İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Oktay Başvurusu (B. No: 2013/6807)

1.

Başvuru No2013/6807Tarih15 Aralık 2015Okuma15 dk · 3.097 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Metin Oktay Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/6807
R.G. Tarih ve Sayı
11/2/2016-29621
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.097 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, ceza davasında delillerin değerlendirilmesinde ve kuralların

yorumlanmasında hata yapılmasının ve infazın ertelenmesi ile kefalet bedelinin

iadesi taleplerinin reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 23/8/2013 tarihinde Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

27/11/2013 tarihinde aynı başvurucuya ait 2013/8572 ve 2013/8363 numaralı

bireysel başvuruların mükerrer kayıt nedeniyle birleştirilmelerine, 7/2/2014

tarihinde ise 2013/8363 numaralı bireysel başvurunun kişi yönünden hukuki

irtibat nedeniyle 2013/6807 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine, belirtilen bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına ve

incelemenin 2013/6807 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine

karar verilmiştir.

4.

İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5.

Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

a. Ceza Yargılaması

6.

Başvuruya konu olaylar sırasında başvurucu belediye başkanı, S.K. sayman ve

H.A. mutemet olarak görev yapmaktadır.

7.

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 23/6/2000 ve 27/6/2000 tarihli

iddianameleri ile Belediyenin alacaklılarından farklı kişiler adına 18/2/1997

ile 9/4/1997 tarihleri arasında çek kesilmesi suretiyle zimmet suçunu

işledikleri iddiasıyla S.K., H.A., D.Ö. ve başvurucunun cezalandırılmaları

talep edilmiştir. Başvurucu ve S.K. tarafından imzalanarak doğrudan H.A. ya da

alacaklı lehine düzenlenen çeklerin H.A. veya D.Ö.’ye

ciro edildiği, ayrıca çek bedellerinin tahsil edilerek alacaklılara

ödenmeksizin zimmete geçirildiği ifade edilmiştir.

8.

Başvurucu ve diğer on üç sanık hakkında zimmet suçlarından farklı tarihlerde

açılan davalar Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/271 sayılı dosyası

ile birleştirilmiştir.

9.

Başvurucu 20/11/2000 tarihinde tutuklanmış, 17/5/2001 tarihinde 5.000 TL

kefalet karşılığında serbest bırakılmıştır.

10.

Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamaya konu eylemlere ilişkin olarak

bilirkişi raporu hazırlatmıştır. Üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan

19/3/2008 tarihli rapor Mahkemeye gönderilmiştir.

11.

Mahkeme, 9/5/2008 tarihli duruşmada taraflardan bilirkişi raporuna karşı

beyanlarını sormuş; başvurucu ve vekili, rapora ilişkin yazılı beyanlarını

Mahkemeye sunmuşlardır.

12.

Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi 5/11/2008 tarihli ve E.200/271, K.2008/536

sayılı kararı ile başvurucunun Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 23/6/2000

ve 27/6/2000 tarihli iddianamelerine konu eylemleri nedeniyle basit zimmet

suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

Mahkeme, başvurucunun inkâra yönelik savunmasına, tanıkların dinlenmesinden

sonra alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya içeriğine uygun düştüğünü

belirterek itibar etmemiştir. Ağır Ceza Mahkemesi; çekin alacaklı yerine H.A.

adına düzenlenmesini ve okuma yazması olmayan diğer alacaklının imzalayarak

çeki iki sanığa ciro etmesinin hayatın doğal akışına uygun olmadığını, ikinci

durum bakımından sanıkların paranın ödendiğine dair alacaklıdan imza almaları

gerektiğini bilecek durumda olduklarını değerlendirmiş ve sanıkların birlikte

hareket ettikleri sonucuna varmıştır. Mahkeme son olarak lehe kanun

değerlendirmesi yapmış; 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu’nun değil, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

hükümlerinin ceza itibarıyla lehe olduğuna karar vermiştir.

13.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 29/5/2013 tarihli ve E.2012/13985, K.2013/5846 sayılı

ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Yargıtay ilamında, cezaların

alt sınırdan belirlenmesi ve eylemlerin nitelikli zimmet suçunu oluşturmasına

rağmen basit zimmet suçundan hüküm kurulmasının aleyhe temyiz olmadığından

bozma nedeni yapılamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca eylemlerin nitelikli zimmet

olması nedeniyle suçun zamanaşımına uğramadığı sonucuna varılmıştır.

14.

Başvurucu, nihai kararı 21/8/20013 tarihinde öğrendiğini belirtmiştir.

Başvurucunun karardan daha erken bir tarihte haberdar olduğunu gösteren

herhangi bir bilgi tespit edilememiştir.

15.

Başvurucu 23/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

b. İnfazın Ertelenmesi ve Kefaletin İadesi Talebi

16.

Başvurucu 19/8/2013 tarihinde infazın ertelenmesini ve kefalet bedelinin

iadesini talep etmiştir.

17.

Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi 20/8/2008 tarihli ek kararında yasal ve zorunlu

unsurların bulunmadığı gerekçesiyle infazın durdurulması talebini reddetmiştir.

Kararda Yargıtay ilamında suçun nitelikli zimmet olarak değerlendirilmesi

nedeniyle zamanaşımının bu suç esas alınarak hesaplanacağına, 765 sayılı mülga

Kanun’un 202. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki ceza miktarı gözetildiğinde

uzamış zamanaşımı süresinin 22 yıl 6 ay olduğuna, bu sürenin dolmadığına ve

lehe kanun uygulanarak hükmedilen cezanın onandığına dikkat çekilmiştir.

18.

Kefalet bedelinin iadesi yönünden ise 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 122. maddesi uyarınca hürriyeti bağlayıcı

cezanın infazından kaçınma hâlinde dahi kefalet akçesi irat kaydedileceğinden

bu konunun infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle

kefaletin iadesi talebi de reddedilmiştir.

19.

Başvurucunun itirazı üzerine Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/9/2013 tarihli

ve 2013/2507 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazını kesin olarak

reddetmiştir.

20.

İtirazın reddi kararı başvurucuya 26/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21.

Başvurucu 18/11/2013 tarihinde yeniden bireysel başvuruda bulunmuştur (birleşen

2013/8572 ve 2013/8363 numaralı başvurular).

B. İlgili Hukuk

22.

765 sayılı mülga Kanun’un 202. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Görevi sebebiyle kendisine tevdi olunan veya

muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen

evrak veya senetleri veya diğer malları zimmetine geçiren memura altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve meydana gelen zararın bir

misli kadar ağır para cezası verilir.

Yukarıdaki fıkrada

gösterilen cürüm, dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak

her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmiş ise faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana

gelen zararın üç misli kadar ağır para cezası verilir.”

23.

765 sayılı mülga Kanun’un 13. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ve

müebbet ağır hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder. Muvakkat ağır hapis, kanunda tasrih edilmiyen yerlerde 1 seneden 24 seneye kadardır.”

24.

765 sayılı mülga Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları

şöyledir:

“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında

hukuku amme davası:

…

(2) Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını

müstelzim cürümlerde on beş sene,

(3) -

Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis

yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim

cürümlerde on sene,

… geçmesile ortadan kalkar.”

25.

765 sayılı mülga Kanun’un 104. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan

itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci

maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile

baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”

26.

5237 sayılı Kanun’un “Zimmet”

kenar başlıklı 247. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve

gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren

kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik

hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

27.

5237 sayılı Kanun’un “Dava zamanaşımı”

kenar başlıklı 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları

şöyledir:

“(1) Kanunda başka

türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

…

d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis

cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,

…

Geçmesiyle düşer.”

28.

5237 sayılı Kanun’un “Dava zamanaşımı

süresinin durması veya kesilmesi” kenar başlıklı 67. maddesinin (4)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili

suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.”

29. 1412

sayılı mülga Kanun’un “Tevkiften kefaletle

vazgeçilebilmesi” kenar başlıklı 117. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“104

üncü

maddenin ilk fıkrasının ikinci bendi hükmü haricindeki sebeblerden

dolayı tevkifine karar verilen maznunun kefalet vermesi şartile

tevkifinden vazgeçilebilir.”

30. 1412

sayılı mülga Kanun’un “Kefalet parasının irad kaydı ve acele itiraz” kenar başlıklı 122.

maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Sanık soruşturma veya duruşmada mazeretsiz hazır bulunmaz veya mahküm olup da hürriyeti bağlayıcı cezanın infazından

kaçarsa kefalet karşılığı hazineye gelir kaydedilir veya para cezasını, ödeme

emrinin tebliğine rağmen süresinde ödemez ise kefalet karşılığından para cezası

mahsup edilerek kalan para hazineye gelir kaydedilir.”

31.

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adli kontrol” kenar başlıklı 109.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının ilgili kısımları

şöyledir:

“(1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç

sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede

belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması

yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

…

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya

birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

…

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde

bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme

süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence

miktarını yatırmak.”

32.

5237 sayılı Kanun’un “Güvence”

kenar başlıklı 113. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları

şöyledir:

“(1) Şüpheli veya sanık

tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini

sağlar:

a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün

infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere

hazır bulunması.

…”

33.

5237 sayılı Kanun’un “Güvencenin geri

verilmesi” kenar başlıklı 115. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(1) Hükümlü, 113 üncü

maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine

getirmiş ise güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini

karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen

kısmı kendisine geri verilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

34.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 23/8/2013

tarihli ve 2013/6807 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

35.

Başvurucu; basit zimmet suçundan hüküm kurulması nedeniyle onama tarihi

itibarıyla 765 sayılı mülga Kanun’un lehe kanun hâline geldiğini ve

zamanaşımının dolduğunu, hükmün bozulmamasının da suçun basit zimmet olduğunu

gösterdiğini, suçun nitelikli hâlinden ceza verilmesi durumunda dahi zamanaşımı

için suçun 765 sayılı mülga Kanun’da düzenlenen basit hâline ilişkin cezanın

esas alınacağını, zamanaşımı dolduğundan suçun niteliğinde hata nedeniyle bozma

kararı da verilemeyeceğini, davanın düşürülmesi gerektiğini belirterek kanunsuz

suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ek

olarak her hâlükârda belediye başkanının ödemelerden sorumlu olmadığını, suçun

failinin sadece memurlar olabileceğini, hükümdeki maddi ve hukuki hataları dile

getirmesine rağmen bunların dikkate alınmadığını iddia etmiştir.

36.

Başvurucu 18/11/2013 tarihli dilekçesi ile sahte mühür ve imzaların

kullanılması yönünden gerekli inceleme yapılmadan mahkûmiyetine hükmedildiğini,

suç için öngörülen zamanaşımı süresi dolmakla birlikte haksız biçimde infazın

ertelenmesi talebinin reddedildiğini, uzun süren yargılama sonucunda kefaletin

değerinde azalma meydana geldiğini ancak kefaletin iadesine karar verilmediğini

belirterek adil yargılanma hakkının ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37.

Başvurucu bu nedenlerle verilen kararların ortadan kaldırılmasını, infazın

durdurulmasını, kefaletin iadesi yönünde karar verilmesini ya da bu hususta

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

38.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Bu çerçevede başvurucunun iddialarının

özünün, verilen kararların adil olmadığına yönelik olduğu anlaşıldığından

şikâyetlerinin sadece adil yargılanma hakkı kapsamında ve aşağıdaki başlıklar

altında incelenmesi gerekmektedir.

1. Mahkûmiyetle Sonuçlanan Yargılama Yönünden

39. Başvurucu;

belediye başkanı olması nedeniyle zimmet suçundan mahkûm edilemeyeceğinden,

imza ve mühür yönünden gerekli araştırmaların yapılmadığından ve zamanaşımı

dolmasına rağmen Yargıtay tarafından bozma ya da düşme kararı verilmeksizin

hükmün onandığından şikâyet etmektedir.

40. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

41. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı

48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“(2) Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

42. 6216

sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

43. Anılan

kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Onur Gür,

B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).

44. Adil

yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama

sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle

bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için

başvurucunun; yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu

çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden

bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından

dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının oluşumuna

sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir

(Naci Karakoç, B. No: 2013/2767,

2/10/2013, § 22).

45.

Somut olayda Mahkeme, belediye başkanı olan başvurucunun alacaklılardan farklı

kişiler tarafından tahsil edilen ve zimmete sebebiyet veren çekleri belediyede

görevli olan S.K. ile birlikte imzaladığını tespit etmiş ve sanıkların birlikte

hareket ettikleri sonucuna ulaşmıştır. İlk Derece Mahkemesi; dosya içerisindeki

tanık beyanlarını, bilirkişi raporlarını dikkate alarak başvurucu ve diğer

sanıkların savunmalarına itibar etmediğini kararında açıklamıştır. Kararın

temyiz edilmesinin ardından Yargıtay, her ne kadar basit zimmetten hüküm

kurulmuş ise de eylemlerin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunu ve

zamanaşımının dolmadığını belirtmek suretiyle incelemesine devam etmiştir.

Bununla birlikte aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bu husus, bozma nedeni

yapılmamıştır. Mahkemenin basit zimmet altında ulaştığı sonuç, suçun

nitelemesine yönelik eleştiri yapılarak onanmıştır.

46.

Öte yandan 5237 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde suçun basit ve nitelikli

hâlinin zamanaşımı süresinin Yargıtay karar tarihi itibarıyla dolmadığı

açıktır. 765 sayılı mülga Kanun açısından değerlendirme yapıldığında ise

Yargıtay tarafından eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu kabul

edildiğinden ve bahsi geçen mülga Kanun’da cezanın üst sınırı 24 yıl olarak

öngörüldüğünden bu durumda da kararın zamanaşımı süresi içinde kesinleştiği

görülmektedir.

47. Mahkemelerin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün, derece mahkemeleri tarafından delillerin değerlendirilmesinde

ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

48. Başvurucu;

sonuç olarak yargılama sürecinde sunulan deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına,

ortaya konan temel delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz

olduğuna ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

49. Başvurucunun

Yargıtay içtihatları uyarınca suç niteliğinin değişmesi hâlinde eleştirerek

onama değil, bozma kararı verildiği iddiası; bu iddiasının zamanaşımı nedeniyle

düşme kararı verilmesi gerektiği şikâyetine bağlanması nedeniyle ayrıca

incelenmemiştir. Mühür ve imza yönünden inceleme yapılmadığı şikâyeti ise

başvurucunun nihai karardan 21/8/2013 tarihinde haberdar olunduğu, belirtilen

iddianın ise bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük sürenin geçmesinden

sonra yapılan 18/11/2013 tarihli başvurularda ilk kez dile getirildiği

anlaşıldığından (bkz. §§ 14, 21) ayrıca bir değerlendirmeyi gerektirmemektedir.

50. Açıklanan

nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık

keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. İnfaz ve Kefalete İlişkin Ek Karar Yönünden

51. Başvurucunun iddialarının infazın ertelenmesi ve yatırılan

kefalet akçesinin reddi yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

a. İnfazın Ertelenmesi Talebinin Reddedilmesi

52. Başvurucu, infazın ertelenmesi talebinin haksız biçimde reddedildiğinden

şikâyet etmektedir.

53. Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel

hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi

birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

54. 6216

sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı”

kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel

hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,

ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

55. Yukarıda

belirtilen Anayasa ve Kanun hükmüne göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir

bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale

edildiği iddia edilen hakkın, Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

56. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

içtihadı uyarınca infaza ilişkin kararlar, kişiye yöneltilmiş bir suçlamanın

karara bağlanmasına yönelik değildir ve bu nedenle Sözleşme’nin 6. maddesinin

cezai başlığı bu yargılamaları kapsamamaktadır (Aldrian/Avusturya, B. No: 16266/90, 7/5/1990; Aydın/Türkiye

(k.k.), B. No: 41954/98, 14/9/2000; Grava/İtalya (k.k.), B. No: 43522/98, 5/12/2002; Pawlak/Polonya (k.k.),

B. No: 73620/10, 2/4/2013).

57. Somut olayda Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/8/2008

tarihli ek kararının infazın reddine ilişkin kısmı, doğrudan doğruya cezanın

infazını ilgilendiren bir yargılama işlemidir.

58. Dolayısıyla

başvurucunun, infazın ertelenmesinin reddi kararının adil yargılanma hakkını

ihlal ettiği iddiası Sözleşme ve Anayasa’nın ortak koruma alanının dışında

kaldığından iddianın bireysel başvuru kapsamında incelemesinin yapılması mümkün

değildir.

59. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun şikâyetinin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Kefaletin İadesinin Reddedilmesi

60. Başvurucu, yargılama süresince paranın değerinde meydana

gelen azalmaya rağmen kefalet bedelinin iade edilmesi talebinin

reddedilmesinden şikâyet etmektedir.

61. Başvurucunun kefaletin iadesine ilişkin talebi, infazın

ertelenmesiyle birlikte incelenmiş ve aynı karar ile kabul edilmemiş ise de

adil yargılanma hakkı kapsamında bir şikâyete konu edilip edilemeyeceğinin ayrı

olarak değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

62. 1412 sayılı mülga Kanun’da “kefalet”,

yürürlükteki 5237 sayılı Kanun’da “güvence”

olarak adlandırılan uygulamada; tutuklu olan kişinin belirli miktarda bir

parayı yatırması karşılığında tutuksuz olarak yargılanmasına imkân

tanınmaktadır. Kefalet ya da güvence karşılığında tahliye edilen kişinin,

duruşmalara mazeretsiz olarak katılmaması ya da mahkûmiyet hâlinde hükmün

infazına dair işlemlere riayet etmemesi durumunda ise kefalet Hazineye gelir

kaydedilmektedir. Kararın kesinleşmesinden itibaren kişinin hükmün infazına

yönelik davranışları sonucunda kefaletin ya da güvencenin geri ödenmesi ya da

gelir olarak kaydedilmesi söz konusu olabilmektedir.

63. Bu itibarla somut olay için “kefalet bedelinin iadesi”

infazla bağlantılı olmakla birlikte kararın bu kısmı, mahkûm olunan cezanın

infazına dair bir işlem şeklinde nitelendirilemez. Öte yandan yargılamanın

konusunun bir miktar paranın iade edilip edilmemesi olması nedeniyle de yargılama,

başvurucunun “medeni haklarını” ilgilendirmektedir. Dolayısıyla başvurucunun

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

64.

Derece Mahkemeleri, başvurucunun talebini reddederken 1412 sayılı mülga Kanun’a

atıf yapmış fakat ret gerekçesini, hürriyeti bağlayıcı cezanın infazından

kaçınılması hâlinde dahi ödenen bedelin irat kaydedileceği hususuna

dayandırmıştır. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi, kefaletin iade edilip

edilmeyeceğinin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği belirtilmek

suretiyle hükmün infazı aşamasında talepte bulunulabileceğine ve ret kararının

kefalet yönünden kesin bir durum oluşturmadığına dikkat çekmiştir.

65.

Sonuç olarak başvurucunun kefalet bedelinin iadesi talebinin reddi bağlamındaki

iddiasının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşılmaktadır.

66. Bu

nedenle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların,

1. Mahkûmiyetle

sonuçlanan yargılama yönünden açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İnfazın ertelenmesinin reddi

kararı yönünden konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kefalet

bedelinin iadesi talebinin reddi kararı yönünden açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Okan TAŞDELEN Başvurucu : Metin OKTAY Vekili : Av. Ali ARSLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6807, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkının
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6807
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi Başvurusu (B. No: 2014/8843)
  • A.z. Başvurusu (B. No: 2013/3228)
  • Erdener Demirel Başvurusu (B. No: 2013/1869)
  • Günay Dağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1631)
  • Mehmet Sanverdi Başvurusu (B. No: 2013/7947)
  • İsmail Çevik Başvurusu (B. No: 2013/5727)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.