İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhammet Ali Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8403)

1. Başvuru; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında

Başvuru No2014/8403Tarih10 Ekim 2019Okuma26 dk · 5.118 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Muhammet Ali Yılmaz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2014/8403
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.118 kelime·26 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında

verilen ihtiyati tedbir ve haciz kararının uzun süredir devam etmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının, yargılama sürecinde haksız ve hukuka aykırı işlem tesis

edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, Mahkemenin yanlı tutumu nedeniyle

tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların tanıdığı ve yakını olan C.Y., bir dönem

B. Plastik Ticaret A.Ş.de (şirket) muhasebe görevlisi ve kasa sorumlusu olarak

görev yapmıştır.

A. Başvuru konusu Davadan Önceki Süreç

9. Şirket, C.Y. ve aralarında başvurucular Kadim Yılmaz

ve Muhammet Ali Yılmaz'ın da yer aldığı şahısların mal varlığı ile ilgili

ileride açılacak davaya esas olmak üzere 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 101 vd. maddeleri gereği ihtiyati tedbir

talebinde bulunmuştur.

10. Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/9/2008 tarihli

ve E.2008/30 Değişik iş sayılı kararı gereği 3.000 TL teminat karşılığında,

başvurucular Kadim Yılmaz adına İzmir ili Torbalı ilçesi 424 ada 11-12-13

parselde tapuda kayıtlı taşınmazlar ile Muhammet Ali Yılmaz adına tapuda İzmir

ili Buca ilçesi 10226 ada 1 parselde kayıtlı 17 no.lu bağımsız bölümün üçüncü

kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tedbir konulmuştur.

B. Başvuru Konusu Dava Süreci

11. Şirket ve yurtdışı kaynaklı olan S. T. Ltd. Şti

isimli şirket, C.Y.nin, çalışanlara dağıtılmak üzere şirket işleri nedeniyle

kendisine verilen veya hesabına gönderilen paraları Yılmaz soyisimli

kişilere aktarmak suretiyle kendilerini maddi ve manevi zarara uğrattığını

iddia ederek içerisinde başvurucuların da bulunduğu şahıslar aleyhine 9/10/2008

tarihinde Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

12. Mahkeme 20/10/2008 ve 23/10/2008 tarihli ara

kararları gereği başvuruculardan Rıza Yılmaz adına tapuda kayıtlı İstanbul ili

Sancaktepe ilçesi 6852 ada 21-22 parsel, 6859 ada 17 parsel ve 6856 ada 7

parsel sayılı taşınmazlar ile başvuruculardan Kadim Yılmaz adına trafikte

kayıtlı 34 ER 0006 plakalı aracın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi

amacıyla tedbir koymuştur.

13. Başvurucuların yargılama sırasında ihtiyati tedbir

kararlarına yaptıkları itirazlar, Mahkemenin 25/5/2010, 23/2/2012, 18/12/2014

tarihli celselerdeki ara kararlarıyla reddedilmiş, en son 30/5/2019 tarihli ara

kararda başvurucu Rıza Yılmaz adına kayıtlı İstanbul ili Sancaktepe ilçesi 6852

ada 22 parsel, 6859 ada 17 parsel ve 6856 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar

hakkında tedbirin kaldırılmasına, diğer tedbirlerin aynen devamına karar

verilmiştir. Başvurucular bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuş,

inceleme henüz sonuçlanmamıştır.

14. Başvurucular Kadim Yılmaz ile Muhammet Ali Yılmaz

tarafından Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tazminat davasında

Mahkeme 12/04/2011 tarihli kararıyla dosyayı Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

dosyası ile birleştirmiştir.

15. Mahkeme 1/3/2011 tarihli celsede, ihtiyati tedbir

kararının verildiği tarihten itibaren yasal olarak öngörülen on günlük süre

geçtikten sonra dava açıldığını belirterek Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

29/9/2008 tarihli ihtiyati tedbir kararını kaldırmış, 20/10/2008 ve 23/10/2008

tarihli tedbirlerin dava açıldıktan sonra verildiğini belirterek tedbirlerin

dava sonuçlanıncaya kadar aynen devamına karar vermiştir. Davacı tarafın

yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebi açısından Mahkeme, davanın

maddi ve manevi tazminat davası olduğunu, olumlu sonuçlanması hâlinde alacağın

karşılıksız kalmaması için 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas

Kanunu'nun 257. vd. maddeleri gereğince dava sonuçlanıncaya kadar 20/10/2008 ve

23/10/2008 tarihli ihtiyati tedbirler de nazara alınarak 495.000 TL alacakla

sınırlı kalacak şekilde teminat karşılığında başvurucuların taşınır ve taşınmaz

malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar

vermiştir.

16. Mahkeme 12/4/2011 tarihli celsede, ihtiyati haciz

kararını İzmir ili Torbalı ilçesi 424 ada 11-12-13 parselde tapuda kayıtlı

taşınmazlar ile İzmir ili Buca ilçesi 10226 ada 1 parselde kayıtlı 17 no.lu

bağımsız bölüm yönünden sınırlandırarak başvurucular adına kayıtlı diğer mal

varlıklar üzerindeki ihtiyati haciz kararını kaldırmıştır.

17. Başvurucular yargılama sırasında ihtiyati haciz

kararına itirazda bulunmuşlar, Mahkeme 12/4/2011, 23/2/2012 tarihli celselerde

talepleri reddetmiştir. Mahkeme en son ihtiyati hacze yapılan itirazın

duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar vermiş, 5/9/2012 tarihinde yapılan

duruşmada itirazı reddetmiştir. Başvurucuların temyiz talebi üzerine Yargıtay

4. Hukuk Dairesi 18/3/2013 tarihli kararıyla ret kararını onamıştır.

Başvurucular onama kararını 19/6/2013 tarihli celsede öğrenmişlerdir.

18. Kartal Adliyesinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

kararı ile kapatılması üzerine dosya, İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmiştir.

19. Bu arada İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

2009/69 esas sayılı dosyasında, başvurucular, C.Y. ve üçüncü şahıslar aleyhine,

tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı

ve özel belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açılmış, Mahkemenin

10/2/2016 tarihli kararında başvurucuların beraatine karar verilmiş, karar

Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 22/4/2019 tarihli kararıyla başvurucular açısından

onanmış, hüküm başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz yönünden aynı

tarihte kesinleşmiştir.

20. Davacı şirket yöneticileri hakkında Bakırköy 1. Ağır

Ceza Mahkemesinde kaçakçılık ve sahtecilik suçundan dava açılmış, duruşması

4/10/2019 tarihine bırakılmıştır.

21. Başvurucu Muhammet Ali Yılmaz reddi hâkim talebinde

bulunmuş, red talebi üzerine inceleme yapan İstanbul Anadolu15. Asliye Hukuk

Mahkemesi (kapatılan Kartal 4. Asliye HukukMahkemesi) tarafından talebin esası

hakkında karar verilmemiş, temyiz üzerine karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi

tarafından bozulmuştur. Bozma üzerine İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk

Mahkemesi tarafından talebin reddine karar verilmiş, bu defa karar aynı

Dairenin 23/9/2013 tarihli kararıyla onanmıştır.

22. Başvuruya konu davanın yargılaması hâlen devam

etmekte olup duruşması 5/12/2019 tarihine bırakılmıştır.

23. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan

sorgulamaya göre başvurucu Rıza Yılmaz 21/6/2016 tarihinde vefat etmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili

Mevzuat

a. İhtiyati Tedbire İlişkin Düzenlemeler

24. 1086 sayılı mülga Kanun'un 101. maddesi şöyledir:

"Hakim iki taraftan birinin

talebiyle davanın ikamesinden evvel veya sonra aşağıda gösterilen hal ve

şekillerde ihtiyati tedbirler ittihazına karar verebilir:

1– Menkul ve gayrimenkul malların ayni

münazaalı ise bunun haciz veya yeddiadle tevdiine,

2– Münazaalı şeyin muhafazası için

lazımgelen her türlü tedbirlerin ittihazına,

3– Kanunu Medeni ile muayyen hallerde

nafaka alınmasına,

4– Ayrılık veya boşanma davası üzerine

Kanunu Medeni mucibince icap eden muvakkat tedbirlerin ittihazına."

25. 1086 sayılı mülga Kanun'un 103. maddesi şöyledir:

"101 ve102 nci maddelerde

gösterilen hallerden başka tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı

anlaşılan hallerde tehlike veya zararı defi için hakim icap eden ihtiyati

tedbirlerin icrasına karar verebilir."

26. 1086 sayılı mülga Kanun'un 109. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"İhtiyati tedbir kararı dava

ikamesinden evvel verilmiş ise tatbik edilmiş olsun olmasın kararın verildiği

tarihten itibaren on gün zarfında esas hakkında dava ikamesi lazımdır...

..."

27. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 389. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Mevcut durumda meydana

gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde

zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle

bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde,

uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."

28. 6100 sayılı Kanun'un 391. maddesinin (1) ve

(3)numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal

veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin

yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı

engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir."

"(3) İhtiyati tedbir talebinin

reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve

kesin olarak karara bağlanır."

29. 6100 sayılı Kanun'un 394. maddesinin (5) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(5) İtiraz hakkında verilen karara

karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin

olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını

durdurmaz. "

b. İhtiyati

Hacze İlişkin Düzenlemeler

30. 2004 sayılı Kanun'un 257. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi

gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan

taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten

haczettirebilir.

..."

31. 2004 sayılı Kanun'un 258. maddesi şöyledir:

"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre

yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz

sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.

Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte

serbesttir.

(Ek fıkra:17/7/2003 – 4949/60 md.;

Değişik: 2/3/2005-5311/16 md.) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı

istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle

inceler ve verdiği karar kesindir."

32. 2004 sayılı Kanun'un 259. maddesi şöyledir:

"İhtiyati haciz istiyen alacaklı

hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden

uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96

ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.

Ancak alacak bir ilama müstenid ise

teminat aranmaz.

Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya

müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.

Tazminat davası ihtiyati haczi koyan

mahkemede dahi görülür."

33. 2004 sayılı Kanun'un 265. maddesi şöyledir:

"Borçlu kendisi dinlenmeden verilen

ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı;

huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının

kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla

itiraz edebilir.

(Ek ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/63

md.) Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî

haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi

gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.

Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren

tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.

İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği

bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet

edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir

veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme

yapılarak karar verilir.

(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.;

Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf

yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve

verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının

icrasını durdurmaz."

34. 2004 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin,

26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten

önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanır."

B. Uluslararası

Hukuk

35. İlgili hukuk için bkz. Hesna Funda Baltalı ve

Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. (GK), B. No: 2014/17196,

25/10/2018, §§ 35-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 10/10/2019 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

37. Başvurucular, kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinde bulunmuşlar ancak buna ilişkin somut ve kabul edilebilir

bir gerekçe belirtmemişlerdir. Başvuruya konu olayın niteliği de gözönüne

alındığında gizlilik kararı verilmesini gerektirecek bir husus tespit edilmemiş

ve talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

A. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz

Yönünden

1. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucular Mahkemece yasal şartlar oluşmadığı hâlde

ihtiyati tedbir ve haciz kararı verildiğini, uzun süren tedbir ve haciz

nedeniyle anayasal haklarının zedelendiğini iddia etmişlerdir.

39. Başvurucuların şikâyetleri, tedbir ve haczin haksız

olduğuna ilişkin şikâyetler ile tedbirlerin makul süreyi aşacak şekilde

uygulanmasına yönelik şikâyetler başlığı altında ayrı ayrı incelenmiştir.

a. Tedbirlerin

Haksız Olması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. İhtiyati tedbir ve haciz kararlarının verilmesi

süreci ve kanun yollarının mevzuatta farklı düzenlenmesi nedeniyle

başvurucuların bu yöndeki şikâyetleri ayrı başlıklar altında

değerlendirilmiştir.

i. İhtiyati Haciz Kararı Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği,

başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.

42. Somut olayda Mahkeme 1/3/2011 tarihli ara kararla

2004 sayılı Kanun'un 257. vd. maddeleri gereği başvurucuların taşınır ve

taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine

karar vermiş, bu karara karşı yapılan itirazın 5/9/2012 tarihli ara kararla

reddedilmesi üzerine başvurucular temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay 4.

Hukuk Dairesi 18/3/2013 tarihli kararı ile Mahkemenin ret kararını onamıştır.

Başvurucular, Yargıtay onama kararını 19/6/2013 tarihli celsede öğrenmişler

ancak bu tarihten itibaren otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 30/5/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz Adına

Kayıtlı Taşınmazlara Yönelik İhtiyati Tedbir Kararı Yönünden

44. Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832,

12/2/2013, § 14).

45. Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/9/2008 tarihli

ve E.2008/30 Değişik iş sayılı kararı gereği 3.000 TL teminat karşılığında,

başvurucular Kadim Yılmaz adına İzmir ili Torbalı ilçesi 424 ada 11-12-13

parselde tapuda kayıtlı taşınmazlar ile Muhammet Ali Yılmaz adına tapuda İzmir

ili Buca ilçesi 10226 ada, 1 parselde kayıtlı 17 no.lu bağımsız bölümün üçüncü

kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tedbir konulmuş, tedbir kararı

Mahkemenin 1/3/2011 tarihli ara kararı ile kaldırılmıştır. Dolayısıyla ihlal

iddiasına konu tedbir kararı en son 1/3/2011 tarihinde hüküm ve sonuçlarını

doğurmuştur.

46. Bu itibarla başvurucunun mezkûr şikâyetine konu

sürecin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce gerçekleştiği ve sona erdiği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

iii. Başvurucu Kadim Yılmaz Adına Kayıtlı 34 ER 0006

Plakalı Araç Hakkında Verilen İhtiyati Tedbir Kararı Yönünden

47. 1086 sayılı mülga Kanun'da ihtiyati tedbir

kararlarına karşı herhangi bir kanun yolu öngörülmemiştir. 1/10/2011 tarihinde

yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'da ise ihtiyati tedbir kararlarına karşı

kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiş ancak kanun yolundan neyin

anlaşılması gerektiği ile ilgili olarak Yargıtay daireleri arasında ortaya

çıkan görüş ayrılığı üzerine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu

ilk derece mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu

taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz

yolunun kapalı olduğuna karar vermiştir (21/2/2014 tarihli ve E.2013/1,

K.2014/1 sayılı kararı). Dolayısıyla somut olay açısından bireysel başvuru

tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlamaması nedeniyle

başvurucunun ihtiyati tedbir kararına yaptığı itiraz üzerine verilen karara

karşı başvurabileceği etkili bir hukuk yolu bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan

bu iddia yönünden başvurucunun ihtiyati tedbir kararına karşı Mahkemesine

yaptığı itiraz ile birlikte başvuru yollarını tükettiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

49. İhtiyati tedbir konulan araç başvurucu Kadim Yılmaz

adına kayıtlıdır. Başvurucular aleyhine açılan somut davada, söz konusu aracın

tazminat davasına konu alacaklarla elde edildiği belirtilerek üçüncü kişilere

devri önlenmiştir. Dolayısıyla ekonomik bir değer ifade eden araç başvurucu

yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiği hususu tartışmadan

varestedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. İlyas Yılmaz, B.

No: 2015/1927, 22/3/2018, §§ 53-54).

50. İhtiyati tedbirin haksız olduğu şikâyeti yönünden

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi

gündemine gelen benzer başvurularda değerlendirmeler yapılmış ve bazı ilkeler

tespit edilmiştir. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi kararlarında, özel kişiler

arasındaki borç ilişkisi nedeniyle alacaklının alacağının zamanında ödenmesini

teminat altına almak amacıyla borçlunun taşınmazı üzerindeki tasarruf

yetkisinin bir mahkeme kararına dayalı geçici olarak kısıtlanmasının kişilerin

mülkiyet hakkına yönelik olarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale

niteliğinde olmadığı, ancak kimi durumlarda özel kişiler arasındaki

uyuşmazlıklarda devlete düşen pozitif yükümlülüklerin söz konusu olabileceği (Türkiye

Emekliler Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 34), bu pozitif

yükümlülükler gereği mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin

alınmasının zorunlu olduğu (Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41) vurgulanmıştır.

51. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri

uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası

uyuşmazlıklar ile ilgili olsun ya da olmasın- yargı kararlarının uygulanması ve

kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili bir icra sistemi kurma

sorumluluğunun bulunduğunu (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 71), devletin bu sistemi kurarken gerek

alacaklının gerekse de borçlu ve diğer ilgili üçüncü kişilerin hak ve

menfaatlerini gözeterek kişilerin mülkiyet haklarının korunması için gerekli

tedbirleri almak zorunda olduğunu, buna göre bir yandan alacaklının mülkiyet

hakkı kapsamındaki alacağına kavuşması için etkin bir icra yolunun

oluşturulması, diğer yandan da icradan etkilenen borçlu ve diğer ilgili

kişilere, mülkiyet haklarına yapılan müdahalelerin keyfî veya hukuka aykırı

olduğunu ileri sürebilmeleri için etkin biçimde itiraz edebilme olanağının

tanınması gerektiğini (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San.

ve Tic. Ltd. Şti., § 72) ifade etmiştir.

52. Anayasa Mahkemesi benzer bir başvuruda yaptığı

değerlendirmede, tedbir kararının hukuka aykırı veya haksız olup olmadığının

tespitinin -kural olarak- öncelikle delilleri ilk elden değerlendirme imkânına

sahip olan derece mahkemelerinin takdirinde olduğunu, bireysel başvuru

kapsamında, açıkça keyfî olmadığı veya bariz bir takdir hatası içermediği

sürece delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

müdahale edilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesinin görevinin, somut olay bağlamında

özel kişiler arasında görülen uyuşmazlığın çözümüyle ilgili olarak mülkiyet

hakkının korunmasının gerekliliklerine uygun hareket edilip edilmediği ve

devlete düşen pozitif yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini tespit

etmekten ibaret olduğunu belirtmiştir (Nihal Soydan, B. No: 2015/3112,

23/1/2019, § 38).

53. Somut olayda Mahkemenin 20/10/2008 tarihli ara

kararında, 1086 sayılı mülga Kanun'un 101. ve 6100 sayılı Kanun'un 389 vd.

maddeleri gereği başvuruculardan Kadim Yılmaz adına trafikte kayıtlı 34 ER 0006

plakalı aracın üçüncü kişilere rızaen veya cebren devrinin önlenmesi amacıyla

1.000 TL nakit veya muteber bir bankanın süresiz teminat mektubu karşılığı

tedbir konulduğu anlaşılmıştır. Derece mahkemesinin dosyada toplanan delilleri

ilgili hukuk kuralları çerçevesinde yorumlamak suretiyle tedbir kararı verdiği,

başvurucunun yargılama sırasında ihtiyati tedbirin hukuka aykırı olarak

konulduğuna dair iddia ve itirazlarını sunabilme imkânı bulduğu anlaşılmıştır.

Derece mahkemesinin tedbire ilişkin kararının keyfî olmadığı, dosyada ileri

sürülen iddia ve toplanan delillerle ilgili ve yeterli olduğu anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda ihtiyati tedbirin haksız konulduğu

şikâyeti yönünden devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin

somut olayda yerine getirildiği sonuca varıldığından bu şikâyet yönünden bir

ihlalin olmadığı açıktır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. İhtiyati Tedbir ve Haciz Sürecinin Makul Sürede

Sonuçlanmadığı Şikâyeti Yönünden Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

i. Başvurucuların

İddiaları

56. Başvurucular ihtiyati tedbir ve haciz sürecinin makul

sürede sonuçlanmadığını, uzun süredir mal varlıklarına el konulduğunu

belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

ii. Değerlendirme

(1) Kabul

Edilebilirlik Yönünden

57. Başvurucular adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde

29/9/2008-1/3/2011 tarihleri arasında 1086 sayılı mülga Kanun'un 101 vd.

maddeleri gereği ihtiyati tedbir, 1/3/2011 tarihinden itibaren ihtiyati haciz

kararı, başvurucu Kadim Yılmaz adına kayıtlı araç üzerinde de 20/10/2008

tarihinden itibaren ihtiyati tedbir kararı uygulandığı anlaşılmaktadır.

58. Öncelikle sadece ihtiyati haciz talep edenin

sorumluluğu ile sınırlı olarak tazminat ödenmesini öngören 2004 sayılı Kanun'un

259. maddesindeki tazminat davası kamu makamlarının sorumluluğu ile ilgili

ihtiyati haczin makul süreyi aştığı şikâyeti yönünden etkili bir hukuk yolu

değildir (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd.

Şti., §§ 58-62). Dolayısıyla başvurucunun belirtilen bu şikâyeti ile ilgili

olarak etkili bir başvuru yolunun mevcut olmadığı da gözetildiğinde açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

(2) Esas

Yönünden

59. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer bir şikâyeti Hesna

Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. başvurusunda

incelemiş ve sonuca bağlamıştır.

60. Anayasa Mahkemesi muhtemel bir alacağın güvence

altına alınarak etkisizleşmesinin önüne geçilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan

tedbirlerin alınması ve bu tedbirler kapsamında kamu makamlarının mülk üzerinde

belirli bir süreyle hukuki tasarruflarda bulunulmasının sınırlandırılması

bakımından geniş bir takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak devletin

mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde yapılan inceleme

sonucunda söz konusu tedbirlerin uygulanmasının mülk sahibine kaçınılmaz

olandan aşırı bir külfet de yüklememesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda

hukuki ilişkinin diğer tarafının haklarını korumak için tedbiri uygulayan kamu

makamlarının söz konusu tedbirin başvurucunun mülkiyet hakkına etkilerini de

gözetmesi ve ölçüsüz bir müdahaleye yol açmaması gerekmektedir (Hesna Funda

Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., § 79).

61. Buna göre mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin

uygulanmasının ölçülü olabilmesi için ise gerek kapsamı gerekse de süresi

itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekmektedir. Bireylerin mülkiyet

haklarıyla ilgili olarak bu ve benzeri tedbirlerin uygulanmasının zarara yol

açması kaçınılmazdır. Ancak bu zararın kaçınılmaz olandan ağır veya aşırı

sonuçlara da yol açmaması veya böyle bir zararın oluşması durumunda kamu

makamlarınca uygun yöntem ve vasıtalarla makul sürede gideriminin sağlanması

gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirler

uygulanması ve bu tedbirlerin belirli bir süre de devam etmesi ancak bireye

şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği takdirde ölçülü görülebilir. Diğer

bir deyişle mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirlerin söz konusu olduğu

durumlarda tedbiri uygulayan kamu makamlarının ivedi olarak ve özenli bir

biçimde davranma yükümlülükleri bulunmaktadır. Aksi hâlde yani tedbirin makul

olmayan bir süre devam etmesi, mülkiyet hakkının tanındığı yetkilerin

kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi suretiyle mülk sahibine

orantısız bir külfet yüklemiş olur (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda

Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., §§ 73-80).

62. Benzer nitelikteki somut olay bakımından da bu

ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Nitekim

başvuruculardan Kadim Yılmaz adına İzmir ili Torbalı ilçesi 424 ada 11-12-13

parselde tapuda kayıtlı taşınmazlar ile Muhammet Ali Yılmaz adına tapuda İzmir

ili Buca ilçesi 10226 ada, 1 parselde kayıtlı 17 no.lu bağımsız bölümü üzerinde

üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla 29/9/2008-1/3/2011

tarihleri arasındaihtiyati tedbir uygulandığı bu tarihten itibaren tedbirlerin

kaldırılarak taşınmazlar üzerinde ihtiyati haciz kararı verildiği, yine

başvurucu Kadim Yılmaz adına kayıtlı 34 ER 0006 plakalı araç hakkında da

20/10/2008 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiği, söz konusu tedbir ve

hacizlerin hâlen devam ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla olayda mülkiyet

hakkını sınırlandıran tedbir sürecinin taşınmazlar yönünden yaklaşık 10 yıl 11

ay, araç yönünden 10 yıl 10 aydır sürdüğü tespit edilmiştir. Bu tedbir süreci

bir bütün olarak ele alındığında söz konusu sürenin makul olmadığı kuşkusuzdur.

Bu durumda mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbirin başvuruculara şahsi olarak

aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği, başvurucuların mülkiyet hakkının

korunmasına ilişkin olarak somut olay bağlamında devletin pozitif

yükümlülüklerinin tam ve etkin bir biçimde yerine getirilmediği sonucuna

varılmıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiaları

64. Başvurucular, yargılamanın uzaması nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

65. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı

Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

66. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

67. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

68. Kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali

külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu

gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi ilk bakışta ulaşılabilir olan ve

ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

69. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Diğer İhlal İddiaları

71. Başvurucular; başvuru konusu davada, şirket

temsilcisinin yetkisi olmadığı hâlde yargılamaya devam edildiğini, davacı

tarafça dosyaya sonradan sunulan vekâletnamenin sahte olduğunun yargı kararı

ile tespit edildiğini ancak Mahkemenin bu durumu dikkate almadığını, kapatılan

Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/29 Değişik iş sayılı delil tespiti

dosyasında bilirkişinin taraflı rapor verdiğini, Mahkemenin de tarafsız

davranmadığını, bu dosyada Mahkemece keşif mahalline gidilmeden tutanak

düzenlendiğini, davacı şirkete ait yurtdışındaki paravan şirketlerin varlığının

gümrük müfettişi raporuyla tespit edildiğini, somut delillere rağmen Mahkemenin

hukuka aykırı ve taraflı uygulamaları nedeniyle anayasal haklarının zedelendiğini

belirterek Anayasa'nın 17. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

72. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

73. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, § 17).

74. Başvuru konusu davada ilk derece mahkemesinde

yargılamanın hâlen devam ettiği, Mahkemece duruşma gününün 5/12/2019 tarihine

bırakıldığı, bu açıdan yargısal yollar tamamlanmadan yapılan başvuruda,başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucu Rıza Yılmaz Yönünden

76. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik incelemesi ve şartları" kenar başlıklı 48. maddesinin

(5) numaralı fıkrası şöyledir:

"(5) Kabul edilebilirlik şartları

ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle

düzenlenir."

77. İçtüzük'ün 80. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan

herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden görülmemesi.

(2) Bölümler ya da Komisyonlar;

yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması

ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya

da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam

edebilir."

78. Anayasa Mahkemesi kararlarında, bireysel başvuru

tarihinden sonra vefat eden başvurucunun mirasçılarının makul bir süre

içerisinde başvuruyu devam ettirme iradesini ortaya koymamaları ve başvurunun

incelenmesini gerekli kılan herhangi bir anayasal nedenin de tespit edilmemesi

durumunda başvurunun düşmesine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir (Asya

Oktay ve Diğerleri, B. No: 2014/3549, 22/3/2017).

79. Başvurucu Rıza Yılmaz'ın başvuru tarihinden sonra

21/6/2016 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Her ne kadar başvurucunun mirasçıları

Besi Yılmaz, Güler Yılmaz Yıldıran, Muhammet Ali Yılmaz, Murat Yılmaz ve S.Y.

30/9/2019 tarihli dilekçeleri ile başvuruya mirasçı olarak devam etmek

istediklerini belirtmişlerse de başvurucu murisin ölüm tarihine göre bu

taleplerini makul bir süre içerisinde dile getirmedikleri anlaşılmaktadır. Öte

yandan, başvurunun sürdürülmesinde, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına

saygıyı gerekli kılan her hangi bir durum da tespit edilmemiştir. Buna göre,

başvurucu Rıza Yılmaz açısından başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı

kılan bir neden bulunmamaktadır.

80. Açıklanan gerekçelerle başvuru yapılmasından sonra

vefat eden başvurucu Rıza Yılmaz yönünden başvurunun düşmesine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

81. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

82. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan [GK],

B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

83. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi

gerekir. Buna göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, §

57).

84. Başvurucular ihlalin tespiti ile 100.000 TL (Kadim

Yılmaz için) ve 20.000 TL (Muhammet Ali Yılmaz için) manevi tazminat talebinde

bulunmuşlar, maddi tazminat taleplerini saklı tutmuşlardır.

85. İhtiyati haciz ve tedbirin uygulanmasının makul bir

süreyi aşması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Bu sebeple somut başvuruda ihlalin yargı kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

86. Başvuru konusu olayda ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması bakımından etkin giderim yolu tazminat olarak görülmektedir.

Mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali

Yılmaz'a ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

87. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin REDDİNE,

B. Başvurucu Rıza Yılmaz yönünden başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmaması nedeniyle

DÜŞMESİNE,

C. 1. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz

yönünden ihtiyati tedbir ve haciz sürecinin makul sürede sonuçlanmadığı

şikâyeti ile ilgili olarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz

yönünden tedbirlerin haksız olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın ihtiyati haciz kararıyla ilgili olarak süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz adına

kayıtlı taşınmazlara dair ihtiyati tedbir kararı yönünden tedbirlerin haksız

olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Başvurucu Kadim Yılmaz adına kayıtlı 34 ER 0006

plakalı araç hakkında verilen ihtiyati tedbir kararı yönünden mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz yönünden

ihtiyati tedbir ve haciz sürecinin makul sürede sonuçlanmadığı şikâyeti ile

ilgili olarak İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz'a

ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 24.

Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/58)GÖNDERİLMESİNE,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Yakup MACİT Başvurucular : 1. Muhammet Ali YILMAZ 2. Kadim YILMAZ 3. Rıza YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8403, 10 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru konusu Davadan Önceki Süreç
  7. B. Başvuru Konusu Dava Süreci
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz
  14. B. Başvurucu Rıza Yılmaz Yönünden
  15. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  16. A. Başvurucuların kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  17. B. Başvurucu Rıza Yılmaz yönünden başvurunun
  18. D. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  19. E. Başvurucular Kadim Yılmaz ve Muhammet Ali Yılmaz'a
  20. F. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  21. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8403
Tarih
10 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Ceyda Alaca ve Necibe Çağla Alaca Başvurusu (B. No: 2015/7385)
  • İntermetal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13547)
  • U.b. Başvurusu (B. No: 2015/3175)
  • Mustafa Kökten Başvurusu (B. No: 2018/5774)
  • Ahmet Yetiş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7425)
  • Ahmet Özdokumacı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7274)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.