İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muharrem Sargın Başvurusu (B. No: 2018/35066)

1. Başvuru, ek karara yönelik temyiz isteminin süre

Başvuru No2018/35066Tarih20 Ekim 2020Okuma13 dk · 2.614 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muharrem Sargın Başvurusu

Karar tarihi
20 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/35066
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.614 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ek karara yönelik temyiz isteminin süre

yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/12/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. İ.H.K.nın mirasçıları Ö.D. ve Ö.S. tarafından

başvurucuya karşı Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) muvazaa

nedeni ile tapu iptali ve tescili davası açılmıştır.

9. Mahkemenin 27/11/2008 tarihli kararı ile davacıların

tapu iptali ve tesciline yönelik davalarının kabulüne, davacıların tazminata

ilişkin davalarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

10. Kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin (Daire) 27/10/2009 tarihli kararı ile Mahkeme

hükmünün onanmasına karar verilmiş, kararın düzeltilmesi istemi de Dairenin

22/3/2010 tarihli kararı ile reddedilerek karar kesinleşmiştir.

11. Başvurucu tarafından 22/3/2010 tarihinde kesinleşen

mahkeme kararına yönelik tavzih talebinde bulunulması üzerine Mahkemenin

20/6/2011 tarihli kararı ile tavzih isteminin kabulüne karar verilmiştir.

12. Mahkemenin tavzihe yönelik kararı Dairenin 12/4/2016

tarihli ilamıyla hükümde müphem bir hususun bulunmadığı ve tavzih isteğinin

reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

13. Bozma kararına uyan Mahkemece 4/10/2016 tarihli ek

karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiş, ayrıca "Dair,

tarafların yokluğundan kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde temyiz yolu

açık olmak üzere karar verildi." şeklinde kanun yoluna başvuru süresi

ve şekli taraflara gösterilmiştir.

14. Ek karar 17/2/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 17/3/2017 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

15. Daire 25/4/2017 tarihli karar ile on beş günlük yasal

süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğunu belirterek süre aşımı

nedeniyle temyiz isteminin reddine hükmetmiştir.

16. Başvurucu tarafından kararın düzeltilmesi isteminde

bulunması üzerine Dairenin 4/7/2018 tarihli kararı ile kararın düzeltilmesi

isteminin reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir. Daire kararında azınlıkta

kalan iki üyenin karşıoy gerekçesinde ise başvurucunun mahkemenin kararında

belirttiği süreye uyarak ve bu süre içinde temyiz başvurusunda bulunduğu,

Mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü

gözönüne alındığında mahkeme tarafından kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi

durumunda kararda belirtilen süreye uyularak yapılan kanun yolu başvurusunun

adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında süresinde

yapıldığının kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiş; karar düzeltme talebinin

kabulü ile temyiz başvurusu süresinde kabul edilerek temyiz incelemesinin

yapılması gerektiği belirtilmiştir.

17. Mahkemece 31/7/2018 tarihinde kesinleşme şerhi

düzenlenmiştir.

18. Nihai karardan 28/11/2018 tarihinde haberdar olduğunu

ileri süren başvurucu 3/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,

26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar,

1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye

mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine

kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

20. 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi gereğince

temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli ve

1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Karar aşağıdaki hususları kapsar:

...

4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve

süresi..."

21. 1086 sayılı mülga Kanun’un 432. maddesinin 1. fıkrası

şöyledir:

"Temyiz süresi on beş gündür.

Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye

başlar."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 20/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; mahkeme kararında temyiz süresinin otuz

gün olarak gösterildiğini ve bu süre içinde temyiz yoluna başvurduğunu, kararda

belirtilen süre içinde temyiz talebinde bulunmasına karşın talebinin süre

yönünden reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü temyiz talebinin Yargıtayca incelenmemesine

yönelik olduğundan inceleme adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer

alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında yapılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı ve Hakkın Kapsamı

27. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

28. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52). Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine dava

açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına

başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali

Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

29. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına

yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun

yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir

mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına

almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 36).

30. Somut olayda süre yönünden temyiz isteminin reddedilmesinin

mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

33. Başvuru konusu olayda 1086 sayılı mülga Kanun'un 432.

maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin

reddedildiği anlaşılmaktadır. Dairenin bu hükmü esas alarak verdiği karara göre

yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

34. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını ve hukuk aleminde

etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,

B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

35. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletin

işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını,

başvuru sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu;

devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları, hangi mercilere

başvurulacağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibi

olmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini

bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı

bir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden

İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,

20/1/2016, § 50).

36. 1086 sayılı mülga Kanun'un 388. maddesinin (4) sayılı

fıkrası ile aynı yönde düzenleme getiren 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hüküm

içeriğinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.

37. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm

kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara

karşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları

açısından önem arz etmektedir (Cemile Akyıldız, B. No: 2014/1382,

22/9/2016, § 40).

38. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için

öngörülen süre koşullarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması ya

da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına

başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul

etmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).

39. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile

Akyıldız (B. No: 2014/1382, 22/9/2016, § 46) başvurusunda; icra hukuk

mahkemesi kısa ve gerekçeli kararında temyiz süresini on beş gün olarak

göstermiş, başvurucu bu süreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren on

birinci günde hükmü temyiz etmiş, Yargıtay ise icra mahkemesi kararlarına karşı

temyiz süresinin on gün olduğunu belirterek temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi bu başvuruda; dava açma sürelerini düzenleyen son derece

karışık ve dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebileceğini, özellikle başvuru mercii ve süresi doğru

gösterilmeyen işlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını

yorumlarken mahkemeye erişim hakkını zedeleyecek şekilde katı yorumdan

kaçınmaları gerektiğini belirterek somut olay açısından icra müdürlüğü

işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icra hukuk mahkemesinin kararına

karşı Kanun'da on günlük temyiz süresi öngörüldüğü hâlde mahkemenin kısa ve

gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarak gösterdiğini, bu açıdan

başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul görülmesi

gerektiğini, kararda belirtilen süre içinde talepte bulunan başvurucunun temyiz

dilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesinin başvurucunun temyiz hakkını

kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde

edildiğini ve kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını zedelediğini

belirtmiştir.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Başvurucu, Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen

temyiz süresi içinde Yargıtaya başvurduğunu ancak Dairenin gerekçeli kararda

gösterilen süre yerine Kanun'da öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyiz

istemini reddettiğini ve temyiz hakkının elinden alındığını belirtmiştir.

41. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,

başvurucunun temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yolu

incelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir

müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

42. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde

asliye hukuk mahkemesi kararlarına karşı Kanun'da on beş günlük temyiz süresi

öngörüldüğü hâlde Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında söz konusu süre bir ay

olarak gösterilmiştir. Mahkemelerin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru

gösterme yükümlülüğü gözönüne alındığında başvurucunun mahkeme kararında

belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul görülmesi gerektiği

açıktır.

43. Buna göre kararda belirtilen süre içinde talepte

bulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Daire yorumunun

öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, yapılan

yorumun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir

yaklaşımla elde edildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle

temyiz isteminin süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu, ihlalin tespitine ve yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir

(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

50. İncelenen başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Yargıtay

dairesi kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

51. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Yargıtay dairesine gönderilmek üzere

Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla ilgili Yargıtay dairesine gönderilmek üzere Mudanya 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2005/103, K.2008/488) GÖNDERİLMESİNE,

D. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 20/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Muharrem SARGIN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/35066, 20 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  15. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  17. D. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/35066
Tarih
20 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Yusuf Karakaya Başvurusu (B. No: 2018/36865)
  • Ahmet Özboyacı Başvurusu (B. No: 2018/27868)
  • Mesut Çelebi Başvurusu (B. No: 2017/30836)
  • Selçuk Kaymaz Başvurusu (B. No: 2018/33873)
  • Hatice Canbaş Başvurusu (B. No: 2018/32557)
  • Mustafa Uslu Başvurusu (B. No: 2018/36616)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.