İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Güzeloglu Başvurusu (B. No: 2014/3134)

1. Başvurucu, yalnızca araç sahibi olması nedeniyle hakkında idari

Başvuru No2014/3134Tarih7 Mayıs 2015Okuma14 dk · 2.843 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Güzeloglu Başvurusu

Karar tarihi
7 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2014/3134
R.G. Tarih- Sayı
25/6/2015-29397
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.843 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, yalnızca araç sahibi olması nedeniyle hakkında idari

para cezası uygulandığını belirterek “suç ve

cezaların kanuniliği ilkesi” ile sözleşme ve çalışma hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini

talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 3/3/2014 tarihinde Hatay İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvuruda Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/1/2015 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş

için Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın 9/3/2015 tarihli görüş yazısı,

17/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler tarafından, sürücü

belgesi olmaksızın araç kullanan sürücünün aynı zamanda araç sahibi olmaması

nedeniyle araç sahibi olan başvurucuya da 1.407,00 TL idari para cezası

verilmiştir.

8. Başvurucu hakkındaki 25/11/2013 tarihli ve 429571 seri numaralı

trafik idari para cezası karar tutanağı 17/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

9. Başvurucu, Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükme istinaden

idari para cezası verildiğini belirterek, Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesine

süresinde başvuruda bulunmuştur.

10. Bu başvuru, Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 4/2/2014 tarihli ve

2014/1565 D. İş sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

11. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...İtiraz eden dilekçesinde Antik oto

kiralama firmasının sahibi olduğunu ve kendi adına kayıtlı olan 31 K 4649

plakalı aracını S.K'.ya kiraya verdiğini, bu şahsın

da sürücü belgesiz olan kendi kardeşi H.K.'ya

kendisinin bilgi ve izni dışında verdiğini belirtmiş ise de, itiraz eden

hakkında sürücü belgesi olmayan kişiye araç kullandırtmaktan dolayı KTK'nın 36/3-a-son maddeleri gereğince idari para cezası

verilmiş olup, itiraz eden, bizzat kendisi

aracını, sürücü belgesiz kişiye vermemiş olsa dahi, araç kiralama firması

sahibi olarak, kiraya verdiği araçların kendi bilgi ve rızası dışında olsa da

bu kişilerce başkalarına da verilebileceğini ve kullandırılabileceğini

öngörmesi gerektiğinden ve kanun maddesinin bu konuda açık olduğu

anlaşıldığından itiraz yerinde görülmemiştir..."

12. Anılan karar, başvurucuya 12/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Bireysel başvuru, 3/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 4.

maddesi şöyledir:

“(1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça

tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği

çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de

doldurulabilir.

(2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve

miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.”

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç

sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri

uygulanamaz...”

16. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun

36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler

tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izin verilmesi yasaktır.

...

Buna göre;

a) Sürücü belgesi olmayanların,

…

araç kullanarak trafiğe çıktıklarının tespiti

hâlinde, bu kişilere 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, aracın sürücü belgesiz kişilerce sürülmesine

izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktarda

idari para cezası verilir.”

17. Aynı Kanun’un 36. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 29/11/2012

tarihli ve E.2012/106, K.2012/190 sayılı kararı ile iptal edilen üçüncü

fıkrasının dördüncü cümlesi şöyledir:

“… Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca tescil

plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.”

18. Anayasa Mahkemesinin 29/11/2012 tarihli ve E.2012/106,

K.2012/190 sayılı kararı sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, 'Kimse,

işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı

cezalandırılamaz.'; üçüncü fıkrasında,'Ceza ve ceza

yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.' denilerek suçun ve

cezanın kanuniliği esası benimsenmiş; yedinci fıkrasında ise ceza

sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek herkesin, kendi eyleminden sorumlu

tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı

cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel

kurallarındandır. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir

fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin

başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Bu ilkeye göre asli ve feri

failden başka kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmaları olanaklı değildir.

Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de, ''fıkra, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu; yani failden

gayri kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılamayacağı hükmünü getirmektedir.

Bu ilke dahi ceza hukukuna yerleşmiş ve 'kusura dayanan ceza sorumluluğu'

ilkesine dahil, terki mümkün olmayan bir temel kuralıdır.' denilmektedir.

Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım

yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir.

İtiraz konusu kuralda, sürücü belgesi olmadan araç kullanan

kimsenin aynı zamanda araç sahibi olmadığı durumlarda, tescil plakasına da aynı

miktar için ceza tutanağı düzenleneceği belirtilmekte, araç sahibinin kusurunun

bulunup bulunmadığı, aracı sürücü belgesi olmayan kişiye bilerek verip

vermediği değerlendirilmeden idare tarafından yaptırım uygulanmaktadır. Bu

durum ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasına

neden olabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, sürücü belgesiz araç kullanılması

ve sürücünün araç sahibi olmaması halinde tescil plakası sahiplerine sadece

ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanması cezaların şahsiliği

ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

Öte yandan, Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca,

kişilere ceza verilebilmesi için hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş

olması ve bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanması

gerekmektedir. İtiraz konusu kuralda araç sahibinin hangi eyleminin suç

sayıldığı açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma ile suç

arasındaki illiyet bağının ne suretle oluştuğu da belirtilmemiştir.”

19. Anayasa Mahkemesinin 11/6/2009 tarihli ve E.2007/115, K.2009/80

sayılı kabahatlerin suç niteliğinde olduğuna ilişkin kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari

yaptırımların kapsamı ise Yasa'nın 16. maddesinde belirlenmiş ve idari

yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirler olarak ifade edilmiştir.

'Kabahat' tanımı yapılmak suretiyle, daha önce idari

yaptırıma tabi olmayan bir eylem, idari yaptırıma tabi kılınmamakta, aksine

kanunla idari yaptırıma tabi kılınmış eylemler kabahat olarak

adlandırılmaktadır. Bir başka deyişle, itiraz konusu kural ile yapılan kabahat

tanımı, daha önce suç olmayan bir eylemi suç niteliğine dönüştürmemektedir.

İtiraz konusu kuralla, bir eylemin kabahat olarak kabulü

için bu eylemin karşılığında kanunun mutlaka bir idari yaptırım uygulanmasını

öngörmüş olması esas alındığından, söz konusu düzenlemede yeni bir suç yaratılmamakta,

suç ve cezaların kanuniliği ilkesine

aykırılık bulunmamaktadır.

…

Kanunun, karşılığında idari yaptırım

uygulanmasını öngördüğü kabahatlerden bir kısmının ceza hukuku kapsamında suç

niteliği taşıdığı açıktır. Nitekim, Kabahatler Kanunu'nun İkinci

Kısmında 'Çeşitli kabahatler' başlığı altında düzenlenen fiilleri, ağırlıklı

olarak 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 526. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş

olan kabahatler oluşturmaktadır. Ayrıca, çeşitli yasalarda yer alan ve

yaptırımı hafif hapis ya da hafif para cezası veya her ikisi olan fiiller, 5252

sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli

Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle idari para cezasına dönüştürülmüşlerdir.

Uygulanacak yaptırımın yasa ile 'idari' para cezasına dönüştürülmesinin bu tür

yaptırım uygulanacak eylemlerin gerçekte ceza hukuku alanına giren suç olma

özelliklerini etkilemeyeceği açıktır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 7/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 3/3/2014 tarihli ve 2014/3134 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A.

Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, trafik kuralı ihlali yaptığı gerekçesi ile hakkında

tesis edilen idari para cezasına karşı yaptığı itirazı inceleyen mahkemenin,

kanun hükmünün iptal edilmeden önceki hâlini dikkate alarak karar verdiğini,

cezaya dayanak olan 2918 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yer alan 'Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca

tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.'

cümlesinin, Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, bunun üzerine kanun koyucu

tarafından, 11/6/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun ile madde metnine eklenen

"Ayrıca, aracın sürücü belgesiz

kişilerce sürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı

miktarda idari para cezası verilir." cümlesinin dava tarihinde

yürürlükte olduğunu, ancak itirazı inceleyen mahkemenin bu değişikliği dikkate

almadan ve yeni madde kapsamında ceza için gerekli şart olan, sürücü belgesiz

kişinin aracı kullanmasında, araç sahibinin izninin olup olmadığı hususunu,

kanuna olağanın dışında farklı bir anlam vererek hatalı olarak

değerlendirdiğini, “fiilsiz

suç olmaz” ilkesini gözardı ettiğini ve

böylece itirazını reddettiğini belirterek, suç

ve cezaların kanuniliği ilkesi” ile sözleşme ve çalışma hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve anılan cezaya ilişkin kararın iptaline karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

B.

Değerlendirme

22. Başvurucu sözleşme ve çalışma hürriyetinin de ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de,

başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun iddialarının özünün,

yalnızca araç sahibi olması nedeniyle hakkında idari para cezası uygulanması

hususu ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu nedenlerle,

başvurucunun iddia ettiği koşullar ve iddialarını dile getirme biçimi dikkate

alınarak somut başvuru, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi”

çerçevesinde değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Suç ve cezaların kanuniliği

ilkesi, Anayasa'nın "Suç ve cezalara

ilişkin esaslar" kenar başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası

ve Sözleşme'nin "Kanunsuz ceza olmaz"

kenar başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.

Uyuşmazlığın suç ve cezalara ilişkin olması, bir ihlal iddiasının belirtilen

maddelerin ortak koruma alanı kapsamında değerlendirilebilmesinin ön şartıdır.

24. Benzer başvurularda

kabahatler için de bu ilkenin geçerli olduğu kabul edilmiştir (Mahmut Manbaki,

B. No: 2012/731, 15/10/2014; Karlis A. Ş.,

B. No: 2013/849, 15/4/2014). Başvuruya konu, idari para cezası ve bu cezaya

karşı başvurunun Mahkemece reddedilmesi nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği

ilkesinin ihlal edildiği iddiasının da bu çerçevede Anayasa ve Sözleşme'nin

ortak koruma alanı kapsamında yer aldığının kabul edilmesi gerekir.

25. Başvurucunun “suç ve

cezaların kanuniliği ilkesi”ne

ilişkin iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

26. Başvurucu, yalnızca araç sahibi olması nedeniyle hakkında idari

para cezası tutanağı düzenlenmesi suretiyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

27. Bakanlık görüş yazısında; başvurucunun iddiasının “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi” ile

ilgili olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre ceza

kuralının kıyas yoluyla genişletilemeyeceği, bu şekilde yapılan yorumların sözü

geçen ilkeye uygun olmadığı, somut olayda, aracın sürücü belgesiz kişi

tarafından kullanılmasına izin verilip verilmediği araştırılmaksızın başvurucu

hakkında idari para cezası uygulandığı; Mahkemenin, başvurucunun bu durumu

öngörmesi gerektiği ve kanun maddesinin bu konuda açık olduğu gerekçesiyle

iptal başvurusunu reddettiği, belirtilen hususların değerlendirilmesinin Anayasa

Mahkemesinin takdirinde olduğu bildirilmiştir.

28. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi, Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nde (Sözleşme) güvence altına alınmış temel bir ilkedir (Karlis A. Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 28).

29. Anayasa’nın “Suç ve cezalara

ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç

saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman

kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”

30. Sözleşme’nin “Kanunsuz ceza

olmaz” kenar başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka

göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı

biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemez.”

31. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümlerinde

kanunla düzenleme ilkesine pek çok maddede ayrı ayrı yer verildiği gibi, 13.

maddede ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel

ilkelerde de sınırlamaların “ancak kanunla”

yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın suç ve cezaları düzenleyen 38.

maddesinde de “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi”özel

olarak güvence altına alınmıştır (Karlis A. Ş.,

B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 31).

32. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı

cezalandırılamaz” denilerek “suçların

kanuniliği”, üçüncü fıkrasında da “ceza

ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur”

denilerek, “cezaların kanuniliği”

ilkeleri güvence altına alınmıştır. Anayasa’da öngörülen “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi”,

insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza

hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 38.

maddesine paralel olarak 5237 sayılı Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi” uyarınca,

hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir

kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır

ve sınırlarının belli olmasını gerektirmektedir. Kişilerin yasak eylemleri

önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin

güvence altına alınması amaçlanmaktadır (AYM, E.2010/69, K.2011/116, K.T.

7/7/2011).

33. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi, hukuk devletinin kurucu

unsurlarındandır. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin

düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve cezaların

belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu kapsamda

kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı

keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek

olarak, suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak

uygulanması sağlanmaktadır (Karlis A. Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 32).

34. Bir fiili suç saymak ve cezalandırmak yetkisinin yalnız kanuna

tanınması bireylere özgürlüklerinin sınırı hakkında bilgi verir. Bireyin,

nelerin ne kadar yasak olduğunu bilmeye hakkı vardır. Bu hakkını kullanan birey

yasak olanı yapmaktan çekinmek, yasak olmayanı yaparken de korkusuz hareket

etmek imkanını kazanır (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/2/2012 tarihli ve

E.2011/6-195, K.2012/40 sayılı kararı). AİHM’e göre de,

Sözleşme’nin 7. maddesi kanunlarla belirlenmiş mevcut suçların kapsamının

genişletilmesini yasakladığı gibi, sanık aleyhine ceza kuralının kıyas yoluyla

genişletici yorumunu da yasaklamaktadır (bkz. Kokkinakis/Yunanistan, B. No: 14307/88, 25/5/1993, §

52; Kafkaris/Kıbrıs [BD], B. No: 21906/04, § 138; Coeme ve Diğerleri/Belçika, B. No: 32492/96, 32547/96, 32548/96,

33209/96 ve 33210/96, 22/6/2010, § 145). Bu durumda mahkemelere düşen görev,

bir kişi hakkında soruşturma yapılmasına ve daha sonra cezalandırılmasına sebep

olan bir suç işlendiği zaman yürürlükte olan kanunların, söz konusu fiili

cezalandırdığından ve verilen cezanın bu kanunların öngördüğü sınırlar içinde

olduğundan emin olmaktır (Coeme ve diğerleri/Belçika, § 145).

35. Anayasa Mahkemesinin 6/3/2013 tarihli ve 28579 sayılı Resmî Gazete’de (R.G.) yayımlanan 29/11/2012 tarihli ve

E.2012/106, K.2012/190 sayılı kararı ile 2918 sayılı Kanun’un 36. maddesinin

üçüncü fıkrasının "Sürücü aynı zamanda

araç sahibi değilse, ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı

düzenlenir." biçimindeki dördüncü cümlesi iptal edilmiştir.

Kanun koyucu, 1/6/2013 tarihli ve 28674 sayılı R.G.’de

yayımlanan, 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 2918

sayılı Kanun 36. maddesini yeniden düzenleyerek, aracının sürücü belgesiz

kişilerce sürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden

idari para cezası verilmesini öngörmüştür. Diğer bir ifadeyle, Anayasa

Mahkemesi kararının gerekçesi göz önüne alınarak sürücü belgesiz araç kullanımı

durumunda, tescil plakası üzerinden araç sahibine de idari para cezası

yaptırımı uygulanması, salt belli bir duruma/statüye (tescil plakası sahibi

olma) bağlı olmaktan çıkarılmış, araç sahibinin iradesiyle yaptığı bir eylem

olan “izin vermiş” olma koşuluna

bağlanmıştır.

36. Somut olayda, başvurucudan aracı kiralayan şahıs, sürücü belgesi

olmayan kardeşinin kullanmasına izin vermiştir. Trafik ihlali yapan sürücünün

aynı zamanda araç sahibi olmaması nedeniyle kolluk görevlileri tarafından

başvurucuya (tescil plakası sahibine/kiralayana) da 1.407,00 TL idari para

cezası verilmiştir. Başvurucu hakkındaki 25/11/2013 tarihli ve 429571 seri

numaralı “trafik idari para cezası tutanağı”nda

kabahatliye uygulanan yasa maddesi olarak “36/3-a”

hükmü gösterilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; aracın,

sürücü belgesiz kişi tarafından kullanılmasına izin verilip verilmediği araştırılmaksızın

başvurucu hakkında idari para cezası uygulandığı görülmektedir.

37. Anılan cezaya yapılan itiraz, “bizzat

kendisi aracını, sürücü belgesiz kişiye vermemiş olsa dahi, araç kiralama

firması sahibi olarak, kiraya verdiği araçların kendi bilgi ve rızası dışında

olsa da bu kişilerce başkalarına da verilebileceğini ve kullandırılabileceğini

öngörmesi gerektiği ve kanun maddesinin bu konuda açık olduğu”

gerekçesiyle reddedilmiştir. Araç sahibinin kastının bulunup bulunmadığı,

aracın sürücü belgesi olmayan kişiye bilerek verilip verilmediği

değerlendirilmemiş, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında belirtilen gerekçelere

ve bu gerekçeleri dikkate alarak yasal değişiklik yapan kanun koyucunun

iradesine aykırı olarak, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanarak fiil ile

başvurucu arasında bağ kurulmaya çalışılmıştır. Diğer bir ifadeyle Mahkemenin,

söz konusu fiilin Kanun’un öngördüğü sınırlar içinde olup olmadığını açık ve

yeterli şekilde irdelemeden, Kanun’da belirlenmiş mevcut düzenlemenin kapsamını

objektif sorumluluk esaslarına göre (varsayıma dayalı şekilde) genişleterek,

talebin reddine karar verdiği görülmektedir.

38. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 38. maddesinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

3. 6216

Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

39. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiş

olup, herhangi bir tazminat isteminde bulunmamıştır.

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, Mahkeme kararından

kaynaklanmaktadır. Yeniden yargılama yapılması halinde, ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması mümkün olduğundan, yeniden yargılama yapılmak üzere

dosyanın, ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

42. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına

alınan “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi”nin

ihlal edildiği yönündeki başvurusunun KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına

alınan “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi”nin

İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için, yeniden

yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına,

7/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Mehmet

GÜZELOGLU

Vekili : Av. Korhan Murat HOCAOĞULLARI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3134, 7 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. V. Hüküm
  10. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına
  11. Altan
  12. Özgüldür
  13. Topal
  14. Yıldırım
  15. Güzeloglu
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3134
Tarih
7 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Rıza Gençoğlu Başvurusu (B. No: 2013/3543)
  • Y. Ç. Başvurusu (B. No: 2014/10662)
  • Yümrü Dilek Başvurusu (B. No: 2013/4189)
  • Önder Şanlı Başvurusu (B. No: 2013/6176)
  • Gökhan Günaydın Başvurusu (B. No: 2012/1099)
  • Hüseyin Arasan Başvurusu (B. No: 2014/4246)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.