İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Rençber ve Ahmet Rençber Başvurusu (B. No: 2016/3866)

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin hukuka aykırı ve orantısız güç

Başvuru No2016/3866Tarih13 Şubat 2020Okuma29 dk · 5.711 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Rençber Ve Ahmet Rençber Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/3866
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.711 kelime·29 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin hukuka aykırı ve orantısız güç

kullanmaları nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

doğrultusunda tespit edilen olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Başvurucu Mustafa Rençber 1974, kardeşi olan diğer başvurucu

Ahmet Rençber ise 1979 doğumlu olup iki başvurucu da Adana'da ikamet

etmektedir.

9. Başvurucular, başvuruya konu olay günü Ahmet Rençber'in eşi

S.R.nin mağdur/müşteki olduğu ve yakınlarının ölümü ile neticelenen bir trafik

kazasına ilişkin kamu davasının 6/8/2015 tarihli ilk duruşmasına katılmak için

Adana Adliyesine gitmişlerdir.

10. Polis memurlarının Adliye binası koridorunu boşaltmaya

başlamaları üzerine başvurucularla görevli polis memurları arasında birtakım

olaylar yaşanmıştır.

11. Başvurucular ile kolluk görevlileri arasındaki olaylarla

ilgili olarak tarafların birbirinden farklı anlatımları bulunmaktadır:

i. Başvurucu Mustafa Rençber 6/8/2015 tarihinde Adliye binasına

kardeşi Ahmet Rençber ve oğlu O.R. ile birlikte gittiğini, daha sonra oğlunun

arkadaşı A.K.nın da yanlarına geldiğini, duruşma salonunun önünde beklemeye

başladıklarını, polislerin yanlarına gelerek "Burada işi olmayan dışarı çıksın" dediğini, polis

memurlarına hitaben "Abi burada

mahkememiz var" dediğini, akabinde uzun boylu polis memurunun

kendilerine vurmaya başladığını, oğlunun ve arkadaşının polis memurlarını

engellemeye çalıştığını ancak onlara da polislerin saldırdığını, kaçarak Adliye

binası dışına çıktıklarını, dışarıda da polis memurları tarafından

darbedildiklerini, destek polis memurlarının geldiğini ve kelepçe takılarak

polis merkezine götürüldüklerini belirtmiştir. Başvurucu Ahmet Rençber ise

duruşma salonunda bulunduğu sırada koridordan gelen sesler üzerine dışarı

çıktığını, bu sırada ağabeyi Mustafa Rençber'in polis memurları tarafından

darbedildiğini gördüğünü, ne olduğunu sormak için polis memurlarının yanına

gittiğinde kendisine de vurmaya başladıklarını, çok sayıda polis memurunun

gelerek kendilerine vurmaya devam ettiğini, akabinde kelepçelenerek polis

merkezine teslim edildiğini belirtmiştir.

ii. Kolluk görevlileri H.K., B.Ü., Ç.Y., İ.K., N.D., H.T., A.Ö.

ve M.Ş. ise 6/8/2015 tarihinde yapılmakta olan duruşmanın sükûnetini ve

işleyişini tehlikeye düşürecek şekilde gürültü yapan ve yüksek sesle bağıran

Ahmet Rençber, O.R., Mustafa Rençber ve A.K.nin görevliler tarafından

uyarıldığını ancak bu kişilerin uyarılara aldırmayarak mahkeme duvarlarına

vurmak ve sandalyeleri yumruklamak suretiyle taşkınlık yapmaya devam

ettiklerini, kendilerine hakaret ve tehdit boyutuna varan ifadeler

kullandıklarını, Adliye dışına çıkarıldıklarında ise kendilerini darbetmeye ve

yerden söktükleri parke taşları ile aynı zamanda yumruk, tekme ve kafa atmak

suretiyle yaralamaya çalıştıklarını, bunun üzerine cop kullanmak suretiyle

müdahalede bulunulduğunu ve olay yerine çağrılan takviye ekiplerin yardımı ile

etkisiz hâle getirildiklerini belirtmişlerdir.

12. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca Adliye binası içinde ve

müteakiben dışarıda devam eden olayların basına yansıması nedeniyle

başvurucular hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret, kolluk görevlileri hakkında ise

başvurucuların 28/8/2015 tarihli şikâyet dilekçesi üzerine yaralama, işkence

yapma ve zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçlarından soruşturma başlatılmıştır.

13. Başvurucular hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve

hakaret suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında kamu davası açılmış,

yargılama sonucunda başvurucular hakaret suçu yönünden beraat etmiş, görevi

yaptırmamak için direnme suçu yönünden ise hapis cezasına mahkûm edilmiş ancak

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

14. Bireysel başvurunun konusunu kolluk görevlileri hakkında

yapılan soruşturma oluşturmaktadır. Ancak başvurucular hakkında yürütülen

soruşturma kapsamında yapılan işlemlerin de bireysel başvuru konusu olayla

doğrudan ilgisi olduğundan olay ve olguların açıklanmasında her iki dosyadaki

bilgilerden yararlanılmıştır.

B. Adli Muayene Raporları

15. Başvurucular ve polis memurları hakkında düzenlenen

raporlarda yer alan açıklamalar şöyledir:

i. Ahmet Rençber: Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından

düzenlenen sağlık raporunda "frontal

sağda yukarıdan aşağı 4x0,5 cm'lik ekimozlu sıyrık, burun sırtında 1x0,5 cm'lik

ekimozlu sıyrık, boyun arkada 3x1 cm'lik ve 4x2 cm'lik ekimoz, sol kol omuz

başına yakın önde 10x3 cm likhematom, sağ skapulada 7x5 cm'lik her iki skapula

arasında 6x0,2 cm'lik , sağ ve sol skapula altta 1 cm çapta, sol uyluk orta 1/3

dışta 3x2 cm'lik ekimozlu sıyrık tespit edilmiş ve yumuşak doku yaralanmasının kişinin yaşamını

tehlikeye sokmayan nitelikte olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde

hafif nitelikte olduğu" belirtilmiştir.

ii. Mustafa Rençber: Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından

düzenlenen sağlık raporunda ise "sol

şakakta hafif yüzeyel 2x2 cm şişlik, burun dış kısmında hafif yüzeyel morluk,

sol omuz ve sol kürek kemiği üstünde yaygın yüzeyel kızarıklık, yer yer hafif

morluklar, sağ arka sırtta hafif kızarıklık, sağ ön kol dış kısımda kızarıklık,

ve 3,3x3,3 cm 0,4x0,2 cm yüzeyel çizikler, sol ön bacakta 1x2 cm lik sıyrık,

sağ torakalomber bölgede 6x2 cm ve 2x2 cm çizgisel tarzda sıyrık, bu bölgede

ağrı ile nefes almada güçlük şikayeti olduğunun saptandığı ve yaralanmasının yaşamsal tehlike oluşturmadığı ve

basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu"

belirtilmiştir.

iii. Polis memuru B.Ü.: "Sağ

el başparmak orta falanksta 1x1 cm lik kanamalı lezyon, aynı parmakta ağrı

bulgusu ve şişlik, sol ön kol dirsek altında 4x2 cm lik ekimoz ve sıyrık, ağrı,

sol dizde 0,2x0,3 cm lik kızarıklık, ve sıyrık olduğunun saptandığı ve basit

tıbbi müdahale ile giderilebilecek" şekilde yaralandığına

ilişkin rapor düzenlenmiştir.

iv. Polis memuru Ç.Y.: "Ön göğüste 26x1,5 cm ve 18x1,5 cm lik morluklar, sağ

şakak bölgesinde 3x0,3 cm, 1x1 cm ve etrafı kızarık yüzeyel lezyonlar, sırtta

her iki kürek kemiği arasında 22x1,5 cm lik ekimoz, sağ omuzda 10x1,5 cm

ekimoz, sol üst kol arka kısımda 20x1,5 cm ekimoz, sol ön kolda boydan boya 2

yerde 28x1,5 cm ve 24x1,5 cm morluklar, sağ boyunda 10x1,5 cm morluk sağ ön

kolda 2 yerde 20x1 cm ve 24x1,5 cm ekimozlar olduğunun baş, boyun ve sırt

ağrısı olduğunun saptandığı ve basit

tıbbi müdahale ile giderilebilecek" şekilde yaralandığına

ilişkin rapor düzenlenmiştir.

v. Polis Memuru H.K.: "2

kaş arasında yüzeyel morluk, 2 kürek kemiği arasında 26x2 cm lik derin ekimoz,

sol kürek kemiği altında 18x2 cm lik derin ekimoz, sol üst kol arka kısımda

22x2 cm lik ekimoz, sağ üst kol içte 8x10 cm cilt altı morluk, sağ ön kolda

26x4 cm lik derin ekimoz, sağ ön kol dışta 24x1,5 cm lik cilt altı ekimoz, sol

ön kolda 24x2,5 cm ekimoz, sol ön kolda 26x1,5 cm,24x1,5 cm ve 24x1,5 cm lik 3

ayrı yerde ekimoz, saçlı deride sağ okspikalde boyun bölgesine doğru uzanan 8x3

cm lik alanda ödem, bu bölgede dağınık kırmızı ekimoz ve hassasiyet saptandığı

ve basit tıbbi müdahale ile

giderilebilecek" şekilde yaralandığına ilişkin rapor

düzenlenmiştir.

C. Tutanak

16. Fezleke ekinde bulunan Olay Tespit Yakalama ve Teslim

Tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"06/08/2015 günü saat 10:00 sıralarında

eski adliye binasında zemin katta bulunan 7. ağır ceza mahkemesinde yapılmakta

olan 2015/333 nolu taksirle ölüm ve yaralama olayı ile ilgili duruşma

yapılırken mahkeme önünde şahısların mahkemenin sukünetini ve işleyişini

tehlikeye düşürecek şekilde gürültü ve yüksek sesle bağırarak görevli polis

memurlarına küfür ve hakaretlerde bulunmaları üzerine şahıslara sessiz ve sakin

olmaları konusunda uyarma yapıldığı ancak, uyarılara aldırış etmeyerek mahkeme

duvarlarını ve sandalyeleri yumruklamak suretiyle taşkınlık çıkarmaya

başlamaları üzerine, şahıslara orantılı bedeni güç kullanılarak adliye dışına

çıkarmaya çalıştıkları sırada isimleri sonradan öğrenilen Ahmet Rençber, O.R.,

Mustafa Rençber ve A.K. isimli şahıslardan, Ahmet Rençber'in görevlilere

hitaben 'sizin bayrağınızı, devletinizi, toprağınızı sinkaf ederim, sizin

verdiğiniz adaletin a.... korum, sizin gibi TC nin faşist polislerini sinkaf

ederim, biz kendi adaletimizi kendimiz dışarıda veririz, sizin adaletinize

gerek yok, sizinle de görüşeceğiz, sizin tek tek hesabınızı keseceğim'' dediği,

...

Mustafa Rençber'in ise polis memurlarına,

"ananızı avradınızı sinkaf edeceğim, orospununa... dan çıkanlar, orospunun

doğurdukları, sizinle hesaplaşacağız, sizin adaletinize a... korum. Biz

devletimizi kurup adaleti biz vereceğiz" dediği,

...

Adı geçen şahısların görevlilere mukavemet

göstermesi, darp etmeye çalışıp, ellerine geçirdikleri sopalarla adliye dışında

bulunan yerden söktükleri parke taşları ile, yumruk, tekme, kafa atmak

suretiyle yaralamaya çalışmaları üzerine, görevlilerce jop kullanılarak etkisiz

hale getirilmeye çalışıldığı, daha sonra dışarıdan yakınlarının kalabalık bir

şekilde görevlilere taş ve sopalarla saldırmaları üzerine polis memuru H.T.

Tarafından havaya 2 el ateş edildiği, diğer şahısların üzerlerine gelmelerinin

engellendiği ve dağıtıldığı,

..."

D. Kamera Görüntülerinin

Tespitine İlişkin Bilirkişi Raporları

17. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı),

olayın geçtiği koridorda bulunan güvenlik kamerası kayıtları ile ilgili olarak

bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Adliye binasında bulunan kamera

görüntülerinin tespitine ilişkin bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"Adana Adliyesinin

koridorlarını gösterir açıda kurulu bulunan güvenlik kamerasına ait 4 adet

dosyalarının olduğu tespit edilmiştir.

Kamera kayıtlarında özetle; Adliye koridorlarında

polisin adliyeye gelen vatandaşları çıkarmaya çalıştığı, daha sonra 3 nolu

fotoğrafta görüldüğü üzere şahıslardan birinin duvara yumruk attığı, polis

memurunun gelerek şahsa cop ile vurduğu, daha sonra olayların büyüdüğü, arbede

çıktığı, 13 ve 30 no.lu fotoğraflarda da grubun arkadaşlarından birinin koşarak

polislere doğru geldiği, polisin ayağı ile şahsı durdurduğu, şahıslardan

birinin eline paspas sopası alarak polislere saldırdığı, diğer şahısların

polislere yumruk attığı ve müdahalede bulunduğu, polislerin ellerinde bulunan

cop ile şahısları adliye dışına çıkarmaya çalıştığı görülmüştür...

Kamera kayıtlarında herhangi bir ses kaydı

olmayıp kayıtların sadece görüntüden ibaret olduğu,"

18. Bilirkişi raporunda başvurucu Mustafa Rençber'in "4. erkek şahıs" olarak kodlandığı

tespit edilmiştir. Raporun Mustafa Rençber ile ilgili kısımları şöyledir:

"Kamera kayıtlarının

incelenmesi neticesinde; 6/8/2015 günü Adliye binası içerisinde bazı şahısların

bekledikleri, bu sırada koridorda bulunan polis memurlarının şahısları dışarı

çıkarmaya çalıştıkları,

...

saat 10:09:02 de 4. Erkek şahsın 3. Polis

memurunun elindeki copu almaya çalıştığı,

...

saat 10:09:10 da 3. Polis memurunun 4. Erkek

şahsa cop ile vurduğu,

...

saat 10:09:15, saat 10:09:17 ve saat 10:09:20

de 3. Polis memurunun 4. Erkek şahsa cop ile vurduğu

...

10:09:34 te 4. Erkek şahsın 3. Polis memuruna

eli ile vurduğu.

...

tespit edilmiştir."

19. Diğer taraftan başvurucuların vekili tarafından Cumhuriyet

Başsavcılığına verilen 27/8/2015 tarihli dilekçe ile Adliye içinde/eski binada

ön koridoru/alanı/meydanı gösteren dört kamera bulunmasına rağmen soruşturma

dosyasındaturnikelerin bulunduğu ön alanı gösteren sadece bir kamera kaydının

bulunduğu belirtilerek eski bina içinde olay tarihi olan 6/8/2015 tarihindeki

giriş ve çıkış turnikelerinin bulunduğu orta alanı/meydanı gösteren bütün kamera

kayıtlarının celbi talep edilmiş; başvurucuların vekilinin istemi doğrultusunda

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adliye Polis Merkezi Amirliğine 28/8/2015

tarihinde müzekkere yazılarak bina giriş ve çıkış turnikelerinin bulunduğu orta

alanı/meydanı gösteren bütün kamera kayıtlarının CD ortamına aktarılarak

gönderilmesi istenmiştir. Polis Merkezi Amirliğince Cumhuriyet Başsavcılığına

Adliye binası önünde meydana gelen olayın görüntülerini gösterir video ve otuz

fotoğraf CD ortamında gönderilmiştir. Adliye binası önünde meydana gelen olayla

ilgili güvenlik kamerası kayıtları da bilirkişi marifetiyle incelenmiştir.

20. Son olarak başvurucular hakkında görevi yaptırmamak için

direnme ve hakaret suçlarından

başlatılan soruşturma sonucunda Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

açılan E.2015/553 sayılı kamu davasında olayla ilgili güvenlik kamerası

kayıtları bilirkişi marifetiyle incelenmiştir. Mahkeme tarafından alınan

bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"...İsimlerinde 5 adet video dosyası ile

olay sonrası polis memurlarının vücutlarında aldığı yaraları gösteren 34 adet

fotoğraf bulunduğu,

Kamera kayıtlarında özetle; Adliye binası

içerisinde bazı şahısların bekledikleri, bu sırada olay yerinde bulunan polis

memurlarının şahısları dışarı çıkarmaya çalıştıkları, şahıslardan birisinin

duvara iki kez yumruk attığı, daha sonra polis memurlarından birisinin gelerek

bu şahsa cop ile vurduğu, akabinde polis memurları ile şahıslar arasında

tartışma başladığı, görüntülerin devamında başka bir erkek şahsın koşarak polis

memurlarına doğru geldiği, polis memurlarından birisinin şahsı ayağını

kaldırmak suretiyle durdurduğu, yaşanan arbede esnasında bir şahsın paspas

sopası ile başka bir polis memuruna vurduğu, şahıslardan birisinin bir polis

memuruna yumruk attığı, başka bir şahsın ise polis memurlarından birisinin

elinde bulunan copu almaya çalıştığı, polis memurlarının ise ellerinde bulunan

coplarla şahıslara vurdukları, daha sonra şahısların kaçtıkları, son olarak

şahısların polis memurlarınca yakalandıkları görülmüştür.

Ayrıca dava dosyasında 2 adet CD ile 1 adet

DVD daha olduğu, 1 adet CD ile 1 adet DVD'nin "ASIL DVD" etiketli

çözümü yapılan DVD ile aynı içerikli olduğu, diğer CD'nin içerisinde ise 30

adet fotoğraf ve 4 adet video kaydı bulunduğu, bu CD'deki video kaydında

herhangi bir kavga olayına rastlanılmadığı tespit edilmiştir."

E. Soruşturma Sonucunda

Verilen Karar

21. Cumhuriyet Başsavcılığınca polis memurları hakkında

yaralama, işkence yapma ve zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşılması suçlarından başlatılan soruşturma

sonucunda "düzenlenen doktor raporları

içeriği ve olay tutanağına göre Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmakta olan

duruşma nedeniyle, duruşma yerine gelen insanların adliye binasında gürültü

yaptıkları, uyarıya rağmen eylemlerine devam ettikleri, adliye binasındaki

huzur ve sükunun sağlanması için görevli polis memurlarının vatandaşlara

müdahale ettikleri, müdahale sırasında olayın büyüdüğü, olayı bastırmaya

çalışan polis memurlarının zor kullandıkları, bu haliyle görevli polis

memurlarının görevlerini yaptıkları, zor kullanma yetkisinin aşıldığına dair

delil bulunmadığı" gerekçesiyle

15/12/2015 tarihinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmiştir.

22. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı Adana 3. Sulh

Ceza Hâkimliğine başvurucular tarafından yapılan itiraz 19/1/2016 tarihinde

reddedilmiştir.

F. Başvurucular Hakkında

Başlatılan Soruşturma ve Ceza Davası Süreci

23. Başvurucular hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve

hakaret suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında açılan E.2015/553 sayılı

kamu davasının sonucunda başvurucular hakaret suçu yönünden beraat etmiş,

görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden ise alt sınırdan uzaklaşılarak

ayrı ayrı 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırılmış, ancak hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir.

24. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda

iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Her ne kadar

sanıklar O.R., A.K., Ahmet Rençber, Mustafa Rençber hakkında Hakaret suçundan

cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanıkların atılı suçu

işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve

inandırıcı delil elde edilemediği ve yapılan yargılama sonucunda isnat edilen

eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nun

223/2-e. Maddesi gereğince sanıkların ayrı ayrıberaatlerine karar verilerek

aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Ayrıca, sanıkların suça konu olayda görevli polis

memurlarına direndikleri kamera kayıtları, tanıkların beyanları, sanıkların

olayın oluşuna ilişkin savunmaları, müştekilerin beyanları ve tüm dosya

kapsamına göre sabit olduğundan sanıkların görevi yaptırmamak için direnme

suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Ayrıca, kamera görüntülerine göre sanıkların

direnme suçunu işlemedeki kasıtlarının ağır oluşu ve suçun işleniş şekli

dikkate alınarak ceza miktarı belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmıştır."

25. Başvurucular 15/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

26. Başvurucuların; yargılandıkları kamu davasında haksız olarak

HAGB kararı verilmesinin maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkını,

ayrıca yargılama sırasında başvuruculardan Mustafa Rençber'in haksız olarak tutuklanmasının

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkin olarak

Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel başvuru kabul edilemezlik kararıyla

sonuçlanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. ve

87. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten

yaralama fiilinin kişi üzerindekietkisinin basitbirtıbbîmüdahaleyle

giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört

aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

…

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

"Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87- …

(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten

yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde,

yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat

fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

…”

28. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet

Kanunu’nun 16. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Zor ve silah kullanma

Madde 16-(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.)

Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin

mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde

kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları

gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı

veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı

ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis

köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye

devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.

Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar

yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında

direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı

zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak

müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve

gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.

Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir

saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

Polis;

…

b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak

etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve

kıracak ölçüde,

c) … suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını

sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,

…

silah kullanmaya yetkilidir.”

29. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Adlî kolluk ve görevi" kenar

başlıklı 164. maddesi şöyledir:

“(1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201

sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli

ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi,

2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri

Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692

sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen

soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.

(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet

savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır.

Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin

emirlerini yerine getirir.”

B. Uluslararası Hukuk

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi

şöyledir:

“Madde 3- İşkence yasağı

Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da

aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

31. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İşkence

ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili

Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun (İstanbul

Protokolü) birinci ekinin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"6a) İşkence ve kötü muamele

soruşturmalarında çalışan tıp uzmanları her zaman en yüksek etik standartlara

uygun biçimde davranmalı ve tıbbi araştırma ve muayeneden önce kişinin

bilgilendirilmiş onamını almalıdır. Muayene, tıp biliminin kabul edilmiş standartlarına

uygun biçimde yürütülmelidir.Muayene, tıp uzmanın denetimi altında, devlet

görevlileri ve güvenlik güçleri mensuplarının mevcut olmadığı bir ortamda,

kişinin mahremiyetine saygı göstererek yapılmalıdır.

6b) Tıp uzmanı muayenenin hemen sonrasında

doğru bir yazılı rapor hazırlamalıdır. Bu raporda en azından aşağıdaki bilgiler

yer almalıdır:

(i) Görüşme Koşulları: Görüşme yapılan

kişinin adı, muayene sırasında mevcut olanların adları, bu kişilerin muayene

yapılan kişiyle olan ilişkileri, görüşmenin kesin tarihi, saati, görüşme

yapılan yerin adresi (uygun olduğu durumlarda görüşme yapılan odanın yeri),

görüşme yapılan yerin tanımı (örneğinklinik, cezaevi, ev vb.); görüşme

yapıldığı sıradaki koşullar (muayene için geldiğinde veya muayene sırasında kişinin

tabii olduğu kısıtlamalar, görüşme sırasında odada güvenlik güçlerinin mevcut

olup olmadığı, tutukluya eşlik edenlerin hal ve tavrı, muayeneyi yapan kişiye

yönelik tehditkar ifadeler vs.) ve diğer geçerli unsurlar;

(ii) Öykü: Gerçekleştiği iddia edilen işkence

ve kötü muamele yöntemleri, işkence ve kötü muamelenin ne zaman gerçekleştiği,

bütün fiziksel ve psikolojik semptomlar ve şikayetler de dahil olmak üzere

kişinin görüşme sırasında anlattığı öykünün detaylı bir raporu;

(iii) Fiziksel ve Psikolojik Muayene: Uygun

tanı koyucu testler ve mümkün olduğu durumlarda bütün yaralanmaların renkli

fotoğrafları da dahil olmak üzere klinik muayene sonucunda elde edilen bütün

fiziksel ve psikolojik bulguların kaydı.

(iv) Değerlendirme: Fiziksel ve psikolojik

bulgular ile işkence ve kötü muamele arasındaki muhtemel ilişkinin

değerlendirilmesi. Gerekli tıbbi ve psikolojik tedavi ve/veya yapılması gereken

başka tıbbi testler ve muayeneler için görüş ve tavsiyeler;

(v) Yazar: Raporda muayeneyi yapan kişilerin

adları açıkça belirtilmeli ve rapor hazırlayanlar tarafından imzalanmalı;

…"

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bir kişi

özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veya daha genel anlamda kolluk

görevlileriyle karşı karşıya kaldığında -örneğin tutuklandığı sırada- kişinin

davranışları kesinlikle gerektirmediği hâlde fiziksel güç kullanımının insan

onurunu zedelediğini ve kural olarak Sözleşme’nin 3. maddesi ile güvence altına

alınan hakkın ihlalini teşkil ettiğini belirtmektedir (Bouyid/Belçika [BD], B. No: 23380/09,

28/9/2015, § 88; Ribitsch/Avusturya,

B. No: 18896/91, 4/12/1995, § 38; Mete ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 294/08, 4/10/2011, § 106; Turan Çakır/Belçika, B. No: 44256/06,

10/3/2009, § 57).

33. Devletin bireyleri koruma yükümlülüğü sadece esasa ilişkin

olmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir. Usule ilişkin yükümlülükler,

Sözleşme’de düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıp etkili ve

uygulanabilir olmasının zorunlu bir sonucudur. Aksi takdirde polis veya diğer

kamu görevlileri tarafından kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarının

soruşturulması, kötü muamele yasağının temel ve mutlak niteliğine rağmen

uygulamada etkisiz kalacak ve bazı durumlarda bunların cezasız kalmasına yol

açacaktır (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan,

B. No: 24760/94, 28/10/1998, § 102; Labita/İtalya

[BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §§ 131-136).

34. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin, tartışılabilir ve makul

şüphe uyandıran kötü muamele iddialarını etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü

getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya,

§ 131; Tepe/Türkiye, B. No:

31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için

minimum standartlar; soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan,

B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve

İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

35. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda

soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini,

ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

38. Başvurucular; Adliye binasında bulundukları sırada gürültü

yaptıkları gerekçesiyle polisler tarafından binadan çıkarılmaya

çalışıldıklarını, bu sırada aktif veya pasif herhangi bir direniş göstermemelerine

rağmen polisler tarafından darbedildiklerini, polislerin orantısız müdahalede

bulunduğunu, bu müdahale sırasında çeşitli yerlerinden yaralandıklarını, bu

durumun doktor raporlarıyla sabit olduğunu, Adliye içinde ön

koridoru/alanı/meydanı gösteren dört kamera bulunmasına rağmen soruşturma

dosyasında turnikelerin bulunduğu ön alanı gösteren sadece bir kamera kaydının

bulunduğu, giriş ve çıkış turnikelerinin bulunduğu orta alanı/meydanı gösteren

bütün kamera kayıtlarının celbi için ilgili birimlere müzekkere yazılması

gerekirken yazılmadığını ve polisler hakkında etkili bir soruşturma

yürütülmeden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek işkence

ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

40. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Madde 17 - Herkes, … maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…"

41. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri

… kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

42. Anayasa Mahkemesi genel olarak kötü muamele yasağına ilişkin

şikâyetlerde devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine ilişkin şikâyetleri

ayrı başlıklarda incelemektedir. Ancak bu dosyadaki kötü muamele iddiasına

ilişkin yükümlülükler iç içe geçmiş olduğundan dolayı tüm ihlal iddiaları aynı

başlık altında incelenmiştir. Ancak yasağın maddi boyutunun (devletin negatif

yükümlülüğünün) ihlal edilip edilmediği etkili bir soruşturma yapılıp

yapılmadığına bağlı olarak değişecektir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz.

Muhterem Turantaylak, B. No:

2014/15253, 9/5/2018, § 59).

i. Genel İlkeler

43. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

44. Anayasa'nın 17. maddesi, bir yakalamayı gerçekleştirmek için

güç kullanımını yasaklamamaktadır. Kişinin hareket özgürlüğünü kısıtlamak için

uygulanan fiziksel şiddet şeklinde tanımlanabilecek güç kullanımı, ortaya çıkan

tehlike bakımından kaçınılmaz ve gerekli olandan fazla olmamak kaydıyla

kullanılabilmektedir (Ali Rıza Özer ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 81; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172,

12/6/2018, 76).

45. Bireylerin kamu görevlilerinin eylemleri neticesinde kötü

muameleye maruz kaldığının tespiti hâlinde yaralanmaya sebebiyet vermiş olan

gücün kullanım zamanının tespit edilmesi gerekmektedir. Kişinin kontrol altına

alınması tamamlandıktan sonra uygulandığı tespit edilen kuvvet kullanımı için

kişinin devletin kontrolü altında bulunduğu sırada uğradığını ileri sürdüğü

kötü muamele iddialarına ilişkin ilkeler uygulanabilecektir. Kuvvet

kullanımının kişinin tamamen kontrol altına girmesinden önce, bir başka ifade

ile kişinin kontrol altına alınmaya çalışılması sırasında uygulandığının tespit

edilmesi hâlinde ise yapılması gereken, kullanılan gücün orantılı olup

olmadığının değerlendirilmesidir (Zeki

Bingöl, B. No: 2013/6576, 18/11/2015, § 88).

46. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleri

tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul

edilebilmektedir. Bu kapsamda yakalamayı gerektiren durumlarda ve şüphelilerin

kendi tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak mümkündür. Ancak bu durumda

dahi bu tür bir güce sadece kaçınılmaz hâllerde ve orantılı olmak koşuluyla

başvurulabilir (bkz. Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 82).

Gücüne göre mukayese edildiğinde gösteri sırasında yapılan şiddeti bertaraf

etmekte kullanılan müdahale araçları ve bunların bireyler üzerinde oluşturduğu

etki, olması gereken sınırdan büyük bir sapma gösterdiği takdirde makul seviye

aşılmış olacaktır (Ali Ulvi Altunelli,

§ 107)

47. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu da bulunmaktadır.

Anayasa’nın 17. maddesi, 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte

yorumlandığında usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 110).

48. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil

uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen

değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü

tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma, cezalandırma hakkı ya da tüm

yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi

yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 113).

49. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin incelenmesinde

Anayasa Mahkemesinin rolü ikincil nitelikte olup icra edilen bir soruşturmadaki

delilleri değerlendirmek kural olarak yargı mercilerinin işi olduğundan Anayasa

Mahkemesinin görevi, bu mercilerin maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir. Kötü muamele

iddialarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa'da güvence

altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin

taraf olduğu protokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır. Dolayısıyla

Anayasa Mahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin

bir bulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan yargı mercilerinin

bulguları Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bu

mercilerin maddi olaylara ilişkin tespitlerinden ayrılmak için de kuvvetli

nedenlerin bulunması gerekir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 96).

50. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğunun

kabulü için;

- Yetkili makamların olaydan haberdar olur olmaz resen harekete

geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek

bütün delilleri tespit etmeleri (Cezmi Demir

ve diğerleri, § 114),

- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve mağdurların meşru

menfaatlerini korumak için soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde etkili

katılımlarının sağlanması (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 115),

- Soruşturmadan sorumlu olan ve incelemeleri yapan kişilerin

olaylara karışan kişilerden bağımsız olması (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117),

- Soruşturmaların makul özen ve süratle yürütülmesi (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114),

- Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

gerekir (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99) gerekmektedir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

51. Başvurucular Adliye binasında meydana gelen olaylarda polis

memurlarının orantısız müdahalesi sonucunda yaralanmalarına ilişkin şikâyetin sonuçsuz

kaldığını ileri sürmüşlerdir.

52. Kötü muamele yasağının yönelik iddiaların tek başlık altında

incelenmesine karar verilmesinden dolayı (bkz. § 42) soruşturma neticesinde

verilen kararı doğuran ve yasağın maddi boyutunun ihlal edilip edilmediğinin

tespitinde en önemli etken olan etkili soruşturma yükümlülüğüne özgü şikâyetler

öncelikle ele alınacaktır.

53. Etkili soruşturma konusunda öncelikle soruşturmaya

başlandığı anda başvurucuların iddialarının savunulabilir olup olmadığı ve buna

göre soruşturmanın seyrinin uygun bir şekilde yönlendirilip yönlendirilmediği

tespit edilmelidir.

54. "Olay ve Olgular" kısmında belirtilen adli muayene

raporlarındaki yaralanma bulguları başvurucuların iddialarının kabul edilebilir

düzeyde ciddi olduğunu göstermektedir. Kötü muamelenin fiziki bulguları

bakımından doktor raporları anahtar role sahiptir. Bu aşamadan sonra adli

mercilere düşen görev, başvuruculardaki yaraların nedeni hakkında makul bir

açıklama getirmektir.

55. Delillerin toplanmasındaki noksanlık bakımından

başvurucular, Adliye içinde ön koridoru/alanı/meydanı gösteren dört kamera

bulunmasına rağmen soruşturma dosyasında turnikelerin bulunduğu ön alanı

gösteren sadece bir kamera kaydının bulunduğunu, giriş ve çıkış turnikelerinin

bulunduğu orta alanı/meydanı gösteren bütün kamera kayıtlarının celbi için

ilgili birimlere müzekkere yazılması gerekirken yazılmadığını ileri

sürmüşlerdir.

56. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,

ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri

dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği

bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler

listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

57. Ancak Anayasa Mahkemesi bu tür durumlarda yetkili mercilerin

bu konuya ilişkin değerlendirmelerine tamamen bağlı kalmak zorunda olmayıp

kesin, ikna edici bilgi veya bulgulara dayanarak farklı bir değerlendirmede de

bulunabilir. Bunun yanı sıra bu konuda yapılacak değerlendirmede bir bütün

olarak somut olayın hangi koşullarda gerçekleştiğinin ve nasıl bir seyir

izlediğinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir (Cemil Danışman, §§ 57, 58).

58. Başvurucular, olayın meydana geldiği yerleri gösteren bütün

kamera kayıtlarının celbi için ilgili birimlere müzekkere yazılması gerekirken

yazılmadığını iddia etmektedir. "Olay

ve Olgular" kısmının kamera görüntülerinin tespitine ilişkin

bilirkişi raporlarının anlatıldığı bölümünde açıklandığı üzere Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından öncelikle olayın geçtiği koridorda bulunan güvenlik

kamerası kayıtları bilirkişi marifetiyle incelenmiştir. Bilirkişi raporunda

incelemenin Adana Adliyesinin koridorlarını gösterir açıda kurulu güvenlik

kamerasına ait dört dosya üzerinden yapıldığı belirtilmiştir.

59. Akabinde başvurucuların vekili tarafından Cumhuriyet

Başsavcılığına verilen 27/8/2015 tarihli dilekçe ile olay tarihi olan 6/8/2015

tarihindeki giriş ve çıkış turnikelerinin bulunduğu orta alanı/meydanı gösteren

bütün kamera kayıtlarının celbi talep edilmiş, bu talep doğrultusunda

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adliye Polis Merkezi Amirliğine 28/8/2015

tarihinde müzekkere yazılarak bina giriş ve çıkış turnikelerinin bulunduğu orta

alanı/meydanı gösteren bütün kamera kayıtlarının CD ortamına aktarılarak

gönderilmesi istenmiştir. Polis Merkezi Amirliğince Cumhuriyet Başsavcılığına

Adliye binası önünde meydana gelen olayın görüntülerini gösterir video ve otuz

fotoğrafın CD ortamında gönderilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca Adliye

binası önünde meydana gelen olayla ilgili güvenlik kamerası kayıtları da

bilirkişi marifetiyle incelenmiştir.

60. Diğer taraftan başvurucular hakkında görevi yaptırmamak için

direnme ve hakaret suçlarından başlatılan soruşturma sonucunda açılan kamu

davasında olayla ilgili güvenlik kamerası kayıtları bilirkişi marifetiyle bir

kez daha incelenmiştir. Bilirkişi raporunda incelemenin beş video dosyası ve

olay sonrası polis memurlarının vücutlarında aldığı yaraları gösteren otuz dört

fotoğraf üzerinden yapıldığı, dava dosyasında iki CD ile bir DVD'nin daha

olduğu, bir CD ile bir DVD'nin "ASIL DVD" etiketli çözümü yapılan DVD

ile aynı içerikli olduğu, diğer CD'nin içinde ise otuz fotoğraf ve dört video

kaydı bulunduğu, bu CD'deki video kaydında herhangi bir kavga olayına

rastlanmadığı belirtilmiştir.

61. Bu bilgiler ışığında başvurucuların iddialarının aksine

gerek kamu görevlileri hakkında başlatılan soruşturma sürecinde gerekse

başvurucular hakkında başlatılan soruşturma ve akabinde açılan kamu davası

sürecinde olay anını gösteren tüm kamera kayıtlarının ilgili birimlerden

istendiği, bu kayıtların bilirkişi marifetiyle incelendiği ve bu doğrultuda

karar verildiği anlaşılmıştır.

62. Somut olay bütünsel olarak değerlendirildiğinde etkili soruşturma

yükümlülüğü bakımından kötü muamelenin gerçekleşme koşullarının ortaya

çıkarılması için mevcut ihtimallerin araştırıldığı, olayla ilgili bulgu ve

delilleri araştırmak için gerekli gayretin gösterildiği, adli mercilerin

başvurucunun iddialarının gerçekliğini ortaya çıkarmak için gerektiği hâlde

eksik bıraktığı bir soruşturma işleminin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

63. Öte yandan etkili soruşturmada, tarafların tüm taleplerinin

karşılanması her durumda geçerli değildir. Soruşturma makamlarının bu konuda

geniş bir özerkliğe sahip olması, hangi delillerin kötü muamele vakasını

aydınlatacağı hususunda da karar verebilmesini gerektirmektedir. Maddi gerçeği

anlamlandırmada kanıt unsuru olarak katkısı bulunmayan ya da oldukça kısıtlı

bulunan noktalarda bazı delillerin toplanıp toplanmamasında savcının bir ölçüye

kadar takdir yetkisinin bulunması başlı başına soruşturmanın etkisiz icra

edildiği anlamına gelmemektedir (bkz. A.D.,

B. No: 2014/7967, 23/5/2018, § 131).

64. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilip

getirilmediğinin tespitinde değerlendirilmesi gereken diğer kıstas ise

soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanması gerekliliğidir.

Başvurucular, somut delil durumuna dayanılarak kamu davası açılması gerekirken

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ileri sürmüşlerdir.

65. Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme’nin 3. maddesi, belirli

bir yasal muamele kapsamında bir yakalamayı gerçekleştirmek için güç

kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak sınırları belli bazı durumlarda, sadece

kaçınılmaz ve asla aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından güce

başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 81, 82). Bu

nedenle kullanılan gücün gerekli ve orantılı olup olmadığı açıklığa

kavuşturulmalıdır.

66. 2559 sayılı Kanun'un 16. maddesinde, polisin görevini

yaparken direnişle karşılaşması hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak

ölçüde zor kullanmaya yetkili olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, kamera

görüntüleri ve tutanaklarla sabit olduğu üzere Adliye koridorunda bekleyen

başvurucuların da aralarında olduğu şahısların duruşma salonunun önünden

uzaklaştırılmaları sırasında mukavemet göstermeleri üzerine polis memurları

tarafından şahıslara müdahale edilmiştir. Başvurucuların mukavemetini kırmak

için polis memurlarınca yetkileri dâhilinde kullanılan gücün gerekli olduğu

sonucuna varılmıştır.

67. Yakalama sırasında güç kullanımının gerekliliği ortaya

konduktan sonra ikinci aşamada olayın niteliğine göre kullanılan gücün ölçülü

olup olmadığı ele alınmalıdır. Hangi direnç seviyesinde ne tür bir kuvvet

uygulanacağına yönelik kademeli olarak artan zor kullanma araçları, ölçülülük incelemesindeki

en önemli kıstaslardandır (Ali Ulvi

Altunelli, § 110).

68. Zor kullanılması için diğer yöntem ve araçların sonuçsuz

kalmış olması gerekir. Zor kullanma; müdahale sırasında karşılaşılan direnci

ortadan kaldıracak oranda ve aşamalı biçimde artan bedensel kuvvet, maddi güç,

değişik araçlar ile kanuni şartlar gerçekleştiğinde silah kullanmayı içerir.

69. Adli muayene raporlarına göre gerek başvurucuların gerekse

polis memurlarının meydana gelen olay sırasında yaşamlarını tehlikeye sokmayan

ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralandığı sabittir.

Kullanılan gücün orantılı olup olmadığının tespitinde polis memurlarının

müdahale sırasında yaralanmalarının önem arz ettiği değerlendirilmektedir. Zira

polis memurlarının başvurucuların darbelerine maruz kaldığı ölçüde direnci

ortadan kaldıracak oranda zor kullanmasının kabul edilmesi gerekmektedir.

Kamera kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere

başvurucuların direnç gösterdiği ölçüde polis memurları aşamalı biçimde artan

biçimde zor kullanmışlardır. Bu itibarla yapılan müdahalenin orantılı olduğu

değerlendirilmiştir.

70. Öte yandan başvurucuların görevi yaptırmamak için direnme

suçunu işledikleri Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinin kararıyla tespit

edilmiştir. Mahkemenin ceza miktarını belirlerken kamera görüntülerine göre

başvurucuların direnme suçunu işlemedeki kasıtlarının ağır oluşu ile suçun

işleniş şeklini dikkate alarak alt sınırdan uzaklaşması hususu da gözönüne

alındığında kolluk güçlerinin müdahalesinin orantılı olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

71. Anayasa Mahkemesinin soruşturma ve kovuşturma makamları

tarafından verilen kararları maddi vakıa yönünden inceleyerek bu mercilerin

yaptığı değerlendirmenin yerine kendisininkini ikame etme görevi bulunmamaktadır

(Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).

İlk derece yargı mercilerinin ulaştığı sonuçlar Anayasa Mahkemesini

bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bu mercilerin maddi olaylara

ilişkin tespitlerinden ayrılmak için gerekli olan kuvvetli neden gösterilmelidir.

Başvuru dosyasındaki bilgi ve belgelere göre Cumhuriyet Savcılığının

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararından ayrılmayı gerektiren bir durum

tespit edilememiştir.

72. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMALARINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Ümit KURNAZ Başvurucular : 1. Mustafa RENÇBER 2. Ahmet RENÇBER Vekili : Av. Esem YİĞİT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/3866, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Adli Muayene Raporları
  8. C. Tutanak
  9. D. Kamera Görüntülerinin
  10. E. Soruşturma Sonucunda
  11. F. Başvurucular Hakkında
  12. IV. İlgili Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası Hukuk
  15. B. No: 18896/91, 4/12/1995, § 38; Mete ve
  16. B. No: 24760/94, 28/10/1998, § 102; Labita/İtalya
  17. B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve
  18. V. İnceleme Ve Gerekçe
  19. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  20. B. Kötü Muamele Yasağının
  21. B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  22. C. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  23. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  24. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  25. M. Emin KUZ
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/3866
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Kemal Özcan Başvurusu (B. No: 2017/18560)
  • Hüseyin Aydın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/4177)
  • İsmail Solmaz Başvurusu (B. No: 2017/15251)
  • Halide Demirel Başvurusu (B. No: 2017/17378)
  • Sinan Gül Başvurusu (B. No: 2016/7628)
  • Serhat Soysalan Başvurusu (B. No: 2017/16903)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.