İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ferit Çelik Başvurusu (B. No: 2016/10202)

1. Başvuru özel parselasyon sonucu yol olarak terki gereken

Başvuru No2016/10202Tarih13 Haziran 2019Okuma11 dk · 2.182 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Ferit Çelik Başvurusu

Karar tarihi
13 Haziran 2019
Başvuru Numarası
2016/10202
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.182 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru özel parselasyon sonucu yol olarak terki gereken

taşınmazın tapuda başvurucu tarafından satın alındıktan sonra tapu kaydının

iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 27/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Bursa'nın Karacabey ilçesi Kurşunlu köyünde bulunan 27 parsel

numaralı taşınmaz 1970 yılında yapılan özel parselasyon işlemi sonucunda 36,

37, 38 ve 39 numaralı parsellere ayrılmış ve 13/6/1970 tarihinde yeni parsel

numaraları tapuya tescil edilmiştir.

9. Başvurucu, bu taşınmazlardan 800 m2 yüzölçümündeki 36 parsel sayılı taşınmazı

27/5/1999 tarihinde resmî satış yoluyla edinmiştir. Tapuda taşınmaz tarla vasfıyla başvurucu adına kayıtlıdır.

Başvurucu bu taşınmazı tahsil edemediği alacağına mahsup edilmek üzere satın

aldığını beyan etmektedir.

10. Başvurucu, Karacabey Belediyesi (Belediye) tarafından 2000

yılında taşınmaz üzerinde yol yapılmaya başlandığını ifade etmektedir.

Başvurucu, Belediye tarafından taşınmazın kamulaştırılmaması üzerine 15/12/2006

tarihinde Karacabey 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

11. Davalı Belediye bu davaya cevap dilekçesinde, 1970 yılında

yapılan parselasyon işlemi sonrasında imar planında yol olarak işaretlenen

davaya konu taşınmazın yaklaşık yirmi beş yıldır fiilî bir şekilde yol olarak

kullanıldığını savunmuştur. Belediye bu taşınmazın önceden toprak ve stabilize

yol olarak kullanıldığını, daha sonra asfalt ve kaldırım çalışması yapıldığını

ileri sürmüştür. Davalı Belediye ayrıca taşınmazın yirmi beş yıldır yol olarak

kullanılması nedeniyle idarenin mülkiyetine geçtiğini belirterek başvurucu

adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın idare adına tesciline karar

verilmesi istemiyle karşı dava açmıştır.

12. Mahkeme 13/3/2008 tarihinde başvurucunun davasının kabulüne

ve taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar vermiş, ayrıca başvurucu

lehine 80.000 TL tazminata hükmetmiştir.

13. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 8/7/2010

tarihinde hükmü bozmuştur. Kararda, dava konusu taşınmaza 1980 yılından önce

toprak yol olarak kullanılmak suretiyle el atıldığı vurgulanmıştır. Diğer

taraftan 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6.

maddesi gereğince 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında idareler

tarafından fiilen el atılan taşınmazlara ilişkin olarak hak sahiplerine idare

ile uzlaşma ve uzlaşma sağlanamaması halinde dava açma hakkı tanındığı ifade

edilmiştir. Öte yandan somut olayda bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce dava

açan başvurucunun uzlaşma yoluna gitmek isteyip istemediğinin belirlenmesi

gerektiğine değinilmiştir. İdarenin karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

20/1/2011 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

14. Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam

edilmiştir. Başvurucu davalı Belediye tarafından uzlaşma taleplerine cevap

verilmediğini Mahkemeye bildirmiştir. Davalı Belediye de dava konusu taşınmaza

el atmanın söz konusu olmadığını, bu nedenle uzlaşma talebine ilişkin herhangi

bir işlem yapılmadığını beyan etmiştir. Mahkeme 20/12/2012 tarihinde

başvurucunun davasının kabulüne ve taşınmazın yol olarak tapudan terkinine,

ayrıca başvurucuya 80.000 TL tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca

taşınmazın yol olduğunun anlaşılması nedeniyle resen terkin kararı

verileceğinden davalı idarenin terkin talebinde hukuki yararı olmadığını

belirterek karşı davanın reddine karar vermiştir.

15. Temyiz edilen karar 10/12/2013 tarihinde Yargıtay 18. Hukuk

Dairesince (Daire) bozulmuştur. Kararda, taşınmazın özel parselasyon işlemi

görmesi sonucunda yol olarak terkin edilmesi gereken yerlerden olmasına rağmen

ilk derece mahkemesince bu yönde bir araştırma yapılmadığına vurgu yapılmıştır.

Kararda ayrıca özel parselasyon yapılması sırasında yol ve meydan gibi ortak

olarak kullanılmak üzere kamu lehine terkin edilmesi gereken yerlerin tapu

kaydında kişiler üzerine tescilli bırakılmasının sonuca etkili olmadığı ifade

edilmiştir. Buna göre dava konusu taşınmazın yol olarak terkin edilmesi

gerektiği, kamulaştırmasız el atma olgusunun bulunmadığı kabul edilerek davanın

reddi gerektiği belirtilmiştir.

16. Mahkemece Dairenin bozma kararına uyulmasına karar verilmiş

ve bozma kararında belirtilen gerekçelerle başvurucunun davasının reddine ve

karşı davanın kabulü ile taşınmazın başvurucu adına olan tapu kaydının iptaline

ve taşınmazın yol olarak tapudan terkinine 8/5/2014 tarihinde karar

verilmiştir.

17. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Dairece 3/2/2015

tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme isteminin de aynı Daire

tarafından 28/4/2016 tarihinde reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiştir.

18. Nihai karar, 18/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 27/5/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 2942 sayılı Kanun'un 35. maddesi şöyledir:

''İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi

tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus

alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan

yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı

ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri

tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.''

21. 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya

kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983

tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir

ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara

kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası

olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan

talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde

hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle

uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.''

22. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

1007. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.''

23. 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesi şöyledir:

''Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle

dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı

korunur.''

24. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

214. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var

olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi

tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı

sorumlu olur.''

25. 6098 sayılı Kanun'un 217. maddesi şöyledir:

''Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa,

satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır ve alıcı satıcıdan aşağıdaki

istemlerde bulunabilir:

1. Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi

ihmal eylediği ürünlerin değeri indirilerek, ödemiş olduğu satış bedelinin faizi

ile birlikte geri verilmesini.

2. Satılanı elinden alan üçüncü kişiden

isteyemeyeceği giderleri.

3. Davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek

olanlar dışında kalan bütün yargılama giderleri ile yargılama dışındaki

giderleri.

4. Satılanın tamamen elinden alınması yüzünden

doğrudan doğruya uğradığı diğer zararları.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur

yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının satılanın elinden alınması yüzünden

uğramış olduğu diğer zararları da gidermekle yükümlüdür.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 13/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; 1999 yılında dava konusu taşınmazı satın aldığı

tarihte taşınmazın tapu kaydının şerhler sütununda taşınmazın durumunu olumsuz

etkileyecek hiçbir şerhin bulunmadığını, taşınmazın yol olarak değil tarla

vasfıyla tapuya tescilli olduğunu ve taşınmazı iyi niyetle satın aldığını ifade

etmiştir. Başvurucuya göre, somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi ve

tapuya güven ilkesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından doğan zararının

Hazine tarafından karşılanması gerekmektedir.

28 . Diğer taraftan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından verilen

ve lehine kazanılmış hak doğuran kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tarafından

dikkate alınmadığını öne süren başvurucu taşınmazın tapu kaydı iptal edilmesine

rağmen tazminat ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

30. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca; başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

31. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan beklenemeyeceği

gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını düzeltici bir

vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî koşulların

öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşan

başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

32. Başvuru konusu olayda yol olarak kullanılan taşınmaz tapuda

başvurucu adına kayıtlı olduğundan mülkün varlığında bir tereddüt

bulunmamaktadır. Bu taşınmazın özel parselasyon sonucu yol olarak terki

gerekirken başvurucu tarafından satın alındıktan sonra tapu kaydının iptal

edilmesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Bu müdahalenin ise

mülkten yoksun bırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

33. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Başvuru

konusu olayda derece mahkemelerince 2942 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince

uyuşmazlık konusu taşınmazın özel parselasyon işlemi ile ifraz edilmesi ve

kamuya terk edilen yerlerden olması nedeniyle taşınmazın karşılığı bedelin

istenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla ulaşılabilir, öngörülebilir ve

belirli olduğu açık olan söz konusu kanun hükmüne dayanan müdahalenin kanunilik

ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

34. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§

28, 29). Somut olayda kamusal hizmetlerin gerekliliği nedeniyle belediye

mücavir alanı sınırları içerisinde kalan taşınmazdan idare tarafından yol

geçirilmesinin kamu yararı amacına dayandığı hususunda tereddüt

bulunmamaktadır.

35. Somut olayda başvurucu 27/5/1999 tarihinde bu taşınmazı

satış yoluyla edinmiştir. Satış işlemine ilişkin olarak tapu sicil müdürlüğünce

düzenlenen resmi senette taşınmazın niteliğinin

tarla olduğu görülmektedir. Ayrıca taşınmaz üzerinde herhangi bir

kısıtlayıcı beyan, şerh, hak ve mükellefiyet de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu da bu taşınmazı tapu kaydındaki bilgilere güvenerek iyiniyetle satın aldığını ifade etmektedir. Diğer taraftan

taşınmazı satın aldıktan sonra Belediye tarafından bu taşınmazdan yol

geçirildiğini ileri süren başvurucu, kamulaştırmasız olarak el atılmasına

rağmen taşınmaz bedelinin ödenmemesinden yakınmaktadır. Derece mahkemeleri ise

somut olayda taşınmazın özel parselasyon işlemi ile yol olarak bırakıldığı, bu

nedenle kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle

başvurucunun tazminat talebinin reddine karar vermiştir.

36. Derece mahkemelerinin aksi ispat edilemeyen kabulüne göre bu

taşınmaz 1970 yılında yapılan özel parselasyon işlemi sonucunda yol olarak

ayrılmıştır. Bu nedenle taşınmazın kamuya terk edilmesi gerekmektedir. Ne var

ki başvurucu bu taşınmazı daha sonraki bir tarihte tapuda yapılan resmi işlemle

satın almıştır. Tapu kayıtları ve satışa ilişkin resmi senette taşınmazın özel

parselasyon işlemi ile yol olarak belirlendiğine ilişkin bir bilginin yer

almadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun tapu kayıtlarından

anlaşılamayan bir durumu öngörebilmesi kendisinden beklenemez.

37. Bu bağlamda başvurucunun temel şikâyeti, tapu kayıtlarındaki

bilgilere güvenerek satın aldığı taşınmazın tapu kaydının, daha sonraki bir

tarihte ve tapu kaydından anlaşılamayan bir nedenle iptal edilmesine rağmen

bunun sonucunda oluşan zararının giderilmemesine yöneliktir. Bu bakımdan

başvurucunun belirtilen şikâyetleri yönünden etkili bir başvuru yolunun olup

olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

38. 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinde, ''tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle

dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu

kazanımının korunacağı'' belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 1007.

maddesinde de ''tapu sicilinin tutulmasından

doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olacağı'' hüküm altına

alınmıştır. Buna göre

başvurucunun tapu sicilinin tutulmasında sorumluluğu bulunan Hazineye karşı

tazminat davası açarak tapu kaydının iptalinden kaynaklanan zararlarının tazmin

edilmesi talebinde bulunabilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bakımdan parselasyon planında yol

olarak belirlenen ve belediye mücavir alanı sınırları içerisinde kaldığı da

açık olan taşınmazın idare tarafından yol olarak kullanılmasındaki kamu yararı

amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil

denge ancak başvurucuya tazminat ödenmesi veya zararın başka yollarla telafi

edilmesi şartıyla sağlanabilir. Bu bağlamda 4721 sayılı Kanun'un 1007.

maddesine dayalı olarak Hazine hasım gösterilerek açılabilecek tazminat

davasının etkili ve erişilebilir olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

39. Diğer taraftan satış sözleşmesinin yapılmasından önce var

olan bir hak dolayısıyla tapu kaydının iptal edildiği de dikkate alındığında,

başvurucunun 6098 sayılı Kanun'un 214. maddesi gereğince hukuken sorumluluğu

bulunan taşınmazı satana karşı dava açarak zararının giderilmesi talebinde

bulunma hakkı da bulunmaktadır. Nitekim aynı Kanun'un 217. maddesinde böyle bir

durumda, satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa satış sözleşmesinin

kendiliğinden sona ermiş sayılacağı ve alıcının satıcıdan maddenin devamında

belirtilen istemlerde bulunabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun

satış sözleşmesinin diğer tarafı olan satıcıya karşı da zararının giderilmesi

istemiyle açabileceğietkili ve erişilebilir bir dava

yolu olduğunu belirtmek gerekir.

40. Sonuç olarak başvurucu tarafından bahsedilen hukuk yollarına

müracaat edildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin bireysel başvuru

dosyasına sunulmadığı görülmektedir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının ihlali

iddiası kapsamında uğranılan zararların giderilmesi şikâyetleri yönünden

başvuru yollarının usulünce tüketildiği söylenemez. Dolayısıyla etkin ve

erişilebilir bir çözüm imkânı sunan bu hukuk yollarına başvurulmaksızın yapılan

başvurunun incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği

mümkün değildir.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/6/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Eşref Uğur ŞENOL Başvurucu : Mehmet Ferit ÇELİK Vekili : Av. İsmail BAYRAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/10202, 13 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/10202
Tarih
13 Haziran 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Ata Deniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13893)
  • Aliye Kaya Başvurusu (B. No: 2016/7425)
  • İskenderun Demir ve Çelik A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/12214)
  • Muratcan Kolçak Başvurusu (B. No: 2016/5490)
  • Bubo Çeviren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/16290)
  • Cengiz İnş. San.ve Tic.a.ş. ve Mirax Tur. İnş. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/7846)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.