İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2017/744Tarih: 4 Nisan 2018

Metin Evecen Başvurusu (B. No: 2017/744)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

METİN EVECEN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/744)

Karar Tarihi: 4/4/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalar

kapsamında bir öğretmen hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve

yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında

Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).

11. Bu kapsamda Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından Evren (Ankara) ilçesinde bulunan Eti Holding Ortaokulunda Türkçe

öğretmeni olarak görev yapan başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler

hakkında FETÖ/PDY'nin Şereflikoçhisar eğitim

yapılanmasıyla bağlantılı olarak soruşturma başlatılmıştır.

12. Öte yandan Evren İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünce 25/7/2016

tarihinde, FETÖ/PDY ile bağlantısı sebebiyle başvurucunun görevden

uzaklaştırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu 1/9/2016 tarihinde Olağanüstü

Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'yle kamu görevinden çıkarılmıştır.

13. Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığı 29/7/2016 tarihinde,

başvurucunun konutunda ve aracında arama yapılmasına, arama sırasında suç

konusu olabilecek delillere el konulmasına karar verilmesi için Şereflikoçhisar

Sulh Ceza Hâkimliğinden talepte bulunmuş ve bu talep Hâkimlik tarafından aynı

tarihte kabul edilmiştir.

14. Başvurucu, arama kararı sonrasında aynı gün gözaltına

alınmış; konutunda ve aracında yapılan arama sonrasında cep telefonu ve

bilgisayarına el konulmuştur.

15. 30/7/2016 tarihinde ilgili kolluk birimi tarafından

başvurucunun ifadesi alınmıştır. Bu ifade işlemi sırasında başvurucuya FETÖ/PDY

üyesi olma ve 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili bazı isnatlar yöneltilmiştir.

16. Başvurucu 31/7/2016 tarihinde ise Şereflikoçhisar Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifadesi şöyledir:

"... Her ne kadar verilen ifadelerde

benim militan derecesinde terör örgütü üyesi olduğum, cemaat yapısı içerisinde

mütevelli heyeti olarak adlandırılan grup içerisinde bulunduğum iddia edilmiş

ise de bu beyanlar tamamen asılsızdır. Ben Evren ilçesinde Eti Holding

Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyorum. Yaklaşık 2 yıldan beri

aynı okulda eğitim vermekteyim ... FETÖ/PDY terör örgütüyle herhangi bir

irtibatım bulunmamaktadır. Cemaat sohbetlerine hiç katılmadım. Asya Bankası

nezdinde hesabım bulunmaktadır. 2014 yılı Şubat veya Mart ayında 3,000 $

yatırdım. Darbe teşebbüsünden 3 hafta önce de gördüğüm lüzum üzerine parayı

çektim. Ayrıca 2014 yılı Mart ayından itibaren bireysel emeklilik hesabı

açtırdım. Bu bankaya ait kredi kartım bulunmaktadır. 4-5 gün önce bu bankaya

ait hesaplarımı kapatmak istesem de yetkili kimseye ulaşamadım. Zaman gazetesi

üyeliğim vardır ancak çocuğumun üniversite sınavına hazırlanması, gazetenin de

deneme sınavı kitapçığı vermesi sebebiyle üye oldum ve üyeliğim 2015 yılına

kadar sürdü. Yaklaşık 4-5 gün önce eşim S.E. adına bulunan Halk Bankası maaş

hesabımda biriken 21.150,00 TL tutarındaki parayı eğitim masrafları sebebiyle

oğlum F. E.' e ait İş Bankası'nda bulunan hesaba aktardık. Bunun dışında

herhangi bir para alış verişim olmamıştır. Taşınır taşınmaz mal alım satımı

yapmadım. EI konulan telefonumu yaklaşık 4 yıl önce aldım. Telefonun İnternet

bağlantısı yoktur. Kakao Talk ve Bylock isimli

programlar bulunmamaktadır. Ayrıca 2014 yılı içerisinde Aktif Eğitim Sen'e 2.

kez üye oldum. 1/7/2016 tarihinde Aktif Eğitim Sen'e ait üyeliğinden

çekildim."

17. Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığı aynı tarihte, anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs

etme, dinî inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık ve silahlı

terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu

Şereflikoçhisar Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

18. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:

"... Atatürk ilke ve inkılapları

doğrultusunda görev yapan bir öğretmenim. Türkiye Cumhuriyetini yıkmak gibi bir

niyetim yok, vatanına milletine bağlı bir kişiyim, yaptıkları bu davranışlar

nedeniyle FETÖ terör örgütünü lanetliyorum ... ben hiçbir sohbet ve dini

faaliyetlerine katılmadım, dini konularda ihtiyacım olursa kitaplardan

yararlanırım. Mütevelli heyeti içinde de yer almadım. Suçlamaları kabul

etmiyorum, maddi yardımda da bulunmadım, himmet adı altında para toplamadım

himmetin ne olduğunu da bilmiyorum. Bankasya'ya BDDK

el koyduktan sonra 3.000 Dolar para yatırmıştım, buraya para yatırma nedenim

faizsiz sistem olduğundan ve sadece kar payı verdiğindendi, darbeden 3 hafta

önce de bu parayı çektim. Aktif Eğitimsen'e 17-25

Aralıktan önce üye olmuştum daha sonra kapandı, 17-25 Aralıktan sonra 2014

yılının şubat veya mart ayında tekrar üye oldum, üye olmaktaki amacım;

Bakanlığın izni ile açılmış olması ve benim kurum amirlerim bu sendikaya

girilmemesi gerektiğini söylemedikleri için ben bu sendikaya üye oldum. Bu

sendikadan 1/7/2016 tarihinde gördüğüm lüzum üzerine ayrıldım. Sendika

faaliyetlerinin fayda sağlamadığını düşündüğümden dolayı ayrıldım, sendika bana

fayda sağlamadı, sendikanın cemaatle olan bağlantısını bilmiyorum bilsem kayıt

olmazdım, böyle bir hainlik yaptıklarını bilsem kesinlikle kayıt olmazdım ...

Oğlum2015 yılında Maltepe dershanesine giderken deneme sınavı verdiği için

Zaman gazetesine üye olmuştum, oğlum üniversiteyi kazandıktan Zaman gazetesine

üyeliğimi sonlandırdım ..."

19. Şereflikoçhisar Sulh Ceza Hâkimliğince 31/7/2016 tarihinde,

başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük

Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, dinî inanç ve duyguların istismarı

suretiyle dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanmasına karar verilmiştir.

20. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili bölümü şöyledir:

"Şüpheli METİN EVECEN'e

isnat edilen ... suçlarının vasıf ve mahiyeti, dosyada mevcut delil durumu,

delillerin henüz tamamen toplanmamış oluşu, şüphelinin delilleri yok etme

gizleme veya değiştirme, tanıklar veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunulması ihtimali, şüphelinin üzerine atılı suçların CMK'nın 100/3.maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu,

işin önemi, bu suçlar için yasada öngörülen ceza miktarı, şüphelinin kaçma

şüphesi bulunduğu ve adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı gözönüne alınarak ... Tutuklanmasına ... [karar

verildi.]"

21. Başvurucu 5/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiştir. Aksaray Sulh Ceza Hâkimliğince 2/9/2016 tarihinde "Şüphelinin

üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suçun yasada öngörülen

alt ve üst hadleri, alabileceği olası ceza miktarı, tutuklanmasını gerektirir

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, suçun CMK

100/3.ve devam maddelerinde belirtilen katalog suçlardan olması" gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

22. Başvurucu, anılan kararı 21/9/2016 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

23. Başvurucu 26/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 14/4/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında on üç şüpheli hakkında da

benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.

25. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün

kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle

kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hangi

tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında ise örgütün

Şereflikoçhisar yapılanmasına ilişkin unsurlara yer verilmiştir.

26. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse

örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisi

içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle

özetlenebilir:

i. Başvurucunun Şereflikoçhisar ilçesindeki millî eğitim

yapılanması içinde bulunduğu ve "mütevelli heyeti"nde

görev yaptığı ileri sürülmektedir. Bu kapsamda;

- A.T. isimli bir kişinin FETÖ/PDY'nin

Şereflikoçhisar ilçesindeki millî eğitim yapılanmasından sorumlu kişi olduğu

belirtilmiştir. Buna göre A.T. kendi biriminde yer alan örgüt üyelerine emir ve

talimat vermekte, yapılan örgütsel nitelikli toplantıların konusunu

belirlemekte, ayrıca örgütün bu birimdeki mali yapısını kontrol etmekte ve buna

ilişkin hesabı bir üst birimi olan ilçe imamına aktarmaktadır.

- Başvurucunun A.T. isimli kişiye bağlı olarak çalıştığı,

kendisine ait bir grubunun bulunduğu ve söz konusu grupla sohbet adı altında

toplantılar yaptığı, bu toplantılarda -FETÖ/PDY'nin

kurucusu ve lideri olan- Fetullah Gülen'e ait

kitapları okuduğu ve videoları izlettiği, toplantılarda diğer şahıslardan

"himmet" adı altında para aldığı, bu şekilde elde ettiği paraları

A.T.ye teslim ettiği ifade edilmiştir.

- İddianamede başvurucunun üyesi olduğu belirtilen

"mütevelli heyetleri"ne ilişkin olarak şu

açıklamalara yer verilmiştir:

"Örgütün himmet yolu

ile sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile

toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden; sohbet

toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün

verdiği talimatları sorgulamaksızın itaat eden ve maddi gücü yerinde olan

kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılmaktadır. Sohbet gruplarında

zekât, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken; mütevelli heyeti

üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarından sorumlu

tutulmaktadır.

Mütevelliler topladıkları parayı sohbet

hocasının yanında getirdiği muhasebecilere vermektedir. Örgütün mali

kayıtlarını bu muhasebeciler tutmaktadır. İl imamının da bir muhasebecisi

bulunmakta ve il genelinde mali kayıt tutmaktadır.

Mütevellide yer alanlar arasından her üç

mütevelli heyetinden bir mali heyet teşekkül edecek şekilde isimler

seçilmektedir. Mali heyetler yurtdışında bulunan örgüte ait yurt ve okulların

yapımı için ihtiyaç duyulan paranın hangi mütevelli heyetinden ne kadar toplanacağına

karar vermektedir. Mali heyet toplantıları dünyanın her yerinde Salı günleri

sabah namazından sonra gerçekleştirilmekte ve bu toplantılara mütevelli heyet

sohbet hocaları da katılmaktadır.

İlçe imamlarının sorumluluğu altında bulunan

mütevelli heyetlerinin üstünde, il imamlarının sorumluluğundaki il mütevelli

heyeti yer almaktadır. İl genelinde ne kadar para toplanacağına ise ilin bağlı

bulunduğu bölgenin toplantısında karar verilmektedir.

Burada alınan karar mütevelli heyet toplantısı

adı altında yılda bir kez düzenlenen gizli toplantıda mensuplara

aktarılmaktadır. Kişilerden alınan himmet vaadi, nakit, çek, senet karşılığı

olarak tahsil edilmekte; çek ve senetlerin ödenememesi halinde icra yoluna

başvurulmaktadır.

İl imamının koordinesinde en az bir kez

mütevelli heyeti üyelerinin katılımı ile düzenlenen Kamplar esnasında dini

duygular istismar edilerek himmet, zekât, kurban ve öğrenci bursu adı altında

toplanan paraların artırılması sağlanmakta, toplanan paraların karşılığının

Cennet ile mükâfatlandırılmak olacağı vurgulanmaktadır. Mütevelli heyeti

mensupları, iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına üye yapılmakta,

kimin hangi STK’ya üye olacağı sohbet abisi tarafından belirlenmektedir. Örgüt

bu kuruluşların başkan ve üye seçimlerinde söz sahibi olmayı böylelikle de

hükümete baskı yapabilmeyi hedeflemektedir."

- Şereflikoçhisar

ilçe imamı olduğu belirlenen H.B. ifadesinde; A.T.nin

millî eğitim yapılanmasının "abisi" (sorumlusu) olduğunu, M.O., Y.D.,

F.S., R.Y., B.S, O.S., N.Ş.,

H.İ.A., Ö.G., F.K. ve B.V ile birlikte başvurucunun mütevelli olarak görev

yaptıklarını, bu şahısların sohbet verdiklerini, kendilerine ait gruplarının

olduğunu, gruplardan topladıkları himmet paralarını millî eğitim sorumlusu olan

A.T.ye teslim ettiklerini, eğitim biriminin tüm ihtiyaçlarının toplanan himmet

paralarından karşılandığını, arta kalan paranın ise A.T. tarafından kendisine

verildiğini, A.T. ile haftalık olarak yaptıkları toplantılarda nereye ne kadar

harcama yaptığını ayrıntılı olarak bildirdiğini, millî eğitimden elde edilen

himmet paralarına ilişkin muhasebenin B.S. tarafından tutulduğunu ifade

etmiştir.

- Kimliği gizlenerek dinlenilen bir tanık (Temmuz) ifadesinde;

millî eğitim yapılanmasında kimin hangi grupta olacağına tüm öğretmenlerin tabi

olduğu A.T. ve yardımcıları olan M.O., Y.D., F.S., R.Y., B.S, O.S., N.Ş., H.İ.A.nın

karar verdiğini, bu kişilerin mütevelli olduklarını, ayrıca başvurucunun da bu heyet içinde yer aldığınıbeyan etmiştir.

- HTS kayıtlarında başvurucunun haklarında bu dosya üzerinden

soruşturma yürütülen (ve mütevelli heyette yer alan) A.T., M.O., B.S., B.V.,

Y.D., N.Ş., F.S., Ö.G. ve R.Y. isimli kişilerle sık aralıklarla telefon

görüşmelerinde bulunduğu, bu durumun başvurucunun örgütün milli eğitim kanadının

hiyerarşik yapısı içinde olduğunu gösterdiği, ayrıca haklarında farklı

dosyalardan örgüt üyeliği suçundan soruşturma yürütülen birçok kişi ile de

görüşme kayıtlarının bulunduğu iddia edilmiştir.

ii. Başvurucunun eğitim faaliyetleri adı altında örgüte eleman

kazandırmak amacıyla kurulan, bu yönde faaliyet gösterdiği belirtilen Tuzgölü Eğitimciler Derneğinin üyesi olduğu ileri

sürülmüştür.

iii. Başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütünün eğitim kanadının

sendikası olduğu bilinen ve bu kapsamda 23/7/2016 tarihli 667 Sayılı Olağanüstü

Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile

kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına (Aktif-Sen) üye olduğu, bu üyeliğin

4/2/2014 tarihinde başladığı, 1/7/2016 tarihinde ise sona erdiği ileri

sürülmüştür.

iv. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin yayın

organlarından olduğu belirtilen Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisi için

11/7/2014 ile 10/9/2015 tarihleri arasında Işık Yayıncılık Ticaret Anonim

Şirketi üzerinden kredi kartı ile ödeme işleminde bulunduğu, özellikle 2015

yılı içinde birden fazla aboneliğinin bulunmasının örgütün yayın organlarını

takipten öte örgüte mali destek sağladığı anlamına geldiği, söz konusu gazete

ve derginin dağıtımının yapıldığı Cihan Medya Dağıtım Anonim Şirketinin

FETÖ/PDY terör örgütünün yayın/dağıtım organlarından biri olduğu ve Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildiği, Işık Yayınları Anonim Şirketinin

ise 667 sayılı KHK ile kapatılan şirketlerden biri olduğu ileri sürülmüştür.

v. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finans

kuruluşu olduğu belirtilen Bank Asyadaki hesap

hareketlerinin örgüte destek mahiyetinde olduğu, ayrıca örgütle bağlantılı

sivil toplum kuruluşlarına maddi destek sağladığı ileri sürülmüştür. Bu

kapsamda;

- FETÖ/PDY'nin amacını gerçekleştirmek

için mali kaynağa ihtiyaç duyduğu, bunun himmet, bağış gibi adlarla halktan

veya örgüt mensuplarından toplanan paralarla temin edildiği, bununla birlikte

örgütün suçtan elde ettiği gelirleri aklama yöntemiyle Banka Asyanın araç olarak kullanıldığı, bankanın örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından yönetildiği husususun Mali

Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

(BDDK) raporları ile tespit edildiği, elindeki mali gücünü ve kendisini bu güce

ulaştıran kaynakları kaybetmek istemeyen örgütün anılan Bankanın desteklenmesi

yolunda çağrılar yaptığı, bu amaçla Fetullah Gülen'in internet ortamında yayımlanan bir

konuşmasında Bankanın likitide (nakit para) durumunun

artırılması için örgüt üyelerinin ve bu kişilerin çevresindeki şahısların

Bankaya yönlendirilmesi konusunda açık bir talimat verdiği, bu talimata

istinaden örgütün yayın organları vasıtasıyla şahısların Bankaya

yönlendirilmesi konusunda açıkça propagandaların yapıldığı, özellikle 2013 yılı

Aralık ayından itibaren 2014 yılı da dâhil olmak üzere Banka üzerinden olağan

bankacılık faaliyetleri ile bağdaşmayacak nitelikte para yatırma, hesap

açtırma, bireysel emeklilik başvurusu, katılım hesabı açma, kredi kartı

kullanımı gibi bankacılık işlemlerinde artışların meydana geldiği, bu durumun

örgüt liderinin çağrısına istinaden örgüt üyeleri tarafından mali destek

sağlamak amacıyla yapıldığı ve bu şekilde örgüte fon sağlandığı belirtilmiştir.

- Başvurucunun Bank Asya'da hesabının olduğu, bu hesapta 2014

yılı Eylül ayında 6.840,21 TL, Ekim ayında 6.654,81 TL, Kasım ayında 6.655,72

TL şeklindeki miktarlarda para bulunduğunun tespit edildiği, hesaptaki en

yüksek miktarın ise 2015 yılı Eylül ayında 9.294,68 TL'ye ulaştığı, bu hesaba

bağlı kredi kartının da aktif bir şekilde kullanıldığı ileri sürülmüştür.

Ayrıca başvurucunun Asya Emeklilik ve Hayat üzerinden bireysel emekliliğinin

bulunduğu, buna ilişkin aylık ödemeyi Bank Asyaya ait

kredi kartı üzerinden gerçekleştirdiği, son ödemesinin 15/7/2016 tarihinde

olduğu, böylelikle örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu yolla gelir elde

ettiği Bank Asyadaki hesabını aktif olarak kullandığı

iddia edilmiştir.

- TMSF, 3/2/2015 tarihinde FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu

değerlendirilen Bank Asyanın yönetimine el koymuş,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ise anılan Bankayı 29/5/2015

tarihinde TMSF'ye devretmiştir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantıları olduğu belirtilen çok sayıda ticari kuruluşa da kayyım atanmıştır

(Aydın Yavuz ve diğerleri, §35).

- FETÖ/PDY örgütünün diğer bir mali kaynağını oluşturan ve bu

kapsamda 667 sayılı KHK ile kapatılan "Kimse Yok mu Yardımlaşma ve

Dayanışma Derneği"ne 12/1/2014 ile 1/7/2016

tarihleri arasında cep telefonu üzerinden mesaj yoluyla 151 kez bağışta

bulunduğu ve bu şekilde örgüte maddi yardımda bulunduğu ileri sürülmüştür.

27. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak

yapılan hukuki değerlendirmenin ilgili bölümü şöyledir:

"...Soruşturmaya konu

olayın şüphelilerinden [başvurucunun] ... Milli eğitim yapılanması içerisinde mütevelli olarak

yer alması, dernek üyeliği, HTS kayıtları, Aktif-Sen üyeliği, örgüte ait gazete

ve dergi aboneliği, Bank Asya hesabının varlığı ve söz konusu hesaptaki

hareketlilik, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığına dair tanık beyanları

dikkate alındığında, şüphelinin hem organik bağ yönünden hem de örgütsel

nitelikli eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu bakımından örgüt

hiyerarşisi içerisinde yer aldığı hususunun net olarak ortaya konulduğu, bu

bakımdan başvurucunun olaya konu eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 314/2.

maddesinde yer verilen silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturduğu,

şüphelinin örgüte himmet adı altında para vermesi ve yine örgüte mali kaynak

sağlayan diğer eylemlerinin 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi

Hakkında Kanunun 4/1. maddesinde yer verilen suçu oluşturduğu hususu

düşünülebilir ise de; anılan Kanun hükmünün son cümlesinde 'fiili daha ağır

cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yıldan on yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır.' şeklinde belirlemeye yer verildiği, bu bakmından şüphelinin eyleminin anılan maddeye göre daha

ağır nitelikte olan silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturması ve

himmet verme eyleminin söz konusu suç içerisinde erimesi karşısında anılan

Kanun hükmünün başvurucuyönünden tatbikinin mümkün

olmadığı,

Başvurucunun anılan eyleminin 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde yazılı bulunan terör suçları arasında

yer aldığı, bu bakımdananılan eylemler açısından aynı

kanunun 5. maddesinde yazılı bulunan artırım sebebinin uygulanmasının gerektiği[anlaşılmıştır].

...

Başvurucu hakkında; "Türkiye Cumhuriyeti

Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs

etme, devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, dini inanç ve duyguların istismarı

suretiyle dolandırıcılık" suçlarından

ise kovuşturmaya yer olmadığına ... [karar

verilmiştir.]"

28. Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesi 24/4/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2017/137 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı

gün yapılan tensip incelemesi ile başvurucunun tutukluluğunun devamına karar

verilmiştir.

29. Başvurucu, yargılama aşamasındaki savunmasında özetle tanık

H.B. ve gizli tanık "Temmuz"un beyanlarını

kabul etmediğini, birlikte yargılandığı sanıkları Aktif Eğitim Sen'den ve halı

saha maçlarından tanıdığını, hiçbir biçimde bu sanıklarla sohbet toplantısı

yapmadığını ve mütevelli grubunda bulunmadığını, ayrıca Bank Asya'da hesabının

olduğunu ve bu hesaba faizsiz bankacılık işlemi olduğu için 3.000 ABD doları

yatırdığını, her ay düzenli bir şekilde para yatırmadığını, Bank Asya'ya para

yatırmasının Fetullah Gülen'in talimatı ile bir

alakasının bulunmadığını, soruşturma sırasında bu yapıyı duyduğunu, "Kimse

Yok Mu Derneği"ne bağış yapmadığını, sadece

birkaç defa mesaj attığını, 150 kez bağışta bulunmadığını, Zaman gazetesine

Şereflikoçhisar Maltepe Dershanesine giden ve üniversiteye hazırlanan oğlunun

denemeleri alabilmesi amacıyla abone olduğunu ifade etmiştir.

30. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir ve başvurucunun tutukluluk durumu devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

32. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir."

33. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar

başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."

34. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun "Cezaların

artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları

işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya

adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."

35. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve

E.2017/1862, K.2017/5796 sayılıilamının ilgili bölümü

şöyledir:

"... Nihai amacı, Devletin Anayasal

nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör

örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve

toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak

için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini

sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için

yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize

olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu,

yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer

alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından

haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda

yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi

ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı,

bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey

hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda

'paralel yapı' veya 'terör örgütü' olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların

yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin

paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve

mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut

delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul

edilemeyeceği değerlendirilerek, bir Devlet okulunda öğretmen olarak görev

yapan, örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen sendikaya üye

olan, örgütün kriptolu iletişim ağı olan ByLock

iletişim sistemini kullanmayan ancak 25/9/2014 ve 13/10/2014 tarihlerinde örgüt

liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’ya eşi

adına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik

yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul

edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt

liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu

oluşturacağı..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 4/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklamaya

neden olabilecek hiçbir maddi olgunun kararda gösterilmediğini, tutuklama

kararının gerekçesiz olduğunu ve tutuklama tedbiri yerine adli kontrol

tedbirlerinin uygulanmadığını belirterek masumiyet karinesinin, adil yargılanma

hakkının ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve tazminat talebinde bulunmuştur.

38. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkındaki soruşturmanın 15

Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ/PDY örgütü kapsamında yürütüldüğü,

tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, kararın yeterince gerekçe

ihtiva ettiği ve tutuklamanın ölçülü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun

tutuklanmasının olağanüstü hâl ilanı dikkate alınarak bir değerlendirme

yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

39. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

40. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,

savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;

suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

41. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B.No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucunun

şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla

başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

43. Anayasa Mahkemesi, Aydın

Yavuz ve diğerleri (Aynı kararda bkz. §§ 187-191) kararında,

olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin

bireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel

hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir.

Buna göre olağanüstü bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra

bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin

olağanüstü durumla bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi

uyarınca yapılacaktır.

44. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünden sonra

Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 21/7/2016 tarihinde

olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş; daha sonra da olağanüstü hâl

birçok kez uzatılmıştır. Olağanüstü hâl ilanı nedenlerinin başında darbe

teşebbüsü gelmektedir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 224, 226). Olağanüstü hâl ilanı ile darbe

teşebbüsünden kaynaklanan tehlikenin yanı sıra bu teşebbüsün arkasında olduğu

değerlendirilen FETÖ/PDY'den kaynaklanan tehdit ve

tehlikenin de bertaraf edilmesinin amaçlandığı görülmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 48, 229).

Nitekim darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmanın FETÖ/PDY olduğuna ilişkin

kamu makamlarınca ve soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmeler olgusal

temellere dayanmaktadır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, § 216).

45. Başvurucunun tutuklandığı tarihte Türkiye'de olağanüstü hâl

yönetim usulü yürürlüktedir. Tutuklama kararında, başvurucunun darbe teşebbüsü

kapsamında bir suç işlediği ve darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu ileri sürülmüştür (bkz. § 11). Dolayısıyla başvurucunun tutuklanmasına

dayanak olan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili

olduğu görülmektedir.

46. Bu itibarla olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylar

kapsamında bir suçlamayla tutuklanan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan

güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde

ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Genel İlkeler

47. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

48. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53-54).

49. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak "suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler"

bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişinin

suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın

kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,

4/12/2013, § 72).

50. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının "kaçma" ya da "delillerin yok edilmesini

veya değiştirilmesini" önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması,

saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli

veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma

hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı

verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması

şartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer

verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58-59).

51. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların "ölçülülük" ilkesine aykırı

olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak hususlardan biri

tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak olan yaptırımın

ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas

Aslan, § 72).

52. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir [GK],

B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §

76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

53. Başvurucu 29/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve

Şereflikoçhisar Sulh Ceza Hâkimliğinin 31/7/2016 tarihli kararıyla

tutuklanmıştır.

54. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe

teşebbüsünün ardındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

Şereflikoçhisar ilçesindeki eğitim yapılanması içinde yer aldığı iddiasıyla

yürütülen bir soruşturma (bkz. § 11) kapsamında anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs

etme, dinî inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık ve silahlı

terör örgütüne üye olma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

tutuklanmıştır (bkz. § 20). Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

55. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

56. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama ve

tutukluluğa itirazın reddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak

dosyada somut delillerin olduğu ifade edilmiş (bkz. §§ 20, 21) fakat buna

ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.

57. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucunun

FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair tanık anlatımlarına, Bank

Asya hesabındaki para hareketliliğine, bu hesaba bağlı kredi kartının aktif bir

şekilde kullanılmasına, Asya Emeklilik ve Hayat üzerinden bireysel

emekliliğinin bulunmasına, buna ilişkin aylık ödemenin Bank Asyaya

ait kredi kartı üzerinden gerçekleştirilmesine, FETÖ/PDY'ye

mensup olduğu belirtilen ve aynı soruşturma kapsamında tutuklanan kişilerle

yaptığı telefon görüşmelerinin sıklığına, 4/2/2014 ile 1/7/2016 tarihleri

arasında Aktif Eğitim-Sen'e üye olunmasına, FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu

belirtilen bir derneğe üye olunmasına ve 11/7/2014 ile 10/9/2015 tarihleri

arasında örgütün yayın organlarına birden fazla aboneliğinin bulunulmasına

dayanılmıştır (bkz. § 26).

58. Soruşturma dosyasında, öğretmen oldukları anlaşılan ve

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin soruşturma kapsamında

verdikleri ifadelerinde öğretmen olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarda bulundukları görülmektedir. Bu kişilerden H.B. "başvurucunun

mütevelli olarak görev yaptığını, bu şahsın sohbet verdiğini, kendisine ait

grubunun olduğunu, grubundan topladığı himmet paralarını millî eğitim sorumlusu

olan A.T.ye teslim ettiğini", gizli tanık "Temmuz" ise

"millî eğitim yapılanmasında kimin hangi grupta olacağına tüm

öğretmenlerin tabi olduğu A.T. ve mütevelli heyetinde bulunan yardımcılarının

karar verdiğini, başvurucunun da bu heyet içinde yer aldığını" ifade

etmiştir (bkz. § 26). Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan

kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi

olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta

olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup

olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan

kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk

Özdemir, § 75).

59. Soruşturma mercilerince başvurucunun Bank Asyadaki hesabında 2014 yılı Eylül ayı öncesinde herhangi

bir meblağın bulunmamasına rağmen bu aydan itibaren para artışının olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucunun böylece örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu

yolla gelir elde ettiği anlaşılan Bankaya örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları

üzerine para yatırmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu

söylenemez. Nitekim Yargıtay, FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatı

doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı olan Bank Asya'ya eşi adına para yatıran

sanığın faaliyetlerinin örgüte yardım suçunu oluşturacağını belirtmiştir (bkz.

§ 35).

60. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

61. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken suça ilişkin

kanunda öngörülen ceza miktarına, isnat edilen suçun katalog suçlar arasında

olmasına, kaçma şüphesinin bulunmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacak

olmasına dayanıldığı görülmektedir.

62. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen ve hakkında

cezalandırılması istenen silahlı terör örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk

sisteminde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tiplerinden biridir (bkz. §

33). Kanunda, isnat edilen suça ilişkin olarak öngörülen cezanın ağırlığı kaçma

şüphesine işaret eden durumlardan biridir (Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Aydın Yavuz ve diğerleri, § 275). Ayrıca anılan suçlar, 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun

gereği "tutuklama nedeni varsayılabilen" suçlar arasındadır.

63. Darbe teşebbüsü sonrasındaki koşullar dolayısıyla soruşturma

konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Bu dönemde ortaya çıkan

kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki

edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272;Selçuk

Özdemir,§§ 78, 79).

64. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Şereflikoçhisar

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine

yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğu söylenemez.

65. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

66. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı

derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran

[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 64).

67. Somut olayın özellikleri dikkate alındığında Şereflikoçhisar

Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçlar için öngörülen cezanın miktarını,

işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

68. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

69. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

4/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Metin EVECEN

Vekili

:

Av. Burak

EVECEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/744, 4 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2017/744
  • Tarih: 4 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Ali Asker Yurtsever Başvurusu (B. No: 2014/15978)
  • Metin Yamalak Başvurusu (B. No: 2015/7131)
  • H.ç. Başvurusu (B. No: 2015/6867)
  • Ömer Akdağ Başvurusu (B. No: 2014/13265)
  • Ertan Hatipoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1993)
  • Ramazan Akpınar Başvurusu (B. No: 2014/13349)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.