İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Kara ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6042)

1. Başvuru, yol çalışması sırasında ihtiyaç duyulan mıcırın elde

Başvuru No2014/6042Tarih9 Mart 2017Okuma27 dk · 5.322 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Kara Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/6042
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.322 kelime·27 dk okuma·43 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yol çalışması sırasında ihtiyaç duyulan mıcırın elde

edilmesi amacıyla mıcır ocağında gerçekleştirilen patlamalar sonucu taşınmazın

hasar görmesi sebebiyle hükmedilen tazminatın yetersiz görülmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının; davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlali iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2014/6042 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasında

başvuru 30/4/2014 tarihinde, 2014/7169, 2014/7172 ve 2014/7174 başvuru numaralı

bireysel başvuru dosyalarında ise başvurular 20/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada başvuru hakkında bir görüş

bildirilmeyeceğini ifade etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7.Başvurucular Murat Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve

Nizamettin Uludağ sırasıyla 1978, 1990, 1976 ve 1955 doğumlu olup Diyarbakır

ili Silvan ilçesi Suzuz köyünde ikamet etmektedir.

8. Silvan Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından 11/3/2010

tarihinde iki özel şirkete ihale edilen "Silvan-Diyarbakır (30.000-75.000)

Arası Devlet Yolu Toprak İşleri, Sanat Yapıları ve Üst Yapı Yapımı İşi"

nedeniyle ihtiyaç duyulan mıcır, Karayolları Genel Müdürlüğünden (KGM) alınan

izne istinaden başvurucuların ikamet ettiği Susuz köyü sınırları içinde bulunan

KGM'ye ait mıcır ocağından temin edilmiştir.

9. İhaleyi üstlenen şirketler tarafından, ihtiyaç duyulan

mıcırın elde edilebilmesi için KGM'nin gözetimi

altında 10/7/2009 ila 20/10/2009 tarihleri arasında mıcır ocağında çeşitli

patlatma faaliyetleri gerçekleştirilmiştir.

10. Söz konusu patlamalar nedeniyle başvurucuların yığma ve kargir nitelikteki evlerinde çeşitli derecelerde hasar oluşmuştur.

A.Sulh Hukuk

Mahkemesinde Yapılan Delil Tespiti Talebi

11. Başvurucular 2009 yılı içerisinde ancak dosyadan

anlaşılamayan bir tarihte Silvan Sulh Hukuk Mahkemesine (Sulh Hukuk Mahkemesi)

başvurarak hasarın tespitini talep etmişlerdir.

12. Sulh Hukuk Mahkemesince bir patlayıcı uzmanı, bir jeoloji

mühendisi ve bir de inşaat mühendisi olmak üzere üç bilirkişi ile birlikte

25/12/2009 tarihinde mahallinde keşif yapılmıştır. Patlayıcı uzmanı tarafından

hazırlanan 12/1/2010 tarihli raporda, evlerde meydana gelen çatlak ve

kırıkların amonyum nitrat katkılı dinamit patlatması sonucu meydaya

geldiği kanaati belirtilmiştir. Jeoloji mühendisince hazırlanan 4/1/2010

tarihli raporda da yapıda oluşan çatlakların patlama sonucu oluştuğu ifade

edilmiştir.

13. İnşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 4/1/2010

tarihli raporda, yığma ve kargir ev olduğu tespit

edilen yapıların Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca (Çevre ve Şehircilik

Bakanlığınca) düzenlenen "Mimarlık ve

Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2009 Yılı Yapı Yaklaşık

Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"e göre III. sınıf A grubuna

dahil konut olduğu ifade edilmiştir. Oluşan çatlak ve yarıkların iskân amaçlı

tehlike arzettiği vurgulanan raporda, anılan

Tebliğ'de III. sınıf A grubu yapılar için belirlenen 437 TL ile taşınmazın

alanının çarpılması ve yıpranma payı ile değer düşüklüğünün dikkate alınması

suretiyle başvurucular Murat Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve Nizamettin

Uludağ'ın taşınmazlarında patlama nedeniyle meydana gelen zarar sırasıyla

16.592,02 TL, 52.407,23 TL, 29.563,05 ve 80.625,50 TL olarak tespit edilmiştir.

B. İdari Yargıda Açılan Tam Yargı Davası

14. Başvurucular 11/1/2010 tarihinde KGM'ye

başvurarak bilirkişi raporlarında tespit edilen zararın tazminat olarak

ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

15. Başvuruların cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine

8/3/2010 tarihinde Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) Silvan

Köylere Hizmet Götürme Birliği ile Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine tam

yargı davası açılmıştır. Başvurucular, delil tespiti dosyasında bilirkişilerce

saptanan zararların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep

etmişlerdir.

16. İdare Mahkemesince 14/5/2012 tarihinde bir inşaat mühendisi,

bir jeoloji mühendisi ve bir de harita mühendisinden oluşan üç kişilik

bilirkişi heyetiyle birlikte taşınmazlar mahallinde keşif yapılmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından İdare Mahkemesine sunulan 10/1/2013 tarihli

bilirkişi raporunda Sulh Hukuk Mahkemesine takdim edilen bilirkişi raporlarındaki

gibi, yapılardaki yarık ve çatlakların patlamalardan kaynaklandığı

saptanmıştır. Bununla birlikte önceki rapordan farklı olarak yapının Çevre ve

Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen "Mimarlık

ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2012 Yılı Yapı

Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"e göre III. sınıf A grubunda

değil, I. sınıf B grubunda bulunduğu kabul edilerek I. sınıf B grubu için

belirlenen 140 TL metrekare birim fiyatı esas alınarak hasar tutarı

hesaplanmıştır. Buna göre başvurucular Murat Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve

Nizamettin Uludağ'ın zararı sırasıyla 2.018 TL, 6.474 TL, 11.340 TL ve 4.032 TL

olarak tespit edilmiştir.

17. İdare Mahkemesince bilirkişi raporunda belirlenen tutarlar

esas alınarak başvuruculardan Murat Kara tarafından açılan davada 7/3/2013

tarihinde tek hâkimle verilen kararla,başvurucuya

2.018 TL tazminat ödenmesine; diğer başvurucular tarafından açılan davalarda

28/3/2013 tarihinde heyet hâlinde verilen kararlarla, başvurucular Saim Yılık,

Nezir Başaran ve Nizamettin Uludağ'a sırasıyla 6.474 TL, 11.340 TL ve 4.032 TL

tazminat ödenmesinehükmedilmiştir. Kararların

gerekçesinde, davalı idarelerin sorumluluğu altında yapılan patlatmaların

başvurucuların evlerine zarar vermesi nedeniyle davalıların hizmet kusurunun

bulunduğu vurgulanmıştır. Kararda ayrıca reddedilen miktar üzerinden

başvurucular Murat Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve Nizamettin Uludağ'ın

aleyhine sırasıyla 1.748,64 TL, 5.302,65 TL, 2.186,76 TL ve 8.177,56 TL vekâlet

ücretine hükmedilmiştir.

18. Başvurucular tarafından anılan kararlara karşı temyiz yoluna

başvurulmuştur. Temyiz dilekçelerinde, Mahkemece taşınmazların III. sınıf A

grubuna dahil olduğunun kabulünün hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dilekçelerde ayrıca 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun'la 12/1/2011 tarihli

ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda vekâlet ücretine yönelik olarak

yapılan değişikliklerin mevcut davada da uygulanması gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Onuncu Dairesinin 19/6/2013 tarihli kararıyla başvuruculardan Murat

Kara tarafından açılan davada tek hâkimle verilen karar yönünden görevsizlik

kararı verilerek dosya görevli ve yetkili Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesine

(Bölge İdare Mahkemesi) gönderilmiştir. Bölge İdare Mahkemesinin 13/12/2013 tarihli

kararıyla itiraz isteminin reddine ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

19. Diğer başvurucuların temyiz istemleri ise Danıştay Onuncu

Dairesince incelenmiş ve 11/2/2014 tarihli kararlarla reddedilerek Mahkeme

kararları onanmıştır. Kararların gerekçesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca

düzenlenen Mimarlık ve Mühendislik Hizmet

Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında

Tebliğ'de köy tipi yapılara ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması

nedeniyle başvurucuların taşınmazlarında oluşan zararın tespitinde anılan

Tebliğ hükümlerinin dikkate alınmayacağı ifade edilmiştir. Gerekçenin

devamında, köy tipi yapılara ilişkin düzenlemelere de yer veren Maliye

Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca hazırlanan ve 23/8/2008 tarihli

Resmî Gazete'de yayınlanan "2009 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet

bedellerini gösterir cetvel"in, zararın tespitinde esas alınabileceği

sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, İdare Mahkemesince yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapordaki m² bedelleri ile anılan

cetveldeki m² bedellerinin birbirine yakın ve uyumlu olduğunu belirten Daire

sonucu itibarıyla İdare Mahkemesi kararlarını onamıştır.

20. Söz konusu kararlar 21/4/2014 tarihinde başvurucular Saim Yılık,

Nezir Başaran ve Nizamettin Uludağ'a tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu Murat Kara tarafından Bölge İdare Mahkemesinin

13/12/2013 tarihli kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine

Bölge İdare Mahkemesinin 13/3/2014 tarihli kararıyla, 6459 sayılı Kanun'un 24.

maddesiyle 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesine eklenen (2) numaralı fıkra

dikkate alınarak İdare Mahkemesince adli yardım istemi kabul edilen başvurucu

aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti dışındaki diğer yargılama giderleri yönünden

İdare Mahkemesi kararını bozmuş ve başvurucunun vekâlet ücreti dışındaki

yargılama giderlerinden muaf tutulmasına hükmetmiştir. Tazminat miktarı ile

başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik

karar düzeltme istemi ise reddedilmiştir.

22.Anılan karar 4/4/2014 tarihinde başvurucu Murat Kara'ya

tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu Murat Kara 30/4/2014 tarihinde, diğer başvurucular

20/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun

gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

...”

25. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama

giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı

çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre

paylaştırır.”

26. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “Davalardaki

temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar

başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve

idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi

amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler

lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve

işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler

lehine vekalet ücreti takdir edilir.”

27. 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin

(AAÜT) 12. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde

gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor

ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin

birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı

kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.”

28. 2013 yılı AAÜT'nin üçüncü kısmının

ilgili bölümü şöyledir:

“Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde

Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara

Ödenecek Ücret

1. İlk 25.000,00 TL için

% 12

2. Sonra gelen 35.000,00

TL için % 11”

29. Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca (Çevre ve Şehircilik

Bakanlığınca) düzenlenen ve 19/3/2009 tarihli ve 27174 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Mimarlık

ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2009 Yılı Yapı

Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"in ilgili bölümü şöyledir:

“YAPININ MİMARLIK HİZMETLERİNE ESAS OLAN

SINIFI (BM) TL/M2

I. SINIF YAPILAR

A GRUBU YAPILAR 71,00

...

B GRUBU YAPILAR 123,00

. Cam örtülü seralar

. Basit padok, büyük ve küçük baş hayvan

ağılları

. Su depoları

. İş yeri depoları

. ve bu gruptakilere benzer yapılar.

II. SINIF YAPILAR

...

III. SINIF YAPILAR

A GRUBU YAPILAR 437,00

. Okul ve mahalle spor tesisleri (Temel eğitim

okullarının veya işletme ve tesislerin spor salonları, jimnastik

salonları, semt salonları)

. Katlı garajlar

. Hobi ve oyun salonları

. Ticari bürolar (üç kata kadar -üç kat dahil-

asansörsüz ve kalorifersiz)

. Alışveriş merkezleri (semt pazarları, küçük

ve büyük hal binaları, marketler. v.b)

. Basımevleri, matbaalar

. Soğuk hava depoları

. Konutlar (dört kata kadar-

dört kat dahil - asansörsüz ve kalorifersiz)

. Benzin istasyonları

. Kampingler

. Küçük sanayi tesisleri (Donanımlı atölyeler,

ticarethane, dükkan, imalathane, dökümhane)

. Semt postaneleri

. ve bu gruptakilere benzer yapılar.

B GRUBU YAPILAR 498,00

..."

30. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen ve 28/4/2012

tarihli ve 28277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin

Hesabında Kullanılacak 2012 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"in

ilgili bölümü şöyledir:

“YAPININ MİMARLIK HİZMETLERİNE ESAS OLAN SINIFI (BM) TL/M2

I. SINIF YAPILAR

A GRUBU YAPILAR 80,00

...

B GRUBU YAPILAR 140,00

. Cam örtülü seralar

. Basit padok, büyük ve küçük baş hayvan ağılları

. Su depoları

. İş yeri depoları

. ve bu gruptakilere benzer yapılar.

II. SINIF YAPILAR

...

III. SINIF YAPILAR

A GRUBU YAPILAR 475,00

. Okul ve mahalle spor tesisleri (Temel eğitim

okullarının veya işletme ve tesislerin spor

salonları, jimnastik salonları, semt

salonları)

. Katlı garajlar

. Hobi ve oyun salonları

. Ticari bürolar (üç kata kadar -üç kat dahil-

asansörsüz ve kalorifersiz)

. Alışveriş merkezleri (semt pazarları, küçük

ve büyük hal binaları, marketler. v.b)

. Basımevleri, matbaalar

. Soğuk hava depoları

. Konutlar (dört kata kadar

-dört kat dahil- asansörsüz ve kalorifersiz)

. Akaryakıt ve gaz istasyonları

. Kampingler

. Küçük sanayi tesisleri (Donanımlı atölyeler,

imalathane, dökümhane)

. Semt postaneleri

. Kreş-Gündüz bakımevleri

. ve bu gruptakilere benzer yapılar.

...”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 9/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

32. Başvurucular, davalı idarece yürütülen yol çalışması

sırasında ihtiyaç duyulan mıcırın elde edilmesi amacıyla mıcır ocağında

gerçekleştirilen patlamalar sonucu evlerinin hasar görmesi üzerine Sulh Hukuk

Mahkemesinde zararın tespiti isteminde bulunduklarını ve Sulh Hukuk

Mahkemesince tayin edilen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda evlerin

III. sınıf A grubu içerisinde görüldüğü hâlde, İdare Mahkemesince yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda ise I. sınıf B grubuna dahil

ahır vasfında olduğunun kabul edildiğini belirtmişlerdir. Metrekare birim

fiyatlarının III. sınıf A grubu yapılar için 475 TL, I. sınıf B grubu yapılar

için 140 TL olduğunu vurgulayan başvurucular, evlerinin inşaat sınıfının yanlış

tespiti sonucu ikinci bilirkişi raporunda zarar miktarının ciddi bir biçimde

düşük tespit edildiğini ifade etmişlerdir. Başvurucular ev niteliğindeki

taşınmazlarının ahır olarak kabulü suretiyle zarar miktarının hesaplanmasının

kanuna aykırı olduğu yolundaki itirazlarının derece mahkemelerince dikkate

alınmadığından şikâyet etmişlerdir. Başvurucular sonuç itibarıyla hükmedilen

tazminatın yetersiz görülmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların, taşınmazların sınıfına ve

tazminatın hesaplanma yöntemine yönelik iddiaları, var olduğu öne sürülen

mülkiyet hakkı ihlalinin giderilip giderilmediğine ilişkin bir mesele olarak

görüldüğünden mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

35. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda,

başvurucuların evlerinin mülk teşkil ettiği hususu tartışmadan varestedir.

36. Olayda, Silvan Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından

11/3/2010 tarihinde iki özel şirkete ihale edilen "Silvan-Diyarbakır

(30.000-75.000) Arası Devlet Yolu Toprak İşleri, Sanat Yapıları ve Üst Yapı

Yapımı İşi" nedeniyle ihtiyaç duyulan mıcırın elde edilebilmesi için KGM'nin gözetimi altında 10/7/2009 ila 20/10/2009 tarihleri

arasında KGM'ye ait mıcır ocağında patlatma

faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Söz konusu palamalar nedeniyle

başvurucuların yığma ve kargir yapı niteliğindeki

evlerinde hasar oluşmuştur.

37. "Silvan-Diyarbakır (30.000-75.000) Arası Devlet Yolu

Toprak İşleri, Sanat Yapıları ve Üst Yapı Yapımı İşi"nin

bir kamu hizmeti olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Söz konusu işin Silvan

Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından iki özel şirkete ihale edilmiş olması

işin kamu hizmeti vasfını ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısıyla özel şirketler

aracılığıyla yürütülse bile bu işin görülmesi sırasında gerçekleştirilen

patlamalar nedeniyle başvurucuların evlerinde hasar oluşması suretiyle beliren

müdahale bir kamu müdahalesi niteliği taşımaktadır.

38. Patlamalar sonucu başvurucuların evlerinin hasar görmesi,

mülkten mahrum kalma olarak değerlendirilemeyeceği gibi mülkiyetin kontrolü

olarak da görülemez. Somut olaydaki müdahalenin "mülkiyetten barışçıl

yararlanma" biçimindeki genel kural kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.

39. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'ya uygun

düşebilmesi için Anayasa'nın 35. maddesi ile 13. maddesindeki düzenlemelere

uygun olarak yapılması gerekmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci

fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği

belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda

öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi

de "hak ve özgürlüklerin ancak kanunla

sınırlanabileceğini" temel bir ilke olarak benimsemiştir (Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916,

12/1/2017, § 69). İdare Mahkemesi kararlarında, idarenin hizmet kusurunun

bulunduğu ve dolayısıyla müdahalenin hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir.

40. Anayasa'nın 35. maddesi başvurucuların, hukuka aykırı olduğu

saptanan müdahale nedeniyle oluşan ekonomik kayıplarının adil bir şekilde

giderilmesini gerektirmektedir. Adil giderimden söz edilebilmesi için

başvurucuların hukuka aykırı müdahale nedeniyle oluşan tüm zararların

karşılanması zorunludur (Abdulkerim Çakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964,

23/2/2017, § 47). Somut olayda başvurucuların kayıpları, patlamalar nedeniyle

oluşan zararın ödenmesi suretiyle giderilebilir.

41. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen tam yargı davası idarenin hukuka aykırı

işlem ve eylemlerinden doğan zararların giderilmesi bakımından etkin ve

elverişli bir yoldur. İdarenin hizmet kusurundan doğan zarara ilişkin olarak

açılan tam yargı davasında tazminata hükmedilmesi, başvurucuların uğradığı

gerçek zararın tespit edilmesi kaydıyla yeterli bir giderim aracı olarak

görülmektedir.

42. Öte yandan idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle oluşan

zararın tespiti uzman mahkemelerin ve Danıştayın bu

konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda

uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan

bireysel başvurularda bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi

bir görevi de bulunmamaktadır (Kamulaştırmasız el atma davalarına ilişkin

olarak benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Mukadder

Sağlam ve Diğerleri, B. No: 2013/2511, 22/1/2015, § 49). Anayasa

Mahkemesinin görevi, adil giderimin sağlanıp sağlanmadığının incelemesinden

ibarettir (Abdulkerim Çakmak ve Diğerleri, § 52).

43. Somut olayda, başvurucular tarafından zarar tespiti

isteminde bulunulması üzerine Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi

incelemesi sonucu düzenlenen raporda, hasar gören evlerin Çevre ve Şehircilik

Bakanlığınca düzenlenen "Mimarlık ve

Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2009 Yılı Yapı Yaklaşık

Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"e göre III. sınıf A grubuna dahil konut

olduğu kabul edilerek metrekare birim fiyatı 437 TL üzerinden yapılan hesaplama

sonucu başvurucular Murat Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve Nizamettin

Uludağ'ın taşınmazlarında patlama nedeniyle meydana gelen zarar sırasıyla

16.592,02 TL, 52.407,23 TL, 29.563,05 ve 80.625,50 TL olarak tespit edilmiştir.

44. İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davalarında yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, önceki rapordan farklı olarak

yapının "Mimarlık ve Mühendislik Hizmet

Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2012 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri

Hakkında Tebliğ"e

göre III. sınıf A grubunda değil, I. sınıf B grubunda bulunduğu kabul edilerek

I. sınıf B grubu için belirlenen 140 TL metrekare birim fiyatı esas alınarak

hasar tutarı hesaplanmıştır. Buna göre başvurucular Murat Kara, Saim Yılık,

Nezir Başaran ve Nizamettin Uludağ'ın zararı sırasıyla 2.018 TL, 6.474 TL,

11.340 TL ve 4.032 TL olarak tespit edilmiştir.

45. Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen tutarlar esas

alınarak başvuruculardan Murat Kara tarafından açılan davada tek hâkimle

verilen kararla,başvurucuya 2.018 TL tazminat

ödenmesine; diğer başvurucular tarafından açılan davalarda heyet hâlinde

verilen kararlarla, başvurucular Saim Yılık, Nezir Başaran ve Nizamettin

Uludağ'a sırasıyla 6.474 TL, 11.340 TL ve 4.032 TL tazminat ödenmesinehükmedilmiştir.

46. Başvurucular Saim Yılık, Nezir Başaran ve Nizamettin

Uludağ'a ilişkin kararların temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, Çevre

ve Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen "Mimarlık

ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim

Maliyetleri Hakkında Tebliğ"'de köy tipi yapılara ilişkin bir düzenlemenin

bulunmaması nedeniyle başvurucuların taşınmazlarında oluşan zararın tespitinde

anılan tebliğ hükümlerinin dikkate alınmayacağı ifade edilmiştir. Gerekçenin

devamında, köy tipi yapılara ilişkin düzenlemelere de yer veren Maliye

Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca hazırlanan ve 23/8/2008 tarihli

Resmî Gazete'de yayınlanan "2009 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet

bedellerini gösterir cetvel"in, zararın tespitinde esas alınabileceği

sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, Mahkemece yaptırılan bilirkişi

incelemesi sonucunda hazırlanan rapordaki m² bedelleri ile anılan cetveldeki m²

bedellerinin birbirine yakın ve uyumlu olduğunu belirten Daire, sonucu

itibarıyla Mahkeme kararlarını onamıştır.

47. Görüldüğü üzere Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan rapor ile

İdare Mahkemesince hükme esas alınan raporda inşaatın değerinin tespitinde "Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin

Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ" hükümleri

esas alınmakla birlikte, tebliğ çerçevesinde taşınmazların dahil olduğu grup

hususunda her iki raporda farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Danıştay Onuncu

Dairesi ise zararın tesptinde sözü edilen tebliğ

hükümlerinin uygulanamayacağını ve bunun yerine "2009 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet

bedellerini gösterir cetvel"in tatbiki gerektiğini kabul etmiş, ancak

cetvelde köy tipi yapılar için belirlenen m² birim fiyatlar ile İdare Mahkemince esas alan birim fiyatları arasında büyük bir

farklılığın bulunmadığını gözeterek tazminatın hesaplanma yönteminde netice

itibarıyla bir hukuka aykırılık görmemiştir. Danıştayın

bu konudaki uzman Dairesince inşaat değerinin tespitinde varılan bu kanaatin

aksi sonuca ulaştırmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmamaktadır.

48.Başvuruculardan Murat Kara tarafından açılan davada tek

hâkimle verilen kararı itirazen inceleyen Diyarbakır

Bölge İdare Mahkemesince bu yönde bir değerlendirme yapılmamış ise de zararı

doğuran maddi olayın aynı olduğu dikkate alındığında Danıştay Onuncu Dairesince

diğer başvuruculara yönelik olarak yapılan değerlendirmenin başvurucu Murat

Kara'ya ait uyuşmazlık yönünden de geçerli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

49. Sonuç olarak somut başvuruya konu davalarda hükmedilen

tazminatın, müdahalenin sonuçlarının giderilmesi bakımından yeterli olduğu

kanaatine varıldığından mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı

anlaşılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

51. Başvurucular, Anayasa Mahkemesinin 2012/791 başvuru numaralı

bireysel dosyasında verilen 7/11/2013 tarihli kararına atıfta bulunarak davalı

lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiği

iddiasını ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

52. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

54. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel

hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33, K.2012/54, 11/4/2012;

AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013

E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014

E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016 §

18).

55. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,

B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

56. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık

kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,

hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte, hak arama özgürlüğünün

varlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi

etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya

caydırıcı nitelikte(AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan

Şen, § 52) ya da kişinin bizatihi mahkemeye başvurmuş olmasını

anlamsız hâle getiren sınırlamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052,

23/7/2014, § 31).

57. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla, davacı veya

davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukata

ödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli

olmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile

ilişkilidir (Serkan Acar, B. No:

2013/1613, 2/10/2013, § 38).

58. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretine

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil

etmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B, No: 2014/10261,

8/12/2016, § 101)

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

59. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye

erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılması mümkündür. Ancak

mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13.

maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

60. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

61. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir.

62. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,

E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B.No:

2013/5033, 13/4/2016, § 46).

63. Sonuç itibarıyla mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen

mahkemeye erişim hakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü

zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü

olması gerekir (Serkan Acar, §

38; İbrahim Can Kişi, § 36).

(1)Kanunilik

64. Başvuru konusu olayda 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesi ve

659 sayılı KHK'nın 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 2013 yılı Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi uyarınca başvurucular aleyhine, reddedilen kısım

üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni

dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

(2) Meşru Amaç

65. Başvuru konusu olayda dava devam ederken 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde idare lehine

avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır.

66. Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi

bir kimsenin, başka bir kişinin hukuka aykırı işlem ve eylemi nedeniyle

uğradığı zararı o kişiden tazmin etmesini sağlayacak hukuksal mekanizmaların

oluşturulmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, haksız yere dava açmak zorunda

bırakılan veya kendisine karşı haksız yere dava açılan bir kimsenin o dava

nedeniyle yaptığı masrafların karşı taraftan tazmini yolunda tedbir alınmasının

hukuk devletinin bir gereği olduğu söylenebilir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

67. Yargılama giderlerinin haksız çıkan taraf üzerinde

bırakılması, haksız yere dava açmanın veya dava açılmasına sebebiyet vermenin bir

sonucudur. Diğer bir ifadeyle yargılama giderinin haksız çıkan taraf üzerinde

bırakılması, davada haklı çıkan tarafın o dava nedeniyle uğradığı zararın

(yaptığı masrafların) tazmini mahiyetindedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

68. Yukarıda ifade edildiği üzere vekâlet ücreti yargılama

gideri olup davacı veya davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım

karşılığında avukata ödedikleri ücretin telafisi amacına yönelik olarak

oluşturulan bir hukuksal mekanizmadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

Bu nedenle kendisini avukatla temsil ettiren kişinin o davada haklı çıkması

durumunda, bu kişi lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuk devleti

ilkesinin devlete yüklenen bu ödeve dayandığı söylenebilir.

69. Bununla birlikte başvuru konusu olayda dava devam ederken

2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin

taraf olduğu davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk

müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde

idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır.

İdarelerin kadrolu avukatlarıyla aralarındaki ilişki sözleşmeye değil statü

hukukuna tabi olduğundan idare lehine hükmedilen vekâlet ücretinin amacının

idare tarafından avukata ödenen vekâlet ücretinin telafisi mahiyetinde olduğu

söylenemez.

70. 659 sayılı KHK'nın genel gerekçesinde KHK'nın amacının "hukuk hizmetlerinin, etkili, verimli ve usul

ekonomisine uygun bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak"

olduğu belirtilmiştir (http://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0289.pdf). Dolayısıyla

idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacının, gereksiz başvuruların

önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamu kaynaklarının etkili,

verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının sağlanması olduğu

ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun

bir şekilde kullanılmasının teminine yönelik düzenleme yapılması da hukuk

devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebeple yapılan müdahalenin meşru bir amaca

yönelik olduğu anlaşılmıştır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

71. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki, ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

72. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E. 2012/102, K.2012/207, 27/12/2012

E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,

K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19,

29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;

E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

73. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler makul görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte ve kullanılan

aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile

bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey

aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61, 62).

74. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların

reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşı

tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları

çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını

anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları

çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının

asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,

§ 54).

(b) İlkelerin Olaya Uygulanması

75. Başvuru konusu olayda, Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda tespit edilen zarar tutarları

esas alınarak başvurucular Murat Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve Nizamettin

Uludağ tarafından sırasıyla 16.592,02 TL, 52.407,23 TL, 29.563,05 ve 80.625,50

TL maddi tazminat talebinde bulunulmuştur. Ancak İdare Mahkemesince davalar

kısmen kabul edilerek başvurucular Murat Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve

Nizamettin Uludağ lehine sırasıyla 2.018 TL, 6.474 TL, 11.340 TL ve 4.032 TL

maddi tazminata hükmedilmiş, reddedilen tutar üzerinden başvurucular Murat

Kara, Saim Yılık, Nezir Başaran ve Nizamettin Uludağ aleyhine sırasıyla

1.748,64 TL, 5.302,65 TL, 2.186,76 TL ve 8.177,56 TL vekâlet ücretine

hükmedilmiştir.

76. Başvurucuların tam yargı (tazminat) davasını açtığı 8/3/2010

tarihi itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, dava dilekçesinde belirtilen

talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir

düzenleme bulunmamaktadır.

77. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da değişiklik yapılmadan önceki hâliyle 2577 sayılı Kanun gereği

mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacıların tazminat

taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin olmadığı

görülmektedir. Ayrıca başvurucular tarafından talep edilen tazminat miktarının

afaki bir şekilde belirlenmediği ve Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlarla tespit edilen tutarlara

dayandığı anlaşılmaktadır.

78. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğindebaşvurucuların,

dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak

için taleplerini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda hak kazandıkları

tazminatın, başvurucular Murat Kara, Saim Yılık ve Nezir Başaran ve Nizamettin

Uludağ yönünden sırasıyla yaklaşık %88, %82 ve %19'una denk gelen kısmını

avukatlık ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldıkları

görülmüştür. Başvurucu Nizamettin Uludağ'ın ise lehine hükmedilen tazminatın

yaklaşık %203'ü oranında avukatlık ücreti ödemek yükümlülüğü altına girdiği

anlaşılmıştır. Böylece ıslah imkânı olmaması nedeniyle yüksek tazminat

talebinde bulunularak açılan davalara ilişkin yargılama sonucunda başvurucular

aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin, Anayasa Mahkemesinin emsal

kararlarında belirlediği kriterlere göre ölçülü olmadığı saptandığından

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (Galip Kocuk, B.

No: 2014/5639, 24/6/2015; Metin Taşdemir,

B. No: 2014/6991, 26/2/2015).

79. Açıklanan nedenlerle başvuruya konu müdahale ölçülü

olmadığından başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

80. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

81. Başvurucu Murat Kara 16.592 TL maddi, 20 TL manevi olmak

üzere toplam 36.592 TL; Saim Yılık 52.407 TL maddi, 30.000 TL manevi olmak

üzere toplam 82.407 TL; Nezir Başaran 29.563 TL maddi, 20.000 TL manevi olmak

üzere toplam 49.563 TL ve Nizamettin Uludağ 80.626 TL maddi, 50.000 manevi

olmak üzere toplam 130.626 TL tazminat talebinde bulunmuşlardır.

82. Başvurucuların mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

83. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında takdiren başvurucular Murat Kara'ya

1.358 TL, Saim Yılık'a 4.330 TL, Nezir Başaran'a 485 TL ve Nizamettin Uludağ'a

7.517 TL tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

84. Başvurucuların diğer tazminat taleplerinin reddi gerekir.

85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 824,4 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.624,4 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Mahkemeye erişim hakkının ihlali nedeniyle başvurucular Murat

Kara'ya 1.358 TL, Saim Yılık'a 4.330 TL, Nezir Başaran'a 485 TL ve Nizamettin

Uludağ'a 7.517 TL tazminatın AYRI

AYRI ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 824,4 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.624,4 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgilendirme amacıyla Diyarbakır 2.

İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. Murat

KARA

2. Saim

YILIK

3. Nezir

BAŞARAN

4.

Nizamettin ULUDAĞ

Vekilleri

:

1. Av. Orhan

AVCI

2. Av. Garip

GÜNDOĞDU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6042, 9 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. B. İdari Yargıda Açılan Tam Yargı Davası
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. “Yapının Mimarlık Hizmetlerine Esas Olan
  9. Sınıfı (Bm) Tl/m2
  10. I. Sınıf Yapılar
  11. A Grubu Yapılar 71,00
  12. B Grubu Yapılar 123,00
  13. II. Sınıf Yapılar
  14. III. Sınıf Yapılar
  15. A Grubu Yapılar 437,00
  16. B Grubu Yapılar 498,00
  17. “Yapının Mimarlık Hizmetlerine Esas Olan Sınıfı (Bm) Tl/m2
  18. I. Sınıf Yapılar
  19. A Grubu Yapılar 80,00
  20. B Grubu Yapılar 140,00
  21. II. Sınıf Yapılar
  22. III. Sınıf Yapılar
  23. A Grubu Yapılar 475,00
  24. V. İnceleme Ve Gerekçe
  25. A. Mülkiyet Hakkının
  26. III. sınıf A grubu içerisinde görüldüğü hâlde, İdare Mahkemesince yaptırılan
  27. I. sınıf B grubu için belirlenen 140 TL metrekare birim fiyatı esas alınarak
  28. B. Mahkemeye Erişim
  29. Aym, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013
  30. E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014
  31. E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016 §
  32. B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan
  33. E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E. 2012/102, K.2012/207, 27/12/2012
  34. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  35. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  36. C. Mahkemeye erişim hakkının ihlali nedeniyle başvurucular Murat
  37. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  38. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  39. Gökcan
  40. Hakyemez
  41. Kara
  42. Yılık
  43. Başaran
  44. Avcı
  45. Gündoğdu
  46. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6042
Tarih
9 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Cengiz Koç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18188)
  • Netice Hüsunet ve Hasan Hüsunet Başvurusu (B. No: 2014/15852)
  • İbrahim Mercan Başvurusu (B. No: 2014/1513)
  • Cafer Arslan Başvurusu (B. No: 2014/18133)
  • Orhan Altunsoy Başvurusu (B. No: 2014/13558)
  • Güven Ersoy Başvurusu (B. No: 2014/15388)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.