İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Deli Başvurusu (B. No: 2015/3346)

1. Başvuru tapu siciline güvenerek satın alınan taşınmazın tapu

Başvuru No2015/3346Tarih28 Kasım 2018Okuma17 dk · 3.300 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Deli Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/3346
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.300 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru tapu siciline güvenerek satın alınan taşınmazın tapu

kaydının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın Arka Planı

6. Antalya ili Merkez ilçesi zabıt defterinin Zeytinköy Nisan 1325 tarihli ve 71-80 sıra numaralı tapu

kayıtlarına göre 2.000 dönümlük (1.838.000 m²) olan paylı mülkiyete konu

taşınmaza ilişkin olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde

ortaklığın giderilmesi davası açılmıştır. Mahkemece 11/1/1940 tarihli kararla

taşınmazın yüz ölçümü artırılarak tapu kayıtlarının kapsadığı alan 22.201.202

m² olarak belirlenmiş ve hisseleri oranında sahipleri adına tescili ile

ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.

7. Bu taşınmaz, Antalya Satış Memurluğunca açık arttırma

suretiyle 13/4/1944 tarihinde tapu kaydına yapılan tescile göre K.K. ve H.Ü.ye

satılmıştır.

8. Bu arada K.K. ve H.Ü. 1965 yılında taşınmazı ifraz ettirerek

muhtelif kişilere satmışlardır. Taşınmazın 4.000 m²lik bölümü de 21/3/1974

tarihinde fundalık olarak tapuda başvurucuya satılmıştır.

9. Köyün bağlı olduğu ilçe ile adı Aksu ilçesi Çamköy olarak değişmiş olup 1980 yılında bu köyde kadastro

çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan kadastro çalışmaları sırasında 229 parsel

olarak sınırlandırılan bir taşınmaz makilik olarak Maliye Hazinesi (Hazine)

adına tespit edilmiştir. Bu tespite yapılan itirazlar, Tapulama Komisyonunca

2/6/1981 tarihinde reddedilmiştir.

10. Diğer taraftan kadastro çalışmaları sırasında başvurucunun

dayandığı kök tapu kaydı Koyunlar köyü 364-444, 673-677, 743-754, 757-768, 230,

234, 235, 242, 243, 244, 207, 245, 356-363; Varsak köyü 2454-2459, 2475-2603,

2611- 2790, 2797-2820, 2863-2873 ve 3078-3082 parsel sayılı taşınmazlara

uygulanmıştır. Bu taşınmazların toplam yüz ölçümü 3.931.926 m2'dir.

B. Diğer Tapu Malikleri Tarafından Açılan

Kadastro Tespitine İtiraz Davası

11. Çamköy 229 numaralı parselde

mülkiyet iddiasında bulunan ve itirazları reddedilen çok sayıda kişi 6/12/1982

tarihinde Antalya Tapulama Hâkimliğinde tapulama tespitine itiraz davası

açmışlardır.

12. Mahkeme 2/3/1984 tarihli kararıyla Hazine adına tespit

işlemini iptal etmiştir. Gerekçede 1964 yılında yapılan ve kesinleşen tapulama

dışı bırakma işleminin de bir tapulama olduğu vurgulanmış ve 1980 yılında

ikinci defa yapılan tapulama çalışmasının "bir

yerde iki defa tapulama yapılamaz" ilkesine aykırı olduğu

belirtilmiştir. Kararda ayrıca taşınmazın 1976 yılında 31/8/1956 tarihli ve

6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesi uygulamasıyla orman rejimi dışına

çıkarıldığının altı çizilmiştir.

13. Temyiz edilen karar Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 13/7/1988

tarihinde bozulmuştur. Daire, hükümden sonra yürürlüğe giren ve elde bulunan

davalara da uygulanacağı öngörülen 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro

Kanunu ile yeni bir sisteme geçildiğini, Kanun’un öngördüğü sicilleri

oluşturabilmek için kadastro yapılması gerektiğini ve tapulama dışı bırakılan

yerlerde tekrar kadastro yapılmayacağına dair bir hüküm bulunmadığını

belirtmiştir.

14. Bozma sonrası Antalya Kadastro Mahkemesi 23/9/1994 tarihinde

229 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün 9.226.601 m² olarak düzeltilmesine,

teknik bilirkişilerce hazırlanan krokide A, B, C, D harfleriyle gösterilen

toplam 5.202.698 m²lik bölümün Hazine adına; kalan 4.023.903 m²lik yerin ise krokide

müstakil harflerle gösterilen tapu malikleri adına hisseleri nispetinde

tespitine karar vermiştir.

15. Bu karar da temyiz edilmiş ve Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin

28/6/1995 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesinin Hazine adına tespite

ilişkin hüküm fıkrası onanmış; kişiler adına tespite ilişkin hüküm fıkrası ise

bozulmuştur. Kararın gerekçesinde 1964 yılında yapılan orman tahdidi ve 1976

yılında yapılan orman dışına çıkarma işlemi konusunda bir tartışma bulunmadığı,

tartışmanın orman dışına çıkarılan alanın zilyetlikle kazanılıp

kazanılamayacağına ve bir kısım davanın dayanak olarak aldığı tapu kayıtlarının

taşınmazın bu kısmını kapsayıp kapsamadığına ilişkin olduğu hatırlatılmıştır.

Gerekçenin devamında orman dışına çıkarılmadan tespit tarihine kadar yirmi

yıllık süre geçmediğinden zilyetliğe dayanarak dava açanların temyiz

istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda, 6831

sayılı Kanun’un 2/B maddesinde yer alan “Orman

sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu

arazi ise mülkiyet tekrar sahiplerine geçer” hükmü gereği orman

tahdidinin itirazsız kesinleşip kesinleşmediğinin ve davacıların dayandıkları

tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediğinin araştırılması gerektiği, tapu

kayıtlarının uyması hâlinde miktarı kadar arazinin kayıt maliklerine

verilebileceği ifade edilmiştir.

16. İlk derece mahkemesi, bozma kararına uyduğunu belirtmiş,

ancak 10/6/1997 tarihli kararıyla 229 sayılı parselin kesinleşmeyen 4.023.903

m²lik bölümünün -haritasında bağımsız parseller olarak gösterilmek suretiyle-

payları oranında tapu malikleri adına tesciline karar vermiştir.

17. Kararın temyizi üzerine incelemeyi yapan Yargıtay 7. Hukuk

Dairesi 7/7/1998 tarihli kararıyla bozma kararının uygulamasının yapılmadığı

gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını tekrar bozmuştur.

18. İlk derece mahkemesi 2/12/1999 tarihli kararıyla bozma

kararına direnmiştir. Direnme kararını inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

(HGK) 27/6/2001 tarihli kararıyla direnme kararında hüküm fıkrası

oluşturulmadığı gerekçesiyle direnme kararını bozmuştur.

19. İlk derece mahkemesi 11/4/2002 tarihli kararıyla tekrar

direnme kararı vermiştir.Direnme

kararını inceleyen Yargıtay HGK 12/11/2003 tarihli kararıyla Yargıtay 7. Hukuk

Dairesinin görüşünü haklı bularak ikinci direnme kararını da bozmuştur.

20. Bu defa bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi 25/4/2005

tarihinde taşınmazın yüz ölçümünün düzeltilerek Hazine adına tesciline karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, davacıların dayandığı Nisan 1320 tarihli kök

tapu kayıtlarına ilişkin olarak açılan ortaklığın giderilmesi davasında kaydın

yüz ölçümünün düzeltilmesine ilişkin bir dava da olmadığı hâlde Antalya Sulh

Hukuk Mahkemesinin 11/1/1940 tarihli kararıyla bu taşınmazın yüz ölçümünün

22.201.202 m² olarak düzeltildiği hatırlatılmıştır. Mahkeme söz konusu tapu

kayıtlarının ilgili olduğu taşınmazın gerçek yüz ölçümünün ise daha düşük

olduğunu, ayrıca kök tapu kayıtlarının değişebilir sınırlı olduğunu

vurgulamıştır. Mahkemeye göre bu karar uyarınca 13/4/1944 tarihinde yapılan

tescil yolsuz olup bu nedenle dayanılan tapu kaydının ihdas tarihindeki miktarı

olan 1.838.000 m² esas alınmalıdır.

21. Mahkeme ayrıca, dayanak tapu kaydının yüz ölçümü 1.838.000

m² olduğu hâlde tapu maliklerine 3.931.926 m² yer verildiğini açıklamıştır.

Mahkeme; davacılara verilen yer ile dayanak tapunun yüz ölçümü arasında fark

olduğunu, tapu kaydının sınırlarının ise değişebilir nitelikte bulunduğunu ve

1975 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış arazinin

zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek netice itibarıyla

davaya konu 229 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tapuya tescili gerektiği

sonucuna ulaşmıştır.

22. Temyiz edilen karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesince 30/11/2006

tarihinde onanmıştır. Karar düzeltme talepleri de aynı Daire tarafından

1/7/2008 tarihli kararla reddedilmiştir.

C. Başvurucu Tarafından Açılan Tazminat Davası

23. Kadastro tespitine itiraz davasının tarafı olmayan

başvurucu, yukarıda değinilen kararın kesinleşmesinden sonra tapu siciline

güvenerek aldığı taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi sebebiyle zarara

uğradığını belirtmek suretiyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu'nun 1007. maddesine dayanarak 26/6/2009

tarihinde Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası

açmıştır.

24. Mahkeme 3/4/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Mahkeme, aynı taşınmaza yönelik olarak başka bir kişi tarafından Antalya

1.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davayı emsal olarak göstermiş ve Yargıtayca davanın reddine ilişkin hükmün onandığını

belirterek bu davadaki gerekçelerle eldeki davanın reddi sonucuna varıldığını

açıklamıştır.

25. Temyiz edilen karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesince 10/6/2014

tarihinde onanmış, başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Daire tarafından

9/12/2014 tarihinde reddedilmiştir.

D. Emsal Tazminat Davası

26. O.A.A. tarafından başvurucunun açtığı davada belirtilen

sebeplerle Hazine aleyhine 29/6/2009 tarihinde Antalya 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde tazminat davası açılmıştır.

27. 7/3/2010 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın gerekçesinde, Kadastro Mahkemesi kararına atıfta bulunularak

başvurucunun satın aldığı tapu kayıtlarının 229 numaralı parsele ait olduğu

iddiasının Kadastro Mahkemesince reddedildiği hatırlatılmış; tapu maliklerine,

dayanılan tapu kayıtlarının miktarından daha fazla yer verildiği ve davacılar

adına mevcut kayıtların 229 numaralı parsel dışında çok sayıda parsele revizyon

gördüğü ifade edilmiştir. Kararda, dava dilekçesinde belirtilen hususların tapu

kaydının yanlış tutulmasından kaynaklanmadığı sonucuna ulaşılmış ve

başvurucunun kadastro öncesi satın aldığı tapu kayıtları hangi kadastral parsellere uygulanmış ise yasal süresi içinde o

parsellerin tespit malikleri aleyhine talepte bulunabileceği vurgulanmıştır.

28. Temyiz edilen karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)

tarafından 17/1/2012 tarihinde onanmıştır. Onama kararında, davacının dayandığı

tapu kaydının miktarı 22.201.202 m2ye çıkarılmışsa da bu kararın davada taraf olmayan

Hazineyi bağlamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca kaydın değişebilir nitelikte

sınırlar içerdiği ve bu nedenle kapsamının yüz ölçümüne değer verilerek

saptanacağı vurgulanmıştır. Bunun yanında kaydın toplam 3.931.926 m2 büyüklüğündeki gerçek yüz ölçümünden daha

fazla bir alana uygulandığı tespitine yer verilmiştir. Daire özellikle

davacının çekişmeli 229 parsel sayılı taşınmaz için mevcut bir tapu kaydının

bulunmadığını, bu yüzden söz konusu taşınmaza yönelik olarak kadastro mahkemesi

kararının kesinleşmesiyle zarara uğradığından söz edilemeyeceğini belirtmiştir.

29. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Dairenin 6/3/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

30. Nihai karar başvurucuya 26/1/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

31. Başvurucu 23/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

32. 12/7/1966 tarihli ve 766 sayılı mülga Tapulama Kanunu'nun 2.

maddesi şöyledir:

"Tarıma elverişli olmıyan

sahipsiz yerler ile aynı nitelikte olan sahipsiz kayalar, tepeler, dağlar ve

Orman Kanunu uyarınca orman sayılan yerler, tapulamaya tabi tutulmaz. Birlik

sınırları içinde kalan bu gibi gayrimenkullerin tapulamaya 766 tabi olup

olmadığı hususunda ilgililer arasında anlaşmazlık çıkarsa, tapulama tutanağı ve

krokisi yapılır. Anlaşmazlık sebebi tutanakla belirtilir.

Anlaşmazlık bu kanunda yazılı usul ve ilgili

kanunların esasları dairesinde çözülür."

33. 766 sayılı mülga Kanun'un 46. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

"Orman Kanunu uyarınca, tahditleri yapılarak

kesinleşmiş ve tescil edilmiş ormanlara ait kayıtlar, müseccel bulunduğu

birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılır."

34. 3402 sayılı Kanun’un "Kamu

malları" kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu

hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında

bulunan sahipsiz yerlerden:

...

D) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan

ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine

tabidir.”

35. 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Tabii

olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle

birlikte orman sayılır.

…

J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak

muhafaza karakteri taşımıyan yerler;

Orman sayılmaz.”

36. 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bu yerler dışında orman sınırlarında

hiçbir suretle daraltma yapılamaz. "

37. 4721 sayılı Kanun’un 705. maddesi şöyledir:

“Taşınmaz

mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,

kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden

önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,

mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."

38. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi

şöyledir:

"Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan

görevlilere rücu eder.

Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu

sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. "

B. Uluslararası Hukuk

39. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

40. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mülkiyet hakkına

ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul

etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B.

No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).

41. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin anlamı kapsamında bir mülk

ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre

alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet

hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98,

28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98,

12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar

için Pine Valley Developments

Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87,

29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,

24/6/2003, § 32; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No:

17849/91, 20/11/1995, § 31).

42. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında

savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli

değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek

Cumhuriyeti [BD] (k.k.),B.

No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve

uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak

reddedildiği durumlarda meşru bir

beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).

43. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir

olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukuki bir düzenlemeye

ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gereken

meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye

(k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).

44. Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi bakımından

AİHM, mülkiyet hakkının kapsamını belirlerken iç hukuktaki düzenlemeler ile

yargısal uygulamaları gözeterek sonuca varmaktadır. Buna göre mera, orman gibi

alanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağına dair Türk

hukukundaki düzenlemeler nedeniyle başvurucuların bu taşınmazların mülkiyetini elde

etmelerini sağlayabilecek bir meşru beklentilerinin doğmasının mümkün

bulunmadığı kabul edilmiştir (Sarısoy ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 21303/07,

14/10/2014, § 35; Kadir Gündüz/Türkiye

(k.k.), B. No: 50253/99, 18/10/2007; Nane ve diğerleri/Türkiye, B. No:

41192/04, 24/11/2009, §§ 25-28; Bölükbaş ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 29799/02, 9/2/2010, § 26; Usta/Türkiye (k.k.),

B. No: 32212/11, 27/11/2012, § 44).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

45. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

46. Başvurucu tapu siciline güvenerek satın aldığı taşınmazın

yapılan kadastro çalışmaları sonucu orman olarak Hazine adına tapuya tescil

edildiğinden yakınmıştır. Başvurucu 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi kapsamında açtığı tazminat davasının ise

reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak Hazinenin hiçbir bedel veya

tazminat ödemeden taşınmazından yoksun bıraktığını belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

47. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

1. Genel İlkeler

48. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup

olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu,

B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

49. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu

bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

50. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen

mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,

B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, § 51).

51. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir temele

dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet hakkını

güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan

mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,

25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve

diğerleri, §§ 52-54).

52. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu

gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da aynı menfaatle ilgili hukuki bir

işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,

20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk,

§ 42). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru

beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia

edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri

ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen

Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).

Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri

sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir

(Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,

§ 37).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

53. Somut olayda ihtilaf konusunun anılan köyde bulunan ve

kadastro çalışmalarında 229 parsel olarak sınırlandırılan taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır.

Bu taşınmaz Antalya Kadastro Mahkemesinin 1/7/2008 tarihinde kesinleşen hükmü

uyarınca orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Başvurucu ise bu

kadastro çalışmaları sırasında söz konusu taşınmaza revizyon gören adına

tescilli bir tapu kaydı olduğunu belirterek kendisine ait taşınmaz bölümünün

tazminat ödenmeksizin elinden alındığını belirtmiştir.

54. Başvurucu aynı şikâyetini 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi çerçevesinde açtığı davada derece mahkemeleri önünde

de dile getirmiş, bu dava -diğer unsurlar yanında- esas itibarıyla başvurucunun

dayandığı tapu kaydının söz konusu orman olarak Hazine adına tescil edilen

taşınmaza uymadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

54. Anayasa Mahkemesi daha önce tapu siciline güvenerek taşınmazı

satın alan iyi niyetli malik yönünden sonradan bu tapu kaydının tazminat

ödenmeksizin iptal edilmesinin mülkiyet hakkına yapılan ölçüsüz bir müdahale

olduğunu kabul etmiştir (Cemile Gökhan ve diğerleri, B. No:2015/1203,

25/3/2018). Ancak bunun için öncelikle ihtilaf konusu taşınmaz yönünden

Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mevcut bir mülkünün olduğunu veya bu

taşınmazı edinmeye yönelik somut bir temele dayalı meşru bir beklentisi

olduğunu ispat etme yükümlülüğü başvurucuya düşmektedir.

55. Diğer taraftan zeminde hiçbir taşınmaza uymayan bir tapu

kaydının oluşturulmasının da tapu siciline güvenerek satın alan iyi niyetli

malik yönünden mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği ileri sürülebilirse de

başvurucunun gerek açtığı tazminat davasında gerekse de bireysel başvuru

kapsamında buna ilişkin açık bir şikâyetinin söz konusu olmadığı

anlaşılmaktadır. Yukarıda da değinildiği üzere bu bireysel başvurunun konusu

Hazine adına orman olarak tescil edilen 229 parsel taşınmaza yönelik olup

başvurucu bu taşınmazın bir bölümü yönünden kendisine ait bir tapu kaydı

olduğunu ileri sürerek bu kısmın tazminat ödenmeksizin elinden alındığından

yakınmaktadır. Dolayısıyla somut başvuru bu iddia ile sınırlı olarak

değerlendirilecektir.

56. Başvurucu, başvuruya konu ihtilaflı taşınmaz bölümünün

kendisine ait olduğunu öncelikle tapu kaydına dayalı olarak ispat edebilir.

Nitekim 4721 sayılı Kanun'un 705. maddesinde mülkiyetin kural olarak tescil ile

kazanılacağı hüküm altına alınmıştır. Başvurucu bu taşınmaz bölümüne yönelik

bir tapu kaydının olduğunu ileri sürmüş ise de başvurucunun açtığı tazminat

davasında asliye hukuk mahkemesi bu kaydın söz konusu taşınmaza uymadığını

belirlemiştir. Başvurucu söz konusu davada kendisini vekil ile temsil ettirmiş,

duruşmalı olarak yapılan yargılamada iddia ve itirazlarını dile getirebildiği

gibi delillerini sunabilme imkânı da bulabilmiştir. Tarafların ilk elden

delillerini değerlendirebilme imkânına sahip olan derece mahkemelerinin söz

konusu kararlarının ise açıkça keyfî veya bariz bir takdir hatası da içermediği

görülmektedir. Buna göre başvurucu gerek anılan davada gerekse de bireysel

başvuru kapsamında söz konusu taşınmaz bölümünün kendisine ait olduğunu

gösteren bir tapu kaydı sunamamıştır. Diğer bir deyişle başvurucu, kadastro

öncesinde söz konusu taşınmaz bölümünü edindiğini gösteren bir tapu kaydının

mevcut olduğunu ortaya koyamamıştır.

57. Öte yandan somut olayda ihtilaflı taşınmaz bölümünün

kadastro mahkemesinin kararıyla orman olarak tapuya tesciline karar verildiği

dikkate alınmalıdır. Buna göre söz konusu taşınmaz bölümünün kadastro sonucu

başvurucu adına tapuya tescil edilmemiş olduğu görülmektedir.

58. Başvurucu mülk edinmeyi sağlayan zilyetlik yoluyla

kazandırıcı zamanaşımı koşullarının kendisi yararına gerçekleştiğini ve bu

suretle uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetini edindiğini ise hiçbir zaman

ileri sürmemiştir. Kaldı ki ormanların korunması ve geliştirilmesine ilişkin

Anayasa'nın 169. maddesi uyarınca mülkiyetinin devredilmesi yasaklanan devlet

ormanlarının zamanaşımı ile mülk edinilmesi de mümkün bulunmamaktadır.

59. Son olarak başvurucunun ihtilaflı taşınmaz bölümünün

mülkiyetini edinmeye yönelik meşru bir beklentisi olduğunu gösteren bir kanun

hükmü veya yerleşik yargı içtihadı gibi somut bir temele de dayanmadığı

görülmektedir.

60. Bu durumda yargı kararıyla orman olduğu belirlenen

uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümüne yönelik olarak kadastro öncesinde

başvurucunun tapu veya benzeri bir kayıt sunamadığı gibi dayandığı kaydın da bu

taşınmaza uymadığı belirlenmiştir. Ayrıca kadastro sonucu da bu taşınmaz bölümü

başvurucu adına tapuya tescil edilmemiştir. Buna göre somut başvuru açısından

ihtilaflı taşınmaz bölümü yönünden başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında bir mülkünün veya somut ve

yeterli bir hukuki temele dayalı olarak mülkiyeti elde etme yönünde meşru bir

beklentisinin bulunduğunu kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Osman DELİ

Vekili

:

Av. Muammer

HAPİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3346, 28 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka Planı
  7. B. Diğer Tapu Malikleri Tarafından Açılan
  8. C. Başvurucu Tarafından Açılan Tazminat Davası
  9. D. Emsal Tazminat Davası
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Hapil
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3346
Tarih
28 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Abdülkadir Tayfun Alpay Başvurusu (B. No: 2014/15347)
  • Adnan Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/19445)
  • Figen Sarı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14546)
  • Aziz Durak Uslu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14922)
  • Ö.ç. Başvurusu (B. No: 2015/10245)
  • Mustafa Ünal Başvurusu (B. No: 2017/21149)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.