İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Bolat ve Diğerleribaşvurusu (B. No: 2013/5974)

1. Başvuru, hidroelektrik santrali (HES) projesiyle ilgili

Başvuru No2013/5974Tarih10 Mart 2016Okuma25 dk · 5.036 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Bolat Ve Diğerleribaşvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/5974
R.G. Tarih ve Sayı
5/5/2016-29703
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.036 kelime·25 dk okuma·66 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hidroelektrik santrali (HES) projesiyle ilgili

idarece verilen "Çevresel Etki

Değerlendirilmesi (ÇED) gerekli değildir" kararının iptali

istemiyle açılan davanın süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının; projenin, yörede ikametedenlerin

yaşamlarında meydana getireceği olumsuz etki nedeniyle kişinin maddi ve manevi

varlığının korunması hakkınınihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 12/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 6/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/3/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

18/3/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Amasya ili Taşova ilçesi sınırları içerisinde Yeşilırmak

Nehri üzerine kurulması planlanan Umutlu Hidroelektrik Santrali Projesi

hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED ve Planlama Müdürlüğünce 31/5/2007 tarihinde

“Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli

değildir” kararı verilmiştir.

9. Kararın, projenin uygulandığı bölgede ilan edilmesi ile

ilgili emir, Amasya Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce 12/6/2007 tarihli

yazı ile Taşova Kaymakamlığına bildirilmiştir.

10. Karar, Taşova Belediye Başkanlığı tarafından 23/6/2007 ile

2/7/2007 tarihleri arasında Belediye ilan panosuna asılmak suretiyle ve Umutlu

Köyü Muhtarlığınca 26/6/2007 tarihinde köy hoparlöründen yayımlanarak ilan

edilmiştir.

11. O dönemde Umutlu köyü muhtarı olan başvurucu İlhan Özsoy,

bilgi edinme hakkı kapsamında 5/11/2008 tarihli dilekçe ile Amasya Valiliği İl

Çevre ve Orman Müdürlüğünden proje ile ilgili "ÇED

gereklidir veya gerekli değildir"kararı verilip verilmediği

hususunun tespiti ile proje tanıtım dosyasının bir suretinin verilmesini talep

etmiştir.

12. Amasya Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün 5/1/2009

tarihli cevap yazısında proje ile ilgiliÇevre ve

Orman Bakanlığınca "ÇED gerekli

değildir" kararı verildiğibelirtilmiştir.

13. Başvurucular 14/5/2009 tarihli dilekçe ile kararın geri

alınması yönünde Çevre ve Orman Bakanlığına başvurmuş, Çevre ve Orman Bakanlığı

Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğünün 16/6/2009 tarihli

yazısı ile talep reddedilmiştir.

14. İdarenin ret kararı üzerine başvurucular, kurulması

düşünülen tesisin insan ve çevre sağlığı açısından risk oluşturacağını, tarım

alanlarına zarar vereceğini belirterek 16/6/2009 tarihli işlemin iptali

talebiyle Samsun 2. İdare Mahkemesinin E.2009/1007 sayılı dosyasında dava

açmışlardır.

15. Mahkeme, 28/12/2009 tarihli ve E.2009/1007, K.2009/1372

sayılı kararı ile davayı süre yönünden reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"...

Dosyanın incelenmesinden, Amasya ili Taşova

İlçesi sınırları içerisinde, Yeşilırmak Nehri üzerinde kurulması planlanan

Umutlu Hidroelektrik Santrali Projesi hakkında 31/5/2007 tarihinde "ÇED

Gerekli Değildir" kararı verildiği, davacılar tarafından 14/5/2009 günlü

dilekçe ile "ÇED Gerekli Değildir" kararının geri alınması yönünde

yapılan başvurunun 16/6/2009 günlü ve 35385 sayılı işlem ile reddi üzerine

bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda, yukarıda alıntısına

yer verilen Yönetmeliğin 17. maddesi ile, Çevresel Etki Değerlendirmesi

Gereklidir veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararlarının

Valiliğe ve proje sahibine bildirileceği, Valiliğin bu kararı taşra

teşkilatlarına ve halka duyuracağı hükme bağlanmakla, kurulması düşünülen

tesisin bulunduğu yörede yaşayan ve dolayısıyla menfaatleri etkilenecek olan

kişi ve kurumlara "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir"

kararı duyurularak söz konusu kişi ve kurumların bilgilendirilmesinin

amaçlandığı, yine anılan yönetmelik incelendiğinde, dava konusu işlemin, tüm

ilgililere ayrı ayrı bildirimini zorunlu kılan birhükmün

de bulunmadığı gibi, bu hususun olanaklı da olmadığı, duyuru yapılmak suretiyle

yörede yaşayan kişilerin dava konusu işlemden haberdar olduklarının kabulü

gerektiği, aksi halde, işlemin herhangi bir tarihte öğrenildiğinden bahisle

ilanihaye dava edilebilir olmasının idari istikrar ve kamu düzenine uygun

olmayacağı açıktır.

Bu durumdan, "ÇED Gerekli Değildir"

kararının halka duyurulması için Taşova Belediye Başkanlığına gönderildiği ve

anılan Belediyece 23/6/2007 ile 2/7/2007 tarihleri arasında ilan edildiği yine,

dava konusu işlemin Umutlu Köyü Muhtarlığı tarafından 26/6/2007 tarihinde ilan ediliği anlaşıldığından, ilan tarihinin sona erdiği tarihte

kurulması düşünülen tesisin bulunduğu bölgede yaşayan kişi ve kurumların dava

konusu işlemden haberdar olduklarının kabulü zorunlu olduğunda, bu tarihten

itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde iş bu davanın açılması veya aynı

süre içerisinde İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddeleri kapsamında

idareye başvurularak, işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesini

istemeleri idarenin tutumuna göre başvuruya kadar geçen sürede hesaba katılarak

kalan dava açma süresi içerisinde bakılmakta olan davanın açılması gerekirken

bu süreler geçirilmek suretiyle 14/5/2009 günlü başvuruya verilen cevap üzerine

açılan davanın süresinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

..."

16. Temyiz üzerine Danışay Altıncı

Dairesinin 14/7/2010 tarihli ve E.2010/3561, K.2010/7719 sayılı ilamı ile hüküm

bozulmuştur. Bozma gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu,

Umutlu HES projesi hakkında, davalı İdarece verilen "ÇED gerekli

değildir" kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca davacılara

tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacılar

tarafından söz konusu işlemden haberdar olunması üzerine işlemin geri alınması

istemiyle 14/5/2009 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, başvurunun

reddine ilişkin 16/6/2009 günlü işlemin 20/6/2009 gününde tebliği üzerine

11/9/2009 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda idare mahkemesince yasal süre

içerisinde açılan davanın esası incelenmek suretiyle yeniden bir karar

verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle Samsun 2. İdare

Mahkemesinin 28/12/2009 günlü, E.2009/1007, K.2009/1372 sayılı kararının

bozulmasına,

..."

17. İdarece yapılan karar düzeltme talebi, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 16/4/2013 tarihli ve E.2011/12838,

K.2013/2792 sayılı ilamı ile kabul edilerek bozma kararı kaldırılmış ve İlk

Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Karar veren Danıştay Ondördüncü

Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının

(c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden, Danıştay

Altıncı Dairesinin 14/07/2010 günlü, E:2010/3561, K:2010/7719 sayılı kararı

kaldırılarak, 644 ve 648 sayılı Kanunu Hükmünde Kararnameler uyarınca husumet

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na yöneltilerek işin esası yeniden incelendi.

Dava; Amasya İli, Taşova İlçesi sınırları

içerisinde Yeşilırmak Nehri üzerinde kurulması planlanan "Umutlu HES

Projesi" hakkında davalı idare tarafından verilen "ÇED gerekli

değildir" kararının geri alınması yönünde yapılan başvurunun reddine

ilişkin 16/06/2009 günlü 4359 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle

açılmış, İdare Mahkemesince; "ÇED Gerekli Değildir" kararının halka

duyurulması için Taşova Belediye Başkanlığına gönderildiği ve anılan Belediyece

23/06/2007 - 02/07/2007 tarihleri arasında ilan edildiği, yine, dava konusu

işlemin Umutlu Köyü Muhtarlığı tarafından 26/06/2007 tarihinde ilan edildiği,

ilan tarihinin sona erdiği tarihte kurulması düşünülen tesisin bulunduğu

bölgede yaşayan kişi ve kurumların dava konusu işlemden haberdar olduklarının

kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde

davanın açılması veya aynı süre içerisinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanununun 11. maddesi kapsamında idareye başvurularak, işlemin geri alınması,

kaldırılması veya değiştirilmesinin istenilmesi, idarenin tutumuna göre

başvuruya kadar geçen sürede hesaba katılarak kalan dava açma süresi içerisinde

bakılmakta olan davanın açılması gerekirken, bu süreler geçirilmek suretiyle

14/05/2009 günlü başvuruya verilen cevap üzerine açılan davanın süresinde

olmadığı gerekçesiyle davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu

karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin

bulunması halinde mümkündür. Samsun 2. İdare Mahkemesinin 28/12/2009 günlü,

E:2009/1007, K:2009/1372 sayılı kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule

uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından, anılan

kararın ONANMASINA,

..."

18. Karar, 11/7/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiş; 5/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

19. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi ile yapılan mernis sorgulamasına göre başvuruculardan İzzet Taş

14/7/2015, Mustafa Koç 28/3/2014, Veis Özdemir ise

24/4/2015 tarihinde vefat etmiştir.

B. İlgili Hukuk

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 7. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında

ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

...

4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava

süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin

uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her

ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş

olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz."

21. 2577 sayılı Kanun'un 8. maddesi şöyledir:

"1. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan

tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu

kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen

çalışma gününün bitimine kadar uzar.

3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya

ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen

tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır."

22. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer tarafından idari dava

açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya

yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan

makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye

başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır."

23. Olay tarihinde yürürlükte olan 16/12/2003 tarihli ve 25318

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki

Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi şöyledir:

"Bakanlık 15 inci maddenin (a), (b), (c)

bendinde yer alan projeleri, EK-IV’deki kriterler

çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi

halinde proje sahibinden projesi ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini,

araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney

ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir.

Bakanlık on beş işgünü içinde inceleme ve

değerlendirmelerini tamamlayarak proje hakkında “Çevresel Etki Değerlendirmesi

Gereklidir” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararını beş

işgünü içinde verir, kararı Valiliğe ve proje sahibine bildirir. Valilik bu

kararı taşra teşkilatlarına ve halka duyurur.

Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir

kararı verilen proje için 5 yıl içinde yatırıma başlanmaması durumunda Çevresel

Etki Değerlendirmesi gerekli değildir kararı geçersiz sayılır.

“Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir”kararı alınan projeler 7 nci madde uyarınca Çevresel Etki Değerlendirmesine

tabidir. Bir yıl içinde 8 inci maddeye göre Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecininbaşlatılmaması durumunda başvuru geçersiz

sayılır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

25. Başvurucular; mevzuata göre HES projeleriyle ilgili çevresel

etki değerlendirmesine gerek olup olmadığı hususunda, kurulu güce göre bir

ayrım yapıldığını ancak böyle birayrımın,projelerin

tümünün çevreye verdiği zararın aynı olması nedeniyledoğru

olmadığını, Amasya ili Taşova ilçesi sınırları içerisinde Yeşilırmak Nehri

üzerine kurulması planlanan Umutlu HES Projesi ile ilgili “ÇED gerekli değildir” kararı verildiğini,

bu kararın, projenin çevreye vereceği etki açısından sürecin daha basit ve

kısıtlı bir incelemeye tabi tutulduğu anlamına geldiğini, Samsun İdare

Mahkemesinde açtıkları iptal davasında bu iddialarını dile getirdiklerini ancak

Mahkemenin davayı süre yönünden reddettiğini, dava açma süresinin başlangıcına

esas alınan ilan ile çevresel etki değerlendirmesinin ne anlama geldiğini dahi

net olarak bilmeyen yöre halkının söz konusu karar ve içeriğine vakıf olduğunu

kabul etmenin doğru olmadığını, inşaat faaliyetlerinin başlaması üzerine Umutlu

köyü muhtarının idareye yaptığı bilgi edinme başvurusuna, idarenin cevap

vermekte dahi tereddüt ederek Çevre ve Orman Bakanlığından görüş sorduğunu ve

bu şekilde proje tanıtım dosyasının suretini muhtara verdiğini, bu durumun bile

söz konusu ilanla karar içeriğinden yeterince haberdar olmadıklarını açıkça

ortaya koyduğunu, bunun yanında projenin etki alanının yalnızca Umutlu köyü ve

Taşova ilçesi ile sınırlı olmadığını, bu iki yerleşim yerinde yapılan ilanlarla

farklı yerlerde oturan ve projeden etkilenen kişilerin işlemin içeriğinden

haberdar oldukları anlamının çıkarılmayacağını, süre yönünden davanın

reddedilmesi nedeniyle iddialarının haklılığını kanıtlama imkânını elde

edemediklerini, bu açıdan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama haklarının

ihlal edildiğini, yaşam hakkının diğer temel hak ve özgürlüklerin ön koşulu

olduğunu, çevre hakkı ile yaşam hakkının ayrılmaz bir bütün olduğunu, projenin

çevreye vereceği olumsuz etki nedeniyle yörede yaşayan insanların geçim

kaynakları, sosyal ve gündelik yaşam alışkanlıklarının da değişeceğini

belirterek Anayasa’nın 2., 17., 36. ve 56. maddelerinde güvence altına alınanhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Anayasanın 2., 17. ve 56.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddiasının adil yargılanma

hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

27. Başvurucuların, dava açma süresinin başlangıcına esas alınan

ilanların yalnızca Taşova ilçesi ve Umutlu köyünde yapıldığı, aynı yörede

projeden etkilenen fakat ilgili yerleşim birimlerinde oturmayan kişilerle

ilgili dava açma süresinin de aynı tarihten başlatılmasının bu nitelikteki

başvurucuların adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarıyla ilgili olarak

başvuru konusu dava dosyasının incelenmesi neticesinde dava tarihi itibarıyla

başvurucular Türkan Ceylan'ın Taşova ilçesi Yeşilyurt köyü, Hasan Dikmen'in Kavaloğlu köyü, Orhan Böğürcü'nün

Taşova ilçesi Uluköy beldesinde, Mehmet Bolat'ın

Amasya il merkezinde ikamet ettiklerine yönelik bilgiler bulunduğu anlaşılmış;

bu başvurucular açısından ayrı bir başlık altında incelenmek üzere iddiaların

tümü Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir.

28. Bunun yanında nüfus kayıtlarına göre başvuru tarihinden

sonra vefat eden başvurucular İzzet Taş, Mustafa Koç, Veis

Özdemir açısından başvurunun incelenmesinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği

hususunda ayrı bir başlık altında değerlendirme yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Türkan

Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü, Mehmet Bolat

Dışındaki Başvurucular Yönünden

29. Başvurucular; Mahkemenin, dava açma süresinin başlangıcına

esas alınan Taşova Belediyesive Umutlu köyünde

yapılan ilanlar ile çevresel etki değerlendirmesinin ne anlama geldiğini dahi

net olarak bilmeyen yöre halkının söz konusu karar ve içeriğinden haberdar

olduğunu kabul ederek davayı süre yönünden reddetmesinin, mahkemeye erişim

haklarının ihlali sonucunu doğurduğunu ileri sürmüşlerdir.

30. Bakanlık görüşünde, başvuruya konu davada "ÇED gerekli değildir" kararının Yönetmelik'te öngörüldüğü şekilde halka

duyurulmak üzere Taşova Belediye Başkanlığına gönderildiği ve 23/6/2007 ile

2/7/2007 tarihleri arasında ilgili Belediyece ilan edildiği, yine kararın

Umutlu Köyü Muhtarlığı tarafından 26/6/2007 tarihinde ilan edildiği

belirtilerek bu hususlara göre somut olayı değerlendirme yetkisinin Anayasa

Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan

maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa’nın, devletin işlemlerinde ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesi

gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Bunun yanında Anayasa'da adil

yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme'nin 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

34. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye

etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü”

ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili

erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını

ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili

fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki

belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye

erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar

verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, §

34).

35. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde

bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden

herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır

ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013).

36. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların,

hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık

ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkin

olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalar,

niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte bu

sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

37. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız

hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Bununla

birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış

uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun

yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

38. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hak

arama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler

hukuk güvenliği ilkesi gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilemez. Anılan süreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle

güvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak

geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle

oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi

önemli ve meşru amaçlara hizmet ederler. Süre sınırlaması getiren bu

müdahaleler, devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla

orantılı oldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama

hürriyetini engellemiş sayılmazlar (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:

22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51).

39. Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakım

şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarını

uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı

şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının

ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdırlar

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden

yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, §

49).

41. İdari işlem ve eylemlerin sürekli bir biçimde dava açılma

tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarla

düzenlenmiş; 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, idari

davalarda dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen

hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve

vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, aynı maddenin (4) numaralı fıkrasında ise

ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen

günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.

42. Başvuru konusu dava tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki

Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesinde, HES projeleriyle ilgili Çevre

ve Orman Bakanlığının on beş iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini

tamamlayarak proje hakkında “Çevresel Etki

Değerlendirmesi gereklidir” veya “Çevresel

Etki Değerlendirmesi gerekli değildir” kararını beş iş günü içinde

vereceği, kararın valiliğe ve proje sahibine bildirileceği ve valiliğin, kararı "taşra teşkilatlarına ve halka

duyuracağı" hükme bağlanmıştır.

43. Somut olayda Mahkemenin, Umutlu HES projesi ile ilgili

olarak "Çevresel Etki Değerlendirmesi

gerekli değildir" kararının Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından

halka duyurulması için Taşova Belediye Başkanlığına gönderildiği ve anılan

Belediyece 23/6/2007 ile 2/7/2007 tarihleri arasında kararın ilan edildiği yine

dava konusu işlemin Umutlu Köyü Muhtarlığı tarafından 26/6/2007 tarihinde

hoparlör vasıtasıyla ilan edildiği, ilan tarihinin sona erdiği tarihte

kurulması düşünülen tesisin bulunduğu bölgede yaşayan kişi ve kurumların dava

konusu işlemden haberdar olduklarının kabulünün zorunlu olduğu, bu tarihten

itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde davanın açılması veya aynı süre

içerisinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddeleri kapsamında idareye başvurularak

işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesini istemeleri idarenin tutumuna

göre başvuruya kadar geçen sürede hesaba katılarak kalan dava açma süresi

içerisinde bakılmakta olan davanın açılması gerekirken bu süreler geçirilmek

suretiyle 14/5/2009 günlü başvuruya verilen cevap üzerine açılan davanın

süresinde olmadığı belirtilerek reddine karar verildiği, temyiz üzerine kararın

Danıştay Altıncı Dairesinin 14/7/2010 tarihli ilamı ile bozulduğu, karar

düzeltme talebi üzerine Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 16/4/2013 tarihli ilamı ile İlk Derece Mahkemesinin ret gerekçesine

iştirak edilerek hükmün onandığı anlaşılmıştır.

44. Anayasa Mahkemesi bir temyiz incelemesi yapmamakla birlikte

usul kurallarının yorumlanmasının, dava açmak isteyen kişinin mahkemeye

ulaşmasını aşırı derecede zorlaştırmaması ya da imkânsız hâle getirmemesi gerekir

(Kemal İnan, § 54).

45. Mahkeme ve Danıştayın, Çevresel

Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi gereği, Çevre ve Orman

Bakanlığı tarafından Umutlu HES projesi ile ilgili verilen "ÇED gerekli değildir"

kararının, ilanı gereken düzenleyici bir işlem niteliğinde olduğu, bu açıdan

kararın yöre halkına duyurularak söz konusu kişi ve kurumların

bilgilendirilmesinin amaçlandığı, dava konusu işlemin tüm ilgililere ayrı ayrı

bildirimini zorunlu kılan birhükmün bulunmadığı, bu

hususun mümkün de olmadığı, duyuru yapılmak suretiyle yörede yaşayan kişilerin

dava konusu işlemden haberdar olduklarının kabulünün gerektiği, aksi hâlde

işlemin herhangi bir tarihte öğrenildiğinden bahisle sürekli dava edilebilir

durumda olmasının idari istikrar ve kamu düzenine uygun olmayacağının açık

olduğu, 2577 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği Taşova

Belediye Başkanlığı ve Umutlu Köyü Muhtarlığı tarafından yapılan ilan tarihini

izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlatılması gerektiği ve bu tarihlere

göre davanın süresinde açılmadığına dairmevzuat

çerçevesinde yaptığı değerlendirmenin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri

bağlamında öngörülebilirlik sınırları içerisinde olduğu ve mahkemeye ulaşmayı

aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren niteliğinin olmadığı

anlaşılmış; bu açıdan davanın süre yönünden reddedilmesinin, başvurucuların

mahkemeye erişim haklarının özünü zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır.

46. Açıklanan nedenlerle mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucular İzzet Taş, Mustafa Koç ve Veis Özdemir Yönünden

47. Başvuruculardan İzzet Taş, Mustafa Koç ve Veis Özdemir'in başvuru tarihinden sonra vefat ettikleri

anlaşılmıştır.

48. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 80. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden

ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

görülmemesi.

(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki

fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da

insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam

edebilir."

49. Ölen başvurucular tarafından ileri sürülen ihlal

iddialarının mal varlığı haklarına ilişkin olmadığı, bu açıdan mirasçılar

bakımından doğrudan veya dolaylı da olsa başvurunun devamında herhangi bir

hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmış; bu açıdan mirasçılara başvuruya devam edip

etmeyecekleri hususu sorulmamıştır.

50. Bununla birlikte İçtüzük'ün 80.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen başvurunun incelenmesinin

devamında, Anayasanın uygulanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı

herhangi bir durumun da söz konusu olmadığı anlaşılarak ölen başvurucular

açısından düşme kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi

gerekir.

c. Başvurucular Türkan Ceylan, Hasan Dikmen,

Orhan Böğürcü ve Mehmet Bolat Yönünden

52. Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcına esas alınan

ilanların yalnızca Taşova ilçesi ve Umutlu köyünde yapıldığını, projenin

uygulandığı yörede farklı yerleşim birimlerinde oturan ve projeden etkilenen

kişilerle ilgili dava açma süresinin de aynı tarihten başlatılması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

53. Başvuru konusu dosya kapsamına göre, dava tarihi itibarıyla

davacılardan Türkan Ceylan'ın Taşova ilçesi Yeşilyurt köyü, Hasan Dikmen'in

Taşova ilçesi Kavaloğlu köyü, Orhan Böğürcü'nün Taşova ilçesi Uluköy

beldesi, Mehmet Bolat'ın Amasya il merkezinde ikamet ettikleri iddia edilmekle

bu başvurucular açısından başvuru, ayrı başlık altında mahkemeye erişim

hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

54. Başvurucuların, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan

yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

55. Başvurucular, projenin uygulandığı yörede farklı yerleşim

birimlerinde oturduklarını ve projeden etkilendiklerini, kendileri açısından da

dava açma süresinin aynı tarihten başlatılarak davanın reddedilmesi nedeniyle

Mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

56. Bakanlık görüşünde bu iddialarla ilgili herhangi bir

değerlendirme yapılmamıştır.

57.Başvurucular; Umutlu HES projesinin etki alanının yalnızca

Taşova ilçesi ve Umutlu köyü ile sınırlı olmadığını, bu nedenle "ÇED gerekli değildir" kararının

bu yerlerde ilan edilmesiyle projeden etkilenen ve başka yerleşim birimlerinde

oturan kişilerin kararın içeriğinden haberdar olduklarını kabul etmenin mümkün

olmadığını, bu açıdan dava açma süresinin bu nitelikteki davacılar açısından

ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

58. Başvurucular vekili bu iddialarını 5/3/2010 tarihli temyiz

dilekçesinde, "dava konusu işlemle

hayata geçirilmeye başlanan projenin sadece Umutlu köyü ve Taşova ilçesi ile

sınırlı olmadığıdır. Şayet davamızda keşif, bilirkişi incelemesi yapılmış

olsaydı projeden en fazla Erbaa'ya bağlı köylerin etkileneceği görülürdü.

Davacılar arasında yer alan gerçek ve tüzel kişilerin yerleşim yerleri ve ekli

vekaletnamelerdeki adresleri incelendiğinde, davacıların da Umutlu köyü ve

Taşova ilçesi ile sınırlı olmadığı açıkça görülecektir." şeklinde

ifade ederek açıkçadile getirmiştir.

59. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17.

maddesinde, "ÇED gerekli değildir"

kararınınprojenin uygulandığı yerin bağlı olduğu Valilikçetaşra teşkilatlarına ve halka duyurulacağı

belirtilmiş, hüküm gereği Amasya Valiliği 12/6/2007 tarihli yazısıyla kararın

Taşova Kaymakamlığı, Umutlu Köyü, Çembüke ve Mülkbükü Köyü Muhtarlıklarınca ilan edilmesi istenmiş ve

karar Taşova Belediyesi ve Umutlu Köyü Muhtarlığınca ilan edilmiştir.

60. Dava dosyası kapsamında, başvurucular vekilinin iddiasıyla

ilgili olarak dava tarihi itibarıyla başvurucular Türkan Ceylan'ın Taşova

ilçesi Yeşilyurt Köyü, Hasan Dikmen'in Kavaloğlu

köyü, Orhan Böğürcü'nün Taşova ilçesi Uluköy beldesi ve Mehmet Bolat'ın Amasya il merkezinde

ikamet ettikleri bilgisinin yer aldığı anlaşılmaktadır.

61. Başvurucular vekilinin temyiz dilekçesinde açıkça ifade

ettiği, içerisinde başvurucular Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü, Mehmet Bolat'ın bulunduğu Taşova ilçesi ve Umutlu

köyü dışında farklı yerleşim biriminde oturup projeden etkilendiğini iddia eden bir kısım davacının gerçekten iddia

ettikleri yerlerde ikamet edip etmedikleri, ikamet ediyorlarsa projeden

etkilenen yerlerde taşınmazlarının bulunup bulunmadığı, bu yönüyle dava açmakta

hukuki menfaatlerinin bulunması hâlinde oturdukları yerleşim yerlerinde

belirtilen ilanların yapılıp yapılmadığı, buna göre davanın süresinde açılıp

açılmadığı hususlarında başvurucuların ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren ve davanın esasını etkileyecek nitelikte olan iddiaların Danıştay

onama ilamında değerlendirilmeden dava açma süresinin Amasya ili Taşova ilçesi

ve Umutlu köyünde yapılan ilanlarla sınırlı tutularak "ÇED gerekli değildir" kararına

ilişkin ilanın içeriğinden bu davacıların da haberdar olduklarının kabul

edilerek dava açma süresinin diğer davacılarla birlikte aynı tarihten

başlatılması suretiyle davanın süresinde açılmadığına dair yapılan yorumun,

hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları

içerisinde olmadığı ve başvurucularınmahkemeye

ulaşmasını aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren nitelikte

olduğu, bu açıdan başvurucuların mahkemeye erişim haklarının özünün zedelendiği

sonucuna ulaşılmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Türkan Ceylan, Hasan

Dikmen, Orhan Böğürcü, Mehmet Bolat'ın Anayasanın 36.

maddesinde güvence altına mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50.

Maddesi Yönünden

63. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

64. Başvurucular Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü, Mehmet Bolat anayasal haklarının ihlal edildiğini

belirterek ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve tazminata karar verilmesini

talep etmişerdir.

65. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

66. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanma

hakkının unsurlarından olan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesinden

kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan

kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için başvurucular Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü,

Mehmet Bolat açısından yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

67. Yeniden yargılanma kararı verildiğinden başvurucuların

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvurucular Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü,

Mehmet Bolat'a müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü

ve Mehmet Bolat dışındaki başvurucular açısından mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucular İzzet Taş, Mustafa Koç ve Veis

Özdemir açısından ileri sürülen ihlal iddialarının incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden kalmamış olması nedeniyle bu başvurucular açısından

başvurunun DÜŞMESİNE,

3. Başvurucular Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü ve Mehmet Bolat açısından mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü

ve Mehmet Bolat'ın Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun

2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

E. 1. Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü

ve Mehmet Bolat dışındaki başvurucular tarafından yapılan yargılama

giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,

2. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,38 TL yargılama giderinin başvurucular Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan

Böğürcü ve Mehmet Bolat'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yakup MACİT

Basvurucular

:

1-Mansur TAŞ

2- Halil

AKÇA

3- Güler

GÜNDÜZ ÖZLER

4- Medine

KORKMAZ

5- Mustafa

ÖNDER

6- Yılmaz

AKÇA

7- Behçet

GÜLMEZ

8- Salih

GÜLMEZ

9- Durmuş

GÜLMEZ

10-

Necmettin KOÇ

11- Burhan

ÖZSOY

12- Murat

YILDIRIM

13- Hikmet

GÜLMEZ

14- Kerim

YILMAZ

15- Mustafa

KOÇ

16- Hüseyin

BOLAT

17- Aydın

YAŞ

18- Mehmet

ÖNDER

19- Satiye AKÇA

20- Ahmet

ŞEN

21- Ahmet

UYSAL

22- Duran

BOLAT

23-

Bedrettin AYDIN

24- Mustafa

KOÇAK

25- Hüseyin

ASLAN

26- Durmuş

AYDIN

27- Orhan

TAŞ

28- Veis ÖZDEMİR

29- Muammer

TEKİN

30- Hami

YILMAZ

31- Abdullah

KOÇ

32- Ömer

BOLAT

33- Muammer

ASLAN

34- Orhan

BÖĞÜRCÜ

35- Abdullah

YAŞ

36- Ahmet

ÖNDER

37- Galip

TEKİN

38- Sinan

UYSAL

39- Musa

ÇELİK

40- Nurettin

ASLAN

41- İzzet

TAŞ

42- Seyit

Ahmet ÖZTÜRK

43- Mehmet

ASLAN

44- Duran

NAZLI

45- Abdullah

AKGÜN

46- İbrahim

AKGÜN

47- Ahmet

NAZLI

48-

Sebahattin AKÇA

49- Fazlı

KURU

50- Hasan

DİKMEN

51- İlhan

ÖZSOY

52- Döndü

TAŞ

53- Murat

ÖNDER

54- Mehmet

BOLAT

55- Türkan

CEYLAN

56- Adem ARSLAN

57- Aytül AYDIN

58- Deniz

KOYUNCU

59- Umut

İzzet AYDIN

60- Ayşe

TOPKARA

61- Serdar

KOÇ

62- Fatma

AYDIN

Vekili

:

Av. Mehmet

HORUŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5974, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü
  12. B. Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü
  13. D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  14. E. 1. Türkan Ceylan, Hasan Dikmen, Orhan Böğürcü
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Akça
  17. Gündüz Özler
  18. Korkmaz
  19. Önder
  20. Akça
  21. Gülmez
  22. Gülmez
  23. Gülmez
  24. Özsoy
  25. Yıldırım
  26. Gülmez
  27. Yılmaz
  28. Koç
  29. Bolat
  30. Yaş
  31. Önder
  32. Şen
  33. Uysal
  34. Bolat
  35. Koçak
  36. Aslan
  37. Aydın
  38. Taş
  39. Tekin
  40. Yılmaz
  41. Koç
  42. Bolat
  43. Aslan
  44. Böğürcü
  45. Yaş
  46. Önder
  47. Tekin
  48. Uysal
  49. Çelik
  50. Aslan
  51. Taş
  52. Aslan
  53. Nazlı
  54. Akgün
  55. Akgün
  56. Nazlı
  57. Kuru
  58. Dikmen
  59. Özsoy
  60. Taş
  61. Önder
  62. Bolat
  63. Ceylan
  64. Koyuncu
  65. Topkara
  66. Koç
  67. Aydın
  68. Horuş
  69. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5974
Tarih
10 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Fevzi Soner Başvurusu (B. No: 2013/4594)
  • Suna Denizci Başvurusu (B. No: 2013/5061)
  • Aynur Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7423)
  • Hakan Erdoğan Başvurusu (B. No: 2013/9481)
  • Akif İpek Başvurusu (B. No: 2013/9344)
  • Adil Gökalp Başvurusu (B. No: 2013/6850)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.