İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Yüzgeç Başvurusu (B. No: 2014/2282)

1. Başvuru, disiplin cezası bulunması gerekçe gösterilerek

Başvuru No2014/2282Tarih2 Şubat 2017Okuma13 dk · 2.638 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Yüzgeç Başvurusu

Karar tarihi
2 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/2282
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.638 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, disiplin cezası bulunması gerekçe gösterilerek

çalıştığı kurum tarafından üç ay süreyle sosyal denge yardımının ödenmemesi ve

bunun üzerine açılan iptal ve tam yargı davasının reddedilmesi nedenleriyle

eşitlik ilkesinin ve toplu sözleşme hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/2/2014 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Belediye) ile

Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (BEM-BİR-SEN) arasında

1/1/2010 ile 31/12/2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere "Sosyal

Denge Sözleşmesi" düzenlenmiştir.

6. Kocaeli Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü (İSU) Gebze Şube

Müdürlüğünde memur olarak çalışan başvurucuya, 2011 yılı Aralık ile 2012 yılı Ocak aylarında sosyal denge yardımı ödemesi yapılmamıştır.

7. Başvurucu, söz konusu ödemenin yapılması istemiyle İSU'ya başvurmuş; idare tarafından 2008 yılında kınama

cezası ile cezalandırıldığı ve Sosyal Denge Sözleşmesi'nin 19. maddesine göre

üç ay süre ile ödemenin yapılmayacağı belirtilerek başvurucunun başvurusu

reddedilmiştir.

8. Başvurucu, İSU aleyhine Kocaeli 2. İdare Mahkemesinde açtığı

davada anılan işlemin iptalini ve yoksun kaldığı sosyal denge yardımının

ödenmesini talep etmiştir.

9. Mahkeme 6/12/2012 tarihli ve E.2012/144, K.2012/1383 sayılı kararıyla

sözleşme döneminden önce gerçekleştirilen fiile verilen cezaya dayanarak ödeme

yapılmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu durumda, dava konusu 09/01/2012 tarih ve

78 sayılı işlemde de kesintinin 25/09/2008 tarih ve 2008/3-8 sayılı soruşturma

raporu üzerine verilen "kınama" cezasına dayanılarak yapıldığı

görüldüğünden, sözleşmenin kapsadığı 01/01/2010-31/12/2012 tarihleri arasındaki

dönemden önce işlenilen fiil ve verilen kınama cezası

sebebiyle, 01/01/2010 tarihinde yürürlüğe giren sözleşme uyarınca kesinti

yapılmasının mümkün olmaması karşısında, davacıya Aralık 2011, Ocak ve Şubat

2012 aylarını kapsayacak şekilde üç ay süreyle sosyal denge ödemesi yapılmamasına

ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

10. Karar, Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 26/4/2013 tarihli ve

E.2013/588, K.2013/619 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamının gerekçesi şu

şekildedir:

"… Bu durumda, Kocaeli Büyükşehir Belediye

Başkanlığı ile Bem-Bir-Sen arasında çalışanların

ekonomik durumunu iyileştirmek, bilgi ve becerilerini geliştirmek, aynı işi

yapan kişiler arasında ücret dengesini sağlamak, çalışanların performansını

arttırarak demokratik ve katılımcı çalışma düzenini oluşturmak amacı ile

akdedilen sözleşmenin 19. maddesi gereğince "kınama cezası alınması"

hali 3 ay süre ile sosyal denge yardımından yararlanılmasına engel olarak

belirlendiğinden çalışanların ekonomik durumlarını iyileştirmek amacı ile birlikte

performanslarını arttırmak amacı ile de akdedildiği kanaati oluşturan sözleşme

hükmü gereğince 10/1/2011 gün ve 1920 sayılı onay ile 657 sayılı Devlet

Memurları Kanununun 125/B-a maddesi uyarınca "Kınama" cezası ile

cezalandırıldığı sabit bulunan davacıya sosyal denge yardımı ödemesi

yapılmaması yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen

Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, davacı tarafından, Aralık 2011 ve

Ocak 2012 aylarında sosyal denge yardımı ödemesi yapılmaması üzerine, davalı

idareye yapıldığı belirtilen başvuru üzerine tesis edilen 9/1/2012 tarih ve 78

sayılı bildirim işleminde Sosyal Denge Yardımı ödememe gerekçesinin 2008 yılı

disiplin soruşturma raporu olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, davalı

idare savunma yazısı ve eki belgelerden davacı hakkında, ayrı bir fiilden

dolayı 10/10/2011 gün ve 1920 sayılı onay ile 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 125/B-a maddesi uyarınca "Kınama" cezası ile

cezalandırılması yönünde işlem tesis edildiği ve esasen sosyal denge yardımı

ödememe gerekçesinin 2011 yılı disiplin cezası ile cezalandırma işlemi olduğu

görülmekle, bildirim işleminde gerekçenin hatalı belirtilmesi, sebep unsuru

yönünden işlemi sakatlamamaktadır."

11. Karar düzeltme istemi; aynı Bölge İdare Mahkemesinin

11/12/2013 tarihli ve E.2013/1386, K.2013/1702 sayılı ilamıyla, kararın

düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen hususların 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerden

hiçbirisine uymadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

12. Karar 17/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 14/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri

Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun “Toplu

sözleşmenin kapsamı” başlıklı 28. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

“Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve

sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu

görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü

zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti,

harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri,

yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.

Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere

toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi

olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz.”

15. 4688 sayılı Kanun'un “Mahalli

idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32. maddesinin birinci ve

ikinci fıkraları şöyledir:

"27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge

tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine

belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel

meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge

tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip

sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından

yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel

idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay

içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından

toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna

başvurulamaz.

Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile

sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli

idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini

izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere

sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak

sayılmaz."

16. 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye

4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile eklenen ek 15. maddesi

şöyledir:

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel

idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal

denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık

tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa

göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili

belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok

üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen

hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.”

17. 1/1/2010-31/12/2012 dönemlerine ait Sosyal Denge Sözleşmesi'nin

“Sosyal denge yardımından yararlanma

şartları” başlıklı 19. maddesi şöyledir:

“a- Olumsuz sicil

alması, uyarma cezası alması halinde 2 ay,

b- Kınama cezası alması halinde 3 ay,

c- Maaş kesim cezası alması halinde 4 ay,

d- Kademe ilerleme cezası alması halinde 5 ay,

e- Geçici olarak görevden uzaklaştırılanlar, doğum izninde olanlar,

yılda 30 günden fazla rapor kullananlar ile ücretsiz izin alanlar (Sendikal

çalışmalar için verilen haftada bir gün izinde olanlar hariç), görevden uzak

kaldıkları süre içerisinde bu yardımdan yararlandırılamazlar (heyet raporları

hariç).”

18. Başvurucunun iddialarına dayanak gösterdiği Danıştay İdari

Dava Daireleri Kurulunun 15/6/2012 tarihli ve E.2008/142, K.2012/941 sayılı

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... herhangi bir disiplin cezası

alanlara ayrıca bir de aylıktan kesme cezası niteliği taşıyacak şekilde belli

bir süre ek ödemeden yararlandırmama yoluna gidilmesinde hukuka uygunluk

bulunmamaktadır. Zira, disiplin cezasına konu eylemler için uygulanacak

yaptırım mevzuatta belirlenmiş olup, dava konusu işlem tarihi itibariyle idari

düzenlemeye dayanılarak disiplin cezasının yanında aynı eylemden dolayı bir de

gelir mahrumiyetine yol açacak biçimde düzenleme getirilmesine olanak tanıyan

bir yetki davalı idareye tanınmamıştır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; Belediyede memur olarak görev yaptığını, kınama

cezası nedeniyle ödeme yapılmamasının bir fiile iki ceza verilmesi anlamına

geldiğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına aykırı olarak idari

düzenlemeyle disiplin cezası yanında maddi gelirden mahrum bırakıldığını, bu durumun

eşitliğe ve sosyal denge yardımının amacına aykırı olduğunu belirterek

Anayasa’nın 10. ve 53. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

22. Sosyal denge yardımının niteliği gereği kamu çalışanlarının

yararlandırılması gereken bir ödeme olması ve disiplin cezası alan kamu

görevlisine farklı muamele yapılması nedeniyle eşitlik ilkesi ihlal iddiasında

bulunan başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan

muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve

bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.

ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somut

olayda başvurucu, benzer olaylar ile kendi durumunun aynı olduğunu ortaya

koyamadığı gibi kendisine hangi ayrımcılık temelinde ve nasıl bir ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklayıcı beyanda da bulunmamıştır. Aksine

disiplin uygulamalarına bağlı olarak personel rejiminde düzenleme yapılmasının

ayrımcılık temelinde değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu nedenle eşitlik

ilkesinin ihlaline ilişkin iddianın, başka bir haktan bağımsız ve soyut biçimde

ileri sürülmesi mümkün olmadığından ayrı bir başlık altında incelenmemiştir.

23. Başvurucunun diğer iddiaları, hakkındaki kınama cezası

gerekçe gösterilerek sosyal denge yardımından üç aylık süreyle mahrum edilmesi

nedeniyle toplu sözleşme hakkı ile ilgili olduğu belirtilmiş ise de bu

iddiaların -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme/AİHS) 11. maddesinin

uygulama çerçevesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) yerleşik

kararları da (Demir ve Baykara/Türkiye,

B. No: 34503/97, 12/11/2008, § 35; Wilson§Ulusal Gazeteciler Birliği ve diğerleri/Birleşik Krallık,

B. No: 30668/96, 30671/96, 30678/96, 2002, § 44) dikkate alınarak- toplu

sözleşme yapma hakkının sendikal faaliyetle ilgili olarak örgütlenme özgürlüğü

kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir (Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,

16/10/2014, §§ 40-43).

24. Nitekim daha sonraki kararlarında sendikal haklar lehine

görüş geliştiren AİHM; toplu iş sözleşmesinin sendikal özgürlüğün bir parçası

olarak değerlendirilmesi gerektiğini, sendikal haklar çerçevesinde sendikalar

ile devlet arasında toplu görüşme ve bu görüşme sonunda toplu iş sözleşmesi yapılabileceğini

ve bu sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmiştir. Öte yandan kamu görevlileri

olan memurlar tarafından kurulan sendikaların, işveren konumundaki idare ile

toplu görüşme ve sonucunda yapılan toplu sözleşmenin Türkiye tarafından

imzalanmış olan uluslararası sözleşmelere uygun olduğunu, toplu sözleşmenin

sendika için üyelerinin çıkarlarını iyileştirme ve korumanın temel bir yolu

olduğunu ortaya koymuştur (Adalet Mehtap Buluryer, § 44).

25. Sosyal Denge Sözleşmesi; 4688 sayılı Kanun kapsamında düzenlenebilen,

toplu sözleşme niteliği taşımayan, toplu sözleşme güvencesi veya yükümlülükleri

barındırmayan, kendine özgü dönemsel bir düzenlemedir. Bu sözleşme, kamu

görevlilerinin ekonomik durumlarının daha iyi hale getirilmesi, ekonomik ve

sosyal barışı sağlamak ve devam ettirmek, adaletsiz ücret dağılımını önlemek

amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarında işçi olarak çalışanlar dışındaki kamu

görevlilerinin aylık maaşlarına ek olarak ödenmesi yasal düzenlemelerle

öngörülen sosyal denge tazminatının ödeme şekil ve şartlarına ilişkin kuralları

içermektedir.

26. Anayasa'nın "Sendika

kurma hakkı" kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma

ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek

için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara

serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse

bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu

düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

(Dördüncü fıkra mülga: 7/5/2010-5982/5 md.)

İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu

alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine

uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,

yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi

esaslarına aykırı olamaz.”

27. Anayasa'nın "Toplu

iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı" kenar başlıklı 53.

maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

"İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak

ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu

iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

…

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.)Memurlar ve diğer kamu

görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.)Toplu sözleşme yapılması

sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna

başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu

sözleşme hükmündedir.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.)Toplu sözleşme hakkının

kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin

yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere

yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları

ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”

28. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak

için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek bir araya

gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk

hâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı

sağlar. Sendika hakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak

amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu

niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel

bir yönü olarak görülmektedir (Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §§ 30 ve 32).

29. Anayasa’nın 51. maddesiyle bağlı olarak 53. maddesi,

örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olan toplu sözleşme hakkını güvence altına

almakta, bu bağlamda kolektif bir çabanın ürünü olan sendika ile bireylerin

özgür iradelerinin toplu sözleşmeye ve uzantılarına yansımasını sağlamaktadır.

Bu yönü ile sosyal denge sözleşmelerinin, idare ile memurlar arasındaki somut

olaya benzer sorunların çözülmesinde dikkate alınması, yorumlanması gereken ilk

kaynak olduğu ve Anayasa, ilgili kanunlar, AİHS ve diğer uluslararası sözleşme

hükümleri ile çelişmediği dikkate alınmalıdır.

30. Son olarak örgütlenme özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır

ve Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.

Örgütlenme özgürlüğüne ilişkin Anayasa’nın 33. maddesinin üçüncü ve 51.

maddesinin ikinci fıkralarında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu

özgürlüğe yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır.

Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki

ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebeple

örgütlenme özgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 51. maddesi kapsamında

yapılması gerekmektedir (Tayfun Cengiz,

§ 38).

31. Öte yandan Anayasa hükümleri ile uyumluluğunun incelenmesi

saklı kalmak kaydıyla ilk derece mahkemelerinin belli bir yönde karar almasına

yol açan dava konusu olayları değerlendirmek, Anayasa Mahkemesinin görevi

kapsamında kabul edilmemiştir. İdare ile bir sendika arasında düzenlenen

sözleşmenin yorumlanma yetkisi öncelikle ilk derece yargı makamlarınındır. Bu

bağlamda Anayasa Mahkemesi, sosyal denge tazminatından yararlandırılmaması için

gösterilen gerekçenin hatalı olduğunu beyan eden başvurucunun, örgütlenme

özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik iddiasını incelerken yetkili yargı

makamlarının sonuca ulaşmada ortaya koyduğu gerekçenin, ilgili ve yeterli olup

olmadığını değerlendirmesi gerekir. Bu değerlendirme Anayasa Mahkemesinin

ikincil nitelikte yargı yolu olmasının bir sonucudur.

32. Somut olayda başvurucu, idare ile sendika arasında

düzenlenen Sosyal Denge Sözleşmesi kapsamında tüm memurlara ödenmesi gereken

sosyal denge tazminatının, disiplin cezası gerekçe gösterilerek ödenmemesinin

anayasal haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedir. Belediye, sosyal denge

tazminatının üç ay süreyle ödenmemesini Sosyal Denge Sözleşmesi'ne

dayandırmakta ve başvurucunun aldığı disiplin cezasını (kınama) gerekçe

göstermektedir. İdare Mahkemesi, sosyal denge tazminatının ödenmemesine gerekçe

gösterilen disiplin cezasının Sosyal Denge Sözleşmesi'nin geçerli olduğu

tarihlere (1/1/2010-31/12/2012) uygun olmadığını değerlendirerek başvurucunun

talebini kabul etmiş ise de itiraz incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi,

başvurucuya verilen disiplin cezasının 2011 yılına ait olmasını dikkate alarak

ve Sosyal Denge Sözleşme hükümlerini esas alarak başvurucunun talebini

reddetmiştir.

33. Başvurucunun emsal olarak gösterdiği Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulu kararına konu olayda; 3/3/2004 tarihli ve 5102 sayılı Yüksek

Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun’un 5. maddesi ile

düzenlenen “ek ödeme” ile ilgili olduğu ve kanuni herhangi bir sınırlama

bulunmamasına karşın Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURT-KUR) Yönetim

Kurulu tarafından ek ödemeden yararlanma şartları adı altında tek taraflı idari

işlemle sınırlama getirilmesinin dava edildiği ve somut olayla örtüşmediği

anlaşılmaktadır. Zira Sosyal Denge Sözleşmesi’nin, 4688 sayılı Kanun’un 32.

maddesine uygun olarak belirli süreli olarak yapılan, ödeme şartlarının

belirlenmesinde taraf iradelerinin yansıdığı ve idare ile sendika arasında

akdedilen bir sözleşme olduğu unutulmamalıdır.

34. Dolayısıyla Anayasa, uluslararası sözleşme hükümleri ve AİHM

kararları dikkate alındığında üyelerinin çıkarlarını korumak amacıyla toplu

görüşme ve toplu sözleşme yapma hakkı verilen ve kamu görevlileri tarafından

kurulan bir sendika ile Belediye arasında “Sosyal Yardım Sözleşmesi” yapıldığı,

İdare Mahkemesince tarafların iradelerinin yansıdığı Sosyal Yardım Sözleşmesi

hükümleri esas alınarak taleplerin incelendiği, sosyal denge tazminatından

yararlanma şartlarının önceden belirlenmiş objektif kriter özelliği taşıdığı

görülmektedir.

35. Yukarıdaki değerlendirmeler gözetildiğinde başvurucunun

iddiaları ile davalı Belediyenin savunmalarının İdare Mahkemesince tartışılarak

başvurucu taleplerinin reddine karar verildiğinden, mevcut uygulamada keyfîlik olmadığı ve adil dengenin bozulmadığından

başvurucunun aldığı disiplin cezası nedeniyle sosyal denge tazminatından geçici

süreyle yararlandırılmamasının toplu sözleşme bağlamında örgütlenme hakkına

yönelik olarak bir müdahale olduğu söylenemez.

36. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence

altına alınan örgütlenme hakkına yönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V.HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

2/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Mehmet

YÜZGEÇ

Vekili

:

Av. Şehnaz

TURAN DÜNDAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2282, 2 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. Gökcan
  14. Yazıcıoğlu
  15. Yüzgeç
  16. Turan Dündar
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2282
Tarih
2 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Serdar Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2984)
  • Altun Avşar Başvurusu (B. No: 2014/9701)
  • Günay Özmen Başvurusu (B. No: 2014/10841)
  • Ferzende Özlük Başvurusu (B. No: 2014/17505)
  • Muammer Zehir Başvurusu (B. No: 2014/17126)
  • R. K. Başvurusu (B. No: 2014/13794)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.