İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ö.ç. Başvurusu (B. No: 2015/10245)

1.Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek devlet

Başvuru No2015/10245Tarih28 Kasım 2018Okuma15 dk · 3.014 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ö.Ç. Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/10245
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.014 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek devlet

memurluğundan çıkarma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hemşirelik Yüksek Okulundan

mezun olan başvurucu, 2012 yılında Van Askeri Hastanesinde hemşire olarak görev

yapmaya başlamıştır. Başvuruya konu olan olaya kadar yaklaşık on beş kez takdir

belgesi alan başvurucunun sicilinde disiplin cezasının da bulunmadığı

belirtilmiştir.

9. Derece mahkemelerinin kabulüne göre aynı Hastanede doktor

subay olarak görev yapan ve evli olan M.K. ile başvurucu, bir süre devam eden

bir birliktelik yaşamışlardır. Bu husus başvurucu tarafından da kabul

edilmektedir.

10. Sürece ilişkin belgelerde, söz konusu birliktelik devam

ederken M.K.nın kiraladığı

özel mülkte çekilen başvurucu ile M.K.ya ait bazı

fotoğrafların M.K. tarafından oluşturulan bir e-posta hesabına yüklendiği,

ancak e-posta şifresinin çalınarak servis edildiği belirtilmiştir. Anılan

görüntülerin kaydedilmesinin başvurucunun rızası hilafına olup olmadığı hususu

başvuru dosyasından ve yargı kararlarından anlaşılamamaktadır.

11. Anılan görüntülerin CD'ye aktarılarak başvurucu ve M.K.nın birlikte çalıştıkları

hastanenin başhekimine ulaştırılması neticesinde başvurucu hakkında disiplin

soruşturması açılmıştır.

12. Disiplin soruşturması kapsamında başvurucunun savunması

alınmıştır. Başvurucu savunmasında; M.K. ile hemşire olan eşinin ayrı illerde

yaşadıklarını ve aralarında problemlerin bulunduğunu M.K.dan

öğrendiğini ve evlilik beklentisi içinde seviyeli bir birliktelik yaşadıklarını

beyan etmiştir.

13. Millî Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun (Kurul)

27/5/2013 tarihli kararıyla başvurucu 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu'nun 125. maddesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet

Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 13. maddesi

gereğince memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve

utanç verici hareketlerde bulunması nedeniyle devlet memurluğundan

çıkarılmıştır.

14. Kararın gerekçesinde; başvurucunun evli bir Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) çalışanı ile cinsel birliktelik yaşamasının TSK'nın

disiplinini derinden bozacak mahiyette olduğu ifade edilmiştir.

15. Anılan kararın iptali amacıyla başvurucu, Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Daire Başkanlığında (Mahkeme) dava açmıştır.

Mahkeme 1/4/2015 tarihinde oyçokluğuyla davanın reddine karar vermiştir.

16. Kararda, başvurucunun evli olduğunu bildiği çalışma arkadaşı

M.K. ile ilişki yaşadığı ve bu ilişkiye dair fotoğrafların ortak e-posta

hesabına yüklendiği kanaatine varıldığı açıklanmıştır. Ayrıca başvurucu ile M.K.nın nöbetlerini aynı güne denk

getirerek birlikte nöbet tuttukları, ilişkilerini hizmete yansıttıkları ve hizmetin,

disiplinin ve iş ilişkisindeki güvenin sarsılmasına neden oldukları, bu suretle

başvurucunun yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma disiplin suçunu

işlediği belirtilmiştir.

17. Karşıoy gerekçesinde; başvurucunun

disiplin cezasına konu ilişkisinin gizli ihbar mektubuyla amirine bildirilmeden

önce hiç kimse tarafından bilinmediği, dolayısıyla ilişkinin iş ortamına

yansıtılmadığı belirtilmiş ve meslekten çıkarma cezası birey menfaati ile kamu

menfaati arasındaki dengeyi bozacak şekilde ölçüsüz bir yaptırım olarak

nitelendirilmiştir.

18. Nihai karar başvurucu vekiline 1/6/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 19/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan sivil memurlar hakkında ahlaki nedenlerle devlet memurluğundan çıkarma

işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Ö.N.M., B.

No: 2014/14751, 15/2/2017, §§ 28-39) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; birlikte görev yaptıkları M.K.nın

kendisine eşiyle boşanma aşamasında olduğunu ve ayrı yaşadıklarını ifade ettiği

için evlilik ümidiyle bir ilişki yaşadığını, buna ilişkin fotoğrafların kayıtlı

olduğu e-posta şifresinin kırılarak amirine ihbar edilmesi sonucu bu ilişkinin

çalıştıkları hastanede bilinir hâle geldiğini, kanuna aykırı olarak elde edilen

bu fotoğraflar nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılması nedeniyle özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca,

tutanaklara yansımasa da kendisini Kurula sevk eden Personel Başkanının Kurul

toplantılarına katıldığını ve savunma yaptığı esnada Kurul üyelerinden birinin

bir süreliğine toplantı salonundan dışarı çıktığını belirterek savunma hakkının

kısıtlandığını ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucu, AYİM'de

tanık dinletme usulünün olmadığını belirterek M.K.nın beyanlarının tutanağa geçmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini beyan etmiştir.

23. Başvurucu kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli

tutulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

25. Başvurucu, özel hayatına ilişkin unsurlar nedeniyle disiplin

cezası verilerek memuriyetten çıkarıldığını belirterek özel hayatın gizliliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca bu süreçte savunma hakkının

kısıtlandığını, tanık dinletemediğini ve derece mahkemelerinin gerekçelerinin

yanlış hukuki yoruma dayandığını iddia ederek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Dolayısıyla başvurucunun adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddialarının tamamının özel hayatının gizliliği gözardı edilerek meslekten çıkarılmasına ve meslekten

çıkarma sürecinde usule ilişkin imkânlardan yararlandırılmamasına yönelik

olduğundan başvurucunun iddialarının tamamının özel hayatın gizliliği hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

26. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ... saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine

dokunulamaz."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

28. Cinsel yaşama ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle

TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesinin bireyin özel hayatının gizliliği

hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Ata

Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, § 43).

29. Somut başvuruya konu disiplin soruşturmasından, devlet memurluğundan

çıkarma kararından ve derece mahkemesi kararlarından anlaşıldığı üzere anılan

süreçte özellikle başvurucunun özel hayatındaki davranış ve ilişkileri

belirleyici olmuştur. Bu şartlar altında özel yaşama ait unsurlar gerekçe

gösterilerek devlet memurluğundan çıkarma kararı verilmesinin özel hayatın

gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

30. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

31. Yukarıda belirlenen müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 20. maddesini ihlal

edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

32. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasa

yargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz

konusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir

kanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,

B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36).

33. Başvuruya konu disiplin uygulaması ve devam eden yargısal

süreç 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının(E) bendinin (g)

alt bendi ile buna dayalı ikincil mevzuat temelinde yürütülmüştür. Dolayısıyla

müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

34. Disiplin yaptırımlarının kamu veya özel teşkilat düzenini

devam ettirmek, onun verimli, süratli ve yararlı bir biçimde çalışmasını

sağlamak, onur ve saygınlığını korumak amacıyla tesis edildikleri açıktır.

Özellikle kamu görevi yürüten bireyler açısından disiplin cezalarının amacı

kamu görevlisini görevine bağlamak, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini

ve bu suretle kurumların huzurunu temin etmektir. Disiplin cezaları kamu hizmetlerinin

gereği gibi yapılması ve memurların hiyerarşik düzen içerisinde uyumlu hareket

etmeleri amacıyla uygulanmaktadır. 657 sayılı Kanun’un 124. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan “Kamu hizmetlerinin

gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile...” ifadesi de disiplin

cezalarının belirtilen amacını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, disiplin

hukukuna ilişkin uygulamalar neticesinde, özellikle kamu görevlilerinin işlem

ve eylem tarzlarıyla ilgili bazı sınırlamalar getirilmesi belirtilen meşru

temellere dayanmaktadır (K.Ş., B.

No: 2013/1614, 3/4/2014, § 44).

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

35. Demokratik toplum

düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik

olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı

karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilse demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (AYM,

E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 13; Ata

Türkeri, §§ 44, 45; İ.F.A.,

B. No: 2013/8564, 17/2/2016, § 62).

36. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda

kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine, herhangi bir

vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda

gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve

sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).

37. Kamu makamlarının somut olayda olduğu gibi özel hayatın en

mahrem alanlarına müdahaleleriyle ilgili olarak karar alma sürecinde de keyfî

davranmadıklarını kanıtlamaları gereklidir. Bu da ancak karar alma sürecinde

özel hayatına müdahale edilen bireylere -deliller ve kanıtlama konuları dâhil-

adil şartlarda savunma ve sürece katılım güvencelerinin sağlanmasıyla olacaktır

(Ata Türkeri, § 48).

38. Bu noktada belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma

yapılıp yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil ettiği ve özel hayatın

gizliliği hakkını ihlal ettiği iddia edilen önlemin temelini oluşturan meşru

amaç karşısında, bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde

bulundurulması ve gözetilen genel yararın gerekleri ile bireyin temel hakkının

korunması arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının belirlenmesi

zorunludur. Kamusal makamların bir hakkın sınırlandırılması sürecinde iki ayrı

aşamada takdir yetkisi bulunmaktadır. Bunlardan ilki, sınırlama ölçütünün

seçimidir. İkincisi ise ilgili sınırlama ölçütü çerçevesinde izlenen meşru

amacı gerçekleştirmek üzere yapılan sınırlamanın gerekliliğidir. Ancak kamusal

makamlara tanınan bu takdir yetkisi sınırsız olmayıp ihlal iddiasına konu

önlemin anayasal temel hak ve özgürlüklerle bağdaşır olması, yani müdahaleyi

meşrulaştırmak üzere kullanılan argümanların elverişli, zorunlu ve orantılı

olması gerekir. Belirtilen takdir yetkisi, her bir vakıa özelinde ayrı bir

kapsama sahiptir. Güvence altına alınan hakkın veya hukuksal yararın niteliği

ve bunun birey bakımından önemi gibi unsurlara bağlı olarak, bu yetkinin

kapsamı daralmakta veya genişlemektedir (K.Ş.,

§§ 49-51).

39. Mahremiyet alanına ait ya da bireyin varlığına veyahut

kimliğine ilişkin önemli haklar veya hukuksal çıkarlar söz konusu olduğunda,

takdir yetkisi daha dardır. Bu bağlamda, özel yaşamın gizliliği hakkının

cinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusu olduğunda, takdir

yetkisinin daha dar tutulması gerekmekte olup bu alanlara yönelik müdahaleler

için özellikle ciddi nedenlerin varlığı şarttır. Zira kişinin mahremiyet

alanının gizliliği ve bu alana saygı gösterilmesi hakkının, bireyin kişisel

güvenliği, varlığı ve kimliği için gerekli ve en temel haklardan biri olduğu

açıktır. Öte yandan personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir

alanda, kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre

değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır. Bununla birlikte bu

kişilerin de diğer bireyler için öngörülen sınırlamalarda olduğu gibi asgari

güvence ölçütlerinden istifade etmeleri gerekir. Özellikle bireyin temel

haklarından biri olan özel yaşamın gizliliği hakkı ile kamu hizmetinin yukarıda

belirtilen temellere uygun yürütülmesini gözetmek konusundaki meşru menfaat

arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının gözönünde

bulundurulması zorunludur(K.Ş., §§ 52-53).

40. Mahremiyet hakkı öncelikle mekânsal bir alana tekabül

etmekte olup bu alan da bireyin konutu ve müştemilatıdır. Anayasa’nın 20.

maddesinin güvence kapsamında bulunan mahremiyet hakkı kural olarak kamusal

alana kadar uzanmamaktadır.Bu

bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı kapsamındaki mahremiyet hakkının

uygulanabilirlik alanı kural olarak özel yaşam alanı olmakla birlikte,

bireylerin diğer insanlarla etkileşim içinde oldukları bazı kamusal alanlar ya

da bağlamlar da özel hayatın korunması hakkı kapsamında yer alabilirler. Bunun

yanı sıra özel hayatın gizliliği hakkı bireye içinde özgürce hareket edebileceği

ve kişiliğini geliştirip gerçekleştirebileceği bir kişisel alan sağlamaktadır.

Dolayısıyla bireyin özel yaşamını kendi eliyle kamuya açması, özel hayatın

gizliliği hakkının korunması noktasında haklı beklentisini belli ölçüde

azaltmaktadır (K.Ş., §§ 62-63).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Başvuruya konu idari ve yargısal süreç incelendiğinde

başvurucunun evli olan bir iş arkadaşıyla yaşadığı ilişkinin, başvurucunun

hakkında disiplin soruşturması açılmasına ve memuriyetten çıkarılmasına dayanak

olarak alındığı anlaşılmaktadır. Söz konusu ilişki sırasında başvurucuya ait

bazı fotoğraflar başvurucunun rızası hilafına üçüncü kişilerin hakimiyet

alanına geçmiş ve ilişkinin bilinebilir

olması nedeniyle idari ve yargısal makamlarca başvurucunun yüz kızartıcı ve

utanç verici hareketlerde bulunduğu tespiti yapılmıştır.

42. Öncelikle belirtmek gerekir ki bireyin kamusal bir göreve

talip olmasıyla bazı kısıtlamalara tabi tutulmayı kabul ettiği varsayılmakta

ise de sadece mahremiyet alanı kapsamında kalan davranışları nedeniyle birtakım

yaptırımlara maruz kalması, ancak kamusal menfaatin söz konusu yaptırımı

gerekli kıldığı ve anılan davranışa oranla ölçülü olduğu takdirde özel hayatın

gizliliği hakkı yönünden sorun oluşturmayacaktır.

43. Başvurucunun memuriyetten çıkarılmasına dayanak olan

fotoğrafların, M.K.nın

kiraladığı özel bir mülkte iş saatleri dışında çekildiği ve kamuya kapalı bir

e-postaadresine yüklendiği anlaşılmaktadır. Söz

konusu adrese üçüncü kişilerce ulaşılması mümkün olmadığından başvurucunun

mahrem görüntülerinin kamuya açılması söz konusu değildir. Akabinde üçüncü

kişilerce bu fotoğraflara ulaşılması başvurucunun bilgisi ve rızası dışındadır.

Bu hususun aksini gösterir bir bilgi başvuru dosyasında bulunmadığı gibi idari

veya yargısal sürece de yansımamıştır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesince farklı

yönde değerlendirme yapılmasını gerektiren bir durum söz konusu değildir.

44. Bu durumda, başvurucunun evli bir kişiyle ilişki yaşaması

şeklindeki özel hayatına dair eylemlerinin memuriyetten çıkarılmasının temelini

oluşturduğu görülmektedir. Derece mahkemelerinin gerekçelerinin bireyin özel

hayatına müdahaleyi haklı kılacak yeterlilikte olması zaruridir. Oysa Mahkeme,

somut olayda başvurucunun ilişkisinin mesleğine ne şekilde yansıdığını

açıklamamış, sadece başvurucu ile M.K.nın

birlikte nöbet tutmak amacıyla nöbetlerini aynı güne gelecek şekilde

ayarladıklarını belirtmiştir. Bu tespiti denetleyecek somut bilgi gerekçeye

yansımamakla birlikte tespitin doğruluğu kabul edildiği takdirde dahi bu

durumun başvurucunun disiplin durumunu veya yerine getirdiği hizmeti hangi

ölçüde ve ne gibi eylemlerle etkilediği açıklığa kavuşturulmamıştır.

Dolayısıyla inceleme konusu soruşturma ve yargılama kapsamında başvurucunun

eylemlerinin mesleğine bir etkisinin bulunduğunun ortaya konulamadığı

değerlendirilmektedir.

45. Sonuç olarak başvurucuya verilen disiplin cezası kapsamında,

sınırlandırma ile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü

sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı

anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

49. Mehmet Doğan

kararında özetle; uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).

50. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

51. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa

söz konusu usul işleminin, hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya daha

önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık

ihlalin, idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince

yapılan veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının

sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği

hâllerde derece mahkemesinin, usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan

mümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek

ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).

52. Başvurucu; yargılamanın yenilenmesini talep etmiş, tazminat

talebinde bulunmamıştır.

53. Somut başvuruda ulaşılan ihlal sonucunun AYİM tarafından

verilen ret kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkına

yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama

ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece

mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin E.2013/976, K.2015/592 sayılı

dosyasıyla ilgilidir.)

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Elif

ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

Ö.Ç.

Vekili

:

Av. Levent

ÖZÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/10245, 28 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  11. B. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  12. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Çelikdemir Ankıtcı
  19. Özçelik
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/10245
Tarih
28 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Mustafa Ünal Başvurusu (B. No: 2017/21149)
  • Dursun Baydar Başvurusu (B. No: 2017/17208)
  • Neziye Demiroğlu Başvurusu (B. No: 2014/20287)
  • Reyhan Yılmaz ve Zübeyde Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/14645)
  • Onur Tur Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/947)
  • Memet Yücel Başvurusu (B. No: 2016/77608)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.