İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Netice Hüsunet ve Hasan Hüsunet Başvurusu (B. No: 2014/15852)

1. Başvuru; içindeki eşyaları ile birlikte evlerinin 1994

Başvuru No2014/15852Tarih23 Mart 2017Okuma16 dk · 3.167 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Netice Hüsunet Ve Hasan Hüsunet Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/15852
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.167 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; içindeki eşyaları ile birlikte evlerinin 1994

yılında yakılması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yaptıkları

talebin, birinci başvurucunun adına kayıtlı gayrimenkul kaydının bulunmadığı,

ikinci başvurucunun terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan mahkûm olduğu

gerekçesiyle reddedilmesi, bu işleme karşı açılmış olan davaya ilişkin

yargılamada ve Zarar Tespit Komisyonu incelemesi aşamasında tanık deliline

başvurulmaması, yeterli inceleme ve araştırma yapılmaması nedenleriyle mülkiyet

hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 30/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur.

4. Komisyonlarca 25/5/2015 ve 29/5/2015 tarihlerinde

başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Anayasa Mahkemesi tarafından 01/07/2015 tarihinde konu

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/15869 numaralı bireysel başvuru

dosyasının 2014/15852 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

2014/15869 numaralı bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına, incelemenin

2014/15852 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar

verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Eş olan başvurucular Diyarbakır ili Silvan ilçesi Heybelikonak köyünde bulunan evlerinin, içindeki eşyalarla

birlikte güvenlik güçleri tarafından 1994 yılında yakıldığını iddia

etmişlerdir.

10. Diyarbakır 4 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 17/12/1996

tarihli ve E.1994/524, K.1996/483 sayılı kararı ile başvurucu Hasan Hüsunet, PKK terör örgütünün hâl ve sıfatını bilerek örgüte

yardım ve yataklık yapması nedeniyle 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu'nun 169. maddesi ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi gereğince 3 yıl 9 ay hapis cezası ile

cezalandırılmıştır.

11. Başvurucular 26/7/2005 tarihinde, 5233 sayılı Kanun

kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

12. Başvuru kapsamında 6/3/2006 tarihinde gerçekleştirilen keşif

işleminde başvurucuların 15.443 TL bina zararının bulunduğu tespit edilmiş,

başvurucu Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım ve

yataklık suçundan almış olduğu cezanın infaz edildiği ancak şahsın sabıka

kaydında ya da jandarmanın göndermiş olduğu belgeler arasında bu hususa dair

bilginin yer almadığı tutanağa bağlanmıştır.

13. Komisyon 7/9/2007 tarihli ve 2007/3-3991 sayılı kararında,

başvurucu Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım ve

yataklık suçundan mahkûm edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle başvurunun 5233

sayılı Kanun kapsamına girmediğinden bahisle talebin reddine karar vermiştir.

14. Başvurucular tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine

açılan iptal davasında Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 25/12/2008 tarihli ve

E.2008/1286, K.2008/2369 sayılı kararında dava konusu işlemin iptaline karar

verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

"...5233 sayılı Kanun uyarınca yapılan

başvurunun davacılar Hasan Hüsunet ve Netice Hüsunet (karı-koca) adına yapıldığı, ancak yapılan keşifte

karı adına herhangi bir tespit ve araştırma yapılmadığı, sadece koca yönünden

araştırma ve tespit yapılıp kocanın terör örgütüne yardım ve yataklık etmek

suçundan mahkûmiyeti nedeniyle başvurunun tamamen reddedildiği görülmüştür.

Öte yandan, davacılara ait evin güvenlik

güçleri tarafından yakıldığı iddiasıyla ilgili köylülerden alınacak ifadeler ve

olay tutanağı gibi belgelerle somut olarak evin kim tarafından ve nasıl

yakıldığını ortaya koyacak araştırma yapılması da gerekmektedir..."

15. İlk Derece Mahkemesinin iptal kararı akabinde Komisyon

tarafından yapılan yeniden inceleme üzerine 10/9/2009 tarihli ve 2009/3-8122

sayılı Komisyon kararında, Silvan Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünün 2/9/2009

tarihli yazıları ile başvurucu Netice Hüsunet adına

tapulu gayrimenkul kaydına rastlanmadığı tespit edildiğinden talebin reddine

karar verilmiştir.

16. Davalı idarenin temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 13/3/2012 tarihli ve E.2011/6309, K.2012/1036 sayılı ilamı ile

Komisyonca 6/3/2006 tarihinde mahallînde yapılan keşifte başvuruda belirtilen

mal varlığının Heybelikonak köyü Kuruçayır

mezrasında olduğunun ve Hasan Hüsunet'e ait olarak

tespit edildiği, Kuruçayır mezrası terör nedeniyle

tamamen boşaltılan yerlerden olmakla birlikte başvurucu Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan

mahkûmiyetinin olması nedeniyle 5233 sayılı Kanun'dan yararlanma imkânının

bulunmadığı, eşi Netice Hüsunet'e ait ayrı bir mal

varlığının ise tespit edilemediği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının

bozulmasına karar verilmiştir.

17. Başvurucuların karar düzeltme istemi aynı Dairenin 5/3/2013

tarihli ve E.2012/9539, K.2013/1753 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

18. Danıştay bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapılarak

dava dosyasının yeniden incelenmesi suretiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin

13/9/2013 tarihli ve E.2013/2576, K.2013/976 sayılı kararı ile dava konusu

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...davacıların 5233 sayılı Kanun

kapsamında Heybelikonak Köyü'nde bulunan malvarlığına

ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının tazmini amacıyla başvuruda

bulundukları, bunun üzerine, Zarar Tespit Komisyonunca 06.03.2006 tarihinde

mahallinde yapılan keşifte, başvuruda belirtilen malvarlığının Heybelikonak Köyü, Kuruçayır

Mezrası'nda olduğu ve Hasan Hüsunet'e ait olduğunun

tespit edildiği, Kuruçayır Mezrası terör nedeniyle

tamamen boşaltılan yerleşim yerlerinden olmakla birlikte Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan

mahkûmiyetinin olması nedeniyle 5233 sayılı Kanundan faydalanma imkanının

olmadığı, Netice Hüsunet'e ait ayrı bir malvarlığının

ise tespit edilmediği gerekçesiyle talebin 07.09.2007 tarih ve 2007/3-3991

sayılı kararla reddedildiği ve bu kararın iptali istemiyle bakılan davanın

açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda davalı idarece de tespit altına

alındığı üzere davacılardan Hasan Hüsunet'in terör

örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan mahkûmiyetinin olması nedeniyle 5233

sayılı Kanundan faydalanma imkanının olmadığı, diğer davacı Netice Hüsunet yönünden ise ayrı bir malvarlığının tespit

edilemediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 5233 sayılı Kanun hükümleri

uyarınca, davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmininin

mümkün olmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır..."

19. Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 24/6/2014 tarihli ve E.2014/892, K.2014/5673 sayılı ilamı ile hükmün

onanmasına karar verilmiştir. Onama kararı 2/9/2014 tarihinde başvuruculara

tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucular 30/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

21. 5233 sayılı Kanun’un 1., 4., 6. ve geçici 1. maddeleri.

22. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve

4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması

hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı dışındadır:

...

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki

suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu

fiillerinden dolayı uğradığı zararlar..."

23. 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara

verilen her türlü zararlar. ...”

24. 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“7 nci maddede

belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki

bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin

aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde

bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun

biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile

belirlenir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 23/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

26. Başvurucular; Diyarbakır ili Silvan ilçesi Heybelikonak köyünde bulunan evlerinin -içindeki eşyaları

ile- güvenlik güçleri tarafından 1994 yılında yakıldığını, başvurucu Netice Hüsunet'in ev eşyalarını kurtarmaya çalışırken düşük

yaparak yedi aylık bebeğini kaybettiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında

yaptıkları müracaatlarının başvurucu Hasan Hüsunet'in

terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan mahkûm edilmesi, başvurucu

Netice Hüsunet'in ise adına kayıtlı gayrimenkul

bulunmadığı gerekçeleriyle reddedildiğini, Komisyonca yapılan inceleme

aşamasında ve ret işlemine karşı açtıkları davada yargılama aşamasında tanık

deliline ve diğer delillere başvurulmadığını, yeterli araştırma yapılmadığını

belirterek adil yargılanma hakları ile zararlarının karşılanmadığını belirterek

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

27. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucuların

açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde evlerinin

eşyaları ile birlikte yakılması sonucu oluşan zararlarının karşılanmadığını

belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlı

olarak değerlendirileceğinden bu bağlamda inceleme yapılmıştır. Başvurucuların

ihlal iddiaları aşağıda başlıklar altında incelenmiştir:

1. Çelişmeli Yargılama ve

Silahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucular, tanık deliline ve diğer delillere

başvurulmaksızın Komisyon ve Derece Mahkemelerince taleplerinin reddine karar

verildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucuların anılan iddialarının çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

29. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (Selvi Ağgül

ve diğerleri, B. No: 2013/6201, 21/4/2016, § 33) .

30. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

31. Başvuru konusu olayda başvurucuların Diyarbakır Valiliğine

verdikleri başvuru dilekçesi, dava dilekçesi, temyiz ve karar düzeltme

talepleri incelendiğinde 5233 sayılı Kanun'da yer alan açık hükme rağmen (bkz.

§ 24) başvurucuların talep ve davaları değerlendirilirken tanık dinletme

taleplerine ya da tanıklarının dinlenmediğine ilişkin herhangi bir iddia ileri

sürmedikleri, hangi delili hangi amaçlarla sunmak istediklerine dair herhangi

bir beyanda bulunmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca 6/3/2006 tarihli keşif

tutanağının (bkz. § 12) incelenmesinde ilgili tutanakta köy muhtarı S.B.nin, aza A.K.nın ve mahallî

bilirkişi N.B.nin imzalarının da yer aldığı,

değerlendirmelerin hiçbir aşamasında başvurucuların bu tutanağa ya da imzalara

ilişkin herhangi bir ihtirazı kayıt koymadıkları, itirazda bulunmadıkları

anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların iddialarının Anayasa Mahkemesince

incelenmesi bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.

32. Açıklanan nedenlerle çelişmeli yargılama ve silahların

eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının başvuru yolları usulüne uygun

şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Başvurucu Hasan Hüsunet'in Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, başvuru ve davasının terör örgütüne yardım ve

yataklık suçundan mahkûmiyetinin bulunması gerekçe gösterilerek reddedilmesi

sonucunda evinin -eşyaları ile - güvenlik güçleri tarafından yakılması sonucu

oluşan zararlarının karşılanmaması neticesinde mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

34. Başvurucunun yakma eyleminin güvenlik güçleri tarafından

gerçekleştirildiğine ilişkin iddiası kendisinin soyut beyanına dayalı

olduğundan başvurucu bu konuda herhangi bir belge sunmadığı, adli yahut idari

herhangi bir soruşturma başlatılmasına ilişkin şikâyette bulunduğuna ilişkin

herhangi bir beyanda da bulunmadığından bu iddia yönünden ayrıca inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzer

nitelikteki ihlal iddiaları daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, kanun koyucunun hukuki ve teknik

izaha girmeksizin genel olarak yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile

terör suçundan mahkûm olan kişileri bu Kanun hükümlerinden faydalandırmamayı

amaçladığı, 5233 sayılı Kanun'un özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu

Bölgelerinde gerçekleşen terör olayları nedeniyle zarar gören kişilerin hem

günümüz hem de geçmiş itibarıyla uğradıkları zararların karşılanmasını

amaçladığı, Kanun'un sadece mağdur olan kişilerin bu mağduriyetlerinin

giderilmesi yolunda uygulanması gerektiği, terör örgütüne yardım ve yataklıktan

hüküm giymiş kişilerin bu şekilde terör örgütünün gelişmesine ve büyümesine

sebebiyet verdiklerinin tartışmasız olduğu, aynı kişilerin büyümesine yardımda

bulundukları, terör ve terör örgütü sempatizanı olduğu ortaya çıkan kişilere

devlet tarafından tazminat ödenmesinin Kanun'un amacına aykırılık teşkil ettiği

gerekçesi ile 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin Kanun'un kapsamını belirttiği,

aynı maddenin (f) bendinde de 3713 sayılı Kanun'un 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamındaki

suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu

fiillerinden dolayı uğradığı zararların 5233 sayılı Kanun'un kapsamı dışında

kaldığının kurala bağlandığı gerekçesi ile verilen İlk Derece Mahkemesi

kararlarında bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmış; başvurucuların iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Abdulkadir

Güneş, B. No: 2013/4347, 30/3/2016, §§ 29-35; Abdurrahman Ete, B. No: 2013/5489,

30/3/2016, §§ 24-30; Hamit Yıldız ve Halit

Yıldız; B. No: 2013/7720, 30/30/2016, §§ 19-26).

36. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan

incelemelerde Derece Mahkemesinin kararı (bkz. § 18) değerlendirildiğinde

kararda bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı kanaatine ulaşılmış ve başvurucu açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurucu Hasan Hüsunet

tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

38. Başvurucu, müracaat ve davasının reddedilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuru dilekçesinin

Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü bölümünde

başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belge içeriklerinde ileri

sürdüğü ve ayrıca kendisinin beyan ettiği birtakım maddi zararlarının

bulunduğunu iddia ettiğini; fakat, idari yargı makamlarının kararları sonucunda

bu zararları tazmin edilmeyerek Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

39. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetlerinden hangi iddiaların 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu,

komisyonlar ve yargılama makamlarınca değerlendirilebilecek bir husustur.

Yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde

başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir

bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince

adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit

edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. Başvurucu Netice Hüsunet'in Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu; Diyarbakır ili Silvan ilçesi Heybelikonak

köyünde bulunan evinin -içindeki eşyaları ile- 1994 yılında güvenlik güçleri

tarafından yakıldığını, başvurucunun ev eşyalarını kurtarmaya çalışırken yedi

aylık bebeğini düşük yaparak kaybettiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı

başvurunun ve akabinde açtığı davanın adına kayıtlı gayrimenkul bulunmadığı

gerekçesi ile reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan

mülkiyet hakkının ve 36. maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Anılan iddialar Anayasa'nın 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı açısından incelenmiştir.

41. Başvurucunun yakma eyleminin güvenlik güçleri tarafından

yapıldığına, ev eşyalarını kurtarmaya çalışırken yedi aylık bebeğini düşük

yaparak kaybettiğine ilişkin iddiası sadece kendisinin soyut beyanına

dayandırılmıştır. Bu iddialar hakkında herhangi bir belge sunulmadığı, adli

yahut idari herhangi bir soruşturma başlatılmasına ilişkin şikâyette

bulunulduğuna dair herhangi bir beyanda da bulunulmadığından başvurucunun

anılan iddiaları yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

42. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

43. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

44. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde belirtilen hususlara

ilişkin iddiaların, maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, B. No:

2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50).

45. Başvuru konusu olayda başvurucunun, evinin içindeki

eşyalarla birlikte 1994 yılında yandığını, bu çerçevede oluşan zararlarının

5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, 5233

sayılı Kanun kapsamında olduğunu iddia ettiği zararlarının karşılanmasını talep

ettiği anlaşılmaktadır.

46. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına

ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu, Kanun’un 2. maddesinde bu Kanun’un,

3713 sayılı Kanun’un 1., 3. ve 4. maddelerindeki suçlar ile terör olaylarında

yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı

zararlar hariç olmak üzere terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddi

zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve

usullere ilişkin hükümleri kapsadığı (bkz. § 22) ifade edilmiş; Komisyonca

dikkate alınacak deliller kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde zararın

5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun tespitinin yapılması akabinde Kanun’un

7. maddesinde belirtilen zarar kalemleri (bkz. § 23) üzerinden yapılacak

hesaplama ile tespit edilen tazminat miktarının başvurucuya ödenmesine karar

verileceği hükme bağlanmıştır.

47. Komisyon kararında, önce başvurucunun başvurusu hakkında

karar verilmemekle (bkz. § 13) birlikte daha sonra başvurucu Netice Hüsunet adına tapulu gayrimenkul kaydına rastlanmadığı

gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir (bkz. § 15).

48. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 13/9/2013 tarihli kararında

başvurucunun ayrı bir mal varlığı tespit edilemediği gerekçesi ile davanın

reddine karar verildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 18). Bu karar kanun yolu

aşamasını tamamlayarak kesinleşmiştir(bkz. § 19).

49. Başvurucu, tazmini gereken zararlarının mevcut olduğunu

iddia etmiş ise de 5233 sayılı Kanun kapsamında talep edilen maddi tazminat ile

ilgili dava sürecindebaşvurucunun iddialarını

değerlendiren Derece Mahkemelerinin kararlarında herhangi bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucunun

ayrı bir mal varlığı tespit edilemediği gerekçesi ile davasının reddedilmesi

(bkz. § 18) dikkate alındığında dosya kapsamına göre bu tespitten ayrılmayı

gerektiren bir neden bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Engin YILDIRIM bu görüşe

katılmamıştır.

51. Başvurucu, davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuru dilekçesinin Anayasa’nın

35. maddesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü bölümünde başvurucu, 5233

sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belge içeriklerinde ileri sürdüğü ve

ayrıca kendisinin beyan ettiği birtakım maddi zararlarının bulunduğunu iddia

ettiğini fakat idari yargı makamlarının kararları sonucunda bu zararları tazmin

edilmeyerek Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

52. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetlerinden hangi iddiaların 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu,

komisyonlar ve yargılama makamlarınca değerlendirilebilecek bir husustur.

Yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde

başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir

bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece

Mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine

getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

2. Başvurucu Hasan Hüsunet'in

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Başvurucu Netice Hüsunet'in

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Başvurucuların tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE

OYBİRLİĞİYLE,

C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu Hasan Hüsunet üzerinde bırakılmasına OYBİRLİĞİYLE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu Netice

Hüsunet üzerinde bırakılmasına Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA 23/3/2017tarihinde karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur

ODUNCU

Başvurucular

:

1. Netice

HÜSUNET

2. Hasan

HÜSUNET

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15852, 23 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin
  12. B. Başvurucuların tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Oduncu
  19. Hüsunet
  20. Hüsunet
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15852
Tarih
23 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • İbrahim Mercan Başvurusu (B. No: 2014/1513)
  • Cafer Arslan Başvurusu (B. No: 2014/18133)
  • Orhan Altunsoy Başvurusu (B. No: 2014/13558)
  • Güven Ersoy Başvurusu (B. No: 2014/15388)
  • Kocaman Balıkçılık İhr. İth. Tic. Ltd. Şti. ve Öz Callut Tar. Pet. Su Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti Başvurusu (B. No: 2014/13827)
  • Volkan Topçu Başvurusu (B. No: 2014/9457)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.