İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Temizel Başvurusu (B. No: 2014/3044)

1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma cezasına konu olan fiil

Başvuru No2014/3044Tarih15 Haziran 2016Okuma15 dk · 3.047 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Temizel Başvurusu

Karar tarihi
15 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/3044
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.047 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma cezasına konu olan fiil

nedeniyle açılan ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı

verilmiş olması rağmen anılan cezaya ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan

davada Danıştay ilgili dairesinin benzer konuda verdiği karardan farklı karar

vermesi nedeniyleeşitlik ilkesinin ve masumiyet

karinesinin; buna ilişkin iddianın kanun yolunda ileri sürülmesine rağmen

karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/3/2014 tarihinde Kahramanmaraş İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/12/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 4/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 3/2/2016 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğünde sivil

savunma uzmanı olarak görev yapmakta iken hakkında hırsızlığa teşebbüs ettiği

suçlaması ile kamu davası açılmıştır.

8. Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesi, başvurucunun

hırsızlığa teşebbüs suçunu işlediği sonucuna ulaşmış; 13/11/2006 tarihli ve

E.2006/378, K.2006/687 sayılı kararı ile başvurucuya 6 ay hapis cezası

verilmesine ve verilen hapis cezasının ertelenmesine karar vermiştir.

9. Bunun yanında ceza davasına konu fiil nedeniyle başvurucu

hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve İçişleri Bakanlığı Yüksek

Disiplin Kurulunun 16/1/2008 tarihli ve 1 sayılı kararı ile başvurucunun devlet

memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"07.04.2006 günü saat 11.45 sıralarında

Y. Mağazasının ikinci katında bulunan giyim reyonundan (2) adet R. Marka Gömlek

ve diğer reyondan (2) adet Plastik Kepçe alıp herhangi bir ödeme yapmayarak

hırsızlık suçuna teşebbüs etmek suretiyle "Memurluk sıfatı ile

bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde

bulunmak" fiilini işlediği dosya münderecatından anlaşılmıştır.

Ayrıca; ilgilinin Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza

Mahkemesinin 13.11.2006 tarih ve E:2006/378, K:2006/687 sayılı kararı ile 6 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve söz konusu cezanın ertelenmesine karar

verilmiştir.

Adı geçenin; özlük dosyasının incelenmesinden

sicillerinin iyi derecede olduğu anlaşılmakla birlikte, suçun niteliği, oluş

şekli göz önüne alındığında bir derece hafif ceza uygulanmasına mahal

olmadığına,

Mehmet TEMİZEL'in,

yukarıda izah edilen hırsızlık suçunu işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan

657 sayılı Devlet memurları Kanununun 125/E-g maddesi uyarınca DEVLET

MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI ile [cezalandırılmasına, ...]"

10. Başvurucu tarafından anılan disiplin cezasının iptali istemi

ile açılan dava, Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 18/11/2008 tarihli ve

E.2008/207, K.2008/1258 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesi

şöyledir:

"Dava dosyasının incelenmesinden;

davacının Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü'nde sivil savunma uzmanı olarak

görev yaptığı sırada, hakkında; 7.4.2006 günü saat 11:45 sıralarında, Y. Mağazasının

ikinci katında bulunan giyim reyonundan 2 (iki) adetR.

marka gömlek ve diğer reyondan 2 (iki) adet plastik kepçe alarak herhangi bir

ödeme yapmadan dışarı çıktığı, gömlekleri kabanının içine saklarken reyon

görevlisi P. P. tarafından görülerek bu durumun mağaza görevlisi M. B.'e bildirimesi üzerine

ilgilinin takip edilerek mağazanın yaklaşık üçyüz

metre ilerisinde belirtilen malzemeler ile birlikte yakalandığı iddiasıyla

ilgili olarak açılan soruşturma sonucunda, davacı hakkındaki iddiaların sübut

bulduğundan bahisle disiplin yönünden tevhiden 657

sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi gereğince devlet memurluğundan çıkarılması

cezasıyla cezalandırılmasının önerildiği, teklif doğrultusunda dava konusu

disiplin cezasına ilişkin işlemin tesis edilmesi üzerine bakılan davanın

açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda anılan olay ile ilgili Kahramanmaraş

2. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada, 13.11.2006 tarih ve E:2006/378

K:2006/687 sayılı karar ile, "hırsızlık suçuna teşebbüs" suçu sabit

görülerek davacı hakkında altı ay hapis cezasına hükmedildiği görülmekle, dava

dosyasına ekli soruşturma raporu, tanık ifadeleri ile anılan mahkeme kararının

değerlendirilmesinden, davacı hakkında öne sürülen iddiaların sübuta erdiği

anlaşıldığından, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."

11. Diğer taraftan başvurucu tarafından ceza yargılaması üzerine

verilen kararın bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay

6. Ceza Dairesi 25/11/2008 tarihli ve E.2008/4165, K.2008/22166 sayılı kararı

ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin tartışılması gerektiği

gerekçesiyle Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararının bozulmasına karar

vermiştir.

12. Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesi 16/11/2009 tarihli ve

E.2009/113, K.2009/745 sayılı kararıyla başvurucunun hırsızlık suçunu

işlediğinden bahisle 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve devamında

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.

13. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılması işleminin iptali

istemiyle açtığı davada Gaziantep 1. İdare Mahkemesince verilen kararı temyiz

etmiş, Danıştay Onikinci Dairesi 30/11/2010 tarihli

ve E.2009/3033, K.2010/5924 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararını

onamıştır. Karar gerekçesi şöyledir:

"İdare ve vergi mahkemeleri tarafından

verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. Maddesinde belirtilen nedenlerden burunun

halinde mümkündür.

Gaziantep 1. İdare Mahkemesince verilen

30/11/2010 günlü, E.2009/3033, K.2010/5924 sayılı karar ve dayandığı gerekçe

hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından

temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, ..."

14. Başvurucu, ceza yargılaması sonucunda hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği, benzer bir kanun yolu

incelemesinde Onikinci Dairesinin işlemin iptali

gerektiği yönünde kararının bulunduğu hususlarını ileri sürmek suretiyle karar

düzeltme başvurusunda bulunmuş; Danıştay Onikinci

Dairesi 11/11/2013 tarihli ve E.2011/2468, K.2013/7947 sayılı kararıyla karar

düzeltme talebinin reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Danıştay dava daireleri ile İdari veya

Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile

yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54.

maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür. Düzeltilmesi

istenen karar kanun ve usule uygun olup, düzeltmeyi gerektiren bir sebep de

bulunmadığından düzeltme isteminin reddine, 11/11/2013 tarihinde oybirliği ile

karar verildi."

15. Karar, başvurucuya 5/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 3/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza

uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları

ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

...

E - Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak

üzere memurluktan çıkarmaktır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

...

g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik

ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,

..."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 15/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarma cezasına konu olan

fiil nedeniyle açılan ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararı verilmiş olması rağmen anılan cezaya ilişkin işleminin iptali istemiyle

açılan davada Danıştay ilgili Dairesinin benzer konuda verdiği karardan farklı

karar vermesi nedeniyleeşitlik ilkesinin ve masumiyet

karinesinin; buna ilişkin iddianın kanun yolunda ileri sürülmesine rağmen

karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının gerekçeli karar

hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiaları kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu, Danıştay Onikinci

Dairesinin benzer konuda verdiği kararı kanun yolu aşamasında ileri sürmesine

rağmen anılan karardan farklı karar vermesi ve iddiasının karşılanmamış olması

nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır."

23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi temel

bir hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın -bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de- hak arama

hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

24. Derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara

cevap verme zorunluluğu bulunmayıp hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden

ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan kanun yolu

mercilerince onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları verilmesi hâlinde

alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler kabul edilmiş

olacağından anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek

bulunmamaktadır (İbrahim Ataş, B.

No: 2013/1235, 18/6/2013, § 25). Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihatları da bu yöndedir (Van de Hurk/Hollanda, B. No: 16034/90, 19/4/1994, §

61).

25. Somut olayda başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılması

işlemine ilişkin açtığı davada İlk Derece Mahkemesi, ceza yargılamasında

verilen karar ile dosya kapsamında bulunan soruşturma raporu ve tanık

ifadelerini değerlendirmek suretiyle davanın reddine karar vermiştir. Danıştay Onikinci Dairesi de temyiz talebi üzerine verdiği kararda

İlk Derece Mahkemesi kararına ve karar düzeltme talebi üzerine verdiği kararda

da onama kararınaatıf yapmak suretiyle kanun yolu

taleplerini reddetmiştir. Dolayısıyla Danıştay Onikinci

Dairesinin kanun yolu incelemeleri üzerine verdiği kararların gerekçesiz

olduğundan söz edilemez.

26. Diğer taraftan taraflarca hükme esas teşkil etmeyen tüm

iddialar hakkında yargılama mercilerince gerekçe gösterilmesinin gerekmediği

açıktır. Başvurucu tarafından ileri sürülen ve benzer uyuşmazlık olduğu ifade

edilen Danıştay Onikinci Dairesinin 9/7/2008 tarihli

ve E.2007/2534, K.2008/4502 sayılı kararı, ilgilinin ceza yargılamasında aldığı

hapis cezasının süresi nedeniyle memuriyete alınma şartlarını kaybetmesinden

dolayı memuriyete son verilme işleminin iptali istemiyle açılan davada ilgili

hakkında daha sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi

nedeniyle ilgilinin memuriyet şartlarını taşıyıp taşımadığı hakkında yapılan

incelemeye ilişkin bir karar olup başvuruya konu kararda ise başvurucunun

disiplin cezası nedeniyle memuriyetten çıkarıldığı anlaşılmaktadır.Bu

durum nedeniyle başvurucunun kendisi hakkında olan uyuşmazlık ile emsal

oluşturduğunu iddia ettiği uyuşmazlık aynı nitelikte olmadığından ve bu nedenle

anılan iddia hükme esas teşkil etmeyeceğinden Danıştay Onikinci

Dairesince bu iddia hakkında bir gerekçeye yer verilmemiş olması dagerekçeli karar hakkına aykırılık oluşturmamaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

28. Başvurucu, ceza yargılamasında hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olmasına karşın devlet

memurluğundan çıkarılmasına ilişkin disiplin cezasına karşı açılan davanın

reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz."

30. Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kendisine

bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz

sayılır."

31. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia

makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca

hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu

otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi

tutulamaz (Kürşat Eyol,

B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

32. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için bu durumda

masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır (Kürşat Eyol, §

27). Ancak suç isnadı mahkûmiyete dönüşse bile söz konusu mahkûmiyet hükmü

hukuksal anlamda kesinleşmediği sürece masumiyet karinesinin devam ettiğinin

kabulü gerekir. Çünkü bu durumda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları

anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175,

20/2/2014, § 34).

33. Öte yandan ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü,

belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında

mahkûmiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında

masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü bu durumlarda

ortada henüz verilmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır (Kürşat Eyol, §

27).

34. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul

güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve

uygulanabilirliğin etkili şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir

şekilde hakkındaki ceza yargılaması devam etmeyen kişilere, kamu görevlileri

veya otoriteleri tarafından suçluymuş gibi muamele edilmesinin önlenmesi

gerekir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden “ceza yargılaması niteliğinde

olmayan herhangi bir yargılamada” da -hukuk, disiplin gibi- masumiyet

karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte -ceza yargılamasında

mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak- bir kişinin disiplin

suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi masumiyet

karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar vericilerin

kullandıkları dil” kritik önem

taşır (Mustafa Kıvrak, § 36;

benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Allen/Birleşik Krallık [BD], B. No: 25424/09, 12/7/2013, §§ 92-105

ve 120-126).

35. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında

soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir

mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat

ifade edilmiş olması ya da ceza yargılaması, mahkûmiyet dışında bir kararla

sona ermesine rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin

ifade edilmiş olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu

olabilecektir (Panteleyenko/Ukrayna, B. No: 11901/02, 29/6/2006 §

70). Dolayısıyla mahkeme kararlarında, resmî yazılarda veya kamu görevlilerinin

ifadelerinde sarf edilen söz veya ifadeler nedeniyle kişiler hakkındaki

masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi için kullanılan ifadelerde seçilecek

kelimelere azami dikkat edilmesi gerekir (Ali

Atlı,B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 35).

36. Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin

hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasında

yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının

yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza

muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi

sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında ceza

mahkemesi hükmü, disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, §

30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde -delil yetersizliğine dayalı

olsa bile- kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz

olmadığı yönündeki değerlendirmelerden kaçınılması gerekir (Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574 , 6/2/2014, § 79).

37. Somut olay açısından öncelikle hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kurumunun hukuki niteliğinin ve doğurduğu sonuçların

değerlendirilmesinde yarar vardır.

38. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

231. maddesine göre yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha

az süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilir. Anılan maddenin (5) numaralı fıkrasında,

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında bir

hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiği belirtilmektedir. Öte yandan aynı

Kanun’un 223. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hüküm niteliğindeki

kararlar arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sayılmamaktadır

(Ali Gürsoy, B. No: 2012/833,

26/3/2013, § 20 ).

39. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılamayı

hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona

erdiren düşme nedenlerinden birisidir. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin

(10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde

kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm

ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir

suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy, § 21).

40. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen

durumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat

bulunmakta ve bu kanaat “kasten yeni bir suç” işlenmemesi şartına bağlı olarak

hüküm ifade etmemektedir.Bu

çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle

devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet

kararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebilir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının

incelenmesi gerekir. (Kürşat Eyol, §§28, 29).

41. Başvuru konusu olayda, başvurucunun bir mağazadan iki gömlek

ve iki plastik kepçe alıp ödemesini yapmadığı için hırsızlık suçuna teşebbüs

ettiği gerekçesiyle açılan ceza davasında ilk öncesuçu

işlediği gerekçesiyle başvurucuya 6 ay hapis cezası verilmiş ve ceza

ertelenmiştir. Yargıtay, olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kurumunun tartışılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiş

ve bu karar üzerine yapılan yargılama sonrasında suçun işlendiğininsabit

olduğu gerekçesiyle 16/11/2009 tarihli karar ile başvurucuya 5 ay hapis cezası

verilmiş ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar altına alınmıştır.

42. Diğer taraftan başvurucunun kamu görevlisi olması nedeniyle

aynı olaydan dolayı hakkında disiplin soruşturması açılmış ve hazırlanan

soruşturma raporu sonrasında başvurucunun hırsızlık suçuna teşebbüs etmesi

nedeniyle memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı

ve utanç verici hareketlerde bulunduğu sonucuna varılarak devlet memurluğundan

çıkarılması istenmiş, Yüksek Disiplin Kurulunun 16/1/2008 tarihli kararı ile

disiplin yönünden başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar

verilmiştir.

43. Bu karara karşı açılan davada İlk Derece Mahkemesi, dava

dosyasına sunulan soruşturma raporu, tanık beyanları ile ceza yargılamasında

verilen ve ertelenen 6 ay hapis cezasına ilişkin kararı gözönünde

bulundurmak suretiyle başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin

işlemde belirtilen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz

kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu iddiasının sübuta erdiği

gerekçesiyle 18/11/2008 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Bu

karara karşı yapılan kanun yolu başvuruları da reddedilerek karar

kesinleşmiştir.

44. Somut olayda başvurucu hakkında açılan ceza davası sonucunda

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de aynı olaydan

dolayı açılan disiplin soruşturması neticesinde başvurucunun memurluk sıfatı

ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici

hareketlerde bulunduğu sonucuna varılmak suretiyle başvurucu, devlet

memurluğundan çıkarılmış olup bu işleme karşı açılan davada İlk Derece

Mahkemesi başvurucu hakkında verilen ceza yargılamasındaki ilk karara değinmiş

ve ardından disiplin soruşturması raporu ve tanık ifadeleri kapsamında

başvurucunun memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz

kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu sonucuna varmak suretiyle

tesis edilen çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır.

45. İlk Derece Mahkemesi "daha sonra hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararı ile sonuçlanan" ceza yargılamasındaki karara

değinmekle birlikte başvurucunun ceza yargılamasına konu hırsızlığa teşebbüs

fiilini işleyip işlemediğini değil disiplin yönünden memurluk sıfatı ile

bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde

bulunup bulunmadığını incelemiş ve yalnızca ceza yargılamasında verilen kararla

bağlı kalmayarak disipline ilişkin soruşturma raporu ve tanık beyanlarını da

gözetmek suretiyle başvurucunun anılan disiplin suçunu işlediği gerekçesiyle

davanın esası hakkında karar vermiştir.

46. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde yer alan

ifadelerden, ceza yargılamasında verilen karar da gözetilmek suretiyleaynı olay nedeniyle yapılan disiplin soruşturması

sonucunda başvurucunun memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede

yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu iddiasının soruşturma

raporu ve tanık beyanlarıyla da ortaya konulduğu gerekçesiyle memurluktan

çıkarma cezasının hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Bu

durumda disiplin yönünden memurluktan çıkarma cezasının hukuki denetimi

yapılırken münhasıran "daha

sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlanan"

hırsızlığa teşebbüs suçu işlendiğinden bahisle verilen ceza yargılaması

kararına dayanılmadan, başvurucu eyleminin disiplin hukuku çerçevesinde de

değerlendirilmesi yapılarak eylemin disipliner yönden

sübuta erdiği şeklinde oluşturulan Mahkemenin gerekçesinde kullanılan dilin,

başvurucunun masumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaşmadığı söylenemez.

47. Açıklanan nedenlerle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

15/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Mehmet

TEMİZEL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3044, 15 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Necipoğlu
  12. Gökcan
  13. Yalçınöz
  14. Temizel
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3044
Tarih
15 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Hikmet Günkan Başvurusu (B. No: 2014/3839)
  • Ahmet Kaya Başvurusu (B. No: 2014/2183)
  • Engin Erem Başvurusu (B. No: 2014/9793)
  • Kanal Beyaz Televizyon Radyo Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/3531)
  • Gülperi Chrıstmas Başvurusu (B. No: 2014/181)
  • Turan Cengiz Başvurusu (B. No: 2014/6890)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.