İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kocaman Balıkçılık İhr. İth. Tic. Ltd. Şti. ve Öz Callut Tar. Pet. Su Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti Başvurusu (B. No: 2014/13827)

1. Başvuru, su ürünleri tesisi olarak işletilmek üzere satın

Başvuru No2014/13827Tarih23 Mart 2017Okuma18 dk · 3.641 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kocaman Balıkçılık İhr. İth. Tic. Ltd. Şti. Ve Öz Callut Tar. Pet. Su Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/13827
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.641 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, su ürünleri tesisi olarak işletilmek üzere satın

alınan taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil ve ilan edilmesi

sebebiyle alış amacına uygun işletilmesi imkânının ortadan kalkması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada başvuru hakkında bir görüş

bildirilmeyeceğini ifade etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Arka Planı

7. Başvurucu Kocaman Balıkçılık İhracat İthalat Ticaret Limited

Şirketi (Kocaman Balıkçılık Ltd. Şti.) tarafından Konya ili Hüyük ilçesi Budak

köyü Bayat mevkiinde kain 1639 parsel numaralı taşınmaz, 17/2/2006 tarihinde

satın alınmıştır. Anılan taşınmaz, başka şirketler tarafından 1996 yılından

itibaren yetkili makamlardan gerekli izinler alınmak suretiyle su ürünleri

tesisi olarak işletilmiştir. Sözü edilen şirketlerce bu amaçla taşınmaz

üzerinde yapı inşa edilmiştir.

8. Kocaman Balıkçılık ile diğer başvurucu Öz Callut

Tarım Petrol ve Su Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi (Öz Callut Ltd. Şti.) arasında aktedilen

6/3/2006 tarihli sözleşmeyle anılan taşınmaz, su ürünleri tesisi olarak

işletilmek üzere Öz Callut Ltd. Şti.'ye

on yıllığına kiralanmıştır.

9. Öz Callut Ltd. Şti. tarafından

26/4/2006 tarihli belgeyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından işletme

izni alınmış, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından 13/6/2006 tarihli sanayi sicil

belgesi temin edilmiş, 15/6/2006 tarihinde Meram Elektrik Dağıtım Anonim

Şirketi (MEDAŞ) ile elektrik satış sözleşmesi akdedilmiştir. Ayrıca Karayolları

Genel Müdürlüğü tarafından 3/11/2009 tarihli geçiş yolu ön izin belgesi

düzenlenmiştir. Öte yandan, Konya İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce, söz konusu

tesis için "Çevresel Etki Değerlendirmesi"nin

(ÇED) gerekli olmadığı yolunda işlem tesis edilmiştir.

10. Tüm bu işlemlerin tamamlanmasından sonra Kocaman Balıkçılık

Ltd. Şti. tarafından 1/2/2010 tarihinde mevzi imar planı yapılması talebiyle

Konya İl Özel İdaresine (İl Özel İdaresi) başvurulmuştur. İl Özel İdaresince

görüş istenmesi üzerine Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu

tarafından (Koruma Bölge Kurulu) gerekli incelemeler yapıldıktan sonra

31/5/2010 tarihli kararla taşınmazın bulunduğu alanı da içeren Konya ili Hüyük

ilçesi Budak köyü Bayat mevkiinde yer alan Bayat Hüyüğü,

1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiştir. Anılan kararda

ayrıca "1. Derece Arkeolojik Sit Alanı

içerisinde kalan 1639 nolu parselde [Kocaman Balıkçılıka ait taşınmaz] ruhsatsız yapıldığı anlaşılan

yapı hakkında İl Özel İdaresince ilgili mevzuat doğrultusunda işlem

yapılmasına" karar verildiği belirtilmiştir.

11. Koruma Bölge Kurulunca 31/5/2010 tarihli kararla geçiş

dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenmiştir. Anılan kararda

taşınmaz üzerinde hiçbir şekilde yapılaşmaya izin verilmeyeceği ifade

edilmiştir.

12. İl Özel İdaresince, Koruma Bölge Kurulu kararından sonra

inşaat ruhsatı taleplerinin gerçekleştirilemediği hususu 26/7/2010 tarihli yazıyla

anılan şirkete bildirilmiştir.

B. Koruma Bölge Kurulu Kararına Karşı Açılan

İptal Davası

13. Başvurucular, 20/7/2010 tarihinde Koruma Bölge Kurulunun

31/5/2010 tarihli kararının iptali istemiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı

aleyhine Konya 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır.

14. Mahkemece 17/3/2011 tarihinde mahallinde bilirkişilerle

birlikte keşif yapılmıştır. İkisi Arkeoloji Mühendisliği Bölümü, biri de

Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi olan üç akademisyenden oluşan bilirkişi

heyetince düzenlenen ve 8/4/2011 tarihinde Mahkemeye sunulan raporda, bölgenin

1. derece arkeolojik sit alanı olarak kalmasının gerektiği görüşü ifade

edilmiştir.

15. Mahkemece 8/6/2011 tarihli kararla bilirkişi raporundaki

görüşe istinaden dava reddedilmiştir. Mahkemece, işlemin "1. Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde kalan

1639 nolu parselde [Kocaman Balıkçılıka

ait taşınmaz] ruhsatsız yapıldığı anlaşılan yapı hakkında İl Özel İdaresince

ilgili mevzuat doğrultusunda işlem yapılmasına" ilişkin kısmı

yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.

16. Karar, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin (Daire) 26/3/2013 tarihli ilamıyla onanmış, karar düzeltme istemi de

aynı Dairenin 12/6/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

17. Nihai karar 21/7/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucular 19/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

" 1. İdari dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam

yargı davaları,

..."

20. 1/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) (Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 md.)"Kültür varlıkları"; tarih öncesi ve tarihi

devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih

öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel

açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün

taşınır ve taşınmaz varlıklardır."

21. 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:

"Korunması gerekli taşınmaz kültür ve

tabiat varlıkları şunlardır:

...

c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür

varlıkları,

...

Kaya

mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler,

ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar,

burç, sur, tarihi kışla, tabya ve isihkamlar ile

bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve

medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları,

sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları

belirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi

saraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar,

namazgahlar; çeşme ve sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler,

arastalar, bedestenler, kapalı çarşılar, sandukalar, steller,

sinagoklar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar;

külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler,

peri bacaları ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.

..."

22. 2863 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(Değişik birinci fıkra :

26/5/2004-5177/26 md.) Korunması gerekli taşınmaz

kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve

Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum

ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.

Yapılacak

tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer

özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde

tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan

yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.

Korunması

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler

koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur."

23. 2863 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...

b) Koruma amaçlı imar plânlarıyla kesin

yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel

kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar malikin başvurusu üzerine, belediye ve

il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 23/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Taşınmazın Sit Alanı Olarak Tescil Edilmesi

Yönünden

1. Başvurucu Kocaman Balıkçılık Ltd. Şti.'nin İddiaları

25. Başvurucu, 1996 yılından beri su ürünleri tesisi olarak

işletilen taşınmazın 150.000 TL bedel ödenerek satın alındığını ve o tarihte

tapu sicilinde herhangi bir şerh ve sınırlamanın bulunmadığını belirtmiştir.

Taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tespitinin daha uygun

olacağını savunan başvurucu, 1. derece arkeolojik sit alanı olarak ilan

edilmesi sebebiyle su ürünleri tesisi olarak işletilme imkânının ortadan

kaldırıldığını ve bu nedenle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, taşınmazın bedelinin tazminat olarak ödenmesini talep

etmiştir.

2. Değerlendirme

26. Taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tespit ve

ilan edilmesi sonucu aynına yönelik olarak ortaya çıkan müdahaleler, yalnızca

taşınmaz malikinin menfaatlerini etkiler. Kiracının, taşınmazın 1. derece

arkeolojik sit alanı ilan edilmesi nedeniyle kira sözleşmesinin doğurduğu

işletme hakkıyla sınırlı olarak menfaatlerinin etkilenmesi söz konusu olabilir.

Ancak kiracının, taşınmazın aynına ilişkin bir menfaatinin zedelenmesi mümkün

değildir. Taşınmazın bedeline temas eden her türlü iddia taşınmazın aynına

ilişkin olup bunların kiracı tarafından öne sürülmesine imkan bulunmamaktadır.

Bu nedenle taşınmazın bedeline ilişkin olan bu iddianın sadece Kocaman

Balıkçılık Ltd. Şti. yönünden incelenmesi uygun bulunmuştur. Kaldı ki başvuru

dilekçesinde de kiracı Öz Callut Ltd. Şti. yönünden

sadece bir sonraki başlıkta incelenen, taşınmazın işletilme imkânının ortadan

kalkmasına yönelik iddialarda bulunulduğu görülmüştür.

27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında

kanun yollarının tüketilmesi koşuluna ilişkin temel ilkeler ortaya konulmuştur

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26; Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§

16-20; Fatma Yıldırım, B. No:

2014/6577, 16/2/2017, § 39).

28. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın 35. maddesinde güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı

kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara

uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden

yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, §§ 28, 32). Dolayısıyla malikin, mülkünü kullanma,

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.

30. Olayda başvurucunun taşınmazı 1. derece arkeolojik sit alanı

ilan edilmekle taşınmaz 2863 sayılı Kanunda ve ilgili ikincil mevzuatta

öngörülen kısıtlamalara tâbi hâle gelmiştir. Ayrıca taşınmazın dahil bulunduğu

alanın 1. derece arkeolojik sit olarak tespiti nedeniyle taşınmazda kesin

inşaat yasağı geçerli olmuştur. Taşınmazın üzerinde tasarrufta bulunma

yetkisinin bu şekilde sınırlandırılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği

değerlendirilmiştir. Taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak ilan

edilmesiyle malikin taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı sona ermediğinden

müdahalenin mülkten yoksun bırakma olarak görülmesi mümkün görülmemiştir.

Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasıyla sınırlı sonuç doğuran müdahalenin,

mülkiyetin kontrolü kapsamında incelenmesi uygun bulunmuştur.

31. Anayasa’nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip

olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği,

mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme

bağlanmıştır. Ayrıca Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir.

32. Somut olayda, Koruma Bölge Kurulunun, başvurucunun mülkiyet

hakkına müdahale teşkil eden 31/5/2010 tarihli kararı, 2863 sayılı Kanun'un 7.

maddesi ve ilgili diğer hükümlerine dayanmaktadır. Dolayısıyla müdahalenin

kanuni dayanağının bulunduğu kanaatine varılmaktadır.

33. Anayasa'nın 63. maddesinde devletin, tarih, kültür ve tabiat

varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlama ve bu amaçla destekleyici ve

teşvik edici tedbirleri alma ödevi düzenlenmiş, bu kapsamda özel mülkiyet

konusu olan varlık ve değerlere getirilecek sınırlamaların, bu nedenle hak

sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunda

düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının

ve değerlerinin korunmasına yönelik her türlü tedbiri almak devletin temel

ödevlerindendir.

34. 2863 sayılı Kanun'un 6. ve 7. maddeleri kapsamında kültür ve

tabiat varlığı niteliği bulunduğu tespit edilen bir taşınmazın tescil edilmesi

suretiyle korunması ve aslına uygun olarak muhafazası insanlık tarihinin, milli

kültürün ve kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması bakımından

son derece önemli olup bu kapsamda gerçekleşen müdahalenin kamu yararı amacı

taşıdığı kabul edilmelidir (Ahmet Bölge,

B. No: 2014/13133, 28/9/2016, § 56).

35. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük ilkesi,

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin, maliki

olağandışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve

dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 38).

36. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında taşınmazların sit

alanı olarak tescil ve ilan edilmek suretiyle maliklerin tasarruf yetkilerinin

sınırlandırılması biçiminde gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığını,

2863 sayılı Kanun'da malik lehine getirilen imkanları bir bütün olarak

değerlendirmek suretiyle incelemiştir (Ahmet

Bölge, § 57-65; Nagihan Beken, B. No:

2014/9998, K. 12/7/2016, § 41-53).

37. Anayasa Mahkemesi, 2863 sayılı Kanun'un mülkiyetin

kullanımına sınırlandırma getiren maddeleri ile korunması gereken kültür

varlığı maliklerine yardım ve kolaylıklar sağlanmasına ilişkin hükümlere yer

verildiğini, malikin taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının devam ettiğini,

ilgili mevzuata uygun hareket edildiği sürece 2863 sayılı Kanun'un maliklere

tanıdığı hak, muafiyet ve kolaylıklardan yararlanılabileceği gibi 2863 sayılı

Kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla mülkiyet hakkının tanıdığı tüm

yetkilerin de kullanılabileceğini, ayrıca yapılan müdahaleye karşı yetkili

makamlar önünde etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağının malike tanındığını

dikkate alarak müdahalenin ortaya çıkardığı durumun, malikin mülkiyet hakkının

korunması ile kamusal menfaatin gerekleri arasında sağlanması gereken dengeyi

bozmadığı ve malik açısından meşru sayılamayacak ferdî ve aşırı nitelikte bir

yük oluşturmadığı sonucuna varmıştır (Ahmet

Bölge, § 64; Nagihan Beken, § 52).

Bakılan başvuruda Anayasa Mahkemesinin anılan içtihadından ayrılmayı

gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.

38. Başvurucu, taşınmazın arkeolojik sit özelliğinin 1. derece

yerine 3. derece olarak tespit edilmesi durumunda taşınmazın kesin inşaat

yasağına tabi olmayacağını, dolayısıyla bunun tercih edilmesinin daha uygun

olacağını ileri sürmüştür. Taşınmazın kültür varlığının korunma bakımından

kaçıncı derecede sit alanı olarak tespit edileceğinin ve kültür varlığının

korunması amacının, taşınmazın 1. derece arkeolojik sit olarak tescilini

gerekli kılıp kılmadığının değerlendirilmesi öncelikli olarak ilgili kamu

makamlarının yetkisindedir. Kültür varlıklarının etkili ve verimli bir şekilde

korunması yetkili idarelerin sorumluluğunda olup bu hizmetin en iyi biçimde

yürütülebilmesi için ne tür tedbirlerin alınması gerektiği hakkında sorumlu ve

yetkili otoriteler daha isabetli karar verebilecek konumdadırlar. Bu nedenle

hangi aracın seçileceğinin belirlenmesi hususunda idarelerin belli ölçüde

takdir yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğine ilişkin

olarak idarelerin haiz bulunduğu takdir yetkisi sınırsız değildir. Tercih

edilen aracın, müdahaleyi, ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde

ağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesince, müdahalenin gerekli olmadığı

sonucuna ulaşılması mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda yapacağı

denetim seçilen aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak ve özgürlükler

üzerinde oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür.

39. Başvurucunun, bu iddiasını Mahkemede de öne sürdüğü

görülmektedir. Mahkemece, ikisi Arkeoloji Mühendisliği Bölümü, biri de

Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi olan üç akademisyenden oluşan bilirkişi

heyetiyle birlikte mahallinde keşif yapılmıştır. Keşif sonrasında düzenlenen

raporda, bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı olarak kalmasının gerektiği

görüşü ifade edilmiştir. Alanında uzman olan üç akademisyen bilirkişinin vardığı

kanaatin aksi sonuca ulaşmayı haklı kılacak herhangi bir bilgi ve belge

sunulmamıştır. Dolayısıyla taşınmazın kesin inşaat yasağının uygulandığı 1.

derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesinin, müdahaleyi bariz bir

biçimde ağırlaştırmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

40. Malik lehine getirilen ve Anayasa Mahkemesince ölçülülüğün

sağlanması bakımından elverişli araçlar olduğu değerlendirilen imkânlar (bkz. § 37), birer başvuru yolu olup

bunlardan fiilen yararlanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulması durumunda

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna

karar verilebilir.

41. Başvuru konusu olayda başvurucu, hiçbir sınırlama veya takyidat bulunmaksızın satın aldığını belirttiği taşınmazın

1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil ve ilan edilmesi sebebiyle

taşınmazı su ürünleri tesisi olarak işletme imkanının ortadan kalkmasından

şikâyet etmektedir.

42. Anayasa Mahkemesi daha önce, 1. derece doğal sit alanı

olarak tescil edilen taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlandığı

iddiasıyla yapılan bir bireysel başvuruda 2863 sayılı Kanun'un 17. maddesinin

(b) bendini incelemiştir (S. S. Okumuşlar

Konut Yapı Kooperatifi, B. No: 2014/5326, 28/9/2016). Anayasa

Mahkemesi, anılan bentle, "sit"

alanı ilan edilen ve koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen

taşınmazlardan, üzerinde "korunması

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı" bulunmayanların,

malikin başvurusu üzerine, belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla

takas imkânının getirildiğini tespit etmiştir (S.

S. Okumuşlar Konut Yapı Kooperatifi, § 54-56). Anayasa Mahkemesi

ayrıca Danıştay kararlarından yola çıkarak 2863 sayılı Kanun'un 17. maddesinin

(b) bendinde öngörülen takas imkanının, taşınmazın 1. derece doğal sit alanı

olarak tescil edilmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde etkili

ve sonuç alınması mümkün olan telafi edici bir yol olduğu sonucuna ulaşmıştır (S. S. Okumuşlar Konut Yapı Kooperatifi, §

57-62).

43. Somut olaydaki taşınmaz, Anayasa Mahkemesinin değinilen kararına

konu olaydaki taşınmazdan farklı olarak doğal sit değil, arkeolojik sit olarak

tescil edilmiş ise de 2863 sayılı Kanun'da getirilen takas imkânı bakımından

her iki sit türü yönünden bir ayrım yapılmadığından anılan içtihadın bu

başvuruda da geçerli olduğu sonucuna varılmaktadır. İhtilaf konusu taşınmaz

üzerinde kültür varlığı bulunduğuna dair dosyada bir bilgi ve belge yer

almadığından 2863 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (b) bendinde düzenlenen takas

imkânının olaydaki taşınmaz yönünden uygulanacağı anlaşılmaktadır.

44. Bu durumda, taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak

tescil edilmesinden kaynaklanan müdahalenin sonuçlarının giderilmesi bakımından

elverişli bir yol olduğu değerlendirilen takas imkânından yararlanmak amacıyla

etkili ve sonuç alınması mümkün idari ve yargısal yollara başvurulmadan

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvuru yollarının usulünce

tüketildiği söylenemez.

45. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Ticari Faaliyette Bulunma İmkanının Ortadan

Kalktığı İddiası Yönünden

1. Başvurucuların İddiaları

46. Başvurucular, 1996 yılından beri yetkili kurum ve

kuruluşlardan gerekli izinler alınarak su ürünleri tesisi olarak işletilen

taşınmazın aynı amaçla işletilmek üzere satın alındığını ve bu durumun

lehlerine kazanılmış hak teşkil ettiğini ifade etmişlerdir. Tesisteki makine ve

sair aksamın değişimi için 353.000 TL masraf yaptıklarını ileri süren

başvurucular, taşınmazın sit alanı ilan edilmesi suretiyle taşınmazı işletme ve

ticari faaliyette bulunma imkânlarının ortadan kaldırıldığını öne sürmüşlerdir.

Başvurucular, taşınmaz üzerinde yeni inşaat yapılmasının yasaklanmasıyla

yetinilebilecek iken "1. Derece

Arkeolojik Sit Alanı içerisinde kalan 1639 nolu

parselde [Kocaman Balıkçılık Ltd. Şti.'ye ait

taşınmaz] ruhsatsız yapıldığı anlaşılan yapı hakkında İl Özel İdaresince ilgili

mevzuat doğrultusunda işlem yapılmasına" yolunda karar alınmak

suretiyle kazanılmış haklarının zedelendiğini belirtmişlerdir. Başvurucular,

kiracı Öz Callut Ltd. Şti.'nin

de bu şikâyet yönünden menfaatlerinin etkilendiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

47. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu

bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

48. Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan

bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini

kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun

Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir. Bu hususun istisnası

olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer" veya icrası mümkün bir

"alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti" Anayasa'da

yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti, makul bir

şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın doğurduğu, ulusal mevzuatta

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu

gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip

nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece

mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru

beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36,37).

49. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucular, öncelikle "mülk"ün

varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun, Anayasa'nın

35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip

olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (İhsan Vurucuoğlu,

B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30, 31).

50. Su ürünleri tesisi işletme hakkına sahip olmanın, işletme

sahibi yönünden ekonomik bir değer ifade ettiği açıktır (çalışma ruhsatlarının

mülk teşkil ettiğine ilişkin bkz. Ak

Demirtaş Madencilik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2014/1989, 15/6/2016, § 35). Kişi yönünden ekonomik değer ifade eden işletme

hakkının mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda

tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte, olayda başvurucular su ürünleri

tesisi işletmek için gereken prosedürü tamamlayarak lazım gelen ruhsatı

alamadıklarından mevcut bir işletme hakkının varlığından söz edilemez.

51. Somut olayda, ihtilaf konusu taşınmaz başka şirketler

tarafından 1996 yılından itibaren yetkili makamlardan gerekli izinler alınmak

suretiyle su ürünleri tesisi olarak işletilmiştir. Kocaman Balıkçılık Ltd. Şti.

tarafından da ihtilaf konusu taşınmaz, su ürünleri işletmesi olarak satın

alınmış ve Öz Callut Ltd. Şti.'ye

on yıllığına kiralanmıştır. Öz Callut Ltd. Şti.

tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından işletme izni alınmış,

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından sanayi sicil belgesi temin edilmiş, MEDAŞ ile

elektrik satış sözleşmesi akdedilmiş, Karayolları Genel Müdürlüğünden geçiş

yolu ön izin belgesi alınmış ve Konya İl Çevre ve Orman Müdürlüğünden de söz

konusu tesis için "Çevresel Etki Değerlendirmesi"nin

(ÇED) gerekli olmadığı yolunda karar aldırılmıştır. Ancak Koruma Bölge

Kurulunun 31/5/2010 tarihli kararı nedeniyle işletme iznine dair işlemlerin

sonuçlandırılması akim kalmıştır.

52. Taşınmazın geçmişte su ürünleri tesisi olarak işletilmiş

olduğu ve yetkili makamlar tarafından başvurucuların da bu yoldaki

girişimlerine olumlu cevaplar verilerek taleplerinin büyük ölçüde yerine

getirildiği gözetildiğinde, başvurucuların, anılan yerin su ürünleri tesisi

olarak işletileceği, bu hususta kendilerine gereken izinlerin verileceği

yolunda meşru bir beklentilerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

53. Koruma Bölge Kurulunun 31/5/2010 tarihli kararı nedeniyle

anılan taşınmazın su ürünleri tesisi olarak işletilmesi olanağı ortadan kalkmış

olup bunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

54. Ancak 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülen ruhsat verilmeme işlemi

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.

55. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi gereğince, idari

eylem ve işlemlerden doğan zararların tazmini amacıyla idare aleyhine tam yargı

davası açılması mümkündür.

56. Olayda başvurucuların, mülkiyet haklarına müdahale teşkil

eden Koruma Bölge Kurulunun 31/5/2010 tarihli kararına karşı sadece iptal

davası açtıkları, buna karşılık işlem dolayısıyla oluştuğu öne sürülen zararın

tazminine yönelik tam yargı davası açmadıkları görülmektedir. İdari işleme

karşı açılan davanın reddedilmiş olması, söz konusu idari işlemden doğan

zararın tazmini istemiyle açılan davanın da olumsuz sonuçlanacağı anlamına

gelmemektedir. Aksine, Türk idare hukukuna göre işlem hukuka uygun olsa bile

işlemden doğan zararların idarece karşılanması gerektiği durumlar söz konusu

olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

B. No: 2014/1546, 2/2/20176, § 28-39). Dolayısıyla açılacak tam yargı davasının

sonuçsuz kalacağı söylenemez.

57. Açıklanan nedenlerle taşınmazın su ürünleri tesisi olarak

işletilme imkânının ortadan kalkması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasının yetkili derece mahkemeleri önünde tanınan başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Başvurucuların Diğer İddiaları

58. Başvurucular, taşınmaz üzerinde yeni inşaat yapılmasının

yasaklanmasıyla yetinilebilecek iken "1.

Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde kalan 1639 nolu

parselde [Kocaman Balıkçılık Ltd. Şti.'ye ait

taşınmaz] ruhsatsız yapıldığı anlaşılan yapı hakkında İl Özel İdaresince ilgili

mevzuat doğrultusunda işlem yapılmasına" yolunda karar alınmak

suretiyle kazanılmış haklarının zedelendiğini belirtmişlerdir. Koruma Bölge

Kurulunun kararının bu kısmı tavsiye niteliğinde olup ruhsatsız olduğu

belirtilen yapıya ilişkin işlem tesis etme yetkisi İl Özel İdaresine aittir.

Somut olayda İl Özel İdaresinin bu yönde karar aldığı yolunda dosyaya herhangi

bir bilgi ve belge eklenmemiştir. Dolayısıyla bu iddianın incelenmesine gerek

görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların diğer iddialarının incelenmesine GEREK

OLMADIĞINA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

23/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. KOCAMAN

BALIKÇILIK İHR. İTH. TİC. LTD. ŞTİ.

2. ÖZ CALLUT

TAR. PET. SU ÜR. İTH. İHR. SAN. TİC. LTD. ŞTİ

Vekili : Av. Duriye Serpil PARLAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13827, 23 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Arka Planı
  7. B. Koruma Bölge Kurulu Kararına Karşı Açılan
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Taşınmazın Sit Alanı Olarak Tescil Edilmesi
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. B. Ticari Faaliyette Bulunma İmkanının Ortadan
  13. C. Başvurucuların Diğer İddiaları
  14. B. Başvurucuların diğer iddialarının incelenmesine GEREK
  15. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Tar. Pet. Su Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13827
Tarih
23 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Volkan Topçu Başvurusu (B. No: 2014/9457)
  • Faysal Bil Başvurusu (B. No: 2014/3397)
  • Mehmet Tava Başvurusu (B. No: 2014/18006)
  • Nebi Karataş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13001)
  • İbrahim Topcu Başvurusu (B. No: 2014/1295)
  • Mehmet Gözütok Başvurusu (B. No: 2014/2522)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.