İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2014/8333)

1. Başvuru, ceza

Başvuru No2014/8333Tarih19 Aralık 2017Okuma20 dk · 3.903 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (4)

Karar tarihi
19 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/8333
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.903 kelime·20 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza

infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya gönderilen bir dokümanın

ceza infaz kurumu idaresince başvurucuya verilmemesi nedeniyle ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu başvuru tarihinde, devletin egemenliği altında

bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan

Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz

Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.

10. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu)4/4/2014 tarihli

kararında, başvurucuya gelen "Demokratik Modernite"

adlı derginin 9/2014 sayısı 6 ilâ 17. sayfalarının çıkarılarak talebi halinde

başvurucuya verilmesine karar vermiştir. Eğitim Kurulu, adı geçen dokümanın 7

ilâ 12. sayfaları arasında, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan

"Demokratik Toplum Manifestosu Ortadoğuda

Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü (dördüncü kitap)" isimli

kitaptan, 12. ve 13. sayfalarında ise "Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus

Çözümü Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak (beşinci kitap)"

isimli kitaptan birebir alıntılara yer verildiğini tespit etmiştir. Kararda,

hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan alıntı yapılan

sayfalar daaçıkça belirtilmiştir.

11. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucunun Sincan İnfaz

Hâkimliğine yaptığı şikâyet, Hâkimliğin 11/4/2014 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...Eğitim Kurulu kararına konu yazının

da yasaklanmış bir kitaptan alındığı anlaşılmış olup Kanundaki düzenleme

gözetildiğinde Eğitim Kurulu'nun kararında hukuka aykırılık söz konusu değildir.

Bu nedenle şikayetin reddine karar vermek

gerekmiştir."

12. Başvurucu, Hâkimliğin ret kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz

Hâkimliğinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 5/5/2014

tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

13. Başvurucu 22/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliği 2/9/2014 tarihinde,

Anayasa Mahkemesinin 25/6/2014 tarih ve 2013/409 sayılı kararı doğrultusunda,

"Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü Kültürel Soykırım Kıskacında

Kürtleri Savunmak (beşinci kitap)" isimli kitap hakkında devam eden

toplatma ve el koyma kararının kaldırılmasına hükmetmiştir. Anayasa

Mahkemesinin anılan kararında söz konusu kitabın toplatılmasıyla ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü

olmadığı değerlendirilmiştir (Abdullah

Öcalan [GK], B. No:

2013/409, 25/6/2014, § 112).

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanun'un “Süreli veya süresiz yayınlardan

yararlanma hakkı” başlıklı 62. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış

olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma

hakkına sahiptir...

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren ... hiçbir yayın hükümlüye

verilmez.”

16. 12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı oluru ile yürürlüğe giren

Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin

“Kuruma kabul edilmeyecek yayınlar”

kenar başlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"a) Mahkemelerce

yasaklanmış olan

b) Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum

güvenliğini tehlikeye düşürdüğü (...) eğitim kurulu kararıyla tespit edilen,

hiçbir yayın kuruma kabul edilmez."

B. Uluslararası Hukuk

17. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında göz önünde

bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213, 1/2/2017, §§ 17-18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 19/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, başvuruya konu dokümanın kendisine verilmemesinin

keyfi olduğunu, söz konusu dergi hakkında mahkemeler tarafından verilmiş

herhangi bir yasaklama kararı bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu,

Anayasa'nın 26. maddesininihlal edildiğini belirterek

ihlalin tespit edilmesi talebinde bulunmuştur.

20. Bakanlık görüşünde başvuruya konu dokümanda yer alan

yazıların, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan bazı kitaplardan

birebir alıntı içermesi nedeniyle başvurucuya verilmediği, bu noktada Eğitim

Kurulunun söz konusu yazıların içeriği konusunda bir takdir yetkisinin

olamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık, somut başvuruya ilişkin kısıtlamanın

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve hedeflenen meşru amaçlarla

orantılı olduğunu ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

21.Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

24. İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucuya gönderilen yazılı

bir dokümanın kendisine verilmemesinin, haber veya fikir alma özgürlüğü ve

dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kabul

edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın

13. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

26. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

.

i. Kanunilik

27. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Başvuruya konu doküman, infaz kurumunun düzeninin ve

güvenliğinin sağlanması ve suçun önlemesi amacıyla başvurucuya verilmemiştir.

Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri

Kavramı

29. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı; ifade

özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde

olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak

kendisini göstermesini gerektirmektedir. Demokratik toplum düzeninin

gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir

toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.

Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da

başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(b)Mahpusların İfade

Özgürlüğü

30. Mevcut başvurunun özelliklerinden biri başvurucunun yüksek

güvenlikli bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmasıdır. Hükümlü ve

tutuklular, Anayasa'da korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,

B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy, B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet Temiz (6), § 33).

31. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında ifade

özgürlüğüne herkesin sahip olduğu belirtilmiş, bunun sonucu olarak da Anayasa

Mahkemesi pek çok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de

Anayasa'nın koruması altında olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, hükümlü ve

tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin bilgi ve kanaatlere

ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün koruması altında

bulunduğuna karar vermiştir (Kamuran Reşit

Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 43; Hüseyin Sürensoy,

§ 44; İbrahim Bilmez, B. No:

2013/434, 26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6),

§ 34).

(c) Terör ve İfade Özgürlüğü

32. Demokratik bir toplumda terörle mücadele politikaları başta

ifade özgürlüğü olmak üzere insan haklarının korunması gereğine uyumlu olarak yürütülmelidir.Özellikle terörle

bağlantılı hususlarda bilgi ve fikirlerin sağlıklı paylaşımı ancak ifade

özgürlüğünün tam olarak korunması ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına atıfla- pek çok

kararında ifade özgürlüğünün sadece devlet organları veya toplumun çoğunluğu

tarafından memnuniyetle karşılanan veya zararsız, ilgilenmeye değmez ve önemsiz

görülen “düşünceler” için değil; çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin doğasında

bulunan bir gereklilik olarak devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde

olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden saldırgan, şok edici,

rahatsızlık veren haber ve düşünceler için de uygulanabilir olduğunu

vurgulamıştır (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014 § 95;Bejdar Ro Amed, B. No: 2013/7363, 16/4/2015, §§ 62, 63; Kamuran Reşit Bekir, § 45, 61).

33.İfade özgürlüğünün korunmasının önemli bireysel ve derin

toplumsal sonuçları bulunmaktadır. Bu sebeple kişinin hakkı ile toplumun çıkarı

arasında ve dolayısıyla terörle bağlantılı meselelerde kişinin temel ifade

özgürlüğü ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendisini

korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacı ortaya

çıkmaktadır. Bununla birlikte her durumda kamu gücünü kullanan organların,

bilhassa siyasi fikirlerin değerlendirilmesi gerektiği durumlarda

"terör" nitelendirmesinin kötüye kullanımına karşı dikkatli olmaları

özgürlüklerin korunması açısından hayatidir.

34. Mevcut başvuruya benzer olaylarda kamu gücünü kullanan

organların ve mahkemelerin görevi, somut olayın koşullarında hükümlü ve

tutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin,

disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkumun ıslahı ihtiyacı arasında adil

bir denge sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmelidir ( Halil Bayık, §§ 32-33).

(d) Ceza İnfaz Kurumunun

Güvenliği

35.Mevcut başvurudaki gibi ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalelerde söz konusu olan ceza infaz kurumunun güvenliği, disiplini ve

düzeni ise derece mahkemelerinin dava konusu ifadelerin, cezaevinin asayiş ve

güvenliğini tehlikeye düşüren, kamu görevlilerini hedef gösteren, terör ve

çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı

olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek

yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip

içermediğini değerlendirmeleri gerekir (Bejdar Ro Amed,

§ 80; idare ve derece mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapılmaması

nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılan bir karar için bkz. Kamuran Reşit Bekir, § 73; derece

mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapıldığının tespit edildiği bir

karar için bkz. Ahmet Temiz (6),

§§ 39-44).

36. Cezaevi idarelerinin ve derece mahkemelerinin benzer

davalarda terörle mücadele ile ilgili zorlukları ve buna bağlı koşulları gözönüne almaları gerekir. Olağan zamanlardan farklı olarak

tansiyonun yükseldiği ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin söz konusu olduğu

kimi durumlarda, idarece durumun gerektirdiği tedbirlerin alınması normal

karşılanmalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda güvenliği sağlamak amacıyla

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik toplumda gerekli olduğu

kabul edilebilir (Ahmet Temiz (6),

§ 43).

(e) Mahkumun Islahı

37. Bir hapis cezasının veya özgürlükten yoksun bırakan benzer

bir yaptırımın amacı ve meşruiyeti toplumu suça karşı korumaktır. Böyle bir

amaç özgürlükten yoksun kaldığı dönemin -mümkün olduğu kadar- mahkumun toplum içine geri döndüğü zaman hukuka saygı

gösterme ve yaşamını kendi kendine sürdürebilme isteğini ve yeteneğini

kazandırmak için kullanılmış olması hâlinde gerçekleşebilir. Dolayısıyla

cezaevlerindeki kimi zorunlulukların veya kısıtlamaların mahkûmların ıslahı ile

de doğrudan bağlantısı olduğu açıktır. Islah ile bağlantılı olarak mahkûmların

kendilerini geliştirici ve eğitici yeterli sayıda kitap, gazete, dergi veya

diğer yayınları okumaları, radyo dinlemeleri, konferansları veya kurum

idaresinin çıkardığı veya denetlediği benzeri araçları izlemeleri sağlanarak

düzenli olarak bilgi ve haberlere erişmeleri sağlanmalıdır.

38. Buradan çıkan sonuca göre cezaevine kapatılmış bir suçlunun

toplum içine döndüğü zaman hukuk içinde kalarak olağan toplumsal yaşamın bir

parçası olmasına mani olacağı, başka bir deyişle

ıslahını güçleştireceği değerlendirilen bilgi ve haber kaynaklarına erişimi

koşullara göre sınırlandırılabilir. Böyle bir değerlendirme için her mahkumun toplumsal geçmişini ve suç sicilini, entelektüel

kapasitesini ve kabiliyetini, şahsi tabiatını, hapis cezasının süresini ve

tahliye edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır (Halil Bayık, §§ 36-37).

(f) Takdir Payı

39. Terör örgütleriyle veya terör faaliyetleriyle ilişkili

olduğu değerlendirilenyazılı bir metnin, kişilerin ve

ceza infaz kurumunun güvenliğine zarar verme ihtimalinin tespit edilmesinde ilk

elden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin

daha geniş takdir payı bulunduğunda şüphe yoktur (Benzer durumlarda ceza infaz

kurumu yetkililerinin takdir payına ilişkin değerlendirmeler için bkz. Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, §

51; Ahmet Temiz (6), § 41).

40. Anayasa Mahkemesi, bahsi geçen doküman gibi yazılı

metinlerin bütünüyle ele alındığında özel bir kişiye, kamu görevlilerine veya

halkın belirli bir kesimine karşı şiddete teşvik edip etmediğinin belirlenmesi

için metinlerde kullanılan terimlerin ve hangi bağlamda yazıldığının dikkate

alınmasının uygun olacağını her zaman vurgulamıştır (Abdullah Öcalan, § 100; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461,

12/11/2014, § 100).

(g) Ölçülülük

41. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın

-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel

haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup

olmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran

Reşit Bekir, § 44-63; Bekir

Coşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca

bkz. Abdullah Öcalan, §§ 96-98; Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,

20/2/2014, § 84; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

42. Aynı şekilde orada bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilmesi mümkün ise de böyle bir

durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik yapılacak herhangi bir

sınırlandırmanın ölçülü olması gerekir (Kamuran

Reşit Bekir, § 44; Hüseyin Sürensoy, § 45). Bu bağlamda cezaevlerindeki

disiplin ve düzenin sebatla sürdürülmesi gerekmekle birlikte hapishane

güvenliğinin ve topluluk yaşamının huzuru ile mahkumun

ıslahı için gerekli olandan daha fazla kısıtlama yapılamaz (Halil Bayık, §41).

43. Bu bağlamda yayının tümüne mi yoksa bir kısmına mı müdahale

edildiği ve eğer yayın süreli ise başvurucunun yayının sonraki sayılarına

erişimine herhangi bir müdahalede bulunulup bulunulmadığı değerlendirilmelidir.

Başka bir deyişle sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmek

için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığı değerlendirilmelidir (Ahmet

Temiz (6), § 44).

(h)İfade Özgürlüğüne

Yapılan Müdahalenin Gerekçesi

44. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından

“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Abdullah Öcalan,§ 98; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), § 36). İfade özgürlüğüne

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edecektir.

(2) Derece Mahkemelerinin

ve Kamu Gücününü Kullanan Diğer Organların Süreli

veya Süresiz Bir Yayının Mahpusa Verilmemesi Biçimindeki Müdahalelerinde

Gözetmeleri Gereken Hususlar

45. Anayasa Mahkemesinin rolü başvuruya konu müdahalenin,

olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanılarak yapıldığının ve

keyfî olmadığının denetlenmesini kapsar. Dolayısıyla böyle bir denetim, derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçe

ile ortaya koyması ile bağlantılıdır (bkz. § 44).

46. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin

ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların

koşullarına göre değişebilecek-bir kısmı yukarıda da sayılan (bkz. §§ 29-44)-

unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür cezaevinde

bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu cezaevinin ve işlediği suçun söz konusu

tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir

(bkz. § 35).

ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkuma

verilmemesi şeklindeki kısıtlamanın mahkumun ıslahı ile bağlantısı var ise

yayının içeriği ile mahkumun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak

gösterilmesi gerekir (bkz. §§ 37-38).

iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüel

kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliye

edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır (bkz. § 38).

iv. Bu bağlamda söz konusu yayınların, terör suçlarından mahpus

olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusu olarak gördükleri

kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine sebebiyet verip

vermediği değerlendirilmelidir (bkz. § 38).

v. Mahpusa verilmeyen süreli veya süresiz yayının cinsi,

içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileri olduğu

belirtilmeli ve mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylı analizi

yapılmalıdır.

vi. Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusu

yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle bir

ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terör

örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında

denge kurulmalıdır (bkz. § 33).

vii. Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;

- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir

kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef

gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin (bkz. §

35),

- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp

bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin

(bkz. § 35),

- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı

bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,

- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin; kişileri nefrete,

intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,

- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir

kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,

- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infaz

kurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüp

düşürmediğinin,

- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının

(bkz. § 35),

-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış

bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin (bkz. §

35),

- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sırada

ülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile cezaevi

ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusa verilmesine etki

edip etmediğinin (bkz. § 38),

- Karara konu sınırlayıcı tedbirin, demokratik bir toplumda

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının

ve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının

(bkz. § 29),

- Son olarak sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının (bkz. §§ 41-43) yayının içeriğiyle birlikte

değerlendirilmesi gerekir.

viii. Derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların söz konusu

değerlendirmeleri yaparlarken olayın koşullarına göre uzman kişilerin

görüşlerinden faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal bilimciler,

araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her zaman

mümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusa verilmemesi

şeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortaya

konan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir.

47. Bir terör

örgütünün şiddet eylemlerini öven, destekleyen ve haklılaştıran

açıklamaların silahlı direnişe tahrik, şiddeti yüceltme veya kin ve düşmanlığın

kışkırtılması olarak kabul edilmesi mümkündür. Bununla birlikte yalnızca bir

terör örgütünün fikirlerini ve hedeflerini içerdiği, resmî politikaları ağır

bir şekilde eleştirdiği veya terör örgütünün resmî politikalarla olan

ihtilaflarını değerlendirdiği gerekçesiyle mahkûmlara verilmemesi -yukarıda bir

kısmı gösterilen sebeplerden (bkz. §§ 29-46) bir veya daha fazlası da

bulunmadığı taktirde- müdahaleyi haklı göstermez.

48. Mahpuslara

verilmesi engellenen yayınlarda yer alan bilgi ve görüşlerin sadece kırıcı,

şaşırtıcı veya rahatsız edici olmasının müdahalenin haklı gösterilmesi için

yeterli olmayacağı yinelenmelidir (bkz. § 32).

(3) İlkelerin Olaya

Uygulanması

49. Somut olayda Eğitim Kurulu, hakkında toplatma ve el koyma

kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar bulunduğu gerekçesiyle başvurucuya

gelen derginin ilgili sayfalarının çıkarılarak geri kalan kısmının talebi

halinde başvurucuya teslim edilmesine karar vermiştir. Kararda derginin çıkarılan

sayfaları, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan alıntı

yapılan sayfalar da belirtilerek açıkça gösterilmiştir.

50. Başvurucunun şikâyeti, söz konusu derginin çıkartılan

sayfalarının kendisine verilmemesine yöneliktir. Başvurucu, sayfaların

kendisine verilmemesine gerekçe olarak gösterilen toplatma kararına karşı

herhangi bir hukuk yoluna başvurmamıştır. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin

önündeki mesele, ilgili sayfaların verilmemesine gerekçe olarak gösterilen

toplatma ve el koyma kararının Anayasa'ya uygun olup olmadığı değil, hakkında

toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar içeren

sayfaların başvurucuya verilmemesine ilişkindir ( bkz.

Sinan İyit [GK],

B. No: 2013/1495, 30/11/2017, § 50).

51. Eğitim Kurulu kararında, yalnızca hakkında toplatma ve el

koyma kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar bulunduğu gerekçesine yer

verildiği, yapılması gereken dengelemeye ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından

yukarıda ortaya konulan ilkelerin gözetildiğine dair başka bir değerlendirmede

bulunulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte bireylerin ifade özgürlüğüne

toplatma ve el koyma kararlarıyla müdahalede bulunulduğu hallerde mevcut olan

zorunlu toplumsal ihtiyacın, özellikle terörle mücadelenin söz konusu olduğu durumlarda

hükümlü ve tutuklular yönünden de mevcut olacağı açıktır. Bu doğrultuda başvuru

konusu derginin, hakkında toplatma kararı bulunan yayınlardan alıntılar

içerdiği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesi şeklindeki müdahalenin ceza infaz

kurumunun güvenliği, düzeni, disiplininin sağlanması ve mahkûmun ıslahı

amaçlarının gerçekleştirilmesi için gerekli olmadığı söylenemez ( bkz. Sinan İyit, §§ 51-52).

52. Öte yandan Eğitim Kurulu kararında başvurucuya verilmemesine

hükmedilen sayfaların bir kısmında, daha sonra Anayasa Mahkemesinin kararı

doğrultusunda (§ 14) hakkındaki toplatma ve el koyma kararı kaldırılan

"Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü Kültürel Soykırım Kıskacında

Kürtleri Savunmak (beşinci kitap)" isimli kitaptan alıntı bulunduğu gerekçesine

yer verildiği görülmektedir.

53. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı bulmasıyla anılan

kitap hakkındaki toplatma ve el koyma kararının kaldırıldığı ve artık

"yasaklanmış" bir kitaptan bahsedilemeyeceği gözetildiğinde Eğitim

Kurulu ve derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesinin, söz konusu kitaptan

alıntı bulunması nedeniyle başvurucuya verilmeyen sayfalar yönünden ilgili ve

yeterli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca Eğitim Kurulu tarafından 6 ilâ 17.

sayfaların başvurucuya verilmemesine karar verildiği, hakkında toplatma ve el

koyma kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar bulunduğu belirtilen 7 ilâ

12. sayfalar dışında çıkartılan diğer sayfalar yönünden ise kararda herhangi

bir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

55. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının ya da ilgili

sayfalarının başvurucuya verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili

derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi kararında ortaya konulan kriterler ve

gösterilen yöntemle yeniden yargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse

konu yayının ya da ilgili sayfalarının başvurucuya verilmesine veya

verilmemesine karar vermelidirler.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir: “

(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

57. Başvurucu ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat

taleplerinde bulunmuştur.

58. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde yorumlanamaz.

59. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin -Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterler ve

gösterilen yöntemle- yeniden yargılama yapmak ve yargılamanın sonucuna göre

başvurucunun itirazı hakkında yeni bir karar vermek üzere Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

60. İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya bir

dokümanın verilmemesi şeklindeki müdahale yönünden, ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğinin tespiti ile kararın, yeniden yargılama yapmak üzere ilgili yargı mercine gönderilmesine hükmedilmesinin yeterli olacağı

değerlendirildiğinden başvurucunun maddi ve manevi tazminat talebinin reddine

karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

SONUÇ / HÜKÜM

D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğine (E.2014/2061 ve K.2014/2048) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun maddi ve manevi tazminat talebinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucunun şikayeti, kendisine

gelen “Demokratik Modernite” adlı derginin 6 ila 17.

sayfaları arasında, Abdullah Öcalan tarafından yazılan iki kitaptan alıntılar

bulunduğu gerekçesiyle bu sayfalar çıkartılarak kendisine verilmesine ilişkin

cezaevi Eğitim Kurulu kararının temel haklarını ihlal ettiği yolundadır.

2. Dergiden çıkartılmasına karar verilen sayfalar arasındaki

12-13 sayfaların, Anayasa Mahkemesinin 2013/409 sayılı bireysel başvuruya

ilişkin ihlal kararı gereğince toplatma ve elkoyma

kararı kaldırılan “Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü – Kültürel Soykırım

Kıskacında Kürtleri Savunmak” adlı beşinci kitaptan alıntı olduğu, diğer

sayfaların ise hakkında yasaklama kararı devam eden diğer bir kitaptan alıntı

olduğu anlaşılmaktadır.

3. Buna göre, dergiden çıkartılan sayfaların bir kısmı

“mahkemelerce yasaklanmış olan”, bir kısmı ise mahkemelerce yasak kararı

kaldırılmış olmakla birlikte “kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü eğitim

kurulu kararıyla tespit edilen” yayın kapsamına girmesi nedeniyle başvurucuya

verilmemiştir.

4. Bahse konu kitaplardan yapılan alıntılar bir bütün halinde

değerlendirildiğinde her sayfa, bölüm ve kitap hakkında ayrıntılı gerekçeler

belirtilmese de başvurucunun, cezaevi şartlarında dışarıya göre daha kısıtlı

uygulanabilecek olan ifade özgürlüğüne yapılmış müdahalenin ölçüsüz olmadığı ve

infaz hakimliği ile itiraz mercii ağır ceza mahkemesi kararlarında açık bir

keyfilik bulunmadığı görülmektedir.

Bu nedenle çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

Mehmet

Çelebi ÇALAN

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8333, 19 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. VI. Hüküm
  15. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Kömürcü
  22. M. Emin KUZ
  23. Eren
  24. Paksüt
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8333
Tarih
19 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Burhan Kuzu Başvurusu (B. No: 2014/4988)
  • Timur İbrahim Şen Başvurusu (B. No: 2014/11166)
  • Fevzi Doğaner Başvurusu (B. No: 2014/6453)
  • Mustafa Başer Başvurusu (B. No: 2014/19511)
  • Filiz Fırat Başvurusu (B. No: 2014/10305)
  • Hasan Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/9884)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.