İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhammed Daş Başvurusu (B. No: 2015/6320)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, resen yapılan

Başvuru No2015/6320Tarih30 Ekim 2018Okuma11 dk · 2.269 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Muhammed Daş Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/6320
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.269 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, resen yapılan

tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve bu

incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga

250. maddeyle görevli) yürütülen bir soruşturma kapsamında 2/3/2012 tarihinde

gözaltına alınmış ve Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddeyle görevli) 5/3/2012 tarihli kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmıştır.

7. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26/4/2012 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma, terör örgütü

propagandası yapma, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme,

görevi yaptırmamak için direnme ve izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmak

suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza

mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

8. Dava, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddeyle görevli) E.2012/266 sayılı dosyası üzerinden başvurucu bakımından

tutuklu olarak görülmüştür.

9. Öte yandan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1.

maddesi ile CMK mülga 250. maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin

kaldırılması üzerine Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli

kararı ile dosya, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/160)

devredilmiştir.

10. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 28/4/2014 tarihinde

yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucunun

tutukluluk durumunu da -duruşma yapmaksızın- değerlendirmiş ve tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

11. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2014, 17/6/2014,

7/7/2014, 6/8/2014, 4/9/2014, 23/10/2014, 4/12/2014 ve 26/12/2014 tarihlerinde

başvurucunun tutukluluk durumunu duruşma açarak ancak başvurucuyu dinlemeden

değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

12. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 2/10/2014, 6/11/2014 ve

6/1/2015 tarihlerinde yapılan duruşmalara başvurucu ve müdafii

birlikte katılmış, başvurucunun bu duruşmalarda genel olarak tutuklulukla

ilgili bir talepte bulunmadığı görülmüş ancak başvurucu müdafii

tahliye talebini duruşmalar sırasında sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir.

Mahkeme, bu duruşmalarda tahliye taleplerini kabul etmeyerek başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

13. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 6/1/2015 tarihli duruşmada

verilen ara karara istinaden 4/2/2015 tarihinde duruşma açarak ve sadece

Cumhuriyet savcısının görüşünü alarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

14. Başvurucu 26/2/2015 tarihinde karara itiraz etmiştir. İtiraz

mercii olan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısından görüşünü

yazılı olarak almış ve dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda UYAP kaydına

göre 4/3/2015 tarihli kararıyla itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

15. Başvurucu, anılan kararı 6/4/2015 tarihinde tebliğ almak

suretiyle öğrenmiştir.

16. Başvurucu 7/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 5/3/2015 ve 29/4/2015

tarihlerinde yapılan duruşmalara başvurucu ve müdafii

birlikte katılmış, başvurucu müdafii, tahliye

talebini duruşma sırasında sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir. Mahkeme,

tahliye talebini kabul etmeyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir.

18. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2017 tarihinde

yapılan duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucunun anılan

tahliye kararı üzerine serbest bırakıldığı anlaşılmıştır.

19. Mahkeme 9/1/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör

örgütü yönetme suçundan 12 yıl 6 ay hapis,görevi

yaptırmamak için direnme suçundan iki kez 10 ay hapis, izinsiz olarak tehlikeli

madde bulundurmak suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 11.100 TL adli para,

terör örgütü propagandası yapmak suçundan 10 ay hapis cezaları ile

cezalandırılmasına; bazı eylemler yönünden ise davanın ertelenmesine karar

vermiştir.

20. Anılan mahkûmiyet kararı başvurucu tarafından istinaf

edilmiş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf

incelemesi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesindedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

"(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına

veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

"(5) Bu madde ile 100

üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2)

Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim

veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103

üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan

istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar

bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet

savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü

alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesi

şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100

üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2)

Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde

şüpheli tarafından da istenebilir.

(3)

Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının

gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar

arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen

karar verir. "

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

27. 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz

olunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267. maddesi şöyledir:

"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği

hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

28. 5271 sayılı Kanun'un "Karar"

kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak

üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli

görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; üç yılı aşkın bir süredir tutuklu olduğunu ve

tutukluluğunun makul süreyi aştığını, tutukluluğunun devamına dair mahkeme

kararlarının gerekçelerinin matbu cümlelerin tekrarından ibaret olup ilgili ve

yeterli olmadığını, tutukluluğun devamına karar verilmesinin kanun önünde

eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını, uzun süredir tutuklu olduğu için

yükseköğrenimini devam ettiremediğini belirterek Anayasa'nın 10., 19. ve 42.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özü

itibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devam

ettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık

altındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

değerlendirilmiştir.

32. Başvurucu, tutukluluğu nedeniyle yükseköğrenimine devam

edemediğini belirterek Anayasa’nın 42. maddesi ile güvence altına alınan eğitim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun tutuklanması

nedeniyle öğrenimine devam edememesi hürriyetinden yoksun kalmasının doğal

sonucu olup ayrıca başvurucunun eğitim hakkına bir müdahalede bulunulmamıştır.

Başvurucunun tutuklulara sağlanan eğitime ilişkin imkânlardan yoksun

bırakıldığı yönünde bir şikâyeti bulunmamaktadır. Bu nedenlerle başvurucunun

anılan iddiasının tutukluluğa ilişkin iddiaları çerçevesinde Anayasa'nın 19.

maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür (Benzer yöndeki bir

değerlendirme için bkz. Ersel Turhan,

B. No: 2014/1191, 17/5/2016, § 31).

33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

35. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

36. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

37. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 13/2/2017 tarihinde

tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına

ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada

incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun

tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece

başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun

telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Resen Yapılan

Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (1) ve (3)

numaralı fıkralarına göre yapılan tüm tutukluluk incelemelerinin dosya üzerinde

yapıldığını, bu incelemelerde kendisinin dinlenmeden karar verildiğini

belirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

41. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

42. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalanhak ihlali iddiasını içeren

başvurular, bireysel başvuru kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

43. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme’nin 5. maddesinin

(4) numaralı fıkraları, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye

tutuklanmasının yasallığı hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması

kanuni değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı

tanımaktadır. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri, esas olarak tutukluluğun

yasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte

olan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının

incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 30).

44. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinde, soruşturma evresinde

şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler

itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. madde

hükümleri gözönünde bulundurularak, kovuşturma

evresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip

gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında

ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim veya mahkemece resen karar

verileceği hükme bağlanmıştır.

45. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılacak

değerlendirme resen yapılmakta olup Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme

hakkı kapsamında değerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Resen Yapılan

Tutukluluk İncelemelerinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu; yapılan tutukluluk incelemeleri sırasında alınan

savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğini, bu görüşlerle ilgili

savunmasının alınmadığını belirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

48. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

49. Başvurucu, davanın görüldüğü mahkemece yapılan tutukluluk

incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediğini ileri

sürmekte ise de mahkemece yapılan hangi tutukluluk incelemesi veya incelemeleri

sırasında savcılıktan görüş alındığını ve bunun kendisine tebliğ edilmediğini

belirtmemiştir. Başvurucunun tutuklulukla ilgili kararların verildiği duruşmalara

katıldığı anlaşılmakla davanın görüldüğü mahkeme kararlarına ilişkin

şikâyetinin resen yapılan tutukluluk incelemelerine yönelik olduğu sonucuna

varılmıştır.

50. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca resen yapılan

tutukluluk incelemeleri, Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamına dâhil değildir

(bkz. §§ 42, 45).

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk incelemeleri

sırasında alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediği iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Resen yapılan tutukluluk incelemeleri sırasında alınan

savcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : Muhammed DAŞ Vekili : Av. Keziban YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/6320, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tutukluluğun Makul
  9. B. Resen Yapılan
  10. C. Resen Yapılan
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/6320
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Yücel Koç Başvurusu (B. No: 2015/20107)
  • Yusuf Kuşluk Başvurusu (B. No: 2015/20072)
  • Güli Ertaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/638)
  • Bülent Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27308)
  • Groseri Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/29997)
  • Nursel Aydoğan Başvurusu (B. No: 2016/35718)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.