İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Özcan Başvurusu (B. No: 2015/3752)

1. Başvuru, bir kişinin kaybolması hakkında başlatılan ceza

Başvuru No2015/3752Tarih28 Kasım 2018Okuma35 dk · 7.008 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Özcan Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/3752
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.008 kelime·35 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir kişinin kaybolması hakkında başlatılan ceza

soruşturmasının etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun annesi H.Ö. ile başvurucunun kardeşi A.Ö.

31/1/1995 tarihinde, Nevşehir Merkez İlçe Jandarma Komutanlığına (Komutanlık)

müracaat ederek H.Ö.nün eşi,

başvurucu ve A.Ö.nün ise babası olan İ.Ö.nün 24/1/1995 tarihinden itibaren kayıp olduğunu

bildirmişlerdir.

9. Başvuruları üzerine aynı gün ifadeleri alınan H.Ö. ve A.Ö., İ.Ö.nün ev satın almak amacıyla

V.T. isimli kişi ile birlikte Ankara'ya gittiğini, o günden sonra İ.Ö.den haber alamadıklarını ve V.T.nin

İ.Ö.yü Kayseri'de bir yerde araçtan indirdiğini

söylediğini ifade etmişlerdir. H.Ö. ifadesinde ayrıca, İ.Ö.nün yanına 1.500.000.000 TL (bugünkü değeri 1.500

TL) değerinde Alman markı aldığını, gitmeden önce Ankara'da yaşayan kızlarına

da uğrayacağını söylediğini, kızıyla birkaç kez yaptığı telefon görüşmelerinden

eşinin kızına uğramadığını öğrendiğini ve V.T.nin

söylediğine göre İ.Ö.nün V.T.ye şaka yollu Uçhisar'a bir kadın getireceğini söylediğini beyan

etmiştir.

10. H.Ö. ve A.Ö.nün

başvuruları üzerine Komutanlıkça herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı tespit

edilememiştir.

11. Başvurucu, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet

Başsavcılığı) verdiği 2/2/1995 tarihli bir dilekçe ile İ.Ö.nün kayıp olduğunu bildirmiş ve annesi H.Ö.den öğrendiği hususları aktarmıştır. H.Ö.nün ifadesinde geçen

hususlardan farklı olarak başvurucu, V.T.nin

annesinden bir süre bekleyip kimseye haber vermemesini istediğini iddia

etmiştir. Ayrıca dilekçesinde başvurucu, V.T.nin İ.Ö.

hakkındaki sorulara kaçamak cevaplar verdiğini öne sürerek V.T.nin

aracının aranmasını ve telefonlarının dinlenmesini talep etmiştir.

12. Cumhuriyet Başsavcılığı, olay hakkında derhâl soruşturma

başlatmış ve aynı gün Komutanlığa bir müzekkere yazarak olayın araştırılmasını

istemiştir.

13. Başvurucu ve A.Ö. 4/2/1995 tarihinde, toprak bir yolda

buldukları, üzerindeki izin kan lekesi olarak değerlendirildiği bir eşarbı

Komutanlık görevlilerine teslim etmişlerdir.

14. Başvurucunun annesi H.Ö., söz konusu eşarbın kendilerine ait

olmadığını beyan etmiştir. Bununla birlikte bahse konu eşarp daha sonra adli

emanete alınmıştır.

15. V.T. isimli kişinin aracı 7/2/1995 tarihinde aranmış, ancak

kayıp olayının açıklığa kavuşmasını sağlayacak herhangi bir delil veya emare

bulunamamıştır.

16. Kollukça 6/2/1995 tarihinde ifadesine başvurulan S.T., V.T.nin 24/1/1995 tarihinde Kayseri'ye gideceğinden söz

ettiğini ancak V.T.nin kiminle Kayseri'ye gittiğini

bilmediğini söylemiştir.

17. V.T. kollukça alınan 7/2/1995 tarihli ifadesinde, daha önce

kendisinden borç para aldığı ve 24/1/1995 tarihinde birlikte Kayseri'ye gittiği

İ.Ö.nün Kayseri'de bir yerde

arabadan indiğini söylemiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/2/1995 tarihinde şüpheli sıfatıyla

V.T.nin ifadesini almıştır. V.T. ifadesinde, Kayseri

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan kardeşi M.T.yi

ziyaret etmek için 24/1/1995 tarihinde yola çıktığını, yolda İ.Ö. ile

karşılaştığını, bir alacağını istemesi için İ.Ö.yü

Kavak beldesine götürüp oradan Uçhisar'a getirdiğini,

evinden bir çanta ile gelen İ.Ö.nün Kayseri'ye

gideceğini söylediğini, yaptığı sohbet sırasında İ.Ö.nün

Kayseri'deki bir kadınla evleneceğini beyan ettiğini, İ.Ö.nün

Kayseri şehir merkezinde bir yerde arabadan indiğini, Kayseri'yi bilmediği için

İ.Ö.nün nerede indiğini bilemediğini, aynı gün saat

14.00 sıralarında kardeşi M.T.yi ziyaret ettiğini,

daha sonra Uçhisar'a döndüğünü ve İ.Ö.nün

üzerinde para taşıyıp taşımadığını bilmediğini beyan ederek İ.Ö.nün

kaybolmasıyla bir ilgisi olduğu yönündeki iddiaları kabul etmemiştir.

19. Kollukça ifadesine başvurulan başvurucunun annesi H.Ö.,

kaybolmadan üç dört gün önce V.T. ile telefonda konuşan eşinin Ankara'dan ev

almaktan söz ettiğini, buna komşusu E.A.nın şahit

olduğunu, Ankara'da yaşayan kızına götürülmesi için hazırladığı bazı gıda

malzemelerini bir çantaya yerleştirdiğini, 23/1/1995 tarihinde gece V.T. ile

telefonda görüşen eşinin Ankara'ya ev almaya gideceklerini ancak önce V.T.nin ceza infaz kurumundaki kardeşini ziyaret etmesi

için Kayseri'ye uğrayacaklarını söylediğini, 24/1/1995 tarihinde eşinin hasta

bir komşularını ziyarete gittiği sırada telefon eden V.T.nin

eşini sorduğunu, saat 12.00 sıralarında eve gelen eşinin evde sakladığı parayı

bir tülbent yardımıyla beline sardığını, bir gün öncesinde hazırladığı çantayı

eşine verdiğini, eşinin V.T. ile birlikteyola

çıktığını, akşam saatlerinde telefonla aradığı Ankara'da yaşayan kızının İ.Ö.nün gelmediğini söylediğini ve ertesi sabah konuştuğu V.T.nin İ.Ö.yü Kayseri'ye

bıraktığından söz ettiğinibeyan etmiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/2/1995 tarihinde Komutanlığa bir

müzekkere yazarak V.T. dışındaki bir kişinin de olaya karışmış olabileceği

değerlendirilerek tahkikatın genişletilerek sürdürülmesini istemiştir.

21. İ.Ö. tarafından 24/1/1995 tarihinde ziyaret edildiği tespit

edilen N.B. kollukça alınan 9/2/1995 tarihli ifadesinde İ.Ö.nün kendisini ziyaret ettiğini beyan etmiştir.

22. İ.Ö.nün

komşusu E.A. 9/2/1995 tarihinde kollukça alınan ifadesinde, 24/1/1995

tarihinden beş gün önce İ.Ö.nün evine gittiğini,

sohbet esnasında çalan telefon üzerine İ.Ö.nün

telefonda biriyle konuştuğunu, eşinin sorması üzerine İ.Ö.nün

V.T. ile konuştuğundan ve V.T.nin gezme teklifinde

bulunduğundan bahsettiğini ifade etmiştir.

23. Başvurucunun kardeşi S.Ö. 10/2/1995 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığına bir dilekçe verip annesinden duyduklarını aktarmış ve bazı

hususlara dikkat çekmiştir. Buna göre S.Ö.nün

annesi 25/1/1995 tarihinde V.T.nin evine gitmiş ve

V.T ile eşini geceyi uykusuz geçirmiş bir vaziyette görmüştür. Dilekçede V.T.nin kardeşinin, babasının kaybolmasından sonra evlerini

dinlerken yakalandığı, kanlı eşarp üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı, V.T.nin kardeşlerince S.Ö.nün ailesinin Uçhisar ve

Nevşehir'deki her hareketinin izlendiği, V.T.nin

kardeşinin İ.Ö.nün kaybolmasından üç gün sonra

tahliye olduğu ve son olarak V.T.nin S.Ö.nün annesine İ.Ö.nün indiği yeri

göstermeyi teklif ettiği, ancak bu esnada annesinin yalnız olmasını istediği

ileri sürülmüştür.

24. Cumhuriyet Başsavcılığı 10/2/1995 tarihinde S.Ö.nün, 13/2/1995 tarihinde ise

başvurucunun ifadesini almıştır. Gerek başvurucu gerekse S.Ö. verdikleri

dilekçelerin kendilerine ait olduğunu belirtmişlerdir.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı 13/2/1995 tarihinde, ekinde SÖ.nün dilekçesi bulunan bir

müzekkereyi Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) gönderip

Komutanlık ile irtibata geçilerek V.T. ve kardeşlerinin gizlice takip

edilmesini ve önemli bir delil ele geçtiğinde haber verilmesini istemiştir.

26. Komutanlık 14/2/1995 tarihinde, üzerinde fazla miktarda para

ile kaybolması ve hâlen ortaya çıkmaması nedeniyle İ.Ö.nün öldürülmüş olma ihtimalinin arttığını, V.T.nin olayla doğrudan ilişkili olduğunu, V.T.nin eşi Se.T. ile V.T.nin kardeşleri C.T. ve F.T.nin

olayla ilgilerinin olabileceğini belirterek 15/2/1995 tarihinden itibaren V.T.,

Se.T., F.T. ve C.T.nin üç

gün süreyle gözaltına alınmasını talep etmiştir. Bu talep Cumhuriyet

Başsavcılığınca kabul edilmiştir.

27. Kendisine İ.Ö.nün

fotoğrafı gösterilen bir kişinin resimdeki kişinin Kayseri'deki bir turizm

şirketinden Ürgüp'e gitmek için otobüs bileti aldığını V.T.ye söylediğini

öğrenen kolluk görevlileri 16/2/1995 tarihinde, Kayseri'de bulunan turizm

şirketine gidip burada bulunan A.O. ile görüşmüşlerdir. A.O., İ.Ö.ye ait küçük

bir fotoğrafın daha önce kendisine iki kişi tarafından gösterildiğini, bu

kişilere fotoğraftaki kişiyi uzun zamandır görmediğini söylediğini ve bu

kişilerden birinin İ.Ö.den babası olarak söz ettiğini

beyan etmiştir.

28. V.T.nin eşi Se.T.

17/2/1995 tarihinde Komutanlık görevlilerince alınan ifadesinde, eşinin

24/1/1995 tarihinde S.T. ile Kayseri'ye gideceğini söylediğini ancak sonradan

öğrendiğine göre eşinin İ.Ö. ile birlikte Kayseri'ye gittiğini, İ.Ö.nün bir kadından söz ederek Kayseri'de

kaldığını ve eşinin 25/1/1995 tarihinde evlerine gelen İ.Ö.nün

eşine de olan biteni anlattığını söylemiştir.

29. Komutanlık 17/2/1995 tarihinde V.T.nin

kardeşleri F.T. ile C.T.nin de ifadelerini almıştır.

i. C.T. ifadesinde; V.T.nin 30/1/1995

tarihinde tahliye olan kardeşleri M.T.yi

ceza infaz kurumunda ziyaret etmek için Kayseri'ye gittiğini, aynı gün saat

20.00 sıralarında V.T. ile ev telefonundan konuştuğunu, olayla bir ilgisinin

bulunmadığını beyan etmiştir.

ii. F.T. ise V.T.nin zaman zaman İ.Ö.den borç para aldığından, İ.Ö. ile V.T.yi aynı araç içinde gördüğünden, V.T.nin işçisinden duyduğuna göre V.T.nin

İ.Ö. ile Kayseri'ye gittiğinden söz etmiştir.

30. Komutanlık, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 17/2/1995

tarihli yazıda başka hususlar yanında başvurucu ve kardeşi tarafından teslim

edilen eşarbın olayla herhangi bir ilgisinin tespit edilemediğini de

bildirmiştir.

31. İ.Ö.yü

tanıyan S.E. 15/2/1995 tarihinde Komutanlık görevlilerince alınan ifadesinde,

1994 yılında aldığı borcu İ.Ö.ye 1/1/1995 tarihinde ödediğini, İ.Ö.nün kızı ve damadının Ankara'dan bir ev aldıklarını ve

yardım etmek amacıyla parayı onlara vereceğini söylediğini ifade etmiştir.

32. Komutanlıkça 27/3/1995 tarihinde ifadesine başvurulan M.D., V.T.nin kardeşi C.T.nin deli

olduğundan, kızının evliliğinin bozulmasına neden olan C.T. ile aralarındaki

sorunlar ve davadan söz ederek iki ay kadar önce telefon eden V.T.nin yanlış adamı ortadan kaldırdığından söz ederek

kendisini tehdit ettiğini beyan etmiştir. M.D., bu iddiasını Cumhuriyet

Başsavcılığında tanık sıfatıyla verdiği 25/4/1995 tarihli ifadesinde de

sürdürmüş ve telefon konuşması sırasında yanında üç kişi bulunduğunu iddia etmiştir.Cumhuriyet Başsavcılığı, M.D.nin yanında olduğunu iddia ettiği üç kişiyi dinlemiş

ancak bu kişiler telefon görüşmesine şahit olmadıklarını ifade etmişlerdir.

33. Komutanlık tarafından 7/4/1995 tarihinde yeniden dinlenen

V.T., M.D.nin ev telefonunu bilmediğini beyan ederek M.D.yi tehdit ettiğine ilişkin

iddiayı kabul etmemiştir.

34. İ.Ö.nün

en son Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Belsin, Tınaztepe ve 30 Ağustos

Mahallelerinde görüldüğüne dair duyum alan Komutanlık görevlileri Kayseri'ye

gidip konuyu araştırmışlardır. Yapılan araştırmalar kapsamında çevrede bulunan

camilerin imam ve cemaatine, Belsin Parkı'ndaki vatandaşlar ile çevredeki

esnaflara İ.Ö.nün

fotoğrafları gösterilmiştir. Tınaztepe Mahallesi Muhtarı H.B. ile T.K. isimli

bir kişinin İ.Ö.yü gördüğü

tespit edilse de İ.Ö.yü tanıyan ve bilen başka şahıs

saptanamamıştır.

i. H.B., bir buçuk ay kadar önce muhtarlık binasının bulunduğu

otobüs durağındaki görevlilerin yanına bir kişi getirdiklerini, bu kişinin

ayağında sadece mest bulunduğunu, bu şahsa çay ve sigara ikram ettiğini,

sorduğunda Bünyan Garajı'na gideceğini söylediğini,

yanlış yere geldiği için Bünyan Garajı'na gidecek bir

otobüse bu kişiyi bindirdiğini ve otobüsün şoförüne bahse konu kişinin ineceği

yeri söylediğini, söz ettiği kişinin 15-20 dakika kadar muhtarlıkta oturduğunu,

konuşmalarının ve tavırlarının garip olması nedeniyle sözünü ettiği kişinin

şuurunun yerinde olmadığını düşündüğü ve bahsettiği kişinin kendisine fotoğrafı

gösterilen İ.Ö. olduğunu söylemiştir.

ii. İ.Ö.yü

gördüğünü beyan eden T.K., bir sitedeki fırında beş yıldır çalıştığını, çevreyi

iyi bildiğini ve sitedeki yabancıları çabuk fark ettiğini belirterek fotoğrafı

gösterilen İ.Ö.yü iki üç ay kadar önce iki üç gün

arayla fırının önünden geçerken bir iki kere gördüğünüifade

etmiştir.

35. Cumhuriyet Başsavcılığı, İ.Ö.nün emekli maaşını aldığı banka şubesindeki

hesabına ilişkin mevduat kartının bir örneğini soruşturma evrakı arasına

almıştır. Söz konusu belgeye göre İ.Ö. en son 1994 yılı Aralık

ayında hesabından para çekmiştir.

36. Cumhurbaşkanlığı makamına yazdığı bir dilekçeye istinaden

Manisa Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanınca ifadesi alınan S.Ö. 13/10/1995

tarihli ifadesinde, önceki iddialarını tekrar edip İ.Ö.nün bulunması için kardeşi tarafından bulunan

medyum Ö.A. ile V.T.nin uzun görüşmeler yaptığını, V.T.nin Ö.A.ya İ.Ö.yü bulacağını söylediğini, kendilerinden takip

edilmeyeceği yönünde söz aldığını, buna rağmen İ.Ö.nün

bulunamadığını belirtmiştir.

37. S.Ö. 18/10/1995 tarihinde Nevşehir Adli Yargı Adalet

Komisyonu Başkanlığına bir dilekçe vermiştir. Bu dilekçesinde S.Ö., babasının

sigara kullanmadığını, H.B.nin ifadesinin mantıkla

bağdaşmadığını, annesinin hayatta olduğunu ve babasının 1991 yılında prostat

nedeniyle ameliyat olduğunu, bu nedenle babasının evlenmesinin mümkün

olmadığını beyan ederek medyum Ö.A.nın

yardımıyla babasını bulma çabalarından ve bu bağlamda V.T.nin

şüpheli bulduğu davranışlarından söz etmiştir.

38. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/10/1995 tarihinde, Emniyet

Müdürlüğüne bir müzekkere yazarak İ.Ö.nün

öldürülme ihtimaliyle ilgili araştırmalara devam edilmesini ve araştırma

sonuçlarının üç ayda bir bildirilmesini istemiştir.

39. Cumhuriyet Başsavcılığının istinabe yazısı üzerine Çorlu

İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri 13/12/1995 tarihinde, medyum olduğu ileri

sürülen Ö.A.nın ifadesini almıştır.Ö.A. ifadesinde, V.T.nin

İ.Ö.nün Kayseri'de indiği yeri gösterdiğini, İ.Ö.nün resimlerini otogardaki bazı kişilere

gösterdiklerini ve V.T.nin daha önce Kayseri'de döviz

bozdurup ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan ağabeyinin kefaletini

ödediğinden söz ettiğini beyan etmiştir.

40. Başvurucunun kardeşi A.Ö. istinabe suretiyle verdiği

15/1/1996 tarihli ifadesinde, başvurucunun 2/2/1995 tarihli dilekçesinde yazılı

hususları ifade edip V.T.nin babasına olan borcundan

ve İ.Ö.nün kayboluşu ile

ilgili sorulara çelişkili cevaplar veren V.T.nin bir

kadın için İ.Ö.nün Kayseri'ye gittiğini söylediğinden

bahsetmiştir.

41. S.Ö., Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 13/3/1996 tarihli

dilekçede, V.T.nin 2015 yılı Ağustos veya Eylül

ayında bir ev satın aldığını ve V.T.nin hediyelik

eşya satarak o kadar para kazanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek İ.Ö.nün üzerinde taşıdığı para ile

V.T.nin ev için ödediği para arasında bağlantı kurmuş

ve V.T.nin son iki yıllık vergi kayıtlarının

incelenmesini talep etmiştir.

42. Cumhuriyet Başsavcılığınca 14/3/1996 tarihinde ifadesine

başvurulan C.S., İ.Ö.nün

çocukları ile arkadaş olduğunu, İ.Ö.nün V.T.

tarafından öldürüldüğü yönünde herhangi bir bilgiye sahip olmadığını

söylemiştir.

43. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine Nevşehir Tapu

Müdürlüğünce yapılan araştırmada V.T.nin 1995 yılında

herhangi bir taşınmaz alım satımı yapmadığı tespit edilmiştir.

44. Nevşehir Vergi Dairesi de 1995 yılı için V.T. adına tahakkuk

eden vergi miktarı ile vergi matrahını Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.

45. Cumhuriyet Başsavcılığı 3/10/1996 tarihinde, Mu.T.nin tanık sıfatıyla ifadesini almıştır. Bu kişi

ifadesinde; 1995 yılının Ağustos ayında V.T.ye

sözleşmeyle bir ev sattığını, 1995 yılı Eylül ayında V.T.den

800.000.000 TL aldığını, daha sonra farklı tarihlerde toplam 900.000.000 TL

aldığını, hâlen 100.000.000 TL alacağı olduğunu ve kalan alacağını tahsil

ettiği zaman tapuda devir işlemi yapacaklarını ifade etmiştir. Soruşturma

evrakı arasında yer alan satış sözleşmesinden V.T.nin

eşi Se.T.nin 25/8/1995 tarihinde A.T.den

haricî satış sözleşmesi ile bir taşınmaz satın aldığı, satış bedelinin bir

kısmının nakit olarak ödendiği, geriye kalan miktarın ise bonoya bağlandığı

anlaşılmıştır.

46. 11/10/1996 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden

ifadesine başvurulan V.T., Mu.T.den bir ev satın

aldığını, halen bir miktar borcu kaldığını, hediyelik eşya sattığını,aylık gelirinin zaman zaman yüksek

meblağlara ulaşabildiğini, yaptığı iş ve kazancı dikkate alındığında bir ev

satın alabilmesinin olağan olduğunu ve İ.Ö. hakkında bilgisinin olmadığını

beyan etmiştir.

47. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/10/1996 tarihinde, hem Emniyet

Müdürlüğüne hem de yirmi iki Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazarak İ.Ö.nün herhangi bir adli olaya

karışıp karışmadığı, ceza infaz kurumuna girip girmediği, hakkında dava açılıp

açılmadığı, dava açıp açmadığı, noterde ve bankalarda işlem yapıp yapmadığı,

döviz bozdurup bozdurmadığı, sağlık kuruluşlarına müracaat edip etmediği

hususlarının araştırılarak bilgi verilmesini talep etmiştir. Bu müzekkerelere

cevap olarak İ.Ö.nün

bulunmasına imkân sağlayacak herhangi bir bilgi verilmemiştir.

48. Cumhuriyet Başsavcılığı, İ.Ö.nün fotoğraflarını ekleyerek Adana, Ankara,

Diyarbakır, İstanbul ve Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet

Başsavcılıklarına yazdığı 31/1/2000 tarihli müzekkereler ile son dönemlerde

terör örgütlerine yönelik operasyonlarda bulunan ancak kimliği tespit

edilemeyen cesetler arasında İ.Ö.nün cesedinin

bulunup bulunmadığını ve yakalanan sanıkların İ.Ö. hakkında bilgi sahibi olup

olmadığını sormuştur.

49. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine İ.Ö.nün kaçırılıp kaçırılmadığını

ve bu kişinin terör örgütleri ile bağlantısının olup olmadığını araştıran

Emniyet Müdürlüğü, 10/4/2000 tarihli yazıyla İ.Ö.nün

herhangi bir terör örgütü ile bağlantısının olmadığını, adı geçenin kaçırılıp

kaçırılmadığının veya yaşayıp yaşamadığının tespit edilemediğini, konu ile

ilgili araştırmanın devam ettiğini bildirmiştir.

50. İstanbul ve Adana DGM Cumhuriyet Başsavcılıkları, bulunan

cesetlerle İ.Ö.nün

fotoğrafları arasında benzerlik bulunmadığını bildirmiştir.

51. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı; Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderdiği cevap yazısında, gömülü vaziyette bulunan cesetlerin

fotoğrafla teşhisinin mümkün olmadığını, bu nedenle cesetlerin DNA testi için

Adli Tıp Kurumuna (ATK) gönderildiğini, bu cesetlerden herhangi birinin İ.Ö.ye

ait olup olmadığının tespiti için İ.Ö.nün

üst veya alt soyundan birinin DNA'sı ile cesetlerin DNA'sının karşılaştırılması

gerektiğini ifade etmiştir.

52. Cumhuriyet Başsavcılığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne

31/1/2000 tarihinde bir müzekkere yazarak İ.Ö.nün emekli maaşı alıp almadığının ve maaş almakta

ise hangi banka şubesinden aldığının bildirilmesini istemiştir. Bu müzekkereye

verilen cevaptan İ.Ö.nün

emekli aylığının 1/12/1995 tarihinden itibaren kesildiği öğrenilmiştir.

53. İ.Ö.nün

daha önce emekli aylığını aldığı banka şubesinin 10/4/2000 tarihli yazısından

İ.Ö.ye en son 1/12/1994 tarihinde aylık ödendiği ve 1995 yılının Mart, Haziran,

Eylül ve Aralık ayı maaşlarının Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün banka

hesabına aktarıldığı anlaşılmıştır.

54. Cumhuriyet Başsavcılığı 21/4/2000 tarihinde, Komutanlığa

müzekkere yazarak İ.Ö.nün

çocuklarından, anne ya da babasından birinin DNA testi için ATK'ya

sevk edilmek üzere hazır edilmesini istemiştir. Komutanlık, İ.Ö.nün Uçhisar beldesinde

herhangi bir akrabasının bulunmadığını, oğlu A.Ö.nün

Ürgüp ilçesi Aksalur beldesinde ikamet ettiğini

Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.

55. Cumhuriyet Başsavcılığı 31/5/2000 tarihinde Ürgüp Cumhuriyet

Başsavcılığından A.Ö.nün DNA

testi için ATK'ya gönderilmesini istemiştir. Bu

istinabe talebinin yerine getirilip getirilmediği tespit edilememiştir.

56. V.T.nin kardeşi C.T.nin eşi olup Adana Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde(Hastane) tedavi gören Z.T.nin

ifadesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/3/2003 tarihinde istinabe suretiyle

alınmıştır. Z.T. ifadesinde, kendisini kötü yola düşürüp büyük sıkıntılara

düşmesine neden olduğu için C.T.den ayrılmak üzere

olduğunu, C.T.nin konuşmalarından anladığına göre

Kayseri'ye giderken V.T. ile C.T.nin İ.Ö.nün ellerini bağlayıp ambar

olarak kullanılan bir mağaraya bıraktıklarını, burada aç ve susuz tuttukları

için İ.Ö.nün öldüğünü, İ.Ö.nün

cesedini görmediğini ve V.T.nin İ.Ö.nün

paraları ile işlerini geliştirip ev satın aldığını söylemiştir.

57. S.Ö. 25/6/2004 tarihli bir dilekçe ile Cumhuriyet

Başsavcılığına müracaat edip başvurucu ile diğer kardeşleri A.Ö. ve E.Ö.ye İ.Ö.nün akıbeti ile ilgili ihbar

mektupları gönderildiğini ifade etmiştir. Bahse konu ihbar mektuplarında İ.Ö.nün Ankara'ya gitme

bahanesiyle evinden V.T. tarafından alındığı, Nevşehirli bir galerici ile

Kayseri'deki bir arkadaşının tehditle İ.Ö.den para

veya senet alma konularında anlaştıkları, anılan kişilerin başka kişilerin de

katılmasıyla Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Ağırnas

Mahallesi'ndeki bir tarlada İ.Ö.yü dövdükleri ve

öldüğünü fark edince cesedini Uçhisar'daki bir dere

yatağının yakınına gömdükleri iddia edilmiştir.

58. İhbar mektubunun altında yer alan "Olaya Karışanlar" başlığı altında galerici S. yerine

galerici İ.ye yer verildiği, İ.G.nin ön isminin de

farklı bir isim olarak yazıldığı anlaşılmıştır.

59. Cumhuriyet Başsavcılığı S.Ö. tarafından verilen dilekçeyi,

ekindeki iki ihbar mektubu ile birlikte aynı gün Komutanlığa havale etmiştir.

Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı, 24/9/2004 tarihinde bir müzekkere yazarak ihbar

mektubunda söz edilen hususların Emniyet Müdürlüğü ile iş birliği içinde

araştırılmasını istemiştir.

60. Komutanlık görevlilerince düzenlenen 13/10/2004 tarihli

tutanakta; Uçhisar beldesi yakınlarında çok sayıdaki

dere yatağında o güne kadar herhangi bir cesede rastlanmadığı, İ.Ö.nün kaybolmasında sonra V.T.nin

mal varlığında gözle görülür bir artış meydana geldiği, daha önce seyyar

tezgâhta hediyelik eşya satıp kirada oturan V.T.nin

daha sonra iki katlı müstakil bir ev ile bir araba satın aldığı, ayrıca

belediyeden kiraladığı bir kampı işlettiği, oğlunu bir süre özel okulda

okuttuğu, daha sonra işlerinin kötüye gittiği, İ.Ö.nün

kadınlara zaafının olduğu, bir başkasının yanında İ.Ö.nün

V.T.nin eşi için hayranlık içeren sözler sarf ettiği,

bundan yararlanarak V.T.nin İ.Ö.nün

dostluğunu kazanıp parası için İ.Ö.yü öldürdüğüne

dair halk arasında yaygın bir inanış bulunduğu ancak bu iddiaları doğrulayıcı maddi

bir delil bulunmadığı belirtilmiştir.

61. Cumhuriyet Başsavcılığı, 25/5/2005 tarihinde Komutanlığına

bir müzekkere yazarak ihbar mektubunda zikredilen kişilerin gerçekte var olup

olmadıklarının tespit edilmesini, olaya karıştıklarına dair ipucu bulunmakta

ise bu kişilerin ifadelerinin alınmasını istemiştir.

62. Komutanlık görevlilerince yapılan araştırma sonunda

düzenlenen tutanakta Uçhisar beldesindeki kişilerce

ihbar mektubunda ismi geçen V.T. dışındaki kişilerin bilinmediği,Nevşehir'de galericilik yaptığı iddia

edilen İ.G. ve S.nin tespit edilemediği ve A.G.

olduğu saptanan Mardinli A.nın Ürgüp'te ikamet ettiği

bildirilmiştir.

63. Komutanlıkça 8/6/2005 tarihinde V.T.nin

babası Me.T.nin, İ.Ö. ile aynı mahallede oturan S.B.nin ve mahalle muhtarı B.Ş.nin

ifadeleri alınmıştır.

i. Me.T. ifadesinde, V.T.nin tahliye olan kardeşini almak için Kayseri'ye

gittiğini, eskiden V.T.nin maddi durumunun iyi

olduğunu, bir yıl kadar önce hastaneden çıkanC.T.nin

eşi Z.T.nin sağlık durumunun iyi olduğunu beyan

etmiştir.

ii. S.B., İ.Ö.nün

kaybolması hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade etmiştir.

iii. B.Ş., ev almak amacıyla V.T. ile Kayseri'ye giden İ.Ö.nün Kayseri'den dönmediğini

söylemiştir.

64. 16/9/2012 tarihinde Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığına İ.Ö.nün kaybolması ile ilgili bir

ihbar mektubu gönderilmiştir. Söz konusu mektupta; İ.Ö.nün oğlu S.Ö.nün daha

önce M.Y.yi vurduğu, bu nedenle M.Y.nin

Avustralya'da yaşayan akrabaları A.Y. ile Mu.Y.nin İ.Ö.nün ölümünü ayarladığı, kararın Me.Y.nin

evinde alındığı, Kayseri'ye getirilen İ.Ö.nün yükün

arasında Me.Y.nin kamyonuyla Irak'a kaçırıldığı ve

A.Y. ile Mu.Y.nin Me.Y.ye posta yoluyla para

gönderdikleri iddia edilmiştir.

65. Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığı ihbar mektubu nedeniyle

başlattığı soruşturmada 27/9/2012 tarihinde yetkisizlik kararı verip soruşturma

evrakını Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Cumhuriyet

Başsavcılığı da yetkisizlik kararı ile gelen soruşturma evrakını, İ.Ö.nün kaybolması nedeniyle 1995

yılından beri yürütülmekte olan soruşturmanın evrakıyla birleştirmiştir.

66. Cumhuriyet Başsavcılığının 19/11/2012 tarihli yazısı üzerine

Komutanlık; S.Ö., H.A., A.Y., Me.Y., Mi.Y., Mi.Y.nin kızı S.Y., Z.D.

(Z.T.), M.D., C.T. ve S.A. (Se.T.) adına kayıtlı

telefon bulunup bulunmadığını araştırarak sonucunu bildirmiştir. Ayrıca

Komutanlık, Mu.Y.nin 29/5/2006 tarihinde, M.Y.nin ise 16/3/1970 tarihinde öldüğünü belirtmiştir.

67. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Nevşehir 2. Sulh

Ceza Mahkemesi 26/2/2013 tarihinde, iki telefon hattı yönünden V.T.nin, bir telefon hatı

yönünden ise Me.Y.nin iletişiminin üç ay süreyle

tespitine, dinlenmesine ve kayda alınasına karar vermiştir. Bu karar uyarınca

V.T.ye ilişkin dinlemelerde olayı aydınlatabilecek herhangi bir hususa

rastlanmamıştır. Me.Y.nin telefon yoluyla kurduğu

iletişimin dinlenip dinlenmediği, bu hususta bir tutanağa rastlanmadığından

anlaşılamamıştır.

68. 16/9/2012 tarihli ihbar mektubu nedeniyle Komutanlık

9/4/2013 tarihinde Me.Y. Meh.Y.

ve M.Y.nin iadelerini almıştır.

i. Me.Y. ifadesinde, dayısının oğlu M.Y.nin 1970 yılında İ.Ö.nün oğlu tarafından öldürüldüğünü, bu nedenle

eniştesinin babası ile aralarının bozulduğunu, dayısının oğlu Mu.Y.nin 2006 yılında vefat ettiğini, Mu.Y.

ve A.Y.nin kız kardeşleri H.A.nın

Kayseri'de ikamet ettiğini ve İ.Ö.nün kaybolması

hakkında bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

ii. Mi.Y. ve Meh.Y.

de olay hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söylemişlerdir.

69. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine Komutanlık; V.T.nin, V.T.nin oğlu E.T.nin, V.T.nin babası Me.T.nin, V.T.nin annesi A.T.nin, V.T.nin kardeşleri M.T.,

Ş.T., Y.T., F.T. ve C.T.nin mal varlığını araştırıp

16/4/2013 tarihinde tutanağa bağlamıştır. Söz konusu tutanakta; V.T.nin 1987 yılında başladığı toptan hediyelik eşya işini

31/12/2000 tarihinde bıraktığı, 1997-2003 yılları arasında belediyeye ait bir

yeri piknik alanı ve lokanta içeren bir kamp olarak işlettiği, tutanak

tarihinde Uçhisar beldesinde bir otel işlettiği,

resmî kayıtlara göre bahse konu otelin bir şirkete ait olduğu, bu şirketin

ortaklarının E.T. ile Azerbaycan vatandaşı A.A. olduğu, E.T.nin

27/11/2007 tarihinde ortak olduğu bir şirketin 31/12/2010 tarihinde faaliyetine

son verdiği, E.T.nin ayrıca İstanbul'da faaliyet

gösteren bir şirketin ortağı olduğu, E.T. adına İstanbul'un Şişli ilçesinde bir

taşınmaz bulunduğu ve E.T.nin Se.Ö.

adına kayıtlı P... marka bir arazi taşıtını kullandığı belirtilmiştir.

70. Başvurucu 6/6/2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına

verdiği dilekçede; kendileriyle yıllardır konuşmadıkları Me.Y.

ve ailesinin birden kendilerine yakın davranmaya başladıklarını, Me.Y.nin kardeşi F.Y. ile onun çocuklarının ve özellikle H.T.nin konu hakkında bilgi sahibi olduklarını düşündüğünü,kardeşi E.Ö.ye söylediğine göre H.T.nin baskı altında tutulduğunu, dövüldüğünü, iğne ile

uyuşturulduğunu, ahıra bağlandığını ve tehdit edildiğini, ayrıca daha önce

evlerine gelip giden iki kadının H.A. ve Mi.Y.

olduğunu tahmin ettiğini ileri sürmüştür.

71. Cumhuriyet Başsavcılığı, İ.Ö. adına kayıtlı telefon hattının

15/1/1995 ile 25/1/1995 tarihleri arasında hangi telefon hatlarından arandığına

dair kayıtların gönderilmesi için 5/9/2013 tarihinde Bilgi Teknolojileri ve

İletişim Kurumu, Nevşehir İl Telekom Müdürlüğü ve Ankara İl Telekom Müdürlüğüne

müzekkereler yazmıştır. Söz konusu müzekkerelere verilen cevaptan, arama

kayıtları tutulsa da aranma kayıtlarının tutulmadığı ve tutulan detay

kayıtlarının bir yıl muhafaza edildiği öğrenilmiştir.

72. Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/9/2013 tarihinde ifadesi alınan

Me.Y.; İ.Ö.nün

amcasının oğlu olduğunu, M.Y.nin ise dayısının oğlu

olduğunu, 1986 yılında yurt dışı taşımacılığını bıraktığını, 1996 yılında da

kamyonunu sattığını, M.Y.nin öldürülmesi nedeniyle

İ.Ö.ye husumet beslemediğini ve V.T.yi tanımadığını beyan

etmiştir.

73. Cumhuriyet Başsavcılığı, Me.Y.nin eşiH.Y.yi 9/9/2013 tarihinde tanık

sıfatıyla dinlemiştir. H.Y. ifadesinde, M.Y.nin

öldürülmesi nedeniyle kan davası meydana gelmediğini, M.Y.nin

ölümünden sonra onun ailesinden intikam almak istediğini, buna eşinin engel

olduğunu, evlerinde İ.Ö. hakkında herhangi bir karar alınmadığını ve V.T.yi tanımadığını söylemiştir.

74. Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/9/2013 tarihinde yeniden

dinlenen A.Ö.,olaydan sonra yaptığı araştırmalardan, V.T.nin babasıyla sık sık görüştüğünü, V.T.nin

babasından birkaç kez borç aldığını, V.T.nin babasına

kadın ayarladığını, babasının başka kişilere de faizle borç para verdiğini ve

olay günü babasının tüm parasını toplayıp ev almak amacıyla V.T. ile birlikte

gittiğini öğrendiğini, 2004 ve 2012 yıllarında ihbar mektubu gönderen kişilerin

kim olduğunu bilmediğini, ilk ihbar mektubunun doğru olduğunu düşündüğünü,

sonraki ihbar mektubunun ise olayı saptırmak amacıyla gönderildiğini

değerlendirdiğini ve olaydan sonra buldukları eşarbın hâlen incelenmediğini

söylemiştir.

75. Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/9/2013 tarihinde ifadesi

alınan E.Ö., babasının kaybolduğu tarihte 71 yaşında olduğunu, 1991 yılında

prostat ameliyatı geçirdiğini, bu nedenle babasının başka kadınlarla ilişkisi

olduğuna dair iddiaların doğru olmadığını, babasının başkalarına faizle ödünç

para da vermediğini, 2004 yılında gönderilen ihbar mektubunda bahsi geçen

kişilerden sadece V.T.yi tanıdığını, babasının

öldürülmesi olayında H.A., Me.Y. ve H.A.nın kardeşlerinin rolü olduğunu düşündüğünü, H.A.

olduğunu tahmin ettiği bir kadının İ.Ö.nün dua

okuması için 1992 yılında evlerine geldiğini, bu kadının yanında bir de çocuk

olduğunu, babası dua okurken kadının çocuğuna bakarak eliyle boğma işareti

yaptığını, evlerinden çıkarken yaptığı işaretin sebebini sorduğu kadının

kendisini dövmekle itham ettiğini, babasına kadının kim olduğunu sorduğunu

ancak babasının kadını tanımadığını söylediğini, babası kaybolduktan dört beş

gün sonra babasına ait evin telefonunu arayan bir kadının "Ekmek göndereyim mi, un göndereyim mi, aç mısın?"

gibi sorular sorduğunu, o esnada telefon eden kişinin bulunduğu yerden müzik

sesi geldiğini ve bu olayın babasının öldürülmesi ile bir ilgisinin

olabileceğini beyan etmiştir.

76. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Nevşehir 2. Sulh

Ceza Mahkemesi 10/9/2013 tarihinde, A.Ö.den alınan

kan örneği ile adli emanete kayıtlı eşarp üzerindeki leke üzerinde ATK Ankara

Grup Başkanlığınca moleküler genetik inceleme yapılmasına karar vermiştir.

77. Cumhuriyet Başsavcılığı, V.T.nin

24/1/1995 tarihinde M.T.yi

ziyaret edip etmediği, M.T.nin hangi tarihte tahliye

edildiği, M.T.nin kefaletle tahliye olup olmadığı ve

kefalet söz konusu ise bunun miktarının ne olduğu hususlarında Kayseri

Cumhuriyet Başsavcılığına bir müzekkere yazmıştır. Bu müzekkereye verilen

23/9/2013 tarihli cevaptan, M.T.nin 30/1/1995

tarihinde tahliye olduğu ancak 1995 yılına ait tutuklu kayıt defteri ile

ziyaret defterinin bulunamaması nedeniyle sorulan diğer hususların bilinmediği

anlaşılmıştır.

78. ATK Ankara Grup Başkanlığı 8/10/2013 tarihli raporunda,

eşarp üzerindeki lekeden kadın cinsiyetli DNA profili elde edildiği ve bu

profilin A.Ö.nün DNA profili

ile uyumlu olmadığı belirtilmiştir.

79. Cumhuriyet Başsavcılığı, istinabe suretiyle H.A.nın ifadesini aldırmış ve 1992

yılında İ.Ö.nün evine gelen kadının H.A. olup

olmadığı hususunda E.Ö.ye teşhis işlemi yaptırmıştır.

i. H.A. ifadesinde; V.T.yi

tanımadığını, ihbar mektuplarını kimin yazdığını bilmediğini, ağabeyi M.Y.nin 1970 yılında İ.Ö.nün oğlu

S.Ö. tarafından öldürüldüğünü ve bu nedenle İ.Ö.yü

kesinlikle ziyaret etmediğini söylemiştir.

ii. E.Ö., 1992 yılında evlerine gelen kadının H.A. olduğunu

teşhis edememiştir.

80. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 27/12/2013 havale

tarihli dilekçesinde S.Ö., soruşturmayla ilgili başka hususlar yanında A.Ö.nün torunu Ah.Ö.nün

kendisini telefonla aradığını ve Ah.Ö.den duyduğuna

göre A.Ö.nün Ah.Ö.ye İ.Ö.nün

mezarının Yozgat'ın Sarıkaya ilçesine bağlı bir köyde bulunduğunu söylediğini

iddia etmiştir.

81. E.Ö. 13/1/2014 tarihli bir dilekçeyle İ.Ö.nün 1994 yılı Aralık-1995 yılı Mart ayları arasına

ait ayrıntılı telefon çağrı bilgileri dökümünü Cumhuriyet Başsavcılığına

vermiştir. Yalnızca İ.Ö.nün

aramalarına ilişkin kayıtların yer aldığı anlaşılan söz konusu dökümlerde

20/1/1995 ile 29/1/1995 tarihleri arasına ait herhangi bir kayıt yer

almamaktadır.

82. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/3/2014 tarihinde, V.T.nin ifadesini almıştır. V.T., İ.Ö. ile Ankara'ya gitme

konusunda yüz yüze veya telefonla konuşmadığını, İ.Ö.nün

ne zaman Kayseri'den döneceğini söylemediğini, "Kimseye haber vermeyin, birkaç güne gelir" şeklinde bir

söz söylemediğini, İ.Ö.nün üzerinde, dilekçelerde

belirtilen kadar para olduğunu bilmediğini, yerde kar olması ve arabanın

bulunduğu yerden çıkarılamaması nedeniyle kardeşinin İ.Ö.nün

evinin önünden geçtiğini yoksa kardeşinin İ.Ö.nün

penceresini dinlerken yakalandığı iddiasının doğru olmadığını, M.T.nin beraat etmesi nedeniyle tahliye olduğunu, kefalet

ödemediklerini, İ.Ö.ye veya İ.Ö.nün eşine Ankara'ya

gideceğini söylemediğini, Kayseri'ye Avanos ilçesi Kalaba beldesi üzerinden

gittiğini, İ.Ö.yle telefon görüşmesi yapıp

yapmadığını hatırlamadığını, İ.Ö.nün ev alacağını bilse

de nereden ev alacağını bilmediğini, M.D.yi tehdit

etmediğini ve yanlış adamı ortadan kaldırdığına dair bir söz söylemediğini, Z.T.nin iddialarını kabul etmediğini, 1995 yılında

hediyelik eşya dükkânı ile bir kafesinin olduğunu, ayrıca arabasının olduğunu,

2004 yılında gönderilen ihbar mektubundaki bahsi geçen kişileri tanımadığını ve

İ.Ö.nün öldürülmesiyle bir ilgisinin olmadığını

söylemiştir.

83. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine Komutanlık

görevlilerince yapılan araştırma sonunda düzenlenen 14/7/2014 tarihli

tutanakta, 2004 yılında gönderilen ihbar mektubunda isimleri geçen kişiler

hakkında veya bu kişiler ile V.T. arasında herhangi bir irtibat bulunup

bulunmadığı konularında bilgi edinilemediği belirtilmiştir.

84. Cumhuriyet Başsavcılığı ihbar mektuplarında yer alan

iddialar hakkında somut bilgi ve belgeye rastlanmadığı, V.T.nin

iletişimi dinlenip kayda alınsa da herhangi bir delil elde edilemediği, olay

tarihine ilişkin telefon kayıtlarının teknik nedenlerle getirtilemediği,

emanete alınan eşarptaki kan lekesinin ait olduğu kişiyle İ.Ö. arasında soy

bağı ilişkisi kurulamadığı, V.T.nin M.T.yi ziyaret edip etmediği konusunda bilgi edinilemediği

ve müştekilerin şüphelilerin şüpheli davranışlarına ilişkin soyut iddiaları ile

kim tarafından gönderildiği belli olmayan imzasız ihbar mektupları haricinde

kasten öldürme suçu nedeniyle kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak

delil edilemediği gerekçesiyle 30/10/2014 tarihinde şüpheliler Me.Y., V.T., F.T., S.A. (S.T.), C.T. ve Mi.Y.

hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

85. Başvurucu; V.T.nin babası

kaybolmadan önceki ve sonraki mal varlığına, M.T.nin

yüklü bir kefalet ödenerek tahliye olduğuna, M.D., Ö.A., Me.Y.,

Mi.Y. ve Z.T.nin

beyanlarına, annesinin ifadelerine ve V.T.nin

ifadeleri arasındaki çelişkilere dikkat çekipzamanaşımı

süresinin dolmasına az bir süre kala kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin düşündürücü olduğunu ileri sürerek ek kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara itiraz etmiştir.

86. Başvurucunun itirazı, Nevşehir Sulh Ceza Hâkimliğinin

(Hâkimlik) 26/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

87. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara E.Ö ve S.Ö.

tarafından yapılan itirazlar da Hâkimliğin 3/12/2014 ve 26/12/2014 tarihli

kararlarıyla reddedilmiştir.

88. Başvurucunun itirazının reddine dair Hâkimlik kararı

30/1/2015 tarihinde başvurucunun vekiline tebliğ edilmiş ve2/3/2015 tarihinde

bireysel başvuru yapılmıştır.

89. Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmaya konu fiilin kasten öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varıp suç

tarihinde yürürlükte olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda

kasten öldürme suçu için

öngörülen dava zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu ve bu sürenin dolduğu

gerekçesiyle 3/12/2015 tarihinde, kimlik bilgileri tespit edilemeyen

şüpheli/şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

90. Bahsedilen karar başvurucu vekiline 25/12/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

91. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine, Komutanlık ve

Emniyet Müdürlüğü, soruşturmanın başından sonuna kadar geçen süre zarfında

belli aralıklarla tuttukları İ.Ö.nün

aramalara rağmen bulunamadığına ve/veya faillerin tespit edilemeyip

araştırmaların devam ettiğine dair tutanakları Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişlerdir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

92. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1/6/1926 tarihli ve 765

sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun kasten öldürme suçunu düzenleyen 448. maddesi şöyledir:

"Her kim bir kimseyi kasden öldürürse on sekiz seneden yirmi bir seneye kadar

ağır hapis cezasına mahkum olur."

93. 765 sayılı mülga Kanun'un

kasten öldürme suçunun

nitelikli hâllerini düzenleyen 449. maddesi şöyledir:

"Öldürmek fiili:

1 - Karı, koca, kardeş, babalık, analık ve evladlık,

kayınbaba ve kaynana ve damad ve gelinler haklarında

eşlenirse,

2- Vazifesini yaptığı sırada veya vazifesini

yapmasından dolayı Devlet memurlarından biri aleyhine icra olunursa,

3 - Zehirlemek suretile yapılırsa,

Fail yirmi iki seneden yirmi dört seneye kadar

ağır hapis cezasına mahkum olur."

94. 765 sayılı mülga Kanun'un kasten öldürme suçunun nitelikli

hâllerini düzenleyen 450. maddesi şöyledir:

"Öldürmek fiili,

1 - Usul veya füruudan biri aleyhine işlenirse,

2 - Büyük Millet Meclisi azasından biri aleyhine ika edilirse,

3 - Canavarca bir his sevkiyle veya işkence ve tazip ile ika edilirse,

4 - Taammüden icra olunursa,

5 - Birden ziyade kimseler aleyhine işlenirse,

6 - Yangın, su baskını ve gark gibi yedinci babın birinci faslından beyan

olunan vasıtalarla yapılırsa,

7 - Velevki husule gelmiş olmasın diğer bir

cürmü hazırlamak veya kolaylaştırmak veya işlemek için ika olunursa,

8 - Başka bir cürmün işlenmesi akabinde o cürümden hasıl olacak faideyi elde etmek veya bu gayeye vusul maksadiyle

yapılan ihzaratı sağlamak için işlenmiş olursa,

9 - Bir cürmü gizlemek veya delil ve emarelerini ortadan kaldırmak veya

kendisinin veyahut başkasının cezadan kurtulmasını temin etmek maksadiyle vukua getirilirse, fail ölüm cezasına mahküm edilir. "

95. 765 sayılı mülga Kanun'un taksirle öldürme suçunu düzenleyen 455. maddesi şöyledir:

"Tedbirsizlik veya

dikkatsizlik veya meslek ve sanatta acemilik veya nizamat

ve evamir ve talimata riayetsizlik ile bir kimsenin

ölümüne sebebiyet veren şahıs bir seneden dört seneye kadar hapse ve otuz

liradan iki yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahküm

olur.

Eğer fiil bir kaç

kişinin ölümünü mucib olmuş veya bir kişinin ölümiyle beraber bir veya bir kaç kişininde

mecruhyetine sebebiyet vermiş ve bu yaralanma 456 ncı maddenin ikinci fıkrasında beyan olunan derecede

bulunmuş ise iki seneden sekiz seneye kadar hapis ve iki yüz liradan aşağı

olmamak üzere ağır cezayı nakdiye mahküm olur."

96. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten öldürme" kenar başlıklı 81.

maddesi şöyledir:

"(1) Bir insanı kasten

öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır."

97. 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli

haller" kenar başlıklı 82. maddesi şöyledir:

"(1) Kasten öldürme

suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya

bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya

kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından

kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi

nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan

kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

i) (Ek:29/6/2005 -

5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu

infialle,

j) Kan gütme saikiyle,

k) Töre saikiyle,

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır."

98. 5237 sayılı Kanun'un "Taksirle

öldürme" kenar başlıklı 85.

maddesi şöyledir:

"(1) Taksirle bir

insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da

bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin

yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

99. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen

Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir

suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu

davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlar."

B. Uluslararası Hukuk

100. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki

alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan

hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."

101. Sözleşme'nin "Yaşam

hakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur..."

102. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yakınlarının

kaybolduğunu ileri süren pek çok kişinin Sözleşme'nin 2. maddesinin ihlal

edildiğine ilişkin başvurularını incelemiştir. Bu başvuruların tamamına

yakınında kaybolmanın gözaltı sırasında gerçekleştiği ve/veya devletin koruma

yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edilmiştir.

103. Gözaltı sırasında kaybolmaya ilişkin iddiaları incelerken

AİHM, öncelikle delillerin değerlendirmesini ve olayların tespitini yapmakta ve

bunu yaparken her türlü makul şüphenin

ötesindeki kanıt kriterini uygulamaktadır. AİHM'e

göre bu tür bir delil yeteri kadar ciddi, açık ve birbiriyle uyumlu bir dizi

emareden ya da çürütülemeyecek karinelerden oluşabilir; ayrıca delillerin

toplanması sırasında tarafların tutumu da dikkate alınabilir (Cülaz ve diğerleri/Türkiye, B. No: 7524/06,

39046/10, 15/4/2014, §§ 167-171; Tekçi ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 13660/05, 10/12/2013, §§ 89-93).

104. Başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makul

şüphenin ötesinde kanıt unsuru bulunmuyorsa AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin

maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar vermektedir (Şeker/Türkiye, B. No: 52390/99, 21/2/2006,

§§ 63-66; Aydın Eren ve diğerleri/Türkiye,

B. No: 57778/00, 21/2/2006, §§ 35-46).

105. AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair

makul şüphenin ötesinde delil bulunması hâlinde ise devletlerden

-görevlilerinin ölümcül güce başvurmalarını haklı gösterecek nitelikte

gerekçeler dâhil- yeterli ve ikna edici açıklamalar sunmasını beklemekte ve bu

tür bir açıklama yapılmaması hâlinde davalı devlet aleyhine olumsuz sonuçlar

çıkarma hakkına sahip olduğunu vurgulamaktadır (Cülaz ve diğerleri/Türkiye, §§ 170, 173; Tekçi ve diğerleri/Türkiye, §§ 92, 95).

106. AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair

makul şüphenin ötesinde delil bulunsa bile, kayıp kişinin ölmüş olduğu

kanaatine ancak davanın kendi koşulları içinde yapılacak bir değerlendirmeden

sonra varılabileceğini ve bu bağlamda kişinin son kez görüldüğü tarihin önemli

bir unsur olduğunu hatırlatmaktadır (Varnava ve diğerleri/Türkiye [BD], B. No: 16064/90... § 143;Vagapova ve Zoubirayev/Rusya,

B. No: 21080/05, 26/2/2009, §§ 85-86). Diğer taraftan AİHM'e

göre kayıp kişiden en son haber alındığı tarihten itibaren geçen süre, kayıp

kişinin ölü kabul edilmesine karar verilebilmesi için tek başına yeterli

değildir. Ölümün kabul edilebilmesi için kaybolma olayının hangi şartlarda

gerçekleştiğinin ve mağdurun silahlı çatışmanın hangi tarafında yer aldığının

da dikkate alınması gerekir (Timurtaş/Türkiye,

B. No: 23531/94, 13/6/2000, §§ 82, 83; Osmanoğlu/Türkiye,

B. No: 48804/99, 24/1/2008, §§ 55-58).

107. AİHM; Vagapova ve Zoubirayev/Rusya başvurusunda,

hayatını tehlikeye atan koşullarda dört yılı aşkın bir süreden beri kayıp olan

genç bir kişinin öldüğünü varsaymıştır. AİHM, Tanış

ve diğerleri/Türkiye (B. No: 65899/01, 2/8/2005, § 210) başvurusunda

da hayatlarını tehlikeye atan koşullarda jandarma karakolunda gözaltına

alınmalarının ardından dört yıldan fazla bir süreden beri kayıp olan iki

kişinin ölmüş olabileceği yönündeki varsayımı kabul etmiştir.

108. AİHM, başvurucuların, yakınlarının korunmadığına yönelik

şikâyetlerini incelerken öncelikle Sözleşme'nin 2. maddesinin 1. fıkrasının

devlete kendi yargı yetkisi altında bulunan kişilerin yaşamını korumaya yönelik

gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüyüklediğine işaret

etmektedir. AİHM, kolluğun görevini yerine getirirken karşılaştığı zorluklar,

insan davranışlarının öngörülmezliği ve öncelikler

ile kaynaklar açısından yapılması gereken fiili seçenekler gözönüne

alındığında yaşamı korumaya yönelik bu pozitif yükümlülüğün kapsamının ilgili

makamlara katlanılamaz ve aşırı bir yük getirmeyecek şekilde yorumlanması

gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM, alınan tehditler nedeniyle duyulan kaçırılma

endişesi yetkili makamlar önünde dile getirilmemişse -böyle bir durumun varlığı

hâlinde- başvurucuların yakınlarının yaşamı için doğrudan ve gerçek bir tehlike

bulunmadığına da ilave olarak değinip yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal

edildiğine ilişkin iddiayı açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Kadriye Ceylan/Türkiye (k.k.), B. No: 22261/10, 6/1/2015, §§ 153-157; Nebahat Tüzer ve Muhammed

Sait Tüzer/Türkiye (k.k.),

B. No: 22519/06, 17/12/2013, §§ 55-59).

109. AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair

makul şüphenin ötesinde kanıt bulunan başvurular yanında bu nitelikte

delillerin bulunmadığı başvurularda da başvurucuların yaşam hakkının etkili

soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine yönelik

şikâyetlerini incelemiştir. Hatta başvurucuların yakınlarının gözaltına

alındığına dair bir iddialarının bulunmadığı ve başvurucuların yakınlarının

yaşamı için doğrudan ve gerçek bir tehlikenin mevcut olmadığı bir başvuruda,

yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti incelemiştir

(başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makul şüphenin ötesinde

kanıt bulunmayan durumlarda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine

yönelik iddiaların incelendiği başvurular için bkz. Bozkır ve diğerleri/Türkiye, B. No: 24589/04, 26/2/2013; Toğcu/Türkiye, B. No: 27601/95, 31/5/2005, §

109; gözaltı iddiasının bulunmadığı ve başvurucuların yakınlarının yaşamı için

doğrudan ve gerçek bir tehlike bulunmayan bir durumda yaşam hakkının usul

boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın incelendiği başvuru için bkz. Nebahat Tüzer ve Muhammed

Sait Tüzer/Türkiye başvurusu).

110 AİHM, sözü edilen incelemeleri yaparken, ilk önce

Sözleşme'nin 2. maddesini, Sözleşme'nin 1. maddesiyle birlikte yorumlayarak

devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı etkili soruşturma yükümlülüğünün

bulunduğunu hatırlatmakta ve bu yükümlülüğün öldürme eyleminin bir devlet

görevlisi tarafından gerçekleştirildiğinin açık olduğu davalarla sınırlı

olmadığına dikkat çekmektedir (Bozkır ve

diğerleri/Türkiye, § 56; Şeker/Türkiye,

§ 67; Toğcu/Türkiye, § 109).

111. AİHM, soruşturmanın sorumlu kişilerin tespiti ve

cezalandırılmasını sağlama bakımından da etkili olması gerektiğini ancak bu

yükümlülüğün bir sonuç yükümlülüğü olmadığını, yetkili makamların olaya ilişkin

tüm kanıtları toplamak için mümkün olan makul önlemlerin tamamını almaları

gerektiğini ve soruşturmadaki ölüm nedenini ya da sorumlu kişinin tespitini

engelleyen herhangi bir kusurun bu standarda uymama tehlikesi yaratacağını

belirtmektedir (Bozkır ve diğerleri/Türkiye,

§ 57; Toğcu/Türkiye, § 110). Ayrıca soruşturmanın

makul bir süratle yürütülmesi gerektiğine işaret eden (Şeker ve diğeleri/Türkiye,

§ 68; Toğcu/Türkiye, § 111); yaşamı tehdit eden

koşullarda ortadan kaybolan kişiden haber alınmadan geçen süre uzadıkça söz

konusu kişinin ölmüş olma ihtimalinin yükseldiğini kabul etmektedir (Tahsin Acar/Türkiye [BD], B No: 26307/95,

8/4/2004, § 226).

112. Son olarak AİHM, anılan ilkelerin hayati tehlike arz eden

koşullar altında kaybolan kişilere yönelik başvurular için de geçerli olduğunu

belirterek başvuruya konu edilen ve etkisiz olduğu ileri sürülen soruşturmayı

incelemektedir (Bozkır ve diğerleri/Türkiye,

§ 58; Şeker/Türkiye, § 69; Toğcu/Türkiye, § 112).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

113. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

114. Başvurucu; babasının kaybolması ile ilgili soruşturmanın etkisiz

yürütüldüğünü, soruşturmadaki özensizlik nedeniyle delillerin kaybolduğunu,

yeterli derecede şüphe oluşturacak delil bulunmasına rağmen kamu davası

açılmadığını ve soruşturmanın zamanaşımına uğratıldığını belirterek yaşam ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda

başvurucu; babasının üzerinde yüklü miktarda döviz taşırken V.T. isimli kişiyle

birlikte Kayseri'ye gittiğini, olay günü akşamı V.T. geri dönse de babasının

geri dönmediğini, olay günü V.T.nin Kayseri'de fazla

miktarda döviz bozdurduğunu ve olay tarihinden sonra V.T.nin

mal varlığında önemli ölçüde kaynağı belirsiz artış olduğunu iddia etmiştir.

Başvurucu V.T.nin ifadesinin olaydan ancak on yedi

gün sonra alınmasından, şüpheli V.T.nin bir

akrabasının babasının üzerindeki paralar alındıktan sonra öldürüldüğüne ilişkin beyanlarının

değerlendirilmemesinden, adli emanette bulunan eşarptaki kanın yıllar sonra

incelettirilmesinden, zamanında istenmediği için telefon kayıtlarının

incelenememesinden, haklı taleplerinin dikkate alınmamasından ve soruşturma

süresinin uzunluğundan yakınmıştır.

B. Değerlendirme

1. Uygulanabilirlik Yönünden

115.Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

116. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

117. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesidir.

Bununla birlikte başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin

amacı gibi somut olayın koşulları dikkate alınarak ölüm olayının

gerçekleşmediği bazı durumların da yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi

mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:

2013/2030, 26/6/2014, § 20).

118. Nitekim Anayasa Mahkemesi elektrik akımına kapılma sonucu

meydana gelen yaralanmaların konu edildiği iki başvuruyu (Hüseyin Münüklü,

B. No: 2014/5973, 13/9/2017, § 47; Gürkan

Kaçar ve diğerleri, B. No: 2014/11855, 13/9/2017, § 50),

başvurucunun hayati tehlike geçirmesiyle sonuçlanan ve üçüncü kişi tarafından

gerçekleştirilen silahlı saldırı olayının konu edildiği başvuruyu (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017,

§§ 111), kolluk görevlileri tarafından silahlı güç kullanılması sonucunda

başvurucuların yaralanmalarına ilişkin bir başvuruyu (Mustafa Çelik ve Siyahmet

Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 71) ve kamuoyunda bilinen

görüşleri nedeniyle marjinal bir grubun tepkisini çeken başvurucunun yaşamına

yönelik tehditlerin konu edildiği başvuruyu (Baskın

Oran, B. No: 2014/4645, 18/4/2018, § 62) başvurulara konu olayın koşullarını dikkate alarak yaşam

hakkı kapsamında incelemiştir.

119. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, bir kişinin gözaltında iken

kaybolduğu iddiası hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliğine ilişkin bir

başvuruyu (Birsen Gülünay,

B. No: 2013/2640, 21/4/2016) yaşam hakkı kapsamında incelemiştir.

120. Somut olayda başvuru, ne ölen bir kişinin yakınları

tarafından ne de yaşamsal bir tehlikeye maruz kalan bir kişinin kendisi

tarafından yapılmıştır. Mamafih başvurucu ve ailesi 24/1/1994 tarihinden beri İ.Ö.den haber alamamıştır. Ayrıca kimin tarafından

gönderildiği tespit edilemeyen iki farklı ihbar mektubunda İ.Ö.nün öldürüldüğüne dair iddialar yer almıştır. Bütün

bu hususlar ile başvurucunun iddialarını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, somut

olayın koşullarında İ.Ö.nün

kaybolması ile ilgili somut başvurunun Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

2. İncelemenin Kapsamı

Yönünden

121. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, uzun süreden

beri kendisinden haber alamadığı yakınının kaybolması hakkında yürütülen

soruşturmanın etkisizliğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun bütün

iddiaları, yalnızca yaşam hakkı kapsamında incelenmiş olup adil yargılanma

hakkı kapsamında ayrıca bir inceleme yapılmamıştır.

122. Başvurucunun, babasının devlet görevlileri ve/veya bu

görevlilerle iş birliği hâlindeki kişiler tarafından kaçırıldığına ve bu

kişilerce yaşamı tehdit eden tehlikelere maruz bırakıldığına, kaybolmadan önce

kamu görevlileri veya üçüncü kişilerce tehdit edildiğine, bu durumdan kamu

makamlarının haberdar olduğuna dair herhangi bir iddiası bulunmamaktadır. Bu

nedenle inceleme, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul

boyutu kapsamında yapılmıştır.

3. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

123. Anayasa Mahkemesi, bugüne değin üçüncü kişilerce

gerçekleştirilen eylemler sonucu meydana gelen ölümler veya yine mağdurları

hayati tehlikeye maruz bırakan üçüncü kişilerin eylemleri hakkında yürütülen

soruşturmaların etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine yönelik birçok şikâyeti incelemiştir: Nefise Erdoğan ve Abdurrahman Erdoğan, B. No: 2014/4616,

7/2/2018; Yasin Ağca kararı; Asım Yönemli ve diğerleri,

B. No: 2014/8591, 6/4/2017; Doğan Demirhan,

B. No: 2013/3908, 6/1/2016. Bu başvuruların tamamında yaşam hakkının usul

boyutunu incelemiş olup son başvuruda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine karar vermiştir.

124. Somut olayda, başvurucunun babasının kaybolduğunu öğrenen

Cumhuriyet Başsavcılığı, olay hakkında derhâl soruşturma başlatmıştır (bkz. §

12). Başvurucunun katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmadığı bahse

konu soruşturmada olay hakkında bilgi sahibi olabilecek kişilerin ifadeleri

alınmıştır (bkz. §§ 16, 21, 22, 31, 34). Başvurucunun babasını Kayseri'ye

götürdüğü iddia edilen kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış ve arabası

aranmıştır (bkz. §§ 15, 18 ve 82). Başvurucunun babasının akıbeti ile ilgili

araştırmalar yapılmıştır (bkz. §§ 14, 27, 30, 34, 35, 47, 48, 52, 78).

Başvurucunun babasının V.T. tarafından öldürüldüğüne veya en azından V.T.nin kayıp olayıyla bağlantılı olduğuna dair iddianın ve

başvurucunun babasının öldürüldüğüne dair farklı tarihlerde gönderilen iki

ihbar mektubunda yazılı hususların doğru olup olmadığı da araştırılmıştır (bkz.

§§ 32, 33, 43, 45, 46, 60, 61, 62, 63, 67, 68, 69, 71, 72, 73, 77, 79).Ne var

ki kasten öldürme suçu için kanunda öngörülen zamanaşımı süresinin sonuna kadar

yürütülen soruşturmada başvurucunun babasının akıbetinin ne olduğuyla ilgili

somut bir delil tespit edilemediği gibi İ.Ö.nün

öldürüldüğü sonucuna varmaya imkân veren herhangi bir iz de bulunamamıştır.

125. Yaşam hakkının usul boyutuyla ilgili yükümlülüğün bir amaç

yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğunu dikkate

alan Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yakınının ortadan kaybolması hakkında

yürütülen soruşturmanın derinliğinden şüphe duyulmasını gerektirir bir neden bulunmadığı

ve yapılan tespitler ışığında İ.Ö.nün

bulunamaması hâlinde dahi söz konusu soruşturmanın kendi bütününde tatmin edici

olduğu kanaatindedir.

126. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 28/11/2018

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Mehmet ÖZCAN

Vekili

:

Av. Suzan

ŞEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3752, 28 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2014/5973, 13/9/2017, § 47; Gürkan
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 28/11/2018
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Deveci
  19. Şen
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3752
Tarih
28 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Osman Deli Başvurusu (B. No: 2015/3346)
  • Abdülkadir Tayfun Alpay Başvurusu (B. No: 2014/15347)
  • Adnan Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/19445)
  • Figen Sarı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14546)
  • Aziz Durak Uslu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14922)
  • Ö.ç. Başvurusu (B. No: 2015/10245)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.