İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emin Timurtaş Başvurusu (B. No: 2014/2008)

1. Başvuru, mayın patlaması neticesinde meydana gelen yaralanma

Başvuru No2014/2008Tarih22 Kasım 2017Okuma18 dk · 3.611 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Emin Timurtaş Başvurusu

Karar tarihi
22 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/2008
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.611 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mayın patlaması neticesinde meydana gelen yaralanma

ve bedensel engelli hâle gelinme nedenleriyle idare hukukunun genel hükümleri

kapsamında manevi zararların tazmini için yapılan başvurunun ve akabinde açılan

davanın reddedilmesi; 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında maddi

zararlarının tazmini için yapılan başvuru kabul edilmekle birlikte tazminat

miktarının az olmasından dolayı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam

hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 23/10/2015 tarihli görüş yazısı 4/11/2015

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili tarafından

Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, hayvan otlatırken Şırnak ili Güçlükonak ilçesi

2/5/6'ncı Mot. P. Tug. K.lığı/Akçay'ın 1500 metre batısındaki Giresirt tepe mevkiiinde bulunan

mayının 9/2/2009 tarihinde patlaması nedeniyle yaralandığını ve hâlen %32

oranında bedensel engelinin bulunduğunu beyan etmiştir.

9. Başvurucu 8/6/2009 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

10. Komisyon 9/10/2009 tarihli kararında başvurucuya tazminat

bedeli olarak 5.480,16 TL ödenmesine karar vermiştir.

A. Başvurucu Tarafından

Açılan İptal Davası

11. Komisyon kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi

gereğince davet yazısı ile birlikte gönderilen sulhname

örneği başvurucu tarafından kabul edilmeyerek Komisyon kararının iptali için

başvurucu tarafından 9/10/2009 tarihinde Mardin İdare Mahkemesinde iptal davası

açılmıştır.

12. Mardin İdare Mahkemesi 3/11/2010 tarihli kararla davayı

reddetmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

“...davacının yaralanması ve vücut

fonksiyonunu %32 oranında kaybetmesi nedeniyle 5233 sayılı Yasanın 9. maddesi

uyarınca (7000) gösterge rakamının, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte

geçerli olan 01/07/2009-31/12/2009 dönemi memur aylık katsayısı olan (0,05592)

ile çarpımı sonucunda bulunan 391,44 TL'nin, söz konusu yönetmeliğin EK-D

tablosunda yer alan %31-35 oranında vücut fonksiyonu kaybı için öngörülen 14

katı ile çarpımı sonucu çıkan 5480,16 TL'nin tazminat olarak ödenmesine karar

verildiği ve söz konusu tazminat miktarının yukarıda anılan mevzuat hükümlerine

uygun olduğu açık olduğundan, dava konusu Şırnak 3 Nolu

Zarar Tespit Komisyonu kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır...”

13. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 12/9/2012 tarihli kararıylaMardin İdare

Mahkemesi kararının onanmasına hükmedilmiştir. Karar düzeltme talebinde

bulunulmaması üzerine bu karar kesinleşmiştir.

B. Başvurucu Tarafından

Açılan Tam Yargı Davası

14. Başvurucu 2/6/2010 tarihinde, mayın patlaması olayı

nedeniyle uğramış olduğuzararların giderilmesi

talepli bir dilekçe ile İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurucunun talebine İçişleri Bakanlığınca cevap

verilmemesi üzerine zımni ret işlemine karşı başvurucu tarafından 16/12/2009

tarihinde Mardin İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat istemli tam yargı

davası açılmıştır.

16. Başvurucu tarafından açılan tam yargı davası Mardin İdare

Mahkemesinin 9/11/2010 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İlgili gerekçe

şöyledir:

“...Bakılan davada, Mehmet Emin Timurtaş'ın

yaralanmasıyla sonuçlanan olayla ilgili bilgi ve belgelerin birlikte

değerlendirilmesinden, zararın, terör örgütü mensuplarının askeri birliklere

zarar vermek amacıyla bölgeye yerleştirdikleri mayına temas edilmesi sonucunda

meydana geldiği, ve olayın bu haliyle 5233 sayılı

Kanun kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.

...aynı olay sebebiyle, 08/06/2009 tarihinde

5233 sayılı yasa kapsamında, Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu

Başkanlığı'na başvuru yapıldığı, Zarar Tespit Komisyonunun 09/10/2009 tarih ve

2009/3-1351 sayılıişlemi ile 5.480,16 TL ödenmesine

karar verilmesi üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada,

Mahkememizin 03/11/2010 tarih, E:2009/1533, K:2010/1221 sayılı kararı ile söz

konusu tazminat miktarının mevzuat hükümlerine uygun olduğu ve Zarar Tespit

Komisyonu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar verildiği görülmektedir.

Bu durumda, dava konusu olay sebebiyle doğan

zararın 5233 sayılı yasa kapsamında tazmin edildiği görüldüğünden, davacıların

maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki isabet görülmemiştir...”

17. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 12/9/2012 tarihli kararıylaMardin İdare

Mahkemesi kararının onanmasına hükmedilmiştir.

18. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 18/9/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bireysel başvuru formunda ret kararının

9/1/2014 tarihinde öğrenildiği beyan edilmiş ve ret kararının başvurucu

vekiline 9/10/2014 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 19. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına

ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”

20. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun, sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.”

21. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

...

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar

ile tedavi ve cenaze giderleri.”

22. 5233 sayılı Kanun’un, 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle

değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı

sonucunda bulunan miktarın;

...

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

Nakdî ödeme yapılır.”

23. Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması

Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 21. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı

sonucunda bulunan miktarın;

...

b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için

ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında,

...

nakdî ödeme yapılır.”

24. 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı

tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre

hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme

tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup

edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak

safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak

sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname

tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir

temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname

tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin

edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı

kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin

yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”

25. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir

“1. İdari dava türleri

şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam

yargı davaları,

...”

26. 2577 sayılı Kanunu’nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl

ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen

veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden

itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu

sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

27. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve

E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“5233 sayılı Yasa, idarenin terör olaylarına dayalı

kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna başvurmadan

sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece maddi zararlara

ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle giderilmesini sağlayan,

ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen nitelikte bir yasadır.

Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 18888/02 nolu

başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının 81. paragrafında, 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla ilgili

olarak “Tazminat Kanun’unda yalnız maddi zararlar için tazminat talep etme

olanağının bulunduğu doğru olsa da Kanun’un 12. maddesinin idari mahkemelerde

manevi zarar için tazminat talep etme olanağı verdiği görülmektedir.” ifadesine

yer verilmiştir.

Bu

durumda, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi

kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri

sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577

sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip

ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması gerekmektedir.”

28. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

11/12/2014 tarihli ve E.2011/9361, K.2014/9507 sayılı kararının gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“... terör eylemeleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler sonucunda salt toplumun bir bireyi olmaları

nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının sosyal risk ilkesi

gereğince sulhen karşılanması amacıyla çıkarılan 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunan maddi zararların sulhen

karşılanması için 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesinden ayrı, özel bir usul

öngörmektedir... Ayrıca, 5233 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesiyle

Kanun’un uygulamasını geriye yürüterek, 19/7/1987 - 27/7/2004 tarihleri

arasında meydana gelen olaylar nedeniyle zarara uğrayanların, Kanun’ un

yürürlüğe girmesinden itibaren 1 yıl içinde ilgili mercilere başvurması

halinde, bu zararlarının tazmin olacağını getirmekte, böylece 2577 sayılı

Kanun’un 13. maddesinde öngörülen sürelerde dava açma hakkını kullanamayan

kişilerin zararlarının da sulhen karşılanmasını

amaçlamaktadır...”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Maddi Tazminat

Talebinin Kısmen Reddi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Mardin İdare

Mahkemesinin 3/11/2010 Tarihli Kararı Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; mayın patlaması sonucunda yaralandığını ve hâlen

%32 oranında bedensel engelli olduğunu, bu olay nedeniyle ortaya çıkan

zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi için yaptığı

başvuruda hükmedilen tazminat miktarının çok düşük olduğunu, tazminat miktarı

yeterli görülmediği için idare ile sulhname

imzalamadığını, maddi zararları konusunda daha yüksek miktarda tazminata

hükmedilmesi gerektiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

32. Somut olayda tazminat talebi ile Komisyona yapılan başvuru

ve akabinde açılan davaya ilişkin yargılama süreci Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 12/9/2012 tarihli kararı ile sonuçlanmış (bkz. § 15); karar düzeltme

yoluna başvurulmaması üzerine de bu karar kesinleşmiştir. Somut olayda, başvuru

konusu kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiği anlaşılmıştır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mardin İdare

Mahkemesinin 9/11/2010 Tarihli Kararı Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, Şırnak ili Güçlükonak ilçesi 2/5/6'ncı Mot. P. Tug. K.lığı/Akçay'ın

1500 metre batısındaki Giresirt tepe mevkiinde

bulunan mayının 9/2/2009 tarihinde patlaması sonucunda yaralandığını ve anılan

olay nedeniyle %32 oranında bedensel engelinin bulunduğunu, maddi zararları

konusunda daha yüksek miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiğini fakat bu

şikâyet kapsamında açtığı tam yargı davasında maddi tazminat isteminin

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 2., 17. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

35. Başvurucunun sunmuş olduğu dilekçeler ve bireysel başvuru

formunun incelenmesi neticesinde şikâyetin dile getiriliş şeklinden anılan

ihlal iddialarının, başvurucunun tazminat taleplerini delillendirme

amaçlı olduğu sonucuna varılmış; başvurucunun iddiaları hakkında Anayasa’nın

17. maddesi kapsamında ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

36. 5233 sayılı Kanun uyarınca hükmedilen tazminat miktarının

yetersiz olduğu iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararında, başvuru konusu olayda yaşam hakkı

bakımından devletin koruma yükümlülüğü yönünden herhangi bir sorumluluğu tespit

edilmemiş olmakla birlikte objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk

ilkesi temel alınarak hazırlanan 5233 sayılı Kanun kapsamında başvuruculara

ödenmesine karar verilen tazminatın 5233 sayılı Kanun hükümlerine dayalı olarak

Komisyonlar tarafından Kanun’da belirtilen yönteme göre belirleneceği,

başvurucular tarafından 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyonca kendilerine

ödenmesi teklif edilen maddi tazminat miktarının Mahkemelerde uygulanan çeşitli

kriterler dikkate alınmaksızın maktu olarak belirlendiği ve yetersiz olduğu

ileri sürülmekte ise de terörden kaynaklanan zararların dava yoluna gidilmeden

ilgililerce tazmini olanağı sağlayan 5233 sayılı Kanun uyarınca belirlenen

tazminat miktarına ve bu miktarın hesaplanma şekline belirli bir tatmin

sağladığı sürece ve açık bir orantısızlık bulunmadığı müddetçe Anayasa

Mahkemesinin müdahalesinin söz konusu olamayacağı belirtilerek başvurucuların

yaşam hakkının ihlal edilmediği

sonucuna varılmıştır (Mehmet Çetinkaya ve

Maide Çetinkaya, B. No: 2013/1280, 28/5/2014, §§ 71-76).

37. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

38. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

39. Başvurucunun; mayın patlaması sonucunda yaralanması ve

bedensel engelli hale gelmesi ile oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun

kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü (bkz. § 9) ve belirtilen

iddialarını içeren dilekçelerini Derece Mahkemesine ibraz ederek 5233 sayılı

Kanun kapsamında başlattığı maddi tazminat prosedüründe maddi zararlarının

karşılanması noktasındaki özel durumunun dikkate alınmasını talep ettiği

anlaşılmaktadır.

40. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’un amacının

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına

ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu (bkz. § 19), Kanun’un 2. maddesinde

bu Kanun’un 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1., 3.,

ve 4. maddeleri kapsamına giren eylem veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddi zararlarının sulhen karşılanması

hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı (bkz. § 20) ifade

edilmiş; zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun tespitinin yapılması

akabinde Kanun’un 7. maddesinde belirtilen zarar kalemleri (bkz. § 21) ve

Kanun’un 9. (bkz. § 22), Yönetmelik'in 21. (bkz. § 23) maddelerinde belirtilen

oranlar üzerinden yapılacak hesaplama ile tespit edilen tazminat miktarının

başvurucuya ödenmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

41. Komisyon kararı sonrasında başlatın yargılamaya ilişkin

süreç devam etmekte iken başvurucu maddi tazminat talebi için ikinci bir

başvuruda bulunarak (bkz. § 14) maddi tazminat talebinde bulunmuş ve

başvurucunun, zımni ret işlemi akabinde açtığı maddi tazminat istemli tam yargı

davası, 3/11/2010 tarihli Mardin İdare Mahkemesi kararına (bkz. § 12) işaret

edilerek reddedilmiştir (bkz. § 16). Bu karar kanun yolu aşamalarından geçerek

kesinleşmiştir.

42. Başvurucu, yaralanması sonucunda oluşan zararlarının daha

fazla olduğunu iddia etmiş ise de 5233 sayılı Kanun kapsamında talep edilen

maddi tazminat ile ilgili dava sürecindebaşvurucunun

iddialarını değerlendiren Derece Mahkemelerinin kararlarında herhangi bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Manevi Tazminat

Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

44. Başvurucu; manevi tazminat talebi ile idare hukukunun genel

hükümleri kapsamında İçişileri Bakanlığına yaptığı

başvuru hakkında hatalı değerlendirme yapılarak 5233 sayılı Kanun kapsamında

manevi tazminat imkânının bulunmadığı gerekçesi ile davasının reddedildiğini,

bu nedenle manevi zararlarının tazminini isteme imkânından mahrum bırakıldığını

belirtmiştir.

45. Bakanlık görüşünde duyulan elem ve ızdırap

nedeniyle idari yargıda manevi tazminat davası açılmasının mümkün olduğu,

mahkemece bu talebin idare hukukunun genel hükümleri kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu

değerlendirildikten sonra manevi tazminata hak kazanılıp kazanılmayacağının

değerlendirilmesinin uygun olduğu, genel hükümlere göre açılan tam yargı

davasında kusursuz sorumluluğun değil kusurlu sorumluluğun esas olduğu ve

dolayısıyla başvurucunun idarenin kusurlu davrandığını ispatlaması gerektiği

görüşünde olunduğu beyan edilmiştir.

2. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu; Mahkemece hatalı değerlendirme

yapılarak davasının reddi yönünde karar verildiğini,bu

nedenle manevi zararları hakkında idare hukuku genel hükümleri kapsamında

inceleme yapılarak bir giderim sağlanması imkânının kendisine tanınmadığını

belirterek Anayasa’nın 2., 17. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Manevi tazminat isteminin reddedilmesi ile ortaya

çıkan hak ihlal iddiaları bakımından temel sorun başvurucunun mahkemeye etkili

erişiminin engellenmesi olduğundan başvurucunun manevi tazminat istemi

hakkındaki iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı

yönünden incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

48. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer

iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararında; başvurucuların terör eylemi kapsamında gerçekleşen

patlamadan kaynaklandığını belirttikleri zararlarının manevi tazminat ödenmesi

ile giderilmesine ilişkin taleplerinin incelenmesinde 5233 sayılı Kanun’da

başvurucuların anılan giderim imkânına ilişkin hüküm bulunmamakla birlikte

idare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep hakkına

sahip olduğu kanaatine varılmış, kamu hukuku özellikleri ağır basan, tazminata

ilişkin devlet ile birey arasındaki bu uyuşmazlığın da medeni hak ve

yükümlülükler kapsamında kabul edilmesi gerektiği, bu hak ve yükümlülüğe

yönelik müdahale iddiaları hakkında yargı yoluna başvurma ve etkili karar alma

hakkına sahip olunduğu sonucuna varılmıştır. 5233 sayılı Kanun maddi zararların

özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların karşılanmasına da

engel olmayan bir kanun olduğu, 2577 sayılı Kanun’un 12. ve 13.maddelerinde, idarenin

işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat

talebinde bulunabilme imkânı tanındığı, idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları

davayı tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum

kalan başvurucuların mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulduğuna karar

verilmiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara

Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

49. Somut olayda başvurucunun idare hukuku genel hükümleri

kapsamında idareye yapmış olduğu başvuru (bkz. § 14) akabinde açtığı manevi

tazminat istemli dava, 5233 sayılı Kanun kapsamında incelemeye tabi tutularak

dava konusu olay sebebiyle doğan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edildiği, başvurucunun manevi tazminat isteminde hukuki isabet görülmediği gerekçesi

ile reddedilmiştir (bkz. § 16). Bu karar kanun yolu aşamalarını tamamlayarak kesinleşmiştir(bkz. §§ 17,18).

50. Başvurucu tarafından manevi tazminat istemi için tazminat

hukukunun genel prensiplerine göre yapılan başvuru ve açılan davada 5233 sayılı

Kanun’un 12. maddesinin son fıkrasındaki (bkz. § 24), 2577 sayılı Kanun’un 2.

ve 13. maddelerindeki (bkz. §§ 25, 26) açık düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi

[25/6/2009 tarihli ve E.2006/79, K.2009/97 sayılı karar, Danıştay (bkz. §§ 27,

28), benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Aydın

İçyer/Türkiye, (k.k.),

B. No: 18888/02, 12/1/2006, § 81] içtihatları dikkate alındığında başvurucunun

manevi tazminat talebi hakkında idare hukukunun genel hükümleri kapsamında

inceleme yapılarak bir karar verilmesi yoluyla başvurucunun mahkemeye erişimine

olanak sağlanabilir. İdareye yaptığı başvuru ve açtığı davayı tazminat

hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulduğu kabul edilmiştir. Yukarıda

belirtilen ilkeler ışığında yapılan incelemede başvurucunun, manevi tazminat

isteminin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

54. Somut olayda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Anayasa Mahkemesinin tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği zarar ile tespit edilen ihlal arasında

illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış

olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Mardin İdare Mahkemesinin

3/11/2010 tarihli ve E.2009/1533, K.2010/1221 sayılı kararı yönünden zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Mardin İdare Mahkemesinin

9/11/2010 tarihli ve E.2009/1090, K.2010/1278 sayılı kararı yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Manevi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin

İdare Mahkemesine (E.2009/1090, K.2010/1278) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur

ODUNCU

Başvurucu

:

Mehmet Emin

TİMURTAŞ

Vekili : Av. Abdulkerim GİDER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2008, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucu Tarafından
  7. B. Başvurucu Tarafından
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Maddi Tazminat
  11. B. Manevi Tazminat
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Oduncu
  20. Timurtaş
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2008
Tarih
22 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Kasım Biner Başvurusu (B. No: 2014/11399)
  • Mehdin Karaköse Başvurusu (B. No: 2014/10698)
  • Beytullah Karaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15321)
  • Fatma Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/11879)
  • Raif Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/6983)
  • Ramazan Benice Başvurusu (B. No: 2014/10340)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.