İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selçuk Kaymaz Başvurusu (B. No: 2018/33873)

1. Başvuru, sadece işyeri sahibi olunması esas alınarak

Başvuru No2018/33873Tarih20 Ekim 2020Okuma15 dk · 3.068 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Selçuk Kaymaz Başvurusu

Karar tarihi
20 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/33873
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.068 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, sadece işyeri sahibi olunması esas alınarak

gece vakti içki satışı eyleminden ötürü idari para cezası verilmesi nedeniyle

masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1983 doğumlu olup İzmir'in Karabağlar

ilçesinde ikamet etmektedir.

10. Başvurucu, İzmir'de içki satışının da yapıldığı bir

büfe işletmektedir.

11. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü kolluk

görevlilerince 1/5/2017 tarihi saat 23.49 civarında Ü.K. adlı kişinin

başvurucunun işlettiği büfeden bira satın aldığı tespit edilmiş, bunun üzerine

tutanak düzenlenmiştir. Ertesi gün saat 00.15'te düzenlendiği belirtilen söz

konusu tutanak polis memurları, Ü.K. ve büfede çalışan C.K. tarafından

imzalanmıştır.

12. İlçe Emniyet Müdürlüğü bu tutanağı Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğüne (Genel Müdürlük)

göndermiştir. Başvurucunun savunması alındıktan sonra Genel Müdürlük 19/4/2018

tarihinde başvurucunun saat 22.00'den sonra içki satışı yaptığı gerekçesiyle

-alt sınırdan olmak üzere- 36.768 TL tutarında idari para cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir.

13. Başvurucu bu idari para cezası kararına karşı

29/5/2018 tarihinde İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) nezdinde itirazda

bulunmuştur. Başvurucu savunmasındaki hususları tekrar ederek olayda ilgili

kişinin sadece çerez aldığını, bu kişiye içki satışı yapılmadığını ve bir an

için yapıldığı kabul edilse bile kendisinin başkasının fiilinden sorumlu

tutulamayacağını ileri sürmüştür.

14. Hâkimlik 30/8/2018 tarihinde itirazı reddetmiştir.

Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz, İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğince

söz konusu kararda bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle 1/10/2018 tarihinde

reddedilmiştir.

15. Ret gerekçesinde, başvurucunun söz konusu işyerinin

sahibi olduğu belirtilmiş ve itiraz dilekçesinde içki satışının yapıldığına

ilişkin açık bir inkâr olmadığına vurgu yapılmıştır. İtirazın konusunun içki

satışının başvurucunun işyerinde bulunmadığı bir zaman diliminde çalışanı

tarafından yapıldığı, dolayısıyla bir yaptırım uygulanacaksa fiilen satışı

yapan aleyhine uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu belirtilmiştir. Ret

gerekçesinin diğer kısmı aşağıdaki şekildedir:

"Somut olayda satışı yapan [C.K.] şahıs satış olgusunu inkar

etmeyip, bu doğrultuda düzenlenen polis tutanağının altını imzalamıştır. İsmi

geçen şahsın muterizin çalışanı olduğu noktasında herhangi bir çekince yoktur.

Bu durum dosya kapsamı ile sabittir. İtiraz edenin işyerinde çalıştırdığı

işçisinin işletmenin faaliyet alanı içinde kalan iş ve işlemlerinden dolayı

hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. Somut olayda da alkollü içki satışının

muterize ait işyerinin faaliyeti kapsamında olduğu açıktır. Ayrıca itiraza konu

işlem idari işlem niteliğinde olmakla, bu işlemin cezaların şahsiliği ilkesinin

uygulama alanı içerisinde değerlendirilmesi hususu da ayrı bir tartışma

konusudur. Dolayısıyla itiraz edenin cezaların şahsiliği ilkesinden hareketle

sorumlu tutulamayacağı yönündeki savunmasının kabulü hukuken mümkün değildir.

Bu durumun aksinin kabulü halinde, somut

olayda olduğu gibi ruhsat sahibi işletmeci, yasak olan satışı

çalışanına/yakınına yaptıracak ve bu eylem 4250 sayılı kanuna aykırılık teşkil

etse bile hiçbir şekilde cezalandırılamayacaktır. (...) 2018/3419 D. İş sayılı

kararında açıklanan gerekçeye dayanılan delillere ve hukuksal sebeplere nazaran

yerinde bulunmayan itirazın reddine karar verilmesi gerekmiştir."

16. Nihai karar başvurucuya 12/10/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 9/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu

İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un 2.

maddesi ile yeniden düzenlenen 6. maddesinin beşinci fıkrasının üçüncü cümlesi

şöyledir:

“Alkollü içkiler, 22:00 ila 06:00

saatleri arasında perakende olarak satılamaz.”

19. 4250 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun'un 3. maddesi

ile yeniden düzenlenen 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi şöyledir:

“Bu Kanunun 6 ncı maddesinin;

...

e) Beşinci fıkrasındaki yasaklara aykırı

hareket edenlere, 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası

Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin

beşinci fıkrasının (k) bendinde öngörülen,

idari para cezası verilir.”

20. 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün

Mamülleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“...

Tütün, tütün mamulleri, etil alkol,

metanol ve alkollü içkiler piyasasında Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığından gerekli

izinleri alarak veya almadan mal veya hizmet üreten, işleyen, ihraç veya ithal

eden, pazarlayan, alan veya satan gerçek ve tüzel kişilere aşağıda yazılı idarî

yaptırımlar uygulanır:

...

k) Tütün mamulleri veya alkollü

içkilerin tüketicilere satışını; internet, televizyon, faks ve telefon gibi

elektronik ticaret araçları ya da posta ile sipariş yöntemi kullanarak yapmak üzere

satış sistemi kuran veya faaliyette bulunanlara yirmibin Yeni Türk Lirasından

yüzbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. (Ek ikinci cümle:

13/2/2011-6111/175 md.) Satışın internet ortamında yapılması halinde, 4/5/2007

tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu

Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda öngörülen

usullere göre erişimin engellenmesine karar verilir ve bu karar hakkında da

anılan Kanun hükümleri uygulanır. "

21. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler

Kanunu'nun 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi şöyledir:

"Gerçek kişiye ait bir işte çalışan

kişinin bu faaliyeti çerçevesinde işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, iş

sahibi kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir."

22. 5326 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) İdarî para cezası, maktu veya

nispi olabilir.

(2) İdarî para cezası, kanunda alt ve

üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para

cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin

kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.

...

(7) İdarî para cezaları her takvim yılı

başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi

Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân

edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para

cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü,

nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz."

23. Anayasa Mahkemesinin 4/12/2015 tarihli ve 29552

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/11/2015 tarihli ve E.2015/50, K.2015/107

sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

4. Kanun'un 8. maddesinin beşinci

fıkrasının (a) bendinde, 4733 sayılı Kanun veya ilgili mevzuat gereğince Tütün

ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından istenilen ticari faaliyetlerini

gösterir satış veya faaliyet raporlarını veya bilgi, belge ve numuneleri yazılı

uyarıya rağmen belirlenen süre içinde vermeyenlere, yanlış veya yanıltıcı bilgi

veya belge verenlere, gerekli tesis ve yerleri incelemeye açmayanlara ellibin

Yeni Türk Lirasından ikiyüzellibin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası

verileceği hüküm altına alınmış olup '...ellibin Yeni Türk Lirasından

ikiyüzellibin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.' ibaresi

itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

5. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen

hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir

hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve

tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve

yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

6. Hukuk devletinde ceza hukukuna

ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi kabahatler hukuku açısından da Anayasa'ya ve

ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin kabahat

sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın

ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerinin, kusurluluğu azaltan ya da ortadan

kaldıran sebeplerin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucu takdir yetkisine

sahiptir.

7. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri,

hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı

amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını

gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de

idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,

net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi

uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Bu bakımdan,

kanun metinlerinin, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle,

hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını

belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme

alınmış olması ve buna bağlı olarak, uygulanması öncesinde muhtemel etki ve

sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir.

8. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı

4733 sayılı Kanun'un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendinde, hangi

eylemlerin idari para cezasını gerektirdiği ve uygulanacak para cezasının alt

ve üst sınırı açıkça gösterilmiştir. Anılan kuralda gösterilen kabahatlerin

işlenmesi durumunda verilecek para cezasının miktarı öngörülebilir olup kuralda

herhangi bir belirsizlik söz konusu değildir.

9. İdarelerin, kanunlarla verilen

görevleri yerine getirirken alacağı kararların, her türlü olay ve olgu göz

önünde bulundurularak önceden hukuk kurallarıyla belirlenmesi mümkün olmadığı

gibi kamu hizmetlerinin ve toplumsal ihtiyaçların değişkenliği dikkate

alındığında uygun bir yöntem de değildir. Bu nedenle, idarelerin

karşılaştıkları farklı durumlar karşısında en uygun çözümü üretebilmeleri için

takdir yetkisiyle donatılmaları zorunludur. Takdir yetkisinin amacı, idareye

farklı çözümler arasından uygun ve yerinde olanı seçme serbestîsi tanımaktır.

10. İtiraz konusu kuralda yer alan idari

para cezasının verilmesini gerektiren eylemler kabahat niteliğindedir. 5326

sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinde, kabahat karşılığında idari para

cezası uygulanırken hangi ölçütlerin esas alınacağı gösterilmiştir. Söz konusu

maddenin (2) numaralı fıkrasına göre, idarî para cezasının, kanunda alt ve üst

sınırı gösterilmek suretiyle belirlendiği durumlarda, idarî para cezasının

miktarı tespit edilirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru

ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulacaktır. Kabahatler Kanunu'nda

öngörülen ölçütler gözetilerek uygulanacak olan itiraz konusu kuralın

belirsizliği ve öngörülemezliğinden söz edilemeyeceğinden, kuralda hukuki

güvenlik ve belirlilik ilkelerine ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine

aykırılık bulunmamaktadır.

11. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin

13.11.2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararında vurgulandığı üzere

idareye alt ve üst sınırlar arasında para cezasını belirleme konusunda takdir

yetkisi tanınması, idarenin 'keyfi' olarak hareket edebileceği anlamına

gelmemektedir. İdareye tanınan takdir yetkisinin, somut olayın özellikleri,

eylemin ağırlığı, oluşan zararın büyüklüğü gibi durumlar göz önünde

bulundurularak kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması ve

işlenen fiil ile tayin edilecek ceza arasında adil bir dengenin gözetilmesi,

idarece cezanın alt sınırının üzerine çıkıldığında bunun nedenlerinin ortaya

konulması ve gerekçelerinin açıklanması zorunludur. Belirtilen hususların, söz

konusu para cezalarına karşı açılacak davalarda yargı yerlerince gözetileceği de

tabiîdir.

12. Açıklanan nedenlerle kural,

Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

..."

24. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 8/1/2018 tarihli ve

E.2017/13858, K.2018/119 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosya kapsamına göre, kabahatli

hakkındaki idari para cezasına dayanak teşkil eden 04/11/2016 tarihli tutanak

altında gerek kabahatlinin gerekse olay saatinde işyerinde bulunan ortağı [F.A.nın] imzasının bulunmadığı gibi [F.A.nın]

imzadan imtina ettiğinin de belirtilmediği, tanık olarak ifadesine

başvurulan [K.Ö.nün] aldığı biraları başka bir işletmeden almasını

müteakip kabahatlinin işletmesine çerez almak için geldiğini, kabahatlinin

işletmesinden içki satın almadığını beyan ettiği, 5326 sayılı Kabahatler

Kanunu'nun 17/2. maddesinde yer alan '(2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst

sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para

cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin

kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.' şeklindeki hüküm

ile 04/11/2016 tarihli tutanak haricinde kabahatlinin perakende alkollü içki

satışı yapılamayan zaman diliminde alkollü içki satışında bulunduğuna ilişkin

başkaca bir delinin bulunmaması ve kabahatlinin 2015 yılı gelir vergisine tabi

kazancının 5.599,19 Türk lirası olması da dikkate alındığında, işlenildiği

iddia olunan kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu

birlikte göz önünde bulundurularak verilen idari para cezasının hakkaniyete uygun

olmadığı gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar

verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.

maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen

ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

4250 sayılı kanunun 6/f fıkrası ve 7/1-e

bendine göre kabahatlinin 4733 sayılı Kanunun 8/5-k bendi gereğince idari

yaptırım cezası verilmesi gerektiği ancak vergi usul kanunu tebliğine göre

misli artırım uygulanmasının olmadığı ve idari para cezasının alt sınırın

20.000 TL, üst sınırının ise 100.000 TL olduğu buna göre idari para cezasının

takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakla;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu yönden yerinde

görüldüğünden, İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 20.06.2017 gün ve 2017/3181

değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA,

müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına 08.01.2018 günü oybirliğiyle karar

verildi."

B. Uluslararası Hukuk

25. Uluslararası hukuk için bkz. Ahmet Altuntaş ve

diğerleri [GK], B. No: 2015/19616, 17/5/2018, §§ 18-22; Taner

Koyuncu, B. No: 2015/11678, 24/5/2018, §§ 14-17.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 20/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; içkilerin perakende olarak satılmasının

yasak olduğu saatlerde kendisi işyerinde değilken elinde birayla işyerine gelen

bir kişiye çalışanı tarafından çerez satıldığını, işyerine gelen polislerce

içki satıldığı gerekçesiyle tutulan tutanağın çalışanına da imzalattırıldığını

belirtmiştir. Başvurucu, kendisinin herhangi bir satış gerçekleştirmemesi

nedeniyle suçların ve cezaların kanuniliği ile cezaların şahsiliği ilkelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde 4250 sayılı Kanun'un yaptırım

uygulanacak kişileri "fiilen satış yapan kişiler" ile

sınırlamadığı, somut olayda tespit edilen satış üzerine tutulan tutanağın

başvurucunun işyerinde çalışan C.K. tarafından da imzalandığı, dolayısıyla

satış işleminin gerçekleştiği yönünde bir itirazın da söz konusu olmadığı

bildirilmiştir. Bu doğrultuda Bakanlık, bir işletme sahibinin işletmesinde çalışan

kişilerin işletmenin faaliyet alanında kalan iş ve işlemlerinden hukuki olarak

sorumlu olacağına vurgu yapmıştır.

B. Değerlendirme

29. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında yer

alan özel güvence hükmü şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar,

kimse suçlu sayılamaz.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurunun özü, salt işyeri sahibi olunduğu gerekçesiyle kabahat

eyleminden sorumlu tutulmaya ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının

masumiyet karinesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek

protokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18). Başvurucuların ihlal iddiasına konu olan masumiyet

karinesi; Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü, Sözleşme’nin ise 6. maddesinin

(2) numaralı fıkralarında düzenlenmektedir.

33. Diğer taraftan Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil

yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında

geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır.

Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali

iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından

bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24). Anayasa

Mahkemesi, daha önce kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin

uyuşmazlıkların da suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklar kapsamında

Anayasa'nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı içinde yer aldığına

karar vermiştir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 26).

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

35. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu

sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise

herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmektedir. Anılan maddeye adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya

kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir

unsuru olmakla beraber Anayasa’nın suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar

kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca

düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).

36. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir

kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis

edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti

ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169,

26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı

kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun

sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez (Kürşat

Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

37. Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia

edenin iddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. maddesinin

gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte genel anlamda suçun

kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmak

için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımların

olduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılık

taşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak suç isnadını

içeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında ispat

edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürülen iddiaları

inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeyle karinelerin kişiyi

otomatik olarak suçlu hâline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyet

karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç isnadı altındaki kişi savunma

imkânlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

38. Somut olayda başvurucunun işlettiği büfeden olay günü

saat 22.00'den sonra içki satışı yapıldığı kolluk görevlilerince tespit edilmiş

ve bu tespit üzerine başvurucuya Genel Müdürlük tarafından ilgili Kanun hükümleri

uyarınca 36.768 TL tutarında idari para cezası verilmiştir.

39. Olayda idari ve yargısal makamlar, özellikle kolluk

görevlilerince düzenlenen resmî bir belge niteliğindeki tutanağı esas alarak

başvurucunun söz konusu kabahati işlediği kanaatine varmıştır. Bu tutanakta bir

kişinin gece vakti içki satın aldığının görüldüğü tespitine yer verilmiş olup

tutanak bu kişi tarafından da imzalanmıştır.

40. Başvuruya konu olaydaki kabahatin oluşması için

perakende olarak satılmasının yasak olduğu saatlerde içkilerin satılması

gerekir (bkz. §§ 18-22). Somut olayda Genel Müdürlük, başvurucuya (gerçek

kişiye) ait işyerinde çalışan kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bulunulan

kabahatten dolayı iş sahibi kişi hakkında da idari yaptırım uygulamıştır.

Derece mahkemeleri de başvurucunun işyerinde çalıştırdığı işçisinin işletmenin

faaliyet alanı içinde kalan iş ve işlemlerinden dolayı hukuki sorumluluğunun

bulunduğuna vurgu yapmıştır. Diğer bir ifadeyle başvurucu otomatik olarak kabahatli

hâline getirilmemiştir.

41. Başvurucunun bu idari para cezasına karşı savunma

yapamadığına veya itirazını etkin bir biçimde ortaya koyamadığına dair bir

şikâyetinin bulunmadığı görülmektedir. Başvurucu ayrıca bir tanık bildirip de

Hâkimlik tarafından dinlenilmediği yönünde bir şikâyette ileri sürmemiştir. Öte

yandan başvurucunun, çalışanının içki satışını kendisinin bilgisi dışında ve

aksi talimatlarına rağmen yaptığına dair bir beyanı da bulunmamaktadır. Buna

göre başvurucu, işletmesinin faaliyet alanıyla ilgili olarak kendisine yüklenen

sorumluluğun kendi gücünü ve imkânlarını aştığını veya gücünü ve imkânlarını

kullandığı hâlde ortaya çıkan sonucu önleyemediğini gösterememiştir.

42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38.

maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına

alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 20/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Selçuk KAYMAZ Vekili : Av. Şenay GEÇKİL GÜNAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/33873, 20 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına
  19. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/33873
Tarih
20 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Hatice Canbaş Başvurusu (B. No: 2018/32557)
  • Mustafa Uslu Başvurusu (B. No: 2018/36616)
  • Ramazan Özçelik Başvurusu (B. No: 2017/35818)
  • Haticenur Uysal Başvurusu (B. No: 2018/27866)
  • İrfan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2018/9678)
  • Zeyyat Ceylan Başvurusu (B. No: 2019/14426)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.