanın reddedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

27. Başvurucunun, Gaziantep

Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemece, tarafların delilleri

toplanmış, icra takip dosyaları incelenmiş ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda

davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararların Yargıtay

tarafından bozulması üzerine bozma kararına uyularak, lehtar ve ilk ciranta

konumunda olan kişinin protesto tarihi itibarıyla ekonomik durumunun bonoları

ödemeye yeterli olmadığı, cirantanın 2/6/2006 tarihinde vefat ettiği,

cirantanın bankalarda mevduat hesabının bulunmadığı, bonoların süresi içinde

protesto edilmiş olması halinde dahi cirantanın ekonomik durumunun bonoları

ödemeye yeterli olmadığı, bonoları protesto ettirmeyen davalının eyleminin

sonuca etkili olmadığı, başvurucunun zaten bu bonoları tahsil edemeyeceği

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm aynı gerekçelerle

Yargıtay tarafından onanmış ve karar düzeltme istemi reddedilerek

kesinleşmiştir.

28. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

29. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu ve Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

31. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

32. Başvurucu, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı

tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) metni ile

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38). Bu doğrultuda, makul sürede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkının

kapsamında değerlendirilmektedir.

34. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, haksız fiile dayalı

tazminat davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100

sayılı Kanun’larda yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

35. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

6/9/2004 tarihidir.

37. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihi

olan 11/6/2013 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

38. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu, 6/9/2004 tarihinde Kuveyt Türk Evkaf Finans Kurumu A.Ş. aleyhine

Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, maddi ve manevi tazminat

ile munzam zararın tazminini talep etmiştir. Mahkemece, tarafların delilleri

toplanarak, 22/6/2005 tarihli kararla 300.000 TL maddi tazminatın davalıdan

tahsiline karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin

10/7/2006 tarihli kararıyla hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak,

25/4/2007 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay

11. Hukuk Dairesinin 4/6/2009 tarihinde hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma

kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 13/9/2011 tarihinde yine davanın

reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin

25/1/2013 tarihli ilamıyla hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği

11/6/2013 tarihi itibarıyla hüküm kesinleşmiştir.

39. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

40. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

tazminat davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların niteliği,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından, daha önce verilen kararlar

dışında farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz

konusu yaklaşık dokuz yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 100.000,00 TL manevi, 300.000,00 TL maddi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

43. 6216 Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık 9 yıllık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya 6.650,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Zehra Ayla PERKTAŞ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Ali Serdar UĞURLU Vekili : Av. Özgür YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6330, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6330
Tarih
8 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Hayrettin Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2293)
  • Mustafa Ünlü Başvurusu (B. No: 2013/735)
  • Kazım Albayrak Başvurusu (B. No: 2014/3836)
  • Ö.k.a. Başvurusu (B. No: 2013/9095)
  • Turgay Çamlı Başvurusu (B. No: 2012/1266)
  • Faruk Mete Başvurusu (B. No: 2013/8489)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.