İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Cihan Kıran Başvurusu (B. No: 2014/2964)

1. Başvuru, sorgulanmasına imkân tanınmayan gizli tanığın

Başvuru No2014/2964Tarih13 Şubat 2020Okuma18 dk · 3.648 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Cihan Kıran Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2014/2964
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.648 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sorgulanmasına imkân tanınmayan gizli tanığın

beyanlarının mahkûmiyete belirleyici olarak esas alınması nedeniyle tanık

sorgulama hakkının; yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının; özel yetkili mahkemelerce yargılama yapılması

nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının; yöneticisi

olduğu siyasi partinin bazı faaliyetlerine katılmasının terör örgütüne üye olma

suçundan mahkûmiyetinde değerlendirilmesi nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün;

iletişiminin uzun süre dinlenmesi nedeniyle de haberleşme özgürlüğünün ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1971 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte

Adana'da ikamet etmekte ve Barış ve Demokrasi Partisinde (BDP) Çukurova ilçe

başkan yardımcılığı yapmaktadır.

9. Başvurucu; PKK terör örgütüne üye olma suçundan 8/9/2011 tarihinde gözaltına

alınmış, 10/9/2011 tarihinde tutuklanmış ve 8/12/2011 tarihinde tahliye

edilmiştir. Başvurucu hakkında aynı suçtan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK

250. madde ile görevli) 21/12/2011 tarihli iddianamesiyle (kapatılan) Adana 8.

Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır.

10. Başvurucu hakkında soruşturma evresinde bir gizli tanık

ifade vermiştir. Mahkemece bu gizli tanığın celse arasında belirlenecek bir

günde dinlenilmesine ve sanık müdafilerinin gizli tanığa sorulmasını

istedikleri hususları on gün içinde Mahkemeye bildirmelerine karar verilmiştir.

Gizli tanık; celse arasında Mahkemece ve Cumhuriyet savcısı huzurunda, sanıklar

ve müdafileri hazır bulunmaksızın dinlenilmiş ve Cumhuriyet Başsavcılığında

verdiği ifadeyi aynen tekrar ettiğini beyan etmiştir.

11. Mahkeme 17/1/2013 tarihinde başvurucunun PKK/KCK silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar

vermiştir.

12. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianame ve sanık savunmalarını

özetleyerek başlamış; daha sonra kesinleşmiş yargı kararlarına göre PKK terör

örgütüne bağlı bir örgüt olan KCK'nın yapısını ve işleyişini kısaca

açıklamıştır.

13. Mahkemenin gerekçeli kararında özetle;

i. Başvurucu hakkında soruşturma evresinde dinlenen gizli

tanığın Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinin başvurucuya ilişkin

kısmı şu şekilde aktarılmıştır:

"KCK Kandil odaklı

şehirlerdeki PKK yapılanmasının illegal sivil uzantısıdır... KCK bir devlet

modeli gibi faaliyet göstermektedir, yani yasama, yürütme ve yargı güçleri

bulunmaktadır. Yasama, Kandilde KONGRA-GEL denen Halk Kongresi eliyle yürütülür

ve alınan kararlar yürütme organı eliyle gerçekleştirilir. Yürütmenin altında

kent konseyi, kent konseyinin altında il ve ilçe konseyleri, il ve ilçe

konseylerinin altında mahalle komiteleri, mahalle komitelerinin altında sokak

komiteleri, sokak komitelerinin altında hane komiteleri vardır. Yargı, Halk

Mahkemeleri adıyla yürütülmektedir. Halk arasında meydana gelen olaylara bu

mahkeme bakar, bu mahkeme kişilere ceza verme yetkisine sahiptir. KCK, Türkiye

yapılanmasında 5 ayrı bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgelerden bir tanesi de

Çukurova bölgesinde Adana, Mersin, Malatya, K.Maraş, Hatay, G.Antep illeri

dahildir. Adana’da KCK faaliyetleri kapsamında Yürütmeye bağlı olarak siyasi

alan altında faaliyet yürüten siyasi parti komitesinde; 1-) [M.Z.K.], 2-) [M.T.Y.], 3-) [E.E.], 4-) [S.M.], 5-) [R.B.], 6-) [M.İ.], 7-) Mehmet

Cihan Kıran, 8-) [D.U.]

bulunmaktadır."

ii. KCK terör örgütünün ve bazı yayın organlarının somut biçimde

referandumun boykot edilmesi kararı ve çağrısı doğrultusunda "oy kullanan vatandaşların hain olarak ilan edilmesi,

onlarla her türlü ticari ilişkilerin kesilmesi, cebir uygulanması"

gibi çeşitli tehditlerle oy kullanılmasının engellenmesi yönünde faaliyetler

gerçekleştirildiği, başvurucu ile A.A. arasında 12/9/2010 tarihinde yapılan bir

telefon görüşmesine göre başvurucu tarafından da oy kullanan vatandaşların

isimlerinin belirlenmeye çalışıldığı ve terör örgütünün yapmış olduğu bu

çağrıya uyulduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun bu yönde yaptığı telefon

görüşmeleri gerekçeli kararda şöyle aktarılmıştır:

"[A.A.]: Valla biz

ailelere söyledik, bayram günü şeyin evinde konuşma da yaptık. Dedik ki namusu

ve şerefi olan insan sandığa gitmez dedik

Mehmet Cihan Kıran :

He valla ağzına sağlık

[A.A.]: Şerefi haysiyeti

olan gitmez, eğer şerefsizse gider, gidip oy kullanan da namussuzdur

Mehmet Cihan Kıran :

Kardeşim sadece kim gidiyor, kim gitmiyor bunlara dikkat edin, akşamda

tutanağınızı alın gelin

[A.A.]: tamam tamam

Mehmet Cihan Kıran :

Oldu kendine iyi bak görüşürüz"

iii. Başvurucunun yapmış olduğu bir telefon görüşmesi kapsamında

silahlı çatışma neticesinde öldürülen örgüt üyelerinin cenazelerine sahip

çıktığı ve PKK/KCK terör örgütünün sosyal alan yapılanması kapsamında hareket

ederek taziyeleri organize ettiği ifade edilerek başvurucunun bu yönde yaptığı

bazı telefon görüşmelerine yer verilmiştir.

iv. Başvurucunun yaptığı başka bir telefon görüşmesi kapsamında

KCK yapılanması kapsamında oluşturulan "Mahalle

Komisyonunda" görevli ve sorumlu olduğu, bu çerçevede mahallede

meydana gelen olayları ve uyuşmazlıkları çözmeye çalıştığı, bu doğrultuda,

kırsala gitmek isterken yakalandığı anlaşılan Z. isimli kadının hastanede

yattığı ve hastaneden başvurucuyu telefonla aradığı, kendisinin hain iş birlikçi olmadığını, buna karşın mahallede

bu doğrultuda hakkında dedikodu çıkartıldığını, bunun hesabının sorulması

gerektiğini başvurucuya söylediği belirtilmiştir. Aynı şekilde telefonu Z.den

alan annesinin de başvurucuya, kızlarını kendilerinin gerilla olarak yolcu ettiklerini söyleyerek

bu tür dedikodu çıkaranlardan hesap sorulması gerektiğini belirttiği,

başvurucunun söz konusu görüşmenin sonunda bu tür konuları telefonda

görüşmemeleri gerektiğini belirterek telefonu kapattığı ifade edilmiştir.

v. Başvurucunun yapmış

olduğu bir diğer telefon görüşmesi kapsamında Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) on

iki milletvekili adayını veto etmesini savaş, ayaklanma ve halkı isyana çağırma

olarak nitelendirdiği belirtilerek YSK'nın anılan kararı sonrasında ve terör

örgütünün çağrıları doğrultusunda Adana'nın da aralarında bulunduğu birçok ilde

çok sayıda şiddet içerikli gösteri yapıldığına vurgu yapılmıştır. Başvurucunun

bu yöndeki telefon görüşmelerine şu şekilde yer verilmiştir:

"[Z.D.] : Efendim

Mehmet Cihan Kıran :

Başkanım merhaba

[Z.D.] : Merhaba merhaba

nasılsın

Mehmet Cihan Kıran :

İyidir sağol başkanım haberleri izliyor musun

[Z.D.] : Yok valla

Mehmet Cihan Kıran :

E başkanım 12 tane milletvekili adayımızı YSK milletvekili olamaz kararı

çıkarmış

[Z.D.] : Hep bizim

Mehmet Cihan Kıran :

He hepsi bizim

[Z.D.] : Halla halla

Mehmet Cihan Kıran :

Gülten Kışanak, Sebahat Tuncel, Hatip Dicle, Leyla Zana, Tuğrul Kürkçü bunlar

beş kişi açıklanmış 12 kişi ötekiler de sonra açıklanacakmış

[Z.D.] : Neye dayanak ne

gerçi...Anlaşılamıyor

Mehmet Cihan Kıran :

Açıklama yok sadece olamaz diye 12 kişi olduğunu 5 kişinin ismini vermişler

[Z.D.] : E neyse görüşelim

Mehmet Cihan Kıran :

Yani bu bu artık nedir neyin nesidir bilmiyoruz çok kötü bi durum

[Z.D.] : Çok kötü ki kötü

kötü kötüsü mü var yani

Mehmet Cihan Kıran :

He

[Z.D.] : Yani

Mehmet Cihan Kıran :

Bi de ötekiler kim

[Z.D.] : Yani bi nevi halkı

isyana davet etmedir ha

Mehmet Cihan Kıran :

Aynen öyle savaş kararıdır yani şu anda Nevin Keskin de söylüyor bu bir savaş

kararıdır diye Selattin Demirtaş başkanımız da aynı şeyi söylüyor ve bizim de

fikrimiz düşüncemiz o

[Z.D.] : Aynı ayaklanmadır ha

isyana çağırmadır

Mehmet Cihan Kıran :

Aynen öyle

[Z.D.] : E neyse telefonla

konuşuyoruz

Mehmet Cihan Kıran :

Tamam başkanım tamam

[Z.D.] : Tamam görüşürüz"

vi. Başvurucudan yardım isteyen ve oğlunun esrarkeşlerle

çalıştırıldığını söyleyen bir kadının şikâyeti üzerine başvurucunun M.T. isimli

şahısla yüz yüze bir görüşme yaptığı, bu görüşmeden sonra başvurucunun bir

kadınla telefonla görüştüğü, bu telefon görüşmesinde başvurucunun M.T.ye “Bu aile kahramanca, militanca partisine mücadelesine

sahip çıkmış bir aile... Düşün yani o kadar” şeklinde beyanlarda bulunduğu ifade

edilerek başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün mahalle yapılanması kapsamında

kişiler arasındaki uyuşmazlıklara baktığı ve çözüm üretmeye çalıştığı

belirtilmiştir.

14. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

29/11/2013 tarihli kararı ile mahkûmiyet hükmü onanmıştır.

15. Başvurucu, Yargıtay ilamından 3/3/2014 tarihinde yapılan

tebligatla haberdar olduğunu belirtmiştir.

16. Başvurucu 6/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Bağımsız ve Tarafsız

Bir Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmalı olan özel

yetkili mahkemelerce yargılandığını, anılan mahkemelerin adil yargılama

yapmadıklarını, bu sebeple Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

21. Somut olayda başvuruya konu yargılamayı yapan mahkemenin

bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal eden hususlara ya da kendisine isnat

edilen ve derece mahkemesince sabit görülen fiilleri, bu fiillere dayanılarak

yapılan işlemlerin sıhhatini etkilediğine ilişkin somut ve hukuken kabul

edilebilir herhangi bir açıklama başvurucu tarafından yapılmamıştır. Bu

itibarla başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak ile

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki

yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri

sürülen bu iddianın temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; gizli tanığın mahkemece gizli bir oturumda,

kendisi ve müdafii hazır bulunmaksızın dinlenildiğini, bu şekilde kendisini

savunma ve tanık beyanının doğruluğunu tartışma olanağından yoksun kaldığını ve

gizli tanığın bu beyanının hükme esas alınması sonucunda tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anayasa'nın 36. maddesine "... adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

(d) bendinde bir suç ile itham edilen herkesin iddia tanıklarını sorguya çekme

hakkının olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının tanık

sorgulama hakkını da kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Serdar Batur, B. No: 2014/15652,

24/5/2018, § 41).

25. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir (Baran Karadağ, B. No: 2014/12906,

7/5/2015; AZ. M., B. No:

2013/560, 16/4/2015; Atila Oğuz Boyalı,

B. No: 2013/99, 20/3/2014). Buna göre bir sanığın kendisi hakkında

gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi,

onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına

sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir.

Böylelikle sanık, aleyhindeki tanık beyanlarının zayıf/itibar edilmez

noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak onların

güvenilirliğini huzurda sınayabilecek (test edebilecek), tanığın inandırıcılığı

ve güvenilirliği bakımından sorduğu sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya

çıkarabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusu olayı sadece iddia

makamının ileri sürdüğü şekliyle değil savunmanın argümanlarıyla da

algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M.,

§ 55).

26. Ancak bazı olaylarda tanığın kim olduğunun sanıklar

tarafından bilinmesi, tanığın kendisi veya yakınları için tehlike doğurabilir.

Tanıklık yapacak olanların misillemeye uğramaktan korkmak için haklı sebepleri

bulunabilir. Ayrıca örgütlü suçla mücadelede tanığın kimliğinin gizli tutulması

hafife alınamaz. Örgütlü suçlardaki artış, bazı tedbirlerin alınmasını

gerektirebilir. Bununla birlikte bir tanığın kimliği bu nedenle saklı

tutulmuşsa savunma tarafının ceza yargılamalarında normal koşullarda bulunmayan

zorluklarla karşı karşıya kalabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır (Baran Karadağ, § 57).

27. Bu durumda ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için makul

gerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecek

hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir. Gizli tanık beyanının mahkeme kararının dayandığı belirleyici delil

olduğu bu şekilde tespit edildikten sonra üçüncü olarak savunma tarafına

dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği de

belirlenmelidir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine

dayanması durumunda yargılama detaylı incelemelere tabi tutulmalıdır. Eğer

sanık veya müdafii tarafından güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması

amacıyla sorgulanmamış tanık delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya

belirleyici delilse ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemişse

adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilir (Baran Karadağ, §§ 68, 72).

28. Başvuru konusu somut olayda gerekçeli karar incelendiğinde

gizli tanık anlatımlarının mahkûmiyet için yegâne veya belirleyici delil

niteliğinde olmadığı görülmektedir. Nitekim mahkûmiyet kararında Mahkeme;

özellikle iletişimin denetlenmesine ilişkin kayıtlara dayalı olarak

başvurucunun KCK terör örgütü tarafından verilen terör örgütü üyesi

cenazelerini sahiplenme talimatlarını yerine getirdiğini, terör örgütünün

referandumu boykot kararı ve bu doğrultudaki somut çağrıları doğrultusunda

vatandaşların oy kullanmalarının engellenmesi yönünde faaliyetlerde bulunduğunu

ve oy kullanan vatandaşların isimlerinin belirlenmesi yönünde talimatlar

verdiğini tespit etmiştir. Yine Mahkeme başvurucunun, YSK'nın seçim sürecinde

bazı milletvekili adaylarının adaylıklarını veto etmesini, isyana, savaşa ve

ayaklanmaya davet olarak yorumlamasını da değerlendirmiştir. Ayrıca Mahkeme,

başvurucunun, kırsal alana gitmek isterken yakalanan ve ikamet ettiği mahallede

kendisinden hain ve iş birlikçi

şeklinde bahsedilmesinden rahatsızlık duyan bir şahsın sorunlarını çözmeye

çalıştığına da değinmiştir. Bu kapsamda gizli tanık anlatımlarının mahkûmiyet

için yegâne veya belirleyici delil niteliğinde olmadığı, gizli tanık beyanına

dayanılmasının yargılamanın bir bütün olarak adilliğine zarar vermediği ve

bunun tanık sorgulama hakkına aykırılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan gereklerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

3. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun iddiaları

30. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

31. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması

gerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu

konuda kararlar verilmiştir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013; Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No: 2012/12,

17/9/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

32. Somut olayda başvurucunun 8/9/2011 tarihinde gözaltına

alınmasıyla başlayan yargılama süreci 29/11/2013 tarihinde Yargıtay tarafından

verilen onama kararı ile sonlanmıştır.

33. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam

2 yıl 2 ay 21 gün sürdüğü, yargılama sürecinin bütünü dikkate alındığında

başvurucunun haklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

34. Açıklanan gereklerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Örgütlenme

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu; yöneticisi olduğu siyasi partinin faaliyetleri

kapsamında taziye ziyaretine veya cenaze törenine katılma, seçimi boykot etme

gibi bazı yasal eylemlerinin terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetinde

değerlendirilmesinin örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde, ceza muhakemesi hukukunda yer alan delil

serbestliği ilkesi de gözönünde bulundurulduğunda ilk derece mahkemesinin

mahkûmiyete ilişkin kararında başvurucunun gizli tanık beyanları ile hakkındaki

iletişimin tespiti ve kayda alınması tedbiri sonucu elde edilen görüşme

içeriklerinin birbirleriyle uyuştuğu ve başvurucunun PKK/KCK silahlı terör

örgütü içerisindeki konumuna dair tespitlere yer verildiği ifade edilmiştir.

37. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu, Adana BDP ilçe

yönetiminde görev alması nedeniyle gerçekleştirdiği bazı faaliyetlerin gerçek

dışı şekilde terör örgütü üyeliğine delil olarak gösterildiğini belirterek

temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ifade etmiş ve genel itibarıyla

başvuru formu içeriğini tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

38. Katıldığı veya organize ettiği toplantıların ya da

gerçekleştirdiği bazı etkinliklerin terör örgütüne üye olma suçundan verilen

mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması başvurucunun örgütlenme

özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki doğurabilir. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın

33. maddesinde koruma altına alınan hakkına müdahalede bulunulduğu kabul

edilmelidir (Metin Birdal, § 48).

39. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 33. maddesinin

üçüncü fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru

amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin

Birdal, §§ 52, 53). Bu

nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

40. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olma suçunun mahkûmiyetinde delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (zorunlu

toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No:2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

41. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

42. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olma suçunun

sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup

olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz

Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir

ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas

itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza muhakemesi

hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

43. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin fikirlerinin, bağlı

oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının anlamlarının

ve bunların altında yatan saiklerin de değerlendirilmesini gerektirebilir.

Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye olmak, toplantılara katılmak veya

düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin anayasal haklar kapsamında koruma

altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlarda başta ifade, örgütlenme,

din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilecek potansiyele

sahip olduğu açıktır (Metin Birdal,

§§ 63, 64).

44. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı koruma şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

45. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı

karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile

sınırlı olacaktır (Metin Birdal,

§ 72).

46. Dolayısıyla incelenen başvuruda başvurucunun toplantı ve

ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediği sorusuna

cevap bulunacaktır.

47. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütünün

üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır.

48. Başvurucu tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derece

mahkemelerince başvurucunun mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeler yukarıda

yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelenmiş ve somut

olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin başvurucuyu suç oluşturmadığı ve

anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu ileri sürülen eylemleri nedeniyle

mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece mahkemesi diğer bazı deliller yanında

PKK/KCK'nın talimatları doğrultusunda başvurucunun gerçekleştirdiği eylemleri

örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren deliller

olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal,

§ 76).

49. Nitekim ilk derece mahkemesi, mahkûmiyet kararında başvurucu

hakkında bir gizli tanık beyanına ve özellikle başvurucunun yaptığı telefon

görüşmelerine dayanmıştır. Mahkeme, iletişimin denetlenmesine ilişkin kayıtlar

kapsamında başvurucunun KCK terör örgütünün talimatlarını yerine getirdiğini,

şiddeti ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen konuşmalar yaptığını tespit

etmiştir (bkz. §§ 13, 28). Mahkeme, başvurucunun şikâyetine konu eylemlerinin

onun PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek

dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna

edici biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi, başvurucunun

söz konusu eylemlerinin delil olarak kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile göstermiştir.

50. Sonuç olarak başvurucunun örgütlenme özgürlüğüne yapılan

müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak

değerlendirilemez.

51. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin meşru olduğu açık

olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 24).

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun örgütlenme özgürlüğünün

ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

C. Haberleşme

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

53. Başvurucu, gizli olarak ve çok uzun süreyle telefonunun

dinlenildiğini belirterek haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

54. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin

gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Sabah

Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim

Şirketi [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19; Veli Özdemir, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014,

§§ 18, 19).

55. Somut olayda başvurucu, haberleşme özgürlüğünün ihlal

edildiği iddiaları yönünden ihlal iddialarının konusunu belirtir şekilde

iletişimin dinlenmesine esas alınan derece mahkemesi veya hâkim kararları ile

ilgili somut bilgi, belge ve kanıt sunmadan soyut bir şekilde dinlemenin iki

yıla yakın bir süre devam ettiği iddiasında bulunmuştur.

56. Bu kapsamda başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili

deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlama ve bu suretle hukuki

iddialarını ortaya koyma yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu

tarafından yerine getirilmemiştir.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu kapsamda kalan

iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Mehmet Cihan KIRAN Vekili : Av. Yasemin DORA ŞEKER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2964, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma Hakkının
  9. B. Örgütlenme
  10. C. Haberleşme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2964
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Çetin Şen Başvurusu (B. No: 2016/33624)
  • Mustafa Rençber ve Ahmet Rençber Başvurusu (B. No: 2016/3866)
  • Kemal Özcan Başvurusu (B. No: 2017/18560)
  • Hüseyin Aydın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/4177)
  • İsmail Solmaz Başvurusu (B. No: 2017/15251)
  • Halide Demirel Başvurusu (B. No: 2017/17378)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.